Her şeb sâhil-i Şat kanâdîl ü fânûs u şem‘-i rîh meş‘aleler ile çerâğân olup Şatt üzre niçe bin san‘atlar ile şem‘-i revgân ve şem‘-i aselleri tahtalar üze[re] zeyn edüp bir tarafdan bir tarafa çerâğlar cereyân edüp şeb-i muzlimleri gûyâ rûz-ı rûşen olup her külbede hânende vü sâzende vü kaşmerân [u] mutrıbân [u] meddâhân ve avvâd u çârtâyî ve şeştârî vü berbûtî ve kânûnî vü çengî ve rebâbî vü mûsikârî ve tanbûrî ü santûrî ve nefîrî vü belebânî ve neyzen ü dehenkzen; hulâsa-ı kelâm cemî‘i sâzendegân u mizmeregân, cümlesi tâ vakt-ı Şâfi‘îye dek fasl-ı Baykara edüp ba‘dehû mü’ezzinân-ı müselmân asvât-ı hazînleriyle temcîd ü temhîdler tilâvet edüp cümle ehl-i tarîk u âşıkân-ı sâdıkân Fisagores-i Tevhîdî tevhîdi ederler, zîrâ ahâlî-i Diyârbekir cümle tarîk-ı Hâcegândan ve tarîk-ı Gülşenî'den olmak ile zevk ü şevk-i tevhîd vecdinden dahi hâlî değillerdir. Netice-i merâm bu bâğ-ı İrem'de gûy-gûy ve güm-güm cân sohbetleri olup devâm-ı devlet-i pâdişâhîye müdâvemet ederler. Hudâ mertebelerin âlî ede. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208a ·
metinde göster ·
… ve tabıl ve dankiyo ve nâkûsları ve erganon ve düdükleri ve surka tulum nâm bir
mizmerdir
cümle bayrakların ser-nigûn ve mün‘akis edüp sâ’ir tecemmülât-ı mehmelâtları da …
"Kâşki biz de böyle olup esîr olmaya idik. Dahi başımıza ne hâller gelir" deyü feryâd ederlerdi. Ve feth olunan yüz yetmiş pâre şayka ve çırnıklar içinden ve meterislerde alınan ve sahrâlarda bulunup ceng ile alınan cümle mâl-ı ganâ’imleri ve sâ’ir mühimmât âvânîler ki mîrîye â’id olmuşdu, anları cümle bin iki yüz aded at arabalarına mâl-â-mâl edüp sâ’ir guzât-ı müslimînin aldığı kanı bahâsı altı bin dokuz yüz aded Kazaklardan mâ‘adâ mîrîye â’id olan on bir bin altmış aded esîr küffârın elleri bâğlı ve ciğerleri dâğlı cebe ve cevşenleri ve yetmiş nefer hatmanları ve serdâr-ı murdârları olan Krakov kralının oğlu veled-i pelîdi olan Holandiye nâm la‘în dahi kayd [u] bend-i silsile olup cümlesi arabalar üzre tahmîl olunup üç yüz altmış aded gûnâ-gûn haçlı bayrakları ve tabıl ve dankiyo ve nâkûsları ve erganon ve düdükleri ve surka tulum nâm bir mizmerdir cümle bayrakların ser-nigûn ve mün‘akis edüp sâ’ir tecemmülât-ı mehmelâtları dahi menkûp olunup her kâfir zincirleri ile boğazlarından bâğlı ve cümlenin elleri dahi beşer beşer birer araba angışlarına bâğlı âmâde oldular ve ba‘zı guzât-ı müslimîn kendü hüsn-i rızâsıyla kanı ve cânı bahâsı esîrlerin pâdişâh içün iki yüz elli aded kâfirleri ellişer guruşa satup akçesin alup anları dahi pây-beste ve dil-haste zincire urup arabalara yükletdiler. Ve cümle arabalar üzre altı bin altmış aded kelle-i bî-devletleri arabalar üzre sırıklar ile zeyn edüp âmâde oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62a ·
metinde göster ·
… etmek içün papas esîrlere {bu erganon sâzın} çaldırup bu kadar sâz-ı ciğersûz-ı
mizmerâtların
asvât-ı hazînlerine âdem mebhût ve mütehayyir kaldılar. Ba‘dehu bu erganonu guz …
Ve bir mahfil-misâl bir kasrı üzre erganon-ı Dâvûdîsi var idi. Sadrıa‘zam istimâ‘ etmek içün papas esîrlere {bu erganon sâzın} çaldırup bu kadar sâz-ı ciğersûz-ı mizmerâtların asvât-ı hazînlerine âdem mebhût ve mütehayyir kaldılar. Ba‘dehu bu erganonu guzât-ı müslimîn pâre pâre etdiler. Ba‘dehu bu erganonhâne kasrın mü’ezzinlere mahfil-i münîf etdiler. Ve bu deyrin bir nâkûshâne kullesi var idi, top güllesiyle sehel yıkdılar. Sonra çâr-kûşe bir minâre-i bânghâne-i Muhammedî etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131a ·
metinde göster ·
… ü haykırararak erganon ve torompete ve luturyanî boruların ve niçe bin nâkûs ve
mizmerleri
ve tablları ve boruların çalarak ve hoş-elhân asvât-ı hazînli gulâmlar ile cüml …
Ba‘dehu cümle küffâr-ı dûzah-karâr alay alay olup cümlesi sâf u sâf ve mevc ü mevc ve fevc ü fevc el urarak "Pişkindon" deyü haykırararak erganon ve torompete ve luturyanî boruların ve niçe bin nâkûs ve mizmerleri ve tablları ve boruların çalarak ve hoş-elhân asvât-ı hazînli gulâmlar ile cümle nağamât-ı rehâvî ederek ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152a ·
metinde göster ·
… g ü rebâb ve şeştâr ve ıklığ ve çöğür ve rebâb ve erganonları ve nâkûs 52b ve
mizmerâtları
cümle su dollâblarının çarhları birer san‘at ile çalar kim bu dahi bir ibret-nü …
Ve niçe yüz yerde câ-be-câ maksûreler önünde niçe yüz gûne çarhları sular deverân etdirdikçe niçe yüz çeng ü rebâb ve şeştâr ve ıklığ ve çöğür ve rebâb ve erganonları ve nâkûs 52b ve mizmerâtları cümle su dollâblarının çarhları birer san‘at ile çalar kim bu dahi bir ibret-nümâyı temâşâgâhdır. Yine niçe yerde dahi ney gibi kaval ve düdük ve miskal ve dankiyo ve çağırtma düdüklerin envâ‘ların su çarhları körükleri çeküp rûzgâr ile körükler dolup andan mezkûr sâzlara körüklerden rûzgâr urup cümle rehâvî makâmında sâzlardan âheng-i gûnâ-gûnlar çıkup gûyâ Hüseyin Baykara fasılları olur kim ağreb ü garâ’ibden su çevirir çarhların körük sâzlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a–52b ·
metinde göster ·
… üyûrlarında yokdur. Kâmil üç yüz aded sâz u tabl ve nakâre vü nefîr ve gûnâ-gûn
mizmerâtlardır
kim ne diller ile ta‘bîr ve ne kalemlerle tahrîr olunur, ancak semâ‘a mevkûfdur …
Ve bu deyrün gerüde kıble kapusunun iç yüzünde sekiz aded sütûn-ı nahîf hacer-i savvân üzre bir erganon mahfeli mahfeli var kim henüz zamânemiz üstâdları eyle bir kasr-ı musanna‘a tîşe ve erre urup yapmağa kâdir değillerdir, meğer Üstürgon kal‘asındaki Kızılelma câmi‘inin içinde Süleymân Hân mahfeli ola, ammâ bu Beç mahfeli andan âlîdir. Ve bunda olan erganon-ı Hazret-i Dâvûd bir diyâr keferelerinin düyûrlarında yokdur. Kâmil üç yüz aded sâz u tabl ve nakâre vü nefîr ve gûnâ-gûn mizmerâtlardır kim ne diller ile ta‘bîr ve ne kalemlerle tahrîr olunur, ancak semâ‘a mevkûfdur. Ve dahi bu mısrâ‘ kim
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60a ·
metinde göster ·
… reme taburdan çıkup luturyânî boruları ve torompete ve erganon ve nâkûs ve tabl
mizmerâtlarların
çalarak ve ba‘zı küffârlar ellerinde kılıçlarıyla hora depüp oynayarak ve papas …
Karşu tarafdan dahi kırk elli alay küffâr taburlarından çıkup domuz sürüleri gibi sürü sürü ibtidâ piyâde tüfenglisi bayraklarıyla ve haçlı papaslarıyla meydâna çıkup taburları yanında durdular. Andan elli pâre topların taşra meydâna çıkarınca taburun yedi kapusundan cümle küffâr birbirlerine tirkeşüp nahır sürüsü gibi reme reme taburdan çıkup luturyânî boruları ve torompete ve erganon ve nâkûs ve tabl mizmerâtlarların çalarak ve ba‘zı küffârlar ellerinde kılıçlarıyla hora depüp oynayarak ve papasları İncîl okuyarak ve kimisi yırlayarak bir alay mest [ü] medhûş sarhoş Mesköv kâfirleri ve Çeh ve Leh ve Kazak-ı âk fâcirleri dûzah-karâr olmağa karârları kalmayup hınzîr topu gibi tortop olup onar onar yayaları birbirlerine zencîrler ile bağlanup cümle soltat ve mortatları yap yap gelüp cümle topları bu bağlı piyâdelerin ardları sıra zencîrler ile bağlayup ale't-tertîb durmuşlar ve cümle kefereler sahrâyı mâl-â-mâl etmişler. Ve cünûd-ı cünüb-i küffârlar domuz gibi suyun bataklığına arka vermişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115a ·
metinde göster ·
… alde yine deyre muttasıl bir erganûn-hâne vardır. Bednâm günlerinde bir erganûn
Mizmerât-ı
Dâvûdî icrâ ederler kim rehâvî makâmında âgâze etdiklerinde âdem mest [ü] medhû …
Ba‘dehu bu deyrden yedi adım şâhrâh ile kıble cânibinde yine bu deyr dîvârına muttasıl bir çanlığı var. Kâmil yigirmi tabaka evce ser çekmiş bir merkab-ı nâkûsdur, ammâ çanı çalınmaz. Zirve-i a‘lâsın Hazret-i Ömer münhedim etmişdir. Ammâ bu mahalde yine deyre muttasıl bir erganûn-hâne vardır. Bednâm günlerinde bir erganûn Mizmerât-ı Dâvûdî icrâ ederler kim rehâvî makâmında âgâze etdiklerinde âdem mest [ü] medhûş olup lâ-ya‘kıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223b ·
metinde göster ·
… aya iki yüz demir halka geçmiş kıvış kıvış sadâ verir ve yine kamışdan gûnâ-gûn
mizmerâtlara
âheng olur hûb u hazîn ve hoş-elhân Fûncî hânende Baykara fasılları ederek tayy …
Ba‘de't-ta‘âm gayrı fîller üzre süvâr olan firdilânları ya‘nî hânende ve sâzendeleri fîl başı berâber getirüp bir gûne çâr-gûşe rebâb ve bir halkaya iki yüz demir halka geçmiş kıvış kıvış sadâ verir ve yine kamışdan gûnâ-gûn mizmerâtlara âheng olur hûb u hazîn ve hoş-elhân Fûncî hânende Baykara fasılları ederek tayy-i merâhil ederdik. Ammâ el-azametullâh dağı taşı ve hâmûn-ı kâşî Urbân ve bu kadar ibâdullâh pür edüp saf saf ve mevc mevc alay alay gürûh gürûh enbûh gibi giderlerdi. Ve niçe bin fîl üzre âlât-ı silâh ve üç yüz mikdârı mancınık ve altı pâre şâhî tuc top ve niçe bin fîl kemiğinden toplar ve niçe kerre yüz bin develer üzre mühimmâtlar ve harsüvâr ve pîlsüvâr ve hımâr-süvâr benî âdem'in hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Ve piyâde kavmin hadd [ü] hasrına nihâyet yok idi. Bu hâl üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y399b ·
metinde göster ·
… trıbân ve hânendegân u sâzendegân meddâhân gazelhân ebyât eş‘ârların ve âheng-i
mizmerâtların
düzüp bülend-âvâz ile Hüseyin Baykara faslı edüp şâ‘irân-ı mâhirân fesâhat [u] …
Ve halîc-i Yûsuf'a nâzır fevkânî ve tahtânî kahvehâne-i bî-minnetler var kim şeb [ü] rûz âyende vü revende ehl-i dilânın ârâmgâhı ve cemî‘i seyyâhân dervîşânın karârgâhı cemî‘i zurefâ ve yârân-ı bâ-safâ ve ihvân-ı bâ-vefâ görüşecek bir cây-ı cilvegâh bezmgâh kahvelerdir. Her köşesinde mutrıbân ve hânendegân u sâzendegân meddâhân gazelhân ebyât eş‘ârların ve âheng-i mizmerâtların düzüp bülend-âvâz ile Hüseyin Baykara faslı edüp şâ‘irân-ı mâhirân fesâhat [u] belâgat üzre müfredât ve dübeyt ve müselles ve murabba‘ ve muhammes ve müseddes tercî‘-i bend ve kasâyid-i bahr-i tavîllerin tilâvet ederek birbirlerine hasmâne çâr-ender-çârlar ve mu‘aşşerât ve müstezât ve penc-beytler okurlar kim âdem hayrân kalur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·