… iddîn nuhâs-ı hâlisden tancereler inşâ edüp pîr oldu. Hâlâ yine Kırım Tatarı ve
Moğol
ve Boğol ve Kalmah ve Kumuk kavimleri içinde cemî‘i tancereleri cümle Çoyunçu d …
Ammâ ibtidâ Hazret-i Dâvûd tancere ve kazganı demirden düzmüşler idi. Sonra bakır ma‘âdinleri zâhir olup Ebû Habîb Muhyiddîn nuhâs-ı hâlisden tancereler inşâ edüp pîr oldu. Hâlâ yine Kırım Tatarı ve Moğol ve Boğol ve Kalmah ve Kumuk kavimleri içinde cemî‘i tancereleri cümle Çoyunçu demirinden kazganlardır kim ma‘deni Kırım cezîresinde hâsıl olup Kefe kurbünde Çoyunçî Mehemmed Efendi'nin kârıdır kim {azîm kârhânedir kim ana mahsûsdur}. 185b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 185a–185b ·
metinde göster ·
… kavm ve on iki lisândır, ve kavm-i Çîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr ve Kavzak ve
Moğol
ve Noğol ve Türk-Tatar ve Özbek ve Acem ve Dağıstân'da Kumuk ve Kılmah, on iki …
İbtidâ Tatar'dan tenâsül bulan kavm-i gûnâ-gûnlardan : Evvelâ, kavm-i Tatar ve Hind ü Sindî ve Muğânî ve Lûristanî ve Moltânî ve Banyânî ve âteş-perest-i Hindistân, on iki kavm ve on iki lisândır, ve kavm-i Çîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr ve Kavzak ve Moğol ve Noğol ve Türk-Tatar ve Özbek ve Acem ve Dağıstân'da Kumuk ve Kılmah, on iki kavm ve on iki lisândır, ve Nogay ve Heşdek ve Labka ve Çağatay ve Lezgi ve Gürcî ve Mikrîl ve Şavşad ve Dadyan ve Açıkbaş ve Ermeni ve Urum ve Türkmân ve Kababta ve İsrâ’ilî ya‘nî Yehûdî ve Moskov, Gürcî'dendir, ve Ya‘kûbî ve Karâyî ve Frenk, on iki kavm lisândır, Yahûdîdir ammâ Mesîhâ-mezhebdirler, evvelâ İşpaniya ve Fransa ve Ceneviz ve Portakal ve Venedik ve Dodoşka ve Sırf ve Latin ve Bulkar ve Hırvad ve Lotozyan ve lisân-ı Talyan (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 256a ·
metinde göster ·
… deşt [u] sahrâsında bir hatve arz-ı hâliye yok imiş. Ba‘dehû sene 691 târihinde
Moğol
tâ’ifesi 295a tama‘a düşüp yer götürmez asker ile gelüp bu şehr-i imâristân-ı …
Evsâf-ı kal‘a-i Nahşivân-ı nakş-ı cihân : Hakkâ ki cihânın nakş-ı bukalemûnî şehirdir. Ba‘zılar Nahçivân ba‘zılar Nahışvân derler. İrân-ı zemîn diyârı şehirlerinin âb-ı rûyıdır. Hâlâ Azerbaycân-ı evcân hudûdunda başka hânlıkdır kim hânı iki bin askere mâlikdir. İhtimâdevlesi ve kelenteri ve münşîsi ve darûgası ve dizçöken ağası ve çiğyeyen akası vardır kim bu esnâfların hükûmetde alâkaları vardır. Kadısı ve şeyhülislâmı dahi vardır. Bu şehri zamân-ı kadîmde Şâh Efrâsiyâb binâ etmişdir kim ecdâdlarının medfûn olduğu kıbâblar nümâyândır. Anların zamân-ı devletinde bu Nahşivân ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân imiş kim deşt [u] sahrâsında bir hatve arz-ı hâliye yok imiş. Ba‘dehû sene 691 târihinde Moğol tâ’ifesi 295a tama‘a düşüp yer götürmez asker ile gelüp bu şehr-i imâristân-ı nakş-ı cihânın nakşın bozup hârâb [u] yebâb etdi ve kal‘asın münhedim edüp türâb etdi. Ba‘dehû Şâh İsmâ’il gelüp imâr etdi. {Ba‘dehû sene 912 târihinde Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında şâh-ı güm-râh tarafından Zülfikâr Hân gelüp Nahşivân'e istilâ eyledi} Ba‘dehû sene (---) târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘ askeri gelüp Tabanıyassı Mehemmed Paşa feth etdi. Ahvâl-i kâr-ı dünyâ böyle ola gelmişdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b–295a ·
metinde göster ·
… ar, ammâ bu kadarla iktifâ etdik. Ve nevâhîlerinde olan Terekeme ve Gökdolak ve
Moğol
kavminin başka lehçe-i mahsûsaları vardır. İnşâallah anların dahi lisânları mah …
Niçe gûne ıstılâhât [u] ibârâtları var, ammâ bu kadarla iktifâ etdik. Ve nevâhîlerinde olan Terekeme ve Gökdolak ve Moğol kavminin başka lehçe-i mahsûsaları vardır. İnşâallah anların dahi lisânları mahalliyle tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 296a ·
metinde göster ·
… smiyesinin aslı dahi oldur kim lisân-ı Moğolda şeneb kabre derler. Sâhib-i kabr
Moğol
pâdişâhlarından Muhammed Gazan olmağıla şeneb-i Gazan diyecek yerde tahfîf-i ke …
Hâlâ tekye-i Bektâşiyân'dır. İki yüzden mütecâviz pây-bürehne ve ser-bürehne âşıkân-ı sâdıkânları vardır. Ve bu âsitâne kapusu hâricinde niçe kerre yüz bin kurbân kellesi boynuzuyla biri biri üzre yığıp bir kulle-i azîm etmişler. Zîrâ cemî‘î İrân-zemîn halkı bu Muhammed Şâm-ı Gazan'a i‘tikâdları olmağıla her sene niçe bin kûsfend kurbân nezerâtlar gelir ve hareminde on zirâ‘ amîk bir âb-ı nâb câh-ı mâsı var. Mâh-ı temmûzda gûyâ yah-pâredir. Hakkâ kim âb-ı hayâtdan nişân verir. Ve bu âsitâneye Şâm-ı Gazan derler. Ammâ ber-vech-i tesmiyesinin aslı dahi oldur kim lisân-ı Moğolda şeneb kabre derler. Sâhib-i kabr Moğol pâdişâhlarından Muhammed Gazan olmağıla şeneb-i Gazan diyecek yerde tahfîf-i kelâm ile galat-ı meşhûr evlâ olup Şâm-ı Gazan derler. Ammâ sahîhi şeneb-i Gazan'dır. Ve bu âsitâne-i azîm kûh-ı Velyân üzre Şâm-ı Gazan kal‘ası harâbdır. Anın dâmenine karîb bir âsitâne-i garîb ve acîbdir, kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz. Andan kalkup cânib-i garba gidüp kûh-ı Velyân dâmeninde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304a ·
metinde göster ·
… in hâne imiş. Hâlâ ol tarafda âsâr-ı imâretleri nümâyândır. Lâkin Cengiziyândan
Moğol
ve Boğol tâ’ifesiyle Hülâgû, Bağdâd'da Halîfe el-Müstansır-billah üzre hurûc ed …
Azerbaycân hâkinde Tebrîz hudûdunda başka sultânlıkdır. Bin mikdârı askere mâlikdir. Kadısı ve kelenteri ve darûgası ve münşîsi vardır. Zamân-ı kadîmde Hûşenk Şâh binâ edüp Azerbaycân'ın ibtidâ taht-ı kadîmi bu idi. Meşhûr-ı âfâk şehr-i nüh-tâk ve kasr-ı revâk-ı Havernâk ve kâhlar ile ârâste ve bâğ u besâtîn ve selsebîller ile pîrâste bir şehr-i müte‘âref-i mahbûb ve müzeyyendir. Ve müşebbek hadîka-i ravza-i cinânlarında fevâkihe-i tayyibesi hadden efzûndur. Ve ulemâ-yı zû-fünûnu kıyâsdan bîrûndur. Bu şehr ile Tebrîz'in beynehümâsı on bir fersahdır. Cümle yedi bin altmış toprak örtülü hânesi ve on bir câmi‘i ve kırk hânı ve altmış aded mesâcidi ve kırk tekye-i dervîşânı ve on bir hammâm-ı dilküşâsı ve üç bin aded dükkânları var. Ekseriyyâ halkı bezzâz ve cüllâh ve pây-bâfdır kim elvân lekeffûrî bogasıları memdûh-ı dûhdır. Ve Merâğa'nın mahbûb ve mahbûbesi memdûh-ı âlem-i İrân-zemîndir. Hâlâ bu şehr, Sultân Murâd-ı Râbi‘ askeri harâb idelden berü imâr olmadadır. Ammâ imâr [u] bânîsi sene (---) târîhinde Mervân ibn Muhammedü'l-hımârıdir kim anların zamân-ı devletinde tâ cebel-i Sehend'e varınca yetmiş bin hâne imiş. Hâlâ ol tarafda âsâr-ı imâretleri nümâyândır. Lâkin Cengiziyândan Moğol ve Boğol tâ’ifesiyle Hülâgû, Bağdâd'da Halîfe el-Müstansır-billah üzre hurûc edüp giderken bu şehri harâb edüp niçe kerre dahi harâb olup kûh-ı Sehend'den ba‘îd imâristân olmuşdur. Zîrâ mezkûr kûh-ı Sehend, bâd-ı şimâle mâni‘ olmağıla hevâsı sakîl idi. Anınçün vâdî içre imâret olunmuşdur. Ammâ yine cümle âb-ı hayevânları kûh-ı Sehend yaylasından gelüp niçe bin bâğ u besâtînleri reyy edüp şehr içre niçe bin hânedânlara fıskıyye ve havz ve şâzirvânlarda revân olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304b ·
metinde göster ·
… ı şâhîleri vardır. Re‘ayâ ve berâyâları cümle Ermeni ve Gökdolağ ve Terekeme ve
Moğol
ve Boğol ve Kumuk tâ’ifeleridir. Bir kavmine İt-til derler.
Menzil-i nâhiye-i Mahmûd-âbâd: Bir sahrâ-yı azîm içre iki yüz pâre ma‘mûr [u] âbâdân ve hıyâbân içre kend-i ravza-i rıdvânlardır kim bin deve yükü ibrişim hâsıl olur, derler. Her kendi birer şehr-i azîme mânend kasabalardır. Câmi‘ ve hammâmları ve esvâk-ı şâhîleri vardır. Re‘ayâ ve berâyâları cümle Ermeni ve Gökdolağ ve Terekeme ve Moğol ve Boğol ve Kumuk tâ’ifeleridir. Bir kavmine İt-til derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311a ·
metinde göster ·
… de ancak bu kadar tahrîr olundu. Bu Kaytak kavminin aslı Mâğân diyârından gelme
Moğol
Etrâkı olmağıla lisân-ı Moğolca kelimât ederler. Bir elsine-i nâsa müşâbeheti y …
Niçe gûne ıstılâhâtları var ammâ iki günde ihtılât etdiğimizde ancak bu kadar tahrîr olundu. Bu Kaytak kavminin aslı Mâğân diyârından gelme Moğol Etrâkı olmağıla lisân-ı Moğolca kelimât ederler. Bir elsine-i nâsa müşâbeheti yok lisân-ı kadîmdir. Bu tâ’ifeleri Mahmûd-âbâd ülkesinde seyr [u] temâşâ edüp yine cânib-i şimâle sâ‘at (---) gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311b ·
metinde göster ·
… âk-i kisrâları kavs-ı kuzahdan nişân verir alâmetleri var. Sene (---) târîhinde
Moğol
kavmi Dağıstân ve Kumuk ve Kaytak kavmiyle yek-dil [ü] yek-cihet olup harâb [u] …
Evsâf-ı şehr-i Niyâz-âbâd, ma‘mûr [u] bünyâd: Şirvân hudûdunda Yezdcird Şâh binâsıdır. Kadîm-i evvelde şehr-i azîm imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları ve tâk-i kisrâları kavs-ı kuzahdan nişân verir alâmetleri var. Sene (---) târîhinde Moğol kavmi Dağıstân ve Kumuk ve Kaytak kavmiyle yek-dil [ü] yek-cihet olup harâb [u] yebâb etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311b ·
metinde göster ·
… ı kâlây ederek on binden mütecâviz çapur askeri gibi derme çatma ve Terekeme ve
Moğol
ve Boğol ve Kımık ve Kumuk ve Kılmak ve Gökdolak ve Moğan ve Kazak tâ’ifelerind …
Ve niçe sultânlar dahi cümle sûr libâsların geyinüp muhteşemâne 314a arz-ı kâlây ederek on binden mütecâviz çapur askeri gibi derme çatma ve Terekeme ve Moğol ve Boğol ve Kımık ve Kumuk ve Kılmak ve Gökdolak ve Moğan ve Kazak tâ’ifelerinden ecnâs-ı mahlûkât âriyetî libâçe ve libâslar ile pür silâh olup kerrenây ve nefîr-i Efrâsiyâb'ların çalarak ve kös-i Hâkânîleri ve tablların ve tabl-bâzların döğerek balaban ve cura sûrnâ fasılları ederek bir alay-ı İrân-zemîn gösterdiler kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Hemân bu asker içinden Revân hânı at bırağup gelirken refîkımız Şemahı hânı eydür "Hey Evliyâ Aka! Mine heze Revân hânı geledir" dedikde hân gelüp ibtidâ hakîr ile at üzre görüşüp musâfaha idişüp ba‘dehû Bakü hânıyla bilişüp ve Gîlân hânıyla öpüşüp tâ Bakü kal‘asına üç sâ‘atde varınca âşnâ olduk. Andan zeyl-i Bakü'ye varınca kal‘anın burc [u] bârûlarından ve leb-i deryâda âmâde olan kullelerden ol kadar top endaht edüp şâdmânîler oldu kim kal‘a-i Bakü mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup hakîre hayli cebe satdılar. Meğer bu Bahr-i Haraz'ün karşu garb cânibinde Moskov kralının Ejderhân ve Balhân ve Sarây ve Haşdek ve Türk kal‘alarından elçiler gelüp sûr içün hedâyâlar getirmişler. Bu top şâdmânlarının bir aslı da anlara kal‘anın cebehânesi ve istihkâmın göstermek imiş. Bu hâl üzre kal‘a-i Bakü'ye bin elli yedi senesi mâh-ı Muharrem'inin evvel cum‘a gününde dâhil olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313b–314a ·
metinde göster ·
… ının Özbekistân ve Hindistân ve Irâk ve Kürdistân ve Al-i Osmân ve Gürcîstân ve
Moğol
ve Dağıstân 315a serhadleri haddinde olan kılâ‘lara bu kara nefti götürüp hîn …
Der-beyân-ı dühn-i neft: Kimi leb-i deryâda ve kimi nâhiye-i Müskir'de bi-emrillah yerden kaynayup çıkar. Lâkin germâb suları gibi ılıca sular gölcük gölcük olup suların yüzünde kaymak gibi yığılup durur. Şâh tarafından başka emânetdir kim taraf-ı şâha senevî yedi bin tümen akçe verir. Neft emîninin âdemleri mezkûr gölceğiz içre girüp kepçelerle nefti cem‘ edüp keçi tulumlarına doldurup diyâr diyâr sudâger tüccâr alup götürürler. Yedi sekiz gûne neft olur, ammâ sarı nefti gâyet makbûldür ve siyâh nefti şâhlıkdır kim cemî‘î Acem diyârının Özbekistân ve Hindistân ve Irâk ve Kürdistân ve Al-i Osmân ve Gürcîstân ve Moğol ve Dağıstân 315a serhadleri haddinde olan kılâ‘lara bu kara nefti götürüp hîn-i muhâsarada şeb-i muzlimde meş‘aller ile kal‘a etrâfına çerâğân ederler ve asker-i İslâm kal‘alarına hücûm etdiklerinde üzerlerine ve hâk-i pâlarına neftli yorgan ve köhne eşyâlar atup âteş-bâzlık ederler ve niçesine dahi kal‘aları ve şehrleri mühimmâtlariyçün lâzımdır. Hattâ Şâh huzûrunda ve cümle der-i devletlerinde çerâğân olan meş‘aller bu Bakü neftinden hâsıl olur. Azîm vezni üzre sun‘-ı Hudâdır. Ammâ şeb [u] rûz nigehbânları var kim âteş değerse inkırâzu'd-devrân sönmeyüp ıhrak-bi'n-nâr olur. Anınçün her neft ma‘deninin kenarında dağlar gibi elenmiş hâk-i pâk âmâde yığılmış durur. Bir neft ma‘denine bir şerer isâbet etse hemân cümle re‘âya ve berâyâ üşüp neft üzre türâb nisâr edüp bi-emrillah def‘ olur. Bundan gayrı ilâcı yokdur. Ve niçe yerde kaya ve gârlarda dahi neft ma‘âdinleri var imiş, ammâ manzûrumuz olan bu Bakü neftidir. Andan yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at leb-i deryâda gidüp nâhiye-i Müskir'de Terekeme obalarında meks eyledik. Bu sahrâlarda Moğol ve Kumuk ve Terekeme ve Yaka Türkmânları vakt-i zemistânda obaları ile meks edüp sevâhillenirler, gâyet mahsûldâr dârü'l-karâr diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b–315a ·
metinde göster ·
ve Kumuk ve Terekeme ve Yaka Türkmânları vakt-i zemistânda obaları ile meks edü …
Der-beyân-ı dühn-i neft: Kimi leb-i deryâda ve kimi nâhiye-i Müskir'de bi-emrillah yerden kaynayup çıkar. Lâkin germâb suları gibi ılıca sular gölcük gölcük olup suların yüzünde kaymak gibi yığılup durur. Şâh tarafından başka emânetdir kim taraf-ı şâha senevî yedi bin tümen akçe verir. Neft emîninin âdemleri mezkûr gölceğiz içre girüp kepçelerle nefti cem‘ edüp keçi tulumlarına doldurup diyâr diyâr sudâger tüccâr alup götürürler. Yedi sekiz gûne neft olur, ammâ sarı nefti gâyet makbûldür ve siyâh nefti şâhlıkdır kim cemî‘î Acem diyârının Özbekistân ve Hindistân ve Irâk ve Kürdistân ve Al-i Osmân ve Gürcîstân ve Moğol ve Dağıstân 315a serhadleri haddinde olan kılâ‘lara bu kara nefti götürüp hîn-i muhâsarada şeb-i muzlimde meş‘aller ile kal‘a etrâfına çerâğân ederler ve asker-i İslâm kal‘alarına hücûm etdiklerinde üzerlerine ve hâk-i pâlarına neftli yorgan ve köhne eşyâlar atup âteş-bâzlık ederler ve niçesine dahi kal‘aları ve şehrleri mühimmâtlariyçün lâzımdır. Hattâ Şâh huzûrunda ve cümle der-i devletlerinde çerâğân olan meş‘aller bu Bakü neftinden hâsıl olur. Azîm vezni üzre sun‘-ı Hudâdır. Ammâ şeb [u] rûz nigehbânları var kim âteş değerse inkırâzu'd-devrân sönmeyüp ıhrak-bi'n-nâr olur. Anınçün her neft ma‘deninin kenarında dağlar gibi elenmiş hâk-i pâk âmâde yığılmış durur. Bir neft ma‘denine bir şerer isâbet etse hemân cümle re‘âya ve berâyâ üşüp neft üzre türâb nisâr edüp bi-emrillah def‘ olur. Bundan gayrı ilâcı yokdur. Ve niçe yerde kaya ve gârlarda dahi neft ma‘âdinleri var imiş, ammâ manzûrumuz olan bu Bakü neftidir. Andan yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at leb-i deryâda gidüp nâhiye-i Müskir'de Terekeme obalarında meks eyledik. Bu sahrâlarda Moğol ve Kumuk ve Terekeme ve Yaka Türkmânları vakt-i zemistânda obaları ile meks edüp sevâhillenirler, gâyet mahsûldâr dârü'l-karâr diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b–315a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i Tiflis: Evvelâ nehr-i Kür kenarında yalçın kayalar üzre birbirine mukâbil iki kal‘a-i Betlis-i Tiflis'dir kim mâbeyne-hümâsından nehr-i Kür cereyân edüp bir kayadan bir kayaya cisr-i azîm ile kal‘adan kal‘aya ubûr olunur. Kal‘a-i kebîr, nehr-i Kür'ün cânib-i cenûbundadır. Ve küçük kal‘a nehr-i Kür'ün şimâlindedir. Ve nehr-i Kür büyük kal‘anın sahrâya nâzır tarafında küçük kal‘aya açılan kapusu önünden nehr-i Kür kal‘a dîvârına dokunarak cereyân ederek yedinci konakda Bakü kal‘asıyla Gîlân şehri mâbeyninde Bahr-i Haraz'a mahlût olur. İbtidâ matla‘ı vilâyet-i Çıldır'da (---) dağlarından hurûc edüp tâ Kara Ardahân'dan ve kal‘a-i Ahıska'ya ve kal‘a-i Azgur'a uğrayup Tiflis içinden geçüp Bahr-i Haraz'a munsab olur. Bir nehr-i azîmdir kim müverrihân-ı İrân-zemîn, "Bu nehr-i Kür'e bin altmış uyûn-ı câriye rîzân olur" deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki nehr-i Furât'dan sonra nehr-i Kür azîm sudur. Bu nehr kenarında yalçın kaya üzre Betlis'in binâ etdiği kal‘a-i kebîrin dâiren-mâdâr cirmi altı bin adımdır ammâ binâ-yı atîkdir. Dîvârının kaddi altmış zirâ‘ ve yetmiş burc ve üç bin bedendir. Ve bir cisr bâbı var, handakı yokdur. Nehr-i Kür üzre suluk kullesi var. Hîn-ı muhâsarada andan def‘-i atşân ederler. Derûn-ı hisârda altı yüz bâğsız ve bâğçesiz hâne-i hâk-i mestûrı var ve Hân sarâyı bu kal‘adadır. Câmi‘i ve hân [ve] hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı ve küçük kal‘a sonradan Yezdcir[d] Şâh binâ etmişdir, bir yalçın püşte üzre sad-ribâz-misâl bir seng-âbâd şekl-i murabba‘ küçük kal‘adır. Cisr başına ancak bir dervezesi var. Derûn-ı kal‘ada üç yüz hâne ve câmi‘ var. Lâkin bedâsteni ve imâret yokdur. Bu kal‘anın büyük kal‘a cenûb tarafındadır. Ammâ bu küçük kal‘a sûr-ı kebîrden metîndir. Bu kal‘aların cümle üç bin nigehbânları vardır. Her şeb-i muzlimde kal‘ayı meş‘aller ile çerâğân edüp dîdebânlar "Hudâ hûb" deyü feryâd ederek nigehbânlık ederler. Gerçi Acem diyârıdır, ammâ ekseriyyâ ahâlîsi Osmânlı zamânından berü Sünnî ve Hanefî ve Şâfi‘îyyü'l-mezheb bî-hisâb kimesneleri vardır ve ulemâsı ve mahbûb ve mahbûbesi vâfirdir. Memdûhâtından, dânedâr gendümü ve hâs ve beyâz Tiflis nânı ve beyâzî ve âl tebekânî yanaklı şeftâlûsü ve âbdâr [ve] lezîzât şeftâlûsü gâyet latîf ve hoş-hordur. Zîrâ Gürcî zenâneleri bâğında hâsıl olur et şeftâlûleridir. Hubûbât [u] nebâtâtı mahsûlleri gâyet memdûhdur. Pembesi ve harîri olmaz, amma âbdâr engürü mevsûfdır. Ve nehr-i Kür'den bu mahsûlâtlara aslâ fâ’ide (yarkıdde) yokdur. Cümle bârân-ı rahmet ile hayr [u] berekât mütekâsirdir. Nehr-i Kür'ün tulû‘undan gurûbuna varınca yüz elli pâre şehre uğrayup aslâ bu kurâ ve kasabâtların mezâri‘âtlarına fâ’ide olmaduğundan nehr-i Kür derler, Moğol kavmi Kür-i ur derler, ya‘nî fâ’idesiz 320a demekdir, ammâ lezîz âb-ı nâbdır. Dâ’imâ pest akmağile âlî yerleri reyy edemez ve hammâmları memdûh değildir. Zîrâ bu şehirde ılıcalar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 319b–320a ·
metinde göster ·
… i Abbâsiyân'dan Bağdâd-ı behişt-âbâd halîfesi el-Müstansır Billah hükmünde iken
Moğol
tâ’ifesinden Hülâgû Hân gelüp bu şehri harâb [u] yebâb ve ahâlîsin kebâb edüp B …
Evsâf-ı kal‘a-i kadîm Keçivân, şehr-i Dûdımân, binâ-yı Enûşirvân: Ba‘zı tevârîhlerde Pîjen ve Şeffâk ve Efrâsiyâb cengleri hikâyetinde tahrîr olunan kal‘a-i Dûdımân-ı Keçkıvân bu kal‘a-i şehr-i kadîmdir {deyü tahrîr etmiş}. Zamân-ı kadîmde 323b Âl-i Abbâsiyân'dan Bağdâd-ı behişt-âbâd halîfesi el-Müstansır Billah hükmünde iken Moğol tâ’ifesinden Hülâgû Hân gelüp bu şehri harâb [u] yebâb ve ahâlîsin kebâb edüp Bağdâd'ı dahi harâb etdi. Ba‘dehû bu şehr-i Keçkıvân-ı Dûdımân, Karakoyunlu Kara Yûsuf Şâh hükmünde iken ol kadar âbâdân olup mânend-i Erzen Bender-i Ahlât şehri oldu. Andan Timur-ı bî-nûr gelüp harâb tiye (?) harâb etdi. Ba‘dehû Süleymân Hân Nahşivân'a gelirken talî‘a-i asâkir-i İslâm olan Lala Kara Mustafâ Paşa feth edüp Kars eyâleti hükmünde hâlâ imâristândır, ammâ bender şehr değildir. Kal‘ası bir dereli yerde şekl-i murabba bir küçük kal‘adır. Hâkimi başka sancak beğidir. Hâss-ı hümâyûnı 153.500, ze‘âmet (---) ve timar (---) vardır. Alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Kânûn-ı Süleymânî üzre cebelüleri ile ve beğinin askeriyle cümle bin iki yüz mükemmel asker olur. Kal‘a dizdârı ve azeb ve gönüllü ağası ve üç yüz kal‘a neferâtları ve yüz eli akçe kadısı ve yedi aded ma‘mûr Keçîvân nâhiyeleri vardır. Cümle bin iki yüz aded tîn-i türâb ile mestûr hâne-i ma‘mûrları ve üç aded câmi‘-i muhtasarı her esnâfdan kırk elli aded dekâkînleri vardır. Andan (---) sâ‘at şarka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323a–323b ·
metinde göster ·
… bây oğlun katl edüp taleb etdüğü Bağdâd Hâtûn'u alup menkûhası oldu. Ol zamânda
Moğol
pâdişâhlarının hükmü ol idi kim murâd edindiği duhteri ve hâtûnu cebren ve kahr …
Ba‘dehû Bağdâd nâm bir Gürciyyü'l-asl mehpâre duhter-i ahteri bu Çoban-bây oğluna vermişdi. Sultân Ebû Sa‘îd Çoban-bây'dan Bağdâd Hâtûn'u isteyüp vermedüğünden Sultân Ebû Sa‘îd Çoban-bây üzre asker çeküp mukâvemete kâdir olmayup firâr edüp oğlunu yerine hâkim nasb edüp Sultân Ebû Sa‘îd Çoban-bây oğlun katl edüp taleb etdüğü Bağdâd Hâtûn'u alup menkûhası oldu. Ol zamânda Moğol pâdişâhlarının hükmü ol idi kim murâd edindiği duhteri ve hâtûnu cebren ve kahren alırdı. Bu kerre Çoban-bây firâr etdüğü yerde Âl-i Dânişmendiyye'den ve Âl-i Selçukıyân'dan hayli leşker cem‘ edüp Sultân Ebû Sa‘îd üzre gelüp ceng-i azîm edüp Pasin sahrâsında Çoban-bây münhezim olup ol cengde şehîd olup devletin Sultân Ebû Sa‘îd Akçakoyunlu'ya verdi kim yine Çoban-bây'ın ve Âl-i Selçukıyân-ı Alâ'eddîn'in ve Âl-i Dânişmendiyye'den Melik Gâzî hazretlerinin Akçakoyunlu Hasan Alp ammîzâdeleri idi. Bu Akçakoyunlu dahi zevi'l-iktidâr şâh olup Sultân Ebû Sa‘îd Tebrîz'de maktûl olduğuna târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 10b ·
metinde göster ·
hânlarından Ebû Sa‘îd Hân'ın ve Âl-i Selçukıyân'ın devletleri inkırâz bulup dev …
Bu mahalde Moğol hânlarından Ebû Sa‘îd Hân'ın ve Âl-i Selçukıyân'ın devletleri inkırâz bulup devlet Âl-i Akçakoyunlu'da karâr edüp Ahlat şehrini dârü'l-mülk edindiler. Bunlar dahi Mâverâu'n-nehr'den Âl-i Selçukıyân ve Âl-i Dânişmendiyân ile gelüp ammîzâdelerdir ve Âl-i Osmâniyân bunlardandır. Ammâ mukaddemâ Âl-i Selçukıyân ile Mâhân'dan hurûc eden Âl-i Çoban-bây'ın bir oğlu {Sultân Çobân Kurdumân} hurûc edüp Akçakoyunlu ile ceng-i azîm edüp pederi memleketine mâlik olup niçe zamân mutasarrıf oldu. Âhir terk-i dünyâ edüp pederinin na‘şını şehr-i Şureger'den çıkarıp Mekke-i Mükerreme'ye götürüp andan Medîne-i Münevvere'de Hazret-i Abbâs cenbinde defn edüp kendüsü mukaddemâ mutasarrıf olduğu Erzincân şehrine gelüp yine hilâfet sevdâsında olup asker cem‘ etmeğiçün Zağpa Deresi nâm mahalde mutalsam olan defîneye kenz-küşâlık edem derken derûn-ı gencîden bir âteş zâhir olup cümle tevâbi‘iyle Melik Çobân Kurdumân helâk olup niçesi ol âteşde hâkister Melik Çobân'ın na‘şını Erzincân kurbunda Baru köyünde Behlûl-i Semerkandî hazretleri cenbinde medfûn olduğu bâlâda mestûr, Âl-i Çobâniyân da bunda inkırâz buldu. Ammâ ezîn-cânib yine sadede rücû‘ edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 10b ·
metinde göster ·
ve kavm-i Boğol ve kavm-i Etrâk-i Kozak ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Dağıstân ve …
Bu Türkmân'ın niçe yüz gûne lehce-i mahsûsaları vardır kim birbirlerinin lisânlarını tercümân ile anlarlar, ammâ cümleden lisân-ı Etrâk-ı Çağatay fasihdir. Kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Etrâk-i Kozak ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Dağıstân ve kavm-i Lezgi ve Kumuk ve kavm-i Tatar-ı Buhârâ ve kavm-i Noğay-i Urumbat ve kavm-i Ulu Noğay ve kavm-i Kiçi Noğay ve kavm-i Şıdak Noğay ve kavm-i Haydak ve kavm-i Badrak-ı Kırım ve kavm-i (---)(---)(---) bunlar cümle lisân-ı Türk-i Tatar'dır. Türkmân ve Âl-i Osmân cümle bunlardandır. Ammâ Kalmuk Tatarı Çin ve Fağfûr ve Hıtâ ve Huten ve Moskov mâverâsında karanlık dünyâya varınca kavm-i Kalmuk başka Tatar'dır. On iki tâ’ifesi şâhları ve pâdişâh şehzâdeleri olup on iki aded lisânları var kim birbirlerinin lisânların anlamak ihtimâlleri yokdur. Cihânı dutmuş bir alay kavimdir. Moskov kralı ve Fağfûr ve Kozak tâ’ifesi bu Kalmah kavminden bîzâr olmuşdur. Rûy-ı arzda Cenâb-ı Allah iki kavmi bî-hesâb halk etmişdir. Biri Mısır cezîresinde on iki melik hükmünde Karalar kavmi çokdur. Biri de bu kavm-i Kalmak çokdur. İnşâ’allah mahalliyle bu Kalmak kavimleri dahi tahrîr olunur. Hemân Cenâb-ı Bârî sıhhât-ı beden, seyâhat-ı tâm, âhir nefesde îmân müyesser ede! Ba‘dehû bu Mar‘aş şehrin seyr [u] temâşâ etdigimizden sonra Mar‘aş'dan cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62b ·
metinde göster ·
… rz-ı Heyhât'ı ve arz-ı İrân ve arz-ı Turan'ı ve arz-ı Türkistân-ı Tataristân ve
Moğol
u Boğol'u ta Mâverâü'n-nehir'e varınca Koca Mıkdısî eyle yazmış kim ve eyle gez …
Bu nehr-i azîmler cümle Hudâyî cereyân ederler, ammâ bâlâda zikri sebkat edüp nehr-i Murat'dan hâric ü müteşa‘ib olan nehirler cümle mülûkların himmetiyle çölistâna akmışdır. Ammâ bi-kavli müverrih Hıtıt-ı Mıkrisî eydür: "Nehr-i Furât ile nehr-i Şatt'ı Hazret-i Danyal emr-i Hak ile melâ’ikelerin i‘ânesiyle Furât'ı Erzurûm'dan, Şattu'l-Arab'ı Diyârbekir cebellerinden çıkardı", demiş ve Müverrih Mıkdısî dahi bu kavlden üç yüz sene mukaddem böyle tahrîr etmiş. Mıkdısî târîhi arz-ı Yunan'dan ta arz-ı Hasan'a ve arz-ı Askalân'a ve arz-ı Taberistân'a ve arz-ı Ken‘ân'a ve arz-ı Mukaddes'e ve arz-ı Rûm'a ve arz-ı Irâk'a ve arz-ı Âzerbaycân'a ta Karadeniz sâhillerinden Gürcîstân u Dağıstân ve arz-ı Irâk-ı Dâdyân'ı ve arz-ı Heyhât'ı ve arz-ı İrân ve arz-ı Turan'ı ve arz-ı Türkistân-ı Tataristân ve Moğol u Boğol'u ta Mâverâü'n-nehir'e varınca Koca Mıkdısî eyle yazmış kim ve eyle gezmiş kim cümle geşt ü güzâr etdiği kurâ vü kasabât u kılâ‘ u büldânları âb [u] hevâsıyla ve arz-ı beledi ve tûl-ı enhârıyla tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206a ·
metinde göster ·
… şa sicillâtın çıkarup nazar edüp buldular kim ol asırda Sübhân dağı yaylasında "
Moğol
Sücâh nâm bir merdin hurmesi dokuz ay on günde bir batından bir sâ‘atde kırk da …
Derhâl Âdilcevâz kal‘ası hazînesinden Zâl Paşa sicillâtın çıkarup nazar edüp buldular kim ol asırda Sübhân dağı yaylasında "Moğol Sücâh nâm bir merdin hurmesi dokuz ay on günde bir batından bir sâ‘atde kırk dane evlâd vücûda gelüp yigirmisi kız ve yigirmisi oğlan müştakk olup Zâl Paşa Süleymân Hân'a böyle arz etdüği sene 940 târîhi" deyü sicilde mastûr olduğun hakîre gösterdiler. 243b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 243a–243b ·
metinde göster ·
… smiyyesi lisân-ı Moğol'da "kotur" sarplığa ve mu‘ânid olan âdeme derler. Kavm-i
Moğol
, Cengiziyândan İslâm ile müşerref olan Muhammed Şâm-ı Gazan hazretleri ki Tebrî …
Evsâf-ı kal‘a-i Kotur: Vech-i tesmiyyesi lisân-ı Moğol'da "kotur" sarplığa ve mu‘ânid olan âdeme derler. Kavm-i Moğol, Cengiziyândan İslâm ile müşerref olan Muhammed Şâm-ı Gazan hazretleri ki Tebrîz kurbünde medfûndur. Anın zamân-ı hilâfetinde Kotur nâmında bir mu‘ânid vezîri var idi. Muhammed Şâm-ı Gazan ol vezîre eydür: "Ey Kotur, şu kotur u potur sengistânda bir kal‘a binâ eyle." dedikde Kotur vezîr "El-emrü emrüküm." deyüp bu çengelistânda sene 693 târîhinde bu kal‘a-i Kotur'u Kotur Hân binâ etdiğinden kal‘a-i Kotur derler. Ammâ hakkâ ki kotur yerde vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288a ·
metinde göster ·
… şâhbender-i Tebrîz olan Alî Bâkî bu kal‘ayı binâ edüp Alî Bâkî'den galat kavm-i
Moğol
ve kavm-i Ekrâd Albak derler. Niçe mülûka intikâl etmiş bir gurâbhâne-i harâbdı …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim sene 694 târîhinde Mehemmed Şâm-ı Gazan asrında şâhbender-i Tebrîz olan Alî Bâkî bu kal‘ayı binâ edüp Alî Bâkî'den galat kavm-i Moğol ve kavm-i Ekrâd Albak derler. Niçe mülûka intikâl etmiş bir gurâbhâne-i harâbdır kim kal‘ası âlî bakdır. Hâlâ Van [u] Azerbaycân ve Rûmiyye [vü] Ucân şehirlerinin tâ vasatında bir zeyl-i kûhda şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘acıkdır. İçinde yasavul ağası ve dizçöken ağası vardır ve şâh destinden dolu nûş etmiş dizçöken tülüngîleri vardır. Ve şâh elinden câm ile çakır çekmişler ve şarâb-ı nâb içmişler nöker-i Mâzenderânîler var kim tüfeng-i pür-reng ile pire[y]i ururlar. Bâğı ve bâğçesi çokdur. Hatta fâtih-i Revân Gâzî Murâd Hân feth-i Revân'dan avdet etdikde bu Albak eline konup şehri tehî bulduklarında harâb u yebâb etmeyüp ubûr eder. Hâlâ otağı yerinde bir mesîregâh çemenzâr yerde soffaları vardır. Ol mahall-i mübârekde her hafta ahâlî-i kend cem‘ olup bâzâr-ı âlî olur. Kal‘adan taşra câmi‘i ve hânı ve hammâmı ve kifâyet mikdârı dükkânı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288b ·
metinde göster ·
… Cümle zerzevile tâclı ve başları çelengli, yaka Türkmanlı ve Ardalân Kürdlü ve
Moğol
u Boğol u Tülüngî askeriyle Çamapur askeri gibi birbirine benzemez asker göster …
Hân bir asker-i Çamapur gösterdi kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Cümle zerzevile tâclı ve başları çelengli, yaka Türkmanlı ve Ardalân Kürdlü ve Moğol u Boğol u Tülüngî askeriyle Çamapur askeri gibi birbirine benzemez asker gösterdi kim âdem hayretde kalır. Ammâ gördüm ki hân henüz müzellef-rîş nevcüvân bir hân-ı âlîşân, dârât u ihtişâmı ve yaka huddâmları kim değil, cümle merbût ve mazbût nökerleri var ammâ kerrenây u nefîr-i Efrâsiyâb'larına aşk olsun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290b ·
metinde göster ·
Bu kal‘a-i Rûmiyye'ye elsine-i nâsda Toprak kal‘a derler. Müverrihân-ı Acem'de Sûr-ı Tılâ-yı Gazan derler. Zîrâ sene 694 târîhinde Muhammed Şâm-ı Gazan binâ etmişdir. Moğol kavmi bu kal‘aya Urumiye derler. Kavm-i Acem Rûmiyye-i Kübrâ derler. Ba‘zı müverrihân Türkistân-ı İrân derler. Zirâ evliyâ-yı Türkmanı gâyet çokdur. Ba‘dehû sene 932 târîhinde Şâh Tahmasb tevsî‘ etdi. Ba‘dehû Ferhâd Paşa ve Hadım Ca‘fer Paşa ve Tavâşî Süleymân Paşa ve Cığaloğlu Sinân Paşa cümle imâr etdiler. Ammâ cümleden imâreti serâpâ sarı çim türâb-ı pâk ile ve darı sapıyla ve kamış köküyle çim ale'l-çim binâ olunmuş bir hâk-i pâk ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Ve cümle rûy-ı dîvârı beyâz cibiz kireç ile sıvalı ak kuğu gibi kal‘a-i zîbâdır. Dendân-ı bedenleri yokdur. Hemân serâpâ mazgal delikleri ile ârâste ve metin tabya killeleriyle pîrâste olmuş bir kal‘a-i üstüvârdır. Cânib-i garba ancak bir demir kapusu pinhândır. Derûn-ı kal‘ada hân sarâyı vardır. Cümle hânlar Rûmiyye şehrindeki bâğ-ı İremde olurlar. Ammâ kal‘a içre Gazan Câmi‘i var, cemâ‘ati yokdur. Buğday anbârları ve çâh-ı mâları ve üç yüz aded nökerât neferât hücreleri vardır. Gayri hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı asla yokdur. Dâ’iren-mâdâr cirmi on bir bin yedi yüz adımdır ve yedi tabya ve şekl-i murabba‘dır. Handakdan dîvârının kaddi yetmiş aded zirâ‘-ı melikîdir. Dîvârının arzı otuzar zirâ‘ vâsi‘ dîvârdır kim üstünde atlılar çevgân oynarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 293b ·
metinde göster ·
… Irâk-ı Arab'dan İşnuviye yaylağına gelüp bu mahalde bu şehri inşâ eder. Ba‘dehû
Moğol
tâ’ifesi harâb eder. Ba‘dehû sene 882 de Uzun Hasan Şâh imâr eder. Âzerbaycân ş …
Hârûnu'r-Reşîd'in duhter-i pâkîze ahteri tahsîl-i mizâc içün Irâk-ı Arab'dan İşnuviye yaylağına gelüp bu mahalde bu şehri inşâ eder. Ba‘dehû Moğol tâ’ifesi harâb eder. Ba‘dehû sene 882 de Uzun Hasan Şâh imâr eder. Âzerbaycân şehirlerinden Dümbülî hâkimi hükmünde başka sultânlıkdır kim iki bin askere mâlikdir. Kal‘ası harâbdır. Şehrezûl ve Harîr ve Ardalân Ekrâdlarının havflerinden şehrinin dâ’iren-mâdâr etrâfında hafirler kazılmıştır. Köşebendlerde tedribeler vaz‘ olunup ma‘mûr u mazbût şehirdir. Dâ’iren-mâdâr etrâfı dokuz bin adım ihâta eder. Cümle hâneleri pespâye kâr olunmuşdur. Şehr-i Rûmiyye'nin cânib-i garbîsi ve cenûbîsine meyyâlce vâki‘ olmuşdur ve mezkûr kûh-ı İşnuviye şehr-i Rûmiyye ve şehr-i İşnuviye mâbeynine vâki‘ olmuşdur kim Rûmiyye ve Dümbülî hudûdudur. Ve İşnuviye'den cânib-i şimâle iki günde serî‘an Rûmiyye şehrine varılır ammâ Dümdümî hilâf kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297b ·
metinde göster ·
u Boğol ile gelüp Âl-i Abbâsiyân'dan El-Mustansır Billah üzre Bağdâd'a giderken …
Ba‘dehû Hulâgû Hân kavm-i Tatar-ı Moğol u Boğol ile gelüp Âl-i Abbâsiyân'dan El-Mustansır Billah üzre Bağdâd'a giderken bu şehri harâb u yebâb edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300a ·
metinde göster ·
… Tebrîz ile Erdebil beyninde şehr-i Serâh'dır. Bu bir kend-i Sirâv'dır. Acem ve
Moğol
kavmi buna Sarây dahi derler. Tebrîz bâğlarıyla Serâv bâğları müşâdır. Ammâ mâb …
Menzil-i nâhiye-i kend-i Sirâv: Şehr-i Sirâh değildir. Ol Sirâh Tebrîz ile Erdebil beyninde şehr-i Serâh'dır. Bu bir kend-i Sirâv'dır. Acem ve Moğol kavmi buna Sarây dahi derler. Tebrîz bâğlarıyla Serâv bâğları müşâdır. Ammâ mâbeynleri üç konak yerdir ve bu nâhiye-i Sirâv kâmil seksen pâre avadan rabâtlar gibi ma‘mûr kendleri vardır. Her birinde câmi‘ ve hân u hammâm ve çârsûları vardır. Kend-i Sirâv dahi eyle ma‘mûr kend-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300b ·
metinde göster ·
… e mâlik olup şa‘şa‘a-i Abbâsî alemler saldıklarında kavm-i Tatar'dan Hulâgû Hân
Moğol
u Kumuk ve Kaytak u Kozak ve Bulgar u Kılmah kavimleriyle Hulâgû yek-dil ü yek- …
İbtidâ bânîsi Keyûmers'in Âvend nâmında ciğer-kûşesi binâ etdi. Ve sebeb-i tesmiyyesi oldur kim Âl-i Abbâsiyân sene (---) târîhinde iştihâr bulup İrân Turan'a ve Hindistân u Luristân ve Moltân u Horasân ve Belh [u] Buhârâ ve Dağıstân u Şâm ve Mısr u Habeş'e mâlik olup şa‘şa‘a-i Abbâsî alemler saldıklarında kavm-i Tatar'dan Hulâgû Hân Moğol u Kumuk ve Kaytak u Kozak ve Bulgar u Kılmah kavimleriyle Hulâgû yek-dil ü yek-cihet olup Çamapur askeri gibi derinti ceyş-i pîş ile diyâr-ı Acem'i urdukda Âl-i Abbâsiyân'dan El-Mustansır Billah'ın Sehend nâm bir vezîr-i dilîri bu şehr-i Âvend'de hâkim idi. El-Mustansır Billah Sehend'e fermân edüp bir kal‘a binâ edüp ismine Sehend deyü vech-i tesmiyye olmuşdur. Ammâ yine Hulâgû {Hân} harâb etmişdir. Ba‘dehû yine imâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 306b ·
metinde göster ·
lisânında kal‘a-i Hor Kinkevr derler. Nihâvend hâkinde daroğalıkdır. Kal‘ası bi …
Sitâyiş-i şehr-i ehl-i cevr, ya‘nî kal‘a-i Kinkevr: Bânîsi Enûşirvân'dır. Gürcî ve Moğol lisânında kal‘a-i Hor Kinkevr derler. Nihâvend hâkinde daroğalıkdır. Kal‘ası bir püşte üzre şekl-i muhammes seng-binâ bir sûr-ı ra‘nâdır. Ammâ cirmi ma‘lûmum değildir. Aşağıda bin hâneli bir varoşu ve bir câmi‘ ve hân u hammâm ve bâzârı ve bâğları vardır. Ekseriyyâ halkı Ekrâd-ı Şehrezûlî'dir ve Şî‘îlerdir. Bundan Nihâvend bir serî‘ rehrev merhaledir. Bu kal‘ayı sene 995 târîhinde Cığaloğlu feth edüp yine Acem istîlâ edüp hâlâ yine dest-i Acem'de âbâdân kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 308b ·
metinde göster ·
İbtidâ bânîsi Yezdecürd Şâh'dır. Vech-i tesmiyyesi oldur kim bu diyâr-ı Irâk'ı Arab u Kürd ve Moğol kavimlerinden halâs içün Yezdecürd Şâh mezkûr boğazın ağzıdır polad-ı Nahşevânî'den bir der-i azîm edüp her gice derbânlar mezkûr deri derbend ederler. Ba‘dehû bu kal‘ayı inşâ edüp nâmına Der-i güzîn, ya‘nî Güzîde Kapu kal‘ası demekdir. Sebeb-i tesmiyyesi oldur. Hâlâ güzînden galat kâf-ı şikâfın fethiyle Dergezîn derler. Hâk-i Irâk-ı Acem'de Dergezîn Boğazı'nın cânib-i şarkîsinde Hemedân sahrâsına nâzır bir vâdîde bir püşte-i pest üzre şekl-i muhammes kârgîr cibis kireç ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her seng-i hârâsı tabl-ı Sıfahân ve kös-i Bağdâd-ı hâkâniyân kadar vardır. Ammâ kal‘a-i Hemedân'dan asğardır. Cirmi beş bin adımdır ve cümle kırk beş kulle-i hasînelerdir. Ve cümle üç aded dervezeleri var; Hemedân kapusu ve Musul kapusu ve Bağdâd kapusu var ve dâ’iren-mâdâr etrâfında handakı var. Ve câmi‘leri var ammâ hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı taşradadır. Ve derûn-ı kal‘ada ne mikdâr hâne idüğü ma‘lûmum değildir. Ancak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû bu şehr-i Kâşân bu vakf-ı dünyâ içre niçe bin mülûkdan mülûka intikâl edüp kâh imâr ve kâh harâb olup sene (---) târîhinde Bağdâd Halîfesi El-Mustansır Billah üzre Moğol kavmi gelüp Bağdâd'ı kabza-i tasarrufa alup bu Kâşân'da Aka Bây nâm vezîri hâkim olup eyle imâr eder kim gûyâ Dımışk-ı Şâm-ı cennet-meşâm eder. Âhir Moğol Pâdişâhı İnçul Şâh Bağdâd'dan bu Kâşân'a gelüp pây-i taht-ı İnçoliyân olup dahi âbâdân olur. Kavm-i Moğolî'de şâhlara İnçoliyân derler ammâ cümle Moğol-ı İnçuliyân üç neferdir. Üçü de bu Kâşân'dan İnçul olup üçünü de bu Kâşân'da katl eylemişlerdir. Hâlâ hâric-i Kâşân'da bir kıbâb-ı serâmed içre medfûnlardır kim Meşhed-i İnçuliyân-ı Moğol deyü ma‘rûfdur. Ammâ niçe târîhde bu kavm-i Moğol lisânı üzre bu şehre Kışvân derler. Lisân-ı Ekrâd'da Keşân derler, lisân-ı Hindî'de Kejdimân ya‘nî akreb diyârı, lisân-ı Arab'da Kâsibân ya‘nî kâr idiciler derler. Lisân-ı Çağatay'da Keşân-bür derler. Lisân-ı Pârsîde Kâşân ve Kaşân derler. Zirâ kaf ve kâfın birbirlerine kurb-ı mahreci vardır. Ammâ niçe efvâh-ı nâsda Kâşiyân ve Kasıyân {derler}. Ammâ lûgat-i sahîhi Kâşân'dır. Zîrâ ism-i kadîmi şehr-i Kılmân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 321b ·
metinde göster ·
… ezîri hâkim olup eyle imâr eder kim gûyâ Dımışk-ı Şâm-ı cennet-meşâm eder. Âhir
Moğol
Pâdişâhı İnçul Şâh Bağdâd'dan bu Kâşân'a gelüp pây-i taht-ı İnçoliyân olup dahi …
Ba‘dehû bu şehr-i Kâşân bu vakf-ı dünyâ içre niçe bin mülûkdan mülûka intikâl edüp kâh imâr ve kâh harâb olup sene (---) târîhinde Bağdâd Halîfesi El-Mustansır Billah üzre Moğol kavmi gelüp Bağdâd'ı kabza-i tasarrufa alup bu Kâşân'da Aka Bây nâm vezîri hâkim olup eyle imâr eder kim gûyâ Dımışk-ı Şâm-ı cennet-meşâm eder. Âhir Moğol Pâdişâhı İnçul Şâh Bağdâd'dan bu Kâşân'a gelüp pây-i taht-ı İnçoliyân olup dahi âbâdân olur. Kavm-i Moğolî'de şâhlara İnçoliyân derler ammâ cümle Moğol-ı İnçuliyân üç neferdir. Üçü de bu Kâşân'dan İnçul olup üçünü de bu Kâşân'da katl eylemişlerdir. Hâlâ hâric-i Kâşân'da bir kıbâb-ı serâmed içre medfûnlardır kim Meşhed-i İnçuliyân-ı Moğol deyü ma‘rûfdur. Ammâ niçe târîhde bu kavm-i Moğol lisânı üzre bu şehre Kışvân derler. Lisân-ı Ekrâd'da Keşân derler, lisân-ı Hindî'de Kejdimân ya‘nî akreb diyârı, lisân-ı Arab'da Kâsibân ya‘nî kâr idiciler derler. Lisân-ı Çağatay'da Keşân-bür derler. Lisân-ı Pârsîde Kâşân ve Kaşân derler. Zirâ kaf ve kâfın birbirlerine kurb-ı mahreci vardır. Ammâ niçe efvâh-ı nâsda Kâşiyân ve Kasıyân {derler}. Ammâ lûgat-i sahîhi Kâşân'dır. Zîrâ ism-i kadîmi şehr-i Kılmân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 321b ·
metinde göster ·
… hâric-i Kâşân'da bir kıbâb-ı serâmed içre medfûnlardır kim Meşhed-i İnçuliyân-ı
Moğol
deyü ma‘rûfdur. Ammâ niçe târîhde bu kavm-i Moğol lisânı üzre bu şehre Kışvân d …
Ba‘dehû bu şehr-i Kâşân bu vakf-ı dünyâ içre niçe bin mülûkdan mülûka intikâl edüp kâh imâr ve kâh harâb olup sene (---) târîhinde Bağdâd Halîfesi El-Mustansır Billah üzre Moğol kavmi gelüp Bağdâd'ı kabza-i tasarrufa alup bu Kâşân'da Aka Bây nâm vezîri hâkim olup eyle imâr eder kim gûyâ Dımışk-ı Şâm-ı cennet-meşâm eder. Âhir Moğol Pâdişâhı İnçul Şâh Bağdâd'dan bu Kâşân'a gelüp pây-i taht-ı İnçoliyân olup dahi âbâdân olur. Kavm-i Moğolî'de şâhlara İnçoliyân derler ammâ cümle Moğol-ı İnçuliyân üç neferdir. Üçü de bu Kâşân'dan İnçul olup üçünü de bu Kâşân'da katl eylemişlerdir. Hâlâ hâric-i Kâşân'da bir kıbâb-ı serâmed içre medfûnlardır kim Meşhed-i İnçuliyân-ı Moğol deyü ma‘rûfdur. Ammâ niçe târîhde bu kavm-i Moğol lisânı üzre bu şehre Kışvân derler. Lisân-ı Ekrâd'da Keşân derler, lisân-ı Hindî'de Kejdimân ya‘nî akreb diyârı, lisân-ı Arab'da Kâsibân ya‘nî kâr idiciler derler. Lisân-ı Çağatay'da Keşân-bür derler. Lisân-ı Pârsîde Kâşân ve Kaşân derler. Zirâ kaf ve kâfın birbirlerine kurb-ı mahreci vardır. Ammâ niçe efvâh-ı nâsda Kâşiyân ve Kasıyân {derler}. Ammâ lûgat-i sahîhi Kâşân'dır. Zîrâ ism-i kadîmi şehr-i Kılmân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 321b ·
metinde göster ·
… rdır kim Meşhed-i İnçuliyân-ı Moğol deyü ma‘rûfdur. Ammâ niçe târîhde bu kavm-i
Moğol
lisânı üzre bu şehre Kışvân derler. Lisân-ı Ekrâd'da Keşân derler, lisân-ı Hind …
Ba‘dehû bu şehr-i Kâşân bu vakf-ı dünyâ içre niçe bin mülûkdan mülûka intikâl edüp kâh imâr ve kâh harâb olup sene (---) târîhinde Bağdâd Halîfesi El-Mustansır Billah üzre Moğol kavmi gelüp Bağdâd'ı kabza-i tasarrufa alup bu Kâşân'da Aka Bây nâm vezîri hâkim olup eyle imâr eder kim gûyâ Dımışk-ı Şâm-ı cennet-meşâm eder. Âhir Moğol Pâdişâhı İnçul Şâh Bağdâd'dan bu Kâşân'a gelüp pây-i taht-ı İnçoliyân olup dahi âbâdân olur. Kavm-i Moğolî'de şâhlara İnçoliyân derler ammâ cümle Moğol-ı İnçuliyân üç neferdir. Üçü de bu Kâşân'dan İnçul olup üçünü de bu Kâşân'da katl eylemişlerdir. Hâlâ hâric-i Kâşân'da bir kıbâb-ı serâmed içre medfûnlardır kim Meşhed-i İnçuliyân-ı Moğol deyü ma‘rûfdur. Ammâ niçe târîhde bu kavm-i Moğol lisânı üzre bu şehre Kışvân derler. Lisân-ı Ekrâd'da Keşân derler, lisân-ı Hindî'de Kejdimân ya‘nî akreb diyârı, lisân-ı Arab'da Kâsibân ya‘nî kâr idiciler derler. Lisân-ı Çağatay'da Keşân-bür derler. Lisân-ı Pârsîde Kâşân ve Kaşân derler. Zirâ kaf ve kâfın birbirlerine kurb-ı mahreci vardır. Ammâ niçe efvâh-ı nâsda Kâşiyân ve Kasıyân {derler}. Ammâ lûgat-i sahîhi Kâşân'dır. Zîrâ ism-i kadîmi şehr-i Kılmân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 321b ·
metinde göster ·
… ân Kan binâsı olduğundan Cerbân Kan nâmıyla meşhûr bir şehr-i ma‘mûrdur. Kavm-i
Moğol
bu şehre Kan derler. Lisân-ı Çîn'de kan hâkime derler. Hâlâ bu şehr-i Cerbân Kâ …
{Mevlûd-i Nebî'nin} sene 6 târîhinde bânîsi Enûşirvân-ı âdil ümerâlarından Hâtem-i Tay-yi Arabî'nün karındaşı Emîr Cerbân Kan binâsı olduğundan Cerbân Kan nâmıyla meşhûr bir şehr-i ma‘mûrdur. Kavm-i Moğol bu şehre Kan derler. Lisân-ı Çîn'de kan hâkime derler. Hâlâ bu şehr-i Cerbân Kân, hâk-i Irâk'da ve hükm-i Şâh-ı Acem'de Kâşân eyâletinde başka sultânlıkdır kim bin güzîde nökere mâlikdir. Sûru harâbdır ammâ şehri imâr-ı kâmyâbdır. Medînesinin cümle etrâfı handak hafr-i türâbdır ve cânib-i eknâfı çâr-deh bâbdır. Derveze-i Kâşân ve derveze-i şehr-i Sâve ve derveze-i şehr-i Rey ve derveze-i şehr-i Demâvend ve derveze-i Bağdâd ve derveze-i şehr-i Deylem ve derveze-i şehr-i Şehribân ve derveze-i Isfahân-ı nısf-ı cihân ve derveze-i Derteng ve derveze-i şehr-i Kum ve derveze-i şehrü'l-Mut ve derveze-i (---). Hulâsa-i kelâm cümle on dörd kapusu vardır. Bu kapular dâhilinde olan bir şehr-i müzeyyendir kim cümle yedi bin hâne-i âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323b ·
metinde göster ·
ve Hind ve Özbek Tatarı destinden halâs içün bu kal‘ayı bu teng boğaz ağzında b …
Evsâf-ı kûhistân-ı Seng, ya‘nî kal‘a-i Derteng: İbtidâ bânîsi Enûşirvân-ı âdildir kim arz-ı Irâk'ı Moğol ve Hind ve Özbek Tatarı destinden halâs içün bu kal‘ayı bu teng boğaz ağzında binâ etdi. Hâlâ kânûn-ı Süleymân Hân üzre hâk-i Bağdâd'da başka sancak beği tahtıdır. Cümle bin mikdârı güzide askere mâlikdir ve beğinin hâss-ı hümâyûnu 320.000 akçedir. Ammâ livâsında alâybeği ve çeribaşı ve erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı timârı yokdur. Zîrâ tahrîr-i Süleymân Hân'da bu ülkeye arz-ı Irâk deyü tahrîr olunup timâr ve ze‘âmet kurâları yokdur. Ve âhirü'l-hudûd olup iki kılıç mâbeyninde kurâları olmağile timâr kayd olunmamışdır. Ammâ ümerâlarına hâs kayd olmuş kendleri vardır. Beğine beher sene yigirmişer kise hâsıl olur sancakdır. Yüz elli akçe kadısına doksan pâre nâhiye kurâsından beş kise hâsıl olur. Kal‘a dizdârı ve üç yüz kal‘a neferâtı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şâhbenderi vardır. Ammâ müftî ve nakîbi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 328a ·
metinde göster ·
kavminden bir vezîri binâ etmeğile Başke kal‘ası derler. Sûru bir hıyâbân içre …
Evsâf-ı kal‘a-i Başke: Melik Zopi'nin Başke nâmında Moğol kavminden bir vezîri binâ etmeğile Başke kal‘ası derler. Sûru bir hıyâbân içre şekl-i murabba‘ toprak binâ bir hisâr-ı ra‘nâdır. Sene 962 târîhinde Baltacı Mehemmed Paşa fethidir. Ba‘dehû sene 1039 da Murâd Hân-ı Râbi‘ Vezîri Hüsrev Paşa'ya mutî‘ olup yine Lur Hâkimi Süleymân Hân'a mülkiyyet üzre sadaka olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 370b ·
metinde göster ·
… un Mervân-ı Hımâr'da inkırâz olduğu senede yine Zor ibn Dahhâk-i Mârî neslinden
Moğol
Karkük nâm bir benâm-ı merd-i hümâm ba‘zı kabâ’il-i Ekrâd ile yek-dil [ü] yek-c …
Müverrih Mıkdısî tahrîri üzre bu kal‘a-i Şehrezûl'u ibtidâ binâ eden Zor ibn Dahhâk-i Mârî'dir. Aslında Şehr-i Zor'dur. Galat-ı meşhûru Şehrezûl'dur, sahîhi Şehr-i Zor'dur. Hâk-i Irâk'da Kûfe ve Medâyin'den sonra bu Şehr-i Zor gâyet imâr olup gûyâ ravza-i cinân oldu. Ba‘dehû Âl-i Abbâsiyân asrında Hulâgû Hân bu Şehrezûr'u zor-ı bâzû-yı tüvânâsıyla harâb u yebâb etdi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Âl-i Emeviyyûn'un Mervân-ı Hımâr'da inkırâz olduğu senede yine Zor ibn Dahhâk-i Mârî neslinden Moğol Karkük nâm bir benâm-ı merd-i hümâm ba‘zı kabâ’il-i Ekrâd ile yek-dil [ü] yek-cihet olup anların isti‘ânetiyle Şehrezûr'u müceddeden imâr edüp ismine kal‘a-i Kerkâk-i Moğol derler. Murûr-ı eyyâm ile elsine-i nâsda galat-ı meşhûr evlâ olmağile hâlâ kal‘a-i Kerkük derler ammâ kal‘a-i Kelkek ve Kelkit ve Kerkit değildir. Kelkik eyâlet-i Erzurûm'da bir nevâhînin ismidir. Ammâ bu hâk-i Irâk ile müşâ Şehrezûr'un pây-i tahtı bu kal‘a-i Kerkük'dür. Lâkin Şehrezûr-ı kadîm diyâr-ı Acem hudûdunda Merâğa şehrine karîb olup Timur Hân'dan berü harâbe [vü] garîb kalmışdır. Şehr-i Merâğa dahi Timur harâbından kalmışdır, ba‘dehû imâr olmuşdur. Şehrezûr-ı kadîm ile şehr-i Merâğa beyni altı merhale zemîn-i mahsûldârdır. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 372a ·
metinde göster ·
derler. Murûr-ı eyyâm ile elsine-i nâsda galat-ı meşhûr evlâ olmağile hâlâ kal‘ …
Müverrih Mıkdısî tahrîri üzre bu kal‘a-i Şehrezûl'u ibtidâ binâ eden Zor ibn Dahhâk-i Mârî'dir. Aslında Şehr-i Zor'dur. Galat-ı meşhûru Şehrezûl'dur, sahîhi Şehr-i Zor'dur. Hâk-i Irâk'da Kûfe ve Medâyin'den sonra bu Şehr-i Zor gâyet imâr olup gûyâ ravza-i cinân oldu. Ba‘dehû Âl-i Abbâsiyân asrında Hulâgû Hân bu Şehrezûr'u zor-ı bâzû-yı tüvânâsıyla harâb u yebâb etdi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Âl-i Emeviyyûn'un Mervân-ı Hımâr'da inkırâz olduğu senede yine Zor ibn Dahhâk-i Mârî neslinden Moğol Karkük nâm bir benâm-ı merd-i hümâm ba‘zı kabâ’il-i Ekrâd ile yek-dil [ü] yek-cihet olup anların isti‘ânetiyle Şehrezûr'u müceddeden imâr edüp ismine kal‘a-i Kerkâk-i Moğol derler. Murûr-ı eyyâm ile elsine-i nâsda galat-ı meşhûr evlâ olmağile hâlâ kal‘a-i Kerkük derler ammâ kal‘a-i Kelkek ve Kelkit ve Kerkit değildir. Kelkik eyâlet-i Erzurûm'da bir nevâhînin ismidir. Ammâ bu hâk-i Irâk ile müşâ Şehrezûr'un pây-i tahtı bu kal‘a-i Kerkük'dür. Lâkin Şehrezûr-ı kadîm diyâr-ı Acem hudûdunda Merâğa şehrine karîb olup Timur Hân'dan berü harâbe [vü] garîb kalmışdır. Şehr-i Merâğa dahi Timur harâbından kalmışdır, ba‘dehû imâr olmuşdur. Şehrezûr-ı kadîm ile şehr-i Merâğa beyni altı merhale zemîn-i mahsûldârdır. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 372a ·
metinde göster ·
kavmi Pül Muğân derler. Bu kal‘a eyâlet-i Ruha hükmünde kal‘a-i Sincâr ile müşâ …
Evsâf-ı kal‘a-i Yeni Ruhbe: Evlâd-ı Arab mâbeyninde Ruhbe-i Cedîd derler, kavm-i Ekrâd-ı Sincâr, Künişşet Ruhbân derler ya‘nî Ruhbân Kilisesi derler. Moğol kavmi Pül Muğân derler. Bu kal‘a eyâlet-i Ruha hükmünde kal‘a-i Sincâr ile müşâdır. Sincâr'ın dahi cânib-i şarkîsi hâk-i Nasîbîn ile müşâdır ammâ bu Yeni Ruhbe kal‘asını ibtidâ binâ eden Mısır pâdişâhlarından Sultân Berkuk sene 777 târîhinde binâ etmişdir. Zîrâ bu diyârda anların Acem ile Haleb ve Urfa içün çok ceng [ü] cidâl bâzgeştleri olup anınçün bu Ruhbe kal‘asın müceddeden bir til-i türâb püşte-i âlî üzre bir seng-i mutarraş kal‘a-i ra‘nâ inşâ etdirmişdir ammâ gâyet sa‘b hisâr-ı üstüvârdır lâkin küçükdür. Bu dahi cezîre-i Dücle ve nehr-i Furât kenârında vâki‘dir. Ve cümle ahâlî-i Ruhbe nehr-i Furât'dan nûş ederler. Derûn-ı kal‘ada elli mikdârı hâne-i sağîrleri ve medfa-i şâhî darbzenleri ve dizdârı ve kal‘a neferâtları ve Urfa paşası tarafından hâkimi vardır. Ve nehr-i Furât sâhilinde bostân u bâğlı u bâğçeli ve Câmi‘-i Berkuk Şâh'lı ma‘mûr kasabacıkdır. Ammâ Urbân eşirrâsından mahsûllerin halâs idemezler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 398a ·
metinde göster ·
ve lisân-ı Boğol ve (---) lisânlarından azup Maskov lisânına irtibât verdiler, …
Lisân-ı ıstılâhları: Irâk-ı Dadyan vilâyetinde lisân-ı Fârisî'den azup lisân-ı Kaytak ve lisân-ı Moğol ve lisân-ı Boğol ve (---) lisânlarından azup Maskov lisânına irtibât verdiler, ammâ tâ Karanlık dünyâya ve Sedd-i Ye’cûc'e ve Bahr-i Zulumât'a varınca on sekiz pâdişâhlık yere mâlik olup lisân-ı Maskov on iki gûne lisân-ı acîbdir, ammâ aceb hikmetdir kim cemî‘i lisânları yine bizim yigirmi dokuz aded hurûfumuz ile telâffuz olunur deyü Maskov'un devleti iki bin altmış yıldır hâlâ şehinşâhlık iddi‘âsındadır kim Hind hâkânıyla Âl-i Osmân'dan gayrıya nâme yazmak ihtimâli yokdur. 47a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 46b–47a ·
metinde göster ·
Kavm-i Yörükân kösten derler. Bursa halkı kaplıca derler. Sofya halkı bana derler. Çıtak kavmi koza derler. Arab kavmi hummâ derler. Acem kavmi germâb derler. Türkman kavmi ılı su derler. Moğol kavmi ısâb derler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174a ·
metinde göster ·
Nagban ile Acem'den bile gelüp bu mahalde kabâiliyle tavattun edüp Alaman dağla …
Lisân-ı Macar'da Leve demek (---)(---) demekdir. Bânîsi tâ Menûçehr evlâdlarından Nagban Yejder asrında bir Çingane-i Moğol Nagban ile Acem'den bile gelüp bu mahalde kabâiliyle tavattun edüp Alaman dağlarında fîl kadar bir ayu dutup kırk sene kâmil bu ayuyu Macaristân'da oynadup vâfir hazîne peydâ edüp aşâir [ü] kabâili tenâsül bularak bu mahalle kâr etdiği ayu mâlıyla bir kal‘a binâ edüp ayunun ismiyle bu kal‘aya Leve deyü nâm kor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
ve Yakay kavmi ayuya lev derler. Hattâ Osmânlıda dahi lev lafzı isti‘mâl olunur …
Hattâ Moğol ve Yakay kavmi ayuya lev derler. Hattâ Osmânlıda dahi lev lafzı isti‘mâl olunur kim bir âdem batıyyü'l-hareke olup ortada serserî gezse "Şu âdem lev lev ayı gibi gezer" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
çinganesinin yâr-ı gâr-ı ser-i kârı olan ayusu mürd olup firâk hasretinden ayun …
Ba‘dehu ol Moğol çinganesinin yâr-ı gâr-ı ser-i kârı olan ayusu mürd olup firâk hasretinden ayunun kellesin yapduğu kal‘anın kapusu tahtasına mıhlayup ve derisin kendüye post etdirüp hâlâ ol ayunun kellesi iç kal‘a kapusunda mıhlı durup gelen giden Macarlar bu ayu kellesine şapkaların çıkarup ta‘zîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
… e Horâsân ve vilâyet-i Kozak ve vilâyet-i Türkistân [ve] vilâyet-i Mâhân kavm-i
Moğol
ve kavm-i Boğol ve kavm-i Kaytak [ve] kavm-i Dağıstan ve kavm-i Noğay ve kavm-i …
Ammâ müverrihân-ı Arab ve kitâb-ı Füsûs sâhibi Hazret-i Muhyiddînü'l-Arabî bu cezîre-i Kırım'a ve vilâyet-i Kazak-ı âk'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Ve Cıfr-ı Câmi‘de ve niçe kelâm-ı Alî'de Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Hattâ bir kitâb-ı cıfırda "Yâ bilâde's-Sol‘ât ahzir an sığârı'l-uyûn min nefsih[küm]" buyurmuşlardır, ya‘nî "Yâ Kırım halkı sizin nefsinizden olan küçük gözlü kavimden hazer edin, ya‘nî Kalmık kavminden pek korkun" deyü Kırım halkına kavm-i Sol‘ât derler. Ammâ çünki Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât dedikden sonra vilâyet-i Hind ü Sind ve Keşmir ve Gûlkend-i Dekend ve Çîn [ü] Mâçîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr [ve] Özbek ve Belh u Buhârâ ve vilâyet-i Acem ve Horâsân ve vilâyet-i Kozak ve vilâyet-i Türkistân [ve] vilâyet-i Mâhân kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Kaytak [ve] kavm-i Dağıstan ve kavm-i Noğay ve kavm-i Kalmah ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Maskov ve kavm-i Leh ve kavm-i Lipka müslimi ve kavm-i Macar ve kavm-i Kırım cümle yetmiş yedi akvâm-ı gûnâ-gûn bunlar cümle Tatardır kim kavm-i Sol‘âtdır. Hattâ İsfaç kralının taht-ı hükûmetinde Maskov'un Heşdek Tatarı gibi İsfaç'ın dahi on iki kerre yüz bin göçer evli Tatarı var. Hattâ Âl-i Osmân ve cümle kavm-i Türkmân dahi kavm-i Tatar'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·