… evkâf-ı Resûlullâh olan dud meyvesinin elvânı meşhûrdur. Husûsan siyâh dudu ve
mor
dudu ve beyâz dudunun hoş-âbı ve bekmezi ve şerbeti rub‘-ı meskûnde yokdur (--- …
Sitâyiş-i me’kûlât [u] meşrûbât: Cümleden evkâf-ı Resûlullâh olan dud meyvesinin elvânı meşhûrdur. Husûsan siyâh dudu ve mor dudu ve beyâz dudunun hoş-âbı ve bekmezi ve şerbeti rub‘-ı meskûnde yokdur (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 81a ·
metinde göster ·
… şleri altun ve gümüş gibi mutallâ görülmüşdür ve sarı tûtyâ ve kırmızı tûtyâ ve
mor
tûtyâlar var kim râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur.
Mahsûlât-ı ibret-nümâ-yı Bingöl: Cümle hey’et sâhibleri müttefekun aleyhdirler kim iklîm-i hâmisde 29 dağdır. Cümlesinden bu Bingöl dağı mahsûldârdır. Niçe bin gûne nebâtât [u] giyâhâtı olduğundan mâ‘adâ kimyâ otu vardır. Niçe bin kerre koyunların dişleri altun ve gümüş gibi mutallâ görülmüşdür ve sarı tûtyâ ve kırmızı tûtyâ ve mor tûtyâlar var kim râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88b ·
metinde göster ·
… bbâğlardır kim diyâr-ı Rûm'da Edirne'nin kırmızı sahtiyânı ve yine Rûm'da Öziçe
mor
sahtiyânı ve Anadolu'da Konya ve Kayseriyye'nin sarı sahtiyânları meşhûr-ı âfâk …
Ve bir memdûh-ı kârı dahi debbâğlardır kim diyâr-ı Rûm'da Edirne'nin kırmızı sahtiyânı ve yine Rûm'da Öziçe mor sahtiyânı ve Anadolu'da Konya ve Kayseriyye'nin sarı sahtiyânları meşhûr-ı âfâk iken bu şehr-i Bitlîs'in sarı sahtiyânı ve gül-i pembe ve gül-i şeftalü ve âsumânî ve ebrî ve gülgûnîsi ve kırmızısı ve âlü'l-alisi ve yeşil ve turuncî ve meneviş sahtiyânları olur kim gûyâ Hıtâyî ve Ahmed-âbâdî kâğız gibi mücellâ ve danedâr sahtiyânları olur kim bir diyâra mahsûs değildir. Hatta ba‘zı tüccârlar ve âyende vü revendegân kübbâr-ı a‘yânlar diyâr diyâr teberrüken götürüp kitâblara ve Kelâmullahlara cild ederler kim içinde âyetün min âyâtillah olur. Ammâ aceb hikmetdir kim yine kelb necisiyle dibâğat olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b ·
metinde göster ·
… elerin ya‘nî göz kapakların yanına kayardı. Ve burnu Mısır'ın ve Mora diyârının
mor
patlıcanı kadar minkârî burnu var idi. Ve dudakları gûyâ şütür-leb idi. Ve dend …
Hikmet-i Hudâ bu kasabada Dülhû nâm bir Kürd gördüm. Bi-emr-i Hudâ merd-i Hudâ'nın kaddi üç buçuk zirâ‘ ide. Başı Adana kabağı veyâhûd Van lahanası veyâhûd nehr-i Sakarya kenârında Geyve kasabası kavunu kadar kelle-i zî-devleti var idi. Gözleri uğu kuşu gözleri gibi müdevver idi ammâ hikmet-i Sânı‘-ı Hallâk-ı âlem ol mehîb âdem gözlerinin kapakların kıpsa sâ’ir benî Âdem gibi ığmâz-ı ayneyn etmeyüp gözleri bınarı yerinden gözleri kuyruğu tarafıyla gözleri pilelerin ya‘nî göz kapakların yanına kayardı. Ve burnu Mısır'ın ve Mora diyârının mor patlıcanı kadar minkârî burnu var idi. Ve dudakları gûyâ şütür-leb idi. Ve dendânları gâv-ı Isfahân kadar idi. Ve kıtifeyninde birer âdem otursa yerim dar diyemezdi. Ve hikmet-i garîbenin biri dahi ol kimesnenin sekiz bıyığı var idi. Evvelâ büyük bıyığı aslîsi demm-i binâ-gûşuna erdikden sonra ziyâdesin arakıyyesi içre kor idi. Ve arakıyyesi bir kile Sa‘îrd pirinci alırdı. Ve iki bıyığı dahi burnu deliklerinden taşra sarkmış idi. Ve iki bıyığı kulakları deliğinden taşra çıkmış idi. Ve iki kaşları dahi birer karış bıyık gibi sarkmış idi. Bu minvâl üzre meşrûh olur sekiz adet sâhib-i şevârib bir ağreb ü garâ’ib âdem idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 388a ·
metinde göster ·
… rlar, ammâ aslâ çufud lisânı bilmezler, cümle Tatarca kelimât ederler. Ve cümle
mor
çukadan Tatar kalpağı geyerler, şapka geymezler. Ve gâyet mahbûbları çokdur, zî …
Ammâ bu çufudlar gerçi İsrâ’ilî ve Mûsevîlerdir, Tevrât ve Zebûr okurlar, ammâ aslâ çufud lisânı bilmezler, cümle Tatarca kelimât ederler. Ve cümle mor çukadan Tatar kalpağı geyerler, şapka geymezler. Ve gâyet mahbûbları çokdur, zîrâ bu Menkûb’un âb [u] hevâsının letâfetinden Yahûdî piçelerin reng-i rûyları humret üzre marâlî ve gazâlî gözlü kırmızı yüzlü ve şîrîn sözlü gulâmları olur. Hattâ Kırım diyârının muğlim mahbûb dostları bunda gelüp gulâmpârelik ederler. Hattâ bir sefîh-i mühmel ü cühmel sayyâd-ı gulâm bu ebyâtı terennüm etmiş. Beyt-i mâlâ-ya‘nî:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122a ·
metinde göster ·
… releri dahi Tatar kalpağı gibi şıpırtma nâm kalpak giyerler, ammâ cümle mâvi ve
mor
kalpakları üzre kefere-i Rûm ve Ermenîler birer guruş kadar mâvi çuka pâresi ni …
Ve cümle re‘âyâ kefereleri dahi Tatar kalpağı gibi şıpırtma nâm kalpak giyerler, ammâ cümle mâvi ve mor kalpakları üzre kefere-i Rûm ve Ermenîler birer guruş kadar mâvi çuka pâresi nişân taşırlar ve Yahûdîler kalpakları üzre sarı çuka pâresi dikerler. Ammâ cümle Yahûdîleri Karâyîlerdir, ya‘nî çufudların kızılbaşları gibidir. Ve Yahûdî Ermenî ve Urûmlar hammâmda ayaklarına na‘lin giymediklerinden mâ‘adâ topuklarına çıngırak bağlayup başka halvetde yaykanırlar. Kefere ve Yahûdî oldukları bu alâmetlerden ayândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a ·
metinde göster ·
benefşesi gül kadar katmer katmer olup râyihası âdemin demâğın mu‘attar eder. H …
Ve kırmızı benefşe ve sarı ve mor benefşesi gül kadar katmer katmer olup râyihası âdemin demâğın mu‘attar eder. Hattâ ibret içün bir benefşe başın koparup vezn etdik, nîm dirhem geldi. Ve gül tabakası on dank geldi. Ve bir dâne karanfil başı üç dirhem geldi. Gayri gûne şükûfeleri hâkezâ kıyâs remev.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a ·
metinde göster ·
… ûnâ-gûn dânedâr ve iri ve yağlı zeytûnu olur kim aşlama ta‘bîr ederler bir gûne
mor
reng cevz-i rûmî kadar iri zeytûnu var. Kemâlin buldukda ağacından silküp a‘yân …
Ve iki yüz kırk zeytûnyağı değirmenleri vardır. Ve bu şehirde hâsıl olan zeytûn ve zeytûnyağı Edremit şehrinde ve Karaburun kazâsında olmaz. Zîrâ tağ u taşı iki konak yer zeytûn hıyâbânı ormanından âdem güzer edemez. Ve zeytûnun bi-emrillâh hilkatı acı olmak üzredir. Ammâ bu şehrin zeytûnu dahi tâze iken sâ’ir meyve gibi ekmek ile tenâvül olunur. Gûnâ-gûn dânedâr ve iri ve yağlı zeytûnu olur kim aşlama ta‘bîr ederler bir gûne mor reng cevz-i rûmî kadar iri zeytûnu var. Kemâlin buldukda ağacından silküp a‘yân-ı vilâyet birbirlerine hedâyâ gönderirler. Rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Belki Arapça âyeti bu zeytûn hakkında nâzil olmuş ola. Gâyet lezîz zeytûndur. Ve bu şehir halkı bu makûle mukavvî zeytûnları tenâvül etdiklerinden kesret üzre cimâ‘ edüp ol kadar evlâd [u] ensâbları var kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y50a ·
metinde göster ·
Ve bunda hâsıl olan gök lop ve ak lop ve kızıl lop ve
mor
lop ve kara lop bir diyârda olmazdır. Ve Köşk şehrinin gök lopundan bunun ak lo …
Ve bunda hâsıl olan gök lop ve ak lop ve kızıl lop ve mor lop ve kara lop bir diyârda olmazdır. Ve Köşk şehrinin gök lopundan bunun ak lopu a‘lâdır. Hudâ âlîmdir kim her biri birer tulum cüllâb-ı hamavîdir. Ve her dânesi yüzer dirhem gelür ve güneşde dururken içinde olan zerre-misâl dâneleri P 46b dâne dâne âşikâre add olunur. Ve cirmi soğan zarı-misâl gâyet rakîkdir. Ve sabâh sabâh aç karnına tâ şehâdet tamarları harekete gelince tenâvül etsen aslâ vücûd-ı âkile zararı yokdur. Ammâ ba‘de't-tenâvül gülerek söyleyerek sehel nemek yemek gerek, zîrâ hulviyyâta mâyil olan ol Mefhar-i Mevcûdat buyururlar kim: Hadîs:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y90b ·
metinde göster ·
… atlıcan lopu ve sarı lop ve yeşil lop ve ballı lop ve ter lop ve şekerli lop ve
mor
lop ve nakîb lopu ve sultân lopu ve Aydın lopu.
Ve şehr-i Nâzlı'nın me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhatından tevâtürle meşhûr-ı âfâkdır kim kırk yedi gûne mahsûlâtı olur. Her birinin beyânında kelâl ve tahrîrâtında melâl hâsıl olur. Ammâ meşhûr-ı âfâk olan pembesi ve pembe bezi ve beyâz dimisi cihânı dutmuşdur. Ammâ ekâlîm-i seb‘ada Nâzlı incîri meşhûr-ı âfâkdır kim yigirmi üç gûne cennet-i me'vâ ni‘metlerinden incîri olur ammâ gök lop ve ak lop ve mışmış lop ve dede salı lopu ve ıssı yemez lopu ve haşhâşlı lop ve patlıcan lopu ve sarı lop ve yeşil lop ve ballı lop ve ter lop ve şekerli lop ve mor lop ve nakîb lopu ve sultân lopu ve Aydın lopu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y92a ·
metinde göster ·
ve ekşi siyâh dudu olur. Ammâ Fîl bürkesi kenârında Emîrü'l-hac Zülfikâr Beğ'in …
Dud ağacı: Beyâz ve mor ve ekşi siyâh dudu olur. Ammâ Fîl bürkesi kenârında Emîrü'l-hac Zülfikâr Beğ'in sarâyı havlısındaki dud ağacı rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Vücûdun dörd âdem kucaklar. Ammâ cemî‘i dalları sarâyın havlısın sâyedâr edüp cümle dalları altında kırk elli sütûnlar vardır. Ve sâyesi bir azîm dîvânhânedir. Ve mastabasında iki bin âdem her bâr ta‘âm yerler. Bir lezîz beyâz şâhdâne ve âbdâr dudu olur. Hâsıl-ı kelâm cihânda misli yokdur. {Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237b ·
metinde göster ·
… bezir yağı ve beyâz ekmeği ve hoş ihrâmı gâyet meşhûrdur. Ve âdem kellesi kadar
mor
patlıcanı ve tuzu ve münakkaş elvân elvân Mısır hasırı ve buhayresinde nice dür …
Bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtlarının ve masnû‘âtının memdûhâtından meşhûru mâvî bezi latîf ü nazîf olur, zîrâ pembesi gâyet firâvân olur. Ve gûnâ-gûn münakkaş ceçimi ve hımıl olur. Bunlara Rûm'da kilim derler. Kırkar ellişer zirâ‘ kilim olur kim kırk elli sene isti‘mâl olunur. Ve zeytü'l-hârı ya‘nî bezir yağı ve beyâz ekmeği ve hoş ihrâmı gâyet meşhûrdur. Ve âdem kellesi kadar mor patlıcanı ve tuzu ve münakkaş elvân elvân Mısır hasırı ve buhayresinde nice dürlü balıkları ve Karakız câniblerinde olan Safed kurâsında envâ‘-i müsmirâtdan mâ‘adâ lezîz şıralu üzümü Mısır'ı dahi ganîmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y307a ·
metinde göster ·