… ir. Bu kubbenin cânib-i erba‘asında dâ’iren mâdar (---) aded billûr ve necef ve
moran
câmlarıyla müzeyyendir. Ve bu kubbe câmlarından mâ‘adâ enderûn [u] bîrûnda olan …
Bu kubâblardan mâ‘adâ Ayasofya'nın cânib-i erba‘asında üç tabaka binâsında üç yüz altmış toloz kemer kubbe-i zîbâlardır. Ammâ ortadaki asâleten kubbe-i azîmdir. Bu kubbenin cânib-i erba‘asında dâ’iren mâdar (---) aded billûr ve necef ve moran câmlarıyla müzeyyendir. Ve bu kubbe câmlarından mâ‘adâ enderûn [u] bîrûnda olan câmlar cümle bin yetmiş aded câmlardır kim andan derûn-ı câmi‘ münevver olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35a ·
metinde göster ·
… okdur. Sütûnlara bâr-ı sakîl olmasın içün üstâd Mi‘mâr Sinân billûr ve necef ve
moran
câmlar etmişdir kim cümlesi (---) câm-ı moranlardır.
Ve kubbe-i azîmin mihrâb üzre nîm kubbe ve kıble kapusu üzre yine nîm kubbe ile binâ olunmuşdur. Ammâ mezkûr amûdlar üzre nîm kubbeler yokdur. Sütûnlara bâr-ı sakîl olmasın içün üstâd Mi‘mâr Sinân billûr ve necef ve moran câmlar etmişdir kim cümlesi (---) câm-ı moranlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43b ·
metinde göster ·
… kârî murakka‘ kapaklardır ve cümle kat-ender-kat reng-â-reng billûr ve necef ve
moran
(---) câmlardır. Ve gerüdeki iki aded pâyelerde Süleymâniyye'deki gibi çeşmeler …
Ve cümle (---) pençereler eyle müzeyyendir kim cümle kanatları sadefkârî murakka‘ kapaklardır ve cümle kat-ender-kat reng-â-reng billûr ve necef ve moran (---) câmlardır. Ve gerüdeki iki aded pâyelerde Süleymâniyye'deki gibi çeşmeler vardır, cemâ‘at tecdîd-i vuzû’ edüp nûş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60a ·
metinde göster ·
câmların şu‘lesinden derûn-ı hammâmda gûyâ nûr berk urur. Ve cümle dîvârlarında …
Ve kubbelerinde olan billûr ve necef ve moran câmların şu‘lesinden derûn-ı hammâmda gûyâ nûr berk urur. Ve cümle dîvârlarından ve kubbelerinden bir katre arak cereyân etmez. Ve hevâsı ol kadar latîfdir kim âdeme harâret vermez. Ve cümle kurnaları beyâz mermer-i hâmdandır. Ve her halvetde altun ve gümüş ve murassa‘ iskemleler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 97b ·
metinde göster ·
… getirüp câmi‘in pençerelerine şebeke etdi, derler. Ve cümle (---) aded necef ve
moran
câmlar ile müzeyyen olduğundan gâyet rûşen câmi‘dir. Ve iki kıble kapusu var, a …
Cümle (---) revzenleri tuçdur, demir değildir. Eyle rivâyet ederler kim cümle feth etdüği kâfir kilisalarının çanlarını getirüp câmi‘in pençerelerine şebeke etdi, derler. Ve cümle (---) aded necef ve moran câmlar ile müzeyyen olduğundan gâyet rûşen câmi‘dir. Ve iki kıble kapusu var, atebe-i ulyâsı üzre Karahisârî hattıyla Arapça(---)(---)(---) âyeti zeheb-i hâlis ile tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125b ·
metinde göster ·
câmlardır. Ve şeyhi Mübârek Hasan Dede'dir. Zamânımızda yüz on yaşında müstecâb …
Ve bu meydânın cânib-i selâsı billûr ve necef ve moran câmlardır. Ve şeyhi Mübârek Hasan Dede'dir. Zamânımızda yüz on yaşında müstecâbü'd-da‘ve bir kimesne idi. Mukâbele günleri kürsîde Mesnevî-yi şerîf kırâ’at ederken ba‘zı zamân kendülere bir vecd hâsıl olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135b ·
metinde göster ·
… niçe bin elvân mülebbes sükker ni‘metlerin hâs u beyâz ve billûr ve necef [ve]
moran
câm katremîz şîşeler içre koyup dükkânlarında raflar üzre zeyn edüp ve niçe elv …
Esnâf-ı şekerciyân-ı Galata: Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlar niçe bin gûne bâdem şeker ve fısdık şeker ve zencebîl şeker ve fındık ve leblebi ve râzyâne ve kişmikiş ve nârenc kabuğu 174a ve ûd-ı mülebbes ve kahve dâne mülebbesi ve bâdem mülebbesi ve Şâm fısdığı mülebbesi ve sanavber fısdığı mülebbesi, bunun emsâli niçe bin elvân mülebbes sükker ni‘metlerin hâs u beyâz ve billûr ve necef [ve] moran câm katremîz şîşeler içre koyup dükkânlarında raflar üzre zeyn edüp ve niçe elvân atlas ve kemhâ ve hârâ ve dârâyîler ile dükkânların zeyn edüp âdâb üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b–174a ·
metinde göster ·
… ile Kerbelâ'da şehîd olup kabri andadır. Bu tâ’ife dükkânların niçe bin âyine-i
moran
ile zeyn edüp geçerler.
Ehl-i hâl, âyineciyân: Dükkân 90, neferât 105, pîrleri Hüsâmeddîn Necefî'dir kim imâm Hüseyin belin bağladı ve imâm Hüseyin ile Kerbelâ'da şehîd olup kabri andadır. Bu tâ’ife dükkânların niçe bin âyine-i moran ile zeyn edüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 201b ·
metinde göster ·
… başka başlarına altı yüz meyhâneci Yahûdî alay edüp ellerinde billûr ve necef,
moran
ve mücevher fağfûrî kadehler ile halka ellerinde olan destiler ile şarâb-ı nâb …
Esnâf-ı meyhâneciyân-ı Yahûdân: -Dükkân 100, neferât-ı bî-dîn 600, pîrsizleri yine Cemşîd'dir. Ammâ bu mel‘ûnlar sâ’ir Urum meyhânecilerine rağmen cümlesi tebdîl-i câme edüp ne kadar Yahûdî-pîçe mahbûb cüvânlar ve ne kadar pençe-i mehpâre isrâ’îl-pîçe rakkâslar ve gayrı meşhûr dilberler var ise cümlesini zer-ender-zere müstağrak edüp Acemâne ve levendâne esbâblar ve aşkıyâ tarzı husrevânîler ve cübbe ve mağlûteler(?) ve kontuş-ı serhaddî esbâblar geyüp başlarında serbend ve semmûr kalpak ve gûnâ-gûn destâr-ı şedd ü şâşlar sarınup sâ’ir sakallı Yahûdîleri dahi cümle âriyetî zî-kıymet mücevher esbâblar ile başka başlarına altı yüz meyhâneci Yahûdî alay edüp ellerinde billûr ve necef, moran ve mücevher fağfûrî kadehler ile halka ellerinde olan destiler ile şarâb-ı nâb yerine şeker şerbeti bezl ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215a ·
metinde göster ·
… müdevver kubbe-i pür-nûrdur der ve cümle altı yüz aded câm-ı billûr ve necef ve
moran
ile müzeyyen bir kubbe-i nîl-gûn üzre ser-â-pâ rasâs-ı nîl-gûn mestûrdur. Ve ha …
deyü rûy-ı dîvârda ta‘lîk hatt-ı celî ile tahrîr olunmuşdur, hakkâ ki mahallinde kayd olunmuş. Bu câmekânın ortasında mermer-i hâmdan bir havzı ve havz içre bir şâzirvânı fevvâre-vâr revân olmada bir berrâk mâ-i zülâldır. Yüzden mütecâviz na‘lin-süvâr natır-kârları vardır. Ve niçe mahbûb yatırkârları ve dellâk-i pâkları ve bî-bâkları ve âşıkân-ı sîne-çâkları vardır. Ve içeri havz-ı azîm üzre bir kubbe-i azîmi var kim ba‘zı ilm-i hendese sâhibleri yüz zirâ‘ binâ-i müdevver kubbe-i pür-nûrdur der ve cümle altı yüz aded câm-ı billûr ve necef ve moran ile müzeyyen bir kubbe-i nîl-gûn üzre ser-â-pâ rasâs-ı nîl-gûn mestûrdur. Ve havzı dâiren-mâdâr aşren fe-aşr ada-i kebîr bir havz-ı azîmdir ki gûya bir buhayredir. Cânib-i etrâfından altışar kademe mermer nerdübânlar ile inilir. Bu havzın cânib-i erba‘asında mermer-i hâmdan ejder ve arslan kelleleri tasvîrleri ağızlarından âb-ı germâ havz içre cereyân etmededir. Ve "sovukluk" ta‘bîr etdikleri mahalde bir şâzirvânı var kim âb-ı refî‘i kubbeye çıkar. Ve bu havzın cânib-i etrâfında sekiz aded tâk-i azîmler üzre kubbe-i âlî mebnîdir ve her tâk altında birer Hanefî kurnaları vardır ve (---) anlarda gasl eden mağsûller havz içre şinâverlik eden gassâlları seyr [u] temâşâ ederler bir temâşâgâhdır. Ve bu hammâm-ı rûşenânın cümle ferşi ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûşdur kim gûyâ mînâ-yı kâr-ı zer-gerdir. 228a Ve iki halveti var, sağ tarafındaki halvetde bir küçük havz var, suyu gâyet suhûnet üzredir. Lâkin kurbunda âb-ı sermâ vardır. Germ-âb ile sermâyı halt edüp ikisinden mu‘tedil âb peydâ olur. Gerçi bu germ-âbın nef‘i meşhûr değildir, ammâ bir müferrih ve dil-küşâ ve binâ-yı rûşenâ hammâm-ı ibret-nümâdır. Bu ılıcalarda herkes dilberânıyla sîne-ber-sîne koç-kocâğ olup bir bucağa gitmek tâze çağlıkdır ve ayb yağılık değildir. Âşık ma‘şûka sürûr [u] şâdmânî sağlıkdır. Husûsan köhne bahârda, cümle âşıkân sâf sâf ve cavk cavk olup şeb-i yeldâlarda bu kaplıcaları gûnâ-gûn şem‘-i kâfûrîler ile çerâğân edüp herkes yârânlarıyla havz içre girüp kimi perr-i tâvûsî ve kimi kebûter taklası atup kimi gavvâs-vâr dalup bir dilberin huzuruna çıkup selâm verir. Kimi bir biri üzre çıkup el ele olup aşağı zeber-dest âdemler deverân edüp üstünde çelebiler gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar edüp ba‘dehû mâ-i zülâle perende atarlar. Kimisi futasını habâb gibi kıbâb edüp şinâverlik eder. Kimi elleriyle şâdırvânlar eder, kimi dehânı ve dendânından fevvâreler ederler. Ba‘zısı bir sâ‘at su üzre aslâ dest [u] pâsı hareket etmeyüp yatarlar. Ba‘zı zaman cümle âşıkân-ı sâdıkan yek dil, yek cihet olup el ele verüp keştî-bânların "[Hey] yâ Mevlâ" sadâları gibi bir hây-hûy ile el ele deverân etdikçe havz-ı azîm içre olan mâ-i tâhir girdâb-ı bahr-i Ummân gibi deverân edüp seyl-i deryâ gibi akdıkça önüne bir cân durmağa iktidârları olmayup cümle âşıkân kendi halleriyle durup su ile deverân ederler kim göz irmez bir seyrân-ı azimdir kim niçe bunun emsâli lu‘bedebâzlıklar vardır. Bursalıya mahsûs fünûn-ı garîbeler vardır; Ammâ bu kaplıcalara çok giren Bursa civânlarına şaka yüzünden "çekme su kaçırırsın" deyü latîfe ederler, ammâ Bursalılar hazz etmediklerinin bir aslı vardır kim "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ’ir" olmak var. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b–228a ·
metinde göster ·
… ib-i erba‘asında olan revzenlerinde olan san‘at-ı haddâdî ve billûr ve necef ve
moran
câmlarında olan şuğl-ı bennâyî bir câmi‘de yokdur. Ve kıble kapusunın cânib-i e …
Andan evsâf-ı Câmi‘-i Sultân Hasan: Azerbaycân şâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etmişdir. Ol Hasan'dır kim Erzurûm'un şarkîsine bir merhale karîb Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'le Tercân sahrâsında ceng-i azîm edüp cümle askeri Ebü'l-feth kılıcından geçüp ancak Uzun Hasan Şâh cân kurtarup bu Tebrîz'de dâğ-ı derûnundan cânın verüp bu câmi‘i cenbinde medfûn olan Uzun Hasan câmi‘idir kim serâpâ enderûn [u] bîrûnunun cânib-i erba‘ası ve kıbâbları cümle Kâşî çin ile mebnî olmuş câmi‘-i bî-bedeldir. Hakkâ ki Hasan hüsn-i nazarile bir câmi‘-i müstahsen binâ etmiş kim gûyâ Mısır'daki Sultân Hasan câmi‘idir. Minberi ve mihrâbı ve mü’ezzinân mehâfili üzre olan hûrde-kârlık ve san‘at-ı hezâr-fenlik hezârân üstâd-ı mermerber bir yire cem‘ olsa ol mihrâb ve minbere bir tîşe {ve erre, ya‘nî destere} urmağa kâdir değillerdir. Derûn-ı câmi‘in cânib-i erba‘asında olan revzenlerinde olan san‘at-ı haddâdî ve billûr ve necef ve moran câmlarında olan şuğl-ı bennâyî bir câmi‘de yokdur. Ve kıble kapusunın cânib-i erba‘asında olan gûnâ-gûn zîhler ve mukarnas ve islimîler ve kitâbe ve turuncalar ve girişme ve münakkaş rûmîler var kim her biri sihr-i mübîn mertebesi kasd-ı tasarruflar edüp üstâd-ı kalemkâr yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Ve cümle derveze ve revzenler üzre mevzûnca kitâbeler üzre Yâkût-ı Müsta‘sımî hattıyla (---)(---) tahrîr olunmuşdur. Ve mihrâbın tarafeyninde iki mevzûn asferü'l-levn seng-i yerekânîsi vardır kim her biri birer İrân [u] Tûrân harâcı değer, gûyâ kehribâlardır. Bu sütûnların nazîri Mısır u Şâm ve Irâk-ı Arab ve Acem'de yokdur. İllâ bu Câmi‘-i Hasan'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299a ·
metinde göster ·
… deyü ol gün bu fezâda şükür şerbetleri bezl olunup sakkâlar billûr ve necef ve
moran
ve çam u tihtâb taslar içre akîk-i Yemenî ve pîrûze-i balgamî taslara koyup üze …
Mesîregâh-ı ibret-nümâ-yı acîbe ve garîbe: Her sene mâh-ı Muharremü'l-Harâm'ın onuncu gün yevm-i Âşûr olunca bu Çevgân Meydânı'na cümle a‘yân [u] eşrâf, sığâr u kibâr hayme ve hargâhlarıyla çıkup meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâsu'l-hâs edüp ervâh-ı şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ içün niçe yüz bin kazgan âşûrâsı tabh edüp bây u gedâ-yı hâs u âmma bezl edüp sevâbın şehîdân-ı Kerbelâ rûhuna hîbe ederler kim deşt-i Yezîd'de rûz-ı aşurada şehîd olmuşlardır, deyü ol gün bu fezâda şükür şerbetleri bezl olunup sakkâlar billûr ve necef ve moran ve çam u tihtâb taslar içre akîk-i Yemenî ve pîrûze-i balgamî taslara koyup üzerine kırbalardan şerbetler ve âb-ı rakîk zülâller koyup atşâna âb-ı hayâtlar bezl ederken nûş edenler 301a bu mısra‘ı terennüm ederler "Hüseyn-i Kerbelâ aşkına sahhâ" der. Ba‘zısına Arapça der, ba‘zıları Arapça der. Ve niçe a‘yân-ı kibâr bu günde gerdenine kırbasın bend kılup âr [u] nâmûsu terk edüp rûh-ı Hüseyn içün su bezl eder. Ammâ temâşâ-yı azîm, elbette Tebrîz hânı bu arsagâhda çetr-i mülemma‘ın ve serâperde-i münakkaşın kurup cemî‘î a‘yân-ı Tebrîz çıt-â-çıt zânû-be-zânû olup Maktelü'l-Hüseyni, Rum'da kürsî üzre Mevlûd-i Nebî okur gibi tilâvet ederler. Cümle muhibb-i hânedânlar süst-endâm olup hulû‘ [u] huşû‘ ile sâmi‘înden olup âh [u] enîn-i ciğer-sûz çekerek dinlerler. Tâ ki "Mazlûm Hazret-i İmâm Hüseyn'i Şibr-i zâlîm [u] la‘în böyle şehîd etdi" deyince hemân maktelü'l-Hüseyn kırâ‘at edenin ardındaki perde ardından başı ve gövdesi başka bir beyâz teni meydân-ı muhabbete getirüp kanları cereyân ederek serâperde meydânına bırağup sâ’ir evlâd-ı İmâm şeklinde susuz merhûm olmuş ma‘sûm-ı pâk cesedlerin meydâna getirdiklerinde azametullah halkdan bir gırîv u feryâd u figân kopup herkese bir vecd hâleti el vurup mest [ü] medhûş olurlar. Bu mahalde niçe yüz Selmânî berberler âşıkân [u] sâdıkânlar içre girüp ellerinde usturalar ile ol gün Hüseyn aşkına kan akıtmak murâd edinen kimesnelerin sînesine ve kollarına aşk-ı Hüseyn deyü ol kadar şerha çeküp kanlar akıdırlar kim zemîn-i sebze-zâr, hûn-alûd olup lâle-zâr olur. Niçe bin aşıkân kellesi üzre teslîm-i dâğî ve bâzûlarına Hasanî ve Hüseynî ve Ukaylî dâğları yakup kollarına be-aşk-ı Hüseyn na‘ller kesüp kanlar akıdırlar. Ba‘dehû ol İmâm Hüseyn vücûdu şeklin meydân-ı muhabbetden kaldırup yüz bin bükâ ile tevhîd [u] tezkîrler ile Maktelü'l-Hüseyn'i tamâm edüp âşûrâlar tenâvül olunup üç gün üç gice cân sohbetleri olur. Böyle bir çemenzâr ve mesîregâh-ı zemîn teferrücgâhdır. Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden bâğ u bâğçe-i gülistânı hisâba gelmez, mesîregâh-ı İreme zâtü'l-imâd misillü bir şehr-i rûşen-âbâddır ki her teferrücgâhı bâğ-ı Merâm'dan ve bâğ-ı Aspozu'dan veya Sudak'dan nişân verir. Tarz-ı Acemâne musanna‘ kâh-ı Şîrînler ve kâ‘a-i Vâmık u Azrâlar var kim henüz dillerde dâstândır. Hattâ sâkin olduğumuz Kelenter bâğı kasrının hatt-ı Kutbeddîn Muhammed Yezdî ile târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300b–301a ·
metinde göster ·
… an müşebbek tuç revzenler üzre sadefkârî kapaklar ve câmları billûr ve necef ve
moran
ve hurdekâr câmlardır kim şems-i münevverin şu‘lesi pertevi urdukça câmi‘ içi n …
Ve sol kapu mezkûr dud ağacına nâzırdır ve câmi‘ içi gâyet nûr ender nûr kubbe-i pür-nûrdur. Bunda olan müşebbek tuç revzenler üzre sadefkârî kapaklar ve câmları billûr ve necef ve moran ve hurdekâr câmlardır kim şems-i münevverin şu‘lesi pertevi urdukça câmi‘ içi nûr-ı pür-nûr olur ve bunda olan kürsî ve mü’ezzin mahfili bir câmi‘de eyle musanna‘ kürsî yokdur ve bundan olan şem‘dân ve çerâğdân ve günâgûn maslûbât âvîzeler ve ibrişim münakkaş hâliçeler bir câmi‘de yokdur. Hulâsa-i kelâm câmi‘ ve hân ve imâret ve mescîd ve medrese ve çârsû-yı bâzâr ve hammâm-ı latîfi cümle kârgîr binâ-yı ra‘nâsı serâpâ nilgûn rasâsı hâs ile mestûr bir şehr-i ma‘mûrdur kim cümle bu hayrât [u] hasenât gâzî-i sa‘îd u şehîd Sokullu Mehemmed Paşa binâsı olup ol ganîmet-i asrda temel nâzırı Sinân Ağa ahâlî-i vilâyet arzıyla yedi bin kîse masrâf gösterirler. Aslâ deftere nazar etmeyüp ihrâk bi'n-nâr eder. Tâ bu mertebe Hâtem-i Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî bir vezîr-i akl-ı Aristo idi. Âhir sene (---) târîhinde kubbe altında dîvân-ı pâdişâhî edâ ederken serhad gâzîlerinin biri bir mahlûl ze‘âmet getirdikde vezîr, "Verilmişdir!" der. Serhadli eydür "Sultânım, beş kerre böyle mahlûl getirdim. Bir dahi getir sana vereyim, buyurdunuz. İşte at çatladup bunu getirdim" der. Yine vezîr "Verilmişdir!" deyince serhadli dal kurtıla olup divân-ı pâdişâhîde kubbe altında yedi vezîr huzûrunda vezîria‘zamın girîbânına yapışup kurtıla ile bir kaç kerre memesi üzre kurtıla[y]ı kabzasına varınca zerk edüp bir kaç kerre dahi karnına vurup kurtılayı vezîrin karnında burup bu serhadliye el kaldıranlardan bir kaçın dahi öldürüp dal satur-i serhaddî olup orta kapuda atına süvâr olup giderken akîbince dîvân askeri üşüp mecrûh Koca Vezîr-i munsıf eydür, "İncitmen, ben bana etdim. Hak ol serhadlimindir. Beş kerre mahlûl getirdi, vermedim. Allah emâneti olsun, ol garîbi kendi haline koyun" deyü vasiyyet edüp ertesi gün rûh teslîm edüp Ebâ Eyyûb-ı Ensârî cenbinde Yogurdcular Bâzârı içinde başka bir kubbe-i azîm içre medfûndur. Süleymân ve Selîm ve Murâd Hân'a vezîria‘zam olup kırk sene sadrıa‘zam olup niçe kerre ma‘zûl ve niçe kerre serdâr-ı mu‘azzam olup cemî‘i hayrât [u] hasenâtlarında üç yüz yigirmi hutbesi tilâvet olunup Rûmeli'nde Edirne râhında Burgaz kasabasındaki hayrât-ı azîmler dahi anın binâsıdır kim hâlâ cemî‘i evkâflarına neslinden İbrâhîm Hânzâdeler ol hayrât [u] hasenâtların ber-vech-i ocaklık mütevellîleridir, rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20a ·
metinde göster ·
… ammâmın gördüm ammâ bu nev binâ olmağile cemî‘i kıbâblarında billûr ve necef ve
moran
câm-ı münevverler ile rûşendir kim gûyâ derûn-ı hammâma nûr doğmuşdur ve anadan …
Memdûhât-ı musanna‘ hammâmların bildirir: Cümle (---) aded hammâmdır ammâ Arnavud Mehemmed Paşa hammâmı kadar hammâm-ı rûşenâ bir diyârda görmedim. Evvelâ diyâr-ı Kırım'da Bâğçesarây içinde Muhammed Girây hammâmın gördüm ammâ bu nev binâ olmağile cemî‘i kıbâblarında billûr ve necef ve moran câm-ı münevverler ile rûşendir kim gûyâ derûn-ı hammâma nûr doğmuşdur ve anadan doğma nûr-ı İlâhî sîm-ten ü sîmîn-beden dilberin dellâk-i bî-bâk cüvânlar kâküllerin perîşân edüp her âdemin huzûrunda hizmete dururlar. Cümle futaları elvân harîr peştemâllerdir ve silecek ve havlı makrameleri cümle pâk u pâkîze bisâtdır ve derûn-ı hammâmda cemî‘i Hanefî kurnalarının ve havz-ı Şâfi‘înin lüleleri ve cümle taşları altun yaldızlı lüleler ve taşlardır. Ve'l-hâsıl cemî‘i huddâmları hûr [u] gılmân-misâl dilberân-ı urbândır. Andan (---) hammâmı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 26a ·
metinde göster ·
… erdir ve ol amûdların mâbeynleri cümle tahta tahta ibret-nümâ billûr ve necef u
moran
berrâk ve mücellâ câmlardır kim bu câmlara âfitâb-ı âlem-tâb urdukda hammâm içi …
Ammâ 230a bunun kubbe-i mînâsı kâşî ile rengîndir ve niçe bin âvîzeler ile müzeyyen olmuş bir kubbe-i metîndir. Andan içeri hammâm-ı germâbdır kim âdem dâhil olsa gûyâ nûr içre girmiş olur. Zîrâ eflâke ser çekmiş kubbe-i âlîsinin etrâfında aslâ der-i dîvârdan eser yokdur. Hemân bu kubbe-i azîm cümle amûd-ı müntehâlar üzre vaz‘ olunmuş bir kubbe-i müdevverdir ve ol amûdların mâbeynleri cümle tahta tahta ibret-nümâ billûr ve necef u moran berrâk ve mücellâ câmlardır kim bu câmlara âfitâb-ı âlem-tâb urdukda hammâm içi nûrun alâ nûr olur. Ve bu hammâmlardan taşra cümle bâğ-ı İrem'dir kim niçe bin hezârın hezârân nâle ve feryâdları istimâ‘ olunup âdem gasl ederken bülbüller pençelerine gıd urduğu temâşâ olunur ve cemî‘i dırahtların şükûfeleri ve mürğân-ı hoş-elhân-ı hoş-nevânın âşiyânları seyr olunur. Zemîninde olan nebâtât-ı giyâhât ve sâ’ir şükûfelerin kadd-i kâmet-i renkleri temâşâ olunur. Ve bu hammâmın ortasında bir havz-ı azîmi var, cânib-i erba‘asında fevvâreler pertâb edüp ortadaki fıskiyye ta kubbedeki tasda nihâyet bulup andan aşağı ser-nigûn mâ-i germâ havz içre dökülür. Bu havz içre la‘l-gûn gül varakları ve karanfil bergleri gâsilîn vücûdlarına yapışup râyiha-i tayyibeden bîni-i insân mu‘attar olur. Ve her halvetde dahi kulleteynler mukarrerdir ve bu dahi eyle musanna‘ ruhâm döşenmişdir kim âdemin çeşmi hîrelenir. Zîrâ kuş gözü misâl yeşim ve pîrûze ve balgamî ve kehribâ ve aynu's-semek ve akîk ve yemenî ve silân makûlesi taşlar ile ruhâm olmuş ibret-nümâ bir hammâm-ı rûşenâdır. Ve mezkûr camlar mâbeyninde olan amûdlarda muttasıl balgamîden ve somakîden ve seng-i yarekandan ve seng-i ferahdan ve fağfûr-ı Çîn'den kurnalar var kim her üstâd-ı mermer-bür her birinde birer gûne tîşe-kârlık etmiş kim âdem hayrân olur. Cümle lüleleri altun ve gümüşdür ve taslar kezâlik ve fevvâreler dahi cümle sîm-i hâlisdendir. Ve âb u hevâsı ol kadar latîfdir kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Ve gûnâ-gûn âvîzelere ve çarhlara ve tıhtab-ı maslûb tas-ı ser-nigûnlara şadırvânlar isâbet etdikçe ol dollâb-ı musanna‘âtlar deverân etmededir. Bu dahi bir temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229b–230a ·
metinde göster ·
… anna‘ âvîzeleri vardır. Ve cânib-i erba‘asında revzenleri ve billûr ve necef ve
moran
camları gâyet münakkaşdır. Ve mihrâb u minberi ve mü’ezzinân mahfeli gâyet musa …
Câmi‘-i Hüsrev Paşa: Süleymân Hân vüzerâlarından Koca Hüsrev Paşa'dır kim şehr-i Bitlîs içre bezzâzistânı ve kârgîr binâ sûk-ı sultânî ve Rahova sahrâsındaki hânı binâ eden Hüsrev-i Şîr câmi‘idir kim Van hâkimi iken bu câmi‘-i şerîfi binâ etmişdir kim cemî‘i kıbâbları ve medreseleri cümle rasâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr olmuş bir câmi‘-i pür-nûrdur. Orta kubbesi gâyet musanna‘dır ve zeheb-i hâlis ile mutalla‘ olmuş alemleri âfitâb-ı âlem-tâbın tesîriyle şa‘şa‘ası çeşm-i benî Âdemi hîrelendirir. Ve derûn-ı câmi‘de envâ‘-i zî-kıymet musanna‘ âvîzeleri vardır. Ve cânib-i erba‘asında revzenleri ve billûr ve necef ve moran camları gâyet münakkaşdır. Ve mihrâb u minberi ve mü’ezzinân mahfeli gâyet musanna‘dır. Ve bir İslâmbol tarzı minâre-i serâmedi vardır. Haremi etrâfında cümle medrese hücreleri vardır. Bu câmi‘-i pür-nûr Ortakapu iç yüzünde paşa sarâyı kurbünde olmağile her cum‘a paşalar bu câmi‘de ibâdet ederler. Bu şehr-i Van'da bundan gayrı kurşumlu imâret yokdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 256b ·
metinde göster ·
… rına zeyn edüp yine tâclarının tepelerinde cevz-i rûmî kadar billûr ve necef ve
moran
ve gayrı şa‘şa‘alı taşları zeyn kılmışlar.
Andan sağ kolda deli alayı ve sol kolda gönüllüyân alayı bayrağı altında biner aded müsellâh ve müzeyyen kaplan ve bebr ve ayu ve kurd postlu vakâr sâhibi semmûr tâclı ve kurd ve bebr ve vaşak ve zerdeva ve tilki kürkü tâclı ve Sâlihli ve Yahyâlı ve Balı Beğli ve Semindirâvî ve Kâsım Beğli ve Haydarî ve Kalenderî ve Gâzî Porçavî ve Gâzî Kerş İlyâsî ve Deli Horozî ve Gâzî Evrenosî ve Mihâlî tâc-ı gûnâ-gûnların kec kılup üzerlerinde her tâcların gûnâ-gûn cığalar ve çelenkler ve turna telleri ve şahin ve zağanos ve karakuş kanatların tâclarına zeyn edüp yine tâclarının tepelerinde cevz-i rûmî kadar billûr ve necef ve moran ve gayrı şa‘şa‘alı taşları zeyn kılmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81a ·
metinde göster ·
… rba Körfez denizi kenârıyla bir gün bir gece seğirdüp vakt-i seherde, vilâyet-i
Moran
kal‘asına varıldı. Bahr-i Bundukanî kenârında bir metîn ve kavî kal‘adır. Cümle …
Evvelâ Zadra altından on bin asker ile kalkup Melek Ahmed Paşa efendimiz seksen bin askerle Zadra altında kalup, bizler "Tevekkülen-alallâh" deyüp cânib-i garba Körfez denizi kenârıyla bir gün bir gece seğirdüp vakt-i seherde, vilâyet-i Moran kal‘asına varıldı. Bahr-i Bundukanî kenârında bir metîn ve kavî kal‘adır. Cümle küffâr asker-i kerrârdan haberdâr olup derûn-ı kal‘aya tahassun etmişler ve cümle mâl [u] menâllerin kurâlarda bırakmışlar. Bu kal‘a evvel ve âhir Venedik hükmündedir. Bunda billûr ve necef ve moran camlar ve gözlükler ve gûnâ-gûn cam fânûslar işlerler. Bu şehrin cânib-i cenûbunda deryâ içre elli mîl mikdârı 141b sevâd-ı azîm şehr-i Venedik, ya‘nî belde-i Bundukanî nümâyân idi, ammâ imârâtının kubâbları ve nâkûs millerine alemleri şa‘şa‘ası cihânı rûşen etmişdi. Hudâ dest-i İslâma müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 141a–141b ·
metinde göster ·
… rakmışlar. Bu kal‘a evvel ve âhir Venedik hükmündedir. Bunda billûr ve necef ve
moran
camlar ve gözlükler ve gûnâ-gûn cam fânûslar işlerler. Bu şehrin cânib-i cenûbu …
Evvelâ Zadra altından on bin asker ile kalkup Melek Ahmed Paşa efendimiz seksen bin askerle Zadra altında kalup, bizler "Tevekkülen-alallâh" deyüp cânib-i garba Körfez denizi kenârıyla bir gün bir gece seğirdüp vakt-i seherde, vilâyet-i Moran kal‘asına varıldı. Bahr-i Bundukanî kenârında bir metîn ve kavî kal‘adır. Cümle küffâr asker-i kerrârdan haberdâr olup derûn-ı kal‘aya tahassun etmişler ve cümle mâl [u] menâllerin kurâlarda bırakmışlar. Bu kal‘a evvel ve âhir Venedik hükmündedir. Bunda billûr ve necef ve moran camlar ve gözlükler ve gûnâ-gûn cam fânûslar işlerler. Bu şehrin cânib-i cenûbunda deryâ içre elli mîl mikdârı 141b sevâd-ı azîm şehr-i Venedik, ya‘nî belde-i Bundukanî nümâyân idi, ammâ imârâtının kubâbları ve nâkûs millerine alemleri şa‘şa‘ası cihânı rûşen etmişdi. Hudâ dest-i İslâma müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 141a–141b ·
metinde göster ·
kal‘asından cânib-i garba mahsûldâr ve bâğ-ı İremezât kurâları nehb u gâret ede …
Ba‘dehû bu Moran kal‘asından cânib-i garba mahsûldâr ve bâğ-ı İremezât kurâları nehb u gâret ederek Venedik körfezinin nihâyetine varıldı kim vilâyet-i Dodoşka kal‘asıdır kim bu vilâyetin nısfı Nemse çâsârı hükmündedir ve nısfı Venedik küffârı destindedir. Ekseriyyâ halkı kavm-i Talyan'dır kim lisân-ı Talyanca ve Nemsece kelimât ederler. Bu mahallerin cânibi şimâlinde Alman dağıdır. Nehr-i Tuna'nın başıdır kim doksan yedi konak şarka akup Karadeniz'e Kili kal‘ası ve Tulça kal‘ası ve Solona boğazı ve Hızır İlyâs boğazı ve Karahırman boğazıyla beş koldan Bahr-i Siyâh'a karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 141b ·
metinde göster ·
… morya ve kâfirin kal‘a-i İspilet ve kal‘a-i şibenik ve kal‘a-i Zadra ve kal‘a-i
Moran
ve kal‘a-i Dodoşka'da körfez tamâm olup karşu tarafıyla cenûbdur. İşpaniye vilâ …
Bu Körfez'in bu mahal nihâyetinden tûlu cânib-i kıbleye boğaz ağzındaki Mora vilâyetindeki mukâbil Körfez adasına ve Zaklise ve Kefalonya adalarına varınca bu Körfez deryâsının tûlu bin beş yüz mîldir. Beri şimâl tarafı vilâyet-i Mora ve kal‘a-i Ayamavra ve Arnavudluk'dan vilâyet-i Delvine ve vilâyet-i Avlonya ve kal‘a-i Drac ve kâfirin Kotur boğazı ve Nova kal‘amız. Andan vilâyet-i Dobra-Venedik ve vilâyet-i Hersek sâhillerinde vilâyet-i Pirmorya ve kâfirin kal‘a-i İspilet ve kal‘a-i şibenik ve kal‘a-i Zadra ve kal‘a-i Moran ve kal‘a-i Dodoşka'da körfez tamâm olup karşu tarafıyla cenûbdur. İşpaniye vilâyetinde vilâyet-i Pulya ve vilâyet-i Kalora burnudur kim deryâya beş yüz mîl çıkmış bir burundur. Anın ardı yine Akdeniz kenârında yine vilâyet-i İşpaniye ve vilâyet-i Fransa hükümleridir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 141b ·
metinde göster ·
… âbın şa‘şa‘ası nehr-i Pileve'ye te’sîr etdikde nehr-i Pileve billûr ve necef ve
moran
camlar gibi münevver oldukda bu nehr-i azîmin altında mezkûr değirmen soffaları …
İbret-nümâ-yı diğer: Kaçan kim vakt-i zuhur mahalli oldukda bu nehr-i Pileve'nin cereyânın seyr eden gülmeden vâlih ü hayrân olur, zîrâ vakt-i zuhurda âfitâb-ı âlem-tâbın şa‘şa‘ası nehr-i Pileve'ye te’sîr etdikde nehr-i Pileve billûr ve necef ve moran camlar gibi münevver oldukda bu nehr-i azîmin altında mezkûr değirmen soffalarından temâşâ olunur ki nehr-i Pileve ile âdem kaddi kadar balıklar ve gayrı sağîr ü kebîr mâhîler biri biri akîbince aşağı nehr-i Virbaz'a döküldüklerinde bir temâşâ-yı ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
… a umk-ı mütecevvifler ve kubâblarında tertîb üzre zeyn olmuş billûr ve necef ve
moran
camlar ile münevver olup gûyâ hurşîd-i dırahşân derûn-ı hammâmdan ayân olur ve …
Ve her kubbe-i nîlgûnunda ve cümle der-ı dîvâr-ı pâkları kubâblarında umk-ı mütecevvifler ve kubâblarında tertîb üzre zeyn olmuş billûr ve necef ve moran camlar ile münevver olup gûyâ hurşîd-i dırahşân derûn-ı hammâmdan ayân olur ve cemî‘i rûy-ı dîvârların şemm etsen misk ve amber-i hâm ve lâdin ile tahmîr olunmuş dîvârların râyihası gâsilin ve gassâlın demâğın mu‘attar etdiğinden mâ‘adâ cümle kubâb-ı ser-nigûnlerinden pür-çekîde arak-yâb damlamaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173a ·
metinde göster ·
… inâ etmişler kim nişîmen-i batârıka olmak üzre hakkâk-ı üstâdân-ı selef yekpâre
moran
ve billûr ile inşâ olunup her cânib-i erba‘ası Leh diyârının Daniska iskelesind …
Ve yine bu deyrin mihrâb-ı münharifi yesârında sîm ü zer ile müzeyyen minber-misâl bir kürsî-i ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyr binâ etmişler kim nişîmen-i batârıka olmak üzre hakkâk-ı üstâdân-ı selef yekpâre moran ve billûr ile inşâ olunup her cânib-i erba‘ası Leh diyârının Daniska iskelesinden gelmiş kehribâr-ı hâlis-i asfar ile bezenilmiş maksûre-i ibret-nümûndur. Ve her şebekesi gûyâ Fahrî-i Bursavî oymasıdır kim bizzât Fahrî ana mânend hayâlî kâğıdda mikrâsla eyle oyma oymağa kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14a ·
metinde göster ·
… b kralzâdeler ve kapudanzâde ve irşek ve birovzâdeler câm ve billûr ve necef ve
moran
ve fağfûrî kâseler ile niçe yüz mûğpîçe nâ-resîde dilberânlar kâküllerin perîşâ …
Cümle ni‘met-i Hudâ'nın râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olurdu. Hattâ cümle sipov ekmeklerde ve yağlı poğaça ve çöreklerde ve böreklerde bile hoş kokulu gülâb ve zârbaye(?) ve karanfil ve darçın suyuyla yoğrulmuş beyâz ekmekler idi ve paşaların summâtında niçe yüz pençe-i âfitâb kralzâdeler ve kapudanzâde ve irşek ve birovzâdeler câm ve billûr ve necef ve moran ve fağfûrî kâseler ile niçe yüz mûğpîçe nâ-resîde dilberânlar kâküllerin perîşân edüp vüzerâya hidmet ederlerdi, ammâ ol gün Çavuşzâde Mehemmed Paşa bu dilberân seyrinde vâlih [ü] hayrân kalup ac u zâc kaldı, lâkin niçe dilberân-ı muğân destlerinden gûnâ-gûn eşribe-i mümessekler alup nûş edüp ta‘aşşukun teskîn ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18b ·
metinde göster ·
… e niçe bin büyûtları şindire tahta örtülü evlerdir. Gûnâ-gûn billûr ve necef ve
moran
câm-ı münevverleriyle revzenleri ve şâhnişîn ve maksûreleri müzeyyen şehirdir. …
Ve derûn-ı hisârda cümle on bin aded odalardır, zîrâ her sarâyda beşer onar aded tahtânî ve fevkânî nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn hâne-i menhûslar var. Her biri birer gûne hendese üzre tarh olunmuş serâpâ kırmızı ve yeşil ve sarı ve mâğî ve beyâz tarhalı kiremitler ile dam u bâmları mestûr sarây-ı ma‘mûrlar vardı[r] ve niçe bin büyûtları şindire tahta örtülü evlerdir. Gûnâ-gûn billûr ve necef ve moran câm-ı münevverleriyle revzenleri ve şâhnişîn ve maksûreleri müzeyyen şehirdir. Ve cümle evleri biri biri üzre kat-ender-kat havâleli câ-be-câ bâğçeli büyût-ı ra‘nâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28a ·
metinde göster ·
… at-ı eşkâl-i cisr-i nehr-i Dırava: Bu nehir Hırvadistân ve Dodoşka ve vilâyet-i
Moran
ve İslovin ve Mekemorya vilâyetlerinden gelüp Ösek kurbunda nehr-i Tuna'ya mahl …
Der-sıfat-ı eşkâl-i cisr-i nehr-i Dırava: Bu nehir Hırvadistân ve Dodoşka ve vilâyet-i Moran ve İslovin ve Mekemorya vilâyetlerinden gelüp Ösek kurbunda nehr-i Tuna'ya mahlût olduğu bâlâda mastûrdur, ammâ bu kal‘a-i Zarda'da cereyân eden mahalde kâmil kırk pâre gemilerdir kim her gemi birbirlerine demir zincîrler ile bağludur kim "Kâfir gelüp gitmeye" deyü kol kalınlığı zincîrlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… ve Kız kral banı ve Dış Françe banları cümle Zirin hersek ve Dodoşka hersek ve
Moran
hersek ve Began hersek ve Nadaj hersek ve Kepan hersek ve Mekemorya ve Pirmorya …
Çünki asâkir-i İslâm'ın Budin altından gitdikleri gibi cümle muhâfazaya me’mûr olanlar Budin Kralı Yanoş ile kaldı. Pes sene-i âtiye kim sene 935 târîhinin mâh-ı Ramazân'ında evvelbahâr olmadan dahi bârân u selc ü berf alaca iken Nemse banı Ferdinand Kral ve Çeh banı ve Leh banı ve Korol banı ve Tot banı ve Kallevine banı ve Fiyameng banı ve Lonçat banı ve Donkarkiz banı ve Danimarka banı ve Kız kral banı ve Dış Françe banları cümle Zirin hersek ve Dodoşka hersek ve Moran hersek ve Began hersek ve Nadaj hersek ve Kepan hersek ve Mekemorya ve Pirmorya ve İslovin beğleri ve niçe bin Hırvadistan segleriyle yedi kral yedi kerre yüz bin asker ile kâmil yedi yüz balyemez toplar ile Budin üzre gelüp alâ melei'n-nâs Budin'e mûr [u] mâr-vâr asel zenbûru-vâr üşüp meterise kat-ender-kat girüp Budin'e ol kadar top güllesi ururlar kim gûyâ bârân-ı la‘net yağar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75b ·
metinde göster ·
… âzârı ve cemî‘i hânedânları ve serâpâ şâhnişîn ve revzenleri billûr ve necef ve
moran
câmlar ile ârâste ve cümle evlerin sutûh dam u bâmları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile …
Bu mahalleler içre olan hânedânlar Süleymân Hân'ın ibtidâ fethinde eyle ma‘mûr u müzeyyen etmiş kim cümle çârsû-yı bâzârı ve cemî‘i hânedânları ve serâpâ şâhnişîn ve revzenleri billûr ve necef ve moran câmlar ile ârâste ve cümle evlerin sutûh dam u bâmları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile pîrâste pirinçden sarı teneke ve kırmızı bakır tahta ve kalaylı tenekeler ile örtülü hâneler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81a ·
metinde göster ·
… arabaları dörder ve altışar atlı hınto arabalar kim her biri billûr ve necef ve
moran
câmlı arabalarına esbâb [u] eskâllerin tahmîl etdiklerinde Defterdâr Ahmed Paşa …
Andan ertesi gün ki yevm-i selâse idi, cümle küffâr kal‘adan çıkup arabalarına dolmağa başlayup cümle arabaları dörder ve altışar atlı hınto arabalar kim her biri billûr ve necef ve moran câmlı arabalarına esbâb [u] eskâllerin tahmîl etdiklerinde Defterdâr Ahmed Paşa tarafından âdemler ta‘yîn olunup mâl-ı hazâ’inden ve cebehâne-i pâdişâhîden arabalar içre ne bulundu ise mîrîye zabt olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119a ·
metinde göster ·
… hfil-i münîfi murakka‘-misâl bir ma‘bedgâh-ı pür-me’âldir. Ve billûr u necef ve
moran
câmlarına âfitâb-ı âlem-tâbın tâb [u] tüvânı bu câmlara te’sîr etdikde câmi‘i n …
Evvelâ cümleden çârsû içre mükellef ü müzeyyen ve mükemmel Sokollu Mehemmed Paşa dâmâdı Sinân Paşa câmi‘i, gerçi bir kubbeli câmi‘dir, ammâ gâyet vâsi‘ ve musanna‘ ve mihrâb u minberi ve mahfil-i münîfi murakka‘-misâl bir ma‘bedgâh-ı pür-me’âldir. Ve billûr u necef ve moran câmlarına âfitâb-ı âlem-tâbın tâb [u] tüvânı bu câmlara te’sîr etdikde câmi‘i nûr iken nûr-ender-nûr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145a ·
metinde göster ·
… azîmin ve kehf-i sun‘-ı Hudâ-yı Kerîm'in içinden nehr-i Buna billûr ve necef u
moran
gibi haykırup çıkduğu mahalde on göz âsiyâb-ı mâlar vardır.
Evvelâ mezkûr kal‘a 161a olan kûh-ı ser-bülend kûh-ı Bîsütûn gibi altı boş olup cânib-i garba meyyâl eğilmiş âdem altına girmeğe havf edüp şimdi münhedim olur kıyâsın eder. Bu kayanın altındaki gâr-ı azîmin ve kehf-i sun‘-ı Hudâ-yı Kerîm'in içinden nehr-i Buna billûr ve necef u moran gibi haykırup çıkduğu mahalde on göz âsiyâb-ı mâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b–161a ·
metinde göster ·
… derek ol kadar mâl-ı ganâ’imle altışar ve sekizer hınto araba billûr ve necef u
moran
câmlı arabalar içre mahbûb u mahbûbe gonca-fem havâtînler ve niçe gûne mâl-ı ga …
Ve câ-be-câ mücâhidîn etrâf [u] eknâfı gâret ü alan u tâlân ve esîr-i giryân ederek ol kadar mâl-ı ganâ’imle altışar ve sekizer hınto araba billûr ve necef u moran câmlı arabalar içre mahbûb u mahbûbe gonca-fem havâtînler ve niçe gûne mâl-ı ganâ’imler ile ordu-yı İslâma gelüp ganîmet edüp baş ve dil getirenlere yetmişer ve seksener altunlar ve hil‘at-i fâhire ve çelengler ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19a ·
metinde göster ·
… -i ba‘îdeden bu deyre âdem nazar etse damlarının ve câmlarının billûr u necef u
moran
revzenlerinin şa‘şa‘asından ve üç yüz yerde âdem kaddi altun haç alemlerinin şu …
Bir mesâfe-i ba‘îdeden bu deyre âdem nazar etse damlarının ve câmlarının billûr u necef u moran revzenlerinin şa‘şa‘asından ve üç yüz yerde âdem kaddi altun haç alemlerinin şu‘lesinden merdüm-i benî âdem hîrelenir. Gûyâ bu deyr-i azîm Kürdistân'da altun ma‘deni olan Akra dağı gibi berk urup nûru 59b âdemin dîdelerin hîrelendirir ve eylece bir münevver dağ gibi durur bir ma‘bedgâh-ı Mesîhiyyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59a–59b ·
metinde göster ·
… nın içinde kat-ender-kat kemerler içre kârgîr binâ hücrelerin billûr u necef ve
moran
câmlar ile ârâste ve niçe sivri sivri minârenin külâhı gibi sivri kıbâblar ile …
Ve bu kullenin cânib-i erba‘asının içinde kat-ender-kat kemerler içre kârgîr binâ hücrelerin billûr u necef ve moran câmlar ile ârâste ve niçe sivri sivri minârenin külâhı gibi sivri kıbâblar ile pîrâste olmuş üzerlerinde gûnâ-gûn altun haçlı alemleri var ve birbirine nâ-müşâbih maksûreler ve şâhnişîn-i cihân-nümâları var kim cümle sarınç pirinç ve kalaylı demir teneke örtülü kıbâbları üzre haç alemlerine güneş 62a ursa ol haç alemlerin mutallâsı şa‘şa‘asından Hudâ hakkıyçün âdemin gözü hîrelenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61b–62a ·
metinde göster ·
… n ve siyâh âbnûs üzre beyâz gümüş kakmak âbnûs iskemle ve necef ve billûrdan ve
moran
ve zeberced ve Seylân ve altun ve gümüş ve rûh-ı tûtyâ ve'l-hâsıl incü ve zümür …
Ammâ aslâ döşemesi yokdur. Cânib-i erba‘asında niçe yüz gûne musanna‘ ve murassa‘ iskemle var kim Cenâb-ı Bârî bu dünyâda her ne kadar mevcûdât halk etdi ise cümle ma‘âdin ve ahcâr [u] eşcârâtdan ve her nevâdirât eşyâlardan birer gûne murassa‘ iskemleler vardır, ammâ üç yüz altmış altı adedi kralın kendüye mahsûs ustolnileridir, mâ‘adâsına vüzerâları ve banları ve hersekleri ve şag ve irşekleri oturur. Ammâ cümleden gorona olan soffa üzre kırk aded taht-ı sîmîn tâk birer tâkler var kim her birine nazar edenin dîdeleri hîrelenir. Lâkin cümleden hakîr kehribâdan ve kırmızı mercândan ve yeşim ve balgamî ve akîk-i Yemenî ve Seylân ve pîrûze tahtlardan hazz 68a etdim. Ve dahi kuş kemiğinden ve balık dişinden ve siyâh âbnûs üzre beyâz gümüş kakmak âbnûs iskemle ve necef ve billûrdan ve moran ve zeberced ve Seylân ve altun ve gümüş ve rûh-ı tûtyâ ve'l-hâsıl incü ve zümürrûdden iskemleler var kim her biri birer kral yâdigârları ve her biri birer üstâd-ı kadîm kârları ve her diyârın kralları hedâyâlar gönderüp bu eyvân-ı kisrâ tahtlarıyla ârâste ve revzenler ve dervezeler ile pîrâste olmuş vâcibü's-seyr sarây-ı vâlâdır. Ammâ hakîr her kaçan kral huzûruna vardıkda mâh-ı Temmûz eyyâmları olmak ile kral bir rûh-ı tûtyâdan mebnî bir taht-ı raht-ı baht üzre oturup hakîr mezkûr kehribâ taht üzre pâdişâhâne cülûs ederdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b–68a ·
metinde göster ·
… lek Paşa efendimiz yanında kalup Bosna'dan Zirinoğlu vilâyetlerin ve Venedik'de
Moran
ve Dodoşka vilâyetlerin seyr-i temâşâ etdiğimizden sonra efendimizle Bosna'dan …
Hamd-i Hudâ bu abd-i kemter sene 1071 târîhinde Serdâr-ı mu‘azzam Köse Alî Paşa ile fethinde bulunup ibtidâ feth-i mübîn ezânların bu hakîr tilâvet edüp niçe işlerinde bulunduk, ammâ amâr olmadan derûn-ı hisârda olan mutalsamât tuçdan dökülmüş zamân-ı kadîm pehlivânları sûretlerin seyr-i temâşâ edüp cümle guzât-ı müslimîn ile surûr şâdumânlarda iken serdâr-ı zafer-şi‘âr olan Alî Paşa efendimiz bu ahkar-ı kemteri Bosna diyârına bu Varat kal‘ası fetihnâmesiyle Melek Ahmed Paşa efendimize ılgar ile gidüp efendimizin niçe niçe ihsân [u] in‘âmlarını görüp yine Melek Paşa efendimiz yanında kalup Bosna'dan Zirinoğlu vilâyetlerin ve Venedik'de Moran ve Dodoşka vilâyetlerin seyr-i temâşâ etdiğimizden sonra efendimizle Bosna'dan ma‘zûl olup Rûmeli eyâletiyle yine Erdel vilâyeti seferine serdâr-ı mûmâileyh Alî Paşa ile giderken Tımışvar altında Seydî Ahmed Paşa'yı bir Cum‘a gün Alî Paşa kendi otağında şehîd edüp Seydî Paşa'nın kellesin der-i devlete gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 85a ·
metinde göster ·
… m ortasındaki fevvâreleri tâ kubbenin zirve-i ulyâsında olan billûr ve necef ve
moran
câmlara şâzrevânlar pertâb eder bir nakş-ı bûkalemûn soffa ve bir ibret-nümûn ş …
Ve orta soffası bir vâsi‘ şekl-i müsemmen soffadır kim ortasındaki fevvâreleri tâ kubbenin zirve-i ulyâsında olan billûr ve necef ve moran câmlara şâzrevânlar pertâb eder bir nakş-ı bûkalemûn soffa ve bir ibret-nümûn şâzrevân kadehi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127a ·
metinde göster ·
… tlayup Heyhât sahrâsın büsbütün Ten suyu gark edüp donmuş ve billûr ve necef ve
moran
gibi Heyhât sahrâsı mücellâ buz olup ne arabalarımız ve ne atlarımız ve ne piyâ …
Ve bu mahalde nehr-i Ten Heyhât sahrâsın iki bölmüşdür. Hikmet-i Bârî yârî kılup biz bu Jivakirmân kal‘asında mihmân iken ol gece bir şiddet-i şitâ ve bir rîh-i akîm poyraz rûzgâr-ı zorkârı esüp bi-emrillâhi te‘âlâ nehr-i Ten sovukdan müncemid olup üstünden niçe bin arabalar ve kızaklar geçmeğe başlayup cümle kavm-i küffârın yüzleri güldü ve buzları çoğaldı. Ammâ bir şedîd sovuklar oldu kim Jivakirmen kâfirlerinin evlerinden taşra çıkmağa iktidârlarımız olmadı, zîrâ Erba‘înin ve şitâ-yı Zemherîrin tâ ayne'l-fi‘li olup iklîm-i sâbi‘de olmağile şiddet-i şitâdan yerler çatlayup araları gayyâ deresi gibi olurdu. Hele her ne hâl ise Jivakirmân'dan kalkup cânib-i garba Ten kenârınca giderken ba‘zı mahalde Ten suyu buzu çatlayup Heyhât sahrâsın büsbütün Ten suyu gark edüp donmuş ve billûr ve necef ve moran gibi Heyhât sahrâsı mücellâ buz olup ne arabalarımız ve ne atlarımız ve ne piyâde âdemlerimizin yürümeğe iktidârları olmayup hâsıl-ı kelâm her ne hâl ise derd-i belâ ve renc-i anâ çekerek ol gün yürüyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b ·
metinde göster ·
… dilküşâ gûyâ bir kasr-ı ibret-nümâ olup dâ’iren-mâdâr etrâfı billûr ve necef ve
moran
câmlar olup dahi etrâfı tarabuzanlı maksûreciklerdir kim şeb [u] rûz cemâ‘at-i …
Bu câmi‘-i dilküşâ gûyâ bir kasr-ı ibret-nümâ olup dâ’iren-mâdâr etrâfı billûr ve necef ve moran câmlar olup dahi etrâfı tarabuzanlı maksûreciklerdir kim şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir, zîrâ ekâlîm-i seb‘anın tüccâr müselmânları ve Bahr-i Ebyaz'ın keştîbân-ı mellâh mü’minânları bu câmi‘-i mesîregâhda tâ‘at-ı Sübhânî edüp limanda olan gemilerin seyr [ü] temâşâ ederler. Kal‘a hâricinde bundan gayri amâristân yokdur. Bundan gayri cümle imâret derûn-ı hisârdadır, ammâ bu iskele varoşun önünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 225a ·
metinde göster ·
… şın tavîl ü âriz beyâz mermerler döşelidir. Ve niçe bin aded billûr ve necef ve
moran
ve (...) gûn câmlar ile kubâbları münevver olup zemînde bir ser-i mû olsa nümây …
Dîvârları cümle amber-i hâm ve za‘ferân ve lâden kokar. Ve zemîninde mefrûş olan niçe bin elvân mermer-i hâm ruhâmlar ve beşer altışar arşın tavîl ü âriz beyâz mermerler döşelidir. Ve niçe bin aded billûr ve necef ve moran ve (...) gûn câmlar ile kubâbları münevver olup zemînde bir ser-i mû olsa nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227a ·
metinde göster ·
… a‘lâ ve latîf musaykal ve mücellâ billûr gibi mermer-i hâmlardır. Güneş urdukda
moran
billûru gibi şa‘şa‘a verir.
Ve bu münakkaş servi tahtaların dahi üstü horasânî ve kireç ve cibis ve alçı üzre serâpâ beyâz mermer-i hâm döşelidir, kurşum kubbe değildir, ammâ mermerlerin her kıt‘ası hâlîçe ve kilim kadar vardır. Kurşumdan a‘lâ ve latîf musaykal ve mücellâ billûr gibi mermer-i hâmlardır. Güneş urdukda moran billûru gibi şa‘şa‘a verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… örtülü câmi‘dir, ammâ bunun dahi mihrâbı ve minberi ve cümle billûr ve necef ve
moran
câmları gâyet musanna‘ olup nûrun alâ nûr bir câmi‘-i pür-nûrdur. Ve mihrâbı ön …
Çârsû-yı bâzâr kurbunda olmak ile cemâ‘at-i kesîreye mâlik olup tûlu ve arzı yüz seksener ayakdır. Ve mihrâbı tarafı dörd aded amelî sütûn üzre nev-binâ toloz kemerlerdir. Gayri yerleri mâ-tekaddemden olageldüği üzre servi kirişler üzre kurşum örtülü câmi‘dir, ammâ bunun dahi mihrâbı ve minberi ve cümle billûr ve necef ve moran câmları gâyet musanna‘ olup nûrun alâ nûr bir câmi‘-i pür-nûrdur. Ve mihrâbı önü şâhrâh sokakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313b ·
metinde göster ·
… pâk ü pâkîze bir hammâm-ı küşâdedir kim cemî‘i kubâblarında billûr ve necef ve
moran
câmlar ile rûşen-âbâd rûşenâ hammâm-ı dilküşâdır. Ve bir câmekânı var kim bin â …
Ammâ cümleden Defterdâr Ahmed Paşa hammâmı gâyet büyük ve pâk ü musanna‘ bir hammâm-ı azîm olmuşdur kim gayri cezîrelerde misli yokdur. Cânib-i etrâfında dörd aded halvetleri ve meydân soffası ve müte‘addid çâr-kûşesinde çâr aded yan soffalarında üçer aded ku[r]nalı vâsi‘ hammâm-ı hoş-hevâ ve hoş-binâ bir hammâm-ı ra‘nâdır kim cemî‘i bisâtları ve mahbûb dellâkleri pâk ü pâkîze bir hammâm-ı küşâdedir kim cemî‘i kubâblarında billûr ve necef ve moran câmlar ile rûşen-âbâd rûşenâ hammâm-ı dilküşâdır. Ve bir câmekânı var kim bin âdem alır. Ortasında bir havz-ı azîmi var. Fevvâreleri kubbe-i câmekâna pertâb eder. El-hâsıl nev-binâ bir nakş-ı bûkalemûn hammâm-ı ibret-nümûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 315a ·
metinde göster ·
… ve havz u fıskiyye [ve] şâzrevânlı ve müte‘addid halvetli ve billûr ve necef ve
moran
câmlı suyu âb-ı hayâtlı hammâm-ı latîfdir.
Ve cümle bir aded hammâm-ı hoş-hevâsı var. Ol dahi Hüseyin Şah'ın hayrâtıdır. Gâyetü'l-gâye âb [u] hevâsı ve binâsı latîf müferrih hammâmdır. Bir hammâm dahi Beğko Paşa sarâyı hammâmı var. Ana dahi berây-ı maslahat şehir a‘yânları girirler. Gâyet şîrîn ve müzeyyen ve beyâz 350b mermer-i hâm döşeli mahbûb u rûşen-binâ bir hammâm-ı hoş-hevâ-yı rûşenâdır kim altun lüleli ve havz u fıskiyye [ve] şâzrevânlı ve müte‘addid halvetli ve billûr ve necef ve moran câmlı suyu âb-ı hayâtlı hammâm-ı latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 350a–350b ·
metinde göster ·