… deryâ-misâl olur. Zîrâ bu nehr-i Tise ve nehr-i Sava ve nehr-i Dirava ve nehr-i
Morava
ve nehr-i Moreş Tuna'ya mu‘âdil nehr-i azîmlerdir kim diyâr-ı Rûm'da Tuna'dan b …
Şehr-i azîm Tise: 116b Leh memleketiyle Erdel diyârının Seykel hudûdı kurbunda {cebel-i} Sahan Samur'un cânib-i şarkîsinden nehr-i Turla çıkup Akkirmân kal‘ası dibinde Karadeniz'e mahlût olur. Ve yine bu Sahan Samur yaylasının cânib-i garbîsinden nehr-i Tise hurûc edüp Erdel ile Macar diyârının ortasından geçüp kal‘a-i Hüsvar ve kal‘a-i Kaşa sahrâsından geçüp Egre eyâletinde Sonluk kal‘asına ve Segedin kal‘asına uğrayup andan bu Titel kal‘ası dibinde Tuna'ya mahlût olup Tuna deryâ-misâl olur. Zîrâ bu nehr-i Tise ve nehr-i Sava ve nehr-i Dirava ve nehr-i Morava ve nehr-i Moreş Tuna'ya mu‘âdil nehr-i azîmlerdir kim diyâr-ı Rûm'da Tuna'dan büyük deryâ-misâl nehr-i azîm yokdur. Ve amîkdir ve tavâhir-i kesîreye mebnî nehr-i kebîr-i zülâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116a–116b ·
metinde göster ·
… an berü Tuna balıkları ve nehr-i Dırava ve nehr-i Tise ve nehr-i Sava ve nehr-i
Morava
ve bâlâda tahrîr olunan nehr-i azîmlerin mâhîleri nehr-i Tuna ile cereyân edüp …
Yüz iki yüz âdemiyle Tuna üzre bu sarâyda sâkin olur. Emînin kendüye mahsûs bir kasr-ı müfîdi balık dalyanı olan mezkûr darboğazda vaz‘ edüp şeb [u] rûz emîn anda oturup ol boğaza bir san‘at ile yine çitden bir zemberekli şey urup ol boğazı ol çit sedd eder. Eyle çitler örerler kim bir karış mikdârı bir semek çitlerden geçmek ihtimâli yokdur. Garîb u acîb bir san‘at-ı sihr-i i‘câzdır. Tâ ki bahâr mevsimi gelüp temevvüc-i Tuna nehri kalmayup diyâr-ı Alaman'dan berü Tuna balıkları ve nehr-i Dırava ve nehr-i Tise ve nehr-i Sava ve nehr-i Morava ve bâlâda tahrîr olunan nehr-i azîmlerin mâhîleri nehr-i Tuna ile cereyân edüp Karadeniz'de Ölüdenizi'nde ve nehr-i Özi'de ve Azak denizinde ve Çekişge ve Arpat buhayrelerinde ve Azak dibinde ve nehr-i Ölü Ten'de ve nehr-i Diri Ten'de Tuna balıkları, tohum döküp yavru hâsıl etmeğiçün ve Ten suyunda eğir kökü yemek içün Tuna ile akup Karadeniz'e çıkayım derken bu Silisre önünde bu dalyana gelüp görse kim Tuna sedd olmuş. Âhir kâr deverân ederek mezkûr boğaz ağzındaki çit üzre geldikde mezkûr boğazda kısılup bir dahi gerü dönem derken zemberekli çiti iplerle kaldırup eğer büyük ve eğer ki küçük balığı alup yine zembereği Tuna içre bırağırlar. Bu bir temâşâdır kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" kabilesindendir. Tâ ayne'l-yakîn hâsıl etmeyince ta‘bîr ü tavsîfi mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120b ·
metinde göster ·
… lirler kim Osmânlı tarafından "Düşman geldi" topı atılınca tarfetü'l-ayn nehr-i
Morava
ve nehr-i Drava [ve] nehr-i Sava kenârında cümle üç yüz altmış yedi pâre vardiy …
Ez-în-cânib yine sadede rucû‘ edelim. Bu Zirinoğlu hudûdu kırıntısının iç yüzlerinde birbirlerinden birer top menzili ba‘îd püşteler üzre sıra ile dizilmiş varda, ya‘nî haberci kulleleri vardır. Her birinde menhûs ve nüfûs-ı cünûd-ı cünüb mâl-â-mâldır. Kankı tarafdan bir düşman bu kırıntı üzre gele, ol tarafdaki varda kullesinden bir top atılınca bilirler kim Osmânlı tarafından "Düşman geldi" topı atılınca tarfetü'l-ayn nehr-i Morava ve nehr-i Drava [ve] nehr-i Sava kenârında cümle üç yüz altmış yedi pâre vardiya kullelerinden toplar atılup cümle Hırvadistân'ın başına âteş düşüp eyle benî Âdem deryâsı ve kefereler kurâsı yerlerdir kim ân-ı sâ‘atde andan top atıldığı semte yüz bin kadar küffâr cem‘ olurlar, ammâ serhad gâzîleri hîleye sâlik olup bir tarafdan birer asker gösterüp kıyâmet topları atılınca bir gayrı aralıkdan yayan asker girüp biraz kelepür alırlar, ammâ kimi esîr olup kalır. Ve kelepür alanların mâl-ı ganâ’imler ellerin bırakdırırlar. Ancak herkes bir baş ve cân ile halâs olurlar. Tâ bu mertebe ma‘mûr ve mazbût ülke[dir]. Hattâ Süleymân Hân bu kefereler ile mukâ[ve]met edemeyüp müdârâyla geçinmek, Vişegrad kal‘asından tâc-ı İskender ki tâc-ı Enûşirvân-ı Âdil'dir ki ol tâc Menuçehr evlâdlarından Macar kavmine değüp anlar Novgrad kal‘ası kurbunda Vişegrad kal‘asında tâc-ı İskender alınup dest-i Âl-i Osmân'da mezkûr tâc hazîne-i Osmâniyân'da kalup Süleymân semtinden(?) intikâm almak içün şikloş kal‘ası fethinde Zirinoğlu ve Beganoğlu Nadajoğullarına tâc-ı İskender'i verüp anlar da yedi hersek Osmânlı'dan yeşil katîfe kalpak geyüp gitmesinden Budin'i ve Üstürgon'u ve İstolni Belgrad'ı ve'l-hâsıl yetmiş altı pâre kal‘ayı Süleymân Hân Nemse çâsârı elinden aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160b ·
metinde göster ·
kenârında dâ’imâ Kanijalı çeteleri işler ve Yeleşke kal‘asından iki yüz Hıristi …
"Kralım, nehr-i Morava kenârında dâ’imâ Kanijalı çeteleri işler ve Yeleşke kal‘asından iki yüz Hıristiyânı esîr edüp aldılar ve üç yüz Hıristiyânı kılıçdan geçirdiler" deyü şikâyet ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162a ·
metinde göster ·
… ed enhârlar bir olup iner. Belgrad yolunda nehr-i Morava'ya mahlût olur. Nehr-i
Morava
dahi kal‘a-i Köylüc kurbunda nehr-i Tuna'ya munsabb olur.
Evvelâ şehir içre ağaç köprü altından cereyân eden nehr-i Raşka'nın 167a tulû‘u cânib-i cenûbda tâ Arnavudluk içinde Bihor kal‘ası nevâhîlerinde Misir sahrâsında bir gölden tulû‘ edüp andan nehr-i İbre'ye karışup andan nehr-i Raşka, nehr-i Yuşaniçse'ye ve nehr-i Tırnoviçse dahi nehr-i Yuşaniçse'ye mahlût olup nehr-i Raşka'dan dörd aded ark-ı azîmler şehrin bâğlarına ve değirmenlerine taksîm olur. Ve bir arkı dahi aşağı bâğçelere ve müşebbek bostânlara ba‘dehû bu mezkûr yedi aded enhârlar bir olup iner. Belgrad yolunda nehr-i Morava'ya mahlût olur. Nehr-i Morava dahi kal‘a-i Köylüc kurbunda nehr-i Tuna'ya munsabb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 166b–167a ·
metinde göster ·
… Yasrib dağından berü gelüp Eşkel kal‘ası altında nehr-i Morava'ya mahlût olur.
Morava
dahi Yagodina kal‘ası altından ubûr edüp kal‘a-i Köylüc kurbunda nehr-i azîm Tu …
Menzil-i karye-i Kavaklı: Andan Yasrib yaylağı ve Çakır dağın aşup azîm dıraht-ı müntehâlar seyr ederek 7 sâ‘atde nehr-i Rasina'yı ubûr etdik. Nehr-i Rasina Yasrib dağından berü gelüp Eşkel kal‘ası altında nehr-i Morava'ya mahlût olur. Morava dahi Yagodina kal‘ası altından ubûr edüp kal‘a-i Köylüc kurbunda nehr-i azîm Tuna'ya munsabb olur ve nehr-i Morava'nın ibtid[â] tulû‘u Arnavudluk'dan ve Öziçe şehri ve Çaçka ve Rodnik yaylalarından cem‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182a ·
metinde göster ·
… â hakîrde on bir yük akçe var idi. Andan yine ale's-sabâh cânib-i şimâle nehr-i
Morava
kenârıyla gidüp,
Andan kalkup yine semt-i şimâle (---) sâ‘at gidüp nehr-i Morava'yı ayakdan atlar ile geçildi, zîrâ dahi çok sular mahlût olmamışdır. Bu nehrin kenârında haymelerimizle meks etdik, ammâ ol gece gâyet basîret üzre olduk, zîrâ hakîrde on bir yük akçe var idi. Andan yine ale's-sabâh cânib-i şimâle nehr-i Morava kenârıyla gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182a ·
metinde göster ·
… ûddur. Ve taraf-ı cenûb-ı garbîde dörd konak yer Kanije kal‘ası kurbunda nehr-i
Morava
kenârında Zirinoğlu kâfiriyle hem-çetdir. Semt-i garbda bizim Polata ve Çavga k …
Cânib-i şarkda Peşte'den Yanık kal‘asına varınca Budin hudûdudur kim tûlu kâmil şarkdan garba kırk yedi konakdır kim kal‘a-i Yanık Alaman'ın evvel hudûdudur. Cânib-i cenûbda yigirmi konak tâ nehr-i Sava'ya ve nehr-i Buna'ya varınca Bosna eyâletiyle hem-hudûddur. Ve taraf-ı cenûb-ı garbîde dörd konak yer Kanije kal‘ası kurbunda nehr-i Morava kenârında Zirinoğlu kâfiriyle hem-çetdir. Semt-i garbda bizim Polata ve Çavga kal‘alarımız kurbunda nehr-i Raba hudûd-ı Süleymân Hân la‘neti olup Nemse vilâyetiyle hem-civârdır. Cânib-i şimâlde iki konak yer bizim Üstürgon kal‘amız Tuna kenârında olup karşu tarafında Orta Macar ile hem-müşâdır. Ve semt-i poyraz Tuna aşrı üç konakda Eğre eyâleti ile hem-hudûddur. Ve cânib-i şarkda üç konak nehr-i Tise kenârında Segedin kal‘ası dibinde eyâlet-i Tımışvar ile hâk hâkedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79a ·
metinde göster ·
… inoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu ve İslovin ve Mekemorya vilâyetlerin tâ nehr-i
Morava
ve nehr-i Dırava ve nehr-i Raba'ya varınca nehb ü gâret ve alan u tâlân etmeğe …
Bu mahalde Kaplan Paşa elli bin asker ile Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu ve İslovin ve Mekemorya vilâyetlerin tâ nehr-i Morava ve nehr-i Dırava ve nehr-i Raba'ya varınca nehb ü gâret ve alan u tâlân etmeğe me’mûr olup gitdiler, ammâ şiddet-i şitâ {şedîd} idi, Hudâ âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 137a ·
metinde göster ·
… ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve nakîbü'l-eşrâf vekîli var. Ve şehri nehr-i
Morava
kenârında bir vâsi‘ küşâde yerde bir ma‘mûr u âbâdân ve müzeyyen bâğ u bâğçeli …
Lisân-ı Sırfça (---)(---) demekdir. Zamân-ı kadîmde bir ma‘mûr köy imiş. Mürûr-ı eyyâm ile âb [u] hevâsı latîf olduğundan halkı tenâsül bularak hâlâ bir bâğ-ı İrem-misâl bir rabta-i zîbâdır. Bu dahi Semendire sancağı beğinin hâssı olup hâkimi voyvadasıdır ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır kim cümle toksan altı pâre ma‘mûr nevâhî köyleri vardır. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve nakîbü'l-eşrâf vekîli var. Ve şehri nehr-i Morava kenârında bir vâsi‘ küşâde yerde bir ma‘mûr u âbâdân ve müzeyyen bâğ u bâğçeli ve müşebbek bostânlı bir şırası şîrîn kasabacıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI mük. 137a ·
metinde göster ·
bu mahalle (---)(---) dağlarından gelüp cânib-i şimâle cereyân ederek Yagodina …
Ve nehr-i Morava bu mahalle (---)(---) dağlarından gelüp cânib-i şimâle cereyân ederek Yagodina palankası kurbunda Köpürlü Mehemmed Paşa'nın Yanova püllü yalı binâ etdiği ağaç cisir altından geçüp Semendire ile Köylüc kal‘ası mâbeyninde nehr-i azîm olup nehr-i azîm ümm-i Tuna'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI mük. 137a ·
metinde göster ·
… i Çaçka kurbunda nehr-i Morava'ya mahlût olur. Ba‘dehu zikri sebkat etdiği gibi
Morava
da nehr-i Tuna'ya munsabb olur, ve's-selâm.
Bu nehr-i Işkırapiş dahi şehr-i Öziçe dağlarıyla kasaba-i Roda dağlarından cem‘ olup nehr-i Ditina ve nehr-i Işkırapiş ikisi bir olup cereyân ederek kasaba-i Çaçka kurbunda nehr-i Morava'ya mahlût olur. Ba‘dehu zikri sebkat etdiği gibi Morava da nehr-i Tuna'ya munsabb olur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI mük. 137b ·
metinde göster ·
… ın dahi bırağup ve Seğitvar ve Kanije kal‘aları altından geçüp kaça kaça nehr-i
Morava
kenârında Keckivar kal‘asına, ya‘nî Yenikal‘asında karâr eder.
Andan beş günde Gürcî Mehemmed Paşa'nın başına altmış bin güzîde Âl-i Osmân askeri ve yüz yigirmi yedi bin Kırım askeri ve Yalı Tatarı askeri cem‘ olup dahi Ösek cisri ıhrâk olmuşken cümle asker-i İslâm Gürcî Mehemmed Paşa ile Kanije ve Seğitvar ve gayri diyâr kılâ‘larının imdâdlarına teveccüh etdiklerin küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr istimâ‘ edüp karârları firâra mübeddel olup kal‘a-i Peçoy'un taşra hisârından çıkup iç kal‘ası kalup Bobofça ve Berezense kal‘aların dahi bırağup ve Seğitvar ve Kanije kal‘aları altından geçüp kaça kaça nehr-i Morava kenârında Keckivar kal‘asına, ya‘nî Yenikal‘asında karâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138b ·
metinde göster ·
kenârında orman hıyâbânlı bir burunda Kanije gibi ağaçdan bir kal‘a-i cedîd imi …
Eşkâl-i tarh [u] tarz-ı Yenikal‘a: Nehr-i Morava kenârında orman hıyâbânlı bir burunda Kanije gibi ağaçdan bir kal‘a-i cedîd imiş, ammâ hakkâ ki mel‘ûn küffâr bir sedd-i İskender inşâ etmiş. Dolma dîvârının enniliği ellişer ayak ve yüksekliği ellişer arşın âlî dolma palanka dîvâr olup kal‘a ağaçlarının ba‘zısı yerli ağaç olup yapraklarıyla kal‘a dîvârından olmuş köklü dıraht-ı müntehâlar kim aslâ müddet-i medîd fenâ bulmaz köklü ve yerli mîşe ve pelîd ağaçları mâbeynlerin toprak doldurup kal‘a dîvârı etmiş ve kara tarafına sedd-i İskender-vâr yedi aded azîm vezni üzre tabyalar etmiş kim her birinde kırkar ve ellişer aded balyemez topları ve gayri kolumburna ve şâhîleri var, ammâ nehr-i Morava tarafı kendilerinin olmak ile su kenârında kal‘a dîvârı yokdur, lâkin bu tarafa elli pâre gemiler üzre bir cisr-i azîm binâ edüp karşu tarafda kendülerinin Ligradcık kal‘asından ve Çakatorna kal‘asından ve Mekemorya vilâyetlerinden her gün niçe bin küffâr gelüp kal‘aya cisrden geçüp imdâda gelirlerdi. Her tarafdan zahîrelerin getirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183a ·
metinde göster ·
… ellişer aded balyemez topları ve gayri kolumburna ve şâhîleri var, ammâ nehr-i
Morava
tarafı kendilerinin olmak ile su kenârında kal‘a dîvârı yokdur, lâkin bu tarafa …
Eşkâl-i tarh [u] tarz-ı Yenikal‘a: Nehr-i Morava kenârında orman hıyâbânlı bir burunda Kanije gibi ağaçdan bir kal‘a-i cedîd imiş, ammâ hakkâ ki mel‘ûn küffâr bir sedd-i İskender inşâ etmiş. Dolma dîvârının enniliği ellişer ayak ve yüksekliği ellişer arşın âlî dolma palanka dîvâr olup kal‘a ağaçlarının ba‘zısı yerli ağaç olup yapraklarıyla kal‘a dîvârından olmuş köklü dıraht-ı müntehâlar kim aslâ müddet-i medîd fenâ bulmaz köklü ve yerli mîşe ve pelîd ağaçları mâbeynlerin toprak doldurup kal‘a dîvârı etmiş ve kara tarafına sedd-i İskender-vâr yedi aded azîm vezni üzre tabyalar etmiş kim her birinde kırkar ve ellişer aded balyemez topları ve gayri kolumburna ve şâhîleri var, ammâ nehr-i Morava tarafı kendilerinin olmak ile su kenârında kal‘a dîvârı yokdur, lâkin bu tarafa elli pâre gemiler üzre bir cisr-i azîm binâ edüp karşu tarafda kendülerinin Ligradcık kal‘asından ve Çakatorna kal‘asından ve Mekemorya vilâyetlerinden her gün niçe bin küffâr gelüp kal‘aya cisrden geçüp imdâda gelirlerdi. Her tarafdan zahîrelerin getirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183a ·
metinde göster ·
… dâdlar verüp seferler etdiklerinden zebûnlardır. Bu sene-i mübârekede bu nehr-i
Morava
kenârında ve karşu taraflarında Hırvadistân ve Macaristân'ın Mekemorya vilâyeti …
"Devletli vezîr, askerimiz bıldırdan berü üç kerre kışda kıyâmetde niçe yerlere imdâdlar verüp seferler etdiklerinden zebûnlardır. Bu sene-i mübârekede bu nehr-i Morava kenârında ve karşu taraflarında Hırvadistân ve Macaristân'ın Mekemorya vilâyetin ve İslovin vilâyetin (---)(---)(---) ve Dodoşka vilâyetlerin harâb u yebâb ve hânelerin türâb ve hayvânâtların kebâb edüp mâl-ı ganâ’imleriyle asâkir-i İslâm muğtenem olup tâ kal‘a-i Ni‘met-Uğvar'a ve kal‘a-i Beç'e ve kal‘a-i Prak'a varınca tahrîb-i bilâd ve ta‘zîb-i küffâr-ı bed-nihâd üzre mütevekkilen alallâh deyüp azîmet edelim ve ol kâfir diyârlarının dâr-ı diyâr düyûrları ve kasabât u kurâ ve belîde ve kılâ‘lar ve bukâ‘ u suyâ‘sını nehb ü gâret etmek ile küffâr-ı bî-âr-ı bedkâr üzre tamâm galebe vü kuvvet ü nusret hâsıl olur ve düşmen-i dîn olan bî-dîn Nemse ve Hırvad'a mûris-i felâket olur" deyü müşâvere bu re’y üzre itmâm-ı kelâm edüp bu tedbîre karâr verdiler. Hemân vezîr-i sâhib-tedbîr eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183b ·
metinde göster ·
nehri kenârları serâpâ kulle kulle birbirlerinden birer top menzili ba‘îd binâ …
Hemân bu abd-i kemter altı aded atlı yarar güzîde gulâmlarımla "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp iki yerden gayret kuşağın kuşanup otuz altı bin Tatar-ı adû-şikâr ile Yenikal‘a altından kalkup garb cânibine bir gün seğirdüp sâfî dırahtistân ve cengelistân içlerinden ubûr edüp nehr-i Morava'yı suhûletle bir latîf geçitden geçüp Morava nehri kenârları serâpâ kulle kulle birbirlerinden birer top menzili ba‘îd binâ olmuş, hemân ol kullelerin küffâr-ı füccâr Macarları bizi görüp azamet-i Hudâ her kal‘a birer top atmağa başlayup bir ânda cemî‘i kâfiristânı top sadâsı tutup cihâna haberimiz şâyi‘ oldu, ammâ küffârın bu haber topları atdığına bakmayup cümle yorgun atlarımızı tebdîl edüp dinç atlara süvâr olup ol gün ol gece yine cânib-i garba göz açdırmayup çapdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184b ·
metinde göster ·
… üffâra kılıç urarak tâ kal‘a içine varınca küffârı kovarak ve kırarak tâ nehr-i
Morava
kenârına varınca küffârı kırdılar.
Hikmet bu kim kal‘anın der [ü] dîvârında yürüyüş edecek rahnedâr yerleri çok idi, ammâ dîvâr üzre niçe kerre yüz bin şeytanatlardan mâ‘adâ dîvâr üzre yine hafr-i amîk handaklar var idi ve rahnedâr olan yerlerde dahi göz görmemiş ve akıl ihâta etmemiş hiyel ü şeytanatlardan kal‘a dîvârı üzre kuş uçmazken hemân cümle serdengeçdiler "Allâh Allâh" deyüp mûr [u] zenbûr-vâr kal‘aya üşüp çengâller ile çıkarak ve asker biri biri üzre kal‘aya tırmaşarak küffâra aslâ ve kat‘â göz açdırmayup bi-fazlillâhi Ta‘âlâ kal‘anın der [ü] dîvârı ve tabyaları üzre alem-i Resûl dikildiği ân hamd-i Hud[â] yine bu hakîr ezân-ı Muhammedî okuyup kılıcım elimde kalup cümle guzâtı cenge tergîb ederek gülbâng-ı Muhammedîler çekilerek küffâra kılıç urarak tâ kal‘a içine varınca küffârı kovarak ve kırarak tâ nehr-i Morava kenârına varınca küffârı kırdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 187b ·
metinde göster ·
Küffâr bu hâl-i pür-meâli görüp hemân cân havliyle ale'l-umûm pür-gumûm cümlesi nehr-i Morava üzre cisre uğrayup karşu cânibe geçmeğe cân atdılar. Hemân guzât-ı müslimîn eli kolu kan ve kılıçları uryân ve sîneleri puryân olup küffârın akîbince cisir üzre dal sâtûr-ı Muhammedî olup küffârı katl ederek cisir üzre gitdiler. Nehr-i Morava'nın karşu tarafında küffâ[r] bu hâli gördü kim münhezim olan küffârın ardları sıra Türk askeri kâfirleri kova cisrden beri âdem deryâsı gibi asker gelir.,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 187b ·
metinde göster ·
Hemân ki küffâr karşu tarafdan cisri kat‘ edince cümle küffâr âlât-ı silâhlarıyla cümle suya gark olup rûy-ı nehr-i Morava'yı kara şapka dutup âdem deryâsı cereyân ederdi ve bakıyyetü's-seyf-i küffâr-ı bed-girdâr dahi cümle cân bâzârına düşüp kendülerin suya pertâb edüp kimisi gark-ı âb olup kimisi şinâverlik ederek necât bulurken 188a beri tarafda bizim serhad gâzîleri ağızlarında kılıçları ile nehr-i Morava'ya düşüp niçe yüz küffârlara su içinde yetişüp kimin katl edüp niçe binini saçlarından beri tarafa çıkarup esîr etdiler. Ba‘zı küffârlar yüzerek karşu tarafa çıkdılar, ammâ beri tarafda bizim gâzîler uzun boylu dalyan tüfengler ile niçe bin tüfeng-i pür-rengleri bir fitilden atup suda şinâverlik edüp halâs olmağa çalışan küffârlara eyle kurşum urdular kim nehr-i Morava kurşum zarbından tancerede su nice kaynarsa eyle kaynayup kurşum yeyen küffârlar cümle gark olup lâşe-i murdârları kara şapkalarıyla cereyân edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 187b–188a ·
metinde göster ·
… ltat ve murtat odaları ve Kanije tarafına ancak bir kapusu var idi, ammâ nehr-i
Morava
tarafında aslâ der [ü] dîvârdan bir alâmet yokdur.
Hulâsa-i kelâm bu kal‘a feth oldu, ammâ dahi nev binâ olmağile içinde aslâ çârsû-yı bâzâr ve imâretden aslâ bir şey olmayup ancak bir müfîd ü muhtasar kenîse ve deve damları gibi uzun uzun soltat ve murtat odaları ve Kanije tarafına ancak bir kapusu var idi, ammâ nehr-i Morava tarafında aslâ der [ü] dîvârdan bir alâmet yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188a ·
metinde göster ·
… gününde Kanije altından kalkup kal‘a etrâfların ve Balatin sâhillerin ve nehr-i
Morava
kenârların ve gayri kılâ‘ u kasabât u belîdeleri gâret etmeğe revâne olduk
Sene 1074 mâh-ı (---) gününde Kanije altından kalkup kal‘a etrâfların ve Balatin sâhillerin ve nehr-i Morava kenârların ve gayri kılâ‘ u kasabât u belîdeleri gâret etmeğe revâne olduk
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2a ·
metinde göster ·
kenârında bir sa‘b küçük hisâr-ı üstüvârdır. Ejder-i heft-sere benzer sadâsı üç …
Kral-ı bed-tebâr inpirator himâyesinde nehr-i Morava kenârında bir sa‘b küçük hisâr-ı üstüvârdır. Ejder-i heft-sere benzer sadâsı üç aded balyemez toplar atıldı kim dağlardaki dırahtistânın berk [ü] bârları yere döküldü. Esîrlerimiz eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b ·
metinde göster ·
… e âteşe yakup yine hamd-i Hudâ bir hayli salt ve sebük-bâr olup bir gece nehr-i
Morava
kenârında ve bir gece nehr-i Raba kenârında yatup ertesi nehr-i Raba'yı ubûr et …
Hamd-i Hudâ bu gazâ-yı zafer-me’serde üç bin yedi yüz altmış katana esîr pâ-beste ve dil-haste bend-i zencîr olup onar onar Tatar tarzı bunları tuşaklayup ve cümle atlara avretleri ve gulâmları ikişer ikişer bindirüp beş yüz aded arabaları yine âteşe yakup yine hamd-i Hudâ bir hayli salt ve sebük-bâr olup bir gece nehr-i Morava kenârında ve bir gece nehr-i Raba kenârında yatup ertesi nehr-i Raba'yı ubûr etdik, ammâ bir ta‘b 6a çekmeden bir âsân yol bulup karşu tarafda ibtidâ kulağızımız olan bir hâ’in kâfiri katl edüp birin dahi âzâd edüp öbirlerine "Siz dahi bizi selâmete çıkarın, sizi dahi âzâd ederiz" dedikde "Cân baş üzre" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b–6a ·
metinde göster ·
… ü kim bir at yemi bir guruşa çıkdı, zîrâ mukaddemâ cümle zahîre gemileri nehr-i
Morava
sâhilinde Maslovin iskelesinden Ösek'e avdet etdikleri ecilden asker içre kaht …
Ve bu mahalde asker-i İslâm içre bir kaht [u] galâ düşdü kim bir at yemi bir guruşa çıkdı, zîrâ mukaddemâ cümle zahîre gemileri nehr-i Morava sâhilinde Maslovin iskelesinden Ösek'e avdet etdikleri ecilden asker içre kaht oldu ve cemî‘i küffârın kurâ vü kasabât ve kılâ‘ları gâret olup harâb u yebâb olup cümle küffârın cânları başlarına ve eşlerine düşüp sarp kal‘alara kapanup niçe kerre yüz bin küffâr hâne-berdûş olup askerî oldukları ecilden kaht [u] galâ olmasının bir sebebi dahi bu oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17a ·
metinde göster ·
… th etdikde darb-ı tîğdan küffâr firâr ederken küffârın dahi ol gün cisri nehr-i
Morava
üzre meksûr [olup] cümle küffâr gark-ı âb oldukda cümle asker küffâra hey hey d …
Ammâ netice-i ibret-i me’âl-i kelâm oldur kim bu ahvâl-i perîşânın ahvâlinin netîcesine nazar olunsa hak söylenilüp hak görülse bu inhizâm asâkir-i İslâma min indillâh gûşmâldir. Biz Yenikal‘a'yı feth etdikde darb-ı tîğdan küffâr firâr ederken küffârın dahi ol gün cisri nehr-i Morava üzre meksûr [olup] cümle küffâr gark-ı âb oldukda cümle asker küffâra hey hey deyüp suda şinâverlik eden küffâra kurşum yağdırup bir küffâr halâs olmayup gark-ı âb olanlara ve karşu tarafdaki küffârlara rağmen bizim asker hey hey deyü feryâd edüp iki ellerin edepde dübürlerine urup gûyâ sakâlar ederlerdi. Ve cümle asker mağrûrâne hareket ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
… Sıçan Samur dağlarından iki nehir tulû‘ edüp şark cânibine cereyân edüp Leh ve
Morava
vilâyetlerine ve Hotin ve Bender kal‘alarına uğrayan nehr-i Turla'dır kim Akkir …
Nehr-i Tise bu şehrin cânib-i şarkı ve şimâlîsinde Orta Macar ile Leh vilâyeti mâbeyninde Sıçan Samur dağlarından iki nehir tulû‘ edüp şark cânibine cereyân edüp Leh ve Morava vilâyetlerine ve Hotin ve Bender kal‘alarına uğrayan nehr-i Turla'dır kim Akkirmân kal‘ası dibinde Karadeniz'e karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78a ·
metinde göster ·
… um ve cebel-i bâlâ Tomor'dan gelüp bu şehir içinden cereyân edüp garb tarafında
Morava
sahrâsı içre gidüp Kara Osmân Beğ oğlunun çiftliği dibinden geçüp Elbasan suyu …
Der-beyân-ı enhâr-ı zülâl-i cârî âb-ı hayvân mâ-i hayât: Bu şehir içre cereyân eden nehr-i Osum, tâ cenûb tarafında Iskırapar ve kûh-ı Osum ve cebel-i bâlâ Tomor'dan gelüp bu şehir içinden cereyân edüp garb tarafında Morava sahrâsı içre gidüp Kara Osmân Beğ oğlunun çiftliği dibinden geçüp Elbasan suyu nehr-i (---) mahlût olup deryâ-misâl ikisi bir yerden cereyân ederek Müzakiyye sahrâsından ubûr edüp tâ yine Baştova kal‘ası dibinde Venedik körfezi deryâsına munsab olup Müzakiyye sahrâsında yaz u kış bu nehr-i Osum gemilerle ubûr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·