… nî etdiğine târîhdir: Rahmetü rabbih, sene (---) vâkı‘ olmuşdur. Bir ehl-i dil,
muhibb-i ulemâ
ve şu‘arâ bir pâdişâh-ı deryâ-dil idi.
{isfendiyâr Beğ kızından vücûda gelüp bir pâdişâh-ı Cem-cenâb Ebü'l-feth olmuşdur}. Müddet-i saltanat 31 sene ve müddet-i ömr 51 sene, vilâdetleri sene 834 ve on üç seneye bâliğ iken sene 847 cülûs etdi. İki sene saltanat sürüp sabîdir deyü küffârın vefret [ü] kesretinden hal‘ olunup pederleri Murâd Hân pâdişâh olup kendüler Ma‘nisa'ya hâkim oldular. Beş sene mürûrundan yine kul gulû edüp Murâd Hân ihtiyâr oldu deyüp sene 855 Muharreminin on altıncı günü ki yevm-i hamîsdir, def‘a-i sânîde yine taht-nişîn pâdişâh-ı kâmkâr oldu. Sinn-i şerîfleri yigirmi bir seneye bâliğ iken taht-ı sânî Edirne'de cülûs-ı sânî etdiğine târîhdir: Rahmetü rabbih, sene (---) vâkı‘ olmuşdur. Bir ehl-i dil, muhibb-i ulemâ ve şu‘arâ bir pâdişâh-ı deryâ-dil idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 98a ·
metinde göster ·
… rrî kimesne idi. Ve cemî‘î menâhîden müberrâ, pâk-i‘tikâd müslim ve muvahhid ve
muhibb-i ulemâ
ve sulehâ ve muhibb-i guzât-ı müslimîn ve mücâhid-i fî-sebilillahdır. Gerçi her …
Hattâ cirîd meydânında hakîre latîfe yüzünden bir cirîd atup yüzüme isâbet edüp dörd aded dişlerim boğazıma dıkup Defterdârzâde efendimiz hayli müte’ellim olup dörd dişimin kısâsına karşılık bir kîse cerîme ve bir küheylân esb-i fetâh bile cerîme verüp sulh olduk. Ammâ Hazret-i Kur’ân-ı Azîmi ve Furkân-ı Mecîdi tilâvet ederken mehâric-i hurûfun savt-ı sağîr ile edâ olunur, sîn ve şın ve sâd ve zâ ve dâl misillü hurûfların kemâ hüve hakkahu edâ-yı mehâric-i hurûf edemez olduk. Ammâ dişlerim kırdığı yine Seydî Paşa'ya helâl olsun. Yedi küheylân at ve yedi Gürcî gulâm ve iki kîse ve niçe hil‘at-ı fâhire ihsânlarını görmişim, bir sahî, sâhib-i kerem ve gıll [u] gışdan berî ve kîn u kibr u buğz adâvet u hased ü nifâkdan müberrâ bir halûk ve halîm ve selîm ve garîb-dost ve sebük-rûh ve sâde-dil ve saf-derûn ve tevâbi‘ u levâhık-perver, asker-keş ve adüv-küş ve server-i hünerver ve dilâver, er kişi idi. Gerçi ilm u fazîlet u bâhire sâhibi değil idi, ammâ şehbâzlık ile kuvvet-i kâhire sâhibi bir Arab evli Hâtem-i Tây-meşreb deryâ-dil ü hoş-sohbet ve sebük-rûh [u] hoş-ışret 336a merd-i meydân, fârisü'l-hayl, pehlivân ve zekiyyü't-tab‘ [ve] hâkim-i cerrî kimesne idi. Ve cemî‘î menâhîden müberrâ, pâk-i‘tikâd müslim ve muvahhid ve muhibb-i ulemâ ve sulehâ ve muhibb-i guzât-ı müslimîn ve mücâhid-i fî-sebilillahdır. Gerçi herkes ile hüsn-i ülfet içün güler ve oynar ve sarık bozup güleş eder ve murâdı üzre satranc oynarken piyâde yerine şâhı verüp atı fil gibi oynardı. Şahı vezîr yerine verüp "ben sağ olayım" derdi. Bu dahi lâtîfe gûne bir hüsn-i hulku idi. Ammâ cümle ahlâk-ı hamîdesiyle muttasıf olduğundan memdûh şey-i garîb gurebâya at ve bisât ve ihsân u in‘âm edüp çerâğ etmesi ve bây u gedâya ni‘meti dâ’imâ mebzûl olması cümle evsâf-ı cemîlesinden memdûhdur. Hudâ cümle müşkil işlerin âsân ide.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 335b–336a ·
metinde göster ·
… Aristo ve Hâkim Sînâtabî‘at kimesneler vardır. Ve sâhibü'l-hayrât gâyetü'l-gâye
muhibb-i ulemâ
olmağile bu medreseye elli aded ma‘mûr kurâlar ve,
Andan sonra kal‘a-i İmâdiyye'nin aşağı deresinde Hân bâğ-ı İremi kurbünde bâğlar kenârında medrese-i Sultân Hüseyn-i âdil, bundan gayrı binâ-yı azîmli ve evkâf-ı metînli medrese-i kebîr yokdur. Gûyâ bir kal‘adır. Altmış aded kârgîr binâ kıbâblar ile mebnî hücreleri ve dârü't-tedrîsi ve hareminde havz-ı azîmi ve selsebîl ü fevvâreleri ve hareminde hıyâbân [u] gül-i gülistânı ve hücreleri etrâfında bostânı vardır. Derûn-ı medrese sayf u şitâda üç yüz dörd yüz talebe ile memlûdur kim cemî‘i fünûn bu âsitânede kırâ’at olunur ders-i Aristo ve Hâkim Sînâtabî‘at kimesneler vardır. Ve sâhibü'l-hayrât gâyetü'l-gâye muhibb-i ulemâ olmağile bu medreseye elli aded ma‘mûr kurâlar ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378b ·
metinde göster ·
olup ekâlîm-i seb‘adan cümle mütebahhirîn-i ulemâ ve meşâyihini cem‘ etmişdi. K …
Ammâ âl-i Osmân'a evvel Gâzî Osmân Beğ, Orhan Beğ, Yıldırım Beğ, Murâd Beğ derlerdi. Tâ Ebü'l-feth Mehemmed Hân'da cümle ulemâ-yı Rûm ulü'l-emr dediler. Zîrâ Ebü'l-feth muhibb-i ulemâ olup ekâlîm-i seb‘adan cümle mütebahhirîn-i ulemâ ve meşâyihini cem‘ etmişdi. Kendüler dahi fâzıl ü âlim ve âmil ü kâmil mücâhidün fî-sebîlillâh pâdişâh idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y27b ·
metinde göster ·
… m [u] şânları yokdur. Gelin âl-i Osmân'a verelim. Hem mü’min ü muvahhidler, hem
muhibb-i ulemâ
ve sulehâ ve meşâyih, ve hem ehl-i şer‘ ve sâhibü's-seyfdirler. Her ne cânibe v …
"Mısırı Megâribe'ye versen lecûc ve tammâ‘ ve nâpâk kavimdir. Ve Hind'e versen mesâfe-i ba‘îdedir gelüp mutasarrıf olamaz. Acem'e versen mezhebinde şübhe var. Ekrâda versen devletlerinde devâm [u] şânları yokdur. Gelin âl-i Osmân'a verelim. Hem mü’min ü muvahhidler, hem muhibb-i ulemâ ve sulehâ ve meşâyih, ve hem ehl-i şer‘ ve sâhibü's-seyfdirler. Her ne cânibe varsa mansûr u muzaffer oluyorlar. Gelin anlara verelim" deyü ittifâk edüp Fâtiha-i şerîf tilâvet edüp Ebussu‘ûd-ı Cârihî ve Merzûk-ı Kifâfî,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y46a ·
metinde göster ·