Evvelâ ol Râzık-ı Hudâ-yı kerîm ve Hâlik-i Cennet-i na‘îm-i
mukîm
üzerine sadlek hamd [ü] senâ olsun kim cümle mevcûdâtın ni‘meti anın üzerinedir …
Evvelâ ol Râzık-ı Hudâ-yı kerîm ve Hâlik-i Cennet-i na‘îm-i mukîm üzerine sadlek hamd [ü] senâ olsun kim cümle mevcûdâtın ni‘meti anın üzerinedir kim, âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 93a ·
metinde göster ·
… ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş, ne
mukîm
, ne Bayrampaşa habbı, ne şarâbiyye, ne benglik, ne kara pehlivân, ne habb-ı uşş …
Hakîr bu kadar âlüfte ve âşüfteler ile meyhâne ve bozahâne ve kahvehâne yasdandık, Hak Sübhânehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu bozasıyla ve Mısır'ın pirinc subyasıyla ve Kırım'da maksıma derler bir gûne yine kutu bozasına benzer bir bozadır, bu üçünden gayrı içmek müyesser olmamışdır kim rahm-ı mâderden müştak olalı me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne kahve, ne çay ve ne bâdyân ve ne kışır ve ne sa‘leb ve ne mahleb ve ne pivo ve ne med ve ne şarâb ve ne şarâb-ı nâb ve ne vişnâb ne nâr şarâbı ve ne hurmâ şarâbı ve ne dud şarâbı ve ne karpuz şarâbı ve ne koknâr şarâbı ve ne avşıla şarâbı ve ne ipsime şarâbı ve ne ıslama şarâbı ve ne mavuza şarâbı ve ne bedevine şarâbı (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve ne müselles şarâbı ve ne misket şarâbı ve ne fışfış şarâbı ne nârdenk şarâbı ve ne bozon şarâbı ve ne hümül şarâbı ve ne rakı ve ne gülefsen ve ne horilka ve ne firna ve ne sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne ramazâniyye ve ne imâmiyye ve ne boza ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagansa ve ne elma suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne kibrît suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş, ne mukîm, ne Bayrampaşa habbı, ne şarâbiyye, ne benglik, ne kara pehlivân, ne habb-ı uşşâkî ve ne habb-ı rahîkî ve ne habb-ı safâyî ve ne habb-ı cedvâr ve ne habb-ı şifâ ve ne habb-ı şâhî, ne habb-ı ferah ne ma‘cûn-ı kâkvîh ve ne ma‘cûn-ı cihân-bahş ve ne ma‘cûn-ı dil-şâd ve ne ma‘cûn-ı kaysûn ve ne ma‘cûn-ı miş ve ne ma‘cûn-ı felâsife ve ne ma‘cûn-ı pîrecân ve ne ma‘cûn-ı dil-küşâ (---)(---)(---)(---) ancak dilber-lebi ma‘cûnuna mübtelâ olup sîm-i hâlis hokka dehânından devâ-yı inşirâh-ı sadr içün gâhî be-gâhî kimesnenin haber [u] âgâhı yok iken bu hakîr dilber ma‘cûnun isti‘mâl ederiz. Pederimiz merhûm dahi bu keyf ile âlûde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… ardır. Senede kadısına otuz kise hâsıl olduğuna şübhe yokdur. Hatta zamânımızda
mukîm
efendi kırk kîse mâl oldu. Zîrâ re‘âyâsı şer‘-i şerîfe gâyet mutî‘lerdir. Paşas …
Ve paşanın tahtı Silisre sancağında hâslarının on iki voyvodalığ vardır. 118a Hass-ı hümâyûnu bu voyvodalıklardan hâsıl olur. Evvelâ hâs-ı Babadağı, altı kîse muhâsebesi vardır. Hâs-ı Karasu ve hâs-ı Dobruca ve hâs-ı Deliorman ve hâs-ı Hacıoğlubâzân ve hâs-ı Eskicum‘a ve hâs-ı Pirevadi ve hâs-ı Aydos ve hâs-ı Karnıbat ve hâs-ı şehr-i Silistre. Bu tahrîr olunan hâsların mâlıyla paşa askeriyle sefer eşer ve bu Silistre şehri kânûn üzre üç yüz akçe şerîf kazâdır. Niçe kerre beş yüz akçe pâyesiyle mollalara sadaka alınmışdır. Kazâ-yı hükûmetinde cümle (---) aded nâhiye kurâları var kim her biri birer rabta-misâl ma‘mûr kurâlardır. Senede kadısına otuz kise hâsıl olduğuna şübhe yokdur. Hatta zamânımızda mukîm efendi kırk kîse mâl oldu. Zîrâ re‘âyâsı şer‘-i şerîfe gâyet mutî‘lerdir. Paşasına cümle hâslarından ber-vech-i adâlet Melek Ahmed Paşa efendimiz zabtı üzre kırk bin guruş oldu. Ammâ sâ’ir vüzerâ dahi ziyâde tahsîl eder ma‘mûr eyâletdir. Sâ’ir bâd-ı havâsıyla ve cürm [ü] cinâyetiyle cümle sekiz aded sancağında iki kerre yüz bin guruş olur. Bir hâkimi dahi Tuna Kapudanı Maksûd Ağa'dır. Bir hâkimi dahi gümrük emînidir. Biri dahi sipâh kethüdâyeridir. Biri dahi yeniçeri serdârıdır. Biri dahi şehr voyvodasıdır. Biri dahi muhtesib ağadır. Biri dahi şehir nâ’ibidir. Biri dahi bâcdârdır. Biri dahi harâccıdır. Biri dahi balık emînidir kim yetmiş yük akçe iltizâmdır. Özi kal‘asıyla kırk pâre kal‘a kullarına bu balık emîni mevâcib verüp paşanın arzına altı kîse verüp paşanın arzı mûcebince der-i devlete balık emîninin muhâsebesi görülür. Bir hâkimi dahi kal‘a dizdârıdır. Ve bir hâkimi dahi mezheb-i Nu‘mân ibn Sâbit kim İmâm-ı A‘zam mezhebi şeyhülislâmıdır ve bir hâkimi dahi hasîbü'n-neseb ırk-ı tâhirden nakîbü'l-eşrâfıdır. Ve bir hâkim-i askerîsi dahi cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timara alaybeğisi sancak pâyesiyle hâkimdir. Ve'l-hâsıl on sekizinci hâkimi çeribaşıdır kim cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar bu çeribaşı cem‘ eder. Tâ bu mertebe âbâdân ve mazbût eyâletdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b–118a ·
metinde göster ·
… etle dahil olup cümle erbâb-ı devlet ve a‘yân-ı sâhib-i izzetler hânedânlarında
mukîm
olup bu hakîr dahi cümle velî-ni‘am efendilerimizle ol fasl-ı zemistânda oda so …
Hakîr bu bâlâda tahrîr olunan kurâ vü kasabâtları seyr [ü] temâşâ edince sa‘âdetlü pâdişâh Boğazhisâr ve Gelibolu'dan şehr-i Edirne'ye gelüp sa‘âdetle dahil olup cümle erbâb-ı devlet ve a‘yân-ı sâhib-i izzetler hânedânlarında mukîm olup bu hakîr dahi cümle velî-ni‘am efendilerimizle ol fasl-ı zemistânda oda sohbetleri edüp geşt [ü] güzâr etdiğimiz kurâ vü kasabâtları ve seyr [ü] temâşâ etdiğimiz kılâ‘-ı üstüvârları ta‘rîf ü tavsîf ederek şeb [ü] rûz cân sohbetleri ederdik. Hudâ cümlenin âhiri ve âkıbetin hayr ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 100a ·
metinde göster ·
"Evliyâm, hakkâ ki merdsin ve akrabâ-yı yâr-ı sâdıkım ve mahrem-i râzımsın, ey mahallinde yetişdin" deyüp hakîre ol ân bir kat libâs-ı merdân ve bir serâser hil‘at-i sultân geydirüp bir kîse guruş-ı Bundukan in‘âm u ihsân edüp niçe gûne hayr du‘âlar edüp hüddâmlarıma onar altun ve birer çuka ve kumaş ihsânlar edüp dest bûsiyle şeref-yâb olup Ya‘kûb Çavuş nâm benâm-ı hümâm velî-ni‘am hânesinde mihmân olup üç gün Sofya şehrinde mukîm olup hamd-i Hudâ yüzümüz ağıyla emâneti teslîm etdiğimde gûyâ kûh-ı Demâvend bârından halâs olup mesrûr [u] handân oldum ve beyne'l-akrân efendimiz yanında mümtâz oldum. Üçüncü gün Sofya'dan İslâmbol'a gidecek mahalde efendimiz raht u bahtıyla hakîre bir küheylân mu‘teber at, misâl-i sâfinâtü'l-ciyâd esb-i sabâ-sür‘at ihsân edüp süvâr oldum. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40b ·
metinde göster ·
… ammâ yine küffâr-ı hâksâ[r] bu sene 1074 de istîlâ edüp derûn-ı hisârda beş ay
mukîm
olup Sadrıa‘zam Köpürlüzâde Ahmed Paşa deryâ-misâl asker ile geldiğin istimâ‘ e …
Ba‘dehu buna dahi küffâr istîlâ edüp yine Sultân Mehemmed-i Sâlis asrında sene 1009 târîhinde Serdâr İbrâhîm Paşa fethidir, ammâ yine küffâr-ı hâksâ[r] bu sene 1074 de istîlâ edüp derûn-ı hisârda beş ay mukîm olup Sadrıa‘zam Köpürlüzâde Ahmed Paşa deryâ-misâl asker ile geldiğin istimâ‘ edüp kal‘anın cümle cebehânesi ve topların alup kal‘ayı âteş-i Nemrûd ile yakup yeni kal‘alarına firâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 177b ·
metinde göster ·
… thîr ü ta‘mîr ü termîm etmek fermân olup şeyhülislâm molla-yı hoca Hanefî artık
mukîm
namâzı kılmağa izin verildi.
Ba‘dehu cemî‘i guzât-ı müslimîn bu meterisleri tez[yîn] edüp ve kal‘ayı dürr-i beyz-âsâ ta‘mîr [ü] termîm edüp edâ-yı hidmetlerinden sonra rûy-ı deryâda emn [ü] emân olup cemî‘i cüyûş-ı muvahhidîne Sadrıa‘zam vüzerâ ve mîr-i mîrânlara ve mîr-i livâlara merâtiblerine gör[e] ihsân [u] in‘âmlar edüp kol kol sancak be-sancak cümleye düstûr-ı şâhî verilüp herkes vilâyet vilâyet vatan-ı aslîlerine gitmeğe cân atup kalyonlara ve firkatelere ve donanma-i hümâyûn gemileriyle maskat-ı re’sleri olan vatanlı vatanlarına sürûr [u] şâdımânlar ile hamd [ü] senâlar ederek her biri bir tarafa revâne olup ancak Sadrıa‘zam cümle kapu kulları ve gedikli zu‘amâlar ve cemî‘i erbâb-ı dîvân ile kalup bîrûn-ı kal‘ada ordudan bir nâm [u] nişân 307b kalmayup cemî‘i guzât-ı müslimîn derûn-ı kal‘aya sepişüp cümle erbâb-ı dîvâna kışlalar verilüp herkes konakların tathîr ü ta‘mîr ü termîm etmek fermân olup şeyhülislâm molla-yı hoca Hanefî artık mukîm namâzı kılmağa izin verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a–307b ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘a kayser-i Rûm binâsıdır. Niçe mülûk-i divel eline girüp âhir sene 607 târîhinde Âl-i Selçukıyân şehzâdelerinden Keykâvus Şâh bin Keyhusrev bin Mukîm Şâh fethidir. Ba‘dehu Âl-i Osmân'dan Koca Sultân Murâd-ı Sânî destine girmişdir. Ammâ bu kal‘a içinde aslâ ehl [ü] ıyâl ile sâkin olacak hâne ve hânedânlar yokdur, serâpâ dükkânlar çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y94b ·
metinde göster ·
… -a‘zam zıllullâhi fi'l-‘âlem Gıyâsü'd-dünyâ ve'd-dîn Keykâvus bin Keyhusrev bin
Mukîm
Emîrü'l-mü'minîn el-abdü'z-za‘îf Karasunkur bin Abdullâh, fî sene seb‘ ve sitti …
"Fî eyyâmi devleti's-Sultâni'l-a‘zam zıllullâhi fi'l-‘âlem Gıyâsü'd-dünyâ ve'd-dîn Keykâvus bin Keyhusrev bin Mukîm Emîrü'l-mü'minîn el-abdü'z-za‘îf Karasunkur bin Abdullâh, fî sene seb‘ ve sitti mi'e." [607]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y95b ·
metinde göster ·
… bâzâr yerinde yeni dükkânlar ve müte‘addid hânlar ve iki yüz yerli ve sâhibleri
mukîm
kâ[r]gîr dükkânlar ve iki minâreli muhtasar câmi‘ler ve beş kâ[r]gîr binâ hân-ı …
Adana eyâletinde paşanın hâssıdır, subaşılıkdır. Ve yüz elli akçe Kınıklı kazâsıdır. Ve nâhiyesi kırk sekiz pâre kurâdır. Kadıya senevî bir kîse hâsıl olur. Bir sahrâ-yı azîmin tâ vasatında nev-binâ bir şîrîn kasabadır. Haftada bir gün yigirmi otuz bin Türk ü Türkmân ve çoban ve pîr ü civân cem‘ olup azîm bey‘ [u] şirâ olur. Ve herkes metâ‘ın füruht edüp hayr-ı azîm ederler. Bu ecilden bunda hâlâ binden mütecâviz bâzâr yerinde yeni dükkânlar ve müte‘addid hânlar ve iki yüz yerli ve sâhibleri mukîm kâ[r]gîr dükkânlar ve iki minâreli muhtasar câmi‘ler ve beş kâ[r]gîr binâ hân-ı bâzergânlar ve iki hân dahi henüz esâsın bırakmışlar. İtmâmı müyesser olursa kal‘a-misâl hânlar olur. Türkmân aşkıyâsı havfinden metîn hânlar vardır. Ve bir hammâmı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158a ·
metinde göster ·
… en ol nehrin kenârınca gidüp tâ tulû‘-ı nehir mahalline dek varup kırk gün anda
mukîm
olup ol sudan nûş edüp bu karnların veca‘ından halâs olursun’ deyü vâkı‘asında …
‘Yâ İskender, bu âb-ı hayâtdan nûş ederek Musul'a var. şatt'a mahlût olan sulardan nûş ede ede git. Kankı suyun nef‘in müşâhede edüp istirâhat edersen ol nehrin kenârınca gidüp tâ tulû‘-ı nehir mahalline dek varup kırk gün anda mukîm olup ol sudan nûş edüp bu karnların veca‘ından halâs olursun’ deyü vâkı‘asında böyle görünce cümle hukemâsın cem‘ edüp Musul cânibine azîmet edüp niçe nehirler ubûr edüp vilâyet-i Cezîretü'l-Ömer içinden gelen nehr-i Habûr'dan nûş edüp tâze cân bulup râhat olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y10b ·
metinde göster ·
… zîn'e {ve Derne ve Derteng ve Şehribân} ve Bağdâd-ı behişt-âbâda varup kırk gün
mukîm
olup İmâm-ı A‘zam'a ve Abdülkâdir el-Cîlânî ve Şeyh Şehâbeddîn-i Sühreverdî ⟦Q …
‘Bire hey kurumsağ, her bâr şâh mât mı olur?’ deyüp Selîm Dede tefe‘ülünde merâm [u] murâda vâsıl olup şâhdan niçe cevâhir makûlesi ihsânlar alup Hacı Bektaş-ı Velî üstâdı Türk-i Türkân Hoca Ahmed Yesevî ziyâretine me’zûn olup Isfahân'dan niçe şehr-i azîmler seyr [ü] temâşâ ederek Yesevî hazretlerin ziyâret edüp andan niçe kibâr-ı evliyâullâhlar ziyâret edüp du‘â-i hayrların alup ve nice kibâr-ı evliyâullâhın merkad-ı şerîflerin ziyâret ederek Tebrîz'e ve Hemedân'a ve Erdebîl'e ve Dergezîn'e {ve Derne ve Derteng ve Şehribân} ve Bağdâd-ı behişt-âbâda varup kırk gün mukîm olup İmâm-ı A‘zam'a ve Abdülkâdir el-Cîlânî ve Şeyh Şehâbeddîn-i Sühreverdî Q 175b ve Selmân-ı P 173b Pâk ve Kassâb Cömerd'e ve İmâm Mûsâ'ya ve Ma‘rûf-ı Kerhî hazretlerine ve İmâm Hüseyn'e ve İmâm Alî'ye cümle kibâr-ı evliyâullâhları ziyâret edüp âsitânelerine yüz sürüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y43b ·
metinde göster ·
olup Reşîd ve İskenderiyye'ye cümle varup gelmesi ile (---) sene olup sene 924 …
Selîm Şâh bir sene Mısır'da mukîm olup Reşîd ve İskenderiyye'ye cümle varup gelmesi ile (---) sene olup sene 924 Rûm'a revâne olup sene 926 vefât edüp oğlu Sarı Süleymân Hân pâdişâh oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y58a ·
metinde göster ·
… lara mu‘âdil bin aded pâk ü pâkîze asker-i Ciddâvîdir, bunlar Mekke'de bir sene
mukîm
kalup muhâfaza ederler.
Hâsıl-ı kelâm cümle bin aded müsellah u müzeyyen ve mükellef ü müretteb cân olur. Bu asker huccâcı götürüp getirmeğe me’mûrlardır. Bu yedi ocakdan yedi serdâr ve yedi kethudâ ve yedi çavuş ve yedi bayrakdâr ve yedi teberdâr ve yedi odabaşı ve yedişer çorbacı cümle bin aded güzîde askere bunlar hâkimdir. Ve bunlara mu‘âdil bin aded pâk ü pâkîze asker-i Ciddâvîdir, bunlar Mekke'de bir sene mukîm kalup muhâfaza ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y205a ·
metinde göster ·
… 1b⟧ seksen refîkler ile yine gerü Demenhûr şehrine dörd sâ‘atde gelüp dârışedde
mukîm
olduk. Ertesi gün Buhayre kâşifi Celeb Mehemmed Ağa ile İskenderiyye'ye cereyân …
Hakîr bu şehri dahi seyr [ü] temâşâ edüp yetmiş Y 311b seksen refîkler ile yine gerü Demenhûr şehrine dörd sâ‘atde gelüp dârışedde mukîm olduk. Ertesi gün Buhayre kâşifi Celeb Mehemmed Ağa ile İskenderiyye'ye cereyân eden Nâsırıyye tur‘ası münhedim olup cümle a‘yân-ı şehir ve cümle yedi bölük askeriyle Demenhûr'dan şimâl cânibine bir malaka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y311a–Y311b ·
metinde göster ·
. Yedi bölükden asker ve müftî ve nakîb yokdur. Ammâ yüz elli akçe kazâdır, nâhi …
Circe hükmünde kös sâhibi kâşiflikdir. Hil‘ati Circe hâkiminden geyüp zîr-i hükmünde olan iki yüz pâre kurâdan yetmiş kîse ve yigirmi bin erdeb gılâl tahsîl edüp Circe dîvânında muhâsebesin görür. Gılâl isti‘câline ağası Circe'de mukîmdir. Yedi bölükden asker ve müftî ve nakîb yokdur. Ammâ yüz elli akçe kazâdır, nâhiyesi seksen kurâdır, ba‘zı mahalde Tahta kadısına ilhâk olur, senevî beş kîse hâsıl olur. İki bin hâne ve yedi mihrâb ve üçü câmi‘ ve altı mekteb ve elli aded esvâk-ı muhtasarlı kasabacıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y370b ·
metinde göster ·
. Ve üç yüz pâyesiyle sadaka olunur yüz altmış pâre kurâya hâkimü'ş-şer‘ kazâdır …
Circe hükmünde sâyir keşşâflar gibi iki yüz kendü sekbâniyle elli kîse mâl ve iki bin erdeb gılâli üç yüz pâre şâdumânlı kurâdan cem‘ edüp dehlîz-i Circe'den mâlı gılâli galk eder. Gılâl ağası Circe'de mukîmdir. Ve üç yüz pâyesiyle sadaka olunur yüz altmış pâre kurâya hâkimü'ş-şer‘ kazâdır, senevî on kîse hâsıl olur. Circe'ye karîb olmağile yedi bölükden asker ve müftî ve nakîb yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y372a ·
metinde göster ·