binâ-yı metîndir. Kıbleye nâzır bir demir kapusu var. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin a …
Eşkâl-i kal‘a-i Kilidü'l-Bahr-i Siyâh-ı Rûmeli: Leb-i deryâda şekl-i murabba‘ bir binâ-yı metîndir. Kıbleye nâzır bir demir kapusu var. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin adımdır. İçinde altmış aded neferât hâneleri ve Sultân Murâd Hân'ın bir câmi‘i ve iki buğday anbârı ve cebehânesi ve yüz aded sağîr ü kebîr topları ve dizdârı ve üç yüz neferâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138b ·
metinde göster ·
Bunu dahi sene (---) târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘ binâ etmişdir. Leb-i deryâda bir düz vâsi‘ zemînde şekl-i murabba‘ bir binâ-yı metîn kal‘a-i üstüvârdır. Dîvârının kaddi yigirmi zirâ‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138b ·
metinde göster ·
… ve neferâtları yokdur, ammâ evc-i âsumâna ser-çekmiş bir kûh-ı bâlâ üzre şekl-i
murabba‘ bir
kal‘adır.
Ba‘dehu Ebü'l-feth ta‘mîr edüp içine asker kodu. Gerçi hâlâ dizdârı ve neferâtları yokdur, ammâ evc-i âsumâna ser-çekmiş bir kûh-ı bâlâ üzre şekl-i murabba‘ bir kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139a ·
metinde göster ·
… ederek gerdâniyyede karâr edüp iki peşrevden sonra Dervîş Ömer bestelerinden üç
murabba‘ bir
semâ‘î faslı edüp bir cân sohbeti olmuşdur kim deryâ-yı rahmet halk olalı rûy-ı …
ilâhîlerin terennüm [ü] âğâze ederken meğer refîkimizden biri Sultan İbrâhîm Hân'ın Karcıbaşısı Sefer Ağa'nın tanbûrcusu ve santurcusu ve neyzen ve kemânçecisi var imiş ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa'nın Ulak Kara Recep Ağa*sının bir çöğürcüsü ve iki hânendesi var imiş, cümlesiyle bir yire gelüp "Gelin sizinle bu girdâb-ı gamda teşvîş-i endîşe-i gamı def‘ etmek içün bir segâh faslı eyleyelim" deyü hakîr muharrik olup segâh u mâye ve gerdâniyye makâmı evlerinde deverân ederek gerdâniyyede karâr edüp iki peşrevden sonra Dervîş Ömer bestelerinden üç murabba‘ bir semâ‘î faslı edüp bir cân sohbeti olmuşdur kim deryâ-yı rahmet halk olalı rûy-ı deryâda eyle bir fasl-ı Hüseyn-i Ba[y]kara olmamışdır. Gemicilerden Kışlakcı Dayı ve Çördüm Dayı ve Cıvık Velî nâm dayılar çögürleriyle gelüp anlar dahi âşıkâne ve sâdıkâne bir fasl etdiler kim çögür erbâbı olanların ağızlarından salyarları akdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 221a ·
metinde göster ·
… th'e mutî‘ oldular. Kal‘ası leb-i deryâ üzre bir yalçın kayalar üzre bir şekl-i
murabba‘ bir
şeddâdî binâ küçük kal‘adır. Cezîresi on bir mîl ihâta eder bir cezîre-i mahsûl …
Cezîre-i Burğazlı: Sene (---)de Ebü'l-feth'e mutî‘ oldular. Kal‘ası leb-i deryâ üzre bir yalçın kayalar üzre bir şekl-i murabba‘ bir şeddâdî binâ küçük kal‘adır. Cezîresi on bir mîl ihâta eder bir cezîre-i mahsûldârdır. Kal‘ası olmağıla Burgaz adası derler. Lisân-ı Türkî'de kal‘aya burgaz derler. Üç yüz pâre bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayât kuyulu evleri vardır. Bu dahi bostâncıbaşı hükmünde ve bir yeniçeri yasakçısı vardır. Ve (---)(---) olmağıla subaşısı vardır. Cümle halkı Urum kefereleridir. Ma‘mûr kenîseleri vardır ve keçisi ve tavşanı gâyet çokdur. Dağlarında bâğlarının hesâbı yokdur. Ve halkı gâyet zengîn re’îslerdir. Yanovan Târîhi'nde yazdığı üzre bir kerre İşpâniye küffârı İslâmbol'a Yanko ibn Madyan'dan sonra istîlâ edüp nehb ü gâret eder ve Ayasofya deyrinde olan cemî‘î zî-kıymet sanemleri ve niçe bin hazîne mâl-i cevâhîrleri alup gemilere koyup diyâr-ı İşpâniye'ye giderken bi-emrillah bir furtuna-i azîme uğrayup İşpaniye'nin yedi yüz pâre gemileri bu Kızıladaların mâbeynlerinde cümlesi telattum-ı deryâdan pâre pâre olup kâfirleri gark olur. Ba‘dehû bu Kızılada cezîresi ve Heybeli cezîresi ve Tavşanlı cezîresi ve Burgazlı cezîresinin kefereleri gark olan gemilerden ol mâl [u] menâlleri çıkarup mâl-ı Kârûna mâlik olup ile'l-ân bu cezîre keferelerinin zengîn olmalarının aslı odur, deyü tahrîr etmişler. Andan 16 milde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Perpulom : Leb-i deryâda bir püşte üzre şehri
murabba‘ bir
köhne kal‘a-i sağîredir. Dizdârı ve neferâtları (---) ve latîf limanı vardır. K …
Evsâf-ı kal‘a-i Perpulom : Leb-i deryâda bir püşte üzre şehri murabba‘ bir köhne kal‘a-i sağîredir. Dizdârı ve neferâtları (---) ve latîf limanı vardır. Kasabası ol kadar ma‘mûr değildir. (---)(---)(---) Tarabuzun nâhiyesidir. Halkı çiftalan Urûmudur. Andan (---) mil Zümreburnu dağlarında ma‘mûr kurâları vardır. Anı ubûr edüp yine cânib-i şimâle (---) mil gidüp (---)(---)(---)(---),
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 248a ·
metinde göster ·
… binâ-yı metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Dâiren-mâdâr cirmi sekiz yüz adım şekl-i
murabba‘ bir
kal‘a-i yekpâredir (---) nâzır ancak bir demir kapusu var. Gâyet bâlâ olmağıla …
Evsâf-ı kal‘a-i musanna Osmâncık: Bir tevârîhde Osmâncık bunda doğdu ve kal‘a-i Osmâncık hilâfetinde binâ etdi, derler. Ba‘dehû Etrâk-i nâ-pâk elinden sene 795 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethi olduğu muhakkakdır. Çorum sancağı hâkinde ve voyvodalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ma‘mûr nevâhîleri vardır. Serdârı ve kethüdâyeri vardır, nakîbi ve müftîsi yokdur, a‘yânı azdır, bâğ u bâğçesi çokdur. Kal‘ası Kızılırmak kenarının karşu cânib-i şarkında cisr-i azîm ile ubûr olunur. Nehre karîb bir alçak sivri yalçın kaya üzre bir küçük Şeddâdî binâ-yı metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Dâiren-mâdâr cirmi sekiz yüz adım şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i yekpâredir (---) nâzır ancak bir demir kapusu var. Gâyet bâlâ olmağıla içine girüp manzûrumuz olmamışdır, ammâ taşra varoşu bin mikdârı bâğ u bâğçeli tarz-ı kâr-ı kadîm Etrâk evleridir. Cümle tahta ve toprak örtülü imâr olmuş evlerdir. Yedi mahalle ve yedi mihrâbdır. Ve dükkânları azdır, ammâ yine her eşyâ mevcûddur. Üç hânı ve ırmak kenarında bir küçük hammâmı var, suyu dollâb ile Kızılırmakdan çekilir. Ve şehrin üç tarafı kumsaldır, aslâ çamur olmaz. Ve hevâsı şiddet-i hâr üzre olduğundan leziz âbdâr üzüm olur. Ve kumsallığında kebere nâmında bir gûne meyve hâsıl olup sirke ile turşu ederler, gâyet nâfi‘dir ve bu şehirde ol turşu meşhûr-ı âfâk olmuşdur. Ve cümle evleri fukarâyânedir. Ve halkı dahi fukarâ-yı Bektâşiyândır. Zîrâ bu şehrin cânib-i garbında bir mürtefi‘ yerde Sultân-ı Bektâşiyân medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279b ·
metinde göster ·
… reh-râst-ı müstakîmdir. Bu sûr-ı Hınıs bir püşte-i âlî yalçın kaya üzre şekl-i
murabba‘ bir
Şeddâdî kal‘a-i Âdi-misâl bir metin sûr-ı üstüvârdır. Ve bir sahrâ-yı bî-nihâye …
Eşkâl-i kal‘a-i Hınıs: Erzurûm'dan sür‘at ile cânib-i cenûba üç konak yerdir. Ammâ Altun Halkalı cisrinden dahi reh-râst-ı müstakîmdir. Bu sûr-ı Hınıs bir püşte-i âlî yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî kal‘a-i Âdi-misâl bir metin sûr-ı üstüvârdır. Ve bir sahrâ-yı bî-nihâyenin tâ vasatında havâleli çukur yerde vâki‘ olmuşdur. Ve her cânib evce ser çekmiş yalçın suhûrlardır ve kal‘anın dîvârı kaddi onar zirâ‘dır. Dâiren-mâdâr cirmi altı bin adımdır. Ve cânib-i şimâle bir kapusu var. Bu mahalle bir yalçın kaya havâlîsi var. Ve bu Hınıs kal‘asının cânib-i şarkîsi tarafında kal‘a içre bir ayn-ı zülâl cereyân eder, ismine (---) derler. Kal‘anın aşağı tarafında kal‘a dîvârı dibinde üstâd bir demir kafes inşâ etmiş, mezkûr nehr anda dâhil olup andan taşra nehir niçe besâtînlere taksîm olup reyy eder. Mezkûr demir kafesden, nehirden 291b gayrı bir vukıyye semek bile ubûr edemez. Kal‘anın kapusu bu ayn-ı câriyenin mahrecine karîbdir. Bu kal‘a içre cümle bin iki yüz hâne-i ekrâddır. Ve cümle yedi mihrâbdır. (---) Câmi‘i (---)(---)(---) mâ‘adâ mesâcidlerdir. Bir hânı ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Cümle âsâr-ı binâları serâpâ toprak örtülüdür, aslâ kiremitli binâ yokdur. Ve halkı cümle Mahmûdî Ekrâdıdır. Mâl-ı ganâ’imlerinde koyunları ve keçileri bî-hisâbdır. Cümle hayvânâtlarıyla ahâlî-i bilâdları dahi bu Hınıs'ın cânib-i garbîsinde Bingöl yaylağına çıkup kesb-i tarâvet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291a–291b ·
metinde göster ·
… âsıdır. Evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın kayanın tâ zirve-i a‘lâsında şekl-i
murabba‘ bir
küçük kal‘adır. Ammâ meri-i afacan ve müfacandır. Asker-i deryâ-misâl ile zîr-i …
Lisân-ı Ekrâdda Şuşik, kal‘ası olduğu kûh-ı bülendin ismidir. Lâkin bânîsi Sultân Hasan oğlu Ziyâeddîn binâsıdır. Evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın kayanın tâ zirve-i a‘lâsında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır. Ammâ meri-i afacan ve müfacandır. Asker-i deryâ-misâl ile zîr-i hisârdan bir top menzili ba‘îd ordu-yı İslâm kurulup hemân ol sâ‘at kal‘a muhâsara olunup zîr u bâlâ olan kemîngâhlarında guzât-ı müslimîn meterise girüp tüfenkleşmeğe başlandıkda hemân kal‘adan bir yaylım top bir yaylım tüfenk atup yetmiş âdem bir tahtdan şehd-i şehâdet câmın nûş edüp dâr-ı berînde karâr etdiler. Hemân Serdâr Seydî Ahmed Paşa var kuvveti bâzûya getirüp niçe yüz iş eri olan mîr-i mîrânlara ve sâ’ir ümerâlara hulvü'l-lisân ile ve sâ‘ir guzâtı ihsânlar ile bende edüp bizzât kendileri atın dermiyân edüp dörd pâre tavîl şâhîleri kal‘anın cânib-i şarkîsinde havâle-i ba‘îdeler üzre koyup siperler ardından derûn-ı kal‘aya bir yaylım top urunca bi-emrillah derûn-ı kal‘ada Şuşik beğinin ammîzâdesi Çendedân Şücâ‘ Beğ'e top güllesi isâbet edüp ol ân mürd olup kal‘a içre bir velvele kopdu ve cânib-i erba‘adan guzât-ı müslimîn kal‘anın der-i dîvârının rahnedâr yerlerinden ankebût-vâr resen-bâzlar gibi birer vecihle kal‘aya tırmaşmağa başladılar. Hulâsa-i kelâm bir gün bir gice ceng-i azîm olup ertesi ale's-sabâh dendân-ı bedenlere amân bayrakları dikilüp derûn-ı kal‘ada olan cümle Ekrâd "Amân, amân, ey güzîde-i asâkir-i Âl-i Osmân" deyüp feryâd [u] figâna başladılar. Ol ân Serdâr Seydî Ahmed Paşa kal‘a altına başbölükbaşıyla Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağasıyla kal‘a kapusuna varup kal‘adan taşra yedi aded nâmdâr Kürd beğleri rehn çıkup "Bu gice beğimiz Mustafa Beğ kal‘adan kemend-i hîle ile nüzûl edüp Acem'e firâr etdi" dediler. Der‘akab Serdâr Seydî Ahmed Paşa bu dürûğ kelâma i‘timâd etmeyüp "Tiz beğiniz bulun, yohsa sizin yediniz dahi kelle paça edüp Erzurûm vezîri Mehemmed Paşa hâlâ Hınıs kal‘asındadır, anâ gönderirim" deyü bu yedi âdemi kayd-bend edüp kal‘a içine ale'l-gafle yedi yüz âdem koyup Şuşik beğinin sarâyında cümle emvâl [u] erzâkın kabza-i tasarrufa alup cümle Ekrâd eşkiyâların taşraya sürüp cümle âlât-ı silâhların alup üç bin tüfenk ve altı bin kılıç ve gayrı âlât-ı silâh cem‘ olup mâh-ı (---) minde kal‘a feth olup efendimiz Mehemmed Paşa'ya müjde etdiler. Ol gün kal‘ada bang-i Muhammedî tilâvet olunup kal‘a içine iki bin tüfenk-endâz kondu ve azîm top u tüfenk şâdmânîleri olup tâ Acem'e varınca Şuşik beğinin ili vilâyeti nehb u gâret olunup niçe kerre yüz bin koyun ve sığır ve at ve katır ile guzât-ı müslimîn muğtenim oldu. Ammâ Şuşik beğinin ele girmesiyçün ile vilâyete âdemler gidüp bir Gök dolak tülüngi çaşıt bulup Serdâr Ahmed Paşa "Cellâd!" deyüp ibtidâ burnun ve kulağın kesüp cellâd-ı bî-amân daltığ-ı perrân olup çaşıdın kellesin galtân edecek mahalde ayak üzre kalkup "Hey demirayak paşa! Endek hâlime merhamet et. Gelin bir danışığım vardır diyem" deyüp cellâd amân verdi. "Vallah ve billah Şuşik beği çaşt çağı kal‘a-i Mekü'ye gelüp Acem hânına câr düşdü. Henim kal‘ada mahbusdur" deyince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ve Malâzcird Beği Mehemmed Beğ ile cümle üç bin asker Mekü kal‘asında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292a ·
metinde göster ·
kal‘a-i sengîn bünyâd, bir binâ-yı Ferhâd inşâ etdiler kim dâiren-mâdâr devri o …
Ba‘dehû bânî-i râbi‘i sene 694 târîhinde Sultân Muhammed Şâm-ı Gazan ahdinde adl-i adâletinden ol kadar ma‘mûr oldu kim bir tarafı tâ kûh-ı Liyân'a ve kûh-ı Sincân'a ve kûh-ı Ûcân'a ve kûh-ı Sehlân'a müntehî olup adl-i adâletiyle şehr-i Tebrîz âdem deryâsı olup cihân-ârâ bir şehr-i lâ-nazîr oldu. Ve Muhammed Şâm-ı Gazan bu şehrin cânib-i erba‘asın dâiren-mâdâr sûr çeküp cirmini piyâde âdem dörd günde devr ederdi. Mukaddemâ Abbâsiyândan el-Mütevekkil-ala'llah'ın binâ etdüğü iç kal‘a oldu. Ba‘dehû niçe yüz mülûke intikâl edüp kâh harâb ve kâh dârü'l-mülk olup taht-ı Azerbaycân-ı cihân olup {ammâ sene 959 Süleymân Hân gâret etmeyüp cümle halkı itâ‘at edüp hükûmetin Şâh (---) birâder-i mihteri olan Acem şehzâdesi Elkâs Mirza'ya ihsân edüp hâkim-i Tebrîz oldu, ammâ sene 994 târihinde Kızılbâş-ı bed-ma‘âş istîlâ edüp sene 994'de} sene 994 târîhinde Devlet-i Âl-i Osmâniyân'dan Sultân Murâd-ı Sâlis vezîrlerinden Özdemiroğlu Osmân Paşa diyâr-ı Acem'e, deryâ-misâl asker ile serdâr-ı mu‘azzam olup ve Cığalaoğlu Sinân Paşa talî‘a-i asker olup diyâr-ı Acem'de niçe kılâ‘lar feth ederek himmet-i Şâh-ı Merdân ile Osmân Paşa-yı zî-şân şehr-i Tebrîz'i {evlâd-ı Haydar-ı Erdebîlî Şâh (---) destinden dest-i kahrile} feth edüp asker-i bî-pâyân ile karâr etdiler. Ammâ memâlik-i Azerbaycân'ı kabza-i teshîre almak içün şehr-i Tebrîz'in tâ vasatında Şâh Hıyâbânı'nın etrâfında şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i sengîn bünyâd, bir binâ-yı Ferhâd inşâ etdiler kim dâiren-mâdâr devri on iki bin yedi yüz mi‘mâr-ı melikî arşını bir kal‘a-i metîn ve burc [u] bârûsu müstahkem ve hısn-ı hasîn kal‘a-i binâ-yı Özdemirzâde oldu kim gûyâ sedd-i cedîd-i 298b Ye’cûc oldu. Şâm-ı Gazan kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 298a–298b ·
metinde göster ·
… a serdâr-ı mu‘azzam Koca Ferhâd Paşa binâsıdır. Kûh-ı Velyâ[n] dâmeninde şekl-i
murabba‘ bir
kal‘a-i seng-binâdır. Dâiren-mâdâr cirmi üç bin seksen adımdır ve yedi kulle ve …
Evsâf-ı kal‘a-i Kumla: Sene 998 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında serdâr-ı mu‘azzam Koca Ferhâd Paşa binâsıdır. Kûh-ı Velyâ[n] dâmeninde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i seng-binâdır. Dâiren-mâdâr cirmi üç bin seksen adımdır ve yedi kulle ve iki kapudur. Biri cânib-i garba Rûm tarafına küşâdedir, biri cânib-i şarka Tebrîz kapusudur kim Hadım Ca‘fer Paşa Tebrîz serdârıyken Tebrîz kulundan firâr edüp bu kal‘aya mütehassın olup Tebrîz kulu bu Kumla kal‘asın muhâsara edüp içerden Ca‘fer Paşa bir gicede kal‘anın Tebriz tarafı dîvârın yarup yedi bin güzîde askerler taşra çıkup cümle gâfil yatan Tebrîz kulların dendân-ı tîğdan geçirüp bakıyyetü's-seyfin Tebrîz'e dek kovup kul Tebrîz'e vardıkda görseler kim Hadım Ca‘fer Paşa'nın kethüdâsı Tebrîz kal‘asın kapayup bunlara balyemez toplar urup kal‘adan top ve ardlarından Tavâşî Ca‘fer Paşa Kürdistân askeriyle kırup gelir. Âhir cümlesi birer diyâra firâr edem sanup cümlesi dendân-ı tîğdan geçüp Ca‘fer Paşa müstakil serdâr-ı mu‘azzam olup bu Kumla kal‘asın yıkdığı dîvârın yerini bir bâb-ı azîm binâ edüp Gedik kapu ve Tebrîz kapusu derler, sa‘b u metîn kapudur ve kal‘a-i kavîdir. İçinde yedi yüz hâne ve bir câmi‘ vardır. Ammâ taşrada varoşu Kumla şehridir kim bâğ u bâğçesine hadd u nihâyet yokdur. Kumla engürü ve alub hârâsı ve Abbâsî ve milçe emrûdu meşhûrdur. Şehri yetmiş mihrâbdır, on biri câmi‘dir. Cümleden Ferhâd Paşa Câmi‘i binâ-yı latîfdir, ammâ şehrin kenarında kalmış gayrı câmi‘leri ve hân [u] hammâmları ve çârsû-yı bâzârları vardır. Ve bu şehir, Tebrîz hâkinde başka sultânlıkdır. Bin kadar nökere ve kelentere ve darûgaya mâlikdir ve kadılıkdır. Bunda dahi azîm ziyâfetler tenâvül olunup sultândan hedâyâlar alındı. Bu diyârda sultân, sancak beğine derler, hân, emîr-i mîrâna derler, hânlar hânı üç tuğlu vezîr pâyesine derler, i‘timâd-ı devle (---) derler. Sipehsâlâr-ı mu‘azzam, serdâr-ı vezîria‘zama derler. Kapucubaşı (---) derler. Münşî, re’îsü'l-küttâba derler. Kelenter, alaybeğine derler. Darûga, subaşıya derler. Yasavul ağası alay çavuşuna derler. Dizçöken ağası, yeniçeri ağasına derler. Dizçöken, yeniçeriye derler. 304b Mihmândâr, müsâfir kondurana derler. Bu zikr olunan kimesnelerin cümle hükûmetde alâkaları olup mîr-kelâmlardır kim kânûn-ı İrân-zemîn budur. Andan kalkup 7 sâ‘atde bâğ u bâğçeler içre gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304a–304b ·
metinde göster ·
… oskov kralı Dârâ Şâh'a tağallüben sâhil-i Bahr-i Haraz'da bir püşte üzre şekl-i
murabba‘ bir
sengîn binâ-ber kal‘a-i ra‘nâ etmiş. İç kal‘asının cânib-i garba nâzır bir kapu …
Evvela bu kal‘a-i Bakü, sene (---) târîhinde Moskov kralı Dârâ Şâh'a tağallüben sâhil-i Bahr-i Haraz'da bir püşte üzre şekl-i murabba‘ bir sengîn binâ-ber kal‘a-i ra‘nâ etmiş. İç kal‘asının cânib-i garba nâzır bir kapusu var, hadîd-i Nahşivânîdir ve dâiren-mâdâr cirmi yedi yüz adımdır ve yetmiş kulle ve altı yüz bedendir. Ve dîvârının kaddi kırk zîrâ‘-ı melikî âlîdir. Kaya üzre olmağıla handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314a ·
metinde göster ·
{Evsâf-ı kal‘a-i Gülüsaht: Bir yalçın kaya üzre şekl-i
murabba‘ bir
kal‘acıkdır. Acem hükmünde Tiflis nâhiyesidir. Sağ tarafımızda dağlar içre bir …
{Evsâf-ı kal‘a-i Gülüsaht: Bir yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir kal‘acıkdır. Acem hükmünde Tiflis nâhiyesidir. Sağ tarafımızda dağlar içre bir kûh-ı bülend üzre nümâyân idi. Ammâ yanına varmayup alarkadan seyr edüp ubûr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320a ·
metinde göster ·
… n bu mekâna vaz‘-ı binâ etmeğe kâdir değildir. Hâlâ bir püşte-i âlî üzre şekl-i
murabba‘ bir
küçük kal‘a-i köhne-âbâd, bu kal‘a Gürcîstân hâkinde Ahıçka hududunda niyâbetdi …
Evsâf-ı kal‘a-i kadîm ve sedd-i azîm, kal‘a-i Azgûr-ı Aleksandır-ı Gûr: Müverrih-i âlem Şerefnâme kavli üzre ibtidâ Gürcîstân'da binâ olunan bu Azgûr-ı gûr kal‘asıdır. Lisân-ı Gürcî'de Azgûr-ı gûr ya‘nî pâdişâhlar pâdişâhı Aleksandır binâsıdır, demek olur. Aleksandır, İskender-i Zülkarneyn'dir kim anın binâsıdır. Hakkâ kim bu sedd-i üstüvârın azîm çâr-kûşe seng-i hârâları İskender binâsı olmağı gösterir. Yohsa zamânımız benî Âdeminin beş yüzü bir yire cem‘ olsa bir taşın bir yerden bu mekâna vaz‘-ı binâ etmeğe kâdir değildir. Hâlâ bir püşte-i âlî üzre şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘a-i köhne-âbâd, bu kal‘a Gürcîstân hâkinde Ahıçka hududunda niyâbetdir. Kıbleye nâzır bir kapusu var. Ağası hâkimdir. İki yüz aded neferâtları var. Kal‘asının aslâ havâlîsi yok, metânet üzre mebnî bir kâr-ı kavî kal‘a-i metîndir. {Bu şehr önünden cereyân eden nehr Ahıçka dağlarında kûh-ı Oda'dan (?) gelüp Ahıska içinden ubûr ederek bu şehrin bâğçe ve besâtinlerin reyy edüp iner, nehr-i Araz'a rîzân olur}. Câmi‘i ve hânı ve hammâmı vardır. Ve kırk elli mikdârı esvâk-ı muhtasarı vardır. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden bâğ u bâğçesi ve Gürcîstân güzelleri vardır. Bu şehr-i ma‘mûre Gürcîstân'ın Şavşad kavmi hudûdunda olmağıla re‘âyâ vü berâyâsı Gürcî lisânı tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320a ·
metinde göster ·
… e hâlâ imâristândır, ammâ bender şehr değildir. Kal‘ası bir dereli yerde şekl-i
murabba bir
küçük kal‘adır. Hâkimi başka sancak beğidir. Hâss-ı hümâyûnı 153.500, ze‘âmet ( …
Evsâf-ı kal‘a-i kadîm Keçivân, şehr-i Dûdımân, binâ-yı Enûşirvân: Ba‘zı tevârîhlerde Pîjen ve Şeffâk ve Efrâsiyâb cengleri hikâyetinde tahrîr olunan kal‘a-i Dûdımân-ı Keçkıvân bu kal‘a-i şehr-i kadîmdir {deyü tahrîr etmiş}. Zamân-ı kadîmde 323b Âl-i Abbâsiyân'dan Bağdâd-ı behişt-âbâd halîfesi el-Müstansır Billah hükmünde iken Moğol tâ’ifesinden Hülâgû Hân gelüp bu şehri harâb [u] yebâb ve ahâlîsin kebâb edüp Bağdâd'ı dahi harâb etdi. Ba‘dehû bu şehr-i Keçkıvân-ı Dûdımân, Karakoyunlu Kara Yûsuf Şâh hükmünde iken ol kadar âbâdân olup mânend-i Erzen Bender-i Ahlât şehri oldu. Andan Timur-ı bî-nûr gelüp harâb tiye (?) harâb etdi. Ba‘dehû Süleymân Hân Nahşivân'a gelirken talî‘a-i asâkir-i İslâm olan Lala Kara Mustafâ Paşa feth edüp Kars eyâleti hükmünde hâlâ imâristândır, ammâ bender şehr değildir. Kal‘ası bir dereli yerde şekl-i murabba bir küçük kal‘adır. Hâkimi başka sancak beğidir. Hâss-ı hümâyûnı 153.500, ze‘âmet (---) ve timar (---) vardır. Alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Kânûn-ı Süleymânî üzre cebelüleri ile ve beğinin askeriyle cümle bin iki yüz mükemmel asker olur. Kal‘a dizdârı ve azeb ve gönüllü ağası ve üç yüz kal‘a neferâtları ve yüz eli akçe kadısı ve yedi aded ma‘mûr Keçîvân nâhiyeleri vardır. Cümle bin iki yüz aded tîn-i türâb ile mestûr hâne-i ma‘mûrları ve üç aded câmi‘-i muhtasarı her esnâfdan kırk elli aded dekâkînleri vardır. Andan (---) sâ‘at şarka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323a–323b ·
metinde göster ·
… dır. Kal‘ası, sâhil-i Araz'da bir bayır yüzünde Şeddâdî binâ-yı metîn ve şekl-i
murabba‘ bir
kal‘acıkdır. İçinde Süleymân Hân câmi‘i var. Ve cümle zîr ü bâlâsında yedi yüz …
Evsâf-ı kal‘a-i Kağızmân hâk-i Azerbaycân: Nehr-i Araz'ın cânib-i kıblesi umûmen kılâ‘ [u] büldânları Azerbaycân hudûdu add olunur. Zîrâ bu mahalle nehr-i Araz cânib-i garbda Bingöl yaylağından tulû‘ edüp niçe kılâ‘ [u] büleydelere râst gelüp cânib-i şarka cereyân ederek Arpa çayıyla Ağrı dağı mahallinde nehr-i Zengî'ye mahlût olur. Bu kal‘a-i Kağızmân dahi Araz'ın karşu kıble tarafında olmağıla Azerbaycân hudûdundadır, ammâ Âl-i Osmân'ın Kars eyâletidir. Enûşirvân'ın kızlarından bir duhter-i pâkize ahterinin binâsı olmağıla anın ismiyle müsemmâ bir kal‘adır. Niçe mülûk destine girüp âhir Uzun Hasan Şâh destine, andan Şâh İsmâ‘îl destinden sene (---) târîhinde Süleymân'a itâ‘at edüp Kars eyâletinde başka sancak beği tahtıdır. Beğinin hâsı kânûn üzre 200.000 akçedir. Ze‘âmet 9 ve timar 178, alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Cümle tokuz yüz asker olur ve yüz elli akçe kazâdır. Dizdârı ve üç yüz kal‘a neferâtları vardır. Vazîfe-i mu‘ayyeneleri tuzlalarından hâsıl olur. Kal‘anın cânib-i garbîsinde tuzla-yı azîm ve me‘âdin-i kavîdir ve değirman taşı ma‘deni vardır. Acem'e ve Erzurûm'a ve sâ’ir diyârlara seng-i âsiyâb bu Kağızmân dağlarından gider. Ve yara taşı, cerrâhlar merhem-i Süleymânî edüp yaraya ve bereye korlar, mücerrebdir. Ve kuyumcular böresi ve berber bileğisi ve sümüger taşı, ya‘nî kayağan taşı ma‘deni bu Kağızmân dağlarında hâsıl olup kal‘a neferâtlarına mahsûlü kânûn üzre aklâm kayd olunmuşdur. İki yerde altun ve gümüş ma‘denleri vardır. Ammâ hâsılı harcına kifâyet etmediğinden hâlâ mu‘attaldır. Ve'l-hâsıl cümle on bir me‘âdin vardır. Kal‘ası, sâhil-i Araz'da bir bayır yüzünde Şeddâdî binâ-yı metîn ve şekl-i murabba‘ bir kal‘acıkdır. İçinde Süleymân Hân câmi‘i var. Ve cümle zîr ü bâlâsında yedi yüz hâne-i muhtasarı vardır. Câmi‘leri ve hânı ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Bender şehir değildir, ancak serhaddir. Revânın cânib-i garbîsinde nümâyân olan Ağrı dağı bu Kağızmân'a karîbdir kim memdûh-ı âfâk kûhların birisi dahi bu cebel-i Ağrı'dır. Terekeme Türkmânlarına yaylakdır. Ve bu Kağızmân Araz kenarında olmağıla âb [u] hevâsı sehl-i sevâhile karîb olup câ-be-câ bâğ u bâğçeleri vardır. Ve halûk ve halîm ve selîm ahâlîsi ve câ-be-câ mahbûbeleri vardır. Ekseriyyâ levendâtları Acem mânîsi teğannî ederler, hoş-âvâz ve hoş-tab‘ kimesneleri vardır. Bu şehre Kars a‘yânlarıyla {Kağızmân'a} dâhil oldukda beğinin dîvânına cümlemiz hâzır olup 325a Kars kullarıyla Kağızmân kullarımız azîm mücâdeleleri geçüp Kağızmân ağaları yemîn billah edüp "Biz Acem kârbânına dest-dırâzlık etmedik. Ancak kânûnumuz üzre bâcımız alırız" deyü inkâr ile cevâp verüp hakîr destimizde olan buyurdı-yı şerîfler ile Kağızmân ağalarından Hasan Ağa'yı ve Çalık Safer Ağa'yı ve yedi ağa dahi alup "inkâr etdiklerine göre isbât-ı vücûd etsinler" deyü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324b–325a ·
metinde göster ·
taş binâdır. Lâkin bânîsi ma‘lûmım değildir. Ahâlî-i karye dahi bilmediler. Bir …
Menzil-i kal‘a-i Zeyn Hân: Kars hâkinde iki yüz hâneli ve dizdârı ve neferâtları ve câmi‘i vardır. Hân ve hammâmı ve kırk mikdârı dükkânı vardır. Âyende vü revende tüccârlardan bâc alırlar. Kars paşasının subaşılığıdır. Kal‘ası şekl-i murabba‘ bir taş binâdır. Lâkin bânîsi ma‘lûmım değildir. Ahâlî-i karye dahi bilmediler. Bir küçük kal‘adır ve gâyet akûr kavmi vadır. Andan yine taraf-ı garba çamlı yollar ve beller aşup (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i Tortum: Kal‘ası bir seng-i âlî püşte üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî binâ kal‘a-i zîbâdır. Ammâ dâiren-mâdâr cirmi ma‘lûmum değildir. Cânib-i (---) bir demir kapusu var ve derûn-ı kal‘ada cümle on sekiz mikdârı hâne ve bir câmi‘-i muhtasar-ı Süleymân Hân ve bir anbâr-ı zehâyir-i insân var. Gayrı hân ve hammâm ve sûk-ı sultânîden bir âsâr yokdur. Ancak dizdâr ve neferâtlar bunda sâkinlerdir, ammâ aşağı varoşu ma‘mûr ve şîrîn binâlardır kim cümle yedi yüz hâk-i amber-i pâk ile mestûr hâne-i kadîmlerdir. Cümle mahalle ve yedi mihrâbdır. Cümleden çârsû içinde (---) câmi‘i, cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘-i kadîmdir. (---)(---)(---)(---)(---) mâ‘adâ mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 328b ·
metinde göster ·
… âğ u bâğçeli ormanistânî bir düz sahrâ-yı ferah-fezânın 341b ortasında şekl-i
murabba‘ bir
taş binâ bir küçücük kal‘a-i ra‘nâdır. Ammâ der-i dîvârları gâyet alçakdır. Ve …
Ba‘dehû Süleymân Hân tahrîrinde Erzurûm eyâleti hükmünde paşanın hâss-ı hümâyûndan ifrâz olma, hâkimi subaşıdır ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve cümle (---) nâhiye kurâları vardır. Senevî kadıya altı kîse ve subaşıya on kise hâsıl olur hükûmetdir. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve yüz elli aded erbâb-ı timar kal‘a neferâtları ve bir muhtesib ağası ve şehir nâ’ibi hâkimleri vardır. Kal‘ası bir düz bâğ u bâğçeli ormanistânî bir düz sahrâ-yı ferah-fezânın 341b ortasında şekl-i murabba‘ bir taş binâ bir küçücük kal‘a-i ra‘nâdır. Ammâ der-i dîvârları gâyet alçakdır. Ve cânib-i erba‘asında kulleleri metânet üzre değil, kâr-ı kadîm bir kal‘a-i köhnedir. Handakı dahi dâiren-mâdâr alçakdır. Abaza, Erzurûm'da ısyân etdikde handakın tathîr edüp burc [u] bârûların ta‘mîr ü termîm edüp muhâfaza etdiler, ammâ çâre olmayup bi'z-zarûrî kal‘ayı Abaza Paşa'ya teslîm eylediler. Bu kal‘anın dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve cânib-i (---) nâzır bir demir kapusu vardır. Taşra varoş-ı şehre andan handak üzre cisr ile ubûr olunur. Derûn-ı kal‘ada cümle üç yüz aded bâğsız ve bâğçesiz hâk-i amber-i pâk ile mestûr müfîd u muhtasar hânelerdir. Bir câmi‘i var. Çârsû-yı bâzârı ve hân ve hammâmları ve gayrı imâretleri yokdur. Zîrâ kal‘a içi teng mahaldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341a–341b ·
metinde göster ·
… ar. Ammâ kal‘ası şehrin cânib-i 345a cenûbunda evc-i semâya ser çekmiş şekl-i
murabba‘ bir
seng-binâ bir küçük kal‘a-i bâlâ ve köhne-binâ-yı ulyâ olmağıla içinde âsâr-ı b …
Bir hâkimi dahi hâkim-i şer‘-i mübîn üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Bu nevâhîlerden kadıya senevî ber-vech-i adâlet altı kîse-i Rûmî hâsıl olur. Cümle ahâlîsi şer‘-i şerîfe mutî‘ [u] münkâd âdemlerdir. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve ulemâ ve sulehâ ve a‘yân [u] eşrâfı dahi vardır. Sipâh [u] kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir nâ’ibi ve muhtesibi ve kapan emîni ve buhayre emîni var. Ammâ kal‘ası şehrin cânib-i 345a cenûbunda evc-i semâya ser çekmiş şekl-i murabba‘ bir seng-binâ bir küçük kal‘a-i bâlâ ve köhne-binâ-yı ulyâ olmağıla içinde âsâr-ı binâdan bir imâret olmamağıla dizdârı ve kal‘a neferâtı yokdur. Ancak hünkâr bâğçesi üstâdı vardır. Bostâncı neferleriyle kal‘a dağların ve sâ’ir koru ormanların korudup hıfz [u] hırâset edüp hükûmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344b–345a ·
metinde göster ·
… lu ve zîhli ve mukarnaslı ve gûyâ Alâ’iyye kulleli üstâdâne binâ olunmuş şekl-i
murabba‘ bir
kal‘a-i musanna‘dır. {Bu kal‘a-i Konya Sultân Alâ’eddîn Keykubâd b. Gıyâseddîn …
Zamân-ı Selçuk'da on iki derveze idi. Âl-i Osmân'da dördü kalup gayrileri sedd etdiler. Ammâ iç kal‘asının cirmi ma‘lûmum değildir ve cümle çâr-kûşe seng-i ebyaz ile gûnâ-gûn tasarruf-ı hendese-i mi‘mârî ile fürûşlu ve zîhli ve mukarnaslı ve gûyâ Alâ’iyye kulleli üstâdâne binâ olunmuş şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘dır. {Bu kal‘a-i Konya Sultân Alâ’eddîn Keykubâd b. Gıyâseddîn müceddeden binâ etdükden sonra şâhin âşiyânından süzülür gibi cânib-i erba‘asında olan düşman diyârlarına süzülüp şikârlar alup niçe yüz feth-i fütûhlar etdi. Âhir Erzurûm kurbunda niçe havâricîler zuhûr edüp diyâr-ı İslâm'ı nehb [u] gâret etdiklerinde anların üzerine sefere gidüp intikâm almak sadedinde iken Erzurûm kurbunda Kubâdiyye nâm bir mahalde oğlu Gıyâseddîn devlet-i dünyâ içün pederi Alâ’eddîn'e zehir verüp sene 600 târîhinde merhûm olup cümle müddet-i hilâfeti 26 sene olmuşdur. Ba‘dehû askeri kâtil oğlunu katl edüp oğluyla pederi na‘şını Konya'ya getürüp defn etdiler. Âl-i Selçukıyân-ı Rûm'un âhiri bu Alâ’eddîn'dir. Cümle on dört nefer Selçukiyân'dır}. Sene 600 târîhinde Sultân Alâ’eddîn inkırâz-ı nesl bulup cümle a‘yân [u] eşrâf [u] ulemâ ü sulehâ izniyle Ertuğrul Beğ doğrulup geldüğiyçün anı diyâr-ı Yunan'a beğ ta‘yîn etdiler ammâ müstakil pâdişâh olup sikke ve hutbe sâhibi olmadan Söğüdcük nâm kal‘a cenginde şehîd olup yerine oğlu müstakil pâdişâh olup Osmân Beğ derlerdi. Hurûcuna târîh "Evvelâ Osmân" lafzı vâkı‘ olmuşdur. Âl-i Osmâniyân'ın ibtidâ neşv [u] nemâsı bu şehirden zuhûr etmişdir ve Sultânu'l-ulemâ hazretlerinin du‘â-i hayrı berekâtıyla behremend-i berhordâr olup ınkırâzu'd-devrân devletleri müebbed ola deyü yetmiş aded kibâr-ı evliyâullah Horâsân'da Yesu şehrinde Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretleri huzûrunda hayr du‘â ve senâlar edüp yedi yüz fukarâsıyla Hacı Bektâş-ı Velî'yi Devlet-i Âl-i Osmân'a mu‘în ü zahîr ola deyü gönderüp Osmân Beğ merhûm olup Orhân Gâzî ile Hacı Bektâş-ı Velî Bursa fethinde bulunup Bursa'nın fethine ve Osmâncığun mevtine târîh "feth-i Bursa" lafzı vâkı‘ olmuşdur. Zîrâ Osmân Hân deryâ-misâl asker ile Bursa'[y]ı muhâsara edüp nikrîz zahmetine mübtelâ olup gitdikçe illeti müştedd olduğunda ciğer-kûşesi Orhân Şehzâdeyi serdâr-ı mu‘azzam edüp Orhân Bursa'yı feth edüp ılgâr ile müjdesin pederine götürmeye gitdükde Bursa feth olduğu mahal Osmân Gâzî rûh teslîm edüp Orhân müstakil pâdişâh olup Hacı Bektâş-ı Velî Orhân hilâfetinde yeniçeri tâ’ifesin peydâ edüp "Âl-i Osmân oğulları üzerine nâzır olalar!" deyü du‘â-yi hayr [u] senâ etdiklerinden ilâ hâze'l-ân Âl-i Osmân'ın her işi yeniçeri tâ’ifesiyle âsân olur. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr Rûmeli'nde Priştine şehri ile Vuçütirin kal‘ası sahrâsı ki Kosova nâmıyla mevsûf sahrâda Miloş Koblaki nâm kral-ı dâllin üç kerre yüz bin askerin dendân-ı tîğdan geçirüp mansûr u muzaffer olmuşken Gâzî Hudâvendigâr ya‘nî Koca Murâd Hân-ı Evvel lâşe-i küffârları seyr [u] temâşâ ederken iki kellesiz küffâr ayağ üzre durduğun görüp "Sübhânallah! Bu ne sırdır?" dedikde Baba Ni‘metullah eydür kim "Her bir küffâr yüz bin küffârın katl olduğuna nişândır kim iki küffâr başsız ayak üzre dururlar" derken hemân lâşe-i küffârların içinden cebe ve cevşene müstağrak olmuş küffar dal-bıçak olup Gâzî Murâd Hân'ı ol mahal şehîd edüp Miloş Koblaki kâfiri dahi pâre pâre ederler. Bir rivâyetde Miloş-i la‘în tebdîl-i câme elçilik bahânesiyle gelüp dest-bûs ederken Murâd Hân'ı şehîd eder. Anınçün Devlet-i Âl-i Osmân'da her kankı elçi olursa pâdişâh yanına getirmeyüp iki yanından kapucular kethüdâsı ve çavuşbaşı dutup 11b taht-ı pâdişâhîden bir uzun hil‘at yeni uzanmışdır anı öper. Hâlâ âyîn-i Osmânî budur. Anda Murâd Gâzî'nin kalbini ve derûnunda olanları Kosova sahrâsında defn edüp hâlâ üzerinde bir kubbe-i âlî binâ olunmuşdur. Sene 1071 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimiz Bosna'dan ma‘zûlen Rûmeli eyâletine mutasarrıf olup gelirken bu kubbe-i Murâd Hân'a gelüp harâb binâsın ta‘mîr ü termîm edüp cânib-i erba‘asına havlı dîvârı gibi bir metîn dîvâr çeküp içini bâğ-ı İrem edüp kubbe-i kadîmi beyâz [beyz-i] münevver edüp eczâ-hânlar ve türbedârlar ta‘yîn eyledi. Ezîn-cânib ol asrda cesedini, Murâd Hân-ı sa‘îd-i şehîdin, Bursa'ya getürüp Eski Kaplıca nâm mahalde câmi‘-i kebîri cenbinde defn etdiler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ol asrda Konya ümerâlarından Karamânoğulları Gâzî Hudâvendigâr'ın Kosova'da şehîd oldukların istimâ‘ edüp cümle kavm-i Yunaniyân isyân [u] tuğyân edüp Konya'da Karamânoğlu hâkim oldu. Ba‘dehû sene 792 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân deryâ-misâl asker ile yıldırım gibi yetişüp Konya kal‘asın yıldırım urur gibi urup kal‘aya emân u zamân vermeyüp feth edüp müstakıllen henüz dârü'l-mülk-i Selçukıyân olan dâr-ı emân-ı bilâd-ı Karamân-ı Konya'ya mâlik oldu. Kânûn-ı Süleymân Hân tahrîri üzre hâlâ başka eyâlet-i Karamân-ı dâr-ı îmândır kim hâlâ paşa tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden paşasının hâss-ı hümâyûnu altı yüz altmış bin yetmiş bir akçedir. İki bin asker ile bu eyâleti zabt edüp elli bin guruş tahsîl edüp sefer eşer. Bu eyâlet-i Karamân'da hazîne defterdârı ve defter kethüdâsı ve defter emîni ve çavuşlar kethüdâsı ve çavuşlar emîni vardır. Ve eyâletinde yedi sancakdır. Evvelâ Konya şehri paşa tahtı sancağıdır. Andan livâ-yı Kayseriyye ve livâ-yı Niğde ve livâ-yı Beğşehri ve livâ-yı Kırşehri ve livâ-yı Akşehri ve livâ-yı Aksarây cümle bu livâlardır. Ve eyâlet-i Karamân'da kılıc-ı ze‘âmet 68 ve kılıc timar 2111 ve hâss-ı defterdâr-ı hazîne-i Karamân 65.000 ve hâss-ı kethüdâ-yı defter-i Karamân 65.000 ve hâss-ı defterdâr-ı timar-ı Karamân 65.000. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşıları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 11a–11b ·
metinde göster ·
… âleti hükmünde subaşılık ve nihâyet olduğu kal‘a içinde beş on hâne olup şekl-i
murabba‘ bir
küçücük dizdârsız kal‘a olduğu, hacca 38b müteveccih olduğumuz sene cild-i (- …
Sene (---) târîhinde güzelce Kâsım Paşa binâ etdüğü ve leb-i deryâdan bir top menzili ba‘îd bir püşte üzre nehr-i Rıtân ve nehr-i Tennûr kenarında Sayda eyâleti hükmünde subaşılık ve nihâyet olduğu kal‘a içinde beş on hâne olup şekl-i murabba‘ bir küçücük dizdârsız kal‘a olduğu, hacca 38b müteveccih olduğumuz sene cild-i (---) mizde mufassal tahrîr olunmuşdur. Bu mahalde cümle guzât-ı müslimîn Akdeniz kenarına hayme vü hargâhların kurup meks etdiler. Bu menzilde Sayda-i Berût hâkimi beş bin asker ile imdâda gelüp meks etdi. {Mukaddemâ ulaklığla Âsitâne'den geldiğimizde paşa efendimiz Sayda-i Berût kal‘aları teftîşin ihsân edüp bu mahalde Sayda hâkiminden iki bin esedî hizmet aldık}. Ve bir gün yine Sıfet hâkimi Na‘lbend Alî Ağa üç bin asker ile gelüp leb-i Deryâ-yı Sefîd'de meks edüp çarhacı ta‘yîn olundu. Andan leb-i deryâ ile iki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38a–38b ·
metinde göster ·
… deniz kenarında bir körfez nihâyetinde bir düz kumsal ve havâlesiz yerde şekl-i
murabba‘ bir
kal‘a-i kadîmdir. Cümle beş katdır. Her kat dîvârı yigirmişer arşın enli dîvârd …
Eşkâl-i sitâyiş-i kal‘a-i Akye: Akdeniz kenarında bir körfez nihâyetinde bir düz kumsal ve havâlesiz yerde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i kadîmdir. Cümle beş katdır. Her kat dîvârı yigirmişer arşın enli dîvârdır. Bir sıra horâsânî tula ve bir sıra çârkûşe seng-traş ile mebnîdir. Ve beş kat dîvârının mâbeynlerinde birer kat elli arşın enli handakları var. Cümle beş kat handakdır. İçinden Bahr-i Sefîd cereyân eder. Ve cümle yedi bâb-ı azîmler imiş. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi dokuz bin adım ihâta edüp cümle der-i dîvârı harâb [u] türâb olup yerde yatar. Bu kal‘a-i kebîr içre cümle incir ve dud bâğlarıdır. Hâne-i imâristândan bir âsâr yokdur. Ammâ bu kal‘anın cenûbı tarafında leb-i deryâda sene (---) târîhinde Süleymân Hân vüzerâlarından Koca Lala Mustafâ Paşa şekl-i murabba‘ bir küçük seng binâ kulle-misâl bir kal‘a-i ra‘nâ binâ etmiş. Cümle etrâfı sekiz yüz adımdır. Cânib-i garba bir kapusu var. Dizdâr ve neferât cümle bunda sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41a ·
metinde göster ·
… sene (---) târîhinde Süleymân Hân vüzerâlarından Koca Lala Mustafâ Paşa şekl-i
murabba‘ bir
küçük seng binâ kulle-misâl bir kal‘a-i ra‘nâ binâ etmiş. Cümle etrâfı sekiz yü …
Eşkâl-i sitâyiş-i kal‘a-i Akye: Akdeniz kenarında bir körfez nihâyetinde bir düz kumsal ve havâlesiz yerde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i kadîmdir. Cümle beş katdır. Her kat dîvârı yigirmişer arşın enli dîvârdır. Bir sıra horâsânî tula ve bir sıra çârkûşe seng-traş ile mebnîdir. Ve beş kat dîvârının mâbeynlerinde birer kat elli arşın enli handakları var. Cümle beş kat handakdır. İçinden Bahr-i Sefîd cereyân eder. Ve cümle yedi bâb-ı azîmler imiş. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi dokuz bin adım ihâta edüp cümle der-i dîvârı harâb [u] türâb olup yerde yatar. Bu kal‘a-i kebîr içre cümle incir ve dud bâğlarıdır. Hâne-i imâristândan bir âsâr yokdur. Ammâ bu kal‘anın cenûbı tarafında leb-i deryâda sene (---) târîhinde Süleymân Hân vüzerâlarından Koca Lala Mustafâ Paşa şekl-i murabba‘ bir küçük seng binâ kulle-misâl bir kal‘a-i ra‘nâ binâ etmiş. Cümle etrâfı sekiz yüz adımdır. Cânib-i garba bir kapusu var. Dizdâr ve neferât cümle bunda sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41a ·
metinde göster ·
taş binâ bir şîrîn kal‘a-i ra‘nâdır. Remle nevâhîsinde Gazze subaşılığı hükmün[ …
Gazze sancağı hâkinde leb-i deryâda şekl-i murabba‘ bir taş binâ bir şîrîn kal‘a-i ra‘nâdır. Remle nevâhîsinde Gazze subaşılığı hükmün[de]dir. Dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları vardır. Sene (---) târîhinde bânîsi (---) On yılda temâm olmuşdur. Gâyet metîn ü müstahkem kal‘adır. Cebehânesi ve limanına nâzır topları vardır. Ve a‘lâ latîf demir dutar limanı vardır. Cezîre-i Kıbrıs'dan ve Şâm Tarablus ve Sayda ve Berût ve Akka ve İskenderiyye ve Reşîd ve Dimyât ve Teyme kal‘ası iskelelerinden beher sene bu Yafa iskelesine niçe yüz pâre gemiler gelüp Gazze ve Remle ve kasaba-i Lût'a ve Kuds-i Şerîf'e zahâyir ü metâ‘ ve tüccâr ü züvvâr getirirler. Bender iskeledir ammâ Dimyât ve Reşîd benderi gibi ma‘mûr u müzeyyen şehr-i azîm değildir. Ancak beşyüz hâne ve câmi‘ ve hân u hammâmı ve çârsû-yı bâzârı ve bâğ u bâğçeli ma‘mûr kasabacıkdır. Cenûbî ve şarkî ve şimâlî tarafı cümle kum deryâsıdır. Şimâlinde kal‘a-i Akye benderi iki yüz mildir. Cenûbunda Tima benderi yetmiş mildir. Kudüs'e bir konak yerdir kim bundan yakîn Kudüs iskelesi yokdur. Kefere zamânı Kudüs hâtıriçün şehir bender-i azîm imiş. Andan yine cânib-i kıbleye kumistân içre şehir hâricinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45b ·
metinde göster ·
küçücük taş bina bir kal‘a-i ra‘nâdır. Dîvârının kaddi yigirmi zirâ‘-i bennâdır …
Eşkâl-i kal‘a-i Gazze: Kadîm-i evvelde binâ olunan kal‘asının Buhtunnasr harâb etmeğile sene (---) târîhinde kal‘asının bânîsi (---) Leb-i deryâdan cânib-i şarka bir sâ‘at ba‘îd kumistân içre şekl-i murabba‘ bir küçücük taş bina bir kal‘a-i ra‘nâdır. Dîvârının kaddi yigirmi zirâ‘-i bennâdır. Ve cümle (---) burcdur. Ve cümle (---) bedendir. Ve cânib-i kıbleye mekşûf bir demir kapusu var ammâ etrâfında handak (---) ve dâ’iren mâdar cirmi (---) adımdır. Bu kal‘anın dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları dâ’ima mevcûd olup nigehbânlık ederler. Zîrâ gâyet muhâtara Urbân serhaddi olmağıla düşmanı çokdur. Ve derûn-ı kal‘ada cümle Gazze a‘yânının ve sâ’ir kurâ halkının zî-kıymet eşyâları bu kal‘ada mahfûzdur. Derûn-ı kal‘ada cümle hâk-i pâk ile mestûr bâğsız ve bâğçesiz müfîd ü muhtasar neferât hâneleri vardır. Bir câmi‘i ve buğday anbarları ve 48a cebehâne mahzenleri ve müstevfâ cebehânesi ve a‘lâ latîf şâhî topları vardır. Bu kal‘anın kıblesi tarafında şehr-i azîm varoşdur. Ve kal‘a kapusu önünde yol aşırı bir mescidi var, üç vakit namâz edâ olunur ve cemâ‘at-i kesîreli mesciddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47b–48a ·
metinde göster ·
küçük kal‘adır, ammâ ol kadar imâr değildir. Dizdârı ve neferâtı ve Urfa nâhiye …
Ya‘nî dört pâdişâh kal‘ası derler. Hakîkatü'l-hâl müverrihlerin tahrîrleri üzre ekâsirelerden üç birâder binâ etdiklerin hâlâ efvâh-ı nâsda Çâr-Melik kal‘ası derler. Bir püşte üzre Murâd-ı Ba‘îd kurbunda şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır, ammâ ol kadar imâr değildir. Dizdârı ve neferâtı ve Urfa nâhiyesi ve subaşısı hâkimdir. Urfa paşası hâkinde (---) yüz hâneli kasabası var. Câmi‘i ve mesâcidi ve hammâmı ve birkaç dükkânları vardır. Birkaç kerre harâb olup yine imâr olmuşdur. Bir kârgîr binâ hânı vardır. İçinde Türkmân sâkin olur. Ve menzil-i bârgîrleri mütevellîsi hükmündedir. Âb u hevâsı latîfdir, ammâ bâğ u bâğçesi yokdur. Andan cânib-i şarka 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54b ·
metinde göster ·
kal‘a-i kadîmdir. Her taşı fil-i Mahmûdî cüssesindedir. İç kal‘anın zeyline vâk …
Şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i kadîmdir. Her taşı fil-i Mahmûdî cüssesindedir. İç kal‘anın zeyline vâki‘ omuşdur. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) adımdır. Bunun dahi burc [u] bârûları metîndir. Bu varoşun üç kapusu vardır. Beğ kapusu Bağdâd tarafına cânib-i şarka ve bâb-ı Samsad garba mekşûfdur. Ve bâb-ı Harrân canib-i garba nâzırdır, ammâ yukaru kal‘a gibi kaya üzre âlî değildir. Alçakda vâki‘ olup kal‘a-i vâsi‘dir. Bu kal‘a-i Urfa nehr-i Furât-ı azîmin cânibi şarkîsinde bir konak ba‘îd Tasdîr Dağları içre vâki‘ olup ziyâde şimâl cânibine meyyâldir. Ve Kal‘atü'r-Rûm'a bir konak karîbdir. Ve yolları Ekrâd tâ’ifesinden mahûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 55b ·
metinde göster ·
… dır. Kal‘ası nehr-i Murâd kenarında yalçın kayalı bir püşte-i ra‘nâ üzre şekl-i
murabba‘ bir
küçük Şeddâdî seng-tırâş bir kal‘a-i beyâz taşdır. Dizdârı ve neferâtları ve ce …
Sebeb-i tesmiyesi lisân-ı Moğolîde per-teng karakuşa derler. Kal‘ası üzre tûcdan bir karakuş timsâli var idi. Her sene nevrûz-ı Hârezmşâhîde safîr urup cümle Ekrâd ve Mığdîsî kavmi sayhasın istimâ‘ edüp bu şehir bâzârına cem‘ olup benî Âdem ile bir hengâme-i kübrâ olurdu. Hicret-i Nebeviyyenin sene 19 târîhinde Hâlid ibn Velîd (ibn Velîd) Diyârbekir kal‘asın feth edüp ba‘dehû bu kal‘a-i Perteng'i feth edüp timsâl-i tuyûru hedm edüp cem‘iyet-i kübrâ olmaz oldu. Hâlâ ol murg tılsımı mahalli zirve-i kal‘ada ma‘lûmdur. Ol mutalsam murg ismiyle bu şehre pertengden galat-ı meşhûr evlâ olup tahfîf-i kelâm ile Pertek derler. İbtidâ bânîsi ekâsirelerden (---) binâsıdır. Anda niçe yüz sene niçe mülûke intikâl edüp Kürdistân'da Monlâ İdrîs i‘ânetiyle sene 921 târîhinde Selîm-i Evvel'e Pertek hâkimi itâ‘at edüp kal‘ayı Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya teslîm edüp mutî‘ [u] münkâd olduğundan yine hâkimine ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık tarîkıyla hâlâ beği mutasarrıfdır kim Âsitâne-i sâ‘adet tarafından vârid olan evâmir-i pâdişâhîde bunlar elkâbına Cem-cenâb yazılur. Mîr-i livâ elkâbı yazılmaz, zîrâ hükûmetdir. Zamân-ı 84a kadîmde taht-ı hükûmetlerinde timar ve ze‘âmetden bir şey yokdur. Hâlâ ebvâb-ı mahsûlâtları kendülerine hâss ifrâz olunup hâssına göre asker cem‘ edüp sefer eşer. Beğleri inkırâz bulsa devlet-i aliyyeden sancağı âhire tevcîh olunur. Hâssı kânûn-ı Süleymân Hân üzre 380.000 akçedir. Beği hîn-i gazâda sekiz yüz askere mâlikdir. Ber-vech-i adâlet beğine senevî on kîse hâsıl olur. Yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Kethüdâyeri ve serdârı ve müftîsi ve nakîbi yokdur, ammâ şehir subaşısı vardır. Kal‘ası nehr-i Murâd kenarında yalçın kayalı bir püşte-i ra‘nâ üzre şekl-i murabba‘ bir küçük Şeddâdî seng-tırâş bir kal‘a-i beyâz taşdır. Dizdârı ve neferâtları ve cebehânesi taraf-ı pâdişâhîden değildir, ancak beği hükm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83b–84a ·
metinde göster ·
… hâkinde evc-i âsumâne ser çekmiş çakmak taşlı bir kızıl yalçın kaya üzre şekl-i
murabba‘ bir
Şeddâdî binâ-yı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bâlâdır. Ve dâ’iren-mâdâr …
Eşkâl-i kal‘a-i âlî Nigebolı: Nehr-i Tuna kenarında Edirne hâkinde evc-i âsumâne ser çekmiş çakmak taşlı bir kızıl yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî binâ-yı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bâlâdır. Ve dâ’iren-mâdâr kâmil cirmi dörd bin adımdır. Ammâ Tuna'ya nâzır olan tarafı gayet yalçın kanara kayalar olmağıla ol tarafda kal‘a dîvârı yokdur. Cümle şâhâne şâhnişînli sarây-ı azîmlerdir kim cümle revzenleri nehr-i Tuna'ya nâzırdır. Bu taraflar çâh-ı gayyâ-misâl uçurum olmağıla kadîm-i ezelden kal‘a dîvâr etmemişler ve bu taraf sokakları cümle sarp taşlık olmağıla taşdan kesilme kaldırımlı nerdübân nerdübân yokuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 113b ·
metinde göster ·
kal‘a-i üstüvârdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin adımdır ve cümle on üç aded kull …
Sitâyiş-i eşkâl-i kal‘a-i Dârü'l-Büleh-i Ahlad: Sene 869 târîhinde bizzât Süleymân Hân'ın vezn-i tab‘-ı mi‘mârîsiyle binâ olunmuşdur, be-dest-i Zâl Paşa. Leb-i deryâda şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i üstüvârdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin adımdır ve cümle on üç aded kulledir, ammâ dîvârı ol kadar âlî değildir ve handakı da amîk değildir ammâ der-i dîvârları gâyet metânet üzre mebnîdir ve gâyet vâsi‘ dîvârları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b ·
metinde göster ·
Evvelâ Van deryâsı kenârında bir alçak kayalı zemîn püşt üzre şekl-i
murabba‘ bir
Şeddâdî seng-tıraş ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her taşı fil cüssesi kadar …
Evvelâ Van deryâsı kenârında bir alçak kayalı zemîn püşt üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî seng-tıraş ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her taşı fil cüssesi kadar var ve dürr-i yektâ gibi beyâz ve müzeyyen bir kal‘a-i münevverdir. Cümle (---) aded kullelerdir ammâ çâr rükninde olan kulleler gâyet sedd-i metîn ebrâclardır kim her biri birer sedd-i Kahkahâ'dan nişân verir kulle-i metînelerdir. Ammâ havâlesiz bir kal‘a olmağile dîvârı ol kadar âlî değildir. Ammâ gâyet arîz dîvârlardır kim üzerinde atlı cirid oynasa mümkindir ve etrâfında asla handakı yokdur. Hatta ba‘zı sene Van deryâsı eyyâm-ı bahârda cûş [u] hurûşa gelüp yedi sekiz ay bu kal‘a deryâ içre kalup ancak Âdilcevâz tarafında bir incecik yolu kalır ve cümle iki kapusu vardır. Cânib-i garba nâzır Âdilcevâz kapusu, büyük kapudur ve cânib-i (---)(---) kapudur. Ve bu kal‘a dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Bu cirmde olan sûr-ı kavî içre cümle bâğsız ve bâğçesiz tahtânî ve fevkânî hâk-i amber-pâk ile mestûr bin elli aded hâne-i ma‘mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245a ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'ın kadre ermişlerinden bir kimesne "Er gerçek"den galat Erçek derlermiş. Kadr mâlıyla binâ olunmuş bir yalçın püşte başında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır, ammâ zirve-i a‘lâya kad-keşân olmağile çıkup temâşâ etmedim. Hâlâ Mahmûdî hükmündedir ve mâ-tekaddem taht-ı Mahmûdî bu kal‘a imiş. Şimdi ol kadar imâr değildir, ammâ yine Van eyâletinde sancak beği hükmündedir. İki bin askere mâlikdir. Mahmûdî atlarının güzîdesi bu Erçek'de olur. Hükûmetinde timâr u ze‘âmet tahrîr olmayup ebvâb-ı mahsûlâtı beğine hâs kayd olunmuşdur. Beği kal‘ada olur Aşağı Rabâtı bir dere küncinde beş yüz hâneli câ-be-câ bâğ u bâğçeli ve kavak ağaçlı rabâtdır. Bir câmi‘i ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve on mikdârı dükkânı var ammâ buhayre-i Erçek kal‘anın kurbünde bir halîc-i sağîresi var, on vukiyye gelir yahşı alabalığı olur kim Kürdistân'da Ereçek balığı meşhûrdur. Bu semek-i mümessekden sayyâdlar sayd edüp a‘yân [u] kibâra hedâyâ götürürler. Aslâ balık râyihası yokdur. Bu halîcin kenârında Fâtih-i Revân Sultân Murâd Hân meks edüp mâhîlerinden tenâvül edüp "Hakkâ ki mâ’ide-i Erçek idiği gerçek imiş." demişdir. Ve bu buhayrenin yine cânib-i garbîsinde bir yol vardır. Ol râh-ı câdde ile Van'a beş sâ‘atde varır tarîk-ı seheldir. Murâd Hân Van'a ol râhdan revâne olmuşdur. Bu Ereçek beğinin ziyâfetin tenâvül edüp ve hedâyâsın ve kulağuzların alup andan yolumuza hilâfcadır ammâ "Da‘vete icâbet" deyü cânib-i şimâle meyyâlce dağlar ve dereler aşup kâmil sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b ·
metinde göster ·
… erbaycân ve Rûmiyye [vü] Ucân şehirlerinin tâ vasatında bir zeyl-i kûhda şekl-i
murabba‘ bir
küçük kal‘acıkdır. İçinde yasavul ağası ve dizçöken ağası vardır ve şâh destind …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim sene 694 târîhinde Mehemmed Şâm-ı Gazan asrında şâhbender-i Tebrîz olan Alî Bâkî bu kal‘ayı binâ edüp Alî Bâkî'den galat kavm-i Moğol ve kavm-i Ekrâd Albak derler. Niçe mülûka intikâl etmiş bir gurâbhâne-i harâbdır kim kal‘ası âlî bakdır. Hâlâ Van [u] Azerbaycân ve Rûmiyye [vü] Ucân şehirlerinin tâ vasatında bir zeyl-i kûhda şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘acıkdır. İçinde yasavul ağası ve dizçöken ağası vardır ve şâh destinden dolu nûş etmiş dizçöken tülüngîleri vardır. Ve şâh elinden câm ile çakır çekmişler ve şarâb-ı nâb içmişler nöker-i Mâzenderânîler var kim tüfeng-i pür-reng ile pire[y]i ururlar. Bâğı ve bâğçesi çokdur. Hatta fâtih-i Revân Gâzî Murâd Hân feth-i Revân'dan avdet etdikde bu Albak eline konup şehri tehî bulduklarında harâb u yebâb etmeyüp ubûr eder. Hâlâ otağı yerinde bir mesîregâh çemenzâr yerde soffaları vardır. Ol mahall-i mübârekde her hafta ahâlî-i kend cem‘ olup bâzâr-ı âlî olur. Kal‘adan taşra câmi‘i ve hânı ve hammâmı ve kifâyet mikdârı dükkânı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288b ·
metinde göster ·
küçük köhne binâ, bir sa‘b-kal‘a-i ra‘nâdır. Kaç adımdır ma‘lûmum değildir. Der …
Eşkâl-i kal‘a-i Gâzîkıran: Rûmiyye sahrâsına nâzır bir yalçın kal‘a üzre şekl-i murabba‘ bir küçük köhne binâ, bir sa‘b-kal‘a-i ra‘nâdır. Kaç adımdır ma‘lûmum değildir. Derûn-ı kal‘ada on hânesi ve beğ sarâyı vardır, ammâ mükellef ü hevâdâr sarây-ı imârdır. Ve beği ocaklık hâkimidir. Hâlâ bin askere mâlikdir. Ebvâb-ı mahsûlâtı kendüye hâss-ı hümâyûn kayd olunmuşdur. Hâkinde timâr ü ze‘âmet-i cüdâ yokdur, "Mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kademdir" deyü ellerinde hatt-ı şerîfleri var kim Acem galebe ederse ana tâbi‘ olalar. Anınçün cum‘a gün câmi‘lerinde hutbe içre ibtidâ Âl-i Osmân, andan şâh-ı İrân'ı yâd ederler, ammâ Âl-i Osmân'a ziyâde muhabbet ederler. "Ah Osmânlı, bir kerre dahi gelse!" deyü ah ederler. Zîrâ Acem ile Osmânlı sulh [u] salâh ideli fakîr olduk derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 289a ·
metinde göster ·
Evvelâ bu İçkal‘a taşra sûr-ı kebîrin cânib-i şarkîsinde bir düz yerde şekl-i
murabba‘ bir
seng ve tula binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Etrâfında handakı (---) ve dâ’iren-mâdâ …
Evvelâ bu İçkal‘a taşra sûr-ı kebîrin cânib-i şarkîsinde bir düz yerde şekl-i murabba‘ bir seng ve tula binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Etrâfında handakı (---) ve dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) adımdır. Ve cânib-i kıbleye ve şehr içine mekşûf bir kapusu var ve bir uğrun kapusu var dâ’imâ mesdûd durur. {Sene (---) târîhinde Bekir Subaşı Celâlî olup Bağdâd'a kapanup Acem şâhına haber gönderdi kim "Şâhım, Bağdâd senin, sarâyına gelesin!" deyü haber gönderüp şâh geldikde Celâlî Bekir kal‘ayı şâha vermeyüp cenge âheng ederken Celâlî Bekir oğlu Dervîş Muhammed bu iç kal‘anın mezkûr handak kapusun açup şâh askerin Bağdâd'a koyup Acem istîlâ etdüği menhûs Uğrunkapusu'dur kim hâlâ mesdûddur}. Ammâ büyük kapusunun dâhilinde şeb [u] rûz cümle dîdebânlar pür-silâh âmâdedirler. Bilmedikleri âdemi kal‘aya komak ihtimâlleri yokdur. Zîrâ cümle cebehâne ve hazîne ve barûd-ı siyâh ve cümle erzâk-ı sipâh bu İçkal‘a'da mahfûzdur. Bu kal‘ada başka dizdâr ve cümle (---) aded neferât-ı kerrâr vardır. Ve derûn-ı hisârda cümle (---) hâk-i amber-pâk ile mestûr bâğsız ve bâğçesiz hâne-i ma‘mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 341a ·
metinde göster ·
küçük sûr-ı musanna‘dır. Ve cümle (---) aded müfîd ü muhtasar hânelerdir ve cüm …
Evsâf-ı arz-ı kadîm kal‘a-i Semâvât-ı Azîm: Bu şehr-i atîkin Semâvât nâmıyla şöhre-i şehr olmasının vech-i tesmiyyesi oldur kim Tûfân-ı Nûh'da ibtidâ âb-ı zulmet Hazret-i Nûh'un Kûfe şehrindeki bi'r-i tennûrunda kaynayup kırk günde ibtidâ zemîn ü zamân su ile leb be-leb olup kırk birinci gün bir Tûfân-ı Nûh zulumât olup kıyâmetden bir gün oldu. Ve bu şehr-i Semâvât üzre zemâdan bulutlar pâre pâre ve rîze rîze olup Hazret-i Nûh lisân-ı (---) ce Arapça buyurduklarından ba‘de't-Tûfân bu şehre Semâvât eyitdiler. Şehr-i azîm ve belde-i kadîmdir. Hâlâ hâk-i Bağdâd'da vâlî-i Bağdâd'ın bir müte‘azzım ağası hâkimdir. On altı bin guruş iltizâm hâss-ı hümâyûndur. İki yüz âdemiyle hükûmet eder. Ve yüz elli akçe ednâ mertebe kazâ-yı âsumânî-yi Semâvât'dır. Senevî mahsûlâtı Semâvât'dan bâd-ı hevâ hâsıl olur. Kal‘a dizdârı ve yüz mikdârı neferâtı ve kifâyet edecek kadarca hâne ve mühimmâtı ve şâhî topları vardır. Muhtesibi ve şâhbenderi ve gümrük emîni vardır. Şehri nehr-i Furât kenârında Ka‘be hâkinde hurma hıyâbânı içre ma‘mûr şehirdir. Kal‘ası hâk-i pâk ile mebnî şekl-i murabba‘ bir küçük sûr-ı musanna‘dır. Ve cümle (---) aded müfîd ü muhtasar hânelerdir ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ (---)(---) câmi‘i.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 358a ·
metinde göster ·
… bûr idemezmiş. Hâlâ bu cezîre-i Kurna Mansûresi dahi hâk-i pâk ile mebnî şekl-i
murabba‘ bir
kal‘a-i kavîdir. Dizdârı ve neferâtları ve müstevfâ cebehânesi ve hâkimi ve Kur …
Evsâf-ı cezîre-i Mansûriye-i cezîre: Bu dahi Mansûr-ı Devânıkî binâsıdır kim iki Mansûre kal‘ası bir boğazda birbirine mukâbeleten binâ olunmuş kal‘alardır kim zamân-ı kadîmde nehr-i Furât üzre bu kal‘adan kal‘aya hadîd zencîr çeküp nehr-i Furât ile bu kal‘alardan aşağı şehr-i Basra'ya bir gemi ve bir kelek ubûr idemezmiş. Hâlâ bu cezîre-i Kurna Mansûresi dahi hâk-i pâk ile mebnî şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i kavîdir. Dizdârı ve neferâtları ve müstevfâ cebehânesi ve hâkimi ve Kurna nâ’ibi ve bender emîni vardır. Andan câmi‘ ve hânı var ammâ hammâmı yokdur. Lâkin kifâyet mikdârı dekâkînleri vardır. Bu kal‘a-i cezîre-i Mansûresinde gemiden çıkılmayup nehr-i Furât ile cereyân edüp güzer itse kal‘a-i Kurna'ya varmadan kal‘a-i Basra'ya üç günde eğer berren ve eğer bahren varılır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 358b ·
metinde göster ·
… da bir çemenzâr u nahlistân içre hâk-i amber-pâk çim ve rıhtım ile mebnî şekl-i
murabba‘ bir
gûne toprak musanna‘ kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) adımdır. Ve der- …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Kurna: Nehr-i Şatt ve nehr-i Furât birbirine mahlût olup Şattu'l-Arab olduğu mahalde bir vâsi‘ cezîre-i azîm burnunda bir çemenzâr u nahlistân içre hâk-i amber-pâk çim ve rıhtım ile mebnî şekl-i murabba‘ bir gûne toprak musanna‘ kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) adımdır. Ve der-i dîvârları üzeri ol kadar vâsi‘dir kim atlılar harbe oynamak mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 359a ·
metinde göster ·
… tım-ı türâb ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Cânib-i şarka bir kapusu var, şekl-i
murabba‘ bir
kal‘a-i musanna‘dır. Bu kal‘a gerçi Şehrezûl eyâletinde Lur hâkimi hükmündedir …
Eşkâl-i kal‘a-i Havâra: Bir mahsûldâr hâmûnun ortasında bir amelî püşte üzre rıhtım-ı türâb ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Cânib-i şarka bir kapusu var, şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘dır. Bu kal‘a gerçi Şehrezûl eyâletinde Lur hâkimi hükmündedir ve hâkiminin destinde hatt-ı şerîfleri vardır. Acem gâlib olsa Acem'e ve kâhîce Âl-i Osmân'a tâbi‘dir. Hâlâ hutbesi Âl-i Osmân'a tilâvet olunur. Altı aded hutbeli câmi‘leri ve hân u hammâm ve medrese vü mektebleri ve kifâyet mikdârı dekâkînleri vardır ve bâğ u bâğçesi firâvândır ve şehr içre âb-ı zülâlleri cârî vü revândır. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 370a ·
metinde göster ·
… ûd derler. Hakkâ ki niçe bin kise mâl-ı nukûd sarf olunmağile imâr olmuş şekl-i
murabba‘ bir
türâb-ı pâk ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Bu dahi Lur hânı hükmünde ma‘mûr kal …
Evsâf-ı kal‘a-i Nukûd: Bu sûr-ı kadîmin bânîsi Kapus Şâh ibn Menûçehr Şâh'ın Hoca Nukûd nâm tâcirinin binâsıdır. Anınçün sûr-ı Nukûd derler. Hakkâ ki niçe bin kise mâl-ı nukûd sarf olunmağile imâr olmuş şekl-i murabba‘ bir türâb-ı pâk ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Bu dahi Lur hânı hükmünde ma‘mûr kal‘adır. Dizdârı ve neferâtları âmâdedirler. Şehri cümle üç bin hâneli bâğlı u bâğçeli câmi‘ vü medrese vü zâviye ve hân u hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı kal‘adır. Ammâ bu sûr-ı imâr hudûd-ı Acem'de Derbend-i Mâşa nâmında bir derbend-i azîmin iç yüzünde cânib-i kıbleye Şehrezûl hâkine karîb olmağile ekseriyyâ ahâlîsi kavm-i Acem Gökdolağı ve Ekrâd-ı Luristân'dır. Sene 931 târîhinde Süleymân Hân vezîri Osmân Paşa fethidir. Yine Lur Hâkimi Hüseyin Hân'a in‘âm olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 370b ·
metinde göster ·
… ânı Süleymân Hân hükmünde bir çengelistân u hıyâbân içre bir düz sahrâda şekl-i
murabba‘ bir
hâk-i amber-pâk ile mebnî bir kal‘a-i kavî sûr-ı ma‘mûrdur. Cümle halkı Sünnî E …
Evsâf-ı kal‘a-i Kızılca: Sene 915 târîhinde Şâh İsmâ‘îl'in Kızılca Hân nâmında bir benâm hânı Selîm Hân-ı Evvel havfinden bu sûr-ı üstüvârı inşâ etmişdir. Niçe hândan hâna intikâl etmişdir. Ba‘dehû sene 962 târîhinde Süleymân Hân Vezîri Baltacı Mehemmed Paşa dest-i Acem'den feth edüp Luristân Hâkimi Hüseyin Hân'a ihsân olunup ilâ hâze'l-ân Şehrezûl hâkinde Lur Hânı Süleymân Hân hükmünde bir çengelistân u hıyâbân içre bir düz sahrâda şekl-i murabba‘ bir hâk-i amber-pâk ile mebnî bir kal‘a-i kavî sûr-ı ma‘mûrdur. Cümle halkı Sünnî Ekrâd-ı mesrûrdur. Sene 1039 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘ Vezîri Hüsrev-i şîr diyâr-ı Acem'in Erdebil ve Hemedân ve Pilever ve Dergezîn ve Cem-cenâb nâm kal‘aların nehb ü gâret ve harâb u yebâb etdikde bu kal‘a altından ubûr idince Hüsrev Paşa'nın şîrâne mehâbet ü salâbetin bu kal‘a-i Kızılca ahâlîsi görüp itâ‘at etdiler. Hâlâ ol kadar ma‘mûr u müzeyyen değildir ammâ Kürdistân Sünnîleri diyârı olmağile câmi‘i ve hân u hammâm u dükkânları vardır. Andan yine taraf-ı kıbleye 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 371a ·
metinde göster ·
… ir çölistân ve berr ü beyâbân yerde bir püşte-i âlî üzre evce ser çekmiş şekl-i
murabba‘ bir
kal‘a-i musanna‘dır. Cânib-i (---) bir kapusu var, handakı yokdur. Derûn-ı kal‘ …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Erbîl'i beyân eder: Nehr-i Zarbu'l-kebîr nehr-i Zarb-ı asğar kim bunlara nehreyn-i Zarb-ı Alî derler. Bu nehreyn-i azîmeynin mâbeyninde bir çölistân ve berr ü beyâbân yerde bir püşte-i âlî üzre evce ser çekmiş şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘dır. Cânib-i (---) bir kapusu var, handakı yokdur. Derûn-ı kal‘ada (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 371b ·
metinde göster ·
… ağı hâkinde cezîre-i Dicle ve Furât içinde Şatt kenârında bir püşte üzre şekl-i
murabba‘ bir
kal‘a-i harâb-ı musanna‘dır. Mâ-tekaddem bu dahi şehr-i ma‘mûr imiş, Hulâgû Hân …
Tikrit sancağı hâkinde cezîre-i Dicle ve Furât içinde Şatt kenârında bir püşte üzre şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i harâb-ı musanna‘dır. Mâ-tekaddem bu dahi şehr-i ma‘mûr imiş, Hulâgû Hân harâb etmiş. Nehr-i Şatt kenârında iki kal‘a birbirlerine mukâbildir. Bu beri Tikrit tarafında olana Âşık kal‘ası derler. Şatt'ın taraf-ı şarkîsinde Bağdâd hâkinde olana Ma‘şûk kal‘ası derler. Bu dahi bir püşte üzre şekl-i murabba‘ taş binâ bir kal‘a-i harâbdır kim ikisinin de dizdârları ve neferâtları yokdur. Ve zamân-ı kadîmde tâ Cemşîd asrından berü bu kal‘adan kal‘aya nehr-i Şatt üzre on yedi göz bir cisr-i azîm var imiş. Hâlâ nehr-i Dicle tenezzülde oldukda cisrin kârgîr pâyeleri zâhir ü bâhir olur ve Şatt'ın kelek gemileri bu mahalle geldikde cisir pâyeleri esâslarından havf ederek ta‘vîz ile ubûr ederler. Bu mahal gûyâ diyâr-ı Rûm'da nehr-i Tuna üzre kal‘a-i Budin kurbünde Tuna'nın tarafeynindeki harâb olan Siverin ve Severin kal‘aları mâbeynindeki cisr-i harâb pâyelerine müşâbihdir ammâ bu Şatt'ın Âşık-Ma‘şûk kal‘ası boğazı Tuna boğazından sarpdır. Zamân-ı kadîmde bu Âşık'dan Ma‘şûk kal‘ası cisrinin her gözlerine zencîr çekerlermiş ve üstâd-ı selef kal‘a-i Âşık'dan kal‘a-i Ma‘şûk'a nehr-i Şatt altından kârgîr kubur binâ ile yol var imiş ammâ hakîr görmedim, illâ harâbistân-ı şehrin gördüm. Kâhîce bu mahalle kavm-i Urbân-ı Mavâl gelüp meks ederler ammâ bu mahalle gelen Tikrit'den atlarının yemlerin ve kendülere ekmeklerin bile getirmek gerek .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407b ·
metinde göster ·
… içe divelden divele kalmış bir âşiyândır kim kal‘ası Karadeniz kenârında şekl-i
murabba‘ bir
şeddadî binâ bir sûr-ı ra‘nâdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin adımdır. Hemân bir …
Buyurdular kim "şu kal‘aya varana tîmâr u ze‘âmetler ihsân ederim" dedikde cümle guzât-ı müslimîn kal‘aya bir baş yürüyüş edüp feth eylediklerinde ismine "Kal‘a-i Varana"dan galat kal‘a-i Varna derler, ammâ bânîsi İsâ Nebî asrında Batlîmûs Ağıstaş binâsıdır. Ba‘dehû Ciniviz istîlâ edüp dahi tevsî‘ edüp niçe divelden divele kalmış bir âşiyândır kim kal‘ası Karadeniz kenârında şekl-i murabba‘ bir şeddadî binâ bir sûr-ı ra‘nâdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin adımdır. Hemân bir tarafı karadır. Cümle etrâfı handak içi deryâdır ve cânib-i garba nâzır şehre açılır bir demir kapusu önünde şehre cisir ile ubûr olunup çâr-kûşesinde çâr kulle-i metînleri var ve cümle burc [u] bârûlarında ve dendân-ı bedenlerinde mazgal delikleri ile ârâste ve limana nâzır şâhâne top-ı kûplar ile pîrâste bir hisâr-ı 30b üstüvârdır kim derûn-ı hisâr cümle müstahfızân hâneleri ve gılâl anbârları ve bir câmi‘i var, ammâ çârsû-yı hammâmı yokdur, lâkin mükemmel cebehânesi ve topları çokdur. Cümle (---) yetmiş aded neferâtları her şeb "Allâh yeğdir yeğ" deyüp nigehbânlık ederler. Ulûfeleri iskele gümrüğünden mu‘ayyendir, ammâ limanı kıble ve şark cânibine küşâde olmağile gemiler lenger-endâz olup huzûr ile yatamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30a–30b ·
metinde göster ·
… a kenârında bir yanı alçak, cenûbu ve kıblesi yüksek küfeke kayalar üzre şekl-i
murabba‘ bir
şeddadî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ u metîndir, Ve her taşı fîl-i Mengerusî cese …
Kal‘ası nehr-i Turla kenârında bir yanı alçak, cenûbu ve kıblesi yüksek küfeke kayalar üzre şekl-i murabba‘ bir şeddadî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ u metîndir, Ve her taşı fîl-i Mengerusî cesedi ve sığır ve at karnı kadar seng-i hârâ taşlardır kim Süleymân Hân'ın Mi‘mârbaşısı Sinân ibn Abdülmennân Ağa bu kal‘ayı inşâ ederken var makdûrun sarf edüp gûnâ-gûn ilm-i hendese üzre ihtirâ‘âtlı kulleler ve musanna‘ ve metîn burc [u] bârûlar etmiş kim vasfında lisân kasırdır ve cümle der [ü] dîvârı yigirmişer ayak enli ve kalın horasanî ve rıhtım dîvâr-ı hemvârdır. Ve dahi dâ’iren-mâdâr cirmi bedenler üzre kâmil iki bin beş yüz germe adımdır ve kara cânibinde handakı gâyet derindir, ammâ nehr-i Turla kenârında handakı yokdur, lâkin ol tarafı dahi iki kat bölme metîn hisâr-ı üstüvârdır. Ve cümle iki kapusu var. Biri kıble cânibine nâzır varoşa açılır büyük ve metîn demir kapudur kim handak üzre asma cisri dollâb ve zincirler ile her gece kalkup cisri kal‘a kapusuna siper ederler. Ve bu kal‘a cümle iki kat dîvâr olmak ile bu büyük kapudan içeri bir kat demir kapu dahi vardır. Kıbleye mekşûfdur kim bu kapu üzre çâr-kûşe beyâz mermerde târîhi var, ammâ gâyet bâlâda olup ve izdihâm yer olmak ile kırâ’at olunmayup tahrîr olunmadı, ammâ bu târîhin sağ tarafında bir beyâz mermer üzre hüsn-i hat ile tahrîr olunmuş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b ·
metinde göster ·