: Dükkân ve nefer birdir. Mahmûd Paşa çârşûsunda bir dükkânda sâkin Hoca Mehemme …
Esnâf-ı fâlcıyân-ı musavver: Dükkân ve nefer birdir. Mahmûd Paşa çârşûsunda bir dükkânda sâkin Hoca Mehemmed Çelebi derlerdi, sulehâ-yı ümmetden müsin kimesne idi. Hattâ Süleymân Hân sohbetiyle müşerref olmuş bir zinde ihtiyâr idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199b ·
metinde göster ·
… ada terakkî bulup sûre-i Ve't-tîn âyeti üzre Arapça nassı üzre eyle bir rûh-ı
musavver
oldu kim her gören vâlih [ü] mecnûnu ve meftûnu olurdu. Hikmet-i bâliğa emri üz …
Sene 1032 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ ki, fâtih-i Bağdâd-ı behişt-âbâd'dır, anın asrında şehr-i İslâmbol'un Unkapanı'nın iç yüzünde Azebler mahallesinde bi-emri Hudâ mâder-i rahmden bir ma‘sûm vücûda gelüp gözleri la‘lgûn, ya‘nî âlü'l-âl kırmızı mercân-misâl, ammâ âteş gibi şu‘le verirdi. Ve burnunun orta direği yok idi. Ammâ bi-emri Hayy-ı Kadîr, peder [u] mâderi bu ma‘sûmu şîr-i mâder, hurmâ ve kand-i nebât-ı hamavî ile perveriş ederek şeb [u] rûz cemâl-i bâ-kemâl sâhibi olmada terakkî bulup sûre-i Ve't-tîn âyeti üzre Arapça nassı üzre eyle bir rûh-ı musavver oldu kim her gören vâlih [ü] mecnûnu ve meftûnu olurdu. Hikmet-i bâliğa emri üzre ol ma‘sûm-ı pâk bâliğ olup merdâne cünbüş ü hareket etmede iken hikmet-i Hudâ ol ma‘sûm çiçek nâm bir maraza mübtelâ olup Allâhümme âfinâ yedi gün yedi gecede çeşm-i ebrû, müjgân ve kemân kaşlardan ve burun ve kulak ve dehândan el-hâsıl Arapça ile medh olunan evsâfdan fakîr gulâmda aslâ vücûd-ı insâna benzer bir uzvu kalmayup gûyâ fakîr gulâm-ı pâk, bir nâ-pâk yağ tulumuna dönüp savt-ı hazîni âheng-i zenbûr-ı asele dönüp peder ve mâderi fakîr gulâmın savt-ı hazînin anlamadan kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217a ·
metinde göster ·
… ları var. Güftâra gelseler mu‘cize-i İsâları beyân olur, reftâra gelseler rûh-ı
musavver
civânları revân olur. Halkı ekseriyyâ sipâh ve nöker-i hândır. Ammâ cümlesi mez …
Ammâ yetmiş yerde bâğ u hıyâbân [u] mesîregâhlarına aşk olsun kim her biri birer Şeddâd-ı Âd-ı İreme zâtü'l-‘imâd misillü teferrüçgâhlardır. Ve bî-hisâb meyve-i âb-dârına aşk olsun ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesi, fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân gılmân [u] nisvânları var. Güftâra gelseler mu‘cize-i İsâları beyân olur, reftâra gelseler rûh-ı musavver civânları revân olur. Halkı ekseriyyâ sipâh ve nöker-i hândır. Ammâ cümlesi mezheb-i Şî‘iyyândır. Çoğu mel‘ûn-ı sebbâbândır. Lâkin bilâd-ı kadîm olmağıla Taftazânî hazretlerinin ecdâd-ı ızâmı Hüseyin Teftezânî ve Alî Hândî ve Şeyh Sûsmârî ve Alâüddîn Merkadî (---)(---)(---)(---)(---) medfûnlardır. Bu şehrin cânib-i kıblesinde medfûnlardır. Bu şehr sultânından hedâyâlar alup yine Tebrîz hânı elçisiyle bu şehrden cânib-i kıbleye 13 sâ‘at sahrâlar içre cemî‘î şâhrâhının cânibeynleri hemvâr çırpı ile dizilmiş bîd-i sernigûnler ve çınâr-ı müntehâ-yı sebzgûnlar sâyesinde ubûr etdiğimizde aslâ âfitâb-ı âteş-tâb te’sîr etmeyüp kûyâh-ı hıyâbân içre giderek âb-ı hoş-güvârların nûş ederek bâ‘zı câh-ı mâlarında sehl-i ârâm-ı teneffüs ederek andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 297a ·
metinde göster ·
… t-nümâ Acem u Fireng kalemleriyle tahrîr olunmuş ibret-nümâ-yı nakş-ı bukalemûn
musavver
mecmû‘alar var idi kim her biri birer sihr-i helâl mertebesi idi.
dediği mısra‘ üzre hey’et-i yeni dünya ve bu eski dünyâ eşkâlleri ve niçe gûne eşkâl-i dünyâ harîtaları ve cemî‘i nebâtât [ü] giyâhâtların hukemâlara lâzım basma tasvîr ahşâbları ve niçe bin gûne benî Âdem'in cümle eşkâlleri uzuvların teşrîh üzre tasvîr edüp basma etmişler kim her tasvîri zî-rûh sanırsın. Hakkâ ki siyâh basma kalem-i Fireng-i pür-renge kalmışdır. Ve iki yüz cild ibret-nümâ Acem u Fireng kalemleriyle tahrîr olunmuş ibret-nümâ-yı nakş-ı bukalemûn musavver mecmû‘alar var idi kim her biri birer sihr-i helâl mertebesi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 276a ·
metinde göster ·
… ve zerrîn âvânları ve pençe-i âfitâb-ı mehtâb duhter-i pâkîze-ahterler ve rûh-ı
musavver
pençe-i âfitâb muğpîçeler ve dûşîze ve şûrîze kâlim nisvân-ı sâhib-isyânlar bâz …
Mukaddemâ bu şehr-i azîm bâlâda memdûhdur, ammâ şimdi bunda cümle asâkir-i İslâma meştâ fermân olunup dellâllar nidâ etdikde el-azametullâh Erdel diyârında alınan mâl-ı ganâ’imler meydân-ı mahabbete çıkup envâ‘-ı sîm ve zerrîn âvânları ve pençe-i âfitâb-ı mehtâb duhter-i pâkîze-ahterler ve rûh-ı musavver pençe-i âfitâb muğpîçeler ve dûşîze ve şûrîze kâlim nisvân-ı sâhib-isyânlar bâzâr-ı Belgrad'da bey‘u şirâ olundu kim hadd [ü] hasırdan efzûn idi ve serdâr-ı muzafferimizin fermânıyla şarbatak kal‘asına ve Sekelhit kal‘aları üzre sefere gitmek içün kal‘a-i Vârat'dan çıkan polad-ı Nahçivânî olan mezkûr putları top dökmek içün bir putu Ferhâdî külünkler ile yüz bin renc-i anâ çekerek kırup âteşe bırağup eritmek mümkün olmayup âhir-i kâr âteşden çıkarup ferâgat etdiler. Tâ bu mertebe böyle bir garîb ü acîbe me‘âdin-i ibret-nümâ iken Façatlı Alî Ağa'nın dest [ü] bâzûsuna kuvvet kim böyle bir polad-ı Nahçivânîyi bir tîğ-i bürrân ile iki pâre eden Alî Ağa'ya hezâr ahsend ve sadlek ve kez lek bâr[ek] Allâh. Ba‘dehû Belgrad'dan yine cânib-i cenûba,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127a ·
metinde göster ·
… ur. Hattâ ilm-i tıbba müte‘allık niçe bin pâre mücelled kitâb-ı mu‘tebereler ve
musavver
teşrîhât kitâbları ve Kanûn-ı Şifâ-i Ebû Alî Sînâ kitâbları var kim ta‘bîr olun …
Hulâsa-i kelâm Cenâb-ı Bârî bu rûy-ı arzda me’kûlât [u] meşrûbât ve mevcûdâtdan ne halk etdi ise bu cebehânede mevcûddur. Hattâ ilm-i tıbba müte‘allık niçe bin pâre mücelled kitâb-ı mu‘tebereler ve musavver teşrîhât kitâbları ve Kanûn-ı Şifâ-i Ebû Alî Sînâ kitâbları var kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131b ·
metinde göster ·
… ma‘a var, ana dahi girüp temâşâ etmeğe murâd edindiğimde bir muğân-pîçe-i rûh-ı
musavver
gulâm-ı mehtâb hakîri mezkûr savma‘aya komadığından hâtıra bu ebyât hutûr etdi. …
Andan içeri bir savma‘a var, ana dahi girüp temâşâ etmeğe murâd edindiğimde bir muğân-pîçe-i rûh-ı musavver gulâm-ı mehtâb hakîri mezkûr savma‘aya komadığından hâtıra bu ebyât hutûr etdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 142a ·
metinde göster ·
… ç'de İstifan manastırında kitâb dahi ziyâdedir, zîrâ her lisânın kefere hatları
musavver
kitâbları ve teşrîh kitâbları ve Atlas ve Minor ve coğrafiyye ve Papamonta nâm …
Bir diyârda böyle kitâb-ı müstetâb cem‘iyyeti yokdur. İllâ Mısır'da Sultân Berkuk ve Sultân Ferec câmi‘inde ve İslâmbol'da Ebü'l-feth câmi‘inde ve Süleymâniyye'de ve Bâyezîd-i Velî'de ve Yenicâmi‘de dahi hisâbın Allâhu Rabbü'l-âlemîn bilir kitâblar vardır, ammâ bu Beç'de İstifan manastırında kitâb dahi ziyâdedir, zîrâ her lisânın kefere hatları musavver kitâbları ve teşrîh kitâbları ve Atlas ve Minor ve coğrafiyye ve Papamonta nâm hey’et kitâbları gâyet çokdur, ammâ bizde "Sûret harâmdır" deyü bu tasvîrli kitâblar yokdur. Anıniçün bu Beç manastırında kitâb çokdur. Hele bu hakîr başpapasın izniyle bu kitâbhâneye girüp seyr-i temâşâ etdiğimde âlem-i hayretde kalup misk ü amber-i hâm râyihası dimâğım mu‘attar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
… ibret-nümâ-yı azîm amûd-ı bâlâdır. Hemân İslâmbol'da Avretbâzârı'nda kâ’im olan
musavver
dikilitaş gibi amûd-ı serâmeddir.
Ez-în-cânib Ferîdûn Hân sâhib-kırân-ı zamân olup Hûd Nebî binâ etdiği şehr-i mağrûkun hâricinde Ferîdûn-i sâhib-kırân alâmeti olması içün bir amûd-ı müntehâ dikmişdir, hâlâ yol üzre durur. Murâd eden hüccâclar varır görür. Kûfî hatta müşâbih bir gûne hatlar kazılmış ve niçe yüz gûne sûret-i timsâller yazılmışdır kim ehl-i hikmet ve erbâb-ı ma‘ârif bu sûretler rümûz u künûzdur kim devr-i kıyâmete dek gelecek pâdişâhların ve gelecek kavmin ve cemî‘i gelecek mahlûk-ı Hudâ ile tasvîrleri amûd üzre yazılmış ve kazılmış durur, ibret-nümâ-yı azîm amûd-ı bâlâdır. Hemân İslâmbol'da Avretbâzârı'nda kâ’im olan musavver dikilitaş gibi amûd-ı serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172b ·
metinde göster ·
… e yat" dedi. "Hâşâ lâzım değildir" dedim, ammâ gûyâ bir nûr-ı mücessem ve rûh-ı
musavver
idi.
Bike Taysı Şâh-ı Kalmık: Lisân-ı Moğolî'de bike avretlere derler. Bu Kalmık tâ Avretler, ya‘nî Zenân vilâyetine hükm edüp bu kavim acâ’ib ü garâ’ib kavm-i azîm imiş. Hattâ Moyinçak Şâh Kalmık yanında altı aded Zenân vilâyeti avretlerinden avretler var idi. Hakîr gördüğümde âye[t]: Arapça âyetin tilâvet etdim. Ammâ "Benî âdemden doğurmaz, ammâ cimâ‘ı bu dünyâ cimâ‘ına benzemez" deyü Moyinçak Şâh kendisi nakl edüp "Dilersen bu gece biriyle yat" dedi. "Hâşâ lâzım değildir" dedim, ammâ gûyâ bir nûr-ı mücessem ve rûh-ı musavver idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179a ·
metinde göster ·
… âfitâbe bikr-i nâ-şüküfte bir duhter-i pâkîze-ahter ve bir mahbûb-ı cihân rûh-ı
musavver
Çerkez gulâmı ve dörd aded nakş-ı Mânî fağfûrî kâseler ve iki Edil nehri kenârı …
Hâfıza nâm Süleymân Hân'ın bir musâhibesi hayrâtı olduğu sene 1065 târîhinde cild-i sânîde mufassal medh olunmuş kasaba-i ma‘mûrdur. Bunda Sokollu Mehemmed Paşa oğlu Hanya Paşa ile konup ol ân Mısır beği olan Novalı Beğ Mısır hazînesiyle gelüp ol dahi cümle Mısır askeriyle konup paşa ile bu vâlî beğ birbirlerine ziyâfet-i azîmler edüp ba‘de't-ta‘âm Ak Mehemmed Paşa bu hakîre mektûb-ı mahabbet-üslûblar ile Edirne'de Sultân Mehemmed Hân'ın yanında Edirne kâ’immakâmı olan Kara Mustafâ Paşa'ya bir mahbûbe pençe-i âfitâbe bikr-i nâ-şüküfte bir duhter-i pâkîze-ahter ve bir mahbûb-ı cihân rûh-ı musavver Çerkez gulâmı ve dörd aded nakş-ı Mânî fağfûrî kâseler ve iki Edil nehri kenârı doğanları ve iki aded ûd ağacı kundaklı tüfengler ve beş çift beyâz balık dişleri hedâyâlar verüp Havsa'dan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 203a ·
metinde göster ·
… de yürümeğe başlayup ilâ hâze'l-ân hakîr sene 1081 târîhinde gördükde bir rûh-ı
musavver
ma‘sûm-ı pâk idi. Böyle uryân keşf [ü] kerâmâtin âşikâre ederek seyrân ederdi.
Bir gün şeyh Bekkâr gelüp bu ma‘sûmu kundağından çıkarup uryânen cemî‘i murâd edindiği yerlerdeki ziyâretlere götürüp gezdirir. Ol gün ol gulâm piyâde yürümeğe başlayup ilâ hâze'l-ân hakîr sene 1081 târîhinde gördükde bir rûh-ı musavver ma‘sûm-ı pâk idi. Böyle uryân keşf [ü] kerâmâtin âşikâre ederek seyrân ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y256a ·
metinde göster ·
Ve bu Şeytân'ın tahrîr etdüği Ken‘ân sûreti Q 344bP 338b olan
musavver
tahta Mîne şehri mukâbelesinde Nîl'in karşu cânibinde Deyr-i Ümmü Alî nâm bir k …
Ve bu Şeytân'ın tahrîr etdüği Ken‘ân sûreti Q 344bP 338b olan musavver tahta Mîne şehri mukâbelesinde Nîl'in karşu cânibinde Deyr-i Ümmü Alî nâm bir kenîsede Kıbtî ruhbânları zabtındadır, ana taparlar. Mâ-takaddem putlar cehele-i kefereler zamânında Vüdd ü Suvâ‘ ve Yeğûs ve Ye‘ûk ve Nesir misilli vücûden ağacdan ve taşdan binâ olunmuş putlar idi, ana taparlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450a ·
metinde göster ·