… übera ki kutbu'l-aktâb mertebesidir ve bu mertebenin bâtını nübüvvet-i Muhammed
Mustafa
ve velâyet-i Aliyyi Murtazâ'dır. Hassa, bu mertebe irs yüzünden neseb-i Resûl'd …
Huzur-ı ıhvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola kim Hünkâr hazretleri âlem-i sabâvetde her giz sıbyân ile karışup lu‘b u lehve meşgûl olmadı ve zât-ı şerîfinde hâller zâhir olup niçe dürlü kerâmetler gösterüp lafz-ı dürer-bârlarından envâ‘-ı kelâm-ı hikmet istimâ‘ olunurdu. Cidden dünyâya meyl ve hevâ ve hevese ve nefse mütâbe‘at göstermedi. Hemân gice ve gündüz hâli ibâdet ü tâ‘at ve zühd ü takvâ idi. Hatta Horâsân'da babası Allah emrine varıcak Hacı Bektâş'a sultânlığı arz eylediler, kabûl etmedi. Kırk sene kâmil çille-i merdân çeküp gündüz sâ’im gice kâ’im olup ibâdet ve riyâzete ve zühd ü takvâya meşgûl idiler. Bi-hidâyetillahi Te‘âlâ şöyle yetişmişlerdi ki gice rûhları âlem-i ecsâmdan âlem-i ervâha ubûr kıldıkda kesâyirü'n-nâs nefsleri dünyâ sıfatından görünürdü ve âlem-i kurbda âşinâ olana âşinâlık gösterirdi ve bâtın-ı esrâr-ı nübüvvet ve kemâl-ı ma‘rifetillah ve ilm-i ledün ve velâyet kendülerinden zâhir olurdu. Bir mertebeye vâsıl oldulardı kim "Bâtın-ı esrâr-ı Alî bendedir", derlerdi. Âhir bir gün Horâsân erenleri Hacı Bektâş'dan nişân istediler. Bir cem‘iyyet-i kübrâda cümlesine kerâmet nişânların gösterdi. Âhir "Kânûn-ı meşâyihân üzre sana bir mürşid-i kâmil lâzımdır kim tarîk-ı Hakka gitmene pîşvâ ola" dediler. "Nola bize bir pîr ola kim ehl-i irşâd alâyimin göstere", dedi. Huzûrunda bir kimesne kerâmet alâyimin göstermeğe kâdir olamayup âhir kendüleri cümle Horâsân erenleri huzûrunda mükemmellik mertebesin remz edüp cümle kibâr-ı Horâsân âlem-i hayretde kaldılar, amma min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile Hacı Bektâş-ı Velî, "Bu hakîr-i pür taksîrin ceddi kutbu'l-aktâb, sultânü'l-ârifin, ser-çeşme-i neved u hezâr pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Hânefî hazretleri rahmetullahi aleyh'den cihâz-ı fakrı anlardan kabûl edüp anların irşâdına tâbi‘ olduk ve anlardan me’zûn olup irşâd olduk" deyü işâret buyururlardı. Ve cihâz-ı fakr-ı dervîşân kim evvel kubbe elif tâc ve hırka ve seccâde ve çerâğ ve sofra ve alemdir. Cibrîl-i Emîn aleyhisselâm cennetden Hazret-i Muhammed aleyhi's-selâm'a Allah emriyle getirmişdi. Hazret dahi erkâniyle İmâm Alî'ye teslîm etmişdi. Ol dahi oğlu İmâm Hüseyn'e vermişdi. Anlardan İmâm Zeyne'l-‘âbidîn'e değmişdi. Anlardan İbrâhîm-i Mükerrem hazretlerine değmişdi. İbrâhîm-i Mükerrem, Mervân-ı la‘înin hapsinde iken Horâsân'dan Ebü'l-Müslim-i {Mervî} hazretleri hafiyyeten hurûc edüp ol kubbe elîf tâcı ve hırka ve çerağ ve sofra ve alem ve seccâdeyi İbrâhîm-i Mükerrem hapsde iken erkânı ile Ebu Müslîm-i Mervî'ye tapşırdı. O da İmâm Muhammed Bâkır'a tapşırdı. O da oğlu İmâm Ca‘fer'e tapşırdı. O da İmâm Mûsâ Kâzım'a tapşırdı. O da oğlu Sultân-ı Horâsân Alî b. Mûsa Rızâ'ya tapşırdı. O da Sultânu'l-‘ârifîn ser-çeşme-i neved hezâr ceddimiz pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî b. Muhammed Hânefî'ye tapşırdı. Hoca Ahmed-i Yesevî rahmetullahi aleyh doksan bin halîfesi var idi. Her biri beşer onar kerre ol kubbe elif tâcı ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların istediklerinde birine vermeyüp "Bu vaslaların sahibi var, bizde emânetdir. Sâhibi zuhûr etdükde ana teslîm ederiz" deyü halîfelerine böyle buyururlardı. Ta ki Sultân Hacı Bektaş-ı Velî zuhûr edüp Hoca Ahmed-i Yesevî'den irşâd olup ol tâc ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların "Babandan mîrâs cihâz-ı fakrındır" deyü Hacı Bektâş'a 233b tapşırdı. Zirâ bu vasla tâc u hırka vü seccâdeye lâyık olmağa nişânı Hacı Bektâş gösterdi ve her kim ki o kisvetlere ve ol cihâzlara nişân gösterdi, kutbu'l-kübera ki kutbu'l-aktâb mertebesidir ve bu mertebenin bâtını nübüvvet-i Muhammed Mustafa ve velâyet-i Aliyyi Murtazâ'dır. Hassa, bu mertebe irs yüzünden neseb-i Resûl'den gayre müyesser olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 233a–233b ·
metinde göster ·
… ker Ana mescidi ve İskele mescidi ve Bozdepe'de Maksûd Efendi mescidi ve yalıda
Mustafa
Efendi mescidi. Ma‘lûmumuz olan cevâmi‘ ü mesâcidler bunlardır.
Evsâf-ı Mesâcid : Evvelâ Kapan mescidi ve Arasta mescidi ve Şeyh mescidi ve Demirlioğlu mescidi ve Tabahâne mescidi ve Kadı mescidi ve Arslan Beğ mescidi ve Yenimahalle mescidi ve Meydân kapusu mescidi ve Sarây mescidi ve Kubâd Efendi mescidi ve Tay Boğa mescidi ve Şeker Ana mescidi ve İskele mescidi ve Bozdepe'de Maksûd Efendi mescidi ve yalıda Mustafa Efendi mescidi. Ma‘lûmumuz olan cevâmi‘ ü mesâcidler bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Ekrâdda Şuşik, kal‘ası olduğu kûh-ı bülendin ismidir. Lâkin bânîsi Sultân Hasan oğlu Ziyâeddîn binâsıdır. Evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın kayanın tâ zirve-i a‘lâsında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır. Ammâ meri-i afacan ve müfacandır. Asker-i deryâ-misâl ile zîr-i hisârdan bir top menzili ba‘îd ordu-yı İslâm kurulup hemân ol sâ‘at kal‘a muhâsara olunup zîr u bâlâ olan kemîngâhlarında guzât-ı müslimîn meterise girüp tüfenkleşmeğe başlandıkda hemân kal‘adan bir yaylım top bir yaylım tüfenk atup yetmiş âdem bir tahtdan şehd-i şehâdet câmın nûş edüp dâr-ı berînde karâr etdiler. Hemân Serdâr Seydî Ahmed Paşa var kuvveti bâzûya getirüp niçe yüz iş eri olan mîr-i mîrânlara ve sâ’ir ümerâlara hulvü'l-lisân ile ve sâ‘ir guzâtı ihsânlar ile bende edüp bizzât kendileri atın dermiyân edüp dörd pâre tavîl şâhîleri kal‘anın cânib-i şarkîsinde havâle-i ba‘îdeler üzre koyup siperler ardından derûn-ı kal‘aya bir yaylım top urunca bi-emrillah derûn-ı kal‘ada Şuşik beğinin ammîzâdesi Çendedân Şücâ‘ Beğ'e top güllesi isâbet edüp ol ân mürd olup kal‘a içre bir velvele kopdu ve cânib-i erba‘adan guzât-ı müslimîn kal‘anın der-i dîvârının rahnedâr yerlerinden ankebût-vâr resen-bâzlar gibi birer vecihle kal‘aya tırmaşmağa başladılar. Hulâsa-i kelâm bir gün bir gice ceng-i azîm olup ertesi ale's-sabâh dendân-ı bedenlere amân bayrakları dikilüp derûn-ı kal‘ada olan cümle Ekrâd "Amân, amân, ey güzîde-i asâkir-i Âl-i Osmân" deyüp feryâd [u] figâna başladılar. Ol ân Serdâr Seydî Ahmed Paşa kal‘a altına başbölükbaşıyla Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağasıyla kal‘a kapusuna varup kal‘adan taşra yedi aded nâmdâr Kürd beğleri rehn çıkup "Bu gice beğimiz Mustafa Beğ kal‘adan kemend-i hîle ile nüzûl edüp Acem'e firâr etdi" dediler. Der‘akab Serdâr Seydî Ahmed Paşa bu dürûğ kelâma i‘timâd etmeyüp "Tiz beğiniz bulun, yohsa sizin yediniz dahi kelle paça edüp Erzurûm vezîri Mehemmed Paşa hâlâ Hınıs kal‘asındadır, anâ gönderirim" deyü bu yedi âdemi kayd-bend edüp kal‘a içine ale'l-gafle yedi yüz âdem koyup Şuşik beğinin sarâyında cümle emvâl [u] erzâkın kabza-i tasarrufa alup cümle Ekrâd eşkiyâların taşraya sürüp cümle âlât-ı silâhların alup üç bin tüfenk ve altı bin kılıç ve gayrı âlât-ı silâh cem‘ olup mâh-ı (---) minde kal‘a feth olup efendimiz Mehemmed Paşa'ya müjde etdiler. Ol gün kal‘ada bang-i Muhammedî tilâvet olunup kal‘a içine iki bin tüfenk-endâz kondu ve azîm top u tüfenk şâdmânîleri olup tâ Acem'e varınca Şuşik beğinin ili vilâyeti nehb u gâret olunup niçe kerre yüz bin koyun ve sığır ve at ve katır ile guzât-ı müslimîn muğtenim oldu. Ammâ Şuşik beğinin ele girmesiyçün ile vilâyete âdemler gidüp bir Gök dolak tülüngi çaşıt bulup Serdâr Ahmed Paşa "Cellâd!" deyüp ibtidâ burnun ve kulağın kesüp cellâd-ı bî-amân daltığ-ı perrân olup çaşıdın kellesin galtân edecek mahalde ayak üzre kalkup "Hey demirayak paşa! Endek hâlime merhamet et. Gelin bir danışığım vardır diyem" deyüp cellâd amân verdi. "Vallah ve billah Şuşik beği çaşt çağı kal‘a-i Mekü'ye gelüp Acem hânına câr düşdü. Henim kal‘ada mahbusdur" deyince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ve Malâzcird Beği Mehemmed Beğ ile cümle üç bin asker Mekü kal‘asında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292a ·
metinde göster ·
… m "Âl-i Osmân devletinde biz sulha muğâyir iş işlemeği revâ görmeyüp Şuşik Beği
Mustafa
Beğin ilin vilâyetin nehb ü gâret edüp kal‘asın âhir beğe ihsân etdük kim sizin …
Menzil-i karye-i Alacalar: Araz kenarında Bâyezîd kal‘ası hükmünde üç yüz evli Ermeni ve müselmân köyüdür. Bunda sâhib-i devlet efendimiz Revân Hânı elçisi Kâsım Hân'a ve Nahşıvân Hânı elçisi Takî Hân'a ve Tebrîz Hânı elçisi Seyf Alî Hân'a azîm ziyâfetler edüp muhabbetnâmeler verüp her birine ikişer çıplak küheylân atlar ve mercân u tesbîh ve tîr ü kemânlar ve niçe elvân Ceneviz ve Venedik hâreleri ihsân edüp cümle elçilere hitâben buyurdular kim "Âl-i Osmân devletinde biz sulha muğâyir iş işlemeği revâ görmeyüp Şuşik Beği Mustafa Beğin ilin vilâyetin nehb ü gâret edüp kal‘asın âhir beğe ihsân etdük kim sizin Revân hânı karındaşımız andan şikâyet etmeğile hakkından gelindi. İmdi sizler dahi sulha muğâyir iş etmeyüp Mekü kal‘asına koyduğunuz askeri çıkarup kânûn-ı sulh üzre kal‘ayı harâb idesiz ve illâ hâlâ tuğrâkeş serdâr-ı mu‘azzam deryâ-misâl asker ile Revân ve Nahşıvân diyârların nehb u gâret ederim", deyü cevâb-ı pür-savâb hitâb edince üç aded elçi ser-ber-zemîn edüp "bi-ser ü çeşm" dediklerinde her birine birer Acemâne semmûr kürkler giydirilüp Kilârcı Velî Ağa Elçi Kâsım Hân ile Revân cânibine gitdi. Alacaatlı Hasan Ağa elçi Takî Hân ile Nahşıvân'a gitdi. Hakîr dahi gümrük kâtibi olmamız hasebiyle gümrüğe tüccâr gelmesiyçün hakîre nâmeler verilüp 293a Tebrîz Hânına bir mücevher zeynli at ve yelkenden çullu küheyl at ve latîf sultânî destmâllar ve bir incü tesbih ve bir çift çârkâb tîrkeş verüp Tebrîz hânı elçisi Seyf Alî Hân'a hakîri teslîm edüp "Evliyâm size Allah emâneti olsun" deyü vasıyyetler edüp tatyîb-i hâtır ile mukayyed olup "Bu cânibde gümrüğümüze kârbânlar gönderesiz" deyü nâmeler ve ricânâmeler hâkîre teslîm olunup harc-ı râh bir kîse ve bir kat libâs-ı fâhire on bir huddâmımdan gayrı her ocakdan beşer onar âdem koşup cümle kırk beş nefer olup paşa efendimizle ve cümle ehibbâ ile vedâlaşup tevekkülen alâ cânib Revân'a [ve] Nahşıvân'a revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292b–293a ·
metinde göster ·
… vm küffâr bu kal‘ayı vâkı‘asında göremezler, zîrâ hâlâ vâlî-i vilâyet olan Hacı
Mustafa
Paşa gâyet metîn ve sa‘b edüp cemî‘i mühimmât u levâzımât ve asâkirin yerli yer …
Ammâ inşâallâh ba‘de'l-yevm küffâr bu kal‘ayı vâkı‘asında göremezler, zîrâ hâlâ vâlî-i vilâyet olan Hacı Mustafa Paşa gâyet metîn ve sa‘b edüp cemî‘i mühimmât u levâzımât ve asâkirin yerli yerinde etmişdir, ammâ yine cemî‘i millet-i Nasârâ "Âh Üstürgon ve âh Budin ve ah kal‘a-i Ustolni-Belgrad" deyü feryâd edüp i‘tibâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14b ·
metinde göster ·
… rı amâr olup çok olmağile bâğların bir mahalli yerinde hâlâ vâlî-i vilâyet Hacı
Mustafa
Paşa bir kal‘a-i serâmed-misâl bir kulle binâ etmiş kim Murtaza Paşa'nın kulles …
Ve ba‘dehu bu kulle kifâyet etmeyüp Belgrad bâğları amâr olup çok olmağile bâğların bir mahalli yerinde hâlâ vâlî-i vilâyet Hacı Mustafa Paşa bir kal‘a-i serâmed-misâl bir kulle binâ etmiş kim Murtaza Paşa'nın kullesinden metîn olmuş ve kapusunu dörd âdem kaddi bâlâ kemendler ile urûc olunur demir kapu etmiş. Bunda dahi elli yiğit ve top u tüfeng ve sâ’ir cebehâneler âmâde olup neferâtları nevbet bekleyüp eğer küffâr bâğlardaki âdemlere gelirse beş sâ‘at yerden küffârı görüp top atup cümle erbâb-ı merâm kal‘alar altına gelirler, zîrâ kal‘a yarım sâ‘at ba‘îddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 15b ·
metinde göster ·
"Sen ki Ustolni-Belgrad paşası el-Hacı Mustafa Paşasın, emr-i şerîfim vüsûl buldukda bir ân durmayup ale't-ta‘cîl asâkir-i İslâma zahîre yetişdiresin ve illâ ihmâl [ü] müsâmaha edersen başın gider" deyü böyle bir mü’ekked emr-i şerîf vârid olunca hemân Hacı Paşa bir gün bir gecede beş yüz arabaya dörder at koşup cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtların envâ‘ların arabalara tahmîl edüp ol gece Hacı Paşa ile beş bin güzîde asker olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16a ·
metinde göster ·
… p şâhrâh üzre Sadrıa‘zama selâma durup geldikde ibtidâ Haseki Ağa ve andan Hacı
Mustafa
Paşa ve alaybeğleri ve hakîr cümle Sadrıa‘zamın at üzre zânûların bûs edüp,
Ale's-sabâh kalkup esîr kâfirler kulağız alup giderken hamd-i Hudâ yol üzre asker-i İslâma sene (---) mâh-ı (---) gününde râst gelüp cümlemiz piyâde olup şâhrâh üzre Sadrıa‘zama selâma durup geldikde ibtidâ Haseki Ağa ve andan Hacı Mustafa Paşa ve alaybeğleri ve hakîr cümle Sadrıa‘zamın at üzre zânûların bûs edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16b ·
metinde göster ·
… fikâr Ağa ve Bosna alaybeği İsmâ‘îl Ağa ve Sipâhiyân kâtibi Foçalı Kâtib Boşnak
Mustafa
Efendi ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ve yeniçeri odabaşıla …
Hemân cümle gâzîlerden on bin askerden mütecâviz cümle bir yere gelüp aslâ su tarafına nazar etmeyüp evvelâ İsmâ‘îl Paşa ve Silihdâr Ağası Zülfikâr Ağa ve Bosna alaybeği İsmâ‘îl Ağa ve Sipâhiyân kâtibi Foçalı Kâtib Boşnak Mustafa Efendi ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ve yeniçeri odabaşılarından ve bayrakdârlarından ve niçe bin tüfeng-endâz nâmûs sâhibi yeniçerilerden ve sipâhiyân ve cebeciyân ve topçıyândan yiğitler cümle bir yere gelüp gülbâng-ı Muhammed getirerek yedi kerre deryâ-misâl küffârın içlerine hovdır hov ede ede küffârı demet demet ede ede eyle ceng-i azîm edüp küffâra sâtûr urmuşlardır kim nehr-i Raba'nın beri tarafında olan vezîr-i a‘zam askeri ve gayri alarkadan merhabâcı askerleri bu gâziyânların cengine pesend edüp "Aleyke avnullâh" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21b ·
metinde göster ·
… Hudâ bizim silihdâr sipâhîsinin başhalîfesi Gedüslü Mehemmed Efendi'nin sarrâcı
Mustafa
ve Demiroğlu ve Kara Alî nâm on iki aded refîk-i kadîmleri görüp cânım yerine g …
"Haberin sihhatin Lokmân'dan aldım" deyü askeri nâzereye alup dururken hikmet-i Hudâ bizim silihdâr sipâhîsinin başhalîfesi Gedüslü Mehemmed Efendi'nin sarrâcı Mustafa ve Demiroğlu ve Kara Alî nâm on iki aded refîk-i kadîmleri görüp cânım yerine geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 26a ·
metinde göster ·
… ker var. Meğer bunlar Raba nehri seferine yetişemeyenlerden (---) vâlîsi Kanbur
Mustafa
Paşa ve Defterdâr-ı sâbık Siyâvuş Paşa hazînedârı Arnavud Hüseyin Paşa (---) (- …
Ve bu kal‘a-i Began'dan Ustolni-Belgrad nümâyân olmağile erbâb-ı dîvândan mâ‘adâ kim var ise Belgrad'a gidüp serâperde-i vezîr-i dilîr etrâfında herkes kânûn üzre merkeslerinde meks edüp hakîr yine hânedân-ı bî-minnetimiz olan Hacı Paşa'nın sarâyında yine Hünkâr hasekisi Bostâncı Hasan Ağa ile meks etdik. Ammâ Belgrad fezâsında yedi sekiz bin hayme ve hargâh u bâr [u] büngâh ile meks etmiş yetmiş seksen bin asker var. Meğer bunlar Raba nehri seferine yetişemeyenlerden (---) vâlîsi Kanbur Mustafa Paşa ve Defterdâr-ı sâbık Siyâvuş Paşa hazînedârı Arnavud Hüseyin Paşa (---)(---) Paşa ve yigirmi yedi aded mîr-i livâlar ve yetmiş aded alaybeğiler askerleriyle vâdî-i Belgrad'da meks etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27a ·
metinde göster ·
Paşa ve Hüseyin Paşa ve gayri mîr-i mîrânlar ve gayri ümerâlar ve sâ’ir alaybeğ …
Ve bunda mukaddemâ gelen Kanbur Mustafa Paşa ve Hüseyin Paşa ve gayri mîr-i mîrânlar ve gayri ümerâlar ve sâ’ir alaybeğiler cümle Sadrıa‘zama vardıklarında Sadrıa‘zam eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27a ·
metinde göster ·
Paşa efendimiz sarâyında meks etmek ile bizim iki nefer esîrlerimiz Mustafa Paş …
Ammâ hakîr bu mahalde Hacı Mustafa Paşa efendimiz sarâyında meks etmek ile bizim iki nefer esîrlerimiz Mustafa Paşa söyledüp bildiler kim Semartin kapudanı oğludur ve biri kal‘a yüzbaşısıdır. Her birine beşer yüz guruş verdiler. Hakîr rızâ vermeyüp eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27b ·
metinde göster ·
… acı Mustafa Paşa efendimiz sarâyında meks etmek ile bizim iki nefer esîrlerimiz
Mustafa
Paşa söyledüp bildiler kim Semartin kapudanı oğludur ve biri kal‘a yüzbaşısıdır …
Ammâ hakîr bu mahalde Hacı Mustafa Paşa efendimiz sarâyında meks etmek ile bizim iki nefer esîrlerimiz Mustafa Paşa söyledüp bildiler kim Semartin kapudanı oğludur ve biri kal‘a yüzbaşısıdır. Her birine beşer yüz guruş verdiler. Hakîr rızâ vermeyüp eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27b ·
metinde göster ·
… ma da beş yüz guruş verdiler. Cümle yedi bin yedi yüz guruşu alup esîrleri Hacı
Mustafa
Paşa'ya teslîm edüp ol dahi kâfirleri tekrâr zindâna koyup haps etdikde hakîr c …
"Biz Komaranlıya karışmazız. Eğer bizim kal‘ada olaydı, şimdi köleni getirdirdik, ammâ Komaran serhaddinde alâkamız yokdur" deyü şâfî haber verdiklerinde hâh nâ-hâh mâbeyne serhad gâzîleri muslihîn girüp hamd-i Hudâ yüzbaşı kâfiri bin aded talar guruşa ve Semartin kapudanının oğlunu beş bin guruşa kesişdiğimizde karşudan bir yârân kâ’il olma işâreti etdi, ammâ ben de bildim on bin guruş eder kâfir idi. Lâkin mâ-beyninde Hacı Paşa olduğundan hicâb edüp beş bin guruşa rızâ verdim ve keferelerin atların ve silâhların ve sâ’ir mâl-ı ganâ’imlerin isteyüp atlar içün dahi cümle bin Sivilye guruş verdiler ve yedi nefer gulâmlarıma da beş yüz guruş verdiler. Cümle yedi bin yedi yüz guruşu alup esîrleri Hacı Mustafa Paşa'ya teslîm edüp ol dahi kâfirleri tekrâr zindâna koyup haps etdikde hakîr cümle on üç kîse guruş karındaşlığım Budin Ağası Ömer Ağa'ya cümle ocak ağaları yanında teslîm edüp Ömer Ağa Budin'e revâne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27b ·
metinde göster ·
… ihsân edüp der-i devlete revâne oldu ve hakîr cümle ahâlî-i Belgrad ile ve Hacı
Mustafa
Paşa efendim ile vedâ‘laşup Sadrıa‘zam dahi kös-i rıhletler çalup cânib-i şimâl …
Evvelâ Haseki Ağa'ya bu kadar zamân refâkatimiz sebebiyle vedâ‘ mahallinde hakîre iki yüz altun ihsân edüp der-i devlete revâne oldu ve hakîr cümle ahâlî-i Belgrad ile ve Hacı Mustafa Paşa efendim ile vedâ‘laşup Sadrıa‘zam dahi kös-i rıhletler çalup cânib-i şimâle 2 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28a ·
metinde göster ·
… esinin aslı meğer mukaddemâ Ustolni-Belgrad altında Uyvar imdâdına giden Kanbur
Mustafa
Paşa ve Hüseyin Paşa kerr ü ferr ü dâret [ü] azametleriyle seksen yedi bin aske …
Sene 1073 târîhinde Uyvar gazâsına giderken bu kal‘a-i Üstürgon kaç kerre dest-i İslâma girdiği ve kaç kerre küffâr istîlâ etdiği bâlâda mufassaldır, ammâ şimdi mezkûr Patka gölünde toplar sadâsı istimâ‘ olunup andan acele ile bu kadar âdem susuz çatlayup gelinmesinin aslı meğer mukaddemâ Ustolni-Belgrad altında Uyvar imdâdına giden Kanbur Mustafa Paşa ve Hüseyin Paşa kerr ü ferr ü dâret [ü] azametleriyle seksen yedi bin asker ile Üstürgon altına vardıklarında ehl-i kal‘a bu askeri vezîr-i a‘zam zann edüp toplar sadâsı işidildiğinin aslı ol imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28a ·
metinde göster ·
… pler ile ve atlar ile çekerek gitmede ve yine Üstürgon tarafı karasından Kanbur
Mustafa
Paşa ve Defterdâr Hüseyin Paşa şâhî toplar ile kâfiri kovmada.
Hikmet-i Bârî vakt-i Şâfi‘îde cemî‘i asâkir-i İslâm hâb-ı râhatda iken nehr-i Tuna üzre bir top u tüfeng sadâsı istimâ‘ olunca derûn-ı askerden bir Allâh Allâh âğâzesi olup tarafeynden cenge 29a başladılar. Meğer küffâr-ı hîlekâr gece ile on iki pâre pür-silâh âteş-pâre firkateler ile şeb-i zulmetde gelüp asâkir-i İslâmın haymelerin Tuna kenârında toplayup niçe at ve âdem helâk [ve] mecrûh edüp yine firâr ederken su akındısı ile gelmeleri âsân, ammâ su ile baş yukaru çıkmak müşkil olup cümle küffâr küreğe girüp ribaça urarak firâr ederlerken hikmet-i Hudâ rûzgâr-ı zorkâr bu kâfir firkatelerin karşulayup bir kırat gidemediklerinde hemân Sadrıa‘zam Üstürgon kapudanı firkatelerine asker doldurup ve gayri gemileri kezâlik leşker ile pür edüp gemileri karadan âdem deryâsı ipler ile ve atlar ile çekerek gitmede ve yine Üstürgon tarafı karasından Kanbur Mustafa Paşa ve Defterdâr Hüseyin Paşa şâhî toplar ile kâfiri kovmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b–29a ·
metinde göster ·
… r Kethudâsı Köse İbrâhîm Ağa ve Ordu Monlası Ünsî Efendi ve Sadrıa‘zam birâderi
Mustafa
Beğ efendim ve Çavuşbaşı Mahmûd Ağa ve Defterdâr Ahmed Paşa efendilerimiz "Evli …
"Evliyâmın tatyîb-i hâtırıyla mukayyed olasız" deyü tenbîh ü te’kîdli mektûblar yazup İbrâhîm Kethudâ efendimizin kâtibi Selîm Efendi ve Haylî Çelebi ve Kapucular Kethudâsı Köse İbrâhîm Ağa ve Ordu Monlası Ünsî Efendi ve Sadrıa‘zam birâderi Mustafa Beğ efendim ve Çavuşbaşı Mahmûd Ağa ve Defterdâr Ahmed Paşa efendilerimiz "Evliyâm Beç'e gider" deyü her biri birer hedâyâlar ve gûnâ-gûn eşyâlar ihsân edüp bir mükellef ü mükemmel âdem oldum, eş-şükrü lillâh elhamdü lillâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 30b ·
metinde göster ·
… râhîm Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp Anatolu vezîri Behrâm Paşa ve Vezîr-i Sânî
Mustafa
Paşa ve Vezîr-i Sâlis Ayas Paşa ve kırk sekiz oda yeniçeri ve on oda topçu ve o …
"Bu kal‘a-i Varadin'i feth etmeden gerüde bırağup ileri gitmek ma‘kûl değildir" deyü Vezîr-i a‘zam Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp Anatolu vezîri Behrâm Paşa ve Vezîr-i Sânî Mustafa Paşa ve Vezîr-i Sâlis Ayas Paşa ve kırk sekiz oda yeniçeri ve on oda topçu ve on oda cebeci ve dörd aşağı bölük sipâhîleriyle sipehsâlâr-ı mu‘azzam kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Varadin'i sene 932 Şevval'inde muhâsaraya başlayup yedi gün yedi gece ceng-i azîm olup kal‘a kapudanı olan Tomorı Pal nâm bî-dîn-i dâl yüz bin askeri karşu Tuna'dan beri gemilerle kal‘aya imdâd geçirüp ceng-i azîm ede ede cümle küffârı kal‘aya koyup henüz cenge âheng ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 31b ·
metinde göster ·
… dan sol yola gidüp dik aşağı nihâyetde Küçük Mehemmed Beğ câmi‘i ve andan ötece
Mustafa
Beğ mescidi ve andan dahi yukaruca Karabelâ mescidi. Bu mahalle şehrin taşra gi …
Ve yine bu zokak içre bu mezkûr çârsûnun tâ uçunda Arslan Beğ câmi‘i önünde bir âb-ı hayât çeşmesi var ve bu câmi‘in bir tarafı şehrin mezârlığıdır ve bu mezârlıkdan dik aşağı Tuna kenârında iskeleye gider ve çârsûnun sağ tarafında olan yol ile dik aşağı gidüp el-Hacı İslâm mescidi andan sol yola gidüp dik aşağı nihâyetde Küçük Mehemmed Beğ câmi‘i ve andan ötece Mustafa Beğ mescidi ve andan dahi yukaruca Karabelâ mescidi. Bu mahalle şehrin taşra gider ulu yoludur kim kasaba-i Mitroviçse'ye ve kasaba-i Nemse'ye ve kal‘a-i Tovarnik'e el-hâsıl kankı tarafa teveccüh etsen şâhrâh-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 33a ·
metinde göster ·
Paşa Tabyası: Şehrin cânib-i erba‘asına havâledir. Aslâ uçan kuşları bile uçurm …
Zurnazan Mustafa Paşa Tabyası: Şehrin cânib-i erba‘asına havâledir. Aslâ uçan kuşları bile uçurmaz yigirmi pâre tavîl topları var kim görmeğe muhtâcdır. Ve bu tabya kurbunda bir manastır-ı azîm var, cemî‘i kâfiristân ve Erdelistân'ın ve Orta Macaristân keferelerinin bilâ teşbîh ka‘beleridir. Eğer bu deyrde olan ilm-i mi‘mârîyi ve bunda olan tasannu‘ât-ı tarz-ı tavr-ı binâyı medh eylesek başka bir tomâr-ı dırâz olur, ammâ Âl-i Osmân keferelere rağmen bu deyri cebehâne edüp içinde niçe bin top âletleri ve gayri mühimmâtlar mâl-â-mâldir. Ve buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… l edüp âhır-ı kâr sene 982 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında be-dest-i
Mustafa
Paşa feth olup Budin sancağı olmuşdu. Yigirmi dörd sene dest-i İslâmda kalup ba …
Lisân-ı Macarca (---) demekdir. Bânîsi Orta Macar krallarından Matra Palatinuş Kral binâsıdır. Niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp âhır-ı kâr sene 982 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında be-dest-i Mustafa Paşa feth olup Budin sancağı olmuşdu. Yigirmi dörd sene dest-i İslâmda kalup ba‘dehu sene 1002'de küffâr bu kal‘aya istîlâ edüp aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 40b ·
metinde göster ·
… riyle elçi paşaya çarkacı ta‘yîn olundu. Ve dahi Ustolni-Belgrad paşası el-Hacı
Mustafa
Paşa sancağı askeri ve taht-ı livâsında olan kılâ‘ların nısf askerleriyle serdâ …
Ve bu Üstürgon paşası İskender Paşa sancağı askeriyle ve kal‘a neferâtlarının nısf askerleriyle elçi paşaya çarkacı ta‘yîn olundu. Ve dahi Ustolni-Belgrad paşası el-Hacı Mustafa Paşa sancağı askeri ve taht-ı livâsında olan kılâ‘ların nısf askerleriyle serdâr ta‘yîn olundu. Ve dahi Budin ve Kanije askerleri sağ kola ta‘yîn olundu. Ve dahi Eğre ve Tımışvar askerleri sol kola ta‘yîn olunup âmâde olup sahrâ-yı Üstürgon'da kırk bin asker hayme ve hargâhlarıyla meks etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43a ·
metinde göster ·
… firâvân yedirüp ba‘de't-ta‘âm Raba nehri cenginde esîr olan Sipâhîler Halîfesi
Mustafa
Efendi'yi kapudandan su’âl etdiğimde zindândan altı yüz ümmet-i Muhammed esîr g …
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Sene 950 bizzât Süleymân Hân Tata kal‘asın harâb etdikde bu kal‘a-i Veylan'ı da berbâd edüp ba‘dehu küffâr amâr edeli dest-i küffârda kalup kûh-ı Bakvan dâmeninde çâr-kûşe Şeddâdî iki kat bir kal‘a-i üstüvârdır. Kenîseleri ve çârsû-yı bâzârı ve âb-ı revânları ve cümle tahta örtülü menhûs hâneleri var, katanalarının durağı ve hınzîr hânelerinin yatağı olmuş bir sarp kal‘adır. Bunda kapudanı hakîre mâ-hazar ta‘âm-ı firâvân yedirüp ba‘de't-ta‘âm Raba nehri cenginde esîr olan Sipâhîler Halîfesi Mustafa Efendi'yi kapudandan su’âl etdiğimde zindândan altı yüz ümmet-i Muhammed esîr getirüp cümlesin gördüm, illâ Mustafa Halîfe'yi görmedim. Andan kapudandan hedâyâlar ve refîk kefereler alup semt-i garbdan cenûba meyyâl 4 sâ‘at yine dağlarda gidüp 44a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43b–44a ·
metinde göster ·
… tdiğimde zindândan altı yüz ümmet-i Muhammed esîr getirüp cümlesin gördüm, illâ
Mustafa
Halîfe'yi görmedim. Andan kapudandan hedâyâlar ve refîk kefereler alup semt-i g …
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Sene 950 bizzât Süleymân Hân Tata kal‘asın harâb etdikde bu kal‘a-i Veylan'ı da berbâd edüp ba‘dehu küffâr amâr edeli dest-i küffârda kalup kûh-ı Bakvan dâmeninde çâr-kûşe Şeddâdî iki kat bir kal‘a-i üstüvârdır. Kenîseleri ve çârsû-yı bâzârı ve âb-ı revânları ve cümle tahta örtülü menhûs hâneleri var, katanalarının durağı ve hınzîr hânelerinin yatağı olmuş bir sarp kal‘adır. Bunda kapudanı hakîre mâ-hazar ta‘âm-ı firâvân yedirüp ba‘de't-ta‘âm Raba nehri cenginde esîr olan Sipâhîler Halîfesi Mustafa Efendi'yi kapudandan su’âl etdiğimde zindândan altı yüz ümmet-i Muhammed esîr getirüp cümlesin gördüm, illâ Mustafa Halîfe'yi görmedim. Andan kapudandan hedâyâlar ve refîk kefereler alup semt-i garbdan cenûba meyyâl 4 sâ‘at yine dağlarda gidüp 44a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43b–44a ·
metinde göster ·
… edâyâlar verdi ve zindânda esîr olan bin aded ümmet-i Muhammed'den on yedi aded
Mustafa
isimli âdemler getirdüp birisi dahi Foça şehrinden sipâhîler halîfesi değil ve …
Bunda dahi bir bâğ-ı İremde kapudan hakîre ziyâfet edüp hedâyâlar verdi ve zindânda esîr olan bin aded ümmet-i Muhammed'den on yedi aded Mustafa isimli âdemler getirdüp birisi dahi Foça şehrinden sipâhîler halîfesi değil ve Başbâkî kulu Kayseriyyeli Hasan Ağa'nın ısmarladığı Halîl Beğ nâmında âdem dahi yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44a ·
metinde göster ·
… acılarıyla ve pâk mülebbes şâtırlarıyla durup ancak Ustolni-Belgrad paşası Hacı
Mustafa
Paşa ve Üstürgon paşası İskender Paşa ve birkaç ihtiyârlar ve tercümânlar ile m …
Ve bizim paşa pâk silihdâr ve çukadâr üsküfleri ve çerkâb tîrkeş ve kemer kuşaklarıyla ve cümle müsellah iç ağaları ve pâk mataracılarıyla ve pâk mülebbes şâtırlarıyla durup ancak Ustolni-Belgrad paşası Hacı Mustafa Paşa ve Üstürgon paşası İskender Paşa ve birkaç ihtiyârlar ve tercümânlar ile musâhabet ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
Efendi'yi ve Kayseriyyeli Halîl Ağa'yı ve Uyvar altından Gürcî Paşa ile zahîrey …
Jiçişvan kapudandan Sipâhîler Halîfesi Mustafa Efendi'yi ve Kayseriyyeli Halîl Ağa'yı ve Uyvar altından Gürcî Paşa ile zahîreye gelüp bu kal‘a altında münhezim olduğumuzda esîr olan "Seyfî gulâmım göreyim" deyü taleb etdikde saklayup göstermediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a ·
metinde göster ·
… âbı görüp cânım yerine geldi, zîrâ Uyvar kal‘ası altında cirid oynarken Kıbleli
Mustafa
Paşa dişlerime bir cirid urup üç dâne dişlerim yerlerinden mütezelzil olmuşdu.
"Bir dahi ağrımadan halâs olup evvelkiden metîn olur" {dedi}, ammâ el ile yapışmayıyor. Hemân hakîr bu hâl-i ber-kemâl-i pür-savâbı görüp cânım yerine geldi, zîrâ Uyvar kal‘ası altında cirid oynarken Kıbleli Mustafa Paşa dişlerime bir cirid urup üç dâne dişlerim yerlerinden mütezelzil olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63a ·
metinde göster ·
… ârgîr tula binâ bir kal‘a-i zîbâ idi. Uyvar'ı Fâzıl Ahmed Paşa döğerken Kıbleli
Mustafa
Paşa'yı Şâm eyâleti askeriyle ve Kardaş Kazak askeriyle bu kal‘ayı muhâsara etm …
Zamân-ı kadîmde Uyvar hâkimi Fargaçi Kapudan'ın dedesi binâ edüp ba‘dehu Nemse'nin çâsârı istîlâ edüp hâlâ kral inpirator tarafından Pojon hâkimi kapudanı zabt eder. Nehr-i Vak kenârında bir küçücük kârgîr tula binâ bir kal‘a-i zîbâ idi. Uyvar'ı Fâzıl Ahmed Paşa döğerken Kıbleli Mustafa Paşa'yı Şâm eyâleti askeriyle ve Kardaş Kazak askeriyle bu kal‘ayı muhâsara etmeğe me’mûr olup yigirmi gün yigirmi gece bu kal‘ayı Kıbleli Mustafa Paşa döğüp fethi yakın olmuşken görün(?) üstünden Âl-i Osmân üzre Nemse çâsârı ve Z[ir]inoğlu leşkeri gelmesi istimâ‘ olunca bu kal‘a-i Galgofça'yı döğmeden ferâğat edüp ordu-yı İslâma gelesin deyü fermân-ı sadrıa‘zam sâdır olunca hemân Kıbleli Paşa bu kal‘a altından topları çeküp Şâm askeri ve Kazak askeriyle Uyvar altına teveccüh etdikde hakîr ol mahalde Akyaylalar çetesinden üç bin askerle ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle bu kal‘a-i Galgofça altına gelüp bir hoş seyr-i temâşâ edemeyüp fethi müyesser olmadan Kıbleli Paşa ile ordu-yı hümâyûna gelmişdik, ammâ şimdi bu sulh mâbeyninde bir hoş seyr-i temâşâ etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76b ·
metinde göster ·
… kal‘ayı muhâsara etmeğe me’mûr olup yigirmi gün yigirmi gece bu kal‘ayı Kıbleli
Mustafa
Paşa döğüp fethi yakın olmuşken görün(?) üstünden Âl-i Osmân üzre Nemse çâsârı …
Zamân-ı kadîmde Uyvar hâkimi Fargaçi Kapudan'ın dedesi binâ edüp ba‘dehu Nemse'nin çâsârı istîlâ edüp hâlâ kral inpirator tarafından Pojon hâkimi kapudanı zabt eder. Nehr-i Vak kenârında bir küçücük kârgîr tula binâ bir kal‘a-i zîbâ idi. Uyvar'ı Fâzıl Ahmed Paşa döğerken Kıbleli Mustafa Paşa'yı Şâm eyâleti askeriyle ve Kardaş Kazak askeriyle bu kal‘ayı muhâsara etmeğe me’mûr olup yigirmi gün yigirmi gece bu kal‘ayı Kıbleli Mustafa Paşa döğüp fethi yakın olmuşken görün(?) üstünden Âl-i Osmân üzre Nemse çâsârı ve Z[ir]inoğlu leşkeri gelmesi istimâ‘ olunca bu kal‘a-i Galgofça'yı döğmeden ferâğat edüp ordu-yı İslâma gelesin deyü fermân-ı sadrıa‘zam sâdır olunca hemân Kıbleli Paşa bu kal‘a altından topları çeküp Şâm askeri ve Kazak askeriyle Uyvar altına teveccüh etdikde hakîr ol mahalde Akyaylalar çetesinden üç bin askerle ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle bu kal‘a-i Galgofça altına gelüp bir hoş seyr-i temâşâ edemeyüp fethi müyesser olmadan Kıbleli Paşa ile ordu-yı hümâyûna gelmişdik, ammâ şimdi bu sulh mâbeyninde bir hoş seyr-i temâşâ etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76b ·
metinde göster ·
… ender Beğ'de bir gece eğlenüp ertesi ale's-sabâh Ustolni-Belgrad paşası el-Hacı
Mustafa
Paşa ile sehel hisâbımız olup anda gitmek iktizâ etdikde Üstürgon'dan yarar kul …
Üstürgon hâkimi İskender Beğ'de bir gece eğlenüp ertesi ale's-sabâh Ustolni-Belgrad paşası el-Hacı Mustafa Paşa ile sehel hisâbımız olup anda gitmek iktizâ etdikde Üstürgon'dan yarar kulağızlar alınup cânib-i cenûba dağlar ve ormanlar içre 5 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 77a ·
metinde göster ·
… seferinden gelirken mufassal tahrîr olunmuşdur, ammâ şimdi yine velî-ni‘metimiz
Mustafa
Paşa hânedânında meks edüp kâmil kendüleri ile bir hafta zevk u safâlar edüp Ra …
Mukaddemâ bâlâda bânîsi ve sebeb-i tesmiyesi ve sâ’ir evsâflarıyla Raba suyu seferinden gelirken mufassal tahrîr olunmuşdur, ammâ şimdi yine velî-ni‘metimiz Mustafa Paşa hânedânında meks edüp kâmil kendüleri ile bir hafta zevk u safâlar edüp Raba seferi senesinde kendüye fürûht etdiğimiz iki re’s kapudan oğlu ve yüzbaşı esîrlerimizin kusûr akçeleriyle elli aded bahâdır ve şecî‘ ve nâmdâr refîkler alup cümle dostânlar ile vedâ‘laşup andan cânib-i şarka 6 sâ‘at kan tonar(?) amânsız îmânsız kâfirlerinin firârgâhı ve kemîngâhları olan mahûf ve muhâtara ormanları selâmetle hamd-i Hudâ geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 77a ·
metinde göster ·
… Ba‘dehu bu kal‘a inhidâmına hatt-ı şerîf ile gelen Ser-bevvâbân-ı Dergâh-ı Âlî
Mustafa
Ağa der-i devlete gitmeğe me’zûn oldukda hemân hakîr dahi evvelü'r-refîk sümme' …
Ve cümle küffâr silâhsız kal‘a-i Poçay'a cân ber-cehennem gidince derûn-ı hisâra asker-i İslâm girüp fermân-ı şehriyârî ile kal‘anın der-i dîvârların iki günde hâke berâber edüp cümle cebehâne ve topları ve sâ’ir mühimmâtların kal‘a-i Varat'a gönderdiler. Ba‘dehu bu kal‘a inhidâmına hatt-ı şerîf ile gelen Ser-bevvâbân-ı Dergâh-ı Âlî Mustafa Ağa der-i devlete gitmeğe me’zûn oldukda hemân hakîr dahi evvelü'r-refîk sümme't-tarîk deyüp Serdâr Mehemmed Paşa'dan ve Cerrâh Kâsım Paşa'dan me’zûn olup birer kîse harc-ı râh ve üç at ve üç re’s Macar köleleri [ve] niçe gûne ihsânlar ile refîkler alup kapucubaşı Tımışvar tarafına gidüp hakîr Erdel kralına varmak murâd etdiğimde Serdâr Mehemmed Paşa ve Kâsım Paşa'dan Erdel kralına mahabbetnâme mektûblar alup asâkir-i İslâm mansûr [u] muzaffer serdârlarıyla cânib-i Varat'a, Kâsım Paşa taraf-ı Yanova'ya giderken anlar ile vedâlaşup bu hakîr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b ·
metinde göster ·
Ağa ol balığı Kara Mustafa Paşa'ya ol dahi Sultân İbrâhîm'e getürür. İbtidâ İbr …
Hâlâ Çekmece göller aslı nehr-i Tuna'dır kim sene (---) târîhinde cülûs-ı İbrâhîm Hân gününde Büyükçekmece gölünde Tuna balıklarından bir morina balığı çıkup Topkapulu Mustafa Ağa ol balığı Kara Mustafa Paşa'ya ol dahi Sultân İbrâhîm'e getürür. İbtidâ İbrâhîm Hâ[n] tahta cülûs etdikde Tuna'nın morina balığın yeyüp Diyârbekir'in içindeki Hamrevât suyun ulaklar getirmişlerdi, İbrâhîm Hân'a müyesser olup balık yeyüp Hamrevât içmişdir. Hâlâ yine Çekmece göllerinde Tuna'nın çıka ve uştuka ve som balıkları çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97b ·
metinde göster ·
… Tuna balıklarından bir morina balığı çıkup Topkapulu Mustafa Ağa ol balığı Kara
Mustafa
Paşa'ya ol dahi Sultân İbrâhîm'e getürür. İbtidâ İbrâhîm Hâ[n] tahta cülûs etdi …
Hâlâ Çekmece göller aslı nehr-i Tuna'dır kim sene (---) târîhinde cülûs-ı İbrâhîm Hân gününde Büyükçekmece gölünde Tuna balıklarından bir morina balığı çıkup Topkapulu Mustafa Ağa ol balığı Kara Mustafa Paşa'ya ol dahi Sultân İbrâhîm'e getürür. İbtidâ İbrâhîm Hâ[n] tahta cülûs etdikde Tuna'nın morina balığın yeyüp Diyârbekir'in içindeki Hamrevât suyun ulaklar getirmişlerdi, İbrâhîm Hân'a müyesser olup balık yeyüp Hamrevât içmişdir. Hâlâ yine Çekmece göllerinde Tuna'nın çıka ve uştuka ve som balıkları çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97b ·
metinde göster ·
… rtülü tahtânî ve fevkânî vâsi‘ kârgîr binâ hânedânları var, ammâ cümleden Çalık
Mustafa
Ağa ve Çalık Osmân Paşa evleri mükellefdir kim azîm porta kapuları var. Ve cüml …
Der-medh-i varoş-ı bîrûn: Bu kal‘anın kıble tara[fında] taşra varoşu cümle dörd mihrâbdır. Ve cümle dörd yüz aded bâğlı ve bâğçeli ve şindire tahta örtülü ve ekseriyyâ la‘l-gûn kiremit örtülü tahtânî ve fevkânî vâsi‘ kârgîr binâ hânedânları var, ammâ cümleden Çalık Mustafa Ağa ve Çalık Osmân Paşa evleri mükellefdir kim azîm porta kapuları var. Ve cümle elli aded dükkânları var. Ve cümle çârsû içinde bir latîf hoş-hevâ hammâm-ı rûşenâsı var. Ve cümle bir hânı var, içinde ankâ tüccârları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98a ·
metinde göster ·
… binâlı dörd yüz ma‘mûr hâneli kasabacıkdır. Ancak bir câmi‘i var, anı dahi Hacı
Mustafa
nâm bir tüccâr henüz binâ ediyor. Ve bir mescidi ve bir medrese ve bir tekyesi …
Aşağı varoşu: Kal‘adan yüz adım aşağı nehr-i Tuna kenârında bir dere ağzında cümle evleri bir bayırlı sırta biri biri üzre vâki‘ olup cümle şindire tahta örtülü kârgîr binâlı dörd yüz ma‘mûr hâneli kasabacıkdır. Ancak bir câmi‘i var, anı dahi Hacı Mustafa nâm bir tüccâr henüz binâ ediyor. Ve bir mescidi ve bir medrese ve bir tekyesi ve on beş kadar dükkâncıkları ve bir hâncuğazı var. Hâlâ Nigebolı sancağı hükmünde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle yetmiş pâre nâhiye kurâlı latîf kazâdır. Ve cümle bâğ u bâğçeleri şehrin ensesindeki dağlar serâpâ bâğlardır. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Ahâlîsi fukarâlardır kim ticâretle geçinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a ·
metinde göster ·
… -i Osmân askeriyle ceng ede ede âhır-ı kâr Azak muhâfazasında olan 106a Gürcî
Mustafa
Paşa ile ceng-i azîm edüp kendülerinden yetmiş mirza ve Moyinçak Şâh düşüp Cenâ …
Hikmet-i Hudâ sene (---) târîhinde Kalmık pâdişâhlarından Taysı Şâh ve oğlu Ormit Şâh ve Koba Kalmah Şâh ve Moyinçak Şâh Çîn u Fağfûr ve Mâhân vilâyetlerinde şiddet-i şitâdan ve etrâfında olan İslâm kavmi kurakdan firâr edüp "Vilâyet-i Maskov'a gelüp karâr-dâde olam" deyü birkaç sene meks edüp anda dahi kabarıp isyân [u] tuğyân edüp Maskov diyârında re‘âyâ olan on iki kerre yüz bin ümmet-i Muhemmed Heşdek kavmi gece ve gündüz bu Kalmık pâdişâhların çapa çapa Kalmık'ın mâlları kalmayup âhır-ı kâr nehr-i Edil'i şehr-i Sarây kurbunda karşu Heyhât sahrâsına geçüp anda dahi şiddet-i şitâdan ve ulu Noğay derdinden ve bir yanında nehr-i Kuban kenârında sâkin olan Çerkes kavmi ve Dağıstân askeri derdinden Azak kal‘ası altına gelüp anda dahi Âl-i Osmân askeriyle ceng ede ede âhır-ı kâr Azak muhâfazasında olan 106a Gürcî Mustafa Paşa ile ceng-i azîm edüp kendülerinden yetmiş mirza ve Moyinçak Şâh düşüp Cenâb-ı Bârî yârî kılmayup Azak vezîri Mustafa Paşa da Kalmık elinde mızrak ile şehîd olup andan Kalmık küffârı Azak altında nehr-i Diri Ten'i ve Ölü Ten'i ve Moyin suların yaldadup geçerler. Andan Kırım taşrasında sâkin olan Âdil Noğay ve Urumbet Noğay ve Şıdak Noğay ellerin urup bî-hadd ü bî-kıyâs mâl-ı firâvânlar alup mel‘ûn Kalmık yine Azak cânibine giderler. Bu ahvâl-i pür-melâli Âdil Noğay ve gayri Noğay mirzâları Mehemmed Geray Hân'a i‘lâm ederler. Mehemmed Geray Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105b–106a ·
metinde göster ·
… inden yetmiş mirza ve Moyinçak Şâh düşüp Cenâb-ı Bârî yârî kılmayup Azak vezîri
Mustafa
Paşa da Kalmık elinde mızrak ile şehîd olup andan Kalmık küffârı Azak altında n …
Hikmet-i Hudâ sene (---) târîhinde Kalmık pâdişâhlarından Taysı Şâh ve oğlu Ormit Şâh ve Koba Kalmah Şâh ve Moyinçak Şâh Çîn u Fağfûr ve Mâhân vilâyetlerinde şiddet-i şitâdan ve etrâfında olan İslâm kavmi kurakdan firâr edüp "Vilâyet-i Maskov'a gelüp karâr-dâde olam" deyü birkaç sene meks edüp anda dahi kabarıp isyân [u] tuğyân edüp Maskov diyârında re‘âyâ olan on iki kerre yüz bin ümmet-i Muhemmed Heşdek kavmi gece ve gündüz bu Kalmık pâdişâhların çapa çapa Kalmık'ın mâlları kalmayup âhır-ı kâr nehr-i Edil'i şehr-i Sarây kurbunda karşu Heyhât sahrâsına geçüp anda dahi şiddet-i şitâdan ve ulu Noğay derdinden ve bir yanında nehr-i Kuban kenârında sâkin olan Çerkes kavmi ve Dağıstân askeri derdinden Azak kal‘ası altına gelüp anda dahi Âl-i Osmân askeriyle ceng ede ede âhır-ı kâr Azak muhâfazasında olan 106a Gürcî Mustafa Paşa ile ceng-i azîm edüp kendülerinden yetmiş mirza ve Moyinçak Şâh düşüp Cenâb-ı Bârî yârî kılmayup Azak vezîri Mustafa Paşa da Kalmık elinde mızrak ile şehîd olup andan Kalmık küffârı Azak altında nehr-i Diri Ten'i ve Ölü Ten'i ve Moyin suların yaldadup geçerler. Andan Kırım taşrasında sâkin olan Âdil Noğay ve Urumbet Noğay ve Şıdak Noğay ellerin urup bî-hadd ü bî-kıyâs mâl-ı firâvânlar alup mel‘ûn Kalmık yine Azak cânibine giderler. Bu ahvâl-i pür-melâli Âdil Noğay ve gayri Noğay mirzâları Mehemmed Geray Hân'a i‘lâm ederler. Mehemmed Geray Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105b–106a ·
metinde göster ·