müzehheb ve mînâ ve tasâvîr ve eşkâl-i garîbe ve acîbe sihr-âsâr timsâl-i kerrû …
Ve mezkûr kubâbların cümlesinin içinde üstâd-ı nakkâş Erjeng Freng Mânî Manastır nâm mutallâ ve müzehheb ve mînâ ve tasâvîr ve eşkâl-i garîbe ve acîbe sihr-âsâr timsâl-i kerrûbiyân ve gayrı âdemiyân sûretleri etmişdir kim hâlâ im‘ân-ı nazar ile nazar eden engüşt ber-dehen edüp cümle eşkâlleri zî-rûh zan ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35a ·
metinde göster ·
Hazret-i Dâvûd'dan nübüvvet-i Resûlullâh'a gelince bin altı yüz kırk sene olup Mekke-i Mükerreme'yi feth etdükden sonra ta‘mîr ü termîmi mahallinde nakkâşların pîri Ka‘be nakş ederken Ebü'l-hazen bin Nasr bin Abdullâh, Hazret'e döğülmüş zer-i hâlis getirüp Mekke-i Mükkereme'i anınla mutallâ ve müzehheb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199a ·
metinde göster ·
… sanna‘ küçük arabaları, keçilere ve eşeklere ve iri samson kelplere çekdirüp ve
mutallâ ve
musanna‘ yetmiş seksen çift koçu arabaları altışar ve sekiz[er] ve onar kınalı …
Ve Atbâzârı'nda Edirne arabası ve koçu arabaları yaparak niçe musanna‘ küçük arabaları, keçilere ve eşeklere ve iri samson kelplere çekdirüp ve mutallâ ve musanna‘ yetmiş seksen çift koçu arabaları altışar ve sekiz[er] ve onar kınalı küheylân donanmış atlara koşup arabaların çekdirerek ubûr ederler, temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205a ·
metinde göster ·
… e cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî
mutallâ ve
müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Han …
Evvelâ cümleden Ulu Câmi‘-i Kebîrdir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Gûyâ bir kal‘a-i sedd-i Kahkahâ'dır. Bursa şehrinin hevâdâr mürtefi‘ yerine vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i azîmdir. Câmi‘ içre cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî mutallâ ve müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Hannân ve Yâ Mennân ve Yâ Deyyân ve Yâ Sübhân ve esmâü'l-hüsnâ ve gûnâ-gûn hatlar ile münakkaşdır. Bu hatların hurûfları ve elifleri üçer zirâ‘ hatlardır kim tarz-ı Musta‘sımî'dir. Ve bu sütûnlar üzre cümle on tokuz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her kubbenin alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına vâkı‘ olup kasden üstâd-ı kâmil mekşûf binâ edüp mâhî şebekesi-misâl, kubbe yerine sarı pirinç telden ağ örülmüşdür kim hûş [u] tuyûr giremeyüp andan câmi‘ içre âfitâbın ziyâsı girüp rûşen eder ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan tecdîd-i vuzu‘ edüp ibâdet-i Yezdân ederler. Ve mine'l-acâib mihrâbı vardır kim diller ta‘bîr ü tavsîfinde kâsırdır. Ve bir ceviz haşebi levhasından siyâh minberi üzre üstâd-ı neccâr, var makdûrun sarf edüp ızhâr-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir kim bunda olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil ve kitâbeleri cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuyumcu kalemkârî nakşı bir minber-i ra‘nâdır kim görmeğe muhtâc bir kürsî-i vâlâdır, misli meğer Karadenizin sâhilinde Sinop Câmi‘i'ndeki münakkaş minber ola. Ve bir münakkaş-ı ibret-nümâ mü’ezzinân mahfili var kim gûya mehâfil-i cennetdir. Ve cânib-i erba‘ası revzenler ile câm-ı billûr ve necef ve moranlar ile müzeyyen olmuş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Evkâfı kavî olmağıla bunda olan halıçalar bir câmi‘de yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre dersi‘âmları vardır kim iki bin talebe derse meşgullerdir. Ve bu câmi‘in bir yan kapudan bir yan kapusuna varınca tûlu üç yüz elli ayakdır ve kıble kapusundan mihrâba varınca yüz seksen ayakdır. Üç kapusu var, sol cânibde Hünkâr mahfili kapusu, mahfil-i sultânî tahtânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra soffası vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında Şeyhülislâm Azîz Efendi bir âbdesthâne havzı ve muslukları binâ etmiş. Ve bu câmi‘in yemîn [u] yesârında iki kalın tula minâre-i âlîleri var kim eflâke ser çekmişdir. Mahkeme tarafındaki minârenin kadehinde üstâd-ı mi‘mâr bir şâzirvan kadehi îcâd edüp âb-ı zülâlin tâ Keşîş Dağı'ndan uçurup hakkâ ki kemâl-i ma‘rifet ızhar etmişdir. Ammâ şimdiki hâlde mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup fıskıyye mu‘attal olmuşdur, ammâ kaçan kim bârân-ı rahmet bu şehr üzre nâzil oldukda bu minârenin şerîfesinde cem‘ olan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre böyle rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde yerinde olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yokdur. İbn-i âdem bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden kebîr olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ olunan yukaru ve iç kal‘ada
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b–224a ·
metinde göster ·
… î Paşa, zikri hayr olsun, raht u baht u bisâtıyla ve katîfe sırmalı eğeriyle ve
mutallâ ve
müzehheb rikâbıyla nehri ubûr etsin, deyü bir esb-i sabâ-sür‘at-ı sâfinatü'l-ci …
Menzil-i sahil-i Kızılırmak: Cümle asâkir-i Varvar nehr-i azîmin kenarında meks edüp bu kadar deryâ-misâl asker bir günde suhûletle ubûr edüp bir âdem ve bir at ve bir hımâr gark olmayup esbâbları bile ıslanmadı. Ammâ üç ay mukaddem bizim paşa askeri ubûr etdükde olan musîbet ve gark-ı âb-ı mahlûk-ı Hudâ bir târîhde olmamışdır. Bu mahalde Alî Paşa, zikri hayr olsun, raht u baht u bisâtıyla ve katîfe sırmalı eğeriyle ve mutallâ ve müzehheb rikâbıyla nehri ubûr etsin, deyü bir esb-i sabâ-sür‘at-ı sâfinatü'l-ciyâd misillü küheyl at ihsân edüp kendüler ile nehri ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 362a ·
metinde göster ·
kalemkârî idi ve yedi aded sîm leğen ve yedi aded sîm ibrik ve sekiz aded sîm ş …
Ve yedi aded sîm sini ve kırk sahan sîm-i mutallâ ve kalemkârî idi ve yedi aded sîm leğen ve yedi aded sîm ibrik ve sekiz aded sîm şem‘dânlar kim yedişer ve sekizer vukiyye tarz-ı Acem şem‘dân-ı gûnâ-gûnlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… eser-i me’ser kalmayup bu kubbe-i acîbe ve garîbesi mess-i mutallâ-yı zeheb ile
mutallâ ve
mücellâ olmuş bir kubbe-i nüh-tâk-ı zerdûzdur kim manzûr-ı seyyâhân-ı âlem ve c …
Ve içi eyle musanna‘ ve murassa‘ kâse-i nîlgûn mücevherdir kim benî-âdem gördükde vâlih [ü] hayrân olur. Sâfî altun çökürme zer-nişânlı bakır tâs içine kaplama altun kakılmış ve mâbeynleri silu ve lâcüverd ve la‘lî ve sebzî [ve] sefîdî ve zerdî ve surh-gûn mînâ-yı gûnâ-gûnlar ile koruş(?) olmuş mücellâ bir kubbe-i mînâdır kim her kârını hayâl-pesend-i nakş-ı bûkalemûn eylemiş. Gerçi kubbenin aslı bakırdır, ammâ nuhâs-ı hâlisden bir eser-i me’ser kalmayup bu kubbe-i acîbe ve garîbesi mess-i mutallâ-yı zeheb ile mutallâ ve mücellâ olmuş bir kubbe-i nüh-tâk-ı zerdûzdur kim manzûr-ı seyyâhân-ı âlem ve cihân-geşt-i benî Âdem gözleri görmemiş ve kulakları işitmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b ·
metinde göster ·
… cdegâh-ı pâdişâhîyi görüp engüşt ber-dehen olup hayrân olur. Gerçi zî-kıymet ve
mutallâ ve
müzehheb değildir, ammâ bunda olan tasarruflar ve bunda olan tasannu‘-i şîrînkâ …
Benî âdemin erbâb-ı ma‘ârifi bu secdegâh-ı pâdişâhîyi görüp engüşt ber-dehen olup hayrân olur. Gerçi zî-kıymet ve mutallâ ve müzehheb değildir, ammâ bunda olan tasarruflar ve bunda olan tasannu‘-i şîrînkârlıklar bir yerde yokdur. Üstâd mühendis var makdûrun sarf edüp yed-i tûlâsın ayân u beyân etmeğiçün mahfel-i münîfin kameriyye ve revzen ve dervezelerin eyle hurde nakş şebeke ve islimîler etmiş kim hâlâ zamânımız üstâdları ol mahfele mânend bir musallâ edüp bir tîşe ve bir erre urmağa kâdir değillerdir. Meğer Habîb-i Neccâr bir dahi Cercîs Nebî-vâr dünyâya gelüp böyle makâm-ı sultân yapmada âciz olmaya.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
… r. Elem çekmen amânım amândır" deyü beş aded gelen kâfirlerin boğazlarına birer
mutallâ ve
mütellâ dülbend-i münakkaş makremeler bağlayup yürüdüler kim,
"İnşâallâh sizi kimse kırmaz, hemân üç yüz araba size yeter ve kal‘a-i Komaran'a sizi götürürler. Elem çekmen amânım amândır" deyü beş aded gelen kâfirlerin boğazlarına birer mutallâ ve mütellâ dülbend-i münakkaş makremeler bağlayup yürüdüler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 118b ·
metinde göster ·
… ahi bir katîfe kavuk içinde on külçe sırma ve bir sîm kemer raht ve bir şeyhânî
mutallâ ve
müzehheb gılâflı kılıç ve bir sırmalı tîrkeş ve bir tengetir musanna‘ çadır ald …
Hemân hakîr dahi bir katîfe kavuk içinde on külçe sırma ve bir sîm kemer raht ve bir şeyhânî mutallâ ve müzehheb gılâflı kılıç ve bir sırmalı tîrkeş ve bir tengetir musanna‘ çadır aldım. Ve ba‘zı refîklerimiz beleğan mâ-belağ eşyâlar alup giderken hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 177b ·
metinde göster ·
… e başkomsar ile kendü hınto arabalarından sekiz aded eşheb atlı bir mücevher ve
mutallâ ve
murassa‘ gümüş üzre mînâ kubbeli bir hınto araba göndermiş kim çeşm-i insân gör …
Paşa dahi kralın gönderdiği defter üzre cümle hedâyâları krala ve anasına ve başvezîre ve başpapasa ve başirşeke ve gayri vezîrleri makâmında olanlara ve ser-i kârda olan bî-dînlere cümle hedâyâları âmâde edüp ertesi sene (---) mâh-ı Zilka‘desinin (---)(---) bâzâr gün ale's-sabâh çâsâr ikinci vezîr ve başkomsar ile kendü hınto arabalarından sekiz aded eşheb atlı bir mücevher ve mutallâ ve murassa‘ gümüş üzre mînâ kubbeli bir hınto araba göndermiş kim çeşm-i insân gördükde hîrelenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64b ·
metinde göster ·
… bak kâğıdlar içine koyup sarı zencîrli ve sarı keffeli terâzûler içre vezn edüp
mutallâ ve
müzehheb ve beyâz kalaylı âvânîler içine koyup beyâz siniler ile huzuruna getir …
Helvâ almak murâd edinen dahi mâfî'z-zamîrini işrâb etdikde, nola deyüp murâdın üzre helvâları Y 77a tabak tabak kâğıdlar içine koyup sarı zencîrli ve sarı keffeli terâzûler içre vezn edüp mutallâ ve müzehheb ve beyâz kalaylı âvânîler içine koyup beyâz siniler ile huzuruna getirir kim her biri ter ü tâze helvâlardır kim zahm-ı zebâna tâkat getiremiyüp nebât-ı hamevî gibi erir. Ammâ her helvâsı memdûh-ı cihândır. Ammâ aşk olsun kuyruk yağıyla perverde olmuş beyâz halka çinisine reşk edüp tahassürüm kalmışdır, zîrâ gâyet lezîz halka çinidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y76b–Y77a ·
metinde göster ·
… sı emîr-i hacca bir sîm zeynli ve sîm rikâblı ve murassa‘ topuzlu ve müzehheb ü
mutallâ ve
musanna‘ rahtlı bir at hedâyâ çeküp dîvân efendisi ile ma‘an emîrü'l-hacca bu m …
Mastaba-i İbrâhîm Ağa: Bir sahrâda kârgîr binâ bir soffa-i ra‘nâ-i musallâ-i zîbâdır. Cümle huccâc bu mahalli ubûr edüp kimi bürkede meks eder, kimi tâ Mısır'a gider. Ammâ Emîrü'l-hac bu mastabaya vakt-i şâfi‘îde gelüp sahâbesin kurup meks eder. Ve cümle asâkiri alay âlâtları ile âmâde olup Mahmil-i şerîf'i dahi tezyîn ederler. Ba‘de salât-ı fecr ezânları tilâvet olunup edâ-yı salât olundukda Mısır tarafından bir azîm asker ile emîrü'l-hac istikbâline çavuşlar kethudâsı ve müteferrika başı ve'l-hâsıl yedi bölük ağaları ve sâ’ir erbâb-ı dîvân eşbehleri gelüp paşa kethudâsı emîr-i hacca bir sîm zeynli ve sîm rikâblı ve murassa‘ topuzlu ve müzehheb ü mutallâ ve musanna‘ rahtlı bir at hedâyâ çeküp dîvân efendisi ile ma‘an emîrü'l-hacca bu mastaba üzre buluşup cümle a‘yân-ı Mısır ile görüşüp tahte'l-kahveler tenâvül olunup şedd-i rıhal sûrlarına demler urulup andan emîr-i hac kethudâ hedâyâsı olan küheylâna süvâr olup alay-ı azîm ile mehterhânesin çalarak huccâcın gerisin alarak paşa kethudâsıyla ve sâ’ir umerâ-i Mısır ile at başı berâber olup Dâr-ı Hamrâ nâm konakdan altı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386b ·
metinde göster ·
… cânibinde müte‘addid mağârâlar ve mebnî kâ‘alar var ve kubbeleri kesme kayadan
mutallâ ve
müzehheb ve münakkaş kim gûyâ henüz üstâd Bihzâd elinden çıkmışdır. Ve her hücr …
Ve tarîkın vüs‘atı on zirâ‘ enlidir. İki cânibinde müte‘addid mağârâlar ve mebnî kâ‘alar var ve kubbeleri kesme kayadan mutallâ ve müzehheb ve münakkaş kim gûyâ henüz üstâd Bihzâd elinden çıkmışdır. Ve her hücresi benî âdem üstühânıyla mâl-â-mâl idi. Ve her bir kelle yüz kîle gendüm alır, sağîr ü kebîr kelle-i gûnâ-gûnun hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y233a ·
metinde göster ·
… edir. Kadîm zamân keheneleri anda tucdan bir sûret-i münevver etmişler. Yüzünde
mutallâ ve
müzehheb bir nikâbı vardır.
Mısır'da Bâbü'l-kasır'da bir deyr-i azîm vardır, hâlâ medresedir. Kadîm zamân keheneleri anda tucdan bir sûret-i münevver etmişler. Yüzünde mutallâ ve müzehheb bir nikâbı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235b ·
metinde göster ·
… ı Y 376b Mîrimîrân Alî Beğ: Âb [u] havâsı ve binâsı ve peştemâlı ve fûtası ve
mutallâ ve
müzehheb tâsı ve gayrı levâzımâtdan olan eşyâsı pâk latîf rûşen-binâ ve dilküşâ …
Hammâm-ı Y 376b Mîrimîrân Alî Beğ: Âb [u] havâsı ve binâsı ve peştemâlı ve fûtası ve mutallâ ve müzehheb tâsı ve gayrı levâzımâtdan olan eşyâsı pâk latîf rûşen-binâ ve dilküşâ hammâmdır. Ve ferşi sihr-i hilâl mertebesi serâpâ ruhâm ve kubbe-i sernigûnu gûn-â-gûn câm-ı morandır. Ve huddâmları bi'l-cümle gülçehre dilberândır. Herkese hizmetleri bir ândır. Lâkin herbir nigâhları gûyâ hançer-i tîğ-ı bürrândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y376a–Y376b ·
metinde göster ·