"Azak câniblerinde cüyûş-ı muvahhidînden Tatar-ı sabâ-reftâr askeri
muztaribü'l-hâl
olmağile Hazret'in himâyesinde olan bu İslâmbol'a gelüp andan Tatar Hân'a imdâd …
"Azak câniblerinde cüyûş-ı muvahhidînden Tatar-ı sabâ-reftâr askeri muztaribü'l-hâl olmağile Hazret'in himâyesinde olan bu İslâmbol'a gelüp andan Tatar Hân'a imdâda gideriz. Şimdi Hazret-i Risâlet dahi imâm Hasan ve imâm Hüseyin ve on iki imâmlar ile ve bizden gayrı Aşere-i Mübeşşere ile gelüp sabâh namâzının sünnetin edâ edüp sana kâmet eyle deyü işâret buyururlar; sen dahi savt-ı a‘lâ ile ikâmet-i tekbîr edüp ba‘de's-selâm Âyetü'l-kürsî'yi tilâvet eyle, Bilâl Sübhanallâh desin, sen Elhamdü lillâh, Bilâl Allâhu ekber desin, sen âmîn âmîn de. Ve cümle cema‘ât ale'l-umûm tevhîd ederiz. Ba‘dehu sen Ve salli alâ cemî‘i'l-enbiyâi ve'l-mürselîn ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn deyüp kalk, hemân mihrâbda Hazret-i Risâlet otururken dest-i şerîfin bûs edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7a ·
metinde göster ·
… meks-i hıyâm olundu. Ve kal‘adan sürhserân dırâz-kad toplar ile asker-i İslâm'ı
muztarib
eyleyüp bu mahalde cüyûş-ı muvahhidîn kızılbaşın top-ı kûbüne bakmayup nehr-i Z …
Eşkâl-i kal‘a-i Revân: Yüz elli bin asâkir-i İslâm-ı zafer-encâm, dîn-i mübîn gayretine cidd ü cehd-i tâm edüp niçe bin bennâ-yı benâm ve kühken ü beldârân ve hâs [u] âm himmetiyle kal‘a-i Revân'ı kırk beş günde tamâm ve kırk günde dahi cemî‘î cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtıyla itmâm bulup ibtidâ mîr-i mîrânı Süleymân Hân'ın harem-i muhtereminde neşv ü nemâ bulan Cığalazâde Yûsuf Paşa'ya vezâret ile verilüp ve andan ma‘zûlen ılgar ile kal‘a-i Revân'a gelüp ibtidâ hâkim vezîr-i Revân Yûsuf Paşa oldu. Ve muhâfazasına yetmiş bin asker-i imdâd koyup Ferhâd Paşa eyâlet-i Revân'da kal‘a-i Şurakil'i ta‘mîr u termîm edüp asker kodu. Andan kal‘a-i Kars'ı meremmât edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile mâl-â-mâl etdi. Andan kal‘a-i Ardahân'ı feth [u] imâr edüp derûn-ı kal‘aya yeniçeri kodu. Ve kal‘a-i Ahıçka'yı termîm edüp dürr-i beyz-âsâ oldukda üç bin kul dahi ziyâde koyup vezâret ile Tomris Hân oğlun hâkim edüp Ferhâd Paşa azm-i Âsitâne-i Sa‘âdet edüp beri tarafda Revân vezîri Cağalazâde Yûsuf Paşa eyâlet-i Revân'ı adl [u] dâd ile eyle imâr eder kim Süleymân Hân asrında Lala Mustafâ Paşa imâr etdüğünden bed-ter ma‘mûr u âbâdân olup cânib-i çârında olan her bir karyesi birer belde-i mu‘azzama-misâl olup re‘âyâ vü berâyâya kemâl-i adl [u] ihsân ve kerem üzre hareket etmeğile âbâdân etmişlerdi. Ekseriyyâ cümle evkât kârları zevk u sohbet ile güzerân etmişlerdi. Ba‘dehû sene 1012 târîhinde kızılbaş-ı bed-ma‘âş Gence ve Şirvân'a istîlâ edüp bu Revân'ı yedi ay döğüp cânib-i Erzurûm'dan imdâd gelmeyüp derûn-ı kal‘ada olan guzât-ı müslimîn aç ve susuz bi'z-zarûrî kal‘ayı Tokmak Hân'a verüp emân ile cümle guzât-ı müslimîn bî-silâh kal‘a-i Kars'a piyâde çıkup andan Erzurûm'a geldiler. Sene [10]37 dest-i sürhserânda durup evvelkiden dahi ziyâde imâr olup içinde olan Mîr Gûne Hân asker-i bed-ma‘âş-ı evbâş ile kal‘a-i Kağızmân ve Kars ve Çıldır ve Ahıçka ve Ardahân taraflarına dest-dırâzlık etdüğü Ahıçka ve Gürcîstân beğleri ve Erzurûm valisi taraflarından feryâdcılar ile Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e arz-ı mahzarlar gelince ol ân Acem Şâhına elçiler gidüp tûğ-ı hümâyûn Üsküdar bâğçesinde karâr edüp cemî‘î Rûm ve Anadolu eyâletlerine mîr-i mîrânlar ve mu‘temed ve mukdim kapucubaşılar asker sürmeğe gidüp Tabanıyassı Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup bir sene mukaddem cânib-i Revân'a revân olup sene 1044 (---) ayında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ yer götürmez deryâ-misâl asker ile Üsküdar'daki bâğ-ı İremi önünde serâperde-i Süleymânîsinde meks edüp âyîn ü kavânîn-i Osmân'ı ve şevket u şöhret-i şehnişânı ve savlet-i sâhib-kırânı yerine getirüp cemî‘î tekmîl levâzımâtı mükemmel edüp kırk bin yeniçeriyâna ve yigirmi iki bin sipâh-ı dilîrâna ihsân [u] in‘âmların bezl edüp {Bayrâm Paşa der-i devletde kâ’im-makâm kalup} sene-i mübârekenin mâh-ı Şevvâlü'l-mükerreminin beşinci günü menzil-i Üsküdar-ı dilâvîzden hareket edüp atf-ı ınân, râh-ı Revân üzre askeriyle revâne olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Konya şehrine andan kasr-ı Kayseriyye şehrine ve andan menâzil kat‘ ederek kal‘a-i Sivas'a, bu menzilde Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya vezâret-i sânî olup taşra çıkdılar, ammâ yine nedîm-i şehriyârî idi ve Silâhdâr Mûsâ Paşa otâğ-ı hümâyûn hizmetine "Konakçı Paşa" ta‘yîn olunup ba‘dehû nişâncı olan (---) paşa ol gün silâhdâr olup Melek Ahmed Ağa çukadâr ağa oldu, andan niçe menâziller ubûr ederek kal‘a-i sahrâ-yı Erzurûm'a girerken "İki kerre yüz bin asâkir-i deryâ-misâl add olundu" deyü Murâd Hân'a i‘lâm etdiler. Hemân Rûmeli eyâletine mutasarrıf Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa'nın otuz bir bin askeri add olunup "Cümle eyâleti askerinde bin yedi yüz Hasanî ve Hüseynî Tunageçdi kınalı ve başı ablaklı küheylân atlar yancıkları ve bahrî hatayîleriyle yedek çekildi" deyü pâdişâha i‘lâm etdiler. Erzurûm Valisi Halîl Paşa 309a mağzûb-ı şehriyârî olup adüvleri Silâhdâr Paşa ve Murtazâ Paşa şâdân u handân olup Erzurûm, Şâm Vezîri Küçük Ahmed Paşa'ya sadaka olunup eyâlet-i Şâm ber-vech-i arpalık Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya tevcîh olundu. Ba‘dehû Erzurûm'dan üç günde Hasankal‘ası andan Kars yoluyla cânib-i Revân'a revân olundu. Ve yigirmi birinci günde Erzurûm'dan iki kerre yüz bin asker ile Revân altına meks-i hıyâm olundu. Ve kal‘adan sürhserân dırâz-kad toplar ile asker-i İslâm'ı muztarib eyleyüp bu mahalde cüyûş-ı muvahhidîn kızılbaşın top-ı kûbüne bakmayup nehr-i Zengî'yi karşu tarafa ubûr edüp bir solak pâdişâh-ı Cem-cenâbın rikâbında piyâde nehr-i Zengî'yi ubûr ederken nehr-i azîm mezkûr solağı toparlayup götürürken Murâd Hân nehr içre at ile solağa yetişüp girîbânından şîrâne pençe salup solağı sol eliyle nehr-i Zengî'den çıkarup halâs etdüğü hâlâ diyâr-ı İrân-zemînde meşhûr-ı Azerbaycân-ı Ûcân'dır. Bu nehri bu hâl ile ubûr edüp der-akab cümle guzât-ı müslimîni rûz-ı rûşende alâ-mele’i'n-nâs meterise koyup Rûmeli eyâletiyle ve zağarcıbaşıyla yigirmi oda yeniçeriyle Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa Tebrîz Kapusu tarafından meterise girerler. Ve yemîninden Anadolu Vezîri Gürcî Mehemmed Paşa eyâletiyle ve yigirmi oda dergâh-ı âlî yeniçeriyânıyla meterise girer. Ve Sadrıa‘zam Tabanıyassı Mehemmed Paşa kapusu kulu ve yigirmi oda yeniçeriyle Rûmeli ve Anadolu miyânına girüp cenge âheng eder. Ve Yeniçeri Ağası olan Kara Mustafâ Paşa yeniçeri kethüdâsıyla on cemâ‘at oda yeniçeriyle cânib-i Zengî'de meterise yigirmi aded toplar ile şeb [u] rûz kal‘aya amân vermeyüp döğerdi. Cümle beş koldan yigirmişer aded toplar ile amân u zamân vermeyüp döğerlerdi. Bir gün bizzât Murâd Hân Rûmeli eyâletinin meterisine girüp Karabali nâm topu nişâna alup hân sarâyına bir top urdu. Ve Erzurûm Valisi Küçük Ahmed Paşa, cânib-i şimâlinde elli pâre şâhî darbzânlar ile bir tabye-i âlî üzre derûn-ı kal‘ayı ve burc [u] bârû üzre sürhserânlara ser çıkardmayup derûn-ı kal‘ayı harâb [u] yebâb ederdi. Ve Kapudan Deli Hüseyin Paşa Revân kal‘asına hâ’il Muhnâd depesinden derûn-ı kal‘a-i bîrûnu leylen ve nehâr döğüp harâb ederdi. Kal‘anın bedenleri ve mazgallarında ve çârsû-yı bâzârında değil herkes hânelerinin serdâblarında bile sadamât-ı top-ı kûbden oturup baş göstermeğe kâdir değiller idi. Ve Murtazâ Paşa bölük sipâhîleriyle Toprak kal‘ası câniblerinde karavul beklemeğe me’mûrlar idi. Ve Mûsâ Paşa ve Ken‘an Paşa müteferrika-i dergâh-ı âlîler ile serâperde-i pâdişâhîyi muhâfazaya me‘mûr idiler. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında beşer sâ‘at ba‘îd âdem deryâsı ihâta edüp karavul bekleyüp iki vilâyeti nehb ü gâret etmeğe bir ferd-i âferîdenin cânı olmayup günden güne niçe bin Sünniyân re‘âyâ vü berâyâ istîmân ile hedâyâlar getirüp gelirler idi. Bu himmet ile kal‘aya göz açdırmayup tokuzuncu günde kal‘anın burc [u] bârûları üzre niçe bin Kızılbaş-ı bed-ma‘âşlar "Amân, amân ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘adan taşra miftâhlar ile (---) Hân rehn-i istîmâna çıkup cüyûş-ı muvahhidîn kal‘aya leb-ber-leb olup ertesi ale's-sabâh derûn-ı kal‘adan amân ile Mâzenderân tüfenkciler ağası pür-silâh Mîr Fettâh-ı bî-ıslâh pây-bûs-ı şehriyâr ile şerefyâb olup muhâfazacılarıyla cânib-i Nahşivân'da dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Ol yevm-i mezbûrda Revân Hâkimi Mîr Gûne Yûsuf Hân Gürcîyyü'l-asl yedi aded hân ile hâk-i pây-ı pâdişâhı bûs edüp her birine birer serâperde ihsân olunup birer vezîre müsâfir verildi. Ve burc [u] bârû-yı kal‘ada ezân-ı Muhammedîler kırâ‘at olunup yedi gün yedi gice burc [u] bârû-yı kal‘a sancağ ve bayrağlar ile zeyn olup evkât-ı hamsede ba‘de's-salât üç nevbet gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ve üç nevbet top u tüfenkler atılup leyle-i muzlimde niçe kerre yüz bin kanâdil ve meş‘ale ve rîh-i şem‘ler ile niçe bin hayme ve hargâh çerâğân olup sadâ-yı Allah Allah ile gulgule-i Rûm evce peyveste olup diyâr-ı Acem'e bîm ü ru‘b düşdü. Bu hâl ile kırk günde kal‘a ta‘mîr u termîm olunup Murtazâ Paşa hâkim-i Revân olup kırk bin guzât-ı müslimîn muhâfazacı kalup Sultân Murâd Hân 309b şikârı olan Revân hânı Emîr Gûne Hân'ı ve gayrı hânları önüne katup {yolda eyâlet-i Haleb ihsân olunup kethüdâsı Murâd Ağa'yı katl etdüğünde Emîr Gûnezâde Haleb'den ma‘zûl olup eyâlet-i Haleb, Küçük Ahmed Paşa'ya verilüp Emîr Gûne Yûsuf Paşa der-i devlete gelüp musâhib-i şehriyârî olup Murâd Hân intikâl edince Kara Mustafâ Paşa Emîr Gûne oğlun katl etdi}. Erzurûm şehrinden Tabanıyassı Mehemmed Paşa ve Cânpolâdzâde'yi Erzurûm'da yetmiş bin asker muhâfız-ı Revân olmağiçün bırağup kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Nahşivân ve Karabâğlar ve {ve kal‘a-i Şorakil'i ve kal‘a-i Çûres'i ve şehr-i Bihistân'ı ve kal‘a-i Hoy ve kal‘a-i Ordubârı ve şehr-i Tebrîz'i yedi gün yedi gicede harâb [u] yebâb ve halkın esîr [u] kebâb ve kal‘a-i Lur'u hânî edüp andan kal‘a-i Bâğ-ı cinân ve kal‘a-i Ûcân ve kal‘a-i Kehrân ve kal‘a-i Kumla ve kal‘a-i Merend ve kal‘a-i Salmas vilâyetlerin nehb ü gâret ederek Van üstünden Bitlis'e ve Diyârbekir'e gelüp andan Âsitâne-i sa‘âdete mansûr u muzaffer gelüp şâdmânîler oldu. Ba‘dehû} şâh-ı dâll-ı bed-fi‘âl yüz bin asker-i sürhserân ile kal‘a-i Revân'ı yedi ay döğe döğe amânın kesüp Tabanıyassı, Revân'da mütehassın olan Murteazâ Paşa'ya adâveti olmağıla Revân imdâdına yetişmeyüp {şâh-ı gümrâhın Revân üzre hareketin istimâ‘ edüp Erzurûm'a gelüp Revân imdâdına yetişmedi} yedi ayda derûn-ı kal‘ada zehâ’ir ve top ve barut kalmayup âhir bir gice Murtazâ Paşa elmas hâtemin yudup merhûm olıcak ertesi ale's-sabâh cümle cüyûş-ı muvahhidîn uryânen emân ile kal‘adan çıkup kal‘ayı şâha teslîm edüp giderken cümle guzât-ı müslimîni kızılbaş-ı nâ-tırâş şehîd edüp niçesi nehr-i Araz'a {gark} ve niçesi Sünnî eliyle Araz'dan çıkup halâs olup kal‘a-i Kars'a ve kal‘a-i Bâyezîd'e düşüp halâs oldular. Bu ahvâl-i pür-melâli Murâd Hân istimâ‘ edüp niyyetü'l-gazâ-yı Bağdâd-ı Behişt-âbâd deyüp iki yerden gayret kılıcın miyânına bend kılup mezhebimiz sâhibi Nu‘mân ibn Sâbit İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem hazretlerini kızılbaş-ı evbâş elinden halâs etmeğe bezl-i ihtimâm etdi. Ez-în-cânib sene 1045 târîhinden berü kal‘a-i Revân bu gördüğümüz mahalle dek 12 sene {dest-i Acemde} olup adl-i adâletleriyle Revân bir azîmü'ş-şân kaviyyü'l-bünyân, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuş ammâ yine hücûm-ı Âl-i Osmân'a yedi gün tahammülü yokdur. Zîrâ cümle yalın kat dîvâr ile mebnî bir kal‘a-i üstûvârdır. Sâhil-i Zengî'de vâkı‘ cânib-i cenûbdan cânib-i şimâle tûlânîdir. Ve arzı gâyet ensizdir. Hattâ Sultân Murâd Hân'ın urduğu balyemez top-ı kûblerin darbından gülleleri bir yanından urup cânib-i Tebrîz Kapusu tarafı dîvârın münhedim edüp gülle taşra çıkarmış ve niçe yüz gülleler kulle-i metînelerde te’sîr edüp nümâyândır. Kal‘a-i Revân'ın Ferhâd Paşa binâ etdüğü dîvârları kırkar zirâ‘-ı melikiy-yi âlîdir. Ammâ Tokmak Hân binâ etdüğü elli zirâ‘ enli ve yigirmi zirâ‘ arîz rıhtım binâdır. Cümle (---) burc-ı azîmdir ve cümle (---) benddir ve dâiren-mâdâr (---) adımdır. Zengî tarafından handakı yokdur, ammâ mazgal delikleri çokdur. Cenûbî ve şarkî ve şimâlî tarafında handakları vardır. Ammâ sulu yerde olmağıla handakı ol kadar amîk değildir. Lâkin ba‘zı yerleri yüz ellişer zirâ‘-ı bennâ enli handakdır. Ve cümle edvârında üç aded hadîd, kavî derveze-i sedîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308b–309b ·
metinde göster ·
hâl olup sûk-ı sultânîye çıkalar. Ammâ her gice niçe bin zenâne ve zâniye kirle …
Diğer şekl-i hasene lâkin bid‘at-i seyyi’e-i berây-ı nisvân-ı sâhib-isyân: Bu şehr-i Sofya'nın havâtinlerinin ehl-i perde olan mestûre zenâneleri aslâ şâhrâha çıkmazlar. Meğer muztarr-ı hâl olup sûk-ı sultânîye çıkalar. Ammâ her gice niçe bin zenâne ve zâniye kirlenüp kendüyi pâk etmek içün nâpâk esbâbların yıkamak ve kendüyi yıkanmak ve bir köşede kalmak içün esbâbların boğçalayup niçesi fânûs ile niçe bini şeb-i muzlimde banaya giderim, deyü ehl-i nâ-ehlinden me’zûn olup kimi banaya kimi gayri hâneye gidüp kirlenen esbâbların yıkarlar. Bu şehre mahsûs bir ayıb şeydir. Efendimiz Melek Ahmed Paşa men‘ edem zann edüp cümle a‘yân-ı vilâyet rızâ vermediler. Her şeb bu gûne nisvânlar tâ sabâha dek gürûh gürûh gelmede ve gitmede ve gezmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140b ·
metinde göster ·
Âhir sene 888 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî asrında Kemâl Paşazâde Ahmed Çelebi tâlib-i ilm iken bu Edirne şehrine seyâhatle gelüp bu medînede meks edüp bir cây-i karâr peydâ eylemeğe murâd edinüp râhı bu medreseye uğrar. Dersi‘âmından bir hücre taleb etdüğünde "Ey molla! Medresemizde ancak bir mu‘attal hücre vardır. Anı da ecinne kabz eylemişlerdir. Andan gayri hâlî hânemiz yokdur," dedikde Kemâl Paşazâde Ahmed Çelebi eydür: "Sultânım, ol hücreyi bize ihsân eyle. Cenâbınızdan teyemmünen ve teberrüken biraz ulûm görelim" dedikde müderris eydür. "Hoş monlam, dirîğ etmeziz, güzel buyurursunuz ammâ ol hücreye kim girdi ise sabahısı meyyiti taşra çıkar" dedikde Kemâl Paşazâde eydür, "Her çi bâd-âbâd, ol hücreyi bize sadaka edin" deyü ibrâm [u] ilhâh eder. Âhir dersi‘âm muztarîb kâm olup "İmdi molla! Âhiret hakkın helâl eyle" deyü hücrenin miftâhın mollaya verüp molla hücre bâbın Bismillah ile küşâde kılup postu üzre karâr eder. Ba‘de'l-ışâ bevvâbân ve müderris Kemâl Paşazâde'nin hücresi önüne âdet-i kadîmeleri üzre bir tenşûy ve bir tâbût u tancere ve gayri levâzımât-ı meyyiti âmâde olup muntazır olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157a ·
metinde göster ·
… . Biz hod henüz tâze süd ve hubz-i halûm tenâvül etmedeyiz" dedikde hemân Timur
muztarib-i
hâl ve bî-huzûr [u] bî-mecâl olup nefîr-i rıhletleri çalup azm-i diyâr-ı Rûm al …
Ba‘dehû sene 795 târîhinde Timur Şâh üç sene muhâsara edüp içinde mütehassın olan fecereler kal‘ayı Timur'a vermek sadedinde iken derûn-ı kal‘ada olan nisvân-ı sâhib-isyânlardan bir fertûte-i mekkâre kendüsü gibi kancık kelblerin südüyle tâze yoğurd ve tâze peynir yapup fağfûrî tabaklar ile taşrada Timur'a hedâyâ gönderüp eydür "Bizi muhâsara edüp ifnâ-yı vücûd edersin. Biz hod henüz tâze süd ve hubz-i halûm tenâvül etmedeyiz" dedikde hemân Timur muztarib-i hâl ve bî-huzûr [u] bî-mecâl olup nefîr-i rıhletleri çalup azm-i diyâr-ı Rûm alâ Yıldırım Bâyezîd Hân eder. İşte kal‘a-i Mardin'i bu yüzden ol mekkâre kelb südüyle halâs etmişdir. Ba‘dehû Âl-i Abbâsiyân'dan Sultân (---) bir hîle ile kal‘a-i Mardin'i Ermenîler destinden serîka edüp her tarafın imâr edüp kahkahâ-yı Kürdistân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210b ·
metinde göster ·
hâl olup "Selâm alanlar ileri gitsin", deyü fermân etdiklerinde asker-i bî-pâyâ …
Paşa ol şiddet-i hârdan ve izdihâm-ı benî Âdemden muztarr-ı hâl olup "Selâm alanlar ileri gitsin", deyü fermân etdiklerinde asker-i bî-pâyân "Taraf-ı Van" deyüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248a ·
metinde göster ·
… ng-i mütemâdî olur. Âhirü'l-emr Acem tarafına galebe müyesser olup İslâm askeri
muztaribü'l-hâl
ve'l-bâl kalırlar. Meğer hikmet-i hudâ yevm-i Cum‘a imiş. Hazret-i Ömer Medîne- …
Çünkim Hazret-i Risâlet-penâh dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye azm-i cinân etdikde hilâfet Hazret-i Ebâbekr'e intikâl edüp cemî‘i ümmet-i ashâb fırka fırka, boy boy olup her biri birer tarafa pârekende vü perîşân oldular. Çünkim ba‘de hicreti'n-Nebevî hilâfet sene 23 târîhinde Hazret-i Ömer'e müyesser olup Irâk-ı Acem'de ve Basra ve Kûfe ve Nihâvend'de kavm-i havâriciyân isyân u tuğyân etmeğe başladılar. Âhir-ı kâr Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretleri seksen bin asker-i Arab'a ashâb-ı güzînin güzîdesi Sâriye (---)(---) hazretlerin Nihâvend üzre gönderüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı bu‘d-ı merâhil ederek taht-ı Nihâvend cünûd-ı Havâriciyân-ı Acem ile kâmil yedi sâ‘at-i nücûmî ceng-i mütemâdî olur. Âhirü'l-emr Acem tarafına galebe müyesser olup İslâm askeri muztaribü'l-hâl ve'l-bâl kalırlar. Meğer hikmet-i hudâ yevm-i Cum‘a imiş. Hazret-i Ömer Medîne-i Münevvere'de minber üzre Arapça deyü hutbe okurken bâtın gözüyle görse kim Sâriye bozuluyor. Hemân hutbeyi bırağup minberde üç kerde "Yâ Sâriye ile'l-cebel!" deyü na‘ralar urur. Cümle cemâ‘at hayretde kalup yine Hazret-i Ömer hutbeye şürû‘ eder. Ba‘zı cemâ‘at "Ömer hutbede yanılup Sâriye serdârı andı. Ol ise beş aylık yolda kaldı." derler. Kimisi "Ömer ma‘tûh oldu ve hutbede halt etdi." derler. Câmi‘ içre bunun emsâli niçe kîl u kâl ederler. Ammâ sahâbe-i kirâmın âkıbet-endîşleri ve umûr-dîdeleri, "Bunda bir hikmet vardır." deyü Hazret-i Ömer'in "Yâ Sâriye ile'l-cebel!" kelâmın ol ân işâret ederler. Hazret-i Ömer fi'l-hakîka ol sâ‘at hutbe esnâsında de’b-i şerîfleri değilken iki kerre du‘â edüp "Elhamdülillah" deyü mesrûren minberden nüzûl edüp edâ-yı Cum‘a ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 308a ·
metinde göster ·
Ve celâlîlerin müte‘addid kimesnelerinden olanları i‘zâzen otak-ı nüh-tak içinde huzûrunda söylede söylede perrân-ı kelle etdirüp niçe kerre pâdişâhın üzerine kan sıçrayup hûnkârlığı icrâ ederdi. Serâperde-i Süleymânî önü hûn-ı benî Âdem'le tâ bu mertebe oldu kim birkaç günden cemî‘i çemenzâr lâle erguvân-vâr humret üzre olup hûn-ı benî Âdem koyun kanarasında akar gibi cereyân-ı seyl-i revân olduğundan bir müte‘affin bed râyiha hâsıl olup cümle hayme vü hargâhlarında sâkin olan erbâb-ı dîvânlar muztarib olduklarından mâ‘adâ bilâ-had ü lâ-add sinekler hûn-ı insân üzre megesler meks edüp hûn-âlûd oldukda haymelerde âsâyiş edenlerin üzerlerine sinekler konup herkesin esvâbı ve destârı münakkaş-ı hûn olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80a ·
metinde göster ·
… l‘a-i Lenadib'i muhâsara edüp bir yılda fethi müyesser olmayup guzât-ı müslimîn
muztarib-hâl
bî-mecâl olup avdet mahallinde iken Cenâb-ı Bârî yârî kılup,
Hazret-i Îsâ Nebî asrında Sırf krallarından Despot Kral binâsıdır. Niçe yüz mülûk eline girüp âhir-i kâr sene (---) târîhinde Sultân Murâd-ı Evvel fethidir. Be-dest-i Gâzî Mihal Beğzâde, İkiyürekli Ali Beğ yigirmi bin asker ile bu kal‘a-i Lenadib'i muhâsara edüp bir yılda fethi müyesser olmayup guzât-ı müslimîn muztarib-hâl bî-mecâl olup avdet mahallinde iken Cenâb-ı Bârî yârî kılup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 37a ·
metinde göster ·
… na varup karâr-dâde olurlar, ammâ derûn-ı Budin'de mahsûr olanlar kemâl mertebe
muztar[ib]-hâl
olup sademât-ı top-ı kûpdan 77a kal‘nın niçe yerden burc [u] bârûları rahnedâ …
Ammâ yigirminci gün Bosna ve Rûmeli ve Sadrıa‘zam Budin altına varup karâr-dâde olurlar, ammâ derûn-ı Budin'de mahsûr olanlar kemâl mertebe muztar[ib]-hâl olup sademât-ı top-ı kûpdan 77a kal‘nın niçe yerden burc [u] bârûları rahnedâr olup arabalar girecek kadar dîvârlar harâb u yebâb olmuşdu. Çünki Sadrıa‘zam İbrâhîm Paşa deryâ-misâl asker ile zîr-i kal‘ada meks etdiğin kal‘ada mahsûr olanlar görünce mürde cisimlerine tâze cân gelüp mürd olan kral askeri ve bizim muhâfazacı askerleri dâmen der-miyân edüp henüz cenge âheng edüp kal‘anın münhedim olan yerlerine şarampa[v]lar çatup içlerin rıhtım ile doldurup gece ve gündüz kâfire göz açdırmaz oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 76b–77a ·
metinde göster ·
… lar ile doldurup bir dahi küffâr bu nehr-i Yılkı Ten'den(?) kayıklarla geçmeyüp
muztarr-ı
hâl kaldı.
"Bu nehirden Urus-ı menhûs kayıklarıyla geçmesin" deyü vezîr-i a‘zam olan vezîr Süleymân Paşa bu Yılkı nehrin hâr u hâşâk dıraht-ı müntehâlar ile doldurup bir dahi küffâr bu nehr-i Yılkı Ten'den(?) kayıklarla geçmeyüp muztarr-ı hâl kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110a ·
metinde göster ·
… mek isteyüp hâs ve beyâz ekmek ve pişmiş kebâb verirlerdi, tâ bu mertebe küffâr
muztaribü'l-ahvâl
oldulardı.
Ve meterislerinde karâr-dâde olan kefereler bizim gâzîlere "Memet Beşe ve Amet Beşe ekmek var mı" deyü ekmek isteyüp hâs ve beyâz ekmek ve pişmiş kebâb verirlerdi, tâ bu mertebe küffâr muztaribü'l-ahvâl oldulardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300b ·
metinde göster ·
… kar. Hîn-i muhâsarada düşman ol Y 9b suyu zabt edüp ahâlî-i kal‘a susuzlukdan
muztarib-hâl
olmasınlar içün bu uyûn-ı zülâli kal‘a içine almak içün bu kal‘a binâ olunmuşdu …
Bu kal‘a-i cedîdin sebeb-i binâsı oldur kim bu kaya yerinde bir yalçın kaya altında bir değirmen yürüdür bir âb-ı hayât su kaynayup çıkar. Hîn-i muhâsarada düşman ol Y 9b suyu zabt edüp ahâlî-i kal‘a susuzlukdan muztarib-hâl olmasınlar içün bu uyûn-ı zülâli kal‘a içine almak içün bu kal‘a binâ olunmuşdur. Hâlâ yine yukaru kal‘adan bu suya enilir yollar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y9a–Y9b ·
metinde göster ·
… nâm mahalden Rûmeli askeri kûh-ı Elburz-misâl toprak sürüp küffâr bu hâli görüp
muztarib-hâl
olup "Kal‘anın sebeb-i fethi toprakdır" deyü ol fetihde hâzır kimesneler hikâye …
Ve cümle der ü dîvârları kaplıbağa-misâl iç tarafa eğridir. Top güllesi kayar. Değme hâl ile darabât-ı top isâbet etmez. Ancak Kızılkapu nâm mahalden Rûmeli askeri kûh-ı Elburz-misâl toprak sürüp küffâr bu hâli görüp muztarib-hâl olup "Kal‘anın sebeb-i fethi toprakdır" deyü ol fetihde hâzır kimesneler hikâyet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y114a ·
metinde göster ·
… dan sakb edüp o gârlar içre âteşler ve bârûdlar ilkâ ederek içindeki melâ‘înler
muztarib
olup emân ile ol gâr feth olup içinden çıkan mâl-ı Kârûn'u guzât-ı müslimîne ta …
Sene (---) târîhinde Ma‘ânoğlu'nun ba‘zı haşerâtları olan kavm-i Devrîrûzî [Dürzî] mâl-ı ganâyimleri ile kapanup Küçük Ahmed Paşa asker gönderüp ol cebel-i âlînin zirve-i a‘lâsından sakb edüp o gârlar içre âteşler ve bârûdlar ilkâ ederek içindeki melâ‘înler muztarib olup emân ile ol gâr feth olup içinden çıkan mâl-ı Kârûn'u guzât-ı müslimîne taksîm oldu. Aceb sa‘b kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y201b ·
metinde göster ·
… elbetde hâzır idi. Ve Mağrib-zemîn'de Sultân Ya‘kûb ile uhuvvetleşüp Selîm'den
muztar
olursa elli pâre kadırga ile Mağrib-zemîn'e firâr edüp bu kadar mâl-ı Kârûn ile …
Gavrî dahi başı tedârikine düşüp cemî‘i emvâl [ü] erzâkının götürmede hafîf, bahâda girân eşyâların İskenderiyye kal‘ası hazînesinde münderic edüp dahi etrâf bilâddan yedi yıl mukaddem mâl-ı Kârûn tahsîl edüp İskenderiyye'de hıfz edüp elli pâre kadırga dâ’imâ İskenderiyye'de elbetde hâzır idi. Ve Mağrib-zemîn'de Sultân Ya‘kûb ile uhuvvetleşüp Selîm'den muztar olursa elli pâre kadırga ile Mağrib-zemîn'e firâr edüp bu kadar mâl-ı Kârûn ile Mağrib'e varup anda istîlâ edüp yine Mısır üzre sefer ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y55b ·
metinde göster ·
… nzevî iken hikmet-i Hudâ Nîl bir sene taşmayup kaht [u] galâ olup ahâlî-i Mısır
muztarib
olup Sâdât'dan du‘â ricâ etdiklerinde bir kerre el açup du‘â edince bir yıldan …
Sene (---) târîhinde Şeyh Sâdât Mağrib'den Mısır'a gelüp münzevî iken hikmet-i Hudâ Nîl bir sene taşmayup kaht [u] galâ olup ahâlî-i Mısır muztarib olup Sâdât'dan du‘â ricâ etdiklerinde bir kerre el açup du‘â edince bir yıldan berü gelmeyen Nîl eyle gelüp vefâ eder kim hâlâ ol ândan berü Nîl ol günlerde gelüp vefâ eder. Ve ol mahalde Sultân (---) Sâdât'a ziyâfet edüp Mısır'ın nısfın ana temlîk eder. Anıniçün hâlâ Sâdât evlâdları bu mahalle gelüp du‘â edüp ziyâfet anıniçündür. Hakkâ ki ulu nesildir, sellemek yâ Ebü'n-nahsîs(?). Tarîk-ı Vefâ-yı (---) Ümmü'l-kıyâs şeyhleri ve üç yüz nefer Reddâd oğulları cümle Ümmü'l-kıyâs'da sâkin olurlar. Ve her gece Nîl-i mübârek ne kadar taşdı ise P 210a cümle Ümmü'l-kıyâs huddâmları ve şeyhleri (ve) bir yere gelüp bir tabak kâğıza sarı za‘ferân ile kaç parmak taşdığın tahrîr ederler. Ol hat budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y146a ·
metinde göster ·
olup hazrete niçe bin ihânetler etdiler. Âhirü'l-emr intikâm almada âciz olup h …
Kavm-i Kureyş kâfirleri Hazret-i Risâlet'in tulû‘ [u] zuhûrundan muztarib olup hazrete niçe bin ihânetler etdiler. Âhirü'l-emr intikâm almada âciz olup hîle ve şeytanata sâlik oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y238b ·
metinde göster ·
eş-Şeyh Ahmed-i Dâvûdî: Mahkeme câmi‘inin mihrâbı solunda Y 309b bir kubbede medfûndur. Hâlâ mutasarrıfînden ulu sultândır. Hattâ bir âdemin bir kimesnede hakkı olup beyyineye kâdir olmasa muztarib-i hâl oldukda şer‘a teklîf etmeyüp medyûn âdemi eş-Şeyh Ahmed-i Dâvûdî âsitânesine getürüp müdde‘î müdde‘in aleyhe yemîn teklîf edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y309a–Y309b ·
metinde göster ·
… bu büyük deve üzerimize bindi. Altımdan küçük deve firâr edüp ben deve altında
muztaribü'l-hâl
pür-melâl kaldım. Vâfir feza‘ u çeza‘ etdim. Hemân hâtırıma,
Anı gördüm, bir azîm orman içinden bir cemel-i kebîr zâhir olup hakîri kova kova derhâl yetişüp bindiğim küçük deve ile bu büyük deve üzerimize bindi. Altımdan küçük deve firâr edüp ben deve altında muztaribü'l-hâl pür-melâl kaldım. Vâfir feza‘ u çeza‘ etdim. Hemân hâtırıma,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y431b ·
metinde göster ·