… Nebî el açup du‘â etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ ol yalçın kızıl kaya şak olup bir
nâka
âşikâre olup sehel vakt içinde nâka vaz‘-ı haml edüp andan bir mahbûb köçecik t …
{Mu‘cize-i Hazret-i Sâlih aleyhis-selâm}: Hazret-i Sâlih Semûd kavmin îmâna da‘vet etmeğe me‘mûr olup aslâ îmân kabûl etmeyüp gûnâ-gûn mu‘cizeler istediler. Niçeleri "Şu karşuki kara kayadan bize bir deve çıkar, görelim ve yanına erkek deve gelmeden hâmile kalup andan bir köçek deve tevellüd eylesin. Dişi devenin südiyle kifâflanalım. Andan sana îmân getürelim" diye böyle niçe gûne mu‘cizeler istediler. Hemân ol demde Sâlih Nebî el açup du‘â etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ ol yalçın kızıl kaya şak olup bir nâka âşikâre olup sehel vakt içinde nâka vaz‘-ı haml edüp andan bir mahbûb köçecik tevellüd edüp kâmil otuz sene bu develer sahrâda otlayup südünü cümle Semûd kavmi 43a sağup kifâflanırlardı. Yine böyle iken "Yâ Sâlih, aceb üstâd-ı kâmil sehhâr imişsin kim şöyle kızıl kayadan bir deve çıkardın" deyü bir âdem îmâna gelmeyüp âhir dişi deveyi katl edüp du‘â-yı Sâlih Nebî ile yine kaya iki şakk olup devenin köçeği kaya içine girüp gâ’ib oldu. Hakîr Şâm râhıyla hacc-ı şerîfe gitdükde bu Nâka Kayası nâm mahalli görüp temâşâ etdik. Evc-i âsumâne kad çekmiş bir kızıl kayadır. Bi-emri Hayy [u] Kadîr ol kaya iki şak olup deve zâhir olduğu yer ve yine köçek deve girüp gâ’ib olduğu kaya yed-i kudret ile şak olduğu eyle nümâyândır kim, gûyâ üstâd-ı hakkâk Yemenî taşı ve silânı ve elması niçe hakkedüp musaykal u mücellâ ederse eyle berrak yarıklı kayadır ve iki cânibi dar boğaz semâya ser çekmiş kayalardır. Zamân-ı kadîmde bu mahalde kayadan kayaya bir bâb-ı azîm binâ olunup arz-ı Hicâz ile hudûd-ı Şâm bu kapu imiş. Hâlâ ol kapu yerleri mezkûr kayada nümâyândır. Ve bu kaya içre pinhân olan deve köşeğinin böğürdüğünün sadâsın huccâc-ı müslimînin develeri istimâ‘ edüp ol mahalden bir hatve ileri gitmek ihtimâli yokdur. Ol kayalar mâbeyninde deve üstühânlarından geçilmez bir dayyık mahaldir. Âhir-i kâr develerimiz bu Sâlih devesinin feza‘ [u] ceza‘ın bu kayalar mâbeyninde işitmesin deyü cümle Şâm huccâcı bu Nâka kayası dibine karîb geldikde yetmiş huccâc bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup sıyt [u] sadâ-yı gülbânk-ı Muhamedî'den dağlar güm güm gümleyüp cemî‘i halka dehşet ârız olup bu kayalar arasında niçe yüz bin tüfenkleri ve emîr-i huccâcın altı pâre topların üç nevbet bu kayalar mâbeyninde atup niçe bin develeri böyle feryâd-ı hây hûy ile ubûr etdirirler. Tâ huccâcın âhiri temâm olunca bu sadâ-yı Allah Allah kesilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42b–43a ·
metinde göster ·
… hi Te‘âlâ ol yalçın kızıl kaya şak olup bir nâka âşikâre olup sehel vakt içinde
nâka
vaz‘-ı haml edüp andan bir mahbûb köçecik tevellüd edüp kâmil otuz sene bu deve …
{Mu‘cize-i Hazret-i Sâlih aleyhis-selâm}: Hazret-i Sâlih Semûd kavmin îmâna da‘vet etmeğe me‘mûr olup aslâ îmân kabûl etmeyüp gûnâ-gûn mu‘cizeler istediler. Niçeleri "Şu karşuki kara kayadan bize bir deve çıkar, görelim ve yanına erkek deve gelmeden hâmile kalup andan bir köçek deve tevellüd eylesin. Dişi devenin südiyle kifâflanalım. Andan sana îmân getürelim" diye böyle niçe gûne mu‘cizeler istediler. Hemân ol demde Sâlih Nebî el açup du‘â etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ ol yalçın kızıl kaya şak olup bir nâka âşikâre olup sehel vakt içinde nâka vaz‘-ı haml edüp andan bir mahbûb köçecik tevellüd edüp kâmil otuz sene bu develer sahrâda otlayup südünü cümle Semûd kavmi 43a sağup kifâflanırlardı. Yine böyle iken "Yâ Sâlih, aceb üstâd-ı kâmil sehhâr imişsin kim şöyle kızıl kayadan bir deve çıkardın" deyü bir âdem îmâna gelmeyüp âhir dişi deveyi katl edüp du‘â-yı Sâlih Nebî ile yine kaya iki şakk olup devenin köçeği kaya içine girüp gâ’ib oldu. Hakîr Şâm râhıyla hacc-ı şerîfe gitdükde bu Nâka Kayası nâm mahalli görüp temâşâ etdik. Evc-i âsumâne kad çekmiş bir kızıl kayadır. Bi-emri Hayy [u] Kadîr ol kaya iki şak olup deve zâhir olduğu yer ve yine köçek deve girüp gâ’ib olduğu kaya yed-i kudret ile şak olduğu eyle nümâyândır kim, gûyâ üstâd-ı hakkâk Yemenî taşı ve silânı ve elması niçe hakkedüp musaykal u mücellâ ederse eyle berrak yarıklı kayadır ve iki cânibi dar boğaz semâya ser çekmiş kayalardır. Zamân-ı kadîmde bu mahalde kayadan kayaya bir bâb-ı azîm binâ olunup arz-ı Hicâz ile hudûd-ı Şâm bu kapu imiş. Hâlâ ol kapu yerleri mezkûr kayada nümâyândır. Ve bu kaya içre pinhân olan deve köşeğinin böğürdüğünün sadâsın huccâc-ı müslimînin develeri istimâ‘ edüp ol mahalden bir hatve ileri gitmek ihtimâli yokdur. Ol kayalar mâbeyninde deve üstühânlarından geçilmez bir dayyık mahaldir. Âhir-i kâr develerimiz bu Sâlih devesinin feza‘ [u] ceza‘ın bu kayalar mâbeyninde işitmesin deyü cümle Şâm huccâcı bu Nâka kayası dibine karîb geldikde yetmiş huccâc bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup sıyt [u] sadâ-yı gülbânk-ı Muhamedî'den dağlar güm güm gümleyüp cemî‘i halka dehşet ârız olup bu kayalar arasında niçe yüz bin tüfenkleri ve emîr-i huccâcın altı pâre topların üç nevbet bu kayalar mâbeyninde atup niçe bin develeri böyle feryâd-ı hây hûy ile ubûr etdirirler. Tâ huccâcın âhiri temâm olunca bu sadâ-yı Allah Allah kesilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42b–43a ·
metinde göster ·
… köçeği kaya içine girüp gâ’ib oldu. Hakîr Şâm râhıyla hacc-ı şerîfe gitdükde bu
Nâka
Kayası nâm mahalli görüp temâşâ etdik. Evc-i âsumâne kad çekmiş bir kızıl kayad …
{Mu‘cize-i Hazret-i Sâlih aleyhis-selâm}: Hazret-i Sâlih Semûd kavmin îmâna da‘vet etmeğe me‘mûr olup aslâ îmân kabûl etmeyüp gûnâ-gûn mu‘cizeler istediler. Niçeleri "Şu karşuki kara kayadan bize bir deve çıkar, görelim ve yanına erkek deve gelmeden hâmile kalup andan bir köçek deve tevellüd eylesin. Dişi devenin südiyle kifâflanalım. Andan sana îmân getürelim" diye böyle niçe gûne mu‘cizeler istediler. Hemân ol demde Sâlih Nebî el açup du‘â etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ ol yalçın kızıl kaya şak olup bir nâka âşikâre olup sehel vakt içinde nâka vaz‘-ı haml edüp andan bir mahbûb köçecik tevellüd edüp kâmil otuz sene bu develer sahrâda otlayup südünü cümle Semûd kavmi 43a sağup kifâflanırlardı. Yine böyle iken "Yâ Sâlih, aceb üstâd-ı kâmil sehhâr imişsin kim şöyle kızıl kayadan bir deve çıkardın" deyü bir âdem îmâna gelmeyüp âhir dişi deveyi katl edüp du‘â-yı Sâlih Nebî ile yine kaya iki şakk olup devenin köçeği kaya içine girüp gâ’ib oldu. Hakîr Şâm râhıyla hacc-ı şerîfe gitdükde bu Nâka Kayası nâm mahalli görüp temâşâ etdik. Evc-i âsumâne kad çekmiş bir kızıl kayadır. Bi-emri Hayy [u] Kadîr ol kaya iki şak olup deve zâhir olduğu yer ve yine köçek deve girüp gâ’ib olduğu kaya yed-i kudret ile şak olduğu eyle nümâyândır kim, gûyâ üstâd-ı hakkâk Yemenî taşı ve silânı ve elması niçe hakkedüp musaykal u mücellâ ederse eyle berrak yarıklı kayadır ve iki cânibi dar boğaz semâya ser çekmiş kayalardır. Zamân-ı kadîmde bu mahalde kayadan kayaya bir bâb-ı azîm binâ olunup arz-ı Hicâz ile hudûd-ı Şâm bu kapu imiş. Hâlâ ol kapu yerleri mezkûr kayada nümâyândır. Ve bu kaya içre pinhân olan deve köşeğinin böğürdüğünün sadâsın huccâc-ı müslimînin develeri istimâ‘ edüp ol mahalden bir hatve ileri gitmek ihtimâli yokdur. Ol kayalar mâbeyninde deve üstühânlarından geçilmez bir dayyık mahaldir. Âhir-i kâr develerimiz bu Sâlih devesinin feza‘ [u] ceza‘ın bu kayalar mâbeyninde işitmesin deyü cümle Şâm huccâcı bu Nâka kayası dibine karîb geldikde yetmiş huccâc bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup sıyt [u] sadâ-yı gülbânk-ı Muhamedî'den dağlar güm güm gümleyüp cemî‘i halka dehşet ârız olup bu kayalar arasında niçe yüz bin tüfenkleri ve emîr-i huccâcın altı pâre topların üç nevbet bu kayalar mâbeyninde atup niçe bin develeri böyle feryâd-ı hây hûy ile ubûr etdirirler. Tâ huccâcın âhiri temâm olunca bu sadâ-yı Allah Allah kesilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42b–43a ·
metinde göster ·
… nin feza‘ [u] ceza‘ın bu kayalar mâbeyninde işitmesin deyü cümle Şâm huccâcı bu
Nâka
kayası dibine karîb geldikde yetmiş huccâc bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a re …
{Mu‘cize-i Hazret-i Sâlih aleyhis-selâm}: Hazret-i Sâlih Semûd kavmin îmâna da‘vet etmeğe me‘mûr olup aslâ îmân kabûl etmeyüp gûnâ-gûn mu‘cizeler istediler. Niçeleri "Şu karşuki kara kayadan bize bir deve çıkar, görelim ve yanına erkek deve gelmeden hâmile kalup andan bir köçek deve tevellüd eylesin. Dişi devenin südiyle kifâflanalım. Andan sana îmân getürelim" diye böyle niçe gûne mu‘cizeler istediler. Hemân ol demde Sâlih Nebî el açup du‘â etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ ol yalçın kızıl kaya şak olup bir nâka âşikâre olup sehel vakt içinde nâka vaz‘-ı haml edüp andan bir mahbûb köçecik tevellüd edüp kâmil otuz sene bu develer sahrâda otlayup südünü cümle Semûd kavmi 43a sağup kifâflanırlardı. Yine böyle iken "Yâ Sâlih, aceb üstâd-ı kâmil sehhâr imişsin kim şöyle kızıl kayadan bir deve çıkardın" deyü bir âdem îmâna gelmeyüp âhir dişi deveyi katl edüp du‘â-yı Sâlih Nebî ile yine kaya iki şakk olup devenin köçeği kaya içine girüp gâ’ib oldu. Hakîr Şâm râhıyla hacc-ı şerîfe gitdükde bu Nâka Kayası nâm mahalli görüp temâşâ etdik. Evc-i âsumâne kad çekmiş bir kızıl kayadır. Bi-emri Hayy [u] Kadîr ol kaya iki şak olup deve zâhir olduğu yer ve yine köçek deve girüp gâ’ib olduğu kaya yed-i kudret ile şak olduğu eyle nümâyândır kim, gûyâ üstâd-ı hakkâk Yemenî taşı ve silânı ve elması niçe hakkedüp musaykal u mücellâ ederse eyle berrak yarıklı kayadır ve iki cânibi dar boğaz semâya ser çekmiş kayalardır. Zamân-ı kadîmde bu mahalde kayadan kayaya bir bâb-ı azîm binâ olunup arz-ı Hicâz ile hudûd-ı Şâm bu kapu imiş. Hâlâ ol kapu yerleri mezkûr kayada nümâyândır. Ve bu kaya içre pinhân olan deve köşeğinin böğürdüğünün sadâsın huccâc-ı müslimînin develeri istimâ‘ edüp ol mahalden bir hatve ileri gitmek ihtimâli yokdur. Ol kayalar mâbeyninde deve üstühânlarından geçilmez bir dayyık mahaldir. Âhir-i kâr develerimiz bu Sâlih devesinin feza‘ [u] ceza‘ın bu kayalar mâbeyninde işitmesin deyü cümle Şâm huccâcı bu Nâka kayası dibine karîb geldikde yetmiş huccâc bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup sıyt [u] sadâ-yı gülbânk-ı Muhamedî'den dağlar güm güm gümleyüp cemî‘i halka dehşet ârız olup bu kayalar arasında niçe yüz bin tüfenkleri ve emîr-i huccâcın altı pâre topların üç nevbet bu kayalar mâbeyninde atup niçe bin develeri böyle feryâd-ı hây hûy ile ubûr etdirirler. Tâ huccâcın âhiri temâm olunca bu sadâ-yı Allah Allah kesilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42b–43a ·
metinde göster ·
Mu‘cize-i enbiyâ bir kaya-yı bâlâdır. Hazret-i Sâlih asrında bu kaya içre
Nâka
gâ’ib olunca Cenâb-ı Bârî tarafından Hazret-i Sâlih'e hâtif-i Rabbânî ile "Yâ S …
Mu‘cize-i enbiyâ bir kaya-yı bâlâdır. Hazret-i Sâlih asrında bu kaya içre Nâka gâ’ib olunca Cenâb-ı Bârî tarafından Hazret-i Sâlih'e hâtif-i Rabbânî ile "Yâ Sâlih! Rûh ile'ş-Şâm!" emri olunca Hazret-i Sâlih Şâm tarafına gitdikde Cenâb-ı Rabbi'l-İzzet bu kavm-i Semûd'a bir ra‘d u berk u sâ’ika azâbın verüp cümle kavm-i Semûd ol sayhadan zehreleri çâk ve dâr-ı karârları zîr-i hâk olup cümle kayalarda oyulmuş mağara evleri münhedim olup hâlâ cemî‘i kapularının üst eşikleri ve kayadan oyulmuş tavanları ve yükleri ve dollâbları cümle ka‘r-ı zemîne geçüp kimi baş aşağı, kimi yan bigi yatar kâ‘alar ve sarâylar var kim cümle Şâm huccâcı bu şehr-i Semûd içinden geçdikde temâşâ edüp gazabullah ne idiğün görüp Hûdâ-yı bîçûndan havf etmeleri ziyâde olur, ibret-nümâ harâbistândır. Andan Hazret-i Sâlih bu Akka şehrine gelüp sene (---) mu‘ammer olup merhûm oldukda bu hâk-i pâkde defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Gerçi bir binâ-yı azîm âsitânesi yokdur ammâ yine fukarâ-yı râ‘îden yedi sekiz nefer türbedârları ve hüddâmları vardır. Ammâ bu âsitâneyi dahi kum gark etmededir. Her sene cemî‘i şehir halkı cem‘ olup Hazret-i Sâlih'in rûh-ı şerîfinden istimdâd taleb edüp niçe kerre yüz bin arka yükü rimâli deryâya döküp kabr-i Hazret-i Sâlih'i tathîr ederler. Hakîr dahi hizmetimiz sebkat etsin içün dâmenimle niçe kerre kum taşıyup deryâya ilkâ edüp rûh-ı Sâlih Nebî içün bir Yâsîn-i Şerîf tilâvet edüp ziyâret-i vedâ‘ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a ·
metinde göster ·
kayası kurbünde Hazret-i Hûd şehri ki hâlâ yere geçmiş kayalardır. Ol kayalarda …
Hikmet-i Hudâ anlara cemî‘i kûh-ı seng-i hârâlar musahhar imiş kim Van kayaların peynir gibi oyup mağaralar etmişlerdir kim her gâra bin aded asker-i çapur girse gâ’ib olur. Hücre hücre kâ‘a kâ‘a dîvânhâneler var kim anlarda olan hendese üzre atabeleri zîh zîh pervâzlı ve hurde tasarruflu taşlardan oyma dollâb ve kilvî ve medüne ve raf sergenler var kim şimdiki asrın üstâdları ana bir tîşe urmada âcizlerdir. Ve cümle mün‘im ve maldâr kavm imişler kim kubbe ve tavân yerlerine ve kemerlerine varak altunu gûyâ elleriyle sığamışlar. Böyle gâr-ı münakkaş ibret-nümûn bir diyârda yokdur. İllâ Şâm yoluyla hacc-ı şerîfe giderken Hazret-i Sâlih'e kayadan bi-emrillah köçeğiyle deve çıkdığı Nâka kayası kurbünde Hazret-i Hûd şehri ki hâlâ yere geçmiş kayalardır. Ol kayalarda dahi Van kayası mağaraları gibi gâr-ı garîbler vardır. Ammâ bu Van'ın gârları anlardan büyükdür ve musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249a ·
metinde göster ·
… diler. Paşa söyledüp haps edüp gelen guzâta yigirmişer altun ihsân edüp giderek
Nâka
boğazı kumsalına varıldıkda,
"Müjde Sultânım. Bir kaç kelle ve dil geliyor. Hayli ceng etdik. Arab boğazı almadan biz vardık. Meğer anlar huccâcı iki günden sonra gelir mülâhazasıyla ba‘zı derelerde hınzîr gibi yatırlarmış. Bir hayli ceng edüp münhedimen firâr etdiler" deyince ol gâzîlerden altı kelle ve üç dil getirdiler. Paşa söyledüp haps edüp gelen guzâta yigirmişer altun ihsân edüp giderek Nâka boğazı kumsalına varıldıkda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y269b ·
metinde göster ·
kayası demenin vech-i tesmiyesi oldur kim Hazret-i Sâlih bu mahalde sâkin idi. …
Evsâf-ı [[(---) (---)]]: Bu kûh-ı bâlâya Nâka kayası demenin vech-i tesmiyesi oldur kim Hazret-i Sâlih bu mahalde sâkin idi. Semûd kavmine ba‘s olunmuşdu (---)(---). Da‘vetin aslâ kabûl etmezlerdi. Bir gün cümle münkirîn bir yere gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270a ·
metinde göster ·
… l sayhadan zehreleri çâk ve cân ber-cehennemest dâr-ı karârları zîr-i hâk oldu.
Nâka
kayası demenin sebebi oldur. Cemî‘i kütüb-i tevârîhde bu hikâye tafsîlen tahrîr …
Hazret dahi Cenâb-ı Bârî'ye niyâz edüp murâdları üzre (---)(---)(---) deve köçeğiyle zâhir oldu. Ve otuz sene sahrâda otlayup cümle halk südün sağarlardı. Ve yine bir kimesne îmâna gelmeyüp Q 112b dişi deveyi katl etdiler. Ve köçeği bi-emrillâh tulû‘ etdüği kayaya girüp ra‘d-vâr gürledüğünden Cenâb-ı Bârî ol köçekden bir sayha-i sâ‘ika çıkardı kim her kim işitdi ise ol sayhadan zehreleri çâk ve cân ber-cehennemest dâr-ı karârları zîr-i hâk oldu. Nâka kayası demenin sebebi oldur. Cemî‘i kütüb-i tevârîhde bu hikâye tafsîlen tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270a ·
metinde göster ·
Andan Nâka boğazın ubûr edüp Mekke ve Medîne hudûduna kadem basdık. Nâka boğazından şimâle şâm hudûdudur, tamâm oldu. Hakîkatü'l-hâl Nâka kayası hudûddur, zîrâ şâm'dan 19 konak bu mahalle gelince yokuşa meyyâl gidilirdi. Ammâ Nâka kayasından cânib-i kıbleye enişe meyyâl gidilirdi. Hakkâ ki Nâka kayası a‘lâ hudûddur. Selefde Mısır pâdişâhları bu mahalle bir demir kapu yapup hudûd etmiş. Hâlâ yine Mısır hudûdudur. Zîrâ Mısır'a kankı pâdişâh mutasarrıf ise Mekke ve Medîne dahi anın hükmündedir. Zîrâ Mısır'dan Süveys deryâsı ile Mekke iskelesi Cidde'dir. Ve Medîne-i münevvere iskelesi Yenbû‘'a bin mîl bir körfez şab deryâsıdır kim Mekke ve Medîne'ye gılâl Mısır'dan bu deryâ ile gelüp ganîmet eder. Eğer Mısır olmasa Hicâz ve Tâ’if kavmi cû‘dan helâk olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270b ·
metinde göster ·
Andan Nâka boğazın ubûr edüp Mekke ve Medîne hudûduna kadem basdık. Nâka boğazından şimâle şâm hudûdudur, tamâm oldu. Hakîkatü'l-hâl Nâka kayası hudûddur, zîrâ şâm'dan 19 konak bu mahalle gelince yokuşa meyyâl gidilirdi. Ammâ Nâka kayasından cânib-i kıbleye enişe meyyâl gidilirdi. Hakkâ ki Nâka kayası a‘lâ hudûddur. Selefde Mısır pâdişâhları bu mahalle bir demir kapu yapup hudûd etmiş. Hâlâ yine Mısır hudûdudur. Zîrâ Mısır'a kankı pâdişâh mutasarrıf ise Mekke ve Medîne dahi anın hükmündedir. Zîrâ Mısır'dan Süveys deryâsı ile Mekke iskelesi Cidde'dir. Ve Medîne-i münevvere iskelesi Yenbû‘'a bin mîl bir körfez şab deryâsıdır kim Mekke ve Medîne'ye gılâl Mısır'dan bu deryâ ile gelüp ganîmet eder. Eğer Mısır olmasa Hicâz ve Tâ’if kavmi cû‘dan helâk olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270b ·
metinde göster ·
kayası hudûddur, zîrâ şâm'dan 19 konak bu mahalle gelince yokuşa meyyâl gidilir …
Andan Nâka boğazın ubûr edüp Mekke ve Medîne hudûduna kadem basdık. Nâka boğazından şimâle şâm hudûdudur, tamâm oldu. Hakîkatü'l-hâl Nâka kayası hudûddur, zîrâ şâm'dan 19 konak bu mahalle gelince yokuşa meyyâl gidilirdi. Ammâ Nâka kayasından cânib-i kıbleye enişe meyyâl gidilirdi. Hakkâ ki Nâka kayası a‘lâ hudûddur. Selefde Mısır pâdişâhları bu mahalle bir demir kapu yapup hudûd etmiş. Hâlâ yine Mısır hudûdudur. Zîrâ Mısır'a kankı pâdişâh mutasarrıf ise Mekke ve Medîne dahi anın hükmündedir. Zîrâ Mısır'dan Süveys deryâsı ile Mekke iskelesi Cidde'dir. Ve Medîne-i münevvere iskelesi Yenbû‘'a bin mîl bir körfez şab deryâsıdır kim Mekke ve Medîne'ye gılâl Mısır'dan bu deryâ ile gelüp ganîmet eder. Eğer Mısır olmasa Hicâz ve Tâ’if kavmi cû‘dan helâk olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270b ·
metinde göster ·
… udûddur, zîrâ şâm'dan 19 konak bu mahalle gelince yokuşa meyyâl gidilirdi. Ammâ
Nâka
kayasından cânib-i kıbleye enişe meyyâl gidilirdi. Hakkâ ki Nâka kayası a‘lâ hu …
Andan Nâka boğazın ubûr edüp Mekke ve Medîne hudûduna kadem basdık. Nâka boğazından şimâle şâm hudûdudur, tamâm oldu. Hakîkatü'l-hâl Nâka kayası hudûddur, zîrâ şâm'dan 19 konak bu mahalle gelince yokuşa meyyâl gidilirdi. Ammâ Nâka kayasından cânib-i kıbleye enişe meyyâl gidilirdi. Hakkâ ki Nâka kayası a‘lâ hudûddur. Selefde Mısır pâdişâhları bu mahalle bir demir kapu yapup hudûd etmiş. Hâlâ yine Mısır hudûdudur. Zîrâ Mısır'a kankı pâdişâh mutasarrıf ise Mekke ve Medîne dahi anın hükmündedir. Zîrâ Mısır'dan Süveys deryâsı ile Mekke iskelesi Cidde'dir. Ve Medîne-i münevvere iskelesi Yenbû‘'a bin mîl bir körfez şab deryâsıdır kim Mekke ve Medîne'ye gılâl Mısır'dan bu deryâ ile gelüp ganîmet eder. Eğer Mısır olmasa Hicâz ve Tâ’if kavmi cû‘dan helâk olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270b ·
metinde göster ·
kayası a‘lâ hudûddur. Selefde Mısır pâdişâhları bu mahalle bir demir kapu yapup …
Andan Nâka boğazın ubûr edüp Mekke ve Medîne hudûduna kadem basdık. Nâka boğazından şimâle şâm hudûdudur, tamâm oldu. Hakîkatü'l-hâl Nâka kayası hudûddur, zîrâ şâm'dan 19 konak bu mahalle gelince yokuşa meyyâl gidilirdi. Ammâ Nâka kayasından cânib-i kıbleye enişe meyyâl gidilirdi. Hakkâ ki Nâka kayası a‘lâ hudûddur. Selefde Mısır pâdişâhları bu mahalle bir demir kapu yapup hudûd etmiş. Hâlâ yine Mısır hudûdudur. Zîrâ Mısır'a kankı pâdişâh mutasarrıf ise Mekke ve Medîne dahi anın hükmündedir. Zîrâ Mısır'dan Süveys deryâsı ile Mekke iskelesi Cidde'dir. Ve Medîne-i münevvere iskelesi Yenbû‘'a bin mîl bir körfez şab deryâsıdır kim Mekke ve Medîne'ye gılâl Mısır'dan bu deryâ ile gelüp ganîmet eder. Eğer Mısır olmasa Hicâz ve Tâ’if kavmi cû‘dan helâk olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270b ·
metinde göster ·
İbtidâ bu şehri Hazret-i Hûd binâ etdi, Ebyâr-ı Sâlih yanındaki şehri mezkûr
Nâka
kayasındaki köçek sayhasından şehri harâb olup bu Ulâ şehrin Hûd Nebî binâ etdi …
İbtidâ bu şehri Hazret-i Hûd binâ etdi, Ebyâr-ı Sâlih yanındaki şehri mezkûr Nâka kayasındaki köçek sayhasından şehri harâb olup bu Ulâ şehrin Hûd Nebî binâ etdi. Ba‘dehu sene 358 târîhinde Âl-i Fâtımiyyûn'dan Halîfe Mu‘izzüddîn Mısır hâkimi iken bu kal‘ayı müceddeden binâ edüp şehri amâr etdi. Hâlâ Mısır eyâleti hükmünde şerîfin zabt-ı tasarrufunda Medîne-i münevvere mollâsının niyâbeti hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y272b ·
metinde göster ·
… de Mekke-i mükerremenin minâreleri zâhir olunca cümle asâkir-i İslâm atından ve
nâka
ve heccânından enüp ta‘zîmen ve te’eddüben piyâde yürüyüp "Lebbeyk allâhümme le …
Andan Mu‘allâ karâfesi içinden ubûr ederken sûre-i Elhâkümü't-tekâsür tilâvet ederek ubûr oluna. Zîrâ bu mezâristân içre niçe bin Sahâbe-i kirâm ve evlâd-ı zevi'l-ihtirâm ve niçe bin şürefâ-yı enâm medfûndur. Ammâ bu mahalde Mekke-i mükerremenin minâreleri zâhir olunca cümle asâkir-i İslâm atından ve nâka ve heccânından enüp ta‘zîmen ve te’eddüben piyâde yürüyüp "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" deyü telbiye etmek müstahabdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y313a ·
metinde göster ·
… ubbe-i Nâkatullâh deyü ziyâret-i ünâsdır. Niçe kerre müşâhede olunmuşdur kim bu
nâka
kabri içinden deve gürüldüsü istimâ‘ olunur, deyü şehâdet etdiler. Ve ol sene H …
Azîz hazretleri deveyi kendü mübârek elleri ile emânetullâhdır, deyü gasl edüp defn eder. Ba‘dehu üzerine bir kubbe ederler, hâlâ kubbe-i Nâkatullâh deyü ziyâret-i ünâsdır. Niçe kerre müşâhede olunmuşdur kim bu nâka kabri içinden deve gürüldüsü istimâ‘ olunur, deyü şehâdet etdiler. Ve ol sene Hazret-i İbn Zeyn dahi rûh-ı şerîfin Hakk'a teslîm edüp Hazret-i Risâlet'in livâsı tahtında haşr olmağa azîmet etdi, kuddise sırruhu'l-azîz. Bu menâkıb karîbü'l-ahddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y299b ·
metinde göster ·
… lemisk ve pânzehir ve aynü's-semek makûlesi taşlar ile mâl-â-mâl. Ve bir tâvûsî
nâka
getirdiler kim gûyâ bir hûrî idi, lahm [u] şahmı yerinde gûyâ Burâk-ı Refref id …
Ertesi gün râh hedâyâları yürüdü. Evvelâ yigirmi deve yükü arpa ve darı ile mülemma‘ baksumât misilli yenice pişmiş ekmek ve elli sindiyân Zengî mızrak ve yigirmi fîl kalkanı ve yigirmi çift fîl dişi ve on çift gergerdân şâhası ve bir izâr keler derisi ve bir izâr alaca misk kedisi derisi. Ve on kız ve on gulâm-ı Habeşî, ellerinde birer kutu ile geldiler, her kutuda amber ü misk ve seylân u akîk ve zeberced ve kallemisk ve pânzehir ve aynü's-semek makûlesi taşlar ile mâl-â-mâl. Ve bir tâvûsî nâka getirdiler kim gûyâ bir hûrî idi, lahm [u] şahmı yerinde gûyâ Burâk-ı Refref idi. Ve taht-ı hükûmetinde olan kılâ‘ hâkimlerine rüsûmlar verdi. Bu kadar ihsânları alup kabûl etdik,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y418a ·
metinde göster ·
… âka-i Sâlih kayası yanında bir şehr binâ edüp anda sâkin oldu. Hâlâ Şâm huccâcı
Nâka
kayası kurbunda şehr-i Hûd'a konarlar. Melik Kıft'dan sonra devlet Eşmûn'a nakl …
Ve melik Kıft dörd yüz seksen sene tahakküm edüp merhûm olup Hazret-i Hûd Melik Kıft'ın na‘şını Ehrâm'da defn edüp Hûd Nebî Medîne yanında Vâdi'l-kurâ kurbunda Nâka-i Sâlih kayası yanında bir şehr binâ edüp anda sâkin oldu. Hâlâ Şâm huccâcı Nâka kayası kurbunda şehr-i Hûd'a konarlar. Melik Kıft'dan sonra devlet Eşmûn'a nakl edüp Eşmûn şehrin ve bu Elvâh-ı Kebîr şehrin karındaşım binâsıdır, deyü dahi ziyâde amâr etdi. Hâlâ Elvâh'ın ba‘zı harâbistânında Melik Kıft ve Melik Eşmûn binâlarında Kıbtî hattıyle târîhleri vardır. Bu fânî pîrezen dünyâ niçe dâmâddan gerü kalup âhir ba‘de'l-feth-i Mısır Amr ibnü'l-Âs fethidir, ba‘dehu Çerâkese destinden âl-i Osmân fethidir be-dest-i Hayra Beğ Paşa.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y448b ·
metinde göster ·