kelb bu vilâyet-i Maskov'da ol kadar büyüyüp semîn ve cesîm oldu kim gûyâ vilây …
Hikmet-i Bârî Palu nâm samson kelb bu vilâyet-i Maskov'da ol kadar büyüyüp semîn ve cesîm oldu kim gûyâ vilâyet-i Sivas'da şehr-i Merzivan'ın ve diyâ[r-ı] Mısır'da Circe şehrinin hımârları kadar mefret kelb oldu. Hattâ bulûğuna ermemiş bir gulâmım her bâr bu Palu nâm kelbe binüp bî-bâk ü bî-pervâ bir sâ‘at kadar götürürdü. Kaçan kelb yorulsa hemân yatırdı. Ve oğlan yine atına süvâr olurdu, ya‘nî tâ bu mertebe d[ız]man kaplan kadar kelb-i mu‘allem olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181b ·
metinde göster ·
… t bırağınca hemân Palu nâm kelbin boğazından haltasın alup Hüna samson ve Çakır
nâm samson
bir kerre bu atlı Tatarlara arslan gibi hamle edince Tatarlar bizim üstümüze ge …
Hemân ol ân yedi aded Tatar-ı Noğay-ı bed-rây ellerinde dal-tîğ uryân olup üzerlerimize at bırağınca hemân Palu nâm kelbin boğazından haltasın alup Hüna samson ve Çakır nâm samson bir kerre bu atlı Tatarlara arslan gibi hamle edince Tatarlar bizim üstümüze gelmeğe rehâ bulamayup biz dahi atlara süvâr olup kol tüfengleriyle Tatarlar üzre varup "Bire oş Palu, kış kış" deyü köpekleri kışkır[d]ınca azamet-i Hudâ hemân Palu kelb ve Hüna ve Çakır ve Şakı ve Cünbî nâm zağarlar dahi Tatarın atlarına sarılup Tatarları atları yere urup ân-ı vâhidde üç aded Tatarları köpekler pâre pâre ve rîze rîze [edüp] yedi Tatarın dördü firâr ederken gece olmak ile anlar da atlarından tekerlenüp ser-nigûn olup Hindî Baba Mansûr ileri varup piyâde olan Tatarların birini teberiyle pâre pâre edüp bizler dahi öbürlerine yetişüp gulâmlar anları dahi temizleyüp dördünün dahi atların şikâr alup atların köpekler yeyüp pâre pâre edüp bırakdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 182a ·
metinde göster ·
… klarında buz üzre yürümeğe tırnakları tutmadıkda hemân bu hakîrin Palu ve Çakır
nâm samson
kelblerim bu hınzîrlar ile ceng edüp yedisini de samsonlar pâre pâre edüp elçin …
Üzengilik suyu: Azak denizinden bölünüp girme bir sazlı ve kamışlı yerde zehr-i mâr sulu yerdir. Bu mahalde sazlık içinden sekiz dâne hınzîrlar asker üzre hücûm edüp niçe atları zahm-dâr etdiler, ammâ her biri Marzivan eşeği kadar var idi. Guzât-ı müslimîn bunlara tîr bârân edüp Azak deryâsı buzu üstüne çıkdıklarında buz üzre yürümeğe tırnakları tutmadıkda hemân bu hakîrin Palu ve Çakır nâm samson kelblerim bu hınzîrlar ile ceng edüp yedisini de samsonlar pâre pâre edüp elçinin imdâd gönderdiği Maskov kefereleri domuzları yeyüp gûyâ Kızılyumurta ıydı etdiler. Ba‘dehu bu Üzengilikden kalkup yine taraf-ı kıbleye gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·