İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

nûş eden

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
80
isabet
78 cümle/beyitte
29,6
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
38 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi8032,7

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Bağlamlar 1–50 / 80

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“nûş eden” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 18b … ni'de tîn-i mahtûm gibi bir râyiha-i tayyibesi vardır. Andan bir kerre âb-ı nâb nûş eden gûyâ âb-ı hayât nûş etmiş olur. Ve,
EÇS I 19a … ar ve sifâller îcâd ederler. Ammâ hukemâ kavlince bu hâkin kûzesinden âb-ı sâfî nûş eden renc-i bâsûr-ı demevîden halâs olur, kerrât ile tecrübe olunmuşdur. Ve,
EÇS I 106b … Türbe-i münevveri içre bir sebîlhânesi ve bir çâh-ı mâsı var, sebîl-i Necâtîden nûş eden necât bulur. Seng-i mezârında Karahisârî hattıyla dâmâdı Sehî Beğ güftesiyle tâ …
EÇS I 160b "Sakkâ, sebîl, sebîl içene rahmet, sebîl" diyerek âb-ı hayât bezl ederler. Nûş eden cânlara "Cân u gönülden sahhan ve âfiyen" derler. Ba‘zılar,
EÇS I 212b–213a … zkûr tatlı bozacılar meşhûr-ı âfâklardır kim beyâz üstü kaymaklı bozalardır kim nûş eden hayât bulur.
EÇS I 213a … ı ve pirinc subyası ve Kırım maksımasın leyle-i ramazânlarda kuvâ-yı beden içün nûş eden e’imme ve hutebâ ve meşâyihâne teba‘iyyeten nûş etmişizdir, aslâ sekri yok bir …
EÇS I 214b … s-ı kâtı‘la katresi harâmdır, ammâ hukemâ kavlince mel‘ûna rûh-ı sânî demişler. Nûş eden cânların cânına cân verüp bî-cân iken şîrâne ve cünbüş-i merdâne etmeğe başlayu …
EÇS II 226b–227a … i atşâna Cebel-i Ruhbânın billûr-misâl buzundan yah pâreli âb-ı hayât bezl edüp nûş eden cânlara sebilhâneciler Arapça âyetin okurlar. Mükellef ve müzeyyen sebîlhâne- …
EÇS II 227a–227b … . Amma suyu cereb marazına ve cüzzâm zahmetine girüp ve âbından 227b kırk gün nûş eden miskîn kırk yıllık cüzzâmdan bi-emrillah halâs olup rîş [u] mûyları kemâkân yer …
EÇS II 286a … b olur." demişler. Ve Ca‘fer-i Sâdık'dan mervîdir kim "Âb-ı Furât'dan bir kerre nûş eden üç veya yedi kerre nûş eder ve azîmü'l-berekâtdır", deyü medh ederler. Eğer ünâ …
EÇS II 287b … nisvâna suyu gâyet nâfi‘dir. Cennetbınarı ismiyle müsemmâ bir bınarı Temmûz'da nûş eden Arapça âyetin {fehm eder}
EÇS II 345b … şhûr bir beyâz mermerden bir âb-ı hayât-ı yah-pâre ayn-ı zülâl cereyân eder kim nûş eden cânlar hayât-ı câvidân bulur. Hikmet-i Hudâ bu kim yah-pâre su ile mâ’-i germâb …
EÇS III 7a … yet nâfi‘dir. Parmakda hâtem makûlesi sîm-i hâlisi sarı elvân eder. Âb-ı nâbdan nûş eden yerekan zahmetinden cereb ü cüzzâmdan halâs olur, memdûh-ı âlem bir germâbdır. …
EÇS III 17b Beni bir kerre nûş eden ricâle / Şefâ‘at ile yalvar Zü'l-celâle / Bu şevk ile tamâm etdi figânı / Hemân …
EÇS III 23b–24a … er" dedikde Hazret-i Alî: "Senin adın âsî olsun. Benî Âdem senden intifâ‘ görüp nûş eden hayât bulsun" deyüp Gülbin cebeli dibinde Hazret-i Alî nûş edüp ve Düldül'ün su …
EÇS III 38b Hâssa-i sânî: Girüp nûş eden hummâ-yı rub‘dan ve hummâ-yı muhrikden halâs olur. Hikmet bu kim bu havz-ı azîm …
EÇS III 56b … tar-ı rahmet yağar. Hattâ bir mâ’-i nazargâh-ı Hayy [u] Kadîr'dir kim bir katre nûş eden hayât bulur.
EÇS III 57a Hâssa-i âhar: Kırk gün nûş eden kırk gûne emrâz-ı muhtelifeden halâs olup vücûdu dürr-i beyz-âsâ ola.
EÇS III 57a Hâssa-i diğer: Üç sabâh nûş eden mekirden ve sevdâdan ve mâlihulyâdan ve havf [u] haşyetden berî olup hâlis ayâr …
EÇS III 83b … p üç amel eder bir fincân dahi nûş edene üç amel eder. Bu tertîb üzre on filcân nûş eden kaviyyü'l-bünye âdeme kâmil otuz amel eder. Ba‘zı âdeme istifrâğ etdirüp tahamm …
EÇS III 88b Miskin gölü: Nûş eden cüzâmdan halâs ola. Ve,
EÇS III 88b Muhannes gölü: Elbette nûş eden korkak olur. Ve,
EÇS III 88b Cebbâr gölü: Nûş eden benî Âdem ve hayvânât bî-rahm olur.
EÇS III 88b İçme gölü: Üç kerre nûş eden on beş kerre müshil şerbet içmiş kadar amel edüp hekîm şerbetine muhtâc olmayup …
EÇS III 88b Salbaş gölü: Bir kaç kerre nûş eden başı salbaş olur. Ve
EÇS III 88b Aynü'l-hayât gölü: Elbette yedi kerre nûş eden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeden halâs olup tendürüst olur.
EÇS III 89a Hatun gölü: Nûş eden kısır nisvân-ı sâhib isyân bi-emrillâh hâmile kalup cimâ‘ı lezîz ola. Ve
EÇS III 89a Sindibân gölü: Her bâr nûş eden bed ahlâk olup gazûb u lecûc ola. Ve
EÇS III 95a–95b … akları olur. İkisin bir hımâra tahmîl ederler. Anın içinden bir katre mâ-i sâfî nûş eden âb-ı hayât nûş etmiş olur. Diyâr-ı Hind'e hedâyâ götürürler. Kûze-i sanavber de …
EÇS III 114a Çünki çeşme oldu ayn-ı câriye / Nûş eden yârâna sıhhan âfiye, sene 953.
EÇS III 140a–140b … kmet-i Hakîm-i Mutlak zikr olunan emrâz-ı muhtelifelerden halâs olur ve her bâr nûş eden ishâlden ve zâtü'l-cenbden ve renc-i bevâsîden rehâ bulur. Ve hummâ-yı muhrıkay …
EÇS IV 195b … lunan altı aded enhârlardan lezîz nehr-i Mesîh'dir kim bir kerre mâh-ı temmuzda nûş eden nehr-i Mesîh'den hayât-ı Mesîh bulur. (---) (---) (---)
EÇS IV 204a–204b … dikçe buyururlardı kim "Hakkâ ki yâ nehir senin kân-ı mekânın cennetdir ve seni nûş eden mü’min cennete gider." buyururlardı ve "Yâ ehl-i Kûfe! Nehriniz 204b Furât'a …
EÇS IV 204b Ve Hazret-i Ca‘fer-i Sâdık'dan mervîdir kim "Furât ve Şat'dan bir kerre nûş eden üç kerre veya yedi kerre nûş ide." deyü Şatt-ı Furât'ı medh etmişlerdir.
EÇS IV 226b Bu mezkûr olan âb-ı hayâtlardan nûş eden eğer (hayvân) ve eğer hayvân insân eyle ten perver olur kim benî Âdem cüssedâr …
EÇS IV 257b … pusunun iç yüzünde kezâlik bir kaynağ-ı azîm mücellâ kırk bir âb-ı zülâldir kim nûş eden bir kuzu tenâvül edüp hazm eder. Ve bir kaynak dahi Suluk kal‘asındadır kim Bâl …
EÇS V 171a … ir kaynak âb-ı hayât kuyu çıkarmış bir âb-ı rakîk bâb-ı kevserdir kim bir katre nûş eden marîz hayât-ı câvidân mertebesin bulmağa yakın olur.
EÇS VI 67b–68a Ve câmi‘ cenbinde bir âb-ı hayât kuyusu var kim mâ[h-ı] Temmûz'da nûş eden gûyâ hayât-ı câvidân bulur. Gerci bu kal‘ada cebe ve mühimmât çokdur, ammâ kal‘ …
EÇS VI 81b–82a … y meydânı altındaki su sa[r]nıçlarına gidüp leb-ber-leb oldukda mâh-ı Temmûz'da nûş eden hayât-ı câvidân bulur, ammâ isrâf üzre sarf etmezler, zîrâ "Hîn-i muhâsarada ah …
EÇS VI 85a … r dürr-i yetîm-misâl pâk olur. Hattâ kırk gün bu germâba girüp âb-ı hummasından nûş eden bera[s] zahmeti ve Fireng zahmetinin yedi gûne emrâz-ı muhtelifelerinden halâs …
EÇS VI 166b … ûş ederler. Anların zu‘m-ı bâtıla-i hisset-i denâetleri üzre "Nehr-i Neretva'yı nûş eden tîz acığup yine bir kerre dahi ta‘âm yemek iktizâ eder" deyü bu âb-ı nâbdan nûş …
EÇS VII 10b Bu âb-ı hoş-güvârdan nûş eden merd [ü] zenân ve esb-i küheylân ve gayri behâim ve hayvân nûş edüp semîn ve ce …
EÇS VII 134b … : Barısı çârsû içre yigirmi yedi yerde sebîlhâne-i atşân-ı teşnegânları var kim nûş eden heyât bulur.
EÇS VII 160a Nehr-i Kulkocan: Kavm-i Tatar buna Kulkaşkan suyu derler. Ya‘ni bu suyu nûş eden kul ta‘âm yemeğe döymeyüp kaçdığıyçün Tatar bu suya Kulkaş[k]an suyu der. Bu ne …
EÇS VIII 247a … ib binâ-yı temâşâgâhdır. Lâkin suyu ol kadar memdûh olmayup elbette vefret üzre nûş eden balgamî olup asferü'l-levn olur.
EÇS VIII 360a … gûne kaynamış la‘l-gûn şîresi olur ana (ana) reyhâniyye derler. Bir kâse andan nûş eden sarhoş ve sermest olup kâmil bir hafta demâğından reyhân ve amber râyihası zâ’i …
EÇS VIII 360a … u şehre mahsûs reyhâniyye şerbetidir. Ve darı bozası beyâz ilik gibi olup andan nûş eden susuzluğu def‘ eder. Gûyâ Mısır'ın pirinç subya bozasıdır.
EÇS IX Y12b … hayâtları kayalardan tulû‘ edüp mâh-ı Temmûz'da yah-pâre âb-ı rakîkleri var kim nûş eden hayât-ı cân bulur. Anıniçün halkının reng-i rûyları humret üzre olup tendürüst …
EÇS IX Y12b … e kâdirdir. Ve Ulu câmi‘ önünde Germiyanoğlu'nun imâreti içindeki âb-ı hayâtdan nûş eden cânın cânı sıkılması ve hafakânı bi-emrillâh def‘ olur, gâyet mücerrebdir. Ve b …
EÇS IX Y20b … dâmeninde bir ılıca-i azîmdir kim hâssası dillerde dâsitândır. Âb-ı rakîkinden nûş eden , cümle ahlât-ı galîzadan halâs olup reng-i rûyine humret gelir. Ve yedi sekiz k …