Ve mine'l-bedâyi‘i'l-münâzarât: Bir gün hân ile cân sohbeti ederken Hân hakîre şarâb-ı nâb teklîf etdi. Bu hakîr eyitdim "Vallahi ve billahi ve tallahi Hazret-i Alî'nin pâk rûhiyçün bu âna dek anadan müştakk olalı muharremât, mükeyyefât, mu‘âcenât [ve] müskirâtdan bir şey müyesser olmamışdır. Tâ ecdâd-ı ızâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Mehdî'den berü ecdâdlarımızdan şarâb [u] mükeyyefât yimiş içmiş yokdur. Bizi meclis-i hâssınızda ma‘zûr edüp afv ile mu‘âmele buyurun" deyü ricâ etdim. Hân eyitdi: "Ey birâder-i cân-berâber-i mâ! Gör ki menim nûr-ı dîdem ve sürûr-ı sînem çığı çığı mirza şâhım sana ber-ayak durup bir ayak çakır-ı nâb verir. Anın hatıriyçün ben câm-ı bâde-i lâ‘l-ı fâmı nûş etmeyüp kimin destinden piyâle çekesin. Ohum! Kimden korkarsın?. Eğer Kayser-zemîn şâhından korharsan şâhınız beş aylık yoldadır, eğer hânınızdan korharsan Tebrîz'den Erzurûm kırh konah yerdir. Pes imdi kimden korharsın. Men ki İrân [u] Tûran Şâhının hânlar hânı Kelb Alî Hânım. Güzelce Şâhım böyle kadâğa etdiğim menim Sultân-ı hân-ı hânânlarımdan ve çöreğim çekenlerden kim ki çakır nûş ederse bağrın sınıkdırırım, deyü kadağa ide. Men güzelce şâhın kadağasın sıyup nihâyetince meclis-i ıyş [u] tarab kurup bâde-i nâb, çakır şarâb nûş ederim. Pes sen kimden korharsın, elbette çakır içersin" dedi. Hemân hakîr eyitdim "Ey güzelce hânım! Sana güzelce şâh şarabı kadağa etdi ise mana Şâhlar Şâhı Pâdişâh niçün nass-ı kâtı‘la âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b ·
metinde göster ·
… daki mûy-ı bî-ma‘nâları dökülüp ol âdemin vücûdu dürr-i beyz-âsâ olur. Ammâ çok
nûş ederse
saçı ve sakalı ve bıyığı forra olup elli yaşında âdem pâk dilber olur. Hatta es …
Menâfi‘-i diğer: Bu zırnîhdan bir âdem nîm miskâl bir fincânda su ile ezüp âbından yatacak mahalli nûş etse cemî‘i vücûdundaki mûy-ı bî-ma‘nâları dökülüp ol âdemin vücûdu dürr-i beyz-âsâ olur. Ammâ çok nûş ederse saçı ve sakalı ve bıyığı forra olup elli yaşında âdem pâk dilber olur. Hatta esîrciler Gürcî gulâmlarına bu Ahlat zırnîhı suyundan bir iki fincân nûş etdirüp beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242a ·
metinde göster ·
… mişdir. Anıniçün ahmak olmuşdur" deyü şaka ederler. Ammâ hakîkatü'l-hâl her kim
nûş ederse
har-ı lâ-yefhem olur.
"Aceb olmıya, belki çelebi mâ-i Künûz'dan su içmişdir. Anıniçün ahmak olmuşdur" deyü şaka ederler. Ammâ hakîkatü'l-hâl her kim nûş ederse har-ı lâ-yefhem olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y188a ·
metinde göster ·
ta‘âm tenâvül etmiş gibi def‘-i cû‘ edüp tendürüst eder. Andan bu âb-ı Zemzemin …
Ve her kim nûş ederse ta‘âm tenâvül etmiş gibi def‘-i cû‘ edüp tendürüst eder. Andan bu âb-ı Zemzemin cânib-i erba‘asın Hacer Ana türâb ile ihâta edüp bir halîc eder. Eğer Y 347b bügemese nehr-i azîm olurdu, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347a–Y347b ·
metinde göster ·
… erden sürüp Q 243a cereyân ederek Mısır'dan ubûr eder. Ol yeşil sudan her kim
nûş ederse
elbette bir marîze mübtelâ olur. Ol ecilden paşalar ve sâhib-i tab‘ olan a‘yânl …
Menâfi‘-i bi’r-i âb-ı Matariyye: Ve Mısır paşalarının sâhib-i tab‘ olanları Nîl tuğyânında yeşil cereyân eder, ba‘dehu humret üzre olur. Ol mahalde paşalar ve sâhib-i tab‘ olanlar Nîl'i içmezler. Sebebi oldur kim Mısır'ın tur‘aları ve halîcleri içre sene-i sâbıkdan kalmış semm-i helâhilden nişân verir yeşil suları kalmışdır. Yeni Nîl gelince ol yeşil suları halîclerden sürüp Q 243a cereyân ederek Mısır'dan ubûr eder. Ol yeşil sudan her kim nûş ederse elbette bir marîze mübtelâ olur. Ol ecilden paşalar ve sâhib-i tab‘ olan a‘yânlar bir ay bu Nîl'den içmeyüp Bi’r-i Matariyye'den nûş ederler. Gâyet âb-ı hoş-güvârdır. Ve bir müferrih havâdâr yerdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b ·
metinde göster ·