… rmi bin serv [ü] çınâr ve bîd-i sernigûn ve ar‘ar ve sanavber ve şimşâd misilli
nahl-i
nevresleri tertîb üzre diküp mâbeynlerine niçe kerre yüz bin şecere-i müsmirâtı …
Ve kilar-ı hâssa-i bîrûn ve kilar-ı hâssa-i enderûn ve kilar-ı terekeciyân-ı bîrûn bu tahrîr olunan âsâr-ı gûnâ-gûnun cânib-i erba‘asına İremezâtü'l-imâd misilli bir bâğ-ı İrem inşâ edüp yigirmi bin serv [ü] çınâr ve bîd-i sernigûn ve ar‘ar ve sanavber ve şimşâd misilli nahl-i nevresleri tertîb üzre diküp mâbeynlerine niçe kerre yüz bin şecere-i müsmirâtın envâ‘ın diküp bir murgzâr-ı lâle ızâr cân fezâ bâğçe oldu kim ilâ hâze'l-ân ravza-i bâğ-ı cinândan nişân verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32a ·
metinde göster ·
… serbülend-vâr kıyâmda durup hırâm eder. Hâk-i amber-pâkinin letâfetinden cümle
nahl-i
hurması serâmed olmuşdur. Diyâr-ı Mısır'da ve vilâyet-i Elvâhân'da ve İşne ve İ …
demişdir. Hakkâ ki dıraht-ı hurmayı tuğa eyi teşbîh etmişdir. Ve her bir nahl mîl minâre-vâr ayyûka kad çeküp bir serv-i serbülend-vâr kıyâmda durup hırâm eder. Hâk-i amber-pâkinin letâfetinden cümle nahl-i hurması serâmed olmuşdur. Diyâr-ı Mısır'da ve vilâyet-i Elvâhân'da ve İşne ve İsvân'da ve diyâr-ı Sudan'da ve mağrib-zemîn-i Tilimsân'da böyle kad-keş ve nahl-i serkeş bir diyârda görmedim. Ve hâk-i Mekke ve Medîne ve Tâyif ve Abbâs'da böyle dırâz hurma şecerleri yokdur. Gerçi Medîne-i Münevvere'de tavîl kad şecere-i hurma olur ammâ Medîne'nin şimâli hâricinde Hazret-i Hamza-i bâ-safâ ziyâreti râhı üzre cümle hurma dırahtları birer âdem kaddi kadardır. İki üç senede dal dal hurma verüp her salkımı kum üzre yatar. Bu mu‘cize-i Resûlullah'dır kim Arz-ı Mukaddes'de bir diyârda Medîne hurması dırahtı gibi pest hurma görmedim. Gûyâ Ayıntâb diyârının üzüm bâğlarıdır. Ammâ Bağdâd'ın nahlistânı kehkeşân-âsâ semâya ser çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… ve İsvân'da ve diyâr-ı Sudan'da ve mağrib-zemîn-i Tilimsân'da böyle kad-keş ve
nahl-i
serkeş bir diyârda görmedim. Ve hâk-i Mekke ve Medîne ve Tâyif ve Abbâs'da böyl …
demişdir. Hakkâ ki dıraht-ı hurmayı tuğa eyi teşbîh etmişdir. Ve her bir nahl mîl minâre-vâr ayyûka kad çeküp bir serv-i serbülend-vâr kıyâmda durup hırâm eder. Hâk-i amber-pâkinin letâfetinden cümle nahl-i hurması serâmed olmuşdur. Diyâr-ı Mısır'da ve vilâyet-i Elvâhân'da ve İşne ve İsvân'da ve diyâr-ı Sudan'da ve mağrib-zemîn-i Tilimsân'da böyle kad-keş ve nahl-i serkeş bir diyârda görmedim. Ve hâk-i Mekke ve Medîne ve Tâyif ve Abbâs'da böyle dırâz hurma şecerleri yokdur. Gerçi Medîne-i Münevvere'de tavîl kad şecere-i hurma olur ammâ Medîne'nin şimâli hâricinde Hazret-i Hamza-i bâ-safâ ziyâreti râhı üzre cümle hurma dırahtları birer âdem kaddi kadardır. İki üç senede dal dal hurma verüp her salkımı kum üzre yatar. Bu mu‘cize-i Resûlullah'dır kim Arz-ı Mukaddes'de bir diyârda Medîne hurması dırahtı gibi pest hurma görmedim. Gûyâ Ayıntâb diyârının üzüm bâğlarıdır. Ammâ Bağdâd'ın nahlistânı kehkeşân-âsâ semâya ser çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
hurma: Müverrihân-ı kudemâ-yı müfessirîn eyle tahrîr etmişler kim bu nahl-i hur …
Sitâyiş-i nahl-i hurma: Müverrihân-ı kudemâ-yı müfessirîn eyle tahrîr etmişler kim bu nahl-i hurmayı Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet dest-i kudretiyle tahmîr etdüği Hazret-i Âdem'in tînından ziyâde kalın tîn-ı pâkden kil-i ser nâm bir şecere-i tayyibeyi halk etdi kim hâlâ Hind cezîrelerinde bî-hisâb hâsıl olur. Bu dırahtın kil-i ser nâm bir cevizi olur. Rûm'a Hind'den getirüp içinde yağlı meyvesin yeyüp gâyet mukavvîdir. Ba‘dehû kabuğun biber koyacak hokka ve fincân ve kâse ve kaşık yaparlar, âdem kellesi kadar olanı su kabağı gibi bir musanna‘ şey yaparlar siyâh-reng bir cevz-i müdevverdir. Bi-emri Hudâ ağzı ve burnu ve kaşları ve gözleri ve saçı ve bıyıkları vardır, azîm temâşâ-yı sun‘-ı Hudâ'dır. Bu mezkûr kil-i serün şeceresi tîn-i Âdem'den hâsıl olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i nahl-i hurma: Müverrihân-ı kudemâ-yı müfessirîn eyle tahrîr etmişler kim bu nahl-i hurmayı Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet dest-i kudretiyle tahmîr etdüği Hazret-i Âdem'in tînından ziyâde kalın tîn-ı pâkden kil-i ser nâm bir şecere-i tayyibeyi halk etdi kim hâlâ Hind cezîrelerinde bî-hisâb hâsıl olur. Bu dırahtın kil-i ser nâm bir cevizi olur. Rûm'a Hind'den getirüp içinde yağlı meyvesin yeyüp gâyet mukavvîdir. Ba‘dehû kabuğun biber koyacak hokka ve fincân ve kâse ve kaşık yaparlar, âdem kellesi kadar olanı su kabağı gibi bir musanna‘ şey yaparlar siyâh-reng bir cevz-i müdevverdir. Bi-emri Hudâ ağzı ve burnu ve kaşları ve gözleri ve saçı ve bıyıkları vardır, azîm temâşâ-yı sun‘-ı Hudâ'dır. Bu mezkûr kil-i serün şeceresi tîn-i Âdem'den hâsıl olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
Netîce-i hilkat-i nahl-i hurma: Çünki Cenâb-ı İzzet benî Âdeme hayât verüp civârına da‘vet etdikde tîn-i Âdem'den hâk-i amber-pâk-i zemîn-i Kûfe'de kalup emr-i Hak ile ibtidâ nahl-i hurma hâk-i Kûfe'de Tennûr suyu kenârında halk olunmuşdur. Anınçün hâk-i Kûfe ve Irâk'da ve Medâyin'de ve Ummân'da hurma ormanı cihânı zeyn etmişdir. Kaddi benî Âdem gibi serâmeddir ve başı vardır, bergleri târumâr olmuş kâkülleridir. Haşeblerin kat‘ etsen asla zarar etmez dahi ziyâde biter. Meselâ benî Âdem'in lıhye ve kâküllerin kat‘ etsen dahi dırâz olur. Ammâ hurmanın başın kat‘ etsen yahûd başında beynîsi var, anı kat‘ etsen âdem başı kat‘ etmiş gibi kanlı suyu akup ol nahl kurur. Ve bi-emri Hudâ hurma erkek ve dişidir. Erkek hurma aslâ meyve vermez ve erkek hurmadan bir haşebi dişi hurmanın kalıba sokulsa cimâ‘ etmiş kadar dişi hurma hazz edüp yigirmi ve otuz salkım hurma verir ve her hoşe salkımı kırkar ve ellişer batman gelir. Ve dişi hurma gûyâ nisâ gibi hayz görür. Ve üç bin sene hurma mu‘ammer olur, derler ve şecere-i zeytûn dahi eyle mu‘ammer olur. Ve hurma ağacının üç yüz aded menfa‘ati ve üç yüz hâssası vardır. Dıraht-ı hurmanın bir şey’i hebâya gitmez, niçe yüz elvân haşeb olup hâneler içün levha ve amûd ve giranlar olur. Diyâr-ı Mısır'da haşeblerinin kabuğun soyup niçe yüz gûne habl-i kavîler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… kde tîn-i Âdem'den hâk-i amber-pâk-i zemîn-i Kûfe'de kalup emr-i Hak ile ibtidâ
nahl-i
hurma hâk-i Kûfe'de Tennûr suyu kenârında halk olunmuşdur. Anınçün hâk-i Kûfe v …
Netîce-i hilkat-i nahl-i hurma: Çünki Cenâb-ı İzzet benî Âdeme hayât verüp civârına da‘vet etdikde tîn-i Âdem'den hâk-i amber-pâk-i zemîn-i Kûfe'de kalup emr-i Hak ile ibtidâ nahl-i hurma hâk-i Kûfe'de Tennûr suyu kenârında halk olunmuşdur. Anınçün hâk-i Kûfe ve Irâk'da ve Medâyin'de ve Ummân'da hurma ormanı cihânı zeyn etmişdir. Kaddi benî Âdem gibi serâmeddir ve başı vardır, bergleri târumâr olmuş kâkülleridir. Haşeblerin kat‘ etsen asla zarar etmez dahi ziyâde biter. Meselâ benî Âdem'in lıhye ve kâküllerin kat‘ etsen dahi dırâz olur. Ammâ hurmanın başın kat‘ etsen yahûd başında beynîsi var, anı kat‘ etsen âdem başı kat‘ etmiş gibi kanlı suyu akup ol nahl kurur. Ve bi-emri Hudâ hurma erkek ve dişidir. Erkek hurma aslâ meyve vermez ve erkek hurmadan bir haşebi dişi hurmanın kalıba sokulsa cimâ‘ etmiş kadar dişi hurma hazz edüp yigirmi ve otuz salkım hurma verir ve her hoşe salkımı kırkar ve ellişer batman gelir. Ve dişi hurma gûyâ nisâ gibi hayz görür. Ve üç bin sene hurma mu‘ammer olur, derler ve şecere-i zeytûn dahi eyle mu‘ammer olur. Ve hurma ağacının üç yüz aded menfa‘ati ve üç yüz hâssası vardır. Dıraht-ı hurmanın bir şey’i hebâya gitmez, niçe yüz elvân haşeb olup hâneler içün levha ve amûd ve giranlar olur. Diyâr-ı Mısır'da haşeblerinin kabuğun soyup niçe yüz gûne habl-i kavîler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… ve helvâsı ve şerbeti âdeme hayât verir ve kuvvet-i basarı ziyâde eder. Eğer bu
nahl-i
hurmanın eşcârı ve semeresinin hâssaların tahrîr eylesek bir tomar-ı tayyibnâme …
Hâssa-i ûlâsı: Meyvesi gâyet mukavvî ve muslıh-ı ma‘îde ve serî‘u'l-hazmdir. 346b Ve sirkesi ve helvâsı ve şerbeti âdeme hayât verir ve kuvvet-i basarı ziyâde eder. Eğer bu nahl-i hurmanın eşcârı ve semeresinin hâssaların tahrîr eylesek bir tomar-ı tayyibnâme olur. Ancak yine sadede rücû‘ idelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a–346b ·
metinde göster ·
hurma serâmed olur. Zîrâ zemînine niçe bin peygamberân ve nize kerre yüz bin ki …
Bu hâk-i Bağdâd'ın letâfeti sebebiyle nahl-i hurma serâmed olur. Zîrâ zemînine niçe bin peygamberân ve nize kerre yüz bin kibâr-ı kümmelîn-i âlimân bu zemîn-i Medâyin'e hayr du‘â-yı firâvân edüp anların du‘âları berekâtıyla bu hâk-i Bağdâd bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eşcâr bir dâr-ı diyârdır kim bu edîm-i arzda deyyâr-ı mânendi yokdur. Zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı mesrûr, buk‘aları hûb ve hâk-i pâki beyne'n-nâs merğûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsirdir. Ve bu arâzî-i Irâk'da niçe bin aded künûz-ı azîme ve defâyin-i cevâhir-i cesîme ve habâyâ-yı kesîre ve metâlib-i azîze vardır. Ve niçe yüz aded hükmü mensûh olmuş mutalsamât-ı garîbe âsârları var kim âdem hayrân olur. Hatta müverrih Mıkdısî-i Yarmenî eyle terkîm eder kim zemîn-i Medâyin'de bir hatve arz-ı hâliye yokdur kim anda medfûn bir genc-i Kârûn olmaya. Ve hâlâ Tâk-i Kisrâ'dan mâ‘adâ ı‘mâl-i sâbileden ve ı‘lâm-ı hâbileden ve âsâr-ı azîme ve etvâr-ı acîbeden niçe bin aded âsâr-ı binâlar ve rasîf ve tur‘a ve Şeddâdî binâlar var kim benî Âdem gördükde ta‘accübâne engüşt ber-dehen eder. Hâlâ bu diyârın mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve deşt-i hâmûnları nahlistân-ı gülistânlı arz-ı mukaddesdir. Ahâlîlerinin ni‘metleri firâvân ve zemîninin enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim cemî‘i selâtîn-i mülûk mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir şehr-i Irâk'dır. El-hâsıl bu hâk-i pâkde acâ’ibât-ı dehrden ve garâ’ibât-ı asırdan niçe bin âsâr-ı ibret-nümâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346b ·
metinde göster ·
mevzûnlardan mâ‘adâ bî-hadd ü bî-kıyâs bîd-i ser-nigûnlar kenâr-ı cûya vâki‘ ol …
Ve her gaytân-ı cinânda gûnâ-gûn meyvedâr nahl-i mevzûnlardan mâ‘adâ bî-hadd ü bî-kıyâs bîd-i ser-nigûnlar kenâr-ı cûya vâki‘ olup nehr-i Kiriş üzre saya salup gûyâ hıyâbân-ı Acem olduğundan mâ‘adâ ol dıraht-ı ser-nigûnlerin zıll-ı himâyesinde cümle ahâlî-i vilâyet meclis-be-meclis Hüseyin Baykara meclisi etmededirler, zîrâ bu şehir yeni feth olmağile hâkimü'l-vakt halkına ruhsat ve imhâl vermişlerdir. Anıniçün bu şehir günden güne ma‘mûr olup sâ’ir livâ ve kurâ vü kasabâtlardan re‘âyâ vü berâyâ gelmededirler ve henüz bir hammâmı var ve Kiriş nehri üzre ağaç köprü başında Köpürlü oğlu Ahmed Paşa bir hân-ı azîm inşâ edüp kiremit ile mestûr ve ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122b ·
metinde göster ·
… dahi taşra varoşda Topla suyu kenârında Hacı Hurrem Ağa sarâyında, bu dahi bir
nahl-i
hurma-yı âlîdir, ammâ meyve verdiği ma‘lûmum değildir. Ve meşhûr ve ma‘mûr bu m …
Der-hakk-ı sarây-ı a‘yân-ı kibâr-ı fakîrân: Bu şehrin enderûn [u] bîrûnuna ve varoşunda ve kal‘a-i bâlâsı ve hisâr-ı süflîsinde cümle tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ kiremitli ve kayağan örtülü büyût-ı ra‘nâları cümle 306 aded bâğçeli vâsi‘ hânedânlardır, ammâ cümleden Ömer Ağa hânesi ve Karaca suyu üzre mahkemesi ve Râmoğlu Hacı Süleymân hânesi ve Aşağı kal‘ada Hacı Zekeriyyâ Ağa hânesinde bir serâmed hurma ağacı var kim eflâke ser çekmişdir. Ve bir hurma dahi taşra varoşda Topla suyu kenârında Hacı Hurrem Ağa sarâyında, bu dahi bir nahl-i hurma-yı âlîdir, ammâ meyve verdiği ma‘lûmum değildir. Ve meşhûr ve ma‘mûr bu mezkûr sarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155a ·
metinde göster ·
… musanna‘ nev binâ bir minâre-i serâmed-i ra‘nâsı var kim gûyâ yek pâre bir serv
nahl-i
mevzûndur. Ve câmi‘ üzre bir gûne musanna‘ kırmızı kiremit örtülüdür kim gûyâ s …
Ve bu iç hisârın etrâfında aslâ handakı yokdur, zîrâ büyük kal‘a ortasında vâki‘ olmuşdur. Cümle dörd aded kapusu var, ammâ biri işler, üçü mesdûd durur ve meftûh olan kapu üzre Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ câmi‘i mukaddemâ bir kenîse imiş hâlâ nûr-ı münevver olup ma‘bedgâh-ı müslimîndir. Bu[nun] nâzük musanna‘ nev binâ bir minâre-i serâmed-i ra‘nâsı var kim gûyâ yek pâre bir serv nahl-i mevzûndur. Ve câmi‘ üzre bir gûne musanna‘ kırmızı kiremit örtülüdür kim gûyâ sihr-âsârdır. Mezkûr âsâr-ı binâlardan mâ‘adâ bu orta hisârda gayri imâret yokdur. Hemân iç kal‘a ortası bir meydândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
… bu şehre gelince aslâ hurmâ ağaçları yokdur, ammâ bu şehrin bâğ u bâğçelerinde
nahl-i
hurmâ-yı serâmedler çokdur. Ve âbdâr kirazı olur, zîrâ bu şehrin hevâsı sevâhil …
Der-vasf-ı memdûhât-ı meşhûrât: Ağrıboz köfteri nâmıyla şöhre-i şehr olmuş Urûm şîresinden perveriş olmuş içi cevizli ve bâdemli bir lezîz ve ter köfteri olup lezzetinden ve râyiha-i mümessekinden âdem yemek ile doyamaz. Sandûkalar içre koyup Rûm ve Arab u Acem'e hedâyâ götürürler. Ve İslâmbol'dan ve Rûmeli'nden bu şehre gelince aslâ hurmâ ağaçları yokdur, ammâ bu şehrin bâğ u bâğçelerinde nahl-i hurmâ-yı serâmedler çokdur. Ve âbdâr kirazı olur, zîrâ bu şehrin hevâsı sevâhildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249a ·
metinde göster ·
… nâr ve gülnârı çokdur. Ve ancak bir hurmâ dırahtı vardır, eflâke ser çekmiş bir
nahl-i
mevzûndur. Ammâ aşlamasın bilmediklerinden hurmâsı olmaz.
Ve bu şehrin cümle şâhrâhları serâpâ beyâz taş kaldırım döşelidir ve pâkdir. Ve sevâhil şehir olmak ile limon ve turunc ve nâr ve zeytûn [ve] incîr ve servi ve çınâr ve gülnârı çokdur. Ve ancak bir hurmâ dırahtı vardır, eflâke ser çekmiş bir nahl-i mevzûndur. Ammâ aşlamasın bilmediklerinden hurmâsı olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y47b ·
metinde göster ·
… üsmirât şecerelerin ale't-tertîb çırpı ile yol yol dikmişler kim her biri birer
nahl-i
Tûbâ-misâl sâyedâr olup berk [u] bar vermededir.
Ve cihânnüma bir mürtefi‘ zemînde vâki‘ olmağile sed sed binâ Y 54b olunmuşdur. Her seddi birer sahrâdır ve gâyet metîn kârgîr sedd-i metînlerdir. Ve cemî‘i diyârın a‘yân [u] eşrâfları Paşa’ya âlü'l-âl meyvedâr şecerler hedâyâ gönderüp bu bâğ içre zemîni sadrenc nakşı tarh edüp cemî‘i müsmirât şecerelerin ale't-tertîb çırpı ile yol yol dikmişler kim her biri birer nahl-i Tûbâ-misâl sâyedâr olup berk [u] bar vermededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y54a–Y54b ·
metinde göster ·
… ve çam ve bîd-i sernigûnlarının her biri Mesîh'e berâber evce urûc etmişdir ve
nahl-i
Tûbâ-vâr zemîne sâye-i zıll-i memdûdu edîm-i arza sâyebân olmuşdur.
Ve bunda olan sun‘-ı Hudâ aşlama kestâne ve ceviz meğer Bursa'da ola. Ve dest-i kudret ile perveriş bulmuş serâmed çınâr ve kavak ve çam ve bîd-i sernigûnlarının her biri Mesîh'e berâber evce urûc etmişdir ve nahl-i Tûbâ-vâr zemîne sâye-i zıll-i memdûdu edîm-i arza sâyebân olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y79a ·
metinde göster ·
nevres-i ahdar-gûn-ı ibret-nümûn serâmed servler var kim râyiha-i müşkünden dem …
Fî's-subhu ve'l-ems evkât-ı hamsede ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at anda cem‘ olup tâ‘at [u] ibâdât ederler. Zîrâ bu mahalle yine cümle erbâb-ı ma‘ârifân-ı Mevleviyândır. Bâ-husûs bu câmi‘in bir imâmı var kim gûyâ imâm Fahr-i Râzî'dir, sıgâr [u] kibâr du‘â-yı hayrın alırlar. Ve bu câmi‘in hareminde âbdest havuzunun cânib-i erba‘asında evc-i semâya ser çekmiş nahl-i nevres-i ahdar-gûn-ı ibret-nümûn serâmed servler var kim râyiha-i müşkünden demâg mu‘attar olur. Ve cemâ‘at-i kesîreye mâlik ma‘bed-i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y81a ·
metinde göster ·
… rin cânib-i erba‘asındaki kayalarda gûnâ-gûn sernigûn dırahtlar hâsıl olup Tûbâ
nahli
gibi şâhaları zemîne sâye salmışdır. Aslâ zemîne güneş te’sîr etmez azîm koyahd …
Ve şehrin fevkinde Su Uçurumu nâm mahal dahi vâcibü's-seyr bir mesîregâh-ı ibret-nümâdır kim arâzî-i ma‘mûrede eyle bir temâşâgâh yokdur. Bir minâre-i bâlâ kaddi kûh-ı Bîsütûn-vâr yalçın kayalardan nehr-i azîm pertâb edüp aşağıda havuz içre dolar. Bu havuz dahi yed-i kudret ile halk olunmuş bir havz-ı azîmdir etrâfında uşşâkân şâd [u] handân olup köşe köşe sohbet ederler. Ammâ nehr-i hayâtın sâ‘ikasından safâ etmeyenler niçe köşede sâyedâr selsebîller vardır, anda zevk ederler. Ve bu havz-ı kebîrin cânib-i erba‘asındaki kayalarda gûnâ-gûn sernigûn dırahtlar hâsıl olup Tûbâ nahli gibi şâhaları zemîne sâye salmışdır. Aslâ zemîne güneş te’sîr etmez azîm koyahdır. Cümle erbâb-ı safâ anda zevk ü safâlar ederler, gûyâ Safâ ve Merve vâdîleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y83b ·
metinde göster ·
Ve biri dahi Çatallı çamdır. Cemî‘i zamânda çam ağacı
nahl-i
hurmâ gibi bir nihâl-i serâmed olur ammâ bu çam çınâr gibi dallı ve budaklı hâs …
Ve biri dahi Çatallı çamdır. Cemî‘i zamânda çam ağacı nahl-i hurmâ gibi bir nihâl-i serâmed olur ammâ bu çam çınâr gibi dallı ve budaklı hâslı olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y97b ·
metinde göster ·
… r içre nümâyân cümle hurmâ ağaçları vardır. Her Y 118a biri semâya ser çekmiş
nahl-i
Tûbâ misâldir.
Ve cümle evleri kireç-misâl gerz toprağı derler bir toprak vardır, bir garâ’ib ma‘dendir, gemiler ile getirirler, anı cümle evlerin üzerlerine örterler. Aslâ yağmur te’sîr etmez. Ammâ cümle evlerin saçakları eğri olmak ile kiremit örtülüdür. Ve her evde birer ve ikişer kuyu mukarrerdir. Ve her hanede cüz’i ve külli bâğçe ve üzüm asması sokaklar üzre müzeyyen olmasını iltizâm etmişler. Ve limon ve turunc dırahtları bî-hisâbdır. Ve bu şehir içre nümâyân cümle hurmâ ağaçları vardır. Her Y 118a biri semâya ser çekmiş nahl-i Tûbâ misâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y117b–Y118a ·
metinde göster ·
… dir. Câmi‘-i Ömer derler ve Ulu câmi‘ derler hayli büyük câmi‘dir. Ve hareminde
nahl-i
hurmâlar vardır. Ve tarz-ı kadîmdir, eyle müzeyyen değildir. Ve bir minâresi va …
Hakîkatü'l-hâl bir mehâbet ve rûhâniyyet var kim anda iki rek‘at tâ‘at eden elbette mahrûm kalmamışdır. Azîm ziyâretgâh ve ibâdetgâh-ı kadîmdir. Câmi‘-i Ömer derler ve Ulu câmi‘ derler hayli büyük câmi‘dir. Ve hareminde nahl-i hurmâlar vardır. Ve tarz-ı kadîmdir, eyle müzeyyen değildir. Ve bir minâresi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178a ·
metinde göster ·
… Şiddet-i harâretden âdem büryân olur, zîrâ cânib-i erba‘asın niçe kerre yüz bin
nahl-i
hurmâ dırahtı zeyn etmişdir, isâbet edecek rûzgârın kat‘ etmişdir.
Ve mâ-tekaddem cereyân eden su yolları harâb olup cümle halkı sarnıca muhtâçdır. Ve Temmûz'da berd zülâldir. Ve sûk-ı sultânîde ve gayri râhların yan kaldırımları vardır. Sevâhil vilâyet olmağile çamur olmaz. Lâkin hevâsı sakîldir. Şiddet-i harâretden âdem büryân olur, zîrâ cânib-i erba‘asın niçe kerre yüz bin nahl-i hurmâ dırahtı zeyn etmişdir, isâbet edecek rûzgârın kat‘ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178a ·
metinde göster ·
… d çekmişdir. Hakîr Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Aden'de eyle cüssedâr ve müntehâ
nahl-i
hurmâ görmedim. A‘yân-ı vilâyetin ihtiyârları bu hurmâ içün Q 84b bin yaşında …
Ve bu kal‘a içre Selîm Hân câmi‘i ve dizdâr ve kethudâ ve imâm ve mü’ezzin ve neferât hâneleri ve iki buğday anbârından gayri bir imâret yokdur. Ve bir serâmed ibret-nümâ dıraht-ı hurmâ var kim bu cezîre içre eflâke kad çekmişdir. Hakîr Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Aden'de eyle cüssedâr ve müntehâ nahl-i hurmâ görmedim. A‘yân-ı vilâyetin ihtiyârları bu hurmâ içün Q 84b bin yaşındadır, dediler. Alâmeti oldur ki hûşesi az olduğu mahalle karîb kıble cânibine rukû‘a vardıkda ol dıraht bin sene mu‘ammer olmuşdur, deyü nakl etdiler. ArapçaP 84b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y193b ·
metinde göster ·
… kın zamânlarda kurumuş. Zîrâ gâr içinde kesb-i havâ etmez. Ve kasîrü'l-kâme bir
nahl-i
cesîmdir. Hâlâ kökü ile vücûdu kalmış.
Ziyâret-i Hazret-i Melik Rac‘îm ibn Hazret-i Süleymân aleyhisselâm: Rûm kavmine on yedi sene pâdişâh olup bu mahalde bir gâr-ı azîme içre âsûdedir. Ammâ hâlâ hurmâ lîfi kefeniyle ter ü tâze durur. Ve bu gâr içre Hazret-i Îsâ bir nahl dikmiş. Ol ân âye[t]Arapça vermiş ammâ yakın zamânlarda kurumuş. Zîrâ gâr içinde kesb-i havâ etmez. Ve kasîrü'l-kâme bir nahl-i cesîmdir. Hâlâ kökü ile vücûdu kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y227b ·
metinde göster ·
… her biri bir elvân-ı gûnâ-gûn zî-kıymet hurde taşlar ile münakkaş şükûfeler ve
nahl-i
tûbâlar sûretleri nakş olunmuşdur ki her bir sengi dîde-i tuyûra benzer hacerât …
Ve kubbe-i nîlgûnun cümle der-i dîvârında müzehheb ve mutallâ mencûklar ki her biri bir elvân-ı gûnâ-gûn zî-kıymet hurde taşlar ile münakkaş şükûfeler ve nahl-i tûbâlar sûretleri nakş olunmuşdur ki her bir sengi dîde-i tuyûra benzer hacerâtlar ile nakş-ı bûkalemûn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243a ·
metinde göster ·
… kal‘adan taşra cânib-i erba‘asında bâğ u bâğçeli âb-ı hayât sulu ve bilâ-hisâb
nahl-i
hurmâlı ve bin beş yüz mükellef ü mükemmel Urbân hâneleri vardır. Ve halkı gâye …
Ve bu kal‘adan taşra cânib-i erba‘asında bâğ u bâğçeli âb-ı hayât sulu ve bilâ-hisâb nahl-i hurmâlı ve bin beş yüz mükellef ü mükemmel Urbân hâneleri vardır. Ve halkı gâyet mün‘imdir. Yılda bir kerre her bir Arab beş altı bin guruş kâr eder. Ehl [ü] ıyâli ve nisvânları zer-ender-zere müstağraklardır. Ve merâlî ve gazâli gözlü mahbûb ü mabûbeleri var kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266a ·
metinde göster ·
hurmâları var ammâ mahsûlleri bir gûne iri âsî hurmâdır. Bir semîn temrdir ve ç …
"Hurmâları da kendüler gibi âsî olup mahsûl vermesin" buyurduklarından anıniçün Âsî Hurmâ derler. Hakîkatü'l-hâl evce ser çekmiş nahl-i hurmâları var ammâ mahsûlleri bir gûne iri âsî hurmâdır. Bir semîn temrdir ve çekirdeğinin içi boşdur. Biberdân ve nemekdân ederler, iri hurmâdır. Tenâvül eden serâsîme olur. Ve eşcârı sâ’ir hurmâ gibi bir serâmed nahl değildir, çatal çataldır. Ve berki dahi gayri gûne olduğundan ehl-i beled bildiler kim Muhammed Emîn bed-du‘â etdi. Der-akab,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267b ·
metinde göster ·
… çâr-kûşe bir soffacık vardır. Cânib-i erba‘ası parmaklıkdır. İçinde bir serâmed
nahl-i
hurmâ vardır. Bizzât Hazret-i Risâlet-penâh mübârek dest-i şerîfleri ile dikmiş …
Ve bu yağ kubbesi önünde çâr-kûşe bir soffacık vardır. Cânib-i erba‘ası parmaklıkdır. İçinde bir serâmed nahl-i hurmâ vardır. Bizzât Hazret-i Risâlet-penâh mübârek dest-i şerîfleri ile dikmişlerdir. Ve hâlâ yanında bi-emrillâh bir hurmâ fidanı dahi hâsıl oluyor. Bu hurmâ mahalli Hazret-i Eyyûb'un hânesi havlısı idi. şimdi harem-i şerîf olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y281b ·
metinde göster ·
… st-i şerîfleri ile dikdiği hurmâ ağaçlarıdır. İkisi de evc-i âsumâna ser çekmiş
nahl-i
serâmedlerdir. Tahtında iki rek‘at namâz kılup du‘â etmek gerek. Ve yine bu Med …
Ziyâret-i Nahleteyn: Hazret mübârek dest-i şerîfleri ile dikdiği hurmâ ağaçlarıdır. İkisi de evc-i âsumâna ser çekmiş nahl-i serâmedlerdir. Tahtında iki rek‘at namâz kılup du‘â etmek gerek. Ve yine bu Medîne bâğları içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301a ·
metinde göster ·
… m salkım olup akîk-i Yemenî-vâr yerde yatır. Âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim
nahl-i
hurmâ evc-i âsumâna ser çekmiş ola. Ammâ bu mu‘cize-i Resûlullâh'dır kim Antâb …
Hazret-i Hamza ziyâretlerin beyân eder: Evvelâ haymelerimizde kâmil yüz elli atlı ile pür-silâh olup ziyâret-i Hazret-i Hamza'ya müteveccih olduk. Zîrâ hayli mesâfe-i ba‘îdedir ve az âdem ile gitmek muhâlifdir, zîrâ Uhud gazâsı olan yerdir. şimâl cânibi sengistân ve çengelistân ve Hayberistân dağlarıdır. Hayber Yahûdîleri kemîngâhlardan fırsat bulursa çıkup âdemi helâk eder. Dâ’imâ fursat gözedir. Hakîr pür-silâh askerle Medîne bâğları içre seyr [ü] temâşâ ederek sun‘-ı acîb ü garîbeler var kim ta‘bîr olunmaz. Cümleden biri bu bâğlar içre olan hurmâların kaddi âdem kaddi kadar ancak var. Cümle hurmâ tûşeleri yerde rimâl üzre Y 302a salkım salkım olup akîk-i Yemenî-vâr yerde yatır. Âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim nahl-i hurmâ evc-i âsumâna ser çekmiş ola. Ammâ bu mu‘cize-i Resûlullâh'dır kim Antâb bâğı gibi üzüm teyekleri gibi yerde yatır. Bunları temâşâ ederek ibtidâ bin adım gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301b–Y302a ·
metinde göster ·
… de niçe yüz bin kanâdîl ve işâreler ederler kim ba‘zı işâre kanâdîlden servi ve
nahl-i
hurmâ ve mihrâb u minber ve surâhî kabak ve mühr-i Süleymân ve şemse şekilli eş …
Ve cemî‘i huccâcın haymelerinde niçe yüz bin kanâdîl ve işâreler ederler kim ba‘zı işâre kanâdîlden servi ve nahl-i hurmâ ve mihrâb u minber ve surâhî kabak ve mühr-i Süleymân ve şemse şekilli eşkâlât-ı garîbe ve acîbeler ile her haymeyi tezyîn edüp leyle-i muzlimden zulmet gidüp vâdî-i Mîne mihr-i âlem-tâb gibi münevver olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y328b ·
metinde göster ·
… âfı beş yüz adımdır ve yigirmi iki zirâ‘ umku vardır. Ve şimâl cânibi kenârında
nahl-i
Tûbâ-misâl bir dıraht-ı müntehâ kârgîr binâ içre hâsıl olup sernigûn bürke için …
Mısır bürkesi dâ’iren-mâdâr sekiz yüz adımdır ve yigirmi kulaç amîkdir. Ammâ şâm bürkesi etrâfı beş yüz adımdır ve yigirmi iki zirâ‘ umku vardır. Ve şimâl cânibi kenârında nahl-i Tûbâ-misâl bir dıraht-ı müntehâ kârgîr binâ içre hâsıl olup sernigûn bürke içine şâhalar salup sâye salmış bir vâcibü's-seyr nahl-i azîmdir ki bir eşcâra müşâbeheti yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y356a ·
metinde göster ·
… çre hâsıl olup sernigûn bürke içine şâhalar salup sâye salmış bir vâcibü's-seyr
nahl-i
azîmdir ki bir eşcâra müşâbeheti yokdur.
Mısır bürkesi dâ’iren-mâdâr sekiz yüz adımdır ve yigirmi kulaç amîkdir. Ammâ şâm bürkesi etrâfı beş yüz adımdır ve yigirmi iki zirâ‘ umku vardır. Ve şimâl cânibi kenârında nahl-i Tûbâ-misâl bir dıraht-ı müntehâ kârgîr binâ içre hâsıl olup sernigûn bürke içine şâhalar salup sâye salmış bir vâcibü's-seyr nahl-i azîmdir ki bir eşcâra müşâbeheti yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y356a ·
metinde göster ·
… ehr-i Mekke'nin cenûb cânibi nihâyetindedir. İki yüz mikdârı fukarâ hâneleri ve
nahl-i
hurmâları ve müte‘addid mesâcidleri vardır. Anı ubûr edüp cenûb tarafına gidüp …
Ziyâret-i şeyh Mahmûd: Bir alçak kubbe içinde âsûdedirler. şehr-i Mekke'nin cenûb cânibi nihâyetindedir. İki yüz mikdârı fukarâ hâneleri ve nahl-i hurmâları ve müte‘addid mesâcidleri vardır. Anı ubûr edüp cenûb tarafına gidüp şâhrâhın tarafeyninde ârâmgâh içün kahvehâneler vardır. Her birinde mutrıb ve gavâzî Habeşe kızlar vardır. Anlarda birez teneffüs ü istirâhat ederek altıncı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y365b ·
metinde göster ·
… uş aşağı ol tathîr olmuş yollar ile ve baytarân ve zımrân çiçekleri cem‘ ederek
Nahl-i
Atîk'i bu mahallerde ubûr edüp 14 sâ‘at gidüp,
Menzil-i sütûh-ı Akabe: Yaylanın tâ zirve-i a‘lâsıdır. Anda bir gün bir gece tekâ‘üd olunur. Zîrâ ba‘zı huccâc izdihâmdan ertesi gün ubûr edüp bu sütûhda cem‘ olurlar. Cebel-i Akabe'nin tâ nihâyetinde Q 154a bir vâsi‘ sahrâ-yı azîmdir. Aslâ suyu yokdur. Etrâfında Urbânlardan gelir yâhûd Akabe kal‘asından gelmeğe muhtâcdır. Ba‘zı Y 380a zamân tâli‘-i devlet bârân-ı rahmetden halîceler bulunur. Ammâ bu cibâlde meks olundukda şiddet-i hârdan gelmiş âdam kendüyi şiddet-i şitâdan hıfz etmek gerek. Zîrâ sovuğu gâyet mü’essirdir, âdemi helâk eder. Anda cümle huccâc cem‘ olup nefîrler çalınup kûs-i irtihâllere turralar urulup cânib-i garba yokuş aşağı ol tathîr olmuş yollar ile ve baytarân ve zımrân çiçekleri cem‘ ederek Nahl-i Atîk'i bu mahallerde ubûr edüp 14 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379b–Y380a ·
metinde göster ·
… e halkârî tavandır. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘dır. Ve hareminde bir azîm
nahl-i
hûrmâsı vardır.
Beş kademe nerdübân ile urûc olunur bir dilküşâ câmi‘-i şîrîndir. Cümle yigirmi amûd-ı ra‘nâ üzre halkârî tavandır. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘dır. Ve hareminde bir azîm nahl-i hûrmâsı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y101a ·
metinde göster ·
… gîr toloz-binâ değildir, cümle tavandır. Ve hareminde Hanefî lüleleri ve birkaç
nahl-i
hûrmâsı vardır. Ve kendüleri tarîk-ı âm üzre bir kubbe-i âlîde âsûdedirler. Ve …
Ammâ nûr-ı mahzdır, cümle der-i dîvârı yeşim harkânî ve sommâkî ve mermer-i ebrîler ile kaplıdır. Mihrâbı ve minberi sihr-i mübîndir. Lâkin kârgîr toloz-binâ değildir, cümle tavandır. Ve hareminde Hanefî lüleleri ve birkaç nahl-i hûrmâsı vardır. Ve kendüleri tarîk-ı âm üzre bir kubbe-i âlîde âsûdedirler. Ve bir minâre-i şîrînkârî ile münakkaşdır. Cemî‘i minârelerden birer şemme ma‘rifet bu minârede mevcûd üç tabaka bir serâmed minâre-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y103a ·
metinde göster ·
… re bir bâğçesi var kim şükûfe râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve azîm
nahl-i
hûrmâları var.
Ve bu câmi‘in sahrâ-misâl hareminin ortasında çâr-gûşe alçak dîvâr içre bir bâğçesi var kim şükûfe râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve azîm nahl-i hûrmâları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y104b ·
metinde göster ·
… -i kadîmdir. Cümle enderûn [u] bîrûnunda on altı sütûn üzre tavandır. Hareminde
nahl-i
hûrmâları var. Gâyet musanna‘ câmi‘dir. Ve bir minâre-i mevzûnu üç tabakadır. A …
Çerâkizedendir. Sene 813'de Şâm'da Timurleng'e firâr etdi. Tarîk-ı âm üzre tahtânî bir latîf ü şîrîn ü müzeyyen câmi‘-i kadîmdir. Cümle enderûn [u] bîrûnunda on altı sütûn üzre tavandır. Hareminde nahl-i hûrmâları var. Gâyet musanna‘ câmi‘dir. Ve bir minâre-i mevzûnu üç tabakadır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y105a ·
metinde göster ·
Ve bir çeşme dahi paşanın sarây meydânında dıraht-ı zeytûn ve
nahl-i
hûrmâ altında bir kubbe-i azîmde iki lüleli bir âb-ı nâb-ı sâfîdir. Bu dahi Gav …
Ve bir çeşme dahi paşanın sarây meydânında dıraht-ı zeytûn ve nahl-i hûrmâ altında bir kubbe-i azîmde iki lüleli bir âb-ı nâb-ı sâfîdir. Bu dahi Gavrî kemerlerindendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y128b ·
metinde göster ·
… avan-ı müzehheb-i nîlgûndur. Ve hareminin vasatında bir müzeyyen bâğçesi içinde
nahl-i
hûrmâ ve dıraht-ı nâbıka ile ârâstedir. Ve yine hareminde âbdesthâne-i Hanefîsi …
Tûlü yüz seksen ayakdır, arzı yüz yigirmi ayakdır. Ve otuz sekiz amelî sütûn üzre nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn tavan-ı müzehheb-i nîlgûndur. Ve hareminin vasatında bir müzeyyen bâğçesi içinde nahl-i hûrmâ ve dıraht-ı nâbıka ile ârâstedir. Ve yine hareminde âbdesthâne-i Hanefîsi vardır. Gâyet musanna‘ ve müzeyyen ulu câmi‘dir. Lâkin garîb beyâbânda kalmış cemâ‘ati azdır. Ve iki minâre-i serâmedleri var kim asrımız kûhkenleri ve mermerbürleri bir tîşe urmağa kâdir değildir. İkisi de bir kalemde inşâ olunmuş üçer tabaka minâre-i bâlâlardır. Ve câmi‘in sol tarafındaki kapuda:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y138a ·
metinde göster ·
… zâr eder. Bir gûne beyâz katı peynir gibi süd lezzetinde bir gûne lezîz şeydir.
Nahl-i
hûrmânın tâ depesindeki dalları içindeki iliflerin mâbeyninde olur.
Her sene diyâr-ı Mısır'da dişi hûrmânın kalbi ya‘nî beynisi üzre erkek hûrmânın bir dalın sokup cimâ‘ etdirirler. Ol sene ol dişi hûrmâ on beş yigirmi salkım hûrmâ verir. Eğer böyle cimâ‘ etdirmeseler hûrmâ vermez. Ve hûrmâ ağacı ayda bir hayız görür. Âdem gibi beynisi vardır, anı kat‘ etsen hûrmâ kurur, ammâ gayrı dalların kessen dahi serâmed olur. Ve hûrmâ beynisine kalbü'l-belah derler, gâyet lezîz ve mukavvîdir. Mısır'da cimâ‘dan kalmış âdemler isti‘mâl edüp ol gece ehlini hayli müsta‘mel edüp bîzâr eder. Bir gûne beyâz katı peynir gibi süd lezzetinde bir gûne lezîz şeydir. Nahl-i hûrmânın tâ depesindeki dalları içindeki iliflerin mâbeyninde olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y230b ·
metinde göster ·