İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

nasîb*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
160
isabet
117 cümle/beyitte
59,3
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
12
farklı biçim
29 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi16065,4

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 160

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“nasîb*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 7b–8a … üp var makdûrun sarf eyle, 'El-mukadder kâ’in' fehvâsınca sana dahi takdîr olan nasîbin elbette gelir" deyü yedi cild tevârîh-i kütüb-i mu‘teber-i nefîse ihsân edüp "Y …
EÇS I 41a Andan serîr-i saltanat, Sultân Bâyezîd-i Velî'ye nasîb olup İslâmbol'u ta‘mîr ü termîm ederken hikmet-i Hudâ kazâ-yı âsumânî İslâmbol …
EÇS I 44b "Böyle olıcak size süvâr olacak Yahûd tâ’ifesi efendilerinize mâlınız nasîb ola kim rûz-ı kıyâmetde size süvâr oldukda mahmîz ve tâziyâne urmayalar. Yohsa …
EÇS I 45b–46a … îseleri uç uca 46a dizüp bu kadar mâl-ı firâvân sarf ederseniz bu hayrât size nasîb olur. Ve illâ bu hayrâta bir mülûk kâdir değildir. Şâfî haber budur pâdişâhım" …
EÇS I 134a … ına çarh-ı sitemgeri / Târîhini Halîlî dedi lütf-ı Hak ile / Câvîd-i cennet ola nasîbi Kalenderî. / Sene (---).
EÇS I 210a … makbûlümdür, sana taklîd edüp ö[y]kündüğiyçün mukallid-i sahîhdir, ana cennetim nasîb etmişim" buyururlar, niçe kütüblerde musarrahdır.
EÇS II 311b–312a … n kal‘ası harâb olmuşdur, ammâ Cenâb-ı Bârî yâri kılup yine dest-i Âl-i Osmân'a nasîb olursa sehl himmet ile ta‘mîr u termîm 312a olsa sedd-i Kahkahâ-vâr bir kal‘a …
EÇS II 358a–358b … sana Cenâb-ı Bârî seyâhat-i tâm, âhir nefesde îmân verüp şefâ‘at-i Resûlullah'ı nasîb edüp sıhhat-i bedenle cihânı geşt ü güzâr etdükçe azacık ta‘âm ye ve azacık söy …
EÇS II 373b–374b … ir altun mînâ zarflı sâ‘at çıkarup "Şu kendü bâğın koruğu halvasıdır. Yine sana nasîb oldu" deyü bir sâ‘at ihsân edince Hudâ âlimdir kim yigirmi bir yıl mukaddem bu …
EÇS II 373b–374b … ydaroğlu eyitdi "Gerçekdir. Baba merhûm senin mâlından bana vermişdi. Yine sana nasîb 374b oldu. Ve 'İşte Hasan Ağa'ya sor, şimdi yollarda gelirken bu sâ‘at sebebi …
EÇS III 24b … ir küçük hânı vardır ammâ bî-emân yerdir. Bir sâhib-i hayra Cenâb-ı Bârî imârın nasîb edüp memerr-i huccâc emn [ü] emân ola. Andan yine cânib-i kıbleye kâhîce kayalı …
EÇS III 82b … Hüsn-i ziyâd derler. Hakk dahi ziyâde eyleye! Bu kal‘a niçe yüz mülûkden mülûke nasîb olup âhir sene (---) târîhinde Selîm-i Evvel Çıldır fethinden sonra vezîr-i mük …
EÇS III 93b–94a … lamaz. Ammâ inşâallah yâ Haleb ve Şâm, Erzurûm, Diyârbekir ve Bağdâd eyâletleri nasîb olursa senin hâtırın içün alalım" deyü ahd edüp andan Kızılırmağı ubûr etmeğe m …
EÇS IV 189b 204. Evsâf-ı şehr-i harâb-âbâd kal‘a-i Nasîbîn-i rebî‘âbâd.
EÇS IV 189b 206. Nasîbîn'in cemî‘i ziyâretleri ve dârü's-sekalân-ı şehr-i Nasîbîn.
EÇS IV 189b 206. Nasîbîn'in cemî‘i ziyâretleri ve dârü's-sekalân-ı şehr-i Nasîbîn .
EÇS IV 189b 207. Lisân-ı kavm-i ecinne şi‘ri, hikmet-i Hudâ Nasîbîn'de cin olmaduğu.
EÇS IV 189b 211. Nasîbîn'den menzil-i Aznavurdepesi ve Göllü köyü ve Koçhisâr ve Gümüşbend.
EÇS IV 205b … t'a mahlût olan nehrin biri dahi nehr-i Hirmas'dır. İbtidâ tulû‘u arz-ı kal‘a-i Nasîbîn kûhlarından cem‘ olur. Bir niçe menzil cereyân edüp nehr-i Sarsar'a mahlût olur …
EÇS IV 209b–210a … l‘a-i Hasdepe ve kal‘a-i Sincâr ve kal‘a-i Tilhovar ve kal‘a-i Musul ve kal‘a-i Nasîbîn , ammâ kal‘a-i Cizre ve 210a (ve) kal‘a-i İmâdiyye ve kal‘a-i Akra nehr-i Şatt …
EÇS IV 210a … Şâh sayd u şikârından hazz edüp vakt-i temmuzda bunda sâkin idi. Vakt-i şitâda Nasîbîn kurbünde Karadere ya‘nî Kara Dârâ nâm şehirde karâr-dâde idi.
EÇS IV 211a Bu kal‘adan kal‘a-i Nasîbîn ve kal‘a-i Sincâr ve kal‘a-i (---) kûh-ı Sincâr ve deşt-i Hâmûn-ı bî-pâyân cüml …
EÇS IV 212a … â Şâh Rûm kefereleriyle bu sahrâda ceng-i azîm edüp Dârâ Şâh münhedimen kal‘a-i Nasîbîn kurbünde taht-ı kadîmi olan Karadar nâm mahalde karâr etdi, ammâ hâlâ bu Göllü …
EÇS IV 212a–212b … sı derler. Bir diş gibi kayadır kim kal‘a-i Sincâr'ın cânib-i şimâlinde kal‘a-i Nasîbîn tarafındadır ve keştî-i Nûh bu Sincâr cebelinde karâr etdüğü muhakkakdır kim Mı …
EÇS IV 212a–212b … u seyrân ederek mezkûr Sincâr'a iki menzil karîb cânib-i şimâlde 212b kal‘a-i Nasîbîn ile kal‘a-i Musul mâbeyninde cebel-i Cûdî nâm bir kûh-ı bülendin zirve-i a‘lâsı …
EÇS IV 213b … kmeği tenâvül ederler ve gâyet beyâz ve mümessek balı olur. Ve bu kal‘a kal‘a-i Nasîbîn'in taraf-ı cenûbundadır ve kal‘a-i Musul'a iki günde sür‘atle ve üç günde râhatla …
EÇS IV 213b Sitâyiş-i esmâ-i enhâr: Evvelâ nehr-i Hirmas, cebel-i Nasîbîn'den tulû‘ edüp anı güzer edüp bu nehr-i Hirmas'dan nehr-i Sersâr ayrılır. Andan neh …
EÇS IV 216b … içe bini Sincâr ve Mardin'e az vardılar, niçe bini kal‘a-i Hâtûniyye ve kal‘a-i Nasîbîn'e bî-nasîb vardılar, niçe yüzü seyf-i Muhammedî'den nasîbin aldılar. Bu meydân-ı …
EÇS IV 216b … âtûniyye ve kal‘a-i Nasîbîn'e bî-nasîb vardılar, niçe yüzü seyf-i Muhammedî'den nasîbin aldılar. Bu meydân-ı ma‘rekeye Firârî Mustafâ Paşa askeriyle vardığımızda cümle …
EÇS IV 260b … 'da bir âdem pişirir, al ol ekmeği safâ-yı hâtır ile ye dedüğü bize Van mansıbı nasîb olup ekmeğin işte yine Murâd Hân kasrında yememiz işâreti idi. Ve bu kerre İpşi …
EÇS IV 309b … -ı Yunan'da Daranya derler Zîrâ Dârâ Şâh'ın bir tahtı bu Hemedân idi, bir tahtı Nasîbîn kurbünde Karadere Dârâ tahtı olmağile hâlâ harâbistânına Karadere derler. Lisân …
EÇS IV 344a Evvelâ cümleden nehr-i Hermas'dır, Nasîbîn kal‘ası dağlarından çıkup cereyân ederek nehr-i Sersâr'a münşa‘ib olur.
EÇS IV 347b Meselder bülbüle altun kafesde gül nasîb olsa
EÇS IV 375a–375b Âhir be-kavl-i müverrihân İskender-i Yunan kavm-i Rûm-ı bûm ile şehr-i Nasîbîn üzre çeri çeküp Karadere nâm mahalde Dârâ Şâh ile ceng-i azîm edüp Dârâ Şâh mün …
EÇS IV 375a–375b … eçüp Dârâ Şâh'ı esîr etdiler ve taht-ı şâhîsi olan şehr-i Karadere'yi ve şehr-i Nasîbîn'i harâb u yebâb ve halkını kebâb ve hânelerin türâb edüp diyâr-ı Acem'i Rûm kefer …
EÇS IV 383a–383b Ba‘dehû Rûm keferesi Dârâ Şâh üzre Nasîbîn kurbünde Karadere nâm mahalle gelüp ceng [ü] cidâl edüp Dârâ Şâh münhedim olduk …
EÇS IV 384b … edüp esnâ-yı cengde Dârâ Şâh münhezim olup taht-ı Dârâ olan Karadere şehrin ve Nasîbîn şehrin ve bu Cezîre şehrin cümle harâb u yebâb edüp kavm-i Acem'i harâca kesüp …
EÇS IV 385a … dur. Bağı ve bâğçesi vardır ve Musul'a bir menzil karîbdir ve Cizre ile kal‘a-i Nasîbîn arasında,
EÇS IV 390b … ây-ı a‘yân ve gayrı büyût-ı hânedân olduğundan mâ‘adâ bâğ-ı İremezâtları şehr-i Nasîbîn ile müşâ imiş ve şehr-i Kûfe ve şehr-i Ummân ve şehr-i Musul imiş.
EÇS IV 390b–391a … iği kal‘a esâsı üzre seng-binâ bir kal‘a-i çâr-kûşe-i ra‘nâ inşâ edüp Mardin ve Nasîbîn mâbeyni emn ü emân-ı râh oldu. Hâlâ bu kal‘a şehr-i Nasîbîn hâkinde Karadere nâ …
EÇS IV 390b–391a … inşâ edüp Mardin ve Nasîbîn mâbeyni emn ü emân-ı râh oldu. Hâlâ bu kal‘a şehr-i Nasîbîn hâkinde Karadere nâm bir dere ağzında bir boğazkesen kara dereli boğazda bir pü …
EÇS IV 391a … akaleyn ve tahtgâh-ı Dârâ Şâh-ı dârü'l-mülûkeyn, mâbeyn-i âmid-i Irâkeyn, ya‘nî Nasîbîn-i bilâd-ı rebî‘ayn
EÇS IV 391a … rabtası altında bir kal‘a-i bülenddir. Ba‘dehû Dârâ Şâh merhûm olup bu kal‘a-i Nasîbîn harâb olup niçe şu‘arâlar Dârâ Şâh'ı ba‘zı ebyât-ı eş‘ârlarında tahmîs ile yâd …
EÇS IV 391a–391b … u taht u raht u bahtı kalmayup Arapça nassı üzre ne vücûd-ı Dârâ ve ne şehr-i Nasîbîn-i seng-i hârâ kalup hâlâ cemî‘i imâristân-ı Nasîbîn rimâl-i türâb olup yatır. Müv …
EÇS IV 391a–391b … e vücûd-ı Dârâ ve ne şehr-i Nasîbîn-i seng-i hârâ kalup hâlâ cemî‘i imâristân-ı Nasîbîn rimâl-i türâb olup yatır. Müverrihân-ı sâhib-i hey’et üzre bu şehr-i Nasîbîn'e …
EÇS IV 391a–391b … -ı Nasîbîn rimâl-i türâb olup yatır. Müverrihân-ı sâhib-i hey’et üzre bu şehr-i Nasîbîn'e beyne'l-Irâkeyn derler. Zîrâ Bağdâd'a ve Haleb'e ve Diyârbekir'e ve Erdebil'in …
EÇS IV 391a–391b … Haleb'e ve Diyârbekir'e ve Erdebil'in cümle mâbeynlerine 391b vâki‘ olmağile Nasîbîn-i Irâkeyn derler. Ve cümle müverrihler buna Nasîbîn dedikleri Hazret-i Yûnus aley …
EÇS IV 391a–391b … erine 391b vâki‘ olmağile Nasîbîn-i Irâkeyn derler. Ve cümle müverrihler buna Nasîbîn dedikleri Hazret-i Yûnus aleyhi's-selâmın nutk-ı dürer-bârları te’sîriyle Nasîb …
EÇS IV 391a–391b … sîbîn dedikleri Hazret-i Yûnus aleyhi's-selâmın nutk-ı dürer-bârları te’sîriyle Nasîbîn derler. Zîrâ Hazret-i Yûnus'a kavm-i Nasîbîn îmân getirdiklerinden Yûnus Nebî d …
EÇS IV 391a–391b … ın nutk-ı dürer-bârları te’sîriyle Nasîbîn derler. Zîrâ Hazret-i Yûnus'a kavm-i Nasîbîn îmân getirdiklerinden Yûnus Nebî du‘â edüp "Yâ kavm-i hâmiyet, sizin her mahsûl …