Ve cümle şehr içre ne kadar değirmenler var ise ne at ve ne sığır ve
ne âdem
çevirir değirmenleri ve kebâb şişlerin ve kuyulardan kovalar ile sular çekmeği …
Ve cümle şehr içre ne kadar değirmenler var ise ne at ve ne sığır ve ne âdem çevirir değirmenleri ve kebâb şişlerin ve kuyulardan kovalar ile sular çekmeği ve sahrâlarında gezen arabaları atsız ve sığırsız cümle hıyel u şeytanat ve musanna‘ sâ‘at çarhlarıyla hareket eder değirmenler ve kebâb çarhları ve kuyuların dollâbları ibret-eser arabalardır, ammâ her araba sahrâlarda giderken yüz kantâr yük çeker, on câmûs çeviremez arabaları çarhlar çevirüp düz yerde râhat gider, ammâ yokuşa gidemez, enişe serî‘ giderken arabanın ardında bir bâr-ı sakîl sürüdüp arabalar aşağı ense râhat gider. Ancak araba üzre bir kâfir elinde bir çatal demir uçlu sırığı var, anınla arabayı sağa ve sola çevirir. Araba pek gitsin derse sâ‘at gibi arabanın çarhların kurup sür‘at üzre gider. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b ·
metinde göster ·
… nı ubûr edüp bu râhın nısfından bir sengistâna düşdük kim ne at basacak yer var
ne âdem
piyâde gitmeğe imkân var, gûyâ râh-ı sakardır. Tâ Sa‘sa‘a'ya varınca böyle taşl …
Anı ubûr edüp bu râhın nısfından bir sengistâna düşdük kim ne at basacak yer var ne âdem piyâde gitmeğe imkân var, gûyâ râh-ı sakardır. Tâ Sa‘sa‘a'ya varınca böyle taşlıkdır kim niçe bin âdem atile tekerlenüp ayakları hurd olmuşdur. Hudâ rahmet eyleye, Tatar Hân kapu kethudâsı Tatar Süleymân Ağa iki sâ‘at yerin tathîr etmiş. Du‘â ederek anı ubûr edüp 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y238b ·
metinde göster ·
… arırım, siz elem çekmen’ deyüp nerdübândan aşağı enüp gitdikde ardı sıra endik.
Ne âdem
ne âdemîzâd var. Bu ne acâ’ib hikmetdir, deyü âlem-i hayretde kalup bu refîkler …
‘Ben Hazret-i Peygamberim, Selîm ile ahdimiz var. Ol bana hizmet eder. Ben dahi ana hizmet edüp kendüyi ve inkırâzu'd-devrân oğulları benim himâyemdedir. Siz huzûrunuzda olun, safâ-yı hâtır ile istirâhat eylen. Eyle bir şey olursa, ben Selîm'im menâmında uyarırım, siz elem çekmen’ deyüp nerdübândan aşağı enüp gitdikde ardı sıra endik. Ne âdem ne âdemîzâd var. Bu ne acâ’ib hikmetdir, deyü âlem-i hayretde kalup bu refîklerimiz ile meşveret ederken cümlemiz Ashâb-ı Kehf hâbına varmışız. Bir zamândan sonra gördük, pâdişâhım dal kılıc kapudan feryâd etdiler. Anı gördük, bir uryân Urbân kendüyi deryâya atup gâ’ib oldu. İşte mâ-vaka‘ budur. Fermân pâdişâhımındır" deyince derhâl Selîm Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y54b ·
metinde göster ·
… yedi yılda tamâm olur. Kâmil yüz elli zirâ‘-ı Mekkî'dir. Buna ne ip dayanır ve
ne âdem
çekmeğe tahammül eder. Y 85a Âhir cümle kûhkenler üşüp bu kuyunun cânib-i erb …
"Bir vechile elbette bu kal‘aya su çıkarmak gereksiz. Yohsa cümleniz seyf-i miczemden geçiririm" dedikde cümle üstâd cem‘ olup bir kuyu kazmışlardır kim bu rû-yı arzda aslâ misli yokdur. İbtidâ çâr-gûşe bir kuyu kazarlar, yedi yılda tamâm olur. Kâmil yüz elli zirâ‘-ı Mekkî'dir. Buna ne ip dayanır ve ne âdem çekmeğe tahammül eder. Y 85a Âhir cümle kûhkenler üşüp bu kuyunun cânib-i erba‘asından yokuş aşağı kaza kaza meselâ kuyu ortada kubur gibi kalup cânib-i erba‘ası yoldur ve yolun her tarafından pençereler açup bu yola kuyudan aydınlık gelür. Meselâ İslâmbol'da Ayasofya câmi‘inin tabakalarına çıkacak yol gibi yoldur. Atlı yayan refâhiyyet üzre çıkarlar ve enerler, tâ çâh-ı gayyâya enince üç bin adımdır. Ammâ aşağısı gâyet muzlim mahûf yerdir, vehhâm âdemin kârı ol mahalle varmak değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y84b–Y85a ·
metinde göster ·
ve ne hımâr ve ne deve evlâ bi't-tarîk kapudan taşra çıkup su getirmedikleri ec …
Sehel Mısır'a rahmet yağsa ne at ve ne âdem ve ne hımâr ve ne deve evlâ bi't-tarîk kapudan taşra çıkup su getirmedikleri ecilden eyle kaht-ı mâ olur kim bir arka sakkâsının keçi tulumu suyu beş paraya çıkar. Sebîller ise meşrûbât içün açılup bezl olunur, sâ’ir levâzımât içün su kıtlık olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y128a ·
metinde göster ·