… cık vardır, gemiler palamarların adacığa bağlayup demürlerin rû[z]gâra göre her
ne tarafa
olursa bırağup a‘lâ yataklı liman-ı emândır.
Mezkûr limana ifrât ile büyük gemiler varıcak limanın tâ ortasında bir küçücük adacık vardır, gemiler palamarların adacığa bağlayup demürlerin rû[z]gâra göre her ne tarafa olursa bırağup a‘lâ yataklı liman-ı emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267a ·
metinde göster ·
… -i felek-i pür-şitâbda bu kuvâ-yı beden terakkîde iken kuvvet-i basarım ile her
ne tarafa
nazarım tîrini şast ber-kabza-i sa‘y kavsı ile çeküp atsam ol ân nişân ururdum. …
Bu hakîr Evliyâ âlem-i şebâbda ve devr-i felek-i pür-şitâbda bu kuvâ-yı beden terakkîde iken kuvvet-i basarım ile her ne tarafa nazarım tîrini şast ber-kabza-i sa‘y kavsı ile çeküp atsam ol ân nişân ururdum. Bi-emri Hudâ sayf u şitâda ne cânibe azîmet etsem elbetde ol diyâra vasıl olurdum. Ammâ İslâmbol'da altı ay meks edüp başıma zindân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y2a ·
metinde göster ·
… dilden ve cân [u] gönülden seyâhate tâlib [ü] râgıb olup kuvvet-i basar ile her
ne tarafa
nazar etsem ol kez nazarım tîri atılup ol ân nişânın bulup tayy-i mekân ederdim …
Fasıl, iclâl [ü] ikrâma mahsûs olan Beytullâhü'l-harâm'ın cemî‘i ahvâlâtın beyân eder: Evvelâ bu hakîr Evliyâ-yı bî-riyâ âlem-i şebâbda ve ömr-i nâzenîn ber-hevâ perîşânda ve kuvâ-yı beden terakkîde iken derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden seyâhate tâlib [ü] râgıb olup kuvvet-i basar ile her ne tarafa nazar etsem ol kez nazarım tîri atılup ol ân nişânın bulup tayy-i mekân ederdim ve murâd [u] maksûdum olan diyâra kadem basardım. Ve ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a-i seyyâre-vâr bürûc bür[û]c seyrân ederek kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp esb-i sabâ- Y 339a -sür‘at ile geşt-i diyâr ederek kilk-i cevâhirimi güftâre getirüp gâh evsâf-ı büldân ve gâh emdâh-ı peygamberân ve gâh tilâvet-i Kur’ân ederek ve gâh seyr [ü] temâşâ etdiğimiz şehr-i azîmeleri ve kılâ‘-ı kadîmeleri ile ve nehr-i azîm ve cibâllerin irtifâ‘ıyla ilm-i hey’et üzre Papamunta ve Atlas ve Coğrâfiyye kitâbları gibi cümle geşt [ü] güzâr etdiğimiz memâlik-i mahrûseleri sûrete getirüp muharrir-vâr cemî‘i âsârları ile tahrîr etmeğe bezl-i himmet etmişdim ki "Ulüvvü'l-himmeti mine'l-îmân"dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y338b–Y339a ·
metinde göster ·
… mutrıbân [u] hânendegân sâz [u] söz ile Hüseyin Baykara meclisleri olur kim her
ne tarafa
nazar etsen bir safâ-yı cân-perverî olmada ve bir ayş u işret olup halk-ı âlem …
Ve Eski Mısır'ın cemî‘i hânedânlarında ve cemî‘i akabe ve cerim ve keştîlerde ve tarafeynde olan otağ ve cerge ve haymelerde gûnâ-gûn mutrıbân [u] hânendegân sâz [u] söz ile Hüseyin Baykara meclisleri olur kim her ne tarafa nazar etsen bir safâ-yı cân-perverî olmada ve bir ayş u işret olup halk-ı âlem şâdumân olmada ve kayık kayık uşşâk birbirlerine varup gelmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y154a ·
metinde göster ·