… mi imdâd yetişüp asker-i İslâm iki kat dinc-â-dinc küffârın ortasında kalup bir
neberd-i
azîm olup semâda cümle kerrûbiyânlar reşk etdiler.
Ve Galata kal‘asının ensesinde evc-i âsumâna ser çekmiş bir kulle-i serâmed binâ edüp ismini Medînetü'l-kahr kodı. İslâmbol tekuruyla bilâhire ol ahd üzre sulh etdi kim İslâmbol'un Eğrikapusu ve Edirnekapusu ve Sultân Selîm dağından Zeyrekbaşı dağına andan Unkapanı'na, andan tâ Ebâ Eyyûb-ı Ensârîkapusu'na varınca ümmet-i Muhammed girüp sâkin olalar. Ve Aşağı Mustafâ Paşa çârsûsunda Gül Câmi‘i binâ edüp Sirkeci tekyesini mahkeme-i şer‘-i mübîn edüp bir mahalle dahi Yedikulle kurbünde Kocamustafâpaşa yaylasına koyup bu ahd [ü] mîsâk üzre tekur-ı bî-nûr sulhu kabûl edüp beher sene ellişer bin altun harâc vermeğe ta‘ahhüd edüp bu şart üzre akd-i sulh olup ber-vech-i pîşin üç yıllık harâcı alup Ömer ibn Abdül‘azîz bir sene Galata'da meştâ edüp muhâfazada kalan ümmet-i Muhammed'lerin cemî‘i ma‘ûnetlerin görüp Süleymân bin Abdülmelik'i Galata kal‘asında serdâr bırağup Mesleme'yi kendüye başvezîr edüp tekfurdan üç yüz pâre gemi imdâd alup kendü gemileri ile cümle beş yüz pâre gemi ile cânib-i Arabistân'a giderken Boğaz'dan taşra Akdeniz sâhilinde Kazdağı nâm mahallere vardıkda meğer İşpanya küffârından İslâmbol tekuruna üç yüz pâre gemi imdâda giderken bunlara Kazdağı nâm mahalde râst gelüp ceng-i azîm edüp küffâr mağlûp olacak mahalde gerü İslâmbol tekurundan dahi yüz pâre gemi imdâd yetişüp asker-i İslâm iki kat dinc-â-dinc küffârın ortasında kalup bir neberd-i azîm olup semâda cümle kerrûbiyânlar reşk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21a ·
metinde göster ·
… imi cirminde binâ etdüği kal‘a içre ümmet-i Muhammed mahsûr olup üç gün üç gece
neberd-i
azîm edüp âhir-i kâr bunlar dahi cümle hürr-i şehîd oldular. Ve ibâdullâhın niç …
Ve niçe bin ibâdullâhı Cübbealîkapusu kurbünde kırup şehîd edüp cesed-i latîfleri hâk-âlûd olup âsûde oldular. Ve bir fırkası dahi Yedikulle kurbünd[e] Kocamustafâpaşa mahallinde Hârûnu'r-Reşîd'in bir sığır postu dilimi cirminde binâ etdüği kal‘a içre ümmet-i Muhammed mahsûr olup üç gün üç gece neberd-i azîm edüp âhir-i kâr bunlar dahi cümle hürr-i şehîd oldular. Ve ibâdullâhın niçe bini İslâmbol içre ba‘zı câ-yı menâs zann etdükleri yere giderken küffâr-ı bed-girdâr bunları buldukları yerde şehîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
… asker birbirine mukâbele vü mukâtele olunca bir gün bir gece ceng-i sultânî ve
neberd-i
hâkânî olup Sultân Hasan münhezimen firâr etdüğine târîh:
"El-umûru merhûnetün bi-evkâtihâ" deyüp cemî‘i umûrun Cenâb-ı Bâri'ye tevfîz eyleyüp yine ilme meşgûl oldu. Hikmet-i Hudâ pederi Murâd Hân merhûm olup tekrâr Sultân Mehemmed Hân sene 855 târîhinde müstakil pâdişâh olup cümle kullar kendüden bî‘at edüp etrâf pâdişâhlarına nâmeler gidüp cümle pâdişâhlardan elçiler ile mübârek-bâd nâmeleri ile hedâyâlar geldi. İllâ Kara Koyunlu neslinden Âzerbâycân şâhı Uzun Hasan itâ‘at etmeyince Sultân Mehemmed'in ibtidâ gazâsı Uzun Hasan olup Tercân sahrâsında iki deryâ-misâl asker birbirine mukâbele vü mukâtele olunca bir gün bir gece ceng-i sultânî ve neberd-i hâkânî olup Sultân Hasan münhezimen firâr etdüğine târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 24b ·
metinde göster ·
… 'ın Sultân Gavrî ile Mercidâbık'da olan ceng-i azîmin ve Sahrâ-yı Kâkûn'da olan
neberd-i
kebîrin ve ol cengde Gavrî Sultân câm-ı eceli nûş edüp lezzetinin gavrine erüp …
Zîrâ bu [Su]kemerli Mustafâ Çelebi {cümlesinden müsin idi. Hattâ} Müftî's-sakaleyn Kemâl Paşazâde hazretlerinin telâmîzlerinden tekmîl-i fünûn etmiş bir zû-fünûn müfessir ü muhaddis ü müverrih bir kimesne idi. Hattâ Kemâl Paşa huddâmı olmaları cihetiyle Sultân Selîm-i Evvel ile Mısır fethinde yigirmi beş yaşına bâliğ bir fetâ yiğit idim deyü Selîm Şâh'ın Sultân Gavrî ile Mercidâbık'da olan ceng-i azîmin ve Sahrâ-yı Kâkûn'da olan neberd-i kebîrin ve ol cengde Gavrî Sultân câm-ı eceli nûş edüp lezzetinin gavrine erüp cengde Gavrî'nin gâ’ib olduğun ve Mısır'da oğlu Sultân Muhammed pâdişâh olup sabîdir deyü kul yine hal‘ edüp yerine Sultân Tûmânbay Mısır'a pâdişâh olup tâ Mısır feth olunca Sultân Tûmânbay Selîm Hân ile yigirmi üç yerde ceng edüp Mısır nice feth olduğun kaçan kim [Su]kemerli Mustafâ Çelebi hikâye etdükde hakîr âlem-i hayretde kalırdım. Gâyet mü’min ü muvahhid ü mu‘temed âdem idi. Mezkûr Fransa kıralı kızının sergüzeşt [ü] serencâmların anların nakl-i sahîhinden istimâ‘ edüp tahrîr etmişizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28b ·
metinde göster ·
… opları vardır. Rûm deryâsı gibi sâhib-i mahâret keştîbânları yokdur. Deryâ üzre
neberd-i
zevrâk Fireng-i pür-renge ve Âl-i Osmân-ı evrenge mahsûsdur kim gemilerinde iki …
{Der-sitâyiş-i niheng-i pîl-kûş-ı Bahr-i Haraz}: Andan kalkup yine leb-i deryâ ile giderken temevvüc-i Bahr-i Haraz ile sâhil-i deryâda bir balık düşmüş, kaddi kâmil yüz adım idi. İki başı var, biri kuyruğu yerinde yılan başlı, biri büyük başı ki hammâm kubbesi kadar var idi. Gûyâ tasvîrlerde tahrîr olunan ejdehâ tasvîri başına müşâbih idi. Üst çenesinde yüz elli dendânları var ve alt çenesinde yüz kırk sinni var. Her bir dişi birer zirâ‘ tavîl ve âdem uyluğu gibi kalın dişleri ve fil kulağı gibi gûşleri ve müdevver sofra cirminde gözleri var. Ve cümle vücûdu kunduz tüğü-misâl tüğlü bir mahlûk-ı Hâlık ve bir mehîb ü mefret balık idi. Cümle ehl-i Bakü ve Demirkapu ve kavm-i Şemahı cem‘ olup temâşâ ederlerdi. Hoca Sarı Hân nâm bir seyyâhân-ı Bahr-i Haraz eydür: "Bu Bahr-i Haraz'a mahsûs bir nehengdir kim mellâhân-ı bihâr, bu mâhîye neheng-i pîl-kûş derler. Cemî‘î mâhîler bu balıkdan havf ederler" dedi. Ammâ hakîkatü'l-hâl bu Bahr-i Haraz sâhilinde olan ibret-nümâ bir deryâda yokdur. Hattâ leb-i deryâda ol kadar derya mahlûku kabları ve lâşeleri vardır kim diller ile ta‘bîr olunmayup bir bahr mahlûkuna müşâbeheti yokdur. Çâr-kûşe ve şekl-i muhammes ve topuz gibi başı müdevver ve kuyruğu ince mahlûklar olur. Ammâ mâhî-i kepî ve mâhî-i minâ gûyâ murassa‘ bir zirâ‘-ı mâhîdir. Ve mâhî-i lipâta ve mâhî-i sürhendâm ve mâhî-i sebz ve mâhî-i sîmî ve niçe bin elvân mâhîleri var, amma ma‘lûmumuz olup tenâvül olunan bu gûne mâ’idelerdir. Ve bu Bahr-i Haraz ol diyârın mellâhları takrîri üzre Karadeniz'den bir buçuk kadar vâsi‘dir. Dâiren-mâdâr cirmi dörd bin mildir. Ve bir yire ittisâli yokdur. Başka bir bahr-i azîmdir. Ve Karadeniz gibi içinde aslâ cezîresi yokdur. Cezîre-i ma‘mûreler Akdeniz'e mahsûsdur kim sağîr ve kebîr cümle iki bin kırk cezîrelerdir. Kırkı cezîre-i azîmlerdir. Meselâ; cezîre-i Kıbrıs ve Girid ve Mora ve Rodos ve Midilli ve İlimni ve İstendil ve İstanköy ve Sakız ve Nakşa ve Zanılsa ve Kefalonya ve Cicilya ve Korsika ve Sardilya ve Malta misillü niçe cezîreler vardır. Her birinde beşer onar ve yetmişer seksener mikdârı kılâ‘-ı metînler ve nehr-i azîmler vardır. Ammâ bu Bahr-i Haraz'da bir cezîreli yer yokdur. Ammâ limânları çokdur ve talattum-ı deryâ-yı tebbâsı (?) Karadeniz'den şedîd olur. Tûlunun nihâyeti Fağfûr hududu vilâyetinde nihâyet bulur kim ıklîm-i sâbi‘in nihâyetidir. Garb tarafı diyâr-ı Moskovdur. Şark tarafı Gîlân-ı Acem ve Özbek ve Bulgar ve Kalmâğ ve Çîn ve Fağfûr ve Kazak'dır kim bu Kazak tarafıyla Moskov ma-beyni şiddet-i şitâda bu bahr müncemid olup yedi ay sedd-i yah-bend olup üzerinden Kalmah Tatarları ubûr edüp diyâr-ı Moskov'ı nehb ü gâret edüp esîrlerin Çîn-i Hıta ve Hoten'de fürûht edende bây kişi olurlar. Ammâ bu Gîlân ve Bakü ve Demirkapu ve Türk kal‘aları önünde bu Bahr-i Haraz aslâ donmaz, zîrâ sevâhil taraflardır. Ve bu cânibde bu bahrin nihâyeti Bâbü'l-ebvâb ta‘bîr etdükleri Demirkapu'dan cânib-i kıbleye içeri bir körfezdir. Dağıstân pâdişâhı hudûdunda leb-i Haraz'da Avar ülkesine karîb Türk nehri kenarında Moskov'un Türk kal‘asında bu bahr nihâyet bulur. Kıbleden 315b şimâle tûlânîce vâkı‘ olup tûlı dörd bin mildir. Ve umkı, ka‘rı nihâyeti üç ıskandil boyudur, ya‘nî üç yüz zirâ‘ derin yeri vardır. Ve bu rûy-ı deryâda bin pâre gemileri vardır kim diyârdan diyâra tüccârân-ı berr [u] bihâr götürüp kâr ederler. Ammâ cemî‘î keştîbânları Moskov kâfiri Kazağı şaykalarından havf edüp rûy-ı deryâda azîm ceng-i perhâş ederler. Lâkin bahr-i Esved ve bahr-i Sefîd ve bahr-i Okyonus ve bahr-i Muhît kalyonları gibi azîm karaka keştîleri yokdur. Ancak küpeşteleri kamış sazlı hûrde gemileri ve hûrde mişkât topları vardır. Rûm deryâsı gibi sâhib-i mahâret keştîbânları yokdur. Deryâ üzre neberd-i zevrâk Fireng-i pür-renge ve Âl-i Osmân-ı evrenge mahsûsdur kim gemilerinde ikişer üçer bin asker olup ikişer üçer yüz top çeker karavana kalyonları olup bahr-i Sefîd üzre Fireng ile ceng ederler. Ammâ bu Bahr-i Haraz mellâhları ancak Moskov Kazağ'ı kayıklarıyla ceng ederler. Ez-în-cânib bu Bahr-i Haraz kenarından cânib-i şarka düz sahrâlar içre yine nâhiye-i Müskir'de (---) sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315a–315b ·
metinde göster ·
Bu Sultân (---)(---) evlâd-ı evlâda Diyârbekr'e mâlik-i mülk olup tâ Sultân Selîm-i Evvel asrında Diyârbekir hâkimi el-melikü'l-muzaffer Sultân (---)(---) idi. Selîm Hân Çıldır gazâsına giderken bu Diyârbekir Ekrâdları rehzenlik edüp cüyûş-ı müslimîne Kemâh ve Tercân ve Bâybûrd ve Çânhâ kal‘aları râhlarında hayli rahne verirler. Selîm Hân'a bu ahvâl-i pür-melâl mün‘akis olup fi'l-hâl Diyârbekir hâkimine bir muhabbetnâme ile dergâh-ı âlî kapucıbaşısın gönderüp nâme-i hümâyûnunda: "Benim karındaşım, lutf edüp taht-ı hükûmetinizde olan Ekrâd-ı eşirrâlarınız zabt u rabt idesiz", deyü ricânâme tahrîr etdi. Nâmeyi hâkim-i Âmid kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûmu oldukda bir nâme ile âdem gönderüp, "Eğer Şâh İsmâ‘îl'den intikâm alabilirsen, menim dahi Diyârbekr'ümün iki yüz bin tüfeng-endâz Kürd'imden intikâm alasın" deyü nâmesi geldikde Selîm Hân eydür: "Elsinetü'l-halk aklamu'l-hakdır".. Diyârbekir hâkimi bize icâzet vermiş kim ‘Diyârbekrimün Ekrâdından intıkâm alasın’ demiş. Olmaya; illâ hayr", deyüp azm-i râh-ı gazâ-yı Çıldır edüp isti‘ânet-i Cenâb-ı Bârî yârı olup şâh-ı bed-fi‘âli münhedim edüp mansûr u muzaffer yine Erzurûm'a gelüp yüz bin asker-i İslâm'a Bıyıklı Mehemmed Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp kat‘–ı menâzil ederek kal‘a-i Diyârbekr'i muhâsara edüp yetmiş gün neberd-i azîm edüp Dağkapusu ve Mardinkapusu câniblerinden tarabât-ı top-ı kûpdan rûy-ı dîvâr niçe yerden rahnedâr olup guzât-ı müslimîn yürüyüş sadedinde iken gördüler kim Mardin tarafından bir azîm asker gelir. Talî‘a-i askerden bir kaç âdem ileri ordu-yı İslâm'a gelüp mektûbları serdâr-ı mûma-ileyh Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya verüp kırâ’at etdikde serdâr safâsından raks edüp eydür: "Ey gâzîyân, Çıldır cenginde bize imdâda gelen Amâdiye hâkimi Monlâ İdrîs hazretleri kırk bin askerile yine imdâda gelirmiş. Ol nümâyân olan asker odur. Hemân gelüp ordu-yı İslâm'un bir tarafında meks etsinler", deyü fermân edüp ol ân asker-i Mollâ İdrîs gelüp emân vermeyüp meterise girerler. Bu hâli derûn-ı kal‘ada olan kavm-i Ekrâd görüp "Emân, ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp kal‘a-i Diyârbekr'i bâ-sulh vezir-i rûşen-zamîr Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya verdiler, bâ-i‘ânet-i Monlâ İdrîs-i Amâdî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199a ·
metinde göster ·
… mâ bu sahrâ-yı Tilhovar dahi Dârâ Şâh ile Rûm keferesi cenginden berü böyle bir
neberd-i
azîm görmemişdir. Bu sahrâ-yı bî-pâyânda hâkister efkende olan mevtâların hayme …
Hâsıl-ı kelâm ol gün bir ma‘reke-i benâm idi kim gûyâ Urbân içinde meşhûr olan ceng-i Sıffîn idi . Bu hakîr Urbân cengin ibtidâ Şâm eyâletinde Murtezâ Paşa ile Nakura Boğazı'nda Dürzî cengin seyr etdim ammâ ol ceng-i azîm ol sengistânda cümle piyâde tüfeng-endâz savaşı idi. Ammâ bu Alî Fâris ile Çöl pâdişâhı cengi çölistânda atlar üzre mızrak cengi idi. Dahi böyle çöl Urbânı uruşu görmemiş idim. Hakkâ ki cihânda bir temâşâ etdim ammâ bu sahrâ-yı Tilhovar dahi Dârâ Şâh ile Rûm keferesi cenginden berü böyle bir neberd-i azîm görmemişdir. Bu sahrâ-yı bî-pâyânda hâkister efkende olan mevtâların hayme vü hargâhları ve bâr u bengâhları ve niçe kerre yüz bin mâl-ı ganîmetleri ve keçileri ve sığır câmûsları ve gayrı devâbâtlarından küheylân atları ve develeri sahrâyı pür etmişdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217a ·
metinde göster ·
… î ve Çekvânî Kürdleridir. Özr ü bahâne bir tarafdır kim bugün ceng-i sultânî ve
neberd-i
Âl-i Osmânî'dir kim gâfil mebâş." deyüp bu ebyâtı terennüm ederlerdi. Beyt:
Bu minvâl üzre cümle asker Rahova sahrâsında çalkanup âheste âheste gidüp cümle çavuşlar taraf taraf, kol kol gezüp, "Bilin âgâh âgâh olun gâzîler! Bugünkü gün Kerbelâ cengidir kim önünüzde cümle hasımlarınız Yezîdî ve Haltî ve Çekvânî Kürdleridir. Özr ü bahâne bir tarafdır kim bugün ceng-i sultânî ve neberd-i Âl-i Osmânî'dir kim gâfil mebâş." deyüp bu ebyâtı terennüm ederlerdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268a ·
metinde göster ·
… n ferâdâ tahrîr ü terkîm eylesek Hudâ âlimdir bir savaşnâme-i mücelled olur. Bu
neberd-i
azîm bin altmış beş Ramazânı'nın yigirmi dördüncü bâzârertesi gün olmağile cüml …
El-hâsıl eğer bu cengi gördüğümüz gibi ferâden ferâdâ tahrîr ü terkîm eylesek Hudâ âlimdir bir savaşnâme-i mücelled olur. Bu neberd-i azîm bin altmış beş Ramazânı'nın yigirmi dördüncü bâzârertesi gün olmağile cümle bin altmış beş kadar âdem Hân tarafından [nâ-]şehîd ve gayrı şehîd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
… da Allah Allah deyüp hücûm idince kâmil yedi buçuk sâ‘at-i nücûmî ceng-i azîm ü
neberd-i
elîm olup tarafeynden kırk bin benî Âdem dendân-ı tîğdan geçüp Osmânlı askeri m …
beyti gelir. Hemân serdâr-ı dilîrin cür’et ve şecâ‘at regleri hareket edüp Süleymân Hân'ın dahi Ucân yaylağından asker üzre ebyâta münâsib imdâda geleceğin haberi gelince hemân Serdâr İbrâhîm Paşa 304b cenge âmâde oldukda gerüde Tebrîz cânibinden Süleymân Hân fermânıyla Gîlân Hânı Muzaffer Hân ve Hân-ı Nahşevân ve Timur Şâh neslinden Mirzâ Hân bi'l-cümle bunlar on yedi bin asker ile imdâda gelüp hemân ol ân İbrâhîm Hân amân u zamân vermeyüp Acem ceyşi üzre bu Sercem sahrâsında Allah Allah deyüp hücûm idince kâmil yedi buçuk sâ‘at-i nücûmî ceng-i azîm ü neberd-i elîm olup tarafeynden kırk bin benî Âdem dendân-ı tîğdan geçüp Osmânlı askeri mansûr u muzaffer olup bî-hadd ü bî-kıyâs mâl ile muğtenim olup kırk bin kelle ârâyiş-i nîze edüp Tebrîz kurbünde Ucân yaylasında kelleleri Süleymân Hân'ın pây-ı serîrine rîzân etdiklerinde cümle ser-i kârda olanlara Süleymân Hân hil‘at-i fâhireler ve menâsıb-i âlî ile çörekler ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 304a–304b ·
metinde göster ·
… e İslâm askeri birbirlerine karılup katılup mâbeynde toplar ve tüfengler atılup
neberd-i
şâhî ve savaş-ı pâdişâhî olur kim kanlar tarafeynden seyl-i revân olur. Âhir ne …
Lisân-ı Moğolî'de "Serâf" derler. Lisân-ı Ekrâd'da "Serâv" derler, ya‘nî "Baş-su" derler, ammâ asıl lûgatı "Serâh"'dır. Cümle halkı "Yâ Kahhâr" ismine mazhar olduklarından başdan ayağa varınca sağîr ü kebîri âh-ı ser çekdiklerinden Ser-âh derler ve tâli‘-i imâreti akrebdir ve beyti Mirrîh-i mâ’idir. Anınçün bu menhûs şehirde niçe kerre Âl-i Osmân askeri münhezim olmuşdur. Evvelâ sene 993 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis vezîri Cığalazâde Sinân Paşa serdâr-ı mu‘azzamlık ile Tebrîz deryâsı kenârıyla bu sahrâ-yı Serâv'da deryâ-misâl asker-i kerrâr ile meks eder. Arapça hadîsine i‘tibâr etmeyüp müşâvere olmadan niçe vüzerâların mansıbların pespâye âdemlere verir. Tekelü Paşa'ya Van'ı ve Râziye Kadınzâde'ye Sivas'ı verüp cümle Anadolu eyâletlerin tevcîh-i âhar eder. Bu hâl ile şâh üzre asker çeküp gider. Meğer bizzât şâh bunları dağ başından seyr eder. Kâmil vakt-i asr olunca şâh şahin gibi dağdan süzülüp şâh askeriyle İslâm askeri birbirlerine karılup katılup mâbeynde toplar ve tüfengler atılup neberd-i şâhî ve savaş-ı pâdişâhî olur kim kanlar tarafeynden seyl-i revân olur. Âhir nesîm-i nusret Acem şâhı tarafına esüp anlar gâlib Osmânlı mağlûb olup "gaynın te’sîridir" deyü cây-ı emne cân atup Âzerbaycân'da cânların halâs ederler. Ancak Tekyelü Paşa ve Karakaş Paşa ve Kacar Mehemmed Paşa Kızılbaş'ın elinden kaçup ordu-yı İslâma cân atarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 305a ·
metinde göster ·
… deryâ-misâl iki ceyş-i azîm birbirlerine karılup katılup bir ceng-i sultânî ve
neberd-i
İrânî olur kim yedi sâ‘atde kanlar dem-nühûr-vâr cereyân eder. Görseler kim Nih …
Yine şâh-ı Acem istîlâ edüp sene 995 târîhinde Murâd Hân-ı Sâlis vüzerâlarından Cığaloğlu Sinân Paşa Bağdâd-ı behişt-âbâddan deryâ-misâl asker ile Hemedân üzre gelirken Şâh Abbâs-ı Evvel haber alup Kürdistân hâkimi Şâhverdi Hân bir mürtedd-i benâm şâha henüz kul olup şâhdan tâc geymiş idi. Şâh-ı gümrâh Şâhverdi Hân'a istimâletler verüp vezîri pâyesinde edüp başına ablak-ı şâhî ve kemerine bir murassa‘ şemşîr-i pâdişâhî bend kılup ve Korkmaz Hân'ı ve birkaç dilâver sultânları kırk bin "Benem, diğer nîst" diyen güzîde askere bu hânları ve sultânları başbuğ edüp asker-i İslâm üzre gönderüp şehr-i Hemedân kurbünde kûh-ı bülendler içre cüyûş-ı bed-ma‘âş-ı evbâş kemîngâhlarda hâmûş-bâş olup yatırlar. Çûn asker-i İslâm zîr-i Hemedân'a meks-i hıyâm edüp ota otluğa giden huddâmândan niçe kimesneler giriftâr-ı bend-i belâ olurlar. Hemân Serdâr Sinân Paşa sinânın destine alup niçe beğleri ve beğlerbeğileri cânib-i erba‘aya karavullar ve çarhalar ta‘yîn edüp Alî Fakı nâm bir paşayı ve Deli Dızman Beğ'i çarhacı ta‘yîn edüp der-ân Kızılbaş-ı kallâş bu iki dilîrin üstüne düşüp ceng kızışup ikisi de şehîd olup beri tarafdan hemân asker-i İslâm Kızılbaş üzre "Allah" deyüp hücûm edince mukaddemâ kemîngâhlarda pinhân olan Sorserânlar dahi pocalardan çıkup "Şâh, şâh!" diyerek Hemedân sahrâsında deryâ-misâl iki ceyş-i azîm birbirlerine karılup katılup bir ceng-i sultânî ve neberd-i İrânî olur kim yedi sâ‘atde kanlar dem-nühûr-vâr cereyân eder. Görseler kim Nihâvend tarafında yeşil alemler ile bir asker gelüp Âl-i Osmân askeri içine girerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 311a ·
metinde göster ·
… Bağdâd paşası üzre top çeküp ceng-i azîm edüp ol makâm-ı halîfede ale'l-ittisâl
neberd-i
azîmler eksik değil idi. Hâfız Ahmed Paşa dahi Diyârbekir vâlîsiyken eyâlet-i B …
Bağdâd'da dahi niçe kerre yerli kulu ve kapukulları mâbeyn olup birbirleriyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl edüp gâhîce Bağdâd paşası üzre top çeküp ceng-i azîm edüp ol makâm-ı halîfede ale'l-ittisâl neberd-i azîmler eksik değil idi. Hâfız Ahmed Paşa dahi Diyârbekir vâlîsiyken eyâlet-i Bağdâd'ı taleb edüp "Derûn-ı Bağdâd'da olan eşkıyâları cümle katl edeyim." deyü der-i devletde Merre Hüseyin Paşa'ya arz eder. Merre Hüseyin Paşa da bu Hâfız Ahmed Paşa'nın Bağdâd'ı bu yüzden taleb etdüğin Bağdâd a‘yânlarına te’dîben mektûblar gönderüp bildirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 335a ·
metinde göster ·
… bnü'l-Hattâb çeri cem‘ edüp diyâr-ı Dımışk üzre varup Abdülmelik ibn Mervân ile
neberd-i
azîm edüp Abdülmelik'i münhedim edüp Abdülmelik Yezîdî ve Mervâniyân sâkin oldu …
Ba‘dehû bu kal‘ayı binâ eden Abdullah ibn Ömer ibnü'l-Hattâb çeri cem‘ edüp diyâr-ı Dımışk üzre varup Abdülmelik ibn Mervân ile neberd-i azîm edüp Abdülmelik'i münhedim edüp Abdülmelik Yezîdî ve Mervâniyân sâkin olduğu Kelbin dağlarına firâr edüp mezkûr Abdullah ibn Ömer şehr-i Şâm'dan ol kadar mâl-ı hazâ’in ü ganâ’im aldı kim diller ile ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 370a ·
metinde göster ·
… âzûya getirüp deryâ-misâl asker cem‘ edüp kavm-i Rûm ile bu Karadere önünde bir
neberd-i
azîm edüp bi-emri Hudâ Dârâ Şâh 391a yine münhezim olup bizzât Dârâ Şâh esîr- …
Ba‘dehû bu Kara Dârâ şehrinin harâb olmasının sebeb-i aslı oldur kim kal‘a-i Mardin altında Rûm keferesi askerin Dârâ Şâh Göllü sahrâsında karşılayup bir savaş-ı perhâş edüp dest-i Rûm'da Dârâ Şâh münhezim olup firâr edüp bu pây-ı tahtgâhı olan Karadere'ye gelüp yine var kuvveti bâzûya getirüp deryâ-misâl asker cem‘ edüp kavm-i Rûm ile bu Karadere önünde bir neberd-i azîm edüp bi-emri Hudâ Dârâ Şâh 391a yine münhezim olup bizzât Dârâ Şâh esîr-bend-i zencîr olup cemî‘i İrân-zemîn vilâyetlerin Rûm keferesi harâca kesüp bu Kara Dârâ şehrin harâb [u] yebâb ve halkını kebâb edüp ilâ hâze'l-ân harâbistânı ve sûr-ı kadîmi bir konak mesâfeye varınca yerde yatır ammâ bu şehr-i harâb memerr-i nâsda elzem-i levâzımından olmağile sene 1041 târîhinde Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân Irâk seferlerine geldiği mahallerde bu kal‘a-i zîbâyı ibtidâ Hûşeng Şâh binâ etdiği kal‘a esâsı üzre seng-binâ bir kal‘a-i çâr-kûşe-i ra‘nâ inşâ edüp Mardin ve Nasîbîn mâbeyni emn ü emân-ı râh oldu. Hâlâ bu kal‘a şehr-i Nasîbîn hâkinde Karadere nâm bir dere ağzında bir boğazkesen kara dereli boğazda bir püşte-i âlî üzre bir kal‘adır. İçinde şitâ eyyâmlarında Aşdı ve Keys kavmi sâkin olurlar.(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 390b–391a ·
metinde göster ·
… ım diyârında altmış bir kerre Kırım askeriyle beş baş ve çapul-ı azîmlere gidüp
neberd-i
kebîrler görüp bu kadar uruşlarda bu Erkek Macarı seferindeki Tatar-ı adû-şikâr …
Hulâsa-i kelâm bu hakîr-i pür-taksîr 44b yigirmi altı seneden berü on aded mesâff cenginde bulunup ve Âl-i Osmân ile on bir aded kılâ‘-ı azîm muhâsaralarında ve yürüyüşlerinde bulundum ve bir kerre Özü kal‘asında mahsûr olup Kazak ile ceng-i azîmde ve Bahâdır Giray ve İslâm Giray ve Mehemmed Giray Hân'ın kalgalığında ve Sübhân Gâzî ve Sefer Gâzî Ağa ve Karaş Ağalar ile yedi sene Kırım diyârında altmış bir kerre Kırım askeriyle beş baş ve çapul-ı azîmlere gidüp neberd-i kebîrler görüp bu kadar uruşlarda bu Erkek Macarı seferindeki Tatar-ı adû-şikârın böyle Rüstemâne ve dilîrâne ve şecî‘âne kıyah cengin görmemişim. Ve bu Rakofçi taburu cengi kadar bir küffâr-ı dûzah-karârın cengin {dahi} görmemişim, ammâ mel‘ûn,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44a–44b ·
metinde göster ·
… azîmde Süleymân Hân bî-bâk ü bî-pervâ selle-seyf olup bir ceng-i sultânî ve bir
neberd-i
hâkânî olmuşdur kim hâlâ cümle müverrihân-ı Rûm bu ceng [ü] cidâlin evsâfın niç …
Anlarda düşman sehel galebe yüzlerin gösterüp ba‘dehu mansûr u muzaffer oldular, ammâ bu ceng-i azîmde Süleymân Hân bî-bâk ü bî-pervâ selle-seyf olup bir ceng-i sultânî ve bir neberd-i hâkânî olmuşdur kim hâlâ cümle müverrihân-ı Rûm bu ceng [ü] cidâlin evsâfın niçe gûne tavsîf etmişlerdir. Bu kalîlü'l-bizâ‘a dahi Mihaç kal‘ası evsâfı sebebiyle bu kadarca tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65b ·
metinde göster ·
Ve niçe kimesneler bu sahrâda medfûn olmuş altun guruşlar buldular kim o
neberd-i
savaş mahallinde sâhibleri mâlların defn edüp kendüleri de cengde mürd olup anl …
Ve niçe kimesneler bu sahrâda medfûn olmuş altun guruşlar buldular kim o neberd-i savaş mahallinde sâhibleri mâlların defn edüp kendüleri de cengde mürd olup anlar da mâlları gibi defn olunup bu sene-i mübârekede niçe guzâtın ellerine medfûn mâllar girdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 66a ·
metinde göster ·
azîmdir, ammâ bu cezîrede bir kal‘a olsa cemî‘i Tuna yalıları üzre olan kılâ‘-ı …
Me’âl-i kelâm cezîre cenglerinde bu dahi bir neberd-i azîmdir, ammâ bu cezîrede bir kal‘a olsa cemî‘i Tuna yalıları üzre olan kılâ‘-ı metîneler emn ü amân olurdu, ammâ hakîrin akl-ı kâsırıyla kal‘a bu cezîrenin Budin tarafındaki ucunda olsa nehr-i Tuna'nın iki tarafından dahi hayduk kayıkları geçmezlerdi ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 73a ·
metinde göster ·
… ayy-ı merâhil ederek deryâ-misâl askeriyle Mihaç sahrâsına gelüp Lagoş Kral ile
neberd-i
azîm edüp Lagoş Kral'ın yedi kerre yüz bin leşkerin kırup Lagoş Kral dahi ol me …
Hikmet-i Hudâ El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddir, çünki Süleymân Hân kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek deryâ-misâl askeriyle Mihaç sahrâsına gelüp Lagoş Kral ile neberd-i azîm edüp Lagoş Kral'ın yedi kerre yüz bin leşkerin kırup Lagoş Kral dahi ol meydân-ı ma‘rekede dahi bir batlakda gark olup başı ârâyiş-i nîze oldukda Süleymân Hân Lagoş Kral'ın cümle atların alup kal‘a-i Budin'i feth edüp kralın atlarıyla Süleymân Hân'ın atlarına bu âhûr müyesser oldu, aceb hikmet-i Hudâ'dır. Elsine-i nâsda darb-ı meseldir kim "Evdeki hisâb bâzâra uymaz" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 86a ·
metinde göster ·
… et-i küffâr, tâ vakt-i Şâfi‘îden evvel altı bin yiğid otuz yedi bin kâfirle bir
neberd-i
azîm olmuşdur kim ta‘bîri mümkün değildir.
Bir yanından açlık ve bir yanından şiddet-i hâr ve bir yanından kesret-i küffâr, tâ vakt-i Şâfi‘îden evvel altı bin yiğid otuz yedi bin kâfirle bir neberd-i azîm olmuşdur kim ta‘bîri mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103b ·
metinde göster ·
… Yassı Tabya nâm bir mel‘ûn-ı benâmda beş bin kadar küffâr-ı dûzah-karâr kapanup
neberd-i
azîm ol tabyada idi, zîrâ bu tabya-i mel‘ûn handak hâricinde bir alçak yerde ol …
Ammâ ceng-i azîmin kesret ü vefreti ve şiddeti vezîria‘zam kolunda handakın yeri yüzünde Yassı Tabya nâm bir mel‘ûn-ı benâmda beş bin kadar küffâr-ı dûzah-karâr kapanup neberd-i azîm ol tabyada idi, zîrâ bu tabya-i mel‘ûn handak hâricinde bir alçak yerde olup sarp Macar tüfenglileri olmağile bizim meterislerimizde bir merd-i âferîde baş gösterüp kâfirden bir baş almağa kâdir olmayup subh u mesâ mesâfe-i ba‘îdeden tüfengleşirlerdi, zîrâ ıhrâk olan varoşlardan içeri kal‘anın handak ve kenârları ve bu mezkûr Yassı Tabya başka kal‘a-misâl handakları etrâfı çet-a-çet beşer ve altışar kat kalın direklerden parmaklık sık ormanlık gibi kat-ender-kat şarampavlar edüp bu kadar bin küffâr bu parmaklıkların ardlarında meterislenüp leyle'l-işâ ceng [ü] cidâl olup dahi bir şarampav dîvârı alınmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110a ·
metinde göster ·
… a yakaya olup hırran fe-hırran köpek cengi ede ede tâ derûn-ı hisâra varup eyle
neberd-i
azîm eder kim cümle küffâr-ı füccâr kal‘a-misâl kenîselere kapanup hayli yiğitl …
Meğer cümle serdengeçdi gâzîlerimiz küffârı püskürüp küffâr ile yaka yakaya olup hırran fe-hırran köpek cengi ede ede tâ derûn-ı hisâra varup eyle neberd-i azîm eder kim cümle küffâr-ı füccâr kal‘a-misâl kenîselere kapanup hayli yiğitleri kurşum ile şehîd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116b ·
metinde göster ·
… up tekrâr Ali Paşa-yı kerrâr kolundan yürüyüş olup kıyâmet kopup kâmil üç sâ‘at
neberd-i
azîm olup hamd-i Hudâ Aktabya nâm sedd-i İskender-i benâm feth olup cümle guzât …
Ve yine mâh-ı Safer'in (---) günü Sadrıa‘zamın kuburu önündeki Acem lağımlarının direklerine âteşler edüp kal‘anın ol tarafından dahi beş yüz hatve kal‘a dîvârı münhedim olup tekrâr Ali Paşa-yı kerrâr kolundan yürüyüş olup kıyâmet kopup kâmil üç sâ‘at neberd-i azîm olup hamd-i Hudâ Aktabya nâm sedd-i İskender-i benâm feth olup cümle guzât tabya-i azîmin topraklı dağı üzre meterise girüp cânib-i erba‘asına handaklar kesüp tabyayı milk etdiler. Ve cânib [ü] etrâfın sancağ u bayraklar ile tezyîn edüp tabya üzre olan kâfirin topların bu kerre kal‘a içine çevirüp kal‘anın derûnun döğmeğe başladılar. Hattâ vakt-i asırda orta ta‘âmların tabya üzre tenâvül etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117a ·
metinde göster ·
… l ve Eflak ve Boğdan bu sahrâ-yı Uyvar'a kazma ve kürekler ile zemîn-i meydân-ı
neberdi
çapalayup çapalanup eyle Ferhâdî külüngler uruldu kim bir ânda sahrâ-yı Uyvar h …
Ertesi gün rûz-ı pençşenbe idi, her vüzerâ ve her ocak halkı kazdıkları meterisleri ve sıçan yolların leb-ber-leb edüp düzletmek fermân olunup cemî‘i asâkir-i bî-pâyân ve niçe bin leşker-i Erdel ve Eflak ve Boğdan bu sahrâ-yı Uyvar'a kazma ve kürekler ile zemîn-i meydân-ı neberdi çapalayup çapalanup eyle Ferhâdî külüngler uruldu kim bir ânda sahrâ-yı Uyvar hâmûn-ı Tîh'e döndü. Ve meterislerde defn olunan evvelki şehîdleri çıkarup kilimlerle büyük meşhedliğe taşırken niçe şühedâlarımız kırk günden berü ter ü tâze bulundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120b ·
metinde göster ·
ganîmet bilüp "Yajuj ve Yajuj" deyerek Tatar üzre bir yaylım top u tüfeng atup …
Hemân asâkir-i nusret-me’serlerimiz içinde olan Eflak [ve] Boğdan kefereleri bir tarafda karavula ta‘yîn olup âsûde-hâl dururken hemân küffârın haçlı peykerlerin görünce ol ân anlar firâr edince küffâr-ı hîlekâr ferce bulup vakt-i neberdi ganîmet bilüp "Yajuj ve Yajuj" deyerek Tatar üzre bir yaylım top u tüfeng atup hücûm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124b ·
metinde göster ·
… n bizim guzât-ı müslimîn bu meydân-ı ma‘reke-i hâmûn içre küffâr ile bir yaylım
neberd-i
dilîrâne ile bir kârzârlık ederek bir elbeşti eyledik kim tarfetü'l-ayn içre ha …
Hemân bizim guzât-ı müslimîn bu meydân-ı ma‘reke-i hâmûn içre küffâr ile bir yaylım neberd-i dilîrâne ile bir kârzârlık ederek bir elbeşti eyledik kim tarfetü'l-ayn içre hayli küffârın kelleleri meydân-ı arbedede galtân olunca küffâr hakkâ ki dilîrâne bir eyi hamle edüp şarâb-ı bî-hicâb te’sîriyle domuz topu olup geldiklerinde hemân cümle guzât bir kerre kâfire yan verüp küffârları sahrâya çekdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 186a ·
metinde göster ·
… udin vezîri İsmâ‘îl Paşa bu kal‘ada bir ceng-âşûb edüp böyle bir harb-i azîm ve
neberd-i
elîm edüp âhıru'l-emr bu kal‘ayı feth edüp cümle cebehâne ve mâl-ı hazâ’ini alu …
Kal‘ası bir püşte üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim bir konak yerden nümâyândır. Yenikal‘a'yı sadrıa‘zam döğerken Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa bu kal‘ada bir ceng-âşûb edüp böyle bir harb-i azîm ve neberd-i elîm edüp âhıru'l-emr bu kal‘ayı feth edüp cümle cebehâne ve mâl-ı hazâ’ini alup kal‘ayı âteş ile berbâd edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2a ·
metinde göster ·
… r etmeyüp er süheyli ve at süheyli eflâke peyveste olup kâmil üç sâ‘at-i nücûmî
neberd-i
sultânî olup âhıru'l-emr Hân tarafı sûre-i Ve'l-âdiyâtı dabhan hürmetine Noğay …
Öte tarafda dahi Âdil Noğay ve Bucak Tatarı kırk elli bin asker ile hân askerine mukâbil olup hemân der-ceng-i evvel Noğay askeri at başı berâber olup "yov yov" sadâsıyla hân-ı âlîşân askerinin kapukulu üstüne düşüp iki başdan asâkir-i müslimîn birbirlerine girüp eyle tîr-i bârân etdiler kim güneşin te’sîri yere eser etmeyüp er süheyli ve at süheyli eflâke peyveste olup kâmil üç sâ‘at-i nücûmî neberd-i sultânî olup âhıru'l-emr Hân tarafı sûre-i Ve'l-âdiyâtı dabhan hürmetine Noğay Tatarları münhezim olup alacıkları ve koşlarına kaşdıklarında Kırım askeri kavm-i Noğay'ın akîblerine düşüp Noğay'ın ehl [ü] ıyâli obalarına vardıklarında kavm-i Noğay avretlerinden nâmûs edüp eyle bir gırîv ü feryâdlı uruş olmuşdur kim Hûşeng Şâh ve Cingiz Hân ve Tohtamış Hân ve Timur Hân ve Mengli Geray Hân'dan ber[ü] böyle bir savaş-ı perhâş olmamışdır, zîrâ bir yanında Âdil Geray askeri ve bir yanından obalardaki avret ve oğlan Kırım Badrağı kavmi başına üşüp evvelki cengden ziyâde bu obalar içinde Kırım askerinin çoğu câm-ı şehâdet-i şehdî şerbetin nûş etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105b ·
metinde göster ·
… Tâlût ile bir olup Melik Câlût kâfiri kıraldan berü nev‘-i benî âdem böyle bir
neberd-i
azîmi görmemişdir.
Hemân Tatar dahi Bahr-i Ummân gibi talattum edüp el sadağa urup bir sadak sâ‘ikası edüp andan sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup iki leşker birbirlerine girüp gird-i siyâhdan kâfir ve müslim nâ-ma‘lûm olup kâmil yedi sâ‘at-i nücûmî bir ceng-i perhâş ve bir bahâdırâne uruş-ı 114b savaş olmuşdur kim Hazret-i Dâvûd Melik Tâlût ile bir olup Melik Câlût kâfiri kıraldan berü nev‘-i benî âdem böyle bir neberd-i azîmi görmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114a–114b ·
metinde göster ·
azîmi tahrîr olunan Maskov kralı vilâyetinde ceng-i azîm edüp Şeremet Vezîr'in …
Bâlâda zikri sebkat edüp neberd-i azîmi tahrîr olunan Maskov kralı vilâyetinde ceng-i azîm edüp Şeremet Vezîr'in üç kerre yüz bin cünûd-ı cünübün kırup esîr edüp bizzât Şeremet Vezîr'i ve yetmiş aded beğzâdeleri ve yedi yüz aded hatmanları ve kapudanları yüz bin kâfir ile esîr edüp Kırım şehrine gitdiğimizde Şeremet Vezîr'i Mehemmed Geray Hân efendimiz bu Çufud kal‘asındaki zindâna haps edüp ayağına yetmiş vukıyye demir neybe urup mahpûs etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123a ·
metinde göster ·
savaş-ı perhâşda ibtidâ Çarkacı Seydî Ahmed Paşazâde ileri varup küffâra mukâbi …
Küffâr ile ol neberd-i savaş-ı perhâşda ibtidâ Çarkacı Seydî Ahmed Paşazâde ileri varup küffâra mukâbil tabyalar ve siperler yaparken hemân küffâr gemilerinden bir yaylım toplar atup orsa haçlı bayrakların dikdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283b ·
metinde göster ·
azîmleri göre göre bir cür’et hâsıl edüp sâ’ir guzât-ı müslimînden bir kadem ay …
Hakîr-i pür-taksîr bu neberd-i azîmleri göre göre bir cür’et hâsıl edüp sâ’ir guzât-ı müslimînden bir kadem ayrılmayup şeb [ü] rûz etek der-miyân edüp gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ceng-âşûb olan yerlerde eli kan ve kılıcı kan ve ciğeri büryân ve sînesi uryân ve dillerinde Hazret-i Kur’ân tilâvet eden guzât-ı müslimînden bir ân bir kadem gerüye kalmayup hamd-i Hudâ niçe yüz lağımlardan ve taş ve kumbaralardan ve top u tüfeng ve muşkatlardan Hudâ-yı Müte’âl Hâfız-ı Bîçûn hıfz-ı emânda edüp subh u mesâ silâh-ı vuzû‘ ile âmâde olup niçe yüz aded şühedâları ve niçe mîr-i mîrân ümerâları defn edüp niçe yüz aded mecrûhları cerrâhlara getirüp tîmâr etdirirdim, riyâ olmaya.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 292b ·
metinde göster ·
… lmuşdur kim bir vecih ile ta‘bîrleri mümkin değildir kim iki seneden berü böyle
neberd-i
azîm olmamışdır.
Ve Haleb vâlîsi efendimiz Kethudâ Boşnak İbrâhîm Paşa mecrûh olup taşra ordusuna çıkup kendü askerinden yetmiş altı aded şecî‘ân-ı dilâverânlarından şehbâz-ı şehnâz fetâları şehîd olup bu rûz-ı ıydda bir ceng-i azîm olmuşdur kim bir vecih ile ta‘bîrleri mümkin değildir kim iki seneden berü böyle neberd-i azîm olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 295b ·
metinde göster ·
… a⟧ bu hâl üzre kâmil bir hafta keşâ-keş tarafeynden müşâverelerde iken gûnâ-gûn
neberd-i
azîmler olup bir gün yine küffâr müşâverelerinde bir gûne ricâ eylediler kim,
Hulâsa-i kelâm 303a bu hâl üzre kâmil bir hafta keşâ-keş tarafeynden müşâverelerde iken gûnâ-gûn neberd-i azîmler olup bir gün yine küffâr müşâverelerinde bir gûne ricâ eylediler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302b–303a ·
metinde göster ·
… y yigirmi yedi yıl böyle savaş-ı perhâş olmayup bir mülûk-ı nasârâda bile böyle
neberd-i
azîm olmayup lillâhi'l-hamd bir pâdişâh-ı âlî-vakâr-ı gîtî-sitâna bu kal‘anın f …
Hulâsa-i kelâm devlet-i Muhammedî olaldan berü İslâm pâdişâhlarından yedi yüz yetmiş aded {devlet-i} selâtîn-i selef gelüp {her birinin devletine beşer ve onar ve yigirmişer ve otuzar nefer pâdişâhlar gelüp cümle 2.000 aded pâdişâh olup} bir pâdişâhın eyyâm-ı devletlerinde böyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl pey ender pey yigirmi yedi yıl böyle savaş-ı perhâş olmayup bir mülûk-ı nasârâda bile böyle neberd-i azîm olmayup lillâhi'l-hamd bir pâdişâh-ı âlî-vakâr-ı gîtî-sitâna bu kal‘anın feth [u] fütûhu müyesser olmayup devlet-i Âl-i Osmân'ın güzîdesi sultân ibnü's-sultân es-Sultân Mehemmed Hân ibn Sultân İbrâhîm Hân'a feth-i Kandiye müyesser olup inkırâzu'd-devrân dest-i Âl-i Osmân'da mü’ebbed ola, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307b ·
metinde göster ·
… üp şeb [u] rûz ceng [ü] cidâlde ve harb [u] kıtâlde tarafeynden Allâh Allâh ile
neberd-i
azîm olurdu.
Asker-i İslâm ibtidâ iç kal‘ayı kuşadup on iki pâre top ile Güzelce Kâsım Paşa Cûşî dağından iç kal‘ayı döğmeğe başladı. Rûmeli askeri Sultân Hasan Q 178b câmi‘ine girüp Rûmeli meydânında metrise girdiler. Bâbu'l-vezîr derler, Vezîr-i a‘zam (---)P 176b Paşa ol tarafdan metrise girdiler. (---) Paşa Nizâmiyye câmi‘inden metrise girdiler. Ve aşağı şehri cümle eyâlet-i Anatolu ve Mar‘aş ve Karaman ve Sivas ve Haleb ve Adana ve Diyârbekir ve Erzurûm ve Tarabefzûn bu zikr olunan eyâletler aşağı şehri muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng [ü] cidâlde ve harb [u] kıtâlde tarafeynden Allâh Allâh ile neberd-i azîm olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52a ·
metinde göster ·
… rd nefer birâderleri ve bir karındaşı evlâdı ve beş aded ammusu oğulları ile ol
neberd-i
azîmde yigirmi bin Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn-i zevi'l-ihtirâm ve erbâb-ı soff …
Ziyâret-i meşhed-i re’s-i Hazret-i İmâm Hüseyin ibn İmâm Alî ibn Ebî Tâlib, radıyallâhu anhümâ: Hazret-i sıbtü's-sa‘îd ve's-seyyidü'ş-şehîd İmâm Hüseyn bin Alî vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri Uhud gazâsında Hazret-i Hamza şehîd olduğu ân İmâm Hüseyin vücûda geldi. Ve ba‘zı müverrihler hicretden evvel demişler. Ve müddet-i ömürleri 56 sene idi. Yezîd ibn Mu‘âviye'ye hüsn-i rızâsıyla hilâfeti fâriğ olup Yezîd'den bî‘at etmedüğiyçün üzerine şâm'dan Abdullâh bin Ziyâd ve Ömer ibn el-Hasan ve Sa‘d ve gayrılar serdâr olup Bağdâd'ın deşt-i Kerbelâ'sında yüz bin belâ ile ceng-i azîm olup İmâm Hüseyn'in iki şehzâde-i cüvân-bahtı ve dörd nefer birâderleri ve bir karındaşı evlâdı ve beş aded ammusu oğulları ile ol neberd-i azîmde yigirmi bin Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn-i zevi'l-ihtirâm ve erbâb-ı soffa-i sâhib-huddâm hicretin sene 61 târîhinin yevm-i Âşûrâ günü hâmûn-ı Kerbelâ'da ac u zâc ve susuz şehîd olmuşlardır, be-dest-i Yezîd.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y269a ·
metinde göster ·
… smân askeri üzre koyulup vakt-i seherden tâ vakt-i gurûba dek ceng-i sultânî ve
neberd-i
hâkânî olup âhir Gavrî askeri üzre ahşam olup dendân-ı tîğ ile kelleleri galtân …
Selîm Hân mansûr [u] muzaffer Şâm'a gelüp meştâ fermân edüp evvel bahârda Mısır üzre mütevekkilen alallâh Q 281b deyüp adâlet ederek Arz-ı Hâsân ki Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölüdür, ol hâmûnu Selîm Hân yüz bin asker ile ubûr edüp Bilbeys şehri fezâsına vardıkda Abbâs dağları P 278b kemîngâhından Sultân Gavrî yüz bin küheyl-süvâr ve yüz bin piyâde-i pâ-süvâr tüfeng-endâz yarar ile ale'l-gafle âl-i Osmân askeri üzre koyulup vakt-i seherden tâ vakt-i gurûba dek ceng-i sultânî ve neberd-i hâkânî olup âhir Gavrî askeri üzre ahşam olup dendân-ı tîğ ile kelleleri galtân olup Gavrî dahi gurûrundan bu ceng-i âşûb içre bir seccâde üzre bî-ser cesedi bulunup dâr-ı gurûrdan dârü'l-bevâra ubûr edüp Gavrî ecel gavrına erdi dediler. Netîce-i kelâm u merâm merâm kelâm bâlâda Selîm Hân'ın Mısır fethinde ale'l-ihtisâr tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y318b ·
metinde göster ·