… ndi'nin sa‘yiyle iki kıt‘a mavuna ve bir kıt‘a başdarda binâ olunmuşdur kim Nûh
Necî
asrından berü yedi ka[t] deryâda bu gûne zevrak u merâkibler inşâ olunmamışdır. …
Murâd Hân'ın himmetiyle ve Tershâne emîni Sâlih Efendi'nin sa‘yiyle iki kıt‘a mavuna ve bir kıt‘a başdarda binâ olunmuşdur kim Nûh Necî asrından berü yedi ka[t] deryâda bu gûne zevrak u merâkibler inşâ olunmamışdır. Üç ayda üçü dahi itmâm bulup rû-yı deryâya üçü dahi enüp gûyâ deryâ üzre birer kûh-misâl âmâde dururlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
… ar ile ubûr edüp kızaklar üzre yeni gemiler yaparak "Pîrimiz yâ Nûh yâ Nûh Nebî
Necî
" diyerek gûnâ-gûn şakalar ederek ubûr ederler. Andan
Bu marankoz neferâtları dahi pür-silâh olup ellerinde keser ve destere ve hinar ve çırpılar ile ubûr edüp kızaklar üzre yeni gemiler yaparak "Pîrimiz yâ Nûh yâ Nûh Nebî Necî" diyerek gûnâ-gûn şakalar ederek ubûr ederler. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162b ·
metinde göster ·
… amân-ı devletinde bed-nâmlık olur. Bizim akrânlarımız Karadeniz kapudanları Nûh
Necî
köçekleridir, deyü fermânınızla ileri gideler de biz dahi anlardanız. Ve Mekke, …
"Pâdişâhım istimâ‘ etdik, bizim üzerimize kanlı kassâblar takaddüm edecekmiş. Pâdişâhım yâ bizim cümlemizi kırarsın ve illâ biz cümle kassâbları kırarız. Zamân-ı devletinde bed-nâmlık olur. Bizim akrânlarımız Karadeniz kapudanları Nûh Necî köçekleridir, deyü fermânınızla ileri gideler de biz dahi anlardanız. Ve Mekke, Medîne kapusu Mısr'ına hidmet edüp İslâmbol'u Mısır ni‘metiyle ganîmet edüp yetmiş bin huccâc-ı müslimîn götürür getiririz. Bizim hizmetimiz nedir kim kassâblar üzerimize takaddüm ederler" deyince hemân sa‘âdetlü pâdişâh kassâblar ile Akdeniz kapudanlarının mâbeynlerin ıslâh içün buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164b ·
metinde göster ·
… r. Bu bâlâda tahrîr olunan akvâmın netice-i ecdâdları Âdem-i Sânî, Hazret-i Nûh
Necî
evlâdlarından Sâm ve Hâm ve Yâfes'e müntehî olur. Dahi netice-i silsîle âhiri  …
Ammâ cümleden kabâ’il-i Hâşimî-i Kureyşî ve Ebathîdir kim Server-i kâ’inât ve Mefhar-i mevcûdât ol sülâle-i 256b Sâmî'den vücûda gelmişdir kim kevn ü mekân anınçün halk olup anın rû-yı âbına bâlâda tahrîr olunan elsîne-i muhtelife ve gûnâ-gûn kavm ile rûy-ı dünyâ müzeyyen olup ümmetlerinin destinde cümle milel-i muhtelife zâr [u] zebûnlardır. Kavm-i Arab'dan mâ‘adâ kabâ’il-i gûnâ-gûna acem derler. Anınçün ism-i şerîfleri "Seyyidü'l-Arab ve'l-‘Acem" deyü mevsûfdur. Bu bâlâda tahrîr olunan akvâmın netice-i ecdâdları Âdem-i Sânî, Hazret-i Nûh Necî evlâdlarından Sâm ve Hâm ve Yâfes'e müntehî olur. Dahi netice-i silsîle âhiri Âdem Safîy'de karâr bulur. Ez-în-cânib maksûd [u] merâmımız seyâhatnâmemizde Abaza kavminin ibtidâ zuhûru ahbâr-ı sikâdan Cevâhir-i Ahbâr tahrîr etmişlerdir kim ba‘de hicreti'n-Nebeviyye sene 25 târîhinde Hazret-i Ömer hilâfetinde kabâ’il-i Kureyş'den Beşe nâmında bir Arab meliki var idi. Ve hâkim-i kavî iktidâr idi. Irak ve Yesrib ve Bathâ ve Yemen ve Aden ve melik-i Seba‘ memleketlerine mutasarrıf idi. Bu mezkûr Beşe melikin beş evlâdı vücûda gelüp her biri birer fetâ bahâdır oldular. Büyük oğlu Cebel el-Hime ikincisi Arab ve üçüncüsü Keysû ve bu Keysû'nun üç oğlu oldu. Biri Keys, biri Mevâl, biri Tayy idi. Yine Beşe'nin dördüncü oğlu (---)(---)(---)(---)(---) hikmet-i Hudâ babaları Beşe, Arab melîki merhûm olup Hazret-i Ömer'in re‘yiyle mîr-i âşîretliği büyük oğlu Cebel el-Hime'ye tevcîh olundu. Bir gün bu Cebel el-Hime hatâ’en bir Arabın gözün çıkarup Arab huzûr-ı Hazret-i Ömer'e geçüp da‘vâ edince şer‘ ile Cebel el-Hime'nin gözün çıkarmak icâb etdi. Hemân Cebel el-Hime gayretinden nâmûs edüp ol gice cümle aşâ’ir [u] kabâ’iliyle ve dörd birâder-i cân-berâberiyle firâr edüp Antakiyye'de Harkil Krala varup bir karârgâh ister. Ol dahi Cebel el-Hime'ye Şam-ı Trablus dağların verüp leb-i deryâda bir şehr bünyâd eder. Hâlâ Cebeliyye şehri Cebel el-Hime binâsı olduğıyçün Cebeliyye derler. Bunda dahi kerr u ferr u dârât sâhibi olup Şam ve Medîne etrâfların nehb ü gârât başlayup üzerine Hâlid b. Velîd ve Esved ibn Mikdâd yüz bin asker ile hurûc edüp Cebel Cebelîde karâr edemeyüp gemilerle İspanya diyârına firâr edüp şehr-i azîm Avlonya dağlarında karâr etdiler. Kavm-i Kureyşî olduklarından sâkin olduğu dağlara Kuryeleş dağı ve Kuryeleş Arnavudu derler. Frenk lisânıyla muhtelit olduklarından Arnabud lisânı peyda etdiler. Hâlâ ol dağ Arnavudları cümle Arab gibi saçlı kavmdir. Ve şiğirleri ve türkileri Arab âğazeleridir. Anın içün Arnavud kavminin aslı Arabdandır kim cedleri Cebel el-Hime'dir. İlbasan kurbunda yatır. Ammâ mürted-i bî-dîn olmamışdır. Ba‘dehû evlâdı Dukad mürted olmuşdur. Avlonya ile Delvinye mâbeynindeki Dukad dağlarında sâkin olurlar. Esmerü'l-levn Arab gibi lehçeli ve saçlı Arnavudlardır. Ez-în-cânib Cebel el-Hime üzre gelen Hâlid ibn Velîd Cebel el-Hime'nin karındaşı Arab'ı ve Keysû'nun oğlu Keys'i ve Mevâl'i ve Tayy'ı kayd-bend ile Hicâz'a götürüp Bağdâd çölünde yurd verüp Keys, Keys urbânına melik oldu. Tay, Tay kabîlesine melik oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 256a–256b ·
metinde göster ·
âyet-i delîl [ü] bürhândır kim cCebel-i Cûdî'de ba‘de't-tûfân sefîne-i Nûh Necî karâr edüp şehr-i Cûde'yi seksen nefer kimesne imâr edüp tavattun edüp evlâd-ı evlâdları münteşir olup cümle târîhde anınçün Hazret-i Nûh'a "Âdem-i Sânî" ve "Eb-i Sânî" dediler. Ba‘dehû ol şehr-i Cûde bir bender şehr-i azîm olup andan cümle evlâd-ı Nûh ve ümmet-i Nûh bu şehirden murâd edindikleri arz-ı hâliyelere istilâ edüp mahsûldâr yerleri imâr etmeğe 35a başlayup ibtidâ Arz-ı Hâsân'da şehr-i Arîş binâ oldu. Andan şehr-i Balîs, andan Mısr-ı Atîk mukâbelesinde Hazret-i İdrîs'in ta‘lîmiyle Cize hâkinde Sureyd Hakîm'in binâ etdüğü Ehrâm dağların bulup anda Heremin nâm bir şehri Kalimon-ı Kehene binâ etdi. Andan sonra hâlâ Mısr-ı Atîk kim ana ol asrda şehr-i Fustât derlerdi, ol imâr oldu. Bi-kavli müverrihîn Hazret-i Nûh Tûfân'dan halâs olduğu gün yevm-i Aşura idi. Herkesde bulunan ta‘âmları bir kazgana koyup tabh edüp tenâvül edüp nâmına "Aşura" dediler, Hazret-i Nûh sünnetidir. Ve ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûhı'n-Necî üç yüz sene mu‘ammer olup üç oğlu dahi oldu. Bir oğlu Hâm'dır, kara Zengiler ve Fir‘avnîler ve Cebbârîn kavmleri bu Hâm'ın zürriyyetinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Sâm'dır. Arab ve Acem ve cümle peygamberler anın sülâle-i ırk-ı tâhirinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Yâfes'dir. Türk ü Tatar ve Sakâlib Ye’cüc ü Me’cüc bunun neslinden vücûda gelmişlerdir. Bir oğlu Ken‘ân idi. Babası Nûh Nebî ile gemiye girmeyüp peygamber belinden gelüp mürtedd olan ibtidâ bu Ken‘ân'dır. Cümle Mısır Kıptîleri ve Malta kâfiri Arabı ve Cezîre-i Girid'de İsfakiye Arabı Kıptîdendir, zuhûrları Mısır İskenderiyyesi'ndendir kim asılları Kıbtî ve Ken‘ân b. Nûh'a müntehîlerdir. Ken‘ân babasıyla zevrak-ı rahmete girmeyüp bir tuç kumkuma içre me’kûlât meşrûbâtıyla kumkuma içre girüp yeye, içe, sıça devr-i dâ’im gene yeye yeye necâsetinde gark olup Tûfân'da kumkumasıyla bir kenara çıkup hâlâ Mısır'ın sa‘îd-i âlîsi elvâhât evvel-i Nakraveş kurbunda kumkuması bârçeleriyle bir gâr içre yatar. Kabâbıta kavminin ziyâretgâhlarıdır. Hakîr üç kerre uğrayup temâşâ etdik. Deyr-i kadîm-misâl bir gâr-ı yetîmân dâr-ı bî-îmândır kim ol Ken‘ân hakkında sûre-i (---) âyet (---)Arapça nassı bu Ken‘ân hakkında kıbel-i Hak'dan alâ tarîkı'l-kısas Habîb-i Hudâ'ya nâzil olmuşdur. Niçe müverrihler Hâm ve Sâm ve Yâfes Tûfân'da gemi içre bile idi, derler. Ba‘zılar, Tûfân'dan sonra vücûda geldiler, derler. Sahîhi bu ola. Netîce-i merâm Tûfân'dan sonra gemi içre olan seksen nefer kimesneden bu dünyâ benî Âdem ile mâlamâl olduğundan Hazret-i Nûh'a Âdem-i sânî derler. Bir rivâyetde Ferîdûn Hazret-i Nûh ile gemide bile idi. Tatar andan tenâsül buldu, derler. Ferîdûn'un kabri Heyhât sahrâsında medfûn olduğu inşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Ammâ bu Hazret-i Nûh'un ziyâretgâhı olan Kerk-i Nûh karyesi semtinde cebel-i Deyr derler bir kûh-ı bülend vardır. Bir tarafı cânib-i garba, Berût cânibinde Akdeniz'e nâzırdır. O cebel-i müntehâ içre yetmiş iki mezâhib fırak-ı dâlleden Dürüzî Timânî ve Yezîdî ve Mervânî kavmi sâkinlerdir. Ve bu cebelde zikri sebkat eden Ken‘ân b. Nûh aleyhi's-selâmın bir mağarası vardır. Ehl-i Sâm, Ken‘ân babasıyla gemiye girmeyüp kumkuma içre bu mahalde gark olduğuna sûre-i Nûh (---) âyet-i şerîfi delîl ederler. Arapça bu mahal içündür deyü müfessirîn tefsîr etmişlerdir. Ve ale'l-ittifâk Tûfân-ı Nûh ibtidâ bu Bukâ‘ sahrâsındaki nehr-i Tennûr'dan zuhûr edüp cihânı cümle gark etdi. Mezheb-i hukemâda olanlar "Tûfân hemân Arz-ı Mukaddese'de oldu" derler. Eyle ise âyet Arapça nassına göre Hazret-i Nûh'un gemisi cebel-i Cûdî üzre ka[râr] etdikde Cûde ve Musul ve Irâk-ı Acem ve Kurna ve Basra cümle arz-ı mukaddes olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34b–35a ·
metinde göster ·
Bu belde-i kadîmin hakkında cemî‘i millet-i Mesîhiyye müverrihleri müttefekun aleyh olup sıhhati üzre eyle tahrîr etmişlerdir kim 137a Âdem-i Eb-i sânî Hazret-i Nûh Necî Tûfân'dan necât buldukdan sonra Musıl kurbunda cebel-i Cûde'de keştî-i Nûh karâr edüp anda yetmiş nefer kimesne ile şükrân-ı selâmet herkesde ne ni‘met bulundu ise bir yire cem‘ edüp bir kazgan içre tabh eyleyüp tenâvül edüp Hakka şükür etdiler. Ol ta‘âmın ismine aşur aşı nâm kodular. Zîrâ Tûfân'dan halâs oldukları gün mâh-ı muharremin onuncu gün olmağıyla yevm-i âşir deyüp aşur aşı dediler. Andan Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm zevrakında olan yetmiş aded âdemlere nübüvvet ile fermân edüp her birini birer diyâra Kalimon keheneyi Arz-ı Hâsân'a gönderdi kim hâlâ diyâr-ı Mısır'da Bilbes şehrine Arz-ı Hâsân derler. Anınçün Mısır arz-ı mukaddesden değildir. Ba‘dehû Kalimon hakîm Mısır'a varup Hazret-i İdrîs ta‘lîmiyle binâ olunan Mısır Cizesindeki Hırem dağları ki hâlâ anlara Fir‘avn dağları derler, ammâ hilâfdır Sürid hakîm izn-i İdrîs ile binâ etmişdir. Tûfân'dan sehel harâb olmak ile Kalimon hakîm yine imâr edüp anda sâkin oldu. Merhûm olup Ehrâm dağında defn etdiler. Oğlu Mısrâyim hakîm-i kebîr olup şehr-i Fustât'ı binâ etdiğiyçün şehr-i Mısır dediler. Bu Mısrâyim dahi merhûm olup yetmiş aded evlâdı kalup Musul'da Hazret-i Nûh'a gelüp birer cây-ı vatan istediklerinde her birin bir diyâra gönderüp Sırfâyil nâm bir oğlunu Rûm'a gönderüp ibtidâ Rûm'da vatan tutanın bu Sırfâyil'dir. Arz-ı Rûm'da deverân u seyerân ederek bu Sofya arzının âb [u] hevâsından ve Vitoş nâm kûh-ı bülendinden hazz edüp arz-ı Sofya'da sâkin olup her biri yüzer seneye bâliğ iken her birin birer arza gönderüp vatan dutundular. Bir oğlu Latine'dir, Dobra Venedik'e gidüp nevpeydâ Venedik körfezi sâhilinde kurâ ve kasabâtlar binâ edüp anda tenâsül bulup kavm-i Latin oldu. Bir oğlu Hersek idi. Hersek diyârı anın ismiyle müsemmâdır. Bir oğlu Vornik idi. İzvornik'de sâkin olup Voynuk kabilesi Vornik neslindendir. Bir oğlu Bulkarya'dır. Bulgar andan münteşir oldu. Bir oğlu Franka idi. Frenk andandır. Biri Hırabda idi, Hırvad andandır. Bir oğlu Boşnak idi, kavmi andandır. Bir oğlu Doşka idi, Alaman ile Venedik mâbeyninde Dodoşka kavmi andandır. Ammâ Macar Acem'den gelme Menuçehr evlâdlarından Mençır'dan galat Macar kavmidir. Sırfâyil'in bir oğlu da Romaa idi. Kızılelma Roması'nda kalup {on bir evlâdı olup her birin birer diyârı reyy ü imâr etmeğe gönderdi kim İşpaniye vilâyetinin ismidir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b–137a ·
metinde göster ·
İşpaniye ve Fransa ve Ceneviz ve Portukal ve Donkarkıza ve Danimarka ve İngiltere ve Fiyamenk {ya‘nî Felemenk} ve İsfeç ve Çeh ve Korol, bu zikr olunan on bir aded krallık ki hâlâ ban ve krallardır kim sikke ve ülke sâhibleridir. Cümlesi Sırfâyil oğlu Roma ve Romaoğlu bu on bir aded evlâdları mezkûr diyârlara gidüp tenâsül bularak hikmet-i Hudâ ile arz-ı Rûm böyle imâr oldu. Ba‘dehû Sırfâyil yedi yüz sene mu‘ammer olup âhir intikâlinden sonra Sofya'da Vitoş dağında kalan evlâdları defn etdiler. Hâlâ Latin tâ‘ifesi bednâm günlerinde "Peygamberimizdir" deyü Sırfâyil kabrin bulup ziyâret ederler. Sırfâyil'in bir oğluna Sırfa derlerdi. Babasının ismiyle müsemmâ olup ol kadar mu‘ammer olup hâk-i Sofya'da yüz pâre kal‘a ve şehir binâ edüp Sırfa nâmıyla Sofya'yı eyle ma‘mûr etdi kim gûyâ hadîka-i Rıdvân olup niçe kerre yüz bin askere mâlik olup Sırfa askeri derlerdi. Hâlâ Sırf tâ’îfesi Sırfâyil oğlu Sırf'dan tenâsül bulup ibtidâ Sofya {kal‘asına} temel uran bu Sırfa veled-i Sırfâyil'dir, be-kavl-i Tevârîh-i Latin ve kavl-i Târîh-i Sırf. Bu bâlâdâ zikr olunan Sırfâyil'in kırk evlâdı ve Roma'nın on bir aded evlâdları cümle Hazret-i Nûh Necî îmânı üzre idiler. Aslâ şerîk koşmadıklarından ilâ hâze'l-ân evlâd-ı evlâdları inkırâzu'd-deverân krallardır deyü kütüb-i mu‘teberelerinde eyle tahrîr etmişlerdir. Ve millet-i Mesîhiyye tevârîhlerinde Latin tevârîhi ve Yunaniyân tevârîhi kadar mu‘temed tevârîhler yokdur. Ammâ diyâr-ı Arab'da Kabâbıta tevârîhlerinin dahi mu‘temed târîhleri vardır. 137b İle'l-ân rûz-merre vekâyi‘âtları diyâr-ı Mısır'da Kıbtîler tahrîr etmededirler. Ammâ Nasârânın Latin tevârîhleri cümle Sırfâyil'den beri ve oğlu Sırfa'dan beri tahrîr etmişler ammâ Sırfa tâ’îfesi cengâver ve dilâver-i hünerver olduklarından kemâl-i ma‘rifet ile cihânârâ olmayup devletleri de mümted olmadıklarından târîhleri azdır ammâ özdür ve gâyet sahîhdir. Anların ibtidâ sened-i târîhleri Eb-i Sânî Hazret-i Nûh Necî'den Sırfyây'ın kalemiyle zabt etmişler. Ammâ Yunaniyân-ı Rûm Nasârâ mevlûd-i İskender'den {târîh} tutmuşlar. Latin ve sâ’ir millet-i Nasârâ-yı üsârâ cümle İskender'den sened-i târîh etmişlerdir ammâ ümmet-i Muhammed hicret-i Resûl-i Ekrem'den târîh zabt etmişlerdir. İnkırâzu'd-devrân târîhleri, devletleri mü’ebbed ola, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137a–137b ·
metinde göster ·
Sebeb-i hâdise-i Edirne : Müverrihân-ı Rûm u nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ki ferden-ferdâ cemî‘ edîm-i arzda olan vakâyı‘ât-ı dil-küşâyı bu yüzden tahrîr ü terkîm eylediler kim rûy-ı arzda ibtidâ mesken edinen Hazreti Âdem Safî'dir. Bi-kavli Muhammed b. İshâk, Hazret-i Âdem Nebî'den vilâdet-i Server-i Kâ’inât'a gelince sene 6.750 olup bu mâbeyne-hümâda yüz yigirmi dörd bin peygamber gelmişdir. Ammâ vilâdet-i Mefhâr-i Mevcûdât'dan sene 5590 mukaddem Hazret-i eb-i sânî Nûh Necî aleyhi's-selâm gelüp anın gemisiyle Tûfân'dan halâs olanları rûy-ı arz imâr olsun içün bu vech-i arza müstevlî eyleyüp ibtidâ Kalimon Hakîm'i arz-ı Mısr'a gönderüp Tûfân'dan evvel binâ olunan Heremîn dağları dibinde sâkin olup evlâd-ı evlâdları münteşir olup arz-ı Mısır'ı ve arz-ı Hâsân'ı imâr etdiler. Büyük oğlu Mısrâyim Mısr-ı atîki imâr etdiğiçün Mısır dediler. Mısrâyim fevt olup yetmiş aded evlâdları kalup Musul'da Hazret-i Nûh'a geldiler. Nûh Necî dahi bunların yetmişine birer ülke gösterüp her biri birer iklîm-i âhara gitdiler. Ammâ Sırfiyâil nâm bir oğlunu hayr du‘â ile Rûm'a gönderüp ibtidâ Rûm'a kadem basan bu Sırfiyâil'dir. Evvelâ bu Edirne zemînine gelüp gördü kim Tûfân-ı Nûh'un talattum-ı temevvücünden harâb [u] yebâb olmuş âsâr-ı binâlar görüp ta‘accüb edüp niçe eyyâm ol harâbistânda kaldı. Bi-kavli tevârîh-i Latin, Tûfân'dan kalan binâ Edirne'nin Zindân Kullesi tarafıdır, derler. Bu Edirne zemîninde Sırfıyâyil karâr etmeyüp Firev nâm bir oğlun koyup kendi Sofya'yı imâr etmeğe gitdi. Tâ Hazret-i Süleymân asrına dek bu Firev nâm evlâd-ı evlâdları Edirne zemîninde tavattun etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 148b ·
metinde göster ·
dahi bunların yetmişine birer ülke gösterüp her biri birer iklîm-i âhara gitdil …
Sebeb-i hâdise-i Edirne : Müverrihân-ı Rûm u nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ki ferden-ferdâ cemî‘ edîm-i arzda olan vakâyı‘ât-ı dil-küşâyı bu yüzden tahrîr ü terkîm eylediler kim rûy-ı arzda ibtidâ mesken edinen Hazreti Âdem Safî'dir. Bi-kavli Muhammed b. İshâk, Hazret-i Âdem Nebî'den vilâdet-i Server-i Kâ’inât'a gelince sene 6.750 olup bu mâbeyne-hümâda yüz yigirmi dörd bin peygamber gelmişdir. Ammâ vilâdet-i Mefhâr-i Mevcûdât'dan sene 5590 mukaddem Hazret-i eb-i sânî Nûh Necî aleyhi's-selâm gelüp anın gemisiyle Tûfân'dan halâs olanları rûy-ı arz imâr olsun içün bu vech-i arza müstevlî eyleyüp ibtidâ Kalimon Hakîm'i arz-ı Mısr'a gönderüp Tûfân'dan evvel binâ olunan Heremîn dağları dibinde sâkin olup evlâd-ı evlâdları münteşir olup arz-ı Mısır'ı ve arz-ı Hâsân'ı imâr etdiler. Büyük oğlu Mısrâyim Mısr-ı atîki imâr etdiğiçün Mısır dediler. Mısrâyim fevt olup yetmiş aded evlâdları kalup Musul'da Hazret-i Nûh'a geldiler. Nûh Necî dahi bunların yetmişine birer ülke gösterüp her biri birer iklîm-i âhara gitdiler. Ammâ Sırfiyâil nâm bir oğlunu hayr du‘â ile Rûm'a gönderüp ibtidâ Rûm'a kadem basan bu Sırfiyâil'dir. Evvelâ bu Edirne zemînine gelüp gördü kim Tûfân-ı Nûh'un talattum-ı temevvücünden harâb [u] yebâb olmuş âsâr-ı binâlar görüp ta‘accüb edüp niçe eyyâm ol harâbistânda kaldı. Bi-kavli tevârîh-i Latin, Tûfân'dan kalan binâ Edirne'nin Zindân Kullesi tarafıdır, derler. Bu Edirne zemîninde Sırfıyâyil karâr etmeyüp Firev nâm bir oğlun koyup kendi Sofya'yı imâr etmeğe gitdi. Tâ Hazret-i Süleymân asrına dek bu Firev nâm evlâd-ı evlâdları Edirne zemîninde tavattun etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 148b ·
metinde göster ·
Ezîn-cânib kaçan ki Hazret-i Nûh Necî Tûfân'da Cebel-i Cûde üzre keştîsiyle karâr edüp necât oldukda cümle ümmet-i Nûh gemiden taşra çıkup hâk-i anber-i pâke yüz sürüp secde-i şükr etdiler. Cümlesi şükrâne içün herkesde ne bulundu ise bir kazgana koyup aş pişirüp tenâvül etdiler. Hâlâ ol ta‘âma "Âşûra aşı" derler kim Nûh Necî mâh-ı Muharremü'l-harâmın onuncu gününde necât bulduğunda yevm-i âşûradır kim Muhammed ibn İshâk kavlince "Tûfân-ı Nûh'dan Server-i Kâ’inât'a gelince 4.490 senedir. Âdem Nebî'den vilâdet-i Mefhar-i Mevcûdât'a gelince 6.750 senedir", deyü cemî‘i müfessirîn müttefekun aleyh olup tahrîr etmişlerdir ammâ ba‘de't-Tûfân bu dünyanın ibtidâ imârı vilâdet-i Resûl'den mukaddem dörd bin dört yüz doksan sene olmuşdur kim ibtidâ imâr olan keştî-i Nûh'un karâr etdüği Cebel-i Cûde üzre binâ-yı Hazret-i Nûh şehr-i Cûde'dir kim bu cebel hakkında sûre-i (---)Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Hazret-i Nûh asrında bir şehr-i mu‘azzam olup gâyet imâr oldu. Hâkimi Hazret-i Nûh ümmetinden Kürdim Melik idi. Bu cebel-i Cûdî üzre bu Kürdim Melik altı yüz sene mu‘ammer olup evlâd-ı evlâdı münteşir olup İbrî lisânından gayrı bir lisân-ı İbriyân te’lîf edüp ne İbrîdir ve ne Fârisîdir ve lisân-ı Derîdir. Ana lisân-ı Kürd, Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim'den kalmışdır. Ba‘dehû Hazret-i Nûh Tûfân'dan sonra Cûde şehrinden yine cebel-i Sincâr'a gelüp imâr olmasiyçün du‘â etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212b ·
metinde göster ·
… ana koyup aş pişirüp tenâvül etdiler. Hâlâ ol ta‘âma "Âşûra aşı" derler kim Nûh
Necî
mâh-ı Muharremü'l-harâmın onuncu gününde necât bulduğunda yevm-i âşûradır kim M …
Ezîn-cânib kaçan ki Hazret-i Nûh Necî Tûfân'da Cebel-i Cûde üzre keştîsiyle karâr edüp necât oldukda cümle ümmet-i Nûh gemiden taşra çıkup hâk-i anber-i pâke yüz sürüp secde-i şükr etdiler. Cümlesi şükrâne içün herkesde ne bulundu ise bir kazgana koyup aş pişirüp tenâvül etdiler. Hâlâ ol ta‘âma "Âşûra aşı" derler kim Nûh Necî mâh-ı Muharremü'l-harâmın onuncu gününde necât bulduğunda yevm-i âşûradır kim Muhammed ibn İshâk kavlince "Tûfân-ı Nûh'dan Server-i Kâ’inât'a gelince 4.490 senedir. Âdem Nebî'den vilâdet-i Mefhar-i Mevcûdât'a gelince 6.750 senedir", deyü cemî‘i müfessirîn müttefekun aleyh olup tahrîr etmişlerdir ammâ ba‘de't-Tûfân bu dünyanın ibtidâ imârı vilâdet-i Resûl'den mukaddem dörd bin dört yüz doksan sene olmuşdur kim ibtidâ imâr olan keştî-i Nûh'un karâr etdüği Cebel-i Cûde üzre binâ-yı Hazret-i Nûh şehr-i Cûde'dir kim bu cebel hakkında sûre-i (---)Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Hazret-i Nûh asrında bir şehr-i mu‘azzam olup gâyet imâr oldu. Hâkimi Hazret-i Nûh ümmetinden Kürdim Melik idi. Bu cebel-i Cûdî üzre bu Kürdim Melik altı yüz sene mu‘ammer olup evlâd-ı evlâdı münteşir olup İbrî lisânından gayrı bir lisân-ı İbriyân te’lîf edüp ne İbrîdir ve ne Fârisîdir ve lisân-ı Derîdir. Ana lisân-ı Kürd, Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim'den kalmışdır. Ba‘dehû Hazret-i Nûh Tûfân'dan sonra Cûde şehrinden yine cebel-i Sincâr'a gelüp imâr olmasiyçün du‘â etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212b ·
metinde göster ·
sûre-i (---)Arapça âyetin söyle. Ol su‘bân şerrinden ümmetlerin ve sen gayrı …
Hemân Cibril-i Emîn, "Yâ Nûh Necî sûre-i (---)Arapça âyetin söyle. Ol su‘bân şerrinden ümmetlerin ve sen gayrı peygamberân ümmetleri bu âyet-i kerîmeyi tilâvet etseler ve yılan üzre üfleseler bi-emri Hayy-ı Kadîr yılan ve çıyan ve akrep şerrinden emîn olalar." dedikde hemân Hazret-i Nûh Bismillah Arapça deyüp su‘bâna dest urunca su‘bân mest olup andan âteşe yandı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212b ·
metinde göster ·
… pire oldu. Etinden hâsıl olan kül kehle olup ilâ hâze'l-ân ahd [ü] mîsâk-ı Nûh
Necî
üzre yılan külünden hâsıl olan pire ve kehle benî Âdemi yiyüp müte’ezzî etmeded …
Yine Cibril-i Emîn'in ta‘lîmiyle su‘bânın külünü Nûh Nebî hevâya savurdu. Rüzgâr yılan külünü Nûh Nebî'nin ümmetleri üzerine düşürdü. Yılanın derisinden hâsıl olan kül pire oldu. Etinden hâsıl olan kül kehle olup ilâ hâze'l-ân ahd [ü] mîsâk-ı Nûh Necî üzre yılan külünden hâsıl olan pire ve kehle benî Âdemi yiyüp müte’ezzî etmededir ve yılanın cümle üstühânlarından hâsıl olan kül zemîne düşüp çıyan oldu. Çıkasından hâsıl olan kül zemîne düşüp akrep oldu. Bağırsakları gubârı zemîne düşüp solucan oldu. Ciğer-i hâkisteri buzağı dişi oldu. Yüreği 213a külü zemîne düşüp kertenkele ve zaka ve nakş-ı bukalemun ve sakankur-ı berrî ve gayrı niçe haşerâtlar olup cümle haşerât-ı arz emr-i Hudâ ile Hazret-i Nûh'un gemisin halâs eden yılandan halk olunmuşdur. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212b–213a ·
metinde göster ·
… ürhân ile âyet Arapça hükmü üzre Musul kurbünde cebel-i Cûde üzre keştî-i Nûh
Necî
karâr edüp cümle ümmet-i Nûh necât buldukda Cûde şehrin Hazret-i Nûh imâr eder. …
Vech-i tesmiyyesi ve ibtidâ bânîsi oldur kim kaçan Âdem-i Sânî ya‘nî Nûh Nebî aleyhi's-selâm ba‘de't-Tûfân delîl-i kat‘î olan bu âyet-i bürhân ile âyet Arapça hükmü üzre Musul kurbünde cebel-i Cûde üzre keştî-i Nûh Necî karâr edüp cümle ümmet-i Nûh necât buldukda Cûde şehrin Hazret-i Nûh imâr eder. Andan bu Nihâvend semtlerini Nûh Necî deverân ü seyerân edüp âb u hevâsından hazz edüp bu Nihâvend'in şehrin inşâ etdüğinden Nûh-âvind'den galat Nûh-âvend derler. Giderek galat-ı meşhûr olarak Nihâvend derler. Ammâ Acem nâzükleri Nehrâvend derler ve lisân-ı Moğolîde Sare-sur derler, ya‘nî Sâriye kal‘ası derler. Ba‘dehû Keyûmers Şâh ve Nuşirevân ve Hazret-i Ömer hilâfetinde Serdâr Sâriye ve Hârûnu'r-Reşîd ve Şâh Gıyâseddîn cümle bunlar imâr etmişdir ve niçe düvelden düvele intikâl etmişdir. Ba‘dehû Hulâgû ve Timur-ı pür-zor ve Süleymân Hân asrında Serdâr İbrâhîm Paşa ve Murâd Hân-ı Sâlis asrında Cığaloğlu ve Osmân Hân-ı Sânî asrında Halîl Paşa ve Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Hüsrev Şîr Paşa bu Nihâvend kal‘ası ve şehrin harâb u yebâb etmişlerdir. İlâ hâze'l-ân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307a ·
metinde göster ·
… t buldukda Cûde şehrin Hazret-i Nûh imâr eder. Andan bu Nihâvend semtlerini Nûh
Necî
deverân ü seyerân edüp âb u hevâsından hazz edüp bu Nihâvend'in şehrin inşâ etd …
Vech-i tesmiyyesi ve ibtidâ bânîsi oldur kim kaçan Âdem-i Sânî ya‘nî Nûh Nebî aleyhi's-selâm ba‘de't-Tûfân delîl-i kat‘î olan bu âyet-i bürhân ile âyet Arapça hükmü üzre Musul kurbünde cebel-i Cûde üzre keştî-i Nûh Necî karâr edüp cümle ümmet-i Nûh necât buldukda Cûde şehrin Hazret-i Nûh imâr eder. Andan bu Nihâvend semtlerini Nûh Necî deverân ü seyerân edüp âb u hevâsından hazz edüp bu Nihâvend'in şehrin inşâ etdüğinden Nûh-âvind'den galat Nûh-âvend derler. Giderek galat-ı meşhûr olarak Nihâvend derler. Ammâ Acem nâzükleri Nehrâvend derler ve lisân-ı Moğolîde Sare-sur derler, ya‘nî Sâriye kal‘ası derler. Ba‘dehû Keyûmers Şâh ve Nuşirevân ve Hazret-i Ömer hilâfetinde Serdâr Sâriye ve Hârûnu'r-Reşîd ve Şâh Gıyâseddîn cümle bunlar imâr etmişdir ve niçe düvelden düvele intikâl etmişdir. Ba‘dehû Hulâgû ve Timur-ı pür-zor ve Süleymân Hân asrında Serdâr İbrâhîm Paşa ve Murâd Hân-ı Sâlis asrında Cığaloğlu ve Osmân Hân-ı Sânî asrında Halîl Paşa ve Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Hüsrev Şîr Paşa bu Nihâvend kal‘ası ve şehrin harâb u yebâb etmişlerdir. İlâ hâze'l-ân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307a ·
metinde göster ·
Anlar da "Yâ Resulallah bize bu şehri ceddin Hazret-i Âdem-i Sânî Nûh
Necî
ihsân eyledi. Ol zamândan berü bizim hükmümüzdedir ve hâlâ bizdedir. Şimdi bunl …
Anlar da "Yâ Resulallah bize bu şehri ceddin Hazret-i Âdem-i Sânî Nûh Necî ihsân eyledi. Ol zamândan berü bizim hükmümüzdedir ve hâlâ bizdedir. Şimdi bunlar kabza-i tasarrufa almak ister." dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 320a ·
metinde göster ·
aleyhi's-selâm, câmi‘i içinde binâ olunmuşdur. Hâlâ yeri mevcûd u ma‘lûm olup ü …
Andan sefîne-i Nûh Necî aleyhi's-selâm, câmi‘i içinde binâ olunmuşdur. Hâlâ yeri mevcûd u ma‘lûm olup üzerinde bir âlî binâ olunmuşdur, teberrüken ziyâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348a ·
metinde göster ·
… rihân-ı selef bu Hazret-i Alî sandûkası içre Hazret-i Âdem Safî ve Hazret-i Nûh
Necî
ile üçü medfûndur derler. Ammâ bu hakîr bir târîhde görmedim ki Hazret-i Nûn Ne …
Ve ba‘zı müverrihân-ı selef bu Hazret-i Alî sandûkası içre Hazret-i Âdem Safî ve Hazret-i Nûh Necî ile üçü medfûndur derler. Ammâ bu hakîr bir târîhde görmedim ki Hazret-i Nûn Nebî Tûfân'dan evvel Hazret-i Âdem'i ve Hazret-i Havvâ'yı Cidde şehrinde azâb suyun görmesinler deyü Âdem ü Havvâ'yı kabrinden çıkarup Kuds-i şerîfin {Halîlü'r-Rahmân kasabasında} Cânlar Kuyusunda defn etmişdir deyü tahrîr etmiş ve hakîr Hazret-i Nûh'u bir dahi Şâm kurbünde Bekâ‘ sahrâsında Cebelü'l-Lübnân dâmeninde Kerek-i Nûh nâm bir büleydede Hazret-i Nûh'u ziyâret etdim. Binâ-yı âlîler ile mebnî bir âsitâne-i azîmi var kim bu hakîr anda da ziyâret etdim. Ve Hazret-i Alî kabrinde dahi medfûndur deyü tevâtür ile meşhûrdur. El-ilmu indallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356a ·
metinde göster ·
… ûr-ı Nûh'dan zâhir olup bu bahr-i Necef-i eşrefde karâr edüp ibtidâ keştî-i Nûh
Necî
bu bahr-i Necef'de şinâverlik edüp ba‘de't-Tûfân bu deryâ nâmı kaldı. Bir taraf …
Müverrihân-ı mütekaddimîn tahrîrleri üzre bu bahr-i azîm çölistân-ı Kûfe'de tâ Tûfân-ı Nûh'dan kalmışdır kim ibtidâ Tûfân suyu Kûfe şehrinde tennûr-ı Nûh'dan zâhir olup bu bahr-i Necef-i eşrefde karâr edüp ibtidâ keştî-i Nûh Necî bu bahr-i Necef'de şinâverlik edüp ba‘de't-Tûfân bu deryâ nâmı kaldı. Bir tarafı Basra ve Lahsa ve Yemen ve Mekke ve Ummân ve Kuc-i Mekrân hudûdlarına varır bir bahr-i azîm idi. İçinde niçe bin aded kelek gemiler ve niçe yüz aded haşeb keştîler gezüp şinâverlik ederdi. Bi-emri Hudâ Hazret-i Alî'nin hûnu zemîne düşdüğü sâ‘at yevm be-yevm tenezzülde olup ilâ hâze'l-ân deryâdan bir katre âbdan nâm [u] nişân yokdur kim bir çöl ü çölistân ü berr ü beyâbândır. Ammâ niçe Arab u Urbân bu bahr-i rimâli içre ubûr ederken billûr u necef parçaları bulup Basra bâzergânlarına fürûht ederler. Anlar da ol billûr ve necefleri gözlük etdirüp ihtiyâr âdemler ol gözlükleri isti‘mâl etdiklerinde gözleri dûrbîn gibi görür. Ve necefden yüzük taşı ve bıçak sapı ve hançer kabzası yaparlar. Ve bu bahr-i Necef'de kavm-i Urbân niçe bin elvân cevâhir makûlesi gibi eşyâlar bulurlar. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356a ·
metinde göster ·
… -ı Hazret-i Alî ve ziyâretgâh-ı Murtezâ-yı Velî, dâr-ı Âdem Safî ve mekân-ı Nûh
Necî
, belde-i atîk-i Kûfe
Evsâf-ı harâbâbâd-ı şehr-i azîm ve nazargâh-ı kadîm ve tahtgâh-ı Hazret-i Alî ve ziyâretgâh-ı Murtezâ-yı Velî, dâr-ı Âdem Safî ve mekân-ı Nûh Necî, belde-i atîk-i Kûfe
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356b ·
metinde göster ·
… kun aleyh olup eyle tahrîr ü terkîm eylemişlerdir. Ba‘de't-Tûfân-ı Hazret-i Nûh
Necî
bu mahallere karîb cebel-i Cûde üzre necât bulup keştî-i Nûh'dan çıkan benî Âde …
Cemî‘i müverrihân-ı cihân kavilleri üzre bu sûr-ı ibret-nümûn olan İmâdiyye hakkında müttefekun aleyh olup eyle tahrîr ü terkîm eylemişlerdir. Ba‘de't-Tûfân-ı Hazret-i Nûh Necî bu mahallere karîb cebel-i Cûde üzre necât bulup keştî-i Nûh'dan çıkan benî Âdem bu edîm-i arza istîlâ edüp her biri bir diyâra perîşân olup cây-ı vatan edindiler. Ammâ bu İmâdiyye gârlarında ibtidâ vatan edinen Âl-i Amâlika'dan Keyûmers oğlu Behdînân bu İmâdiyye kûhunda tavattun edinüp üç yüz sene kâmil mu‘ammer olup evlâd-ı evlâdı tenâsül buldu. Anınçün bu kûh-ı İmâdiyye'ye vilâyet-i Behdînân derler. Ba‘dehû niçe mülûkdan mülûka bu İmâdiyye intikâl edüp âhir Hazret-i İsâ asrından sonra Âl-i Benî Ziyâd'a nakl edüp Melik Merdâvenc ve Melik Şemkin ve Melik Behistivân ve Melik Kapus ve Melik Menûçehr ve Melik Enûşirvân nâmân melikler cümle cehele-i dalâlet-âyînlerden olup bu İmâdiyye'ye ve Irâk u Medâyin'e mâlikler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 376b ·
metinde göster ·
İhvân-ı bâ-safâya şöyle ma‘lûm ola kim ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûh
Necî
aleyhi's-selâm gemisiyle mâh-ı muharremin on ikinci isneyn günü bu Cûde şehri h …
İhvân-ı bâ-safâya şöyle ma‘lûm ola kim ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûh Necî aleyhi's-selâm gemisiyle mâh-ı muharremin on ikinci isneyn günü bu Cûde şehri hâyilindeki cebel-i Cûde'de merkeb-i Nûh karâr edüp Tûfân'dan halâs olup herkes ta‘âmın bir yire koyup pişirdiler ve Tûfân'dan halâs olduklarına şükrâne ol ta‘âmı tenâvül edüp ismine ni‘met-i âşûra dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 383a ·
metinde göster ·
bu cebel-i Cûde üzre karâr etdiğine cümle müfessirîn müttefekun aleyhdirler kim …
Andan sonra yine Cûde şehri imâr olup Hulâgû Hân harâb etmişdir ve hâlâ cebel-i Cûde yaylağ-ı Ekrâd'dır. Hazret-i Nûh'un binâ etdüği Câmi‘-i Sülûpeyân ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ve cemî‘i müverrihânın kavl-i sahîhleri üzre keştî-i Nûh Necî bu cebel-i Cûde üzre karâr etdiğine cümle müfessirîn müttefekun aleyhdirler kim sûre-i (---)(---) âyet
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 383b ·
metinde göster ·
… Ağrı ve kûh-ı Bingöl ve kûh-ı Erces kadar âlî dağ değildir ammâ nazargâh-ı Nûh
Necî
olduğundan ziyâretgâh-ı azîmdir. Ve kasaba-i Cûde bu cebel-i Cûdî dâmeninde (-- …
Ammâ Ardalân dağı ve kûh-ı Bî-sütûn ve kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Elvend ve kûh-ı Ağrı ve kûh-ı Bingöl ve kûh-ı Erces kadar âlî dağ değildir ammâ nazargâh-ı Nûh Necî olduğundan ziyâretgâh-ı azîmdir. Ve kasaba-i Cûde bu cebel-i Cûdî dâmeninde (---) aded hâneli vü câmi‘ ve medrese vü hân u hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı ve bâğ u bâğçeli nazargâh-ı Âdem-i Sânî Nûh Necî makâmı belde-i kadîmdir. Lâkin bu şehr-i Cûde nehr-i Şatt'ın cânib-i şarkîsinde (---)(---) İmâdiyye hâkindedir ammâ Şatt'ın cânib-i garbında olan Cezîre şehri {bir menzildir ve Cezîre} hâkimi hükmündedir. Ve Sülupeyân nâm aşîret cümle on bin aded kavm-i cengâver dilâverlerdir. Cümle cezîre hâkimine tâbi‘lerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 383b ·
metinde göster ·
Ammâ Ardalân dağı ve kûh-ı Bî-sütûn ve kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Elvend ve kûh-ı Ağrı ve kûh-ı Bingöl ve kûh-ı Erces kadar âlî dağ değildir ammâ nazargâh-ı Nûh Necî olduğundan ziyâretgâh-ı azîmdir. Ve kasaba-i Cûde bu cebel-i Cûdî dâmeninde (---) aded hâneli vü câmi‘ ve medrese vü hân u hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı ve bâğ u bâğçeli nazargâh-ı Âdem-i Sânî Nûh Necî makâmı belde-i kadîmdir. Lâkin bu şehr-i Cûde nehr-i Şatt'ın cânib-i şarkîsinde (---)(---) İmâdiyye hâkindedir ammâ Şatt'ın cânib-i garbında olan Cezîre şehri {bir menzildir ve Cezîre} hâkimi hükmündedir. Ve Sülupeyân nâm aşîret cümle on bin aded kavm-i cengâver dilâverlerdir. Cümle cezîre hâkimine tâbi‘lerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 383b ·
metinde göster ·
… cel-i müsemmâlarına dek mu‘ammer ü mesrûr ve şehirleri ma‘mûr olalar." deyü Nûh
Necî
bu Cezîre-i İbn Ömer'e hayr du‘â etdiğinden bu şehrin ekseriyyâ havâtînleri ve …
Ba‘dehû Hazret-i Nûh du‘â edüp "İlâhî bana bin yıl ömür verdin. Bu evlâdım dünyâya gelmeden merhûm oldu. Bu evlâdım bu amber-pâkde yatdıkça bu şehirde sâkin olanların evlâdları ve sâ’ir hayvânâtları ekiz doğup tenâsül bulalar ve evlâdları sıkıt doğmayalar. Ve dâ’imâ âfât-ı semâvî ve âfât-ı arazîden ecel-i müsemmâlarına dek mu‘ammer ü mesrûr ve şehirleri ma‘mûr olalar." deyü Nûh Necî bu Cezîre-i İbn Ömer'e hayr du‘â etdiğinden bu şehrin ekseriyyâ havâtînleri ve ba‘zı devâbâtları ekiz doğarlar ve halkı ekseriyyâ altmışdan yetmişden yüz yetmişe yetmiş olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 384a ·
metinde göster ·
bu gamdan fâriğ olup Tûfân'dan necât ricâsında oldu. Öte tarafda Nûh, evlâdı Ke …
Andan tesellî-i hâtır olup Nûh Necî bu gamdan fâriğ olup Tûfân'dan necât ricâsında oldu. Öte tarafda Nûh, evlâdı Ken‘ân-ı mürîd bed-gümân bir tuç-ı kumkuma içre üç aylık me’kûlât [u] meşrûbâtla kumkuma içre girüp evlâdları kumkuma ağzın âteş ile kalay eridüp lehem akıdup kumkumanın kapusun sedd edüp gitdiler. Ve cümle evlâd-ı Ken‘ân âb-ı zulumâtdan gark oldular. Ken‘ân bu hokka içre yine içine tebevvül ve takayyuz ide ide necâset içinde kaldı. Yanında bir âleti dahi yokdur kim kumkumanın lehimli yerin kal‘ edüp kendi taşra çıka. Ve çıkarılır Tûfân-ı Nûh'da gark olam deyü havfinden kumkuma-i müdevver içre kalup kendi necâseti ile âlûde olup dururken bi-emri Hayy-ı Kadîr Tûfân-ı Nûh gün be-gün müşted olup talattum-ı deryâ Ken‘ân'ın kumkumasını galtân ide ide Ken‘ân-ı bî-amân necâseti içinde gark olup temevvüc-i deryâ-yı zulumât kumkuma-i dehlîz[e] habs olan Cürce diyârının cânib-i garbîsinde Elvâhât diyârında Elvâh-ı kebîr-i Kalimun'da kumkuma-i Ken‘ân kalup Tûfân-ı Nûh âsûde olunca benî Âdem zemîn-i dünyâya {bu cebel-i Cûdî şehrinden bu Cezîretü'l-Arab şehrinden} müstevlî olup Ken‘ân'ın kumkumasın bulup kırarlar ve Ken‘ân'ı kumkumadan çıkarup necâsetiyle Ken‘ân'ı Kalimun Elvâhının cânib-i garbında bir gâr içre Ken‘ân'ı defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı Kıbtîlerdir kim be-kavl-i Kıbtî ba‘de't-Tûfân rûy-ı arzda defn olunan ibtidâ Ken‘ân ibn Nûh'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 384a ·
metinde göster ·
… âm-ı Yûnus ve makâm-ı Circîs ve makâm-ı Zülkifl ve makâm-ı İlyâs ve makâm-ı Nûh
Necî
ve makâm-i esîr Danyal deyü her gâr üzre bu esmâ-i peygamberânı bir gûne hatt i …
Ve makâm-ı enbiyâ-i sâbi‘: Bu dahi bir gâr-ı yetîmândır kim derûn-ı kehfde bin âdem sığar bu gârın etrâfında birer hücre-misâl küçük gârceğizler vardır. Her birinin atabe-i ulyâsı üzre makâm-ı Hızır ve makâm-ı Yûnus ve makâm-ı Circîs ve makâm-ı Zülkifl ve makâm-ı İlyâs ve makâm-ı Nûh Necî ve makâm-i esîr Danyal deyü her gâr üzre bu esmâ-i peygamberânı bir gûne hatt ile seng-i hârâlar üzre tahrîr etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407b ·
metinde göster ·
ile gemiye giren Hûşeng Şâh ve (---)(---)(---) ve nebîreleri cümle keştî içre …
Ve Arapça âyet-i şerîfinin tefsîrinde müfessirîn eyle tahrîr etmişler kim Hazret-i Nûh Necî ile gemiye giren Hûşeng Şâh ve (---)(---)(---) ve nebîreleri cümle keştî içre lisân-ı Türkçe kelimât etdiklerinde Mısır kavminden Kehene Kalimûn ve Mısrâyim nâm kimesneler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374a ·
metinde göster ·
zamân-ı şerîflerinde binâ olunmuş bir ma‘bed-i atîkdir. Ve "Niçe yüz yıl mihrâb …
Sencovan câmi‘i derler bir ma‘bed-i kadîmdir. Bir serhadde böyle bir câmi‘-i kebîr yokdur. Meğer Girit'de Hünkâr câmi‘i ola. Ammâ bu Sencovan câmi‘i Âdem-i Sânî Nûh Necî zamân-ı şerîflerinde binâ olunmuş bir ma‘bed-i atîkdir. Ve "Niçe yüz yıl mihrâbının sağ cânibindeki mesdûd hücre içre Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfleri anda pinhân idi" deyü aslı ve fer‘i ile Tevârîh-i Kıbtî'de ve Tevârîh-i Yûnâniyân ki tevârîh-i kadîmlerdir hubût-ı Âdem'den evvel cân u cin kavmi havâdisâtların bile hâlâ bu âna dek cemî‘i vakâyi‘âtı tahrîr etmededirler. Cemî‘i Arabî ve Türkî târîhleri anlardan me’hûzdur. Yanvan Târîhi ki lisân-ı Yûnân'da sahîh târîhdir, anda eyle tahrîr eder kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y118a ·
metinde göster ·
… adar tenâsül buldular kim iklîm-i Mısır âdem deryâsı oldu. Cümlesi dedeleri Nûh
Necî
dîninde idiler.
Ol şehir harâb olup bu kubbe âbâdân olmasının sebebi cemî‘i Kıbtîlerin silsilesi buna müntehîdir. Hâlâ cümle Kıbtîler ziyâret edüp amâr ederler. İsmi Kıbtîm ibn Mısrâyim ibn Bayzar ibn Hâm ibn Nûh aleyhi's-selâmdır. Ammâ Mısrâyim yedi yüz yıl mu‘ammer olup Eski Mısır'ı ol kadar âbâdân etdi kim gûyâ kasr-ı Müşeyyed idi. Ve iki yüz evlâdı olup evlâd-ı evlâdı ve otuz aded kardeşlerinin evlâd-ı evlâdı ol kadar tenâsül buldular kim iklîm-i Mısır âdem deryâsı oldu. Cümlesi dedeleri Nûh Necî dîninde idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y7a ·
metinde göster ·
asrında ve İskender-i Kübrâ asrında ilm-i tıb Feylesof u Feylekos ve Câlînûs as …
Bu hadîs-i şerîf mazmûnu üzre ilm-i tıb Arab'dan şâyi‘ oldu. Gerçi Âdem-i sânî Nûh Necî asrında ve İskender-i Kübrâ asrında ilm-i tıb Feylesof u Feylekos ve Câlînûs asrında var idi. Ammâ Risâlet-penâh'dan sonra kibâr-ı evliyâullâhların kerâmât-i bâhireleri sebebiyle ilm-i tıb ile hukemâ iştihâr buldular. Andan Yûnâniyân u Freng dakîkına vâsıl olup hukemâ-yı Yûnâniyân [u] Freng iştihâr buldular. Ammâ yine Arab'a muhtâclardır, zîrâ bu kavm-i Arab'ın zühd [ü] takvâsı ve ilmi kuvvetiyle bir hastaya cân u gönülden yapışup hizmet etse bi-emrillâh şifâ bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y120a ·
metinde göster ·
… lâ ba‘de't-Tûfân {Elbûd bin Kafat bin Mısra bin Bayzar bin Hâm bin Hazret-i Nûh
Necî
SL‘M'dir. Ve bu Elbûd şehr-i Fustât'ı amâr edüp nehr-i Nîl'i şehir önünden ibti …
Evvelâ ba‘de't-Tûfân {Elbûd bin Kafat bin Mısra bin Bayzar bin Hâm bin Hazret-i Nûh Necî SL‘M'dir. Ve bu Elbûd şehr-i Fustât'ı amâr edüp nehr-i Nîl'i şehir önünden ibtidâ bu Elbûd akıdup ol asırda Nîl'in adı Belûn idi. Hâlâ vilâyet-i Nûbe kavmi nehr-i Nîl'e Cerbelûn derler.} Eyle amâr olmuş kim garbdan cenûba tûlü üç menzilde varılır bir şehr-i azîm imiş. Buhtunnasr Şâm'ı ve Kudüs'ü ve arz-ı Hâsân'da Bilbeys'i ve bu Fustât-ı Mısır'ı harâb eder. Andan yine ma‘mûr edüp Hazret-i Risâlet asrında Yûnâniyândan Hırkîl nâm Rûm kayser kralı İşpanya Efrenci ile yek-dil [ü] yek-cihet olup Nîl tuğyânında Dimyât ve Reşîd'den bin pâre gemi ile Nîl'den Mısır'a gelüp kuvvet-i bâzû ile Mısır'ı Melik Mukavkıs elinden Yûnâniyân alup İslâmbol'da Ayasofya'ya vakf eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y139b ·
metinde göster ·