Defter-i pâdişâhîde Yörük ve müsellem kayd olanların otuz
neferi
bir ocakdır, beş neferi nevbet ile eşkinci, yigirmi beş neferi yamak olup sefer …
Defter-i pâdişâhîde Yörük ve müsellem kayd olanların otuz neferi bir ocakdır, beş neferi nevbet ile eşkinci, yigirmi beş neferi yamak olup sefer-i hümâyûn vâkı‘ oldukda nevbetleri eşkinci yamaklarından avârız dîvânına mukâbelesinde elli beşer akçe harçlık alup sefer eşerler. Kaçan sefer olmaduğı zamân yamaklardan bir nesne almazlar, be-nevbet sefer eşer, eşkinciler sefer eşdikleri sene âdet-ı ağnâm vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 54b ·
metinde göster ·
… fter-i pâdişâhîde Yörük ve müsellem kayd olanların otuz neferi bir ocakdır, beş
neferi
nevbet ile eşkinci, yigirmi beş neferi yamak olup sefer-i hümâyûn vâkı‘ oldukda …
Defter-i pâdişâhîde Yörük ve müsellem kayd olanların otuz neferi bir ocakdır, beş neferi nevbet ile eşkinci, yigirmi beş neferi yamak olup sefer-i hümâyûn vâkı‘ oldukda nevbetleri eşkinci yamaklarından avârız dîvânına mukâbelesinde elli beşer akçe harçlık alup sefer eşerler. Kaçan sefer olmaduğı zamân yamaklardan bir nesne almazlar, be-nevbet sefer eşer, eşkinciler sefer eşdikleri sene âdet-ı ağnâm vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 54b ·
metinde göster ·
Defter-i pâdişâhîde Yörük ve müsellem kayd olanların otuz neferi bir ocakdır, beş neferi nevbet ile eşkinci, yigirmi beş neferi yamak olup sefer-i hümâyûn vâkı‘ oldukda nevbetleri eşkinci yamaklarından avârız dîvânına mukâbelesinde elli beşer akçe harçlık alup sefer eşerler. Kaçan sefer olmaduğı zamân yamaklardan bir nesne almazlar, be-nevbet sefer eşer, eşkinciler sefer eşdikleri sene âdet-ı ağnâm vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 54b ·
metinde göster ·
… iki yüz seksen nefer cânbâzân ve azebistân tâ’ifesi dahi vardır. On neferde bir
neferi
sefer nevbeti hidmetin edâ edüp yüz yigirmi sekiz nefer sefer eşerler idi. Anla …
Bunlardan mâ‘adâ bin iki yüz seksen nefer cânbâzân ve azebistân tâ’ifesi dahi vardır. On neferde bir neferi sefer nevbeti hidmetin edâ edüp yüz yigirmi sekiz nefer sefer eşerler idi. Anlar dahi resm-i kadîmden mensûh olup ze‘âmet ve tîmâr kayd olunmuşdur ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 55a ·
metinde göster ·
… slâmbol: Neferât on iki bindir, kırk bindir derler ammâ fart-ı kelâmdır, üç yüz
neferi
Bedâsten-i atîk ve Bedâsten-i cedîd pâsbânlarıdır kim gedikli ulûfeli âdemlerdi …
Esnâf-ı pâsbân-ı nigehbân-ı İslâmbol: Neferât on iki bindir, kırk bindir derler ammâ fart-ı kelâmdır, üç yüz neferi Bedâsten-i atîk ve Bedâsten-i cedîd pâsbânlarıdır kim gedikli ulûfeli âdemlerdir. Mâ‘adâsı her şeb sabâha dek İslâmbol içre keşik bekler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
Mukallid Şengül (---) Çelebi: Tarîk-i Mevlevî'de ve kâhî Gülşenîde bir şakrak ve sebük-rûh mukallid idi. Hacivad Çorbacının acemî oğlanlarıyla gece İslâmbol içre kol dolaşdığın taklîd edüp her neferi lehce-i mahsûsalarıyla çorbacıya hitâb edüp çorbacı da anlara itâb edüp ellerindeki feneri bir yoldaşı götürmeden âciz olup ol yoldaş feneri çorbacının atı reşmesine hotas gibi asup gider, at dahi fânûs şu‘lesinden ürküp at çorbacıyı yere vurup cümle neferleri firâr edüp, 212a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211b–212a ·
metinde göster ·
… rları ve üç yüz kadar hâneleri ve dizdârı ve iç el olmak 194a ile yetmiş aded
neferi
vardır. Gayri imâret ve bezzâzistân yokdur. Cümle sûk-ı sultânî taşradadır. (-- …
Bunların bu diyârda refâhiyyet-i hâtırların Mâhân diyârında sâ’ir kabâ’illeri istimâ‘ edüp niçe bin âdem Mâhân'dan gelüp bu Ca‘ber kal‘ası ve Ane ve Selme ve Balis ve Bomboç ve Rakka ve Urfa ve Birecik kal‘aları etrâflarında diyâr-ı Ermenden niçe yüz yerleri alan u talan ve küffârlarını nâlân etmeğe başladılar. Âhir kendülere bir cây-ı me’men ve cây-ı menâs olmağiçün sene 583 târîhinde merkûm Muhammed ibn Dânişmend bu Malatıyye kal‘asın müceddeden binâ etdi. Hâlâ bir kal‘a-i köhne-âbâddır. Ammâ seng-tıraşları gâyet kebîrdir. Dîvârının kaddi yigirmi altı arşındır. Cümle (---) aded kulledir ve cümle (---) aded (---) dendân-ı bedendir ve cümle (---) aded bâb-ı hadîd-i cedîdlerdir. Evvelâ Alaca kapu, Süpürge kapusu, Meşak kapusu, Bâzâr kapusu, bunlar şâhrâh kapulardır. Şimâli deredir. Etrâfında handakı (---) ve dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil beş bin yüz adımdır. Ol kadar vâsi‘ değildir. Derûn-ı kal‘ada (---) câmi‘i ve mesâcidleri ve cebehânesi ve gılâl anbarları ve üç yüz kadar hâneleri ve dizdârı ve iç el olmak 194a ile yetmiş aded neferi vardır. Gayri imâret ve bezzâzistân yokdur. Cümle sûk-ı sultânî taşradadır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 193b–194a ·
metinde göster ·
Çomar dahi elli aded yiğidiyle Kuskunkıran yolundan Van'a gelirken meğer Hakkarî hânının beş altı yüz nefer âdemleri Çomar Bölükbaşı'yı bu Kepân nâm kapânda gözedirlermiş. Derhâl Hakkarîli Çomar'ın ol kepânda ardın önün çevirüp çıt-a-çıt cenge başlarlar. Hemân Çomar yarar atından piyâde olup "Koma kurdum!" deyü Hakkar'lıdan tarfetü'l-ayn içre yetmiş âdem düşürür. "Bre koma hay!" deyüp ceng kızışup kâmil beş sâ‘at germâ-germ ceng-âşûb ederler. Ammâ Çomar'ın elli yigitden yigirmisi kırılup otuz âdemle kalır. Yine böyle iken yüz nefer-i Hakkar'ı kırarlar, ammâ Hakkarî şehirlerinden Vastân kal‘ası karîb olmağile Hakkarî'ye iki bin yarar tüfeng-endâz imdâd gelir. Ammâ Çomar'a imdâd nereden gelir? Âhir çomar köpek gibi kudurup hırran fahran köpek cengi ederek görse ki cümle yiğitleri kırıldı, kendüsi de altı sâ‘at cengde âteş deryâsında bî-mecâl kalup bir gulâmıyla atının yanına varup atının iki gözlerin bûs edüp "Bismillah ey dağlı doru! deyüp süvâr oldukda dal-tîğ-i âteş-tâb olup bu kadar Hakkarî âteşinin üstüne at koyup niçe Hakkarîleri yalnız at üzre kırar ammâ görse kim o dar Kepân boğazında üç binden mütecâviz âdemler kendüyi çevirmişler. Bir tarafdan kendüye bir halâs bulup rehâ bulacak bir yer yok. Ammâ deryâya nâzır kayalar üzre âdemsiz yer çok. İki Süleymâniyye minâresi kaddi yalçın kayalar ve aşağısı deryâ-yı Van'dır. Hemân bir kerre "Yâ Allah, sana sığındım" deyüp dolu dizgin ata ökçe edüp bu halkdan kendüye kurşum bârân-ı ni‘met gibi yağarken mezkûr kayanın başından yüğrük gelmiş atıyla kendüyi Çomar gözünü yumar ve deryâya atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 282a ·
metinde göster ·
Fi'l-hâl Koçağa Sultân'ın na‘ş-ı şerîfin âteşe yakdıkları yere Şâh varup Tokmak Hân'ı ve evlâdlarını ve çöreğin çekenleri ve Koçağa'yı âteşe göyündürmede bulunanlardan cümle yedi yüz aded neferi dest ber-kafa bağladup huzûruna getirüp eydür: "Bre bre kâfirler, Tokmak Hân-ı âk İrân-ı nîrândan gitmeğe müştâk. Merhûm Koçağa Sultân muhibb-i Hânedândan bir ulu sultân idi. Bu dünyâdan âhirete intikâl etdi. Sene (---) târîhinde öldü. Siz anı görmeyesiz ve bilmeyesiz, ana bu adâvet ne idi ve kabrinden ter ü tâze çıkardığınızı göresin. Yahûdîler Circîs Nebî'yi âteşe yakdıkları gibi sen Koçağa'yı âteşe atasın. Biz dahi bugün anın adâletine gelüp Koçağa'nın yazığın almasam gerek. Tiz âteş-i Nemrûd yakın. Gerçi âteş ile azâb Perverdigâr'a lâyıkdır. Ammâ Men dakka dukka mazmûnu üzre men bu bu Yahudîleri âteşe göyündürem ki İrân-zemînde değil cihânda dâstân olsun." dedikde dağlar gibi âteş-i Nemrûd alev-ber-alev oldukda Tokmak Hân'ın ibtidâ gözü önünde cümle evlâdların, ba‘dehû altı yüz aded nökerlerin ve fetvâ veren müftî ve kadıların, ba‘dehû Tokmak Hân'ı âteşe atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296b ·
metinde göster ·
… lle-i bâlâsı etrâfı gâyet metîn palanka-i şekl-i murabba‘dır. Ve cümle yüz elli
neferi
vardır. Varoşu ve çârsû-yı bâzârı ve hân hammâmı yok gâyet cezîre-i bî-amân yer …
Bu dahi Budin eyâletinde subaşılıkdır. Bu kal‘a aslâ manzûrumuz olmamışdı. Bir kızlık ve bir kıtlık amânsız yerde ve bir dere içre bir câmi‘li ve bir kârgîr kulle-i bâlâsı etrâfı gâyet metîn palanka-i şekl-i murabba‘dır. Ve cümle yüz elli neferi vardır. Varoşu ve çârsû-yı bâzârı ve hân hammâmı yok gâyet cezîre-i bî-amân yerdir. Hattâ bunu dahi Erdel seferi senesinde Zirinoğlu taşra varoşın âteşe urup orta hisâr olan çâr-kûşe kullesi dahi varoş âteşinden ihrâk olup içinde üç yüz aded mahlûk-ı Hudâ ümmet-i Muhammed ihrâk olmuş. Ba‘dehu İsmâ‘îl Paşa bu kal‘ayı dahi müceddeden metânet üzre evvelkiden 77b a‘lâ ta‘mîr ü termîm edüp müstevfâ cebehâneler kor, ammâ hâlâ bâğ u bostânları ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 77a–77b ·
metinde göster ·
… ak bir kurşumlu kârgîr binâ câmi‘i ve kiremit örtülü hânı ve on iki aded pâsbân
neferi
var, ammâ hîn-i ma‘rekede iki bin güzîde cürd atlı askeri çıkar ve ancak iki şâ …
{Ancak bir kurşumlu kârgîr binâ câmi‘i ve kiremit örtülü hânı ve on iki aded pâsbân neferi var, ammâ hîn-i ma‘rekede iki bin güzîde cürd atlı askeri çıkar ve ancak iki şâhî topu ve hiç vukıyye bârûdu var, zîrâ iç eldir deyü bârûd-ı siyâhı yokdur.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79a ·
metinde göster ·
… sancağı hâkinde Eğre kulu aklâmı emînlikdir. Kal‘a dizdârı ve on beş aded kal‘a
neferi
ve Segedin kadısı nâ’ibi vardır gayri hâkimleri yokdur.
Lisân-ı Latin'de bânîsinin ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i köhne-âbâddır. Bunu dahi sene 932 Segedin kal‘asıyla bir günde Süleymân Hân almışdır. Bu dahi Segedin sancağı hâkinde Eğre kulu aklâmı emînlikdir. Kal‘a dizdârı ve on beş aded kal‘a neferi ve Segedin kadısı nâ’ibi vardır gayri hâkimleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 80b ·
metinde göster ·
… bir küçük palankadır kim cirmi ancak bin adımdır. Dizdârı ve seksen aded kal‘a
neferi
ve Çanad kazâsı nâ’ibi var, gayri hâkimleri yokdur. Ve bir kenîseden vely olunm …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---) ve bânîsi Erdel Kralı Afon Mihal'dir. Ba‘dehu sene 958 târîhinde Süleymân Hân vezîri Koca Mehemmed Paşa fethidir. Hâlâ Çanad sancağı hükmünde voyvadalıkdır. Kal‘ası nehr-i Moriş'den azmak olmuş bir batak ve çatak göl kenârında şekl-i murabba‘ bir küçük palankadır kim cirmi ancak bin adımdır. Dizdârı ve seksen aded kal‘a neferi ve Çanad kazâsı nâ’ibi var, gayri hâkimleri yokdur. Ve bir kenîseden vely olunmuş câmi‘i ve iki mescidi ve bir medresesi ve bir tekyesi ve iki mektebi ve bir küçük hammâmı ve bir hânı ve sekiz aded dükkânları ve cümle iki yüz aded tahta örtülü hâneleri vardır. Ammâ müşebbek bostânlarında kavunu ve karpuzu ol kadar latîf ve âbdâr ve hoşhâr olup vefret üzre olur kim bir araba kavun ve karpuz bir beşliğe verilir, ammâ kaçan kim nehr-i Moriş tuğyân üzre gelüp bostânları ve kal‘a yanındaki bata[k]lığı Moriş gark etdikde kavun ve karpuz kıymetli olur. Ammâ gılâlın gûnâ-gûnunun(?) ganîmet bir palanka-i ma‘mûr[dur]. Andan yine kıble tarafına sahrâlarla ve ma‘mûr kurâlar içre kâhîce nehr-i Tise kenârınca 8 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 82a ·
metinde göster ·
… de Modava beğinin hâssı olup subaşısı hâkimdir ve niyâbetdir. Dizdârı ve altmış
neferi
var, ammâ kethudâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur. Kal‘ası nehr-i Tuna'dan iki y …
Osmânlı binâsıdır. Nehr-i Tuna kenârında Tımışvar eyâletinde Modava beğinin hâssı olup subaşısı hâkimdir ve niyâbetdir. Dizdârı ve altmış neferi var, ammâ kethudâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur. Kal‘ası nehr-i Tuna'dan iki yüz 95a adım ba‘îdce bir düz vâsi‘ çemenzâr ve hıyâbân-ı Acem-misâl bir ağaçlık içinde şekl-i murabba‘ bir küçücük palankacıkdır. İçinde beş hânesi var. Dizdâr ve kal‘a mehteri ve kethudâsı olur, gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Ve iki kat handakı var. Küffâr zamânı gâyet ma‘mûr imiş. Hâlâ beş aded topları ve kapusu önünde handak aşırı varoşda bir tahta minâreli ve tahta örtülü câmi‘i var. Bu varoşda yüz mikdârı bâğ u bâğçeli müselmân evleri ve yüz kadar kefere evleri cümle şindire tahta örtülü ve tahta havlılı fukarâ hâneleridir. Hammâmı ve hânı ve çârsû-yı bâzârı aslâ yokdur, ammâ bâğ u bâğçeleri gâyet çokdur. Ve bu kal‘anın karşusuna seyr [ü] temâşâ içün gemiyle geçüp ân-ı vâhidde karşu geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94b–95a ·
metinde göster ·
dahi şehir içre ikişer üçer sepişüp bir kaçı hımârları ile zebbâlci olurlar ya‘ …
Bu mel‘ûnların on neferi dahi şehir içre ikişer üçer sepişüp bir kaçı hımârları ile zebbâlci olurlar ya‘nî şehrin hâr [u] hâşâklerin süpürüp hammâmlara yakarlar. Ve ba‘zısı hacer ve şecer makûlesin dahi taşıyup şehrin ba‘zı çukurların düz edüp ba‘zı muzahrafâtları şehir hâricine taşımağı mu‘tâd edinüp sûret-i Hak'dan görünürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y283b ·
metinde göster ·
… la‘în yetmiş aded fâcirîn ile katl olup yedi bin nefer kefere mürd oldu. Ve bin
neferi
şeref-i İslâm ile P 128a müşerref oldu. Ve altı yüz Sahâbe-i kirâm şehîd oldu …
Hâsıl-ı kelâm bu cengde re’îs-i müşrikîn Ebû Cehl nâm pehlivân-ı la‘în yetmiş aded fâcirîn ile katl olup yedi bin nefer kefere mürd oldu. Ve bin neferi şeref-i İslâm ile P 128a müşerref oldu. Ve altı yüz Sahâbe-i kirâm şehîd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y306b ·
metinde göster ·