İslâmbol'un cirmi Yedikulle'den Ayvansarıkapusu'na, andan Sarâyburnu'na ve Yeni …
Ve bu terkîm olunan hisâb üzre nefs-i İslâmbol'un cirmi Yedikulle'den Ayvansarıkapusu'na, andan Sarâyburnu'na ve Yenisarây ile ve Sarâyburnu'ndan yine tâ Yedikulle'ye varınca dâ’iren-mâdar İslâmbol kal‘ası kâmil otuz bin adımdır. Ve bin adımda on kulle vâkı‘ olmuşdur. Bu hisâb üzre cümle dört yüz kulledir. Ammâ kara tarafı üç kat kal‘a dîvârı olmağile anların kulleleri ile cümle burc [u] bârû-yı İslâmbol bin iki yüz yigirmi beş kulle-i azîmlerdir kim kimi çâr-kûşe ve kimi müdevver ve kimi şeşhâne-i mevzûn ibret-nümûn kullelerdir. Ve iki kulle mabeyni (---) bedendir. Bu hisâb üzre dâ’iren-mâdar İslâmbol kal‘asının etrâfında (---) bedendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15a ·
metinde göster ·
… arây yetmiş vezîre ve yedi sarây yedi kubbe vezîrine, ve'l-hâsıl bu tertîb üzre
nefs-i
İslâmbol içre olan imâretleri cümle gazâda hâzır olanlara tevzî‘ olunup guzât d …
Karaman semtinde üç yüz sarây-ı âlîyi ulemâya, yüz altmış iki sarây yeniçerilere, yetmiş sarây yetmiş vezîre ve yedi sarây yedi kubbe vezîrine, ve'l-hâsıl bu tertîb üzre nefs-i İslâmbol içre olan imâretleri cümle gazâda hâzır olanlara tevzî‘ olunup guzât dahi Fransa kıralının mukaddemâ zikri münâsebetiyle sebkat eden kıralın kızın pâdişâha verüp iskât-ı hak etdiler. Ve pâdişâha ve dîn-i mübîne hayr du‘â etdiler. Hemân Akşemseddîn hazretleri ayağ üzre kalkup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31a ·
metinde göster ·
… n (---) aded hünkâr bâğçelerinde dahi birer câmi‘-i şerîf vardır. Ol hisâb üzre
nefs-i
İslâmbol'da ve etrâfında cümle (---) selâtîn câmi‘ler vardır. İnşâ’allâh İslâmb …
Bu tahrîr olunan cevâmi‘lerden mâ‘adâ İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde olan (---) aded hünkâr bâğçelerinde dahi birer câmi‘-i şerîf vardır. Ol hisâb üzre nefs-i İslâmbol'da ve etrâfında cümle (---) selâtîn câmi‘ler vardır. İnşâ’allâh İslâmbol etrâfındaki kasabaların câmi‘-i selâtînleri dahi mahallinde tahrîr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 88b ·
metinde göster ·
… h kısmı tenâvül etmemişlerdi. Bir gün tekâzâ-yı nefs edüp tabî‘atı paça istedi.
Nefsi
ol kadar ibrâm [ü] ilhâh edüp mümkün olup paça yemeyüp nefsi ile cihâd-ı ekber …
Bu Bâyezîd Hân'ın çok menâkıbı var ammâ bu menâkıb-ı Bâyezîd Hân garîbdir. Zamân-ı saltanatlarında intikâlinden yedi sene mukaddem cânlı ve kanlı ve zî-rûh kısmı tenâvül etmemişlerdi. Bir gün tekâzâ-yı nefs edüp tabî‘atı paça istedi. Nefsi ol kadar ibrâm [ü] ilhâh edüp mümkün olup paça yemeyüp nefsi ile cihâd-ı ekber eder. Âhir huzûruna bir sahan sirkeli ve sarımsaklı paça getirdüp nefsine hitâb edüp buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 99a ·
metinde göster ·
… î‘atı paça istedi. Nefsi ol kadar ibrâm [ü] ilhâh edüp mümkün olup paça yemeyüp
nefsi
ile cihâd-ı ekber eder. Âhir huzûruna bir sahan sirkeli ve sarımsaklı paça geti …
Bu Bâyezîd Hân'ın çok menâkıbı var ammâ bu menâkıb-ı Bâyezîd Hân garîbdir. Zamân-ı saltanatlarında intikâlinden yedi sene mukaddem cânlı ve kanlı ve zî-rûh kısmı tenâvül etmemişlerdi. Bir gün tekâzâ-yı nefs edüp tabî‘atı paça istedi. Nefsi ol kadar ibrâm [ü] ilhâh edüp mümkün olup paça yemeyüp nefsi ile cihâd-ı ekber eder. Âhir huzûruna bir sahan sirkeli ve sarımsaklı paça getirdüp nefsine hitâb edüp buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 99a ·
metinde göster ·
… ar tarîk-i Selmânî'dir kim dâ’imâ yanlarında bileği ve ustura taşırlar, ma‘nâsı
nefsi
öldürdüm demekdir. Ve ustura ile kendüyi çâr-darb eder, ol tarîk halkı çâr-terk …
Der-beyân-ı ahvâl-i eşkâl-i dervîşân: Ba‘zı fukarâlar tarîk-i Selmânî'dir kim dâ’imâ yanlarında bileği ve ustura taşırlar, ma‘nâsı nefsi öldürdüm demekdir. Ve ustura ile kendüyi çâr-darb eder, ol tarîk halkı çâr-terkdir. Çâr-darb-ı evvel, başdadır meselâ sakaldır ve bıyıkdır ve kaşdır ve kirpikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 150a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı arayıcıyân: Bu tâ’ife çöplük subaşısına mensûbdur. Kârları
nefs-i
154a İslâmbol içre cemî‘i hânedânlarda ve şâhrâhlarda ne kadar mezbele ve hâr …
Esnâf-ı arayıcıyân: Bu tâ’ife çöplük subaşısına mensûbdur. Kârları nefs-i 154a İslâmbol içre cemî‘i hânedânlarda ve şâhrâhlarda ne kadar mezbele ve hâr [ü] hâşâk var ise zenbîller ile taşıyup deryâ kenârında tekneler içre yaykayup içinde akçe ve mankır ve mismâr ve gayrı gûne eşyâ bulup kifâflanırlar. Ammâ ba‘zı mahalde İstifan ve sorguc ve cevâhir kuşak ve zî-kıymet hâtem taşlarından düşmüş cevâhir makûlesi zî-kıymet şeyler bulurlar kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153b–154a ·
metinde göster ·
İslâmbol'da bir günde otuz sekiz bin koyun zebh olunur" deyü Murâd Hân'a arz ol …
El-azametullâh bu ne hikmetdir kim hemân "Nefs-i İslâmbol'da bir günde otuz sekiz bin koyun zebh olunur" deyü Murâd Hân'a arz olundu. Ya cümle gayrı diyârlarda boğazlanan koyunların hisâbın yine halk eden Hallâk-ı âlem bilür. Ammâ hikmet-i Perverdigâr budur kim bir koyun yılda bir kerre doğurur, yine bu kadar kırarlar, yine dağı taşı koyun sürüsü dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169b ·
metinde göster ·
İslâmbol içre üç kerre yüz bin sığır kurbân olduğu Gümrük Emîni Alî Ağa'nın ve …
Nefs-i İslâmbol içre üç kerre yüz bin sığır kurbân olduğu Gümrük Emîni Alî Ağa'nın ve Pasdırma Nâ’ibi Hüseyin Efendi'nin arzıyla Murâd Hân'a arz olundu. Ganem-keşân, sığır-keşân pîrleri nâ-ma‘lûmdur, sonradan ihdâs kavimlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı bâğçevân: Dâhil-i hisâr-ı İslâmbol, bâğçe 1000, neferât 2000. Bu
nefs-i
İslâmbol kal‘ası içre müte‘addid niçe bin bâğçeler var ammâ bini pâdişâh ma‘lûm …
Esnâf-ı bâğçevân: Dâhil-i hisâr-ı İslâmbol, bâğçe 1000, neferât 2000. Bu nefs-i İslâmbol kal‘ası içre müte‘addid niçe bin bâğçeler var ammâ bini pâdişâh ma‘lûmu olmuş her biri ravza-i Rıdvân'dan nişân verir iremezâtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
… i olup evlâda karışa. Zira cüzzâm ve miskînin kaşı ve kirpiği dökülüp nefesi ve
nefsi
bozulur. Ne‘ûzübillah emrâz-ı sârîdir kim arslandan kaçar gibi firâr etmek gere …
Evsâf-ı kaplıca-i Çekirge Sultan: Bu dahi bir kibâr-ı evliyâullahın nazargâhıdır. Binâsı müfîd [ü] muhtasardır. Amma suyu cereb marazına ve cüzzâm zahmetine girüp ve âbından 227b kırk gün nûş eden miskîn kırk yıllık cüzzâmdan bi-emrillah halâs olup rîş [u] mûyları kemâkân yerine gelüp nefesi Dâvûdî bülend nefes olup nefs sahibi dahi olup evlâda karışa. Zira cüzzâm ve miskînin kaşı ve kirpiği dökülüp nefesi ve nefsi bozulur. Ne‘ûzübillah emrâz-ı sârîdir kim arslandan kaçar gibi firâr etmek gerek demişler. Anınçün cümle diyâr-ı Rûm'da mahalle-i miskîn, şehirlerden taşra başka semtdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227a–227b ·
metinde göster ·
… zkûr tâ’ifelerin başka lehçe ve ıstılahat [u] ibârât [u] kelimâtları vardır kim
nefs-i
şehr-i Tarabefzûn halkı ol kabîle halkının lisânların asla anlayamazlar, tercüm …
Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden dağlarında çimşir dırahtı, bâğlarında servi [ve] cevîz-i Rûm dırahtları var. Aceb hikmetdir kim cânib-i kıblesinde diyâr-ı Erzurûm dağlarında kış ve kıyâmet, burda gül-i gülistân ve reyhân ve erğuvan ve limon ve turunç bahâr ve meyve vermededir ve iklîm-i hâmis olmağıla tûl-ı nehârî (---)(---) ve arz-ı beledî (---)(---) Kışı olmaz gâyet sevâhildir ve gâyet mu‘tedildir. Anınçün halkı dahi i‘tidâl üzre geçinirler. Halûk ve garîb-dost ve muhibb-i garîbü'd-diyâr âdemlerdir. Ammâ Çiço ve Çağata ve Lezgi re‘âyâları gâyet lecûclardır. Bu mezkûr tâ’ifelerin başka lehçe ve ıstılahat [u] ibârât [u] kelimâtları vardır kim nefs-i şehr-i Tarabefzûn halkı ol kabîle halkının lisânların asla anlayamazlar, tercümâna muhtâclardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 253a ·
metinde göster ·
Tebrîz'in enderûn [u] bîrûnunda niçe yüz kibâr-ı kümmelînler vardır, ammâ îrâdı …
Nefs-i Tebrîz'in enderûn [u] bîrûnunda niçe yüz kibâr-ı kümmelînler vardır, ammâ îrâdı tatvîl-i kelâm ve kesret-i kitâbet verdiğiyçün bu kadar ile iktifâ etdik. Temmet bi's-selâm (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 303b ·
metinde göster ·
… ındadır. Bundan gayrı ne hâl olduğun bilmedik. Vâlidesi eydür: "Ol herîfi görüp
nefsi
nefsime geldiğinden gayrı bilmem ne hâl oldu", deyü ser-güzeşt [u] ser-encâmı v …
Hakîr bu ma‘sûmu görüp âlem-i hayretde kalup gulâmın babasına eyitdim "Ey peder! Bu ma‘sûmun vâlidesi sağ mıdır?" dedim. "Belî hâlâ hayâttadır ve yine hâmiledir" dedi. Hakîr eyitdim: "Eğer hâmile ise karnındaki birâderini bek bağlan, belki vâlidesi masdarından müddeti tamâm olmadan düşe. Zirâ böyle kelle ile mâsdardan sâdır olunca haylice kabîh masdar olmak var" dedim. Pederi meğer ârif imiş. "Oğul! Cevâbın anladım. Murâdın latîfedir ammâ vâlidesi bu ma‘sûmu doğurdukda "Aslâ haberim olmadı. Bî-renc ü bî-anâ ve bî-zahmet, larkkadak doğurdum" deyü hamd eder" deyü ma‘sûmun pederi vâlidesinin ağzından bu gûne nakl etdi. Hakîr eyitdim "Cânım baba! Bu ne hikmetdir kim benî Âdemde böyle kelleli ve bu gûne çehreli ve dişli ve başlı benî Âdem bu karîbü'l-ahdde halk olunmamışdır. Eyâ hiç zann-ı gâlibin var mı ki böyle evlâd sulbünden vücûda gelmişdir" dedim. 344a Herîf-i zarîf eyitdi: "Vallahi oğlum! Bir gün bu ma‘sûmun vâlidesiyle dağa odun kesmeğe gitdiğimizde rücûliyyetdir, vecd-i hâlet-i merdân tokana gelüp ehlim ile dağda bir güleş edüp ehlim beni ben ehlimi yenüp cân sohbeti etdik. Ehlim altımdan kalkup bir dıraht-ı müntehânın sâyesinde istirâhat edüp ben odun keserken hemân ehlim bir feryâd u feza‘ u ceza‘ ederek firâr edüp yanıma geldi. Ânî gördüm, başı serâmed çam ağaçlarına berâber başı büyük, kolları çınâr-pâre-misâl zeker-i dırâzı elinde bizi kova kova firâr edüp hânemize gelüp ehlim bir ay havfinden haste-hâl olup günden güne karnı şişüp hamli âşikâre olup kâmil bir seneden sonra bu ma‘sûm vücûda bu eşkâl ile gelüp günden güne başı büyümededir. Hâlâ tokuz yaşındadır. Bundan gayrı ne hâl olduğun bilmedik. Vâlidesi eydür: "Ol herîfi görüp nefsi nefsime geldiğinden gayrı bilmem ne hâl oldu", deyü ser-güzeşt [u] ser-encâmı ve ehlinin gül-fâmından geçeni bu ta‘bîr ile takrîr etdi. Hakîr eyitdim: "Ey imdi baba! İnşâallah bu ma‘sûm büyüdükçe kellesi büyürse seninle bu evlâdın İslâmbol'a götürelim, cemî‘î vüzerâ ve vükelâya ve a‘yân-ı kibâra temâşâ etdirelim. Bir yılda iki bin guruş senin ve iki bin guruş benim" deyü bu gûne bir latîfe edüp bu ma‘sûmu bu gûne temâşâ etdik, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 343b–344a ·
metinde göster ·
… ‘ edüp eydür "Fakîr Siyâvuş Paşa, altmış günlük mühürden ötürü bu kadar telef-i
nefs-i
nefîs etdi. Allah bu mühürden kendüyi hüsn-i hâl ile halâs edüp Allah vâlidesin …
Ba‘dehû akîblerince Rûmeli eyâleti ihsân olunup Kudde Kethüdâ bir habbe vermeden hapisden Gürcî Paşa çıkarup yine paşaya revâne oldu. Netîce-i merâm, mukaddemâ Siyâvuş Paşa, efendimizden guluvv-i âm ile mührü olup müstakil vezîria‘zam olam, deyü Bektâş Ağa'yı ve Kara Yeniçeri Ağasın ve Çelebi Kethüdâ'yı ve Vâlide Sultân'ı ve niçe bî-günâhları katl etdikde efendimiz Melek Ahmed Paşa istimâ‘ edüp eydür "Fakîr Siyâvuş Paşa, altmış günlük mühürden ötürü bu kadar telef-i nefs-i nefîs etdi. Allah bu mühürden kendüyi hüsn-i hâl ile halâs edüp Allah vâlidesin ve Hüseyin Beğ birâderin ağlatmaya!" demiş idi. Hikmet, yine altmış gün vezîr olup bizim guluvv-i âm ile ma‘zûllüğümüzden ziyâde bed-nâmlık ile mühürden ma‘zûl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117a ·
metinde göster ·
Netîce-i kelâm nefs-i Edirne'de Murâd Hân-ı Râbi‘ fermânıyla Âvârezâde tahrîriyle ma‘bedhâne olan mihrâb cümle zevâvîleriyle bin yedi yüz beş aded mihrâbdır. On dördü câmi‘-i selâtîndir. Üç yüzü cevâmi‘-i vüzerâ ve a‘yân [u] kibâr câmi‘leridir. Ammâ bâlâda tahrîr olunan cümle kurşumlu câmi‘-i vüzerâ ve a‘yândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157a ·
metinde göster ·
Diyârbekir bir sengistân içredir. Ammâ nevâhîlerinden yedi gûne gendüm-i danedâ …
Evvelâ nefs-i Diyârbekir bir sengistân içredir. Ammâ nevâhîlerinden yedi gûne gendüm-i danedâr ve şa‘îr ü fûl-ı bî-i‘tibâr gelir kim somarları on akçaya bey‘ olunur, zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'n-nâs merğûb mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir bir şehr-i âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207a ·
metinde göster ·
… ‘Ahmed Allah emâneti olsun, Bitlîs Hânından benim intikâmım al, demiş’ idi. Ol
nefs-i
Murâd Hân'ın te’sîriyle bu ceng olmuşdur ve biz dahi bu sene Âsitâne-i devletde …
Hakîr eyitdim: "Hayır sultânım, bilmem." dedim. "Ol zamân kim sene 1048 târîhinde Sultân Murâd Hân efendim Bağdâd'ı feth edüp ba‘de'l-feth avdetde Bitlîs Hânı, gazân mübârek ola, demeğe gelmediğinden Murâd Hân müte’ellim olup ‘Ahmed Allah emâneti olsun, Bitlîs Hânından benim intikâmım al, demiş’ idi. Ol nefs-i Murâd Hân'ın te’sîriyle bu ceng olmuşdur ve biz dahi bu sene Âsitâne-i devletde İpşir Paşa'nın yedi ay kâ’immakâmı iken İpşir İslâmbol'a alây ile girdiği gice vâkı‘amda Sultân Murâd, Van kayasında bana bir kana bulaşmış ekmek verüp bir pâresin Kaya kızıma ver ve bir kanlı pâresin Bitlîs Hânına ver dediği vâkı‘anın ta‘bîri bu vak‘a-i ceng-i azîmdir kim Sultân Murâd sebebiyle bu ceng bize vâkı‘a ile işâret olunup İslâmbol'dan kat‘-ı menâzil ü tayy-ı merâhil ederek Van'a gelüp yüz elli günde vâkı‘amızın te’sîri bu gûne vâki‘ olup böyle ceng-i azîm zuhûr etdi kim aceb sırr-ı Hudâ'dır." deyü vâkı‘asının te’sîrin bu gûne ta‘bîr u tahkîk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
… şehr-i Kâdisiyye'den tâ şehr-i Hulvân'a varınca hudûd-ı İremleri varmış idi. Ve
nefs-i
şehr-i Heremdâd Şattu'l-Arab kenârından cânib-i şarka iki günlük yolda nehr-i D …
Müverrihân-ı kudemâ olan Mıkdısî-i Yarmenî bu hâk-i Irâk tahrîrinde yed-i tûlâsın ayân u beyân edüp mezkûr Eski Bağdâd-ı Heremdâd hakkında eyle tahrîr ü tasdîr ü terkîm edüp eydür kim: "Hâk-i Irâk hudûdu tûlen Tikrit şehrinden tâ şehr-i Sadan'a varınca idi. Ve arzı şehr-i Kâdisiyye'den tâ şehr-i Hulvân'a varınca hudûd-ı İremleri varmış idi. Ve nefs-i şehr-i Heremdâd Şattu'l-Arab kenârından cânib-i şarka iki günlük yolda nehr-i Diyâle'ye varmış. Tûlen ve arzen bir sevâd-ı mu‘azzam idi. Ve vasat-ı şehir içre tâ nehr-i Diyâle'den üç aded tur‘a gelüp cereyân ederdi. Ve ol asırda cümle hâk-i Irâk'da nehr-i Şatt ve nehr-i Furât ve nehr-i Diyâle'den cümle yedi bin aded tur‘alar cereyân edüp arz-ı Irâk'ı saky edermiş. Ve bu Heremdâd'un vasatında deyr-i püt-gedesi var imiş kim cemî‘i kıbâbları üç bin amûd-ı müntehâ üzre mebnî üç bin altmış aded kıbâbları olup yedi bin aded huddâmları var imiş. Ve nehr-i Van 332b dahi Kürdistân kuhlarından gelüp nehr-i Dicle'ye bu Heremdâd altında mahlût olurmuş. Ve nehr-i İsâ içre ve nehr-i Serâb kenârınca niçe bin âsiyâb-ı dakîkler deverân edüp mezkûr nehreyn-i mübârekeynler üzre niçe bin keştîler şinâverlik edüp şehr-i Heremdâd'a tüccârân ile metâ‘ getirüp kâlâ vü vâlâ getirirlerdi. Ve ne mertebede sevâd-ı mu‘azzam idüğü andan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim bu şehr içre hammâm-ı hâs [u] âm ile hammâmât-ı mahsûs-ı benâm altmış bin hammâm idi" deyü tahrîr etmişler. Hattâ Cerîr-i Taberî dahi "Bu Eski Bağdâd-ı Heremdâd'ın her hammâmı içre beşer âdem olsa olmaz her hammâmda ellişer huddâm var idi", deyü bî-hisâb benî Âdem tahrîr etmiş "Ve cümle kırk bin sırmakeş ve altı bin zerkûb var idi. Gayri esvâk-ı bâzârı ve niçe kerre yüz dükkânçeleri ve niçe yüz bin aded âsâr-ı imârâtları ana göre kıyâs oluna." deyü tahrîr etmişler. Ammâ şimdiki hâlde kân-ı mâr-ı mûr [u] bûm-ı gurâb olup ancak âsâr-ı binâdan Tâk-i Kisrâ nâm bir binâ-yı benâm kalmışdır. İnşâallahu Ta‘âlâ mahalliyle ol dahi tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 332a–332b ·
metinde göster ·
mutma‘inne, evvelâ fakr u sabır ve adl ü insâf ve rızâ vü tahkîk ü yakîn ve ahd …
Dördücü sûret-i nefs-i mutma‘inne, evvelâ fakr u sabır ve adl ü insâf ve rızâ vü tahkîk ü yakîn ve ahd ü vefâ ve kanâ‘at u tevekkül ve vüs‘at-i kalb ü temkîn ve keşf ü kudret ve sükûn u kasr-ı kelâm u ketm-i sır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394b ·
metinde göster ·
… dır. Ve niçe peyâmberlerin suhufunda ismi hemân Nefis'dir. "Yâ kullarım sakının
nefs-i
emmâreden" deyü Cenâb-ı Allah kulların sakındırmışdır.
Ammâ Suhuf-ı Hazret-i İbrâhîm'de ismi Emmâre'dir ve dahi Judaj'dır. Ve niçe peygamberlerin suhufunda ismi şeytândır. Ve niçe peyâmberlerin suhufunda ismi hemân Nefis'dir. "Yâ kullarım sakının nefs-i emmâreden" deyü Cenâb-ı Allah kulların sakındırmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395a ·
metinde göster ·
Hülâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede niçe İblîs esmâları vardır ammâ biz muhtasar kıldık. Hatta ıstılâh-ı sûfiyyûnda ismine Nedîm derler. Hatta bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Risâlet ile {İblîs} yedi sâ‘at kelimât edüp anda dahi merdûd olup gitdikde Hazret-i Alî buyurmuşlardır kim "Eğer İblîs mel‘ûn olmasa iyi musâhib olurdu. Zîrâ devr-i dünyâdan berü mu‘ammer olup çok umûr u ser-encâmlar görmüşdür, ammâ la‘îndir." buyurmuşlardır. Ammâ cemî‘i elsinede ismi yâd olunsa la‘n edüp isminden nefret ederler. Ammâ sâhib-i sülûk olan kimesneler dillerin zabt eylemek içün İblîs'e ve Yezîd'e la‘net demeğe revâ görmemişler. Netîce-i kelâm bu edîm-i arzda ve yedi kat ka‘r-ı zemînde ve yedi kat gökde ismi vardır. Hatta lisânları olmayan kavm-i bî-zebânlarda ya‘nî dilsizler lisânı üzre şeytânın işâreti sağ elinin salavât parmağın sağ gözü yanına koyup parmağın eğri etse şeytân demek işâretidir. Ammâ be-kavl-i Cerîr-i Taberî ve be-kavl-i Keşşâf hazretleri ve Sultânu'ş-şüyûh Hazret-i Ekber Arabî ya‘nî eş-Şeyh Muhyiddînü'l-Arabî bunlar müttefekun aleyhdirler kim evvelâ İblîs bâlâda tahrîr olunduğu üzre cân kavminden bir âbid ü zâhid gulâm-ı necîb idi. Cenâb-ı Kibriyâ bu Hâris-i İblîs'e melâyikeleri imdâd verüp âsî olan cân kavimlerin kırup rûy-ı arzda İblîs yedi bin yıl pâdişâh olup zühd [ü] takvâsıyla bile Cenâb-ı Allah'a takarrub edüp kâhîce âsumâne urûc edüp yedi kat gökde ve sekiz kat uçmakda cemî‘i melâyike-i kerrûbânlara karışup emr-i Hak ile cümle meleklere mu‘allim olup yedi kat göğün her katında yedişer bin yıl ibâdet edüp âhir-ı kâr Hazret-i Âdem'e secde etmeyüp Allah'a âsî olduğu ecilden merdûd olup yine vatan-ı aslîsi olan 395b edîm-i arza Hazret-i Âdem ve Havvâ ve yılan ve tâvûs ile dördü rûy-ı zemîne dergâhdan hubût etdiklerinde cenâb-ı Allah Racîm'e ibtidâ nefsi havâle kıldı. Zîrâ Âdem ile Havvâ cennetde hırâmânî reftâr [u] güftâr ederlerken İblîs anların cimâ‘ına hased edüp Âdem'i ta‘kîb ederdi. Rûy-ı arzda ana dahi Allah şehveti havâle edüp serserî vü sergerdân ve zâr u giryân gezerdi ve dâ’imâ cânından bezerdi. Âhir sihr-i efsûn ile hâkden kendüye bir dişi peydâ edüp anınla cimâ‘ ederdi. Eşinün ismin Sanâ‘ koyup her anda niçe bin kerre serçe kuşu gibi cimâ‘ ederdi ve cimâ‘ı dahi hemân kuş gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395a–395b ·
metinde göster ·
… mi bâğ u bâğçede ayş [u] işretde iken ve kimisi kahvehâne ve hammâmda ve hazz-ı
nefsi
olan seyr-i sulûklerde bulunduğu yerlerde bu celâlîlere bir tîğ-i âteş-tâb urdu …
Vüzerâ ve mîr-i mîrânların cümlesin bî-te’essüf ve bilâ-usret Hasan Paşa'yı hüsn-i tedbîr ile Haleb'de Murtazâ Paşa sarâyında katl sadedinde iken Hasan Paşa gâfil bulunmayup hayli ceng ederken Murtazâ Paşa kahvecisi Arnavud Mehemmed, Hasan Paşa'nın depesinden bir hançer-i zü'l-ficcâm-ı mühlik urunca "Hay kahbe hîz" deyü Hasan ana hamle ederken âhir-i kâr Bitlisli İbrikdâr Deli Ahmed Hasan Paşa'yı yıkup başın kesüp Murtazâ Paşa'ya Kahveci Mehemmed ve Bitlisli Deli Ahmed başı getirdiklerinde ikisine birer kîse altun verüp Murtazâ Paşa yedi kerre secde-i şükür eyleyüp cenâb-ı Hakk'a hamd u senâ etdikden sonra cümle celâlî kelleleri birer keyd-i mekîn ü kemîn ile kimi ma‘nûken ve kimi şilim şilim ve dilim dilim ile ve kimi kemend-i ayyârân ile boğulup her biri birer hâl-i pür-melâl ile kelle paça olup başları pişmeden ve şiddet-i hârdan her baş şişmeden sâde tuz ile kutular içre basdırup fitrâklere asdırup Hasan Paşa ve Sarı Ken‘ân Paşa ve Tayyaroğlu ve Sarı Ken‘ân Paşa ve Vanlı Erciş Beği Deli Ferhâd Paşa ve Cân Mirzâ Paşa ve Ma‘nek Siyâvuş ve Beğzâde ve Deli Ferhâd Paşa oğlu Yahyâ Beğ'i (---) ve niçe celâlî haşerâtlarının kelleleri Murtazâ Paşa huzûruna gelüp galtân olmada ve ba‘zı celâlîler meyhâne ve bozahâne ve konaklarında zevk u safâda iken ve niçesi keyd-i mekînden emîn olduk zann edüp sûk-ı sultânîde bey‘ ü şirâda iken ve kimi bâğ u bâğçede ayş [u] işretde iken ve kimisi kahvehâne ve hammâmda ve hazz-ı nefsi olan seyr-i sulûklerde bulunduğu yerlerde bu celâlîlere bir tîğ-i âteş-tâb urdular kim Haleblilerin derûnlarındaki âteşleri teskîn olup kellelerin sarây meydânına yığup andan Haleb'in kal‘a kapuların küşâde edüp ahâlî-i Haleb'in ata dona kâdir olan şahbâzları atlanup taşra varoşda ve gök meydânda hayme vü hargâhlarıyla konan celâlîlere eyle kılıç urdular kim Haleb'in Çürük Kana suyuna benî Âdem kanı revân olup mahlût oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74b ·
metinde göster ·
… -i nefîseler sayd olunur. Mîrî mâl verir başka sayyâdları vardır. Herkes hazz-ı
nefsi
ve kâr [u] kisbiyçün balık şikâr edemezler.
Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) fersah yerdir, lâkin ol kadar derin değildir. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir mâ-i İlyâs'dır. İçinde alabalık ve turna balığı ve yılan balığı (---)(---)(---)(---) ve gûnâ-gûn simâk-i nefîseler sayd olunur. Mîrî mâl verir başka sayyâdları vardır. Herkes hazz-ı nefsi ve kâr [u] kisbiyçün balık şikâr edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88b ·
metinde göster ·
… ârîhinde Melek Ahmed Paşa efendimiz ile Rûmeli eyâletine mutasarrıf olduğumuzda
nefs-i
Sofya-i sâfiye şehri ahâlîsinden yüz otuz yaşında Mahmûd Paşa câmi‘i imâmı Koca …
Ammâ sene 1062 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimiz ile Rûmeli eyâletine mutasarrıf olduğumuzda nefs-i Sofya-i sâfiye şehri ahâlîsinden yüz otuz yaşında Mahmûd Paşa câmi‘i imâmı Koca İmâm ve Leysîzâde Çelebi ve Koca Ya‘kûb Çavuş ve Koca Mü’ezzin Mahmûd Çelebi'ler ile şeb [ü] rûz ihtilât edüp mu‘tâdımız üzre cümle ehl-i kubûru ziyâret ederken şehr-i Sofya-i sâfiyenin cenûbu tarafına cebel-i Vitoş nâmıyla şöhre-i şehir olmuş bir kûh-ı bâlâdır kim şehr-i Sofya'ya sâfî havâle bir tell-i bâlâdır. Ol kûh-ı bâlânın zeylinde Koru Bâğları nâm bir hıyâbân-ı Acem-misâl dıraht-ı kiraz vişne ile zeyn olup şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ol İremezâtü'l-imâd misilli merâmı teferrüc ederken Koca İmâm-ı hümâm el açup bir kabr üzre du‘â ve senâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96b ·
metinde göster ·
… ük serdârları ve şehir a‘yânları ve kadı efendisiz kim emr-i şerîfime amel edüp
nefs-i
Serfice şehri Nişâncı Paşa hâssı olmağile şehr-i Serfice'yi cemî‘i tekâlîf-i şâ …
"Siz ki yedi bölük serdârları ve şehir a‘yânları ve kadı efendisiz kim emr-i şerîfime amel edüp nefs-i Serfice şehri Nişâncı Paşa hâssı olmağile şehr-i Serfice'yi cemî‘i tekâlîf-i şâkkadan mu‘âf [u] müsellem etmişdir. şöyle bilüp alâmet-i şerîfime i‘timâd edesiz" deyü emr-i pâdişâhî kırâ’at olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 181a ·
metinde göster ·
Budin sancağı, paşanın kendi tahtı sancağıdır. Sirem sancağı ve Semendire sanca …
Evvelâ nefs-i Budin sancağı, paşanın kendi tahtı sancağıdır. Sirem sancağı ve Semendire sancağı ve Mihaç sancağı ve Segsâr sancağı ve Şimatorna sancağı ve Ustolni-Belgrad sancağı ve Üstürgon sancağı, ammâ Novigrad sancağı hâlâ Macar kâfirindedir, ammâ köyleri ve asâkirleri dest-i Âl-i Osmân'dadır. Bu mezkûr sancaklardan dahi cümle on iki bin asker-i muvahhidîn-i pür-silâh her bâr âmâde olup ha denildiği zamân Budin imdâdına yetişirler. Kerrât ile bu guzât-ı müslimîn yedi kralları münhezim edüp kırmışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 78b ·
metinde göster ·
kal‘a-i Beç'in içindeki amâristânı cümle kırk bin odadır. Ve cümle (---) aded k …
Ammâ "Nefs-i kal‘a-i Beç'in içindeki amâristânı cümle kırk bin odadır. Ve cümle (---) aded kapu sarây-ı azîmlerdir. Çâsâr sarâyından mâ‘adâ cümle altışar ve yedişer kat-ender-kat kârgîr binâ sarâylardır kim 57b her soffasında gûnâ-gûn maksûreler ve şâhnişînler ve revzen ve manzaralar var kim her biri sadefkârî ve halkârî kâhlar ve murassa‘-misâl dîvânhânelerin cümle iki kerre yüz bin pençeredir" deyü başdefterdâr nakl etdi ve sahîhdir. Anlarda kizb-kelâm olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57a–57b ·
metinde göster ·
… ar murâd etse seksen bin Tatar askeri uruşa gidüp mâ‘adâsı Kırım'da kalır, zîrâ
nefs-i
Kırım'da dörd kerre yüz bin Kazak esîr olduğu muhakkakdır. Ve dörd(?) kerre yüz …
Ve bu yedi yüz yetmiş altı mîl olan cezîre-i Kırım'da bin altı yüz köydür ve altı bin aded otar, ya‘nî çiftliklerdir. Bu kadar kurâlardan cümle yüz bin ve yigirmi altı bin asker olur, ammâ hîn-i sefer[d]e kırk bini gider. Eğer hânlar murâd etse seksen bin Tatar askeri uruşa gidüp mâ‘adâsı Kırım'da kalır, zîrâ nefs-i Kırım'da dörd kerre yüz bin Kazak esîr olduğu muhakkakdır. Ve dörd(?) kerre yüz bin dahi Kazakların avretleri ve üç kerre yüz bin aded kopna nâm küçük evlâdları kızları vardır. Ve yigirmi bin de Rûm ve Ermenî ve Yahûdî kefereleri vardır, ammâ Freng ve Macar re‘âyâları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125b ·
metinde göster ·
Der-kelâm-ı Kara Badrak lehçe-i mahsûs-ı ıstılâhât:
Nefs-i
Kırım cezîresi içinde hâsıl olmuş kavm-i Badrak derler bir turfe kabîledir. Ger …
Der-kelâm-ı Kara Badrak lehçe-i mahsûs-ı ıstılâhât: Nefs-i Kırım cezîresi içinde hâsıl olmuş kavm-i Badrak derler bir turfe kabîledir. Gerçi Tatar'dır, ammâ şehirlerde hâsıl olduklarından bir gûne lisân-ı ıstılâhları var. Anların kelâmların taşra Noğay kavmi anlayamazlar, zîrâ lisân-ı Noğay Tatarı altı gûne lisândır. Ammâ bu Badrak kavminin ıstılâhâtlarının lugâtları bunlardır kim bu mahalle tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… sizin sünnet namâzlarınız var. Bu halkı ta‘cîz etmekdir. Yâ garîb insân kifâf-ı
nefs-i
ehl [ü] iyâl içün ne zamân kâr [u] kisb eder. Hele ben Allâh'ın farz etdiği nam …
"Allâh beş vakit namâzı farz eylemiş, ne güzel emrullâhdır, ammâ Allâh'ın emri farzdan ziyâde sizin sünnet namâzlarınız var. Bu halkı ta‘cîz etmekdir. Yâ garîb insân kifâf-ı nefs-i ehl [ü] iyâl içün ne zamân kâr [u] kisb eder. Hele ben Allâh'ın farz etdiği namâzdan gayri namâz kılmam" der ve yine Cingiz Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
Nehr-i Bahsan: Gürcistân'ın Dâdyân vilâyeti dağlarından gelüp nehr-i Terek'e gider. Bu şehir içre nehr-i Bahsan'da ırgı balığı derler bir balık çıkar, aslâ bir diyâr balığına benzemez. Bir müdevverü'ş-şekil mâhîdir kim gûyâ zer-nişânlı bir murassa‘ mâ’idedir, ammâ lezzeti meğer İngilis cezîresi vilâyetinin serdelye balığı lezzeti ola. Ortasında elif gibi bir kılçığı olup gayri vücûdunda aslâ kılçığı yokdur. Ve misk gibi bir gûne râyiha-i tayyibesi vardır, ammâ Allâhümme âfinâ garîbü'd-diyâr bekâr âdem bu mâ’idenin birini yese ol gece dörd beş kerre düşü azar. Yâhûd çok tenâvül edenin nefsi burnundan akar. Gâyet mukavvî ve serî‘u'l-hazm semek-i nehr-i Bahsan'dır. Takviyetinde gûyâ sakankûr-ı mâhîdir, ammâ beşer altışar yüz dirhemden irisi nâdirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
… r’et edüp Cenâb-ı Allâh'a sığınup karşu tarafda kimesne kalmamış iken ol "nefse
nefsi
" günde hakîr Kırım kadıaskeri olan Murtezâ Alî Efendi'nin ihsân etdiği boz al a …
Meğer bir alaşa atım suyun sovuğundan suya girmeyüp karşu tarafda kalmış yâhûd sudan yine gerüye dönmüş karşuda kişneyüp durur. Hemân hakîr yine cür’et edüp Cenâb-ı Allâh'a sığınup karşu tarafda kimesne kalmamış iken ol "nefse nefsi" günde hakîr Kırım kadıaskeri olan Murtezâ Alî Efendi'nin ihsân etdiği boz al alaşa üstüne yine uryânen süvâr olup elimde şıdağımla ata urarak kendi ağırmak küheylân cıdav yerin ıslatmadan nehr-i azîm Kuban'ı bu[z]lap iken buzlar arasından yine karşu tarafa ötüp gerü dönen atı suya döğe döğe kovdum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191a ·
metinde göster ·