… 'ya kapanup dam u bâmlardan ve kulle çanlar[ın]dan asâkir-i İslâm'a zemberek ve
neft ü
katrân yağdırup alarka etdiler.
Andan Ebü'l-feth teberrüken iki rek‘at salât-ı hâcet kılmağa Ayasofya deyrine girmeğe kasd edince içinde ve cânib-i erba‘asında sâkin olan on iki bin ruhbân Ayasofya'ya kapanup dam u bâmlardan ve kulle çanlar[ın]dan asâkir-i İslâm'a zemberek ve neft ü katrân yağdırup alarka etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a ·
metinde göster ·
… tohm-ı mekûlât ve kalay-ı kumkumalar içre mürekkeb ü arak ve sirke vü şarâb ve
neft ü
sandaloz ve koyun ve keçi kelleleri ve paçaları tüğleriyle tuzlanmış ve bir ars …
{Der-beyân-ı ummân-ı kerâme-i simyâ}: Ba‘dehû Monlâ Muhammed'in harârı meydân-ı muhabbetde kalup hân eydür: "Getirin şu harârı, Monlâ Muhammed'in cihâz-ı fakrın temâşâ idelim." dedikde paşa eydür: "Hey hân gider şu mel‘ûnun şeylerini." dedi. Hân eydür: "Cığıcığı paşa! Hele bir temâşâ edelim." deyince harârın ağzın küşâde edüp ekser koyun ve deve yününden alaca ince ipler ve kendir sicimleri ve kutular içre gûnâ-gûn edviyeler ve kara çalı dikenleri ve kâfûrî ve asel-i bend ve kara günlük ve öd u anber ve zift u katran ve yelisan u zakkum ve gûnâ-gûn kâfûrî mum mâl-â-mâl ve eski bezler ve alaca bezler ve Keşân katîfesi ve Şâm kutnîsı ve pâreler ki asla bir münkeratımız (?) ve hokkalar içre gûnâ-gûn dühniyyât ü ma‘âcin-i hulviyyât ve kavun ve karpuz ve hıyar ve kabak çekirdekleri ve bunun emsâli niçe bin gûne tohm-ı mekûlât ve kalay-ı kumkumalar içre mürekkeb ü arak ve sirke vü şarâb ve neft ü sandaloz ve koyun ve keçi kelleleri ve paçaları tüğleriyle tuzlanmış ve bir arslan kellesi ve bî-hisâb yılan ve sakankur ve kertenkele ve akrep ve çıyan mürdeleri ve eşek ve at ve katır ve deve ve hınzîr ayakları ve dişleri ve niçe hokkalarda hayâtda kara sülük ve çıyan ve domuzlan böceği ve yer solucanı ve iri karıncalar ve kutularda diri yılanlar ve akrepler ve sümüklü böcekler, Van deryâsında hâsıl olur gûnâ-gûn böcek haşerâtları ve hatta bir kurumuş âdem kafası ve kaplan u arslan ve bebr ü pelenk {kafası} ve'l-hâsıl cümle hayvânın derileri ta semmûr u zerdevâ ve kakum [u] vaşak derisine varınca cümle post-ı gûnâ-gûn mevcûd idi. Ammâ cümlesi bir nükre etmez, lâkin cemî‘i mevcûdât bu harâr-ı ummân-ı kerâmede mevcûd idi. Ve bunda olan edviye-i ahşâbât ispeçer dükkânlarında ve sûk-ı fehhâmînde bulunmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232a ·
metinde göster ·
… ve niçe gâzîler palankanın çubuğun ve kimisi ağaçların kabuğun koparup ağaçlara
neft ü
katrân sürüp âteşe yakarlardı. Kal‘a içre olan küffâr-ı Hırvat u mühmelât u çep …
Ba‘dehu kal‘ayı dest-rese almağa kâbiliyyet-i küllî gelmek ile handak içre kubur nâm lağım yolları varup guzât-ı müslimîn ve cerâhor ve serâhorân kal‘anın esâsına karınca gibi girüp kimi kazıkların keserlerle keserler ve kimisi kesdiklerin çekerler ve niçe gâzîler palankanın çubuğun ve kimisi ağaçların kabuğun koparup ağaçlara neft ü katrân sürüp âteşe yakarlardı. Kal‘a içre olan küffâr-ı Hırvat u mühmelât u çepelâtlar cân u başdan geçüp ol kadar ihtimâm-ı cidd ü cehd edüp birbirlerinin üzerlerine bin cân verüp kal‘anın bir ağacına bin kan edüp bin cân verirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a ·
metinde göster ·
… send bir nakş-ı Freng-i Mânî etmiş kim bir kerre ol cehennem içinde ibâdullâhın
neft ü
katrân ve âteş içinde büryân olup zebânîler elinde giryân olup mâlikler kırbaçl …
Ve bu cennete karşılık bir muzlim küncde elli adım mikdârı tûlı bir dîvâr yüzüne bir cehennem tasvîri yazmış kim hakîr gördükde sûre-i Fâtiha'da Arapça okudum. Ve mîzân ve terâzûyi görüp sûre-i Rahmân'da 61aArapça âyetin okudum. Ve derk-i esfel deresin gördükde sûre-i (---)Arapça âyetin tilâvet etdim. Ve çâh-ı gayyâyı gördükde sûre-i veylün li-külli âyetin kırâ’at etdim. Veyl deresi ve Sakar yokuşu ve Tamu deresi ve Siccîn deresi ve Sa‘îr beli ve gayri gûnâ-gûn cehennem derecelerin üstâd nakkaş-ı Freng-pesend bir nakş-ı Freng-i Mânî etmiş kim bir kerre ol cehennem içinde ibâdullâhın neft ü katrân ve âteş içinde büryân olup zebânîler elinde giryân olup mâlikler kırbaçlar ile halkı urarak akreb ve yılan ve çıyan ve develer boynu kadar engerekler âdemleri sokarak bu âlâm-ı şedâi’dlerin tasvîrâtların görenler tabî‘at-i Nemrûdiyyetden ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâdiyyet tabî‘atinden ve hümeze ve lüzeme ve zemmâm ü nemmâm u fâsık u fâcir ü zânî ve lûtî ve ribâhor ve hamir-nûş olup cemî‘i ahlâk-ı zemîmelerden tâ’ib ve tâhir olur, ol azâb-ı elîm tasvîrlerin görüp yemeden içmeden berî olup bir künc-i mihnetde savma‘asında bakıyye-i ömr-i girân-mâyesin tâ‘atla geçirüp çirkef-i dünyâdan el çeküp "Emir Allâh'ın, cennet olmazsa bârî cennet ve cehennem ortasında a‘râf olsun" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b–61a ·
metinde göster ·
… ri ibret-nümâdır kim beher sene birer Mısır hazînesi hâsıl olur. Ve dahi zift ü
neft ü
katrân ve balmûmu yerde biter ma‘denlerinden mâ‘adâ yetmiş altı gûne ma‘âdin ma …
Ve cümle üç yerde bakır ve gümüş ve demir ve altun ve tuz ve güherçile (---)(---) ma‘denleri vardır, ammâ Okna nâm tuz ma‘denleri ibret-nümâdır kim beher sene birer Mısır hazînesi hâsıl olur. Ve dahi zift ü neft ü katrân ve balmûmu yerde biter ma‘denlerinden mâ‘adâ yetmiş altı gûne ma‘âdin mahsûlâtları dahi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101b ·
metinde göster ·
… kir-i İslâmda ne kadar kerre yüz bin meş‘ale ve fânûslar ve cebehânede ne kadar
neft ü
katrân ve zift ü yağ ve yel mûmları ve bal mûmları ve niçe kerre yüz bin aded k …
Ve ol gece kal‘anın cümle der-i dîvârları üzre cemî‘i asâkir-i İslâmda ne kadar kerre yüz bin meş‘ale ve fânûslar ve cebehânede ne kadar neft ü katrân ve zift ü yağ ve yel mûmları ve bal mûmları ve niçe kerre yüz bin aded kanâdîller var ise kal‘a dîvârı üzre aslâ âteşsiz yer kalmayup eyle çerâğân oldu kim kal‘a-i Kandiye nûr-ı pür-nûr olup ahşamdan tâ sabâha dak top u tüfeng kırkar kerre yaylım yaylım atılırken meğer Sadrıa‘zam ve Defterdâr Ahmed Paşa ve Yeniçeri Ağası Abdurrahmân Paşa ve Defterdâr-ı sâbık Şâm vezîri Melek İbrâhîm Paşa ve Kethudâ İbrâhîm Paşa ve Kulkethudâsı Zülfikâr Ağa ve gayri vüzerâ ve mîr-i mîrânlar ve gayri a‘yân-ı kibârların kollarında niçe kerre yüz bin aded serrâka âsımânî tarakalı fişengler ve badaluçka nâm muşkat ve tüfengler atup tâ vakt-i sabâha dek fişeng ü kumbaralar hevâda tayerân edüp bir gûne âteş-feşânlık oldu kim âsımânda pervâz eden murğ-ı hevâyîlerin per ü bâlleri ihrâk olup bî-cenâh hâk-i pâke düşüp niçe bin hûş [u] tuyûr zemînin rimâli üzre purputur gezerlerdi tâ ol mertebe hevâda âteş-i sûzân fişenglerden rîzân olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 305a ·
metinde göster ·
Her cezîrelerde gûnâ-gûn ma‘âdinâtlar vardır. Meselâ
neft ü
zift ve katrân ve kükürd ve rusâs ve kibrit suyu ve hasretü'l-mülûk nâfi‘ germâ …
Her cezîrelerde gûnâ-gûn ma‘âdinâtlar vardır. Meselâ neft ü zift ve katrân ve kükürd ve rusâs ve kibrit suyu ve hasretü'l-mülûk nâfi‘ germâbları var kim bir kerre bir ger yâhûd cüzâm ve hasta girse derhâl şifâ bulur. Böyle ılıcalar vardır. Lâkin üzerlerinde imâretden nişânları yokdur. Nîl tuğyân ile geldükde bu cümle cezîreleri gark edüp germâb ve ma‘âdinden bir eser kalmaz. Ve bu diyârda bu mezkûr ma‘âdinleri istihrâc etmeğe bilmezler; yohsa bir Mısır hazînesi hâsıl olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y386a ·
metinde göster ·
… i. Der-akab mâ-hazar deve etleri ve hûrmâ ve darı ekmeği getürüp haymesi önünde
neft [ü]
katrân yakup mâh-tâbda dahi mâh tâbân oldu.
Bir kara şâl çadır içre beş on meşin yasdıkları ve siyâh kilimler ile ârâste olmuş. Bizi melik gördükde ta‘zîm edüp ayağa kalkup ta‘zîm edüp yer gösterdi. Der-akab mâ-hazar deve etleri ve hûrmâ ve darı ekmeği getürüp haymesi önünde neft [ü] katrân yakup mâh-tâbda dahi mâh tâbân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y398a ·
metinde göster ·
Ve halkı Berâbire re‘âyâsı ve sâlihlerdir. Ve zirâ‘atları darı ve arpadır. Ve bâğ u bostânları ve develeri ve koyun ve sığırları çokdur. Ve Berberistân ve Fûncistân ve Sûdân'da bundan gayrı neft ü katrân ma‘âdinleri yokdur. Ve ılıca germâbları çokdur. Cümle memâlik-i mahrûselerden ahâlî-i vilâyetler gelüp bunda germâblara girüp miskînlikden ve gayrı mahûf u muhâtara emrâzlardan halâs olup ana rahminden doğmuş gibi olur. Anıniçün diyâr-ı Fûncistân'da ve İsvân'da Ilgun halkı ve esmerü'l-levn buğda enli mahbûb u mahbûbesi makbûl u mu‘teberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y408b ·
metinde göster ·
katrân ve gubâr-ı câm billûr ve alçı taşı ve sürh ve kilermeninin nazîfi ve kük …
Ve gümüş ma‘deni ve bakır ve demir ve kurşum ve neft ü katrân ve gubâr-ı câm billûr ve alçı taşı ve sürh ve kilermeninin nazîfi ve kükürdün dâne dâne latîfi bir diyârda yokdur. Bunun emsâli niçe ma‘âdinler ve mutalsamâtlı defâyin künûzlar vardır kim cümle râyegândır. Ammâ bir alay oğuz ve uğursuz tâ’ife içinde olmak ile istihrâcına kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y414a ·
metinde göster ·
… le-i Ramazân hilâlinde hakîre rağmen cümle topları endaht edüp kös velvelesi ve
neft ü
katrân çerâğânı cihânı zeyn etdi, ve tâ sabâha dek bir hây hûy velvele etdiler …
Ve kal‘a kapuları üzre fîl-i kebîr inciklerinden demir bendler sarılmış topları vardır, hayli gülbâng verir. Bir sefer-i seriyyeye gitseler bu fîl üstühânı topların develere yükledüp götürürler. Ve yevm-i ıydde ve yevm-i leyle-i Ramazân hilâlinde hakîre rağmen cümle topları endaht edüp kös velvelesi ve neft ü katrân çerâğânı cihânı zeyn etdi, ve tâ sabâha dek bir hây hûy velvele etdiler kim gûyâ sûr-ı hümâyûndur. Ve Habeş Zengîleri ve Mendebiyye Zengîleri bu şehri nehb [ü] gârete geldiklerinde haber topları atdıklarında tarfetü'l-ayn içre etrâfdan yetmiş seksen bin zâğî kavm uçup kal‘ada meks edüp imdâd ederler. Berberî bu Mendebiyye kavminden gâyet havf üzredirler. Anlar müslim değillerdir, haşr ü neşri inkâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y415a ·
metinde göster ·
… lde âb-ı zülâldir. Zîrâ tulû‘u mahalli cenûba bir aylık yoldur, şûre yerlere ve
neft ü
katrân ve kükürd ve hadîd ve zirnîh ma‘âdinlerine uğramadan gelür. Ve niçe yüz …
Ve âb-ı Nîl bu mahalde âb-ı zülâldir. Zîrâ tulû‘u mahalli cenûba bir aylık yoldur, şûre yerlere ve neft ü katrân ve kükürd ve hadîd ve zirnîh ma‘âdinlerine uğramadan gelür. Ve niçe yüz bin tur‘alar içinde yılan ve çıyan ve mûr [u] mâr ve kepçe kuyruk nâm zehirnâk hayvânlar gark olmuş tur‘alara uğramadan hemân tulû‘ edüp bu Fûncistân'a gelir. Anıniçün bu diyârda Nîl âb-ı hayâtdır. Ammâ gâyet ıssı cereyân eder, ammâ ceyrân tulumlarına doldururlar, kesb-i havâ edüp buz pâresi olur. Ammâ i‘tidâl üzre olan sudan içmek ma‘kûldür, zîrâ pek bârid su ol diyârda şiddet-i hâr kavmine ziyâde harâret verdikçe kesret üzre nûş etdükçe ishâl emrâzına uğrar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416b ·
metinde göster ·
… anmağa başladı. Ve ağzından burnundan cümle sidik fevvâre-misâl çıkup âteş içre
neft ü
katrân gibi yanardı. Ve gûnâ-gûn alevler evce peyveste olup bed râyiha cümle te …
Bu gûne tegannî ile pehlivânın leşin ellerinden ve ayaklarından sallaya sallaya P 325b âteş-i Nemrûd'un tâ aynü'l-fi‘iline atdıkları sâ‘at çayır çayır ve çatır çatır yanmağa başladı. Ve ağzından burnundan cümle sidik fevvâre-misâl çıkup âteş içre neft ü katrân gibi yanardı. Ve gûnâ-gûn alevler evce peyveste olup bed râyiha cümle temâşâcıyânı mebhût u sermest etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y422a ·
metinde göster ·
… menî ve akîk taşlar ve ok yay ve kılıc ve harbe ve tüfeng ve kurşum ve bârût ve
neft ü
katrân ve yağlı çıra ağacı ve servi ağacı ve servi kozalağı ve fındık ve fısdık …
Ve Habeş paşası bu Dumbiye sultânına elçi gönderdikde incü ve yemenî ve akîk taşlar ve ok yay ve kılıc ve harbe ve tüfeng ve kurşum ve bârût ve neft ü katrân ve yağlı çıra ağacı ve servi ağacı ve servi kozalağı ve fındık ve fısdık ve Rûm cevizi ve bakır sahan ve tancere âletleri ve boğası ve don ve gömlek ve kettân bezi iplik ve ibrîşim, bu zikr olunan eşyâlardan götürürler kim anda tahrîr olunan eşyâların herbiri iksîr-i a‘zam-misâl tûtiyâ-yı kâmyâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y439a ·
metinde göster ·
… onra pûlâd-ı Nahcıvânî olur — ve ma‘den-i kurşum ve altun ve gümüş ve kibrît ve
neft ü
katrân ma‘âdinleri olur. Ammâ istihrâcını bilmezler ve tahsîline dahi mukayyed …
Ve bu şehrin ma‘âdinlerinin hisâbın yine Hallâk-ı âlem bilür. Evvelâ âşikâre olan ma‘âdinlerinden kırmızı şeb ve kırmızı türâb kilermeni ve zâc ve zırnîh ve cibs taşı ya‘nî alçı ve seng-i ferah ve seng-i yerekân ve seng-i balgamî ve seng-i belât — bir yumşak taşdır, destere ile tâze iken tahta tahta biçüp evlere ve hammâmlara döşerler, kesb-i havâdan sonra pûlâd-ı Nahcıvânî olur — ve ma‘den-i kurşum ve altun ve gümüş ve kibrît ve neft ü katrân ma‘âdinleri olur. Ammâ istihrâcını bilmezler ve tahsîline dahi mukayyed değillerdir, zîrâ gayrı âsân mahsûlâtları çokdur. Lâkin demir ve bakır ma‘denleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y449a ·
metinde göster ·