… Ba‘dehu Murâd Hân bir kîse altun ihsân edüp Hezârfen Ahmed Çelebi'yi Cezâyir'e
nefy-i
ebed edüp anda merhûm oldu. Ahmed Çelebi hakkında Murâd Hân, bu âdemden pek hav …
Hezârfen Ahmed Çelebi: ibtidâ Okmeydânı minberi üzre yıldız rûzgârı şiddetinde kartal kanatlarıyla sekiz tokuz kerre eflâkde pervâz ederek ta‘lîm edüp ba‘dehu Sultân Murâd Hâ[n], Sarâyburnu'nda Sinânpaşa köşkünden temâşâ ederken Galata kullesinin tâ zirve-i a‘lâsından Ahmed Çelebi lodos rûzgârıyla uçup Üsküdar'da Doğancılar meydânına düşdüğü müsbettir. Ba‘dehu Murâd Hân bir kîse altun ihsân edüp Hezârfen Ahmed Çelebi'yi Cezâyir'e nefy-i ebed edüp anda merhûm oldu. Ahmed Çelebi hakkında Murâd Hân, bu âdemden pek havf edecekdir kim her ne murâd edinse elinden gelir, deyü nefy etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
beled etdiler. Paşalının dahi cân-ı azîzine minnet kim minâreli şehre girmeyele …
nassı böyle nâzil olmuşdur. Ve cümle bâr-ı sakîllerimi ve âmedânı ve Cenâb-ı Bârî'nin hazâ’in-i gaybından harâmîler yatağı mezkûr Hacı Baba yediyle ihsân etdüğü eşyâları cümle hânemiz sâhibi veliyyü'n-ni‘am Kederzâde efendimize Allah emâneti koyup yedi aded memlûk-i pür-silâh ile ve bir aded sebük-bâr seyishâne ile kalup ale's-sabâh göç olacak mahalde ânî gördük, sabah namâzında şehr içre bir velvele ve bir gulgule ve bir feryâd u feza‘ u çeza‘ kopup bir Allah Allah ve bir hay-hûy kim zemîn u âsumân dir dir ditredi. Bre nedir aslı, derken hemân bu kadar âdem ayağa kalkıp "Biz paşadan hoşnuduz, cürmü yokdur" derler. Bir fırkası dahi "Emîr pâdişâhındır. Varvar ile birlik olmuş celâlîlerdir, tevâbî‘leri harâmîlerdir". Meğer Paşanın katline hatt-ı şerîf ile hünkâr kapucubaşılarından Mustafâ Ağa kırk kapucuyla gelüp cümle kal‘a kapuların sedd edüp nefîr-i âm dellâlların nidâsın etdirir. Hikmet-i Hudâ, paşa ol gice bir muhavvif ve muhâtara vâkı‘a görüp bir sarrac ile tebdîl-i câme olup birer esb-i tâzîye süvâr olup Seydî Battâl Gâzî pederi Hüseyin Gâzî ziyâretine kal‘a kapusu açılınca tebdîl-i kıyâfet giderler. Ekseriyyâ mu‘tâdı bu idi. Bu kadar halk kapucubaşıyla paşanın sarâyın basup bulamadılar. Şehrin enderûn [u] bîrûnunu ol kadar tecessüs etdiler kim mümkün olup nâm [u] nişânından haberdâr olamadılar. Bu haberi paşa istimâ‘ edüp gayrı şehr-i Engürü'ye dâhil olmayup şehrin şimâli tarafında Erkeksu nâm mahalle varup bir re‘âyâ ile Kethüdâ Alî Ağa'ya bir kâğıd gönderüp bayrak askerlerin 359b istemiş. Berü tarafda paşayı bulmayıcak kal‘a kapuları açılup şehr içre dellâller nidâ edüp "Vây ol paşalının hâline kim bu sâ‘atden gayrı bulunurlarsa mâlları garet olunup kendileri katl olunmasına fermân-ı şehriyârî sâdır olmuşdur" deyü cümle paşalıyı mübâşirler ile nefy-i beled etdiler. Paşalının dahi cân-ı azîzine minnet kim minâreli şehre girmeyeler. Hakîr dahi hâne sâhibimizle vedâlaşup Hacı Bayrâm-ı Velî ve Er Dede Sultân'ı dahi vedâ‘-ı ziyâret edüp Engürü'den cânib-i şimâle 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 359a–359b ·
metinde göster ·
… l içre reftâr ederdim. Ba‘dehû cümle musâhib-i bed-hâhların kimin katl ve kimin
nefy-i
beled ve kimin azl-i ebed etdiler. Hattâ musâhibe avretlerden Şekerpâre Bola vâ …
Hikmet iki kerre varmak müyesser olup âhir[i] mezkûr fetret mahallinde cezîre-i Girid'den feryâdcılık ile kul kethüdâsı Kara Murâd Ağa geldikde Murâd Ağa'dan bin kîse ve bu kadar şemmâme amber ve yetmiş tahta semmûr-ı bî-nûr kürk ve iki haseki câriye-i duhter-i pâkize-ahter taleb etdiler. Hemân Murâd Ağa cümle yeniçeri odalarına ve sipâh ağalarına haber edüp cümle sipâh Atmeydânı'na ve cümle yeniçeri Etmeydânı'na cem‘ olup guluvv-ı âm ile Allah Allah diyerek cümle asâkir-i İslâm yek-dil [ü] yek-cihet olup Sultân İbrâhîm Hân-ı mazlûmu sırça sarâyda haps edüp yerine ciğer-kûşesi Mehemmed Hân'ı pâdişâh edüp cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ bî‘at edüp Mehemmed Hân müstakil pâdişâh olup Mevlevî Koca Dervîş Mehemmed Paşa vezîria‘zam olup Kara Murâd Paşa yeniçeri ağası olup Tezkireci Vezîria‘zam Ahmed Paşa ihtifâ etdi. Ertesi ale's-sabâh Ahmed Paşa'yı (---)(---) hânesinde muhtefî bulup Koca Vezîr, Şehzâdebaşı'ndaki hânesinde ma‘nûken katl edüp ale's-seher leşini at hamalları Atmeydânı'na bırağup ol guluvv-i âmda Mülakkab oğlan püzevengi İslâmbol mollasın Yeni Câmi‘de ulemâ mâbeynine komayup "Vurun mel‘ûnu" dediklerinde Yeni Câmi‘ nerdübanları üzre askerî tâ’ifesi kılıç üşürüp pâre pâre ederek leşini Ahmed Paşa na‘şesinin yanına bırakdıklarında cümle asker dahi Ahmed Paşa'nın leşine kılıç üşürüp niçe bin pâre etdiklerinde "Hezârpâre Ahmed Paşa" derler. Cümle yağın dâ’-i devâdır deyü sızı içün semin ve semenin yağmâ edüp ân-ı sâ‘atde üstühânları kaldı. Ba‘dehû Cinci Hoca'yı katl edüp üç bin kîse mâlı kalup bu kadar mâl [u] emlâkin mîrîye zabt etdiler. Hattâ hakîre verdiği atı emîr-i ahûr tarafından su’âl etdiler. Hakîr aslâ vücûd vermeyüp ata binüp İslâmbol içre reftâr ederdim. Ba‘dehû cümle musâhib-i bed-hâhların kimin katl ve kimin nefy-i beled ve kimin azl-i ebed etdiler. Hattâ musâhibe avretlerden Şekerpâre Bola vâlidemiz şekilliyi Mısır'da İbrim'e nefy etdiler. Ve Melekî Bola'yı nefy edüp sâ’ir nisvânları ve sâhib-isyân-ı bed-hâhları Eski Sarây'a nefy edüp her bir hasekiyi birer vüzerâ ve a‘yân [u] eşrâfa verdiler. Ertesi ale's-sabâh alay-ı azîm ile Sultân Mehemmed Hân'ı Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri ziyâretine götürüp anda kılıç kuşadup alay ile Mehemmed Hân'ı Edirnekapusu'ndan berü getürüp ecdâd-ı ızâmı Ebü'l-feth'i ve Sultân Bâyezîd-i Velî'yi, dedesi Sultân Ahmed Hân'ı ziyâret edüp sarây-ı âlîsinde hâs odada karâr etdi. Ertesi gün İslâmbol içre bir azîm velvele kopup "Bre Sultân İbrâhîm ırça sarâydan boşanmış, Bostâncı Ocağına varup dahl düşmüş. Cümle sarây halkı pâdişâhımızın uğurunda kırılup yine İbrâhîm Hân'ı pâdişâh ederiz" deyüp cümle ibâdullah silâhlanup Atmeydânı'nda niçe yüz bin âdem cem‘ olunca Abdürrahîm Efendi şeyhülislâm idi, andan fetvâlar alup Koca Mevlevî Vezîr ve Kara Murâd Ağa ve Emîr Paşa ve niçe iş erleri sırça sarâya varup Koca Vezîr Cellâd Kara Alî'yi hezârân deyenek ile ura ura sırça saraya koyup Cellâd Kara Alî Bismillah ile içeri sırça sarâya girince mazlûm İbrâhîm Hân "Cânım usta Alî, niye geldin" der. "Hünkârım! Cenâze namâzın kılmağa geldim" der. Hünkâr "Vallahi ben de kılarım. Yûsuf Paşa lalam Hanya'yı feth edüp geldikde sana öldürtdüm, namâzın kılmadım. İşte şimdi kılalım" dedikde hemân Cellâd Kara Alî, İbrâhîm Hân'a kelb-i akûr gibi sarılır. İbrâhîm Hân gürbüz tüvânâ er server-i hünerver olmağıla Kara Alî'yi alt edüp birbiriyle küşte-gîrlik ederken Kara Alî'nin bir şâkirdi mel‘ûn yetişüp İbrâhîm Hân'ın cân evine bir diz bendi urup İbrâhîm Hân cân havlinde iken Kara Alî kemend-bâzlığ [u] tîz-kârlık edüp yine şâkirdi hayâsına 371a sarılup ol ân sene 1058 târîhinin şehr-i Recebü'l-müreccebinin on tokuzuncu gün yevm-i ahadde mazlûm İbrâhîm Hân'ı ma‘nûkan şehîd edüp Kara Alî hacca firâr edüp na‘ş-ı İbrâhîm Hân'ın techîz u tekfînin edüp ammîsi Sultân Mustafâ merhûmun türbe-i pür-envârında yan yana defn edüp Mehemmed Hân-ı Râbî‘ Rûm'a müstakil pâdişâh-ı cem-cenâb olup cihân âsûde-hâl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 370b–371a ·
metinde göster ·
beled edüp bu Yenice şehrinde sâkin iken dâr-ı bâkiye irtihâl edüp başka türbes …
eş-Şeyh Kara Şemseddîn-i Simâvî: Tarîk-i Halvetiyye'de niçe bin mürîde mâlik ulu sultândır. Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldır[ım] Hân meşâyıhlarındandır. Kesret-i seyâhatle meşhûr-ı âfâk ilm-i remilde veffâk olup mehdî-i zamân olacakdır deyü nefy-i beled edüp bu Yenice şehrinde sâkin iken dâr-ı bâkiye irtihâl edüp başka türbesi var. Ziyâretgâh-ı ünâsdır. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 131b ·
metinde göster ·
… a içre bu Debbâğoğlu vak‘asından sonra paşa efendimiz şehrin cemî‘i fâhişelerin
nefy-i
beled edüp bir kaçın izn-i şer‘ ile ıslâh-ı âlem içün gazzâzlar içinde köşe baş …
Tiz mel‘ûnun leşin câmi‘ hatîresinden kaldırup bir hasır ile defn eylesinler" deyü fermân edüp debbâğ eşkıyâları lâşe-i Debbâğzâde'yi dibâğat etmeğe bana başına götürdüler. Bir acâ’ib temâşâgâh idi. Bunda çok hisse vardır. Netîce-i kelâm şehr-i Sofya içre bu Debbâğoğlu vak‘asından sonra paşa efendimiz şehrin cemî‘i fâhişelerin nefy-i beled edüp bir kaçın izn-i şer‘ ile ıslâh-ı âlem içün gazzâzlar içinde köşe başlarına ârâyiş-i şehir içün âvîze-misâl salb etdi. A‘yân-ı vilâyet şehrimiz âsûde olup fâhişelerden pâk oldu, deyü şükredelerdi. Ammâ eşkiyâ ve haşerât hazz-ı nefsleriçün şehrimizin bedi berekâtı gitdi, kaht [u] galâ olur ve tâ‘ûn da olur, deyü niçe bin efsâne güft [u] gûlar olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 143b ·
metinde göster ·
… n küffâr istimâ‘ edüp cümle ümmet-i Muhammedî İslâmbol'dan bu Çatalca şehrinden
nefy-i
beled edüp yine küffâr bu Çatalca'ya istilâ eyledi.
Dest-i Âl-i Osmân'da üç Çatalca şehri vardır. Bir (---)(---)(---)(---)(---)(---) İkincisi Yenişehir kurbunda Kesendire ve Koloz nâhiyesinde kazâ-yı kasaba-i Çatalca'dır. Üçüncüsü bu İslâmbol Çatalcası'dır. İskender-i Kübrâ asrında İslâmbol'u ta‘mîr u termîm eden Yağfur kralın duhter-i pâkize-ahteri olan Hanica nâm kızının yaylağı olmağıla bunda bir kal‘a-i azîm inşâ edüp lisân-ı Yunaniyân'da Hanca nâmıyla iştihâr bulmuş bir sedd-i metîn kal‘a-i hasîn idi. Ba‘dehû Sırf kralı ve Bulgar kralları İslâmbol kal‘asının taşra yedi kat divârların Silivri'den Terkoz'a varınca harâb etdiklerinden bu Hanca kal‘asın dahi harâb u yebâb etdiler. Hâlâ eser-i binâları şehrin cânib-i garbîsinde yalçın kayalar üzre nümâyândır. Ba‘dehû yine âbâdân olup sene (---) târîhinde Yıldırım Bayezîd Hân feth edüp kal‘asın yine münhedim edüp İslâmbol'u muhâsara edüp âhir sulh ile İslâmbol'un nısfın feth etdikde Eğrikapu'dan Ayakapusu'ndan ve Gül câmi‘den tâ Unkapanı'na ve Zeyrekbaşı'na ve Karamâneynlere ve andan şâhrâh ile tâ Edirnekapusu'na gelince yetmiş mahalle-i Müslimîn'de kırk yedi bin âdem bâ-sulh İslâmbol içre sâkinler idi. Ba‘dehû Timur hâdisesinde Yıldırım Hân münhedim olup ol esnâda Timur yanında iken humma-i muhrîkden Yıldırım Hân merkûm olduğun küffâr istimâ‘ edüp cümle ümmet-i Muhammedî İslâmbol'dan bu Çatalca şehrinden nefy-i beled edüp yine küffâr bu Çatalca'ya istilâ eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171a ·
metinde göster ·
… kapucu başılar ile ve sipâh ocağı çavuşlarıyla Kudde Kethüdâ'yı (---)(---) nı
nefy-i
beled ve azl-i ebed deyü kayıklar ile Dil Herseki'ne vardıkda hemân Hersek kasa …
Âhir-i kâr bu gerdiş-i kec-reftâr-ı felek-i devvârda bu gûne gaddârlık olduğun görüp atlarımla huddâmlarım cümle âmâde edüp Üsküdar şehrinde pînhân etmişdim. Ammâ her gice Kaya Sultân efendimize varup perde-i zenbûrî ardında müşavere edüp ve her gün yine İpşir Paşa ile hüsn-i ülfet edüp üç kîse ihsânın ve bir semmûr lipâçesin giydim. Ba‘dehû sene (---) mâh-ı (---)(---)(---) gününde bizim Kudde Kethüdâ'yı ve (---)(---)(---)(---)(---) hapisden ıtlâk edüp kapucu başılar ile ve sipâh ocağı çavuşlarıyla Kudde Kethüdâ'yı (---)(---) nı nefy-i beled ve azl-i ebed deyü kayıklar ile Dil Herseki'ne vardıkda hemân Hersek kasabası hâricinde Kıble tarafında ikisini de katl edüp onda defn etdiler, rahmetullahi aleyh. Ve dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 185a ·
metinde göster ·
… enzil-i kal‘a-i Hekimhânı: Mısır diyârından Hâkim Bi-emrillah'ı Hısn-ı Mansûr'a
nefy-i
beled etdiklerinde bu mahalle memerr-i nâs emn [ü] emân olsun deyü Hâkim Bi-emr …
Menzil-i kal‘a-i Hekimhânı: Mısır diyârından Hâkim Bi-emrillah'ı Hısn-ı Mansûr'a nefy-i beled etdiklerinde bu mahalle memerr-i nâs emn [ü] emân olsun deyü Hâkim Bi-emrillah bu hânı binâ etdiğinden Hâkim hânı'ndan galat Hekimhânı derler. Sivas hâkinde yine Türkman yaylağı içinde bir hân-ı atîkdir ammâ derbend-i çalındır mahallidir. Yanında âbâdânı ba‘îd olduğundan yüz iki yüz âdem konmağa havf ederdi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in vezîr-i âsaf-re’yi olan Köprülü Mehemmed Paşa bu mahalle bir kal‘a-i metin binâ edüp içine cebehâne ve üç yüz neferât ve dizdâr koyup demir kapuların sedd edüp âyende vü revendeyi kal‘a neferâtları Malatıyye ve kasaba-i Ulaş'a ulaşdırmağa me’mûrlardır. Ve üç yüz hâne binâ edüp cümle ahâlîsi kamu tekâlîf-i şâkkadan mu‘âf u müsellemlerdir kim bu şâhrâhlar emn [ü] emân olalar. Bir câmi ve bir hân ve hân-ı atîki âbâdân ve bir hammâm-ı dilsitân ve yüz mikdârı dükkân inşâ edüp üzerlerine mütevellîyi hâkim nasb edüp günden güne imâr olmada. Bâğlı ve bâğçeli, âb [u] hevâsı latîf kal‘a-i cedîddir. Hudâ dahi ziyâde imâr ide. Andan yine şark tarafına 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b ·
metinde göster ·
… rdir. Mâbeynlerinde bir âdemin kizbi zâhir olsa, "Sen kezzâbsın!" deyü ol âdemi
nefy-i
beled, azl-i ebed ederler. Evlâd [ü] ıyâlin dahi redd ederler.
Ahvâl-i gâzîyân-ı Mahmûdî: Sene 955 târîhinde Sultân Süleymân'a itâ‘at edüp Tebrîz ve Nahşevân ve Revân seferlerinde hizmet-i vâfireleri sebkat etmeğile ülkeleri kendülere ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık deyü hükûmet verilmişdir. Hâlâ Van eyâletinde tabl [u] alem sâhibi ocak beğidir. Hâlâ hâkimü'l-vakti İbrâhîm Beğ'dir. Ülkesi tahrîr olunup kânûn-ı Süleymân {Hân} üzre timâr u ze‘âmetleri vardır. Beğinin hâssı kendi diyârının ebvâb-ı mahsûlâtıdır. Ol takrîb ile Van vâlîsiyle sefer eşerler, ammâ alâybeği, çeribaşı ve dizdârı ve kethudâyeri ve serdârı yokdur. Ammâ Âsitâne tarafından yüz elli akçe kadısı vardır. Ve bu kavm-i Mahmûdî cümle sekiz bin asker olur. Ammâ kerrât ile Acem şâhına karşu komuşlardır. Gâyet şecî‘ ve yarar ve bahâdır şehbâz gâzîlerdir. Cümle al ve yeşil ve sarı ve kırmızı boyalı sakallı âdemlerdir kim cümle dîndâr ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at Şâfi‘îyyü'l-mezheb mü’min ü muvahhid âdemlerdir. Mâbeynlerinde bir âdemin kizbi zâhir olsa, "Sen kezzâbsın!" deyü ol âdemi nefy-i beled, azl-i ebed ederler. Evlâd [ü] ıyâlin dahi redd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286a ·
metinde göster ·
… deyü cümle sebbâb u teberrâîleri ve cevellâkî ışıkları cümle Rûmiyye şehrinden
nefy-i
beled etdiler. Hamd-i Hudâ bî-dînlerin zebân-dırâzlıkların istimâ‘ etmeden halâ …
Andan Rûmiyye hânına bir kâğız tahrîr edüp sebbâbların ref‘ olunmasın ricâ edüp ve kapumuzu beklemeğe bir dizçöken akası ricâ edüp varağı mihmândârımıza verüp hâna götürdüğü ân Rûmiyye şehri içre münâdîler nidâ edüp "Kadâğa-i hân-ı âlîşândır kim, Osmânlılar bunda iken Çâr adı yamanlara sebb etmeyeler." deyü cümle sebbâb u teberrâîleri ve cevellâkî ışıkları cümle Rûmiyye şehrinden nefy-i beled etdiler. Hamd-i Hudâ bî-dînlerin zebân-dırâzlıkların istimâ‘ etmeden halâs olduk. Ol ân hân-ı âlîşân hakîre bir mükellef oda döşemesi ve yigirmi yasdık ve altı aded elvân zerbâf yorkan ve girdebâlişler ve gûnâ-gûn esbâb-ı âvânîler ve üç boğça câme ve hil‘at-i gûnâ-gûn ve ûd u amber ve altı nefer üstâd-ı aşbâzlarıyla altı araba yükü zahîre ve on araba bârı odun ve altı araba hımlı müsmirrât-ı gûnâ-gûn geldi. Ve kapumıza bir dizçöken ağası gelüp derbânlarımız oldular ve 292a Murtezâ Paşa ağasını Şâhbender bâğına kondurup ana da hemçünân zahîreler gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 291b–292a ·
metinde göster ·
Evvel benâm-ı Hudâ, sâniyen Muhammed levlâk ola ki} Rûmiyye hânı nâm bed-nâmı, bî-nâm idem, deyü kayd ü bend ile huzûruma getirüp ödün sınıhdırsam gerek idi. Rûm akaları ricâ etmeğin cerâyim defterine afv kalemi keşîde kılınup cümle emvâl [ü] erzâkın yine kendüye veresin ve tuğ u sancağ u alem ve kös ü nefîr ü kerrenâyların alup hazîneme gönderesin ve kendüyi azl-i ebed ve nefy-i beled edüp bin tâziyâne urup âzâd idesin." dedikde cümle erbâb-ı dîvân hamd edüp fakîr Rûmiyye hânın meydân-ı siyâsete getirüp kâmil bin kırbaç-ı Kamber-i Alî urup halâs etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303b ·
metinde göster ·
… eri badem yağıyla içirüp gûyâ tâze cân verdiler. Ol gün hân ile vedâ‘ edüp hânı
nefy-i
beled etdiler. Anlar dahi Rûmiyye cânibine gitdiler.
Hakîr yanına varup hâlin hâtırın su’âl etdim. Hân hamd-i Hudâ edüp eydür: "Şükür olsun kim gözüm çıkarup ödüm çıkarmadılar" deyü hakîre koynundan yedi kıt‘a elmas taş ve bir incü tesbîh ve bin altun verüp "Dehi çok şey verirem" dedi. Hemân ol mahalde cerrâhlar ve hukemâ-yı hâzık fassâdlar gelüp hânın vücûdunda olan kırbaç zahmların hacamatlar edüp şîşeler çeküp kanlar aldılar ve mumyâ-yı kânîleri badem yağıyla içirüp gûyâ tâze cân verdiler. Ol gün hân ile vedâ‘ edüp hânı nefy-i beled etdiler. Anlar dahi Rûmiyye cânibine gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303b ·
metinde göster ·
Irâk-ı Acem'de hâk-i Gazvîn'de hâlâ sultânlıkdır kim bin nökere mâlik Pîr Yâr Sultân'dır. Bânîsi Âl-i Abbâsiyân'dan el-Müstekfî Billah'dır. Gazûb pâdişâh olmağile oğlu el-Müstemsik Billah'ı bu kende nefy-i beled edüp bu kal‘ayı evlâdı haps olmağiçün binâ edüp ismine anınçün Deylem dediler. Hâlâ Deylem-i Irâk derler, ya‘nî Irâk zindânıdır. Irâk-ı Arab deylemi Kudüs kurbünde kal‘a-i Kerek'dir. Rûm'da mahbeshâne kal‘a-i Rodos'dur. Diyâr-ı Acem'de deylem kal‘a-i Kahkahâ'dır, diyâr-ı Kırım'da kal‘a-i Menkup'dur, diyâr-ı Leh'de kal‘a-i Kamaniçse'dir, diyâr-ı Budin'de Usturgon kal‘asıdır ve diyâr-ı Alman'da kal‘a-i Pojon'dur. Bu mezkûr kal‘alar cümle zikr olunan diyârların esfeli gibi sicin deylemleridir. Ammâ bu Deylem-i Irâk cümleden eşeddir. Gerçi sarp kayalı değildir ammâ binâ cihetinde Deylem-i Müstekfî deyü nâm-ı bed-nâm vermişdir. Lâkin cirimde Sorhbîd kal‘asına mânenddir. Kûh-ı Deylem dâmeninde bir pest-pâye püşte üzre nümâyişli bir kal‘a-i sicn-i Irâk'dır. Aşağı varoşu ancak iki bin hânedir ammâ binâları gâyet atîkdir. Halkı ulemâ olmağile her mülûka itâ‘at edüp şehri gâret olunmadığından köhne binâ hâne-i zîbâları vardır ve câmi‘ ü hân u hammâm u çârsû-yı şâhîsi vardır. Hevâsı gâyet latîf olduğundan necîb ü reşîd püserleri ve ders-i Aristo Şâfi‘îyyü'l-mezheb âdemleri vardır. Hatta Tefsîr-i Deylemî sâhibi (---)(---) hazretlerinin maskat-ı re’sleri bu şehr-i imâr olduğiçün Tefsîr-i Deylemî derler. Bâğ u bâğçesi ve meyvesi firâvândır. Andan gendümü danedâr sorh-endâmdır. Lâkin nânı gâyet lezîzdir kim gûyâ nân-ı Hemedân'dır. En a‘lâ ve matîf gendümü Kal‘atü'l-Mut binâ olduğu Rudbâr nâhiyesinden gelir ammâ terbiye ile hûb nânı olur. Bu şehir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 317a ·
metinde göster ·
… yokdur. Her şâhdan destlerinde yarlığ-ı belîğ-i şâhîleri vardır kim sebbâbları
nefy-i
beled ve mansıbından azl-i ebed ederler. Ammâ bu şehrin hüsniyyâtı cihetinden n …
Hulâsa-i kelâm cemî‘i hayrât [u] hasenât-ı ebniyye-i imârâtı tâbıku'n-na‘l bi'n-na‘l şehr-i Kum'a mânenddir ammâ bu şehr-i Sâve'nin âb [u] hevâsı ve mahbûb [u] mahbûbesi ve halkının ten-dürüstlüğü ve bâğ u bâğçe-i İremezâtları şehr-i Kâşân ve Hemedân'dan sonra sâ’ir şehirlere tercîh olunur. Ammâ cümle halkı Şî‘îlerdir. Mâbeynlerinde Sünnîleri çokdur ammâ Çâr-yâr-ı güzîne sebbâbları yokdur. Her şâhdan destlerinde yarlığ-ı belîğ-i şâhîleri vardır kim sebbâbları nefy-i beled ve mansıbından azl-i ebed ederler. Ammâ bu şehrin hüsniyyâtı cihetinden niçe yüz şey’i vardır ve niçe şehrengîzleri vardır. Yetmiş aded fasl ile ta‘rîf ü tavsîf etmek lâzım idi ammâ kesret-i kitâbet olmasın içün bu fihris-i müsveddâtımızı bu kadarca tahrîr edüp iktifâ etdik. Ammâ hüsniyyâtından iki şey’e aşk olsun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324b ·
metinde göster ·
… hâtırıyçün Memekzâde ve Nakîbüleşrâf Kudsîzâde üçü bir günde cezîre-i Kıbrıs'a
nefy-i
beled olundular.
Çehârşenbe gün vüzerâdan Gürcî Mehemmed Paşa zorbalar tarafında bulunup dilin zabt etmediği hâtırıyçün Memekzâde ve Nakîbüleşrâf Kudsîzâde üçü bir günde cezîre-i Kıbrıs'a nefy-i beled olundular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7b ·
metinde göster ·
… sa beni ibret-i âlem eyle’ dimedin mi? Bire kaldırın şu hınzîrı" deyüp Kıbrıs'a
nefy-i
beled nâmıyla sürüp anda katl etdiler.
"Bire mel‘ûn, bu Eflâk ve Boğdan kelleleri nedir? Geçende sen dimedin mi ki ‘Melek Ahmed Paşa Eflâk ve Boğdan'a iftirâ eder. Eğer anlar âsî olurlarsa beni ibret-i âlem eyle’ dimedin mi? Bire kaldırın şu hınzîrı" deyüp Kıbrıs'a nefy-i beled nâmıyla sürüp anda katl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39a ·
metinde göster ·
Menzil-i Kazıklı Beli: Nâm hıyâbân çengelistânda meks olunup on üç âdem ile bir sürsat ağası boyunları urulup sürsat getiren kadı "ulemâdır" deyü afv olunup cezîre-i Kıbrıs'a nefy-i beled olundu. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82b ·
metinde göster ·
… kâfire vermeğe sebeb olan iş erlerinden on bir nefer ağaları katl edüp niçesini
nefy-i
beled ve niçesini azl-i ebed edüp merd-i tîmâr ederler.
Ale'l-ittifâk kal‘a-i Peşte'yi yedi yerden yedi gün döğe döğe sekizinci gün amân ile kal‘a-i Peşte'yi feth edüp andan kal‘a-i Vaç'ı hâlî ve mu‘attal bulup yine ke'l-evvel içine asker korlar, ammâ böyle bir metîn hisâr-ı üstüvârı birer nân-pâresiyçün kâfire vermeğe sebeb olan iş erlerinden on bir nefer ağaları katl edüp niçesini nefy-i beled ve niçesini azl-i ebed edüp merd-i tîmâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 136a ·
metinde göster ·
… v edüp kal‘ayı kâfire verdikleriyçün dizdârı ve yedi aded ağaları azl-i ebed ve
nefy-i
beled oldular.
Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis tahrîri üzre Kanije eyâletinde voyvadalıkdır ve Seğitvar kazâsı niyâbetidir. Kal‘a dizdâr[ı] ve üç yüz aded neferâtlarının Sadrıa‘zam cürmlerin afv edüp kal‘ayı kâfire verdikleriyçün dizdârı ve yedi aded ağaları azl-i ebed ve nefy-i beled oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 177a ·
metinde göster ·
… yalan çıkan bıtrîklara kırbaçlar urup papaslıkdan çıkarup huzûr-ı kraldan değil
nefy-i
beled eylediler.
Hakîr-i pür-taksîr ise Kuds-i Şerîf'in cemî‘i ahvâlâtlarına eyle vâkıf-ı esrâr idim ki bir seyyâh ol mertebede bilmek ihtimâli yokdur. Hattâ kral huzûrunda çâsâr hakîri Kuds-i Şerîf ahvâliyçün niçe papaslar eyle imtihâna çeküp Kuds-i Şerîf'de niçe yıl ifnâ-yı vücûd etmiş papaslar hakîr kadar Kuds-i Şerîf'deki Kamâme kenîsesin ve Sahrâtullâh'ı ve Mescid-i Aksâ'yı ve Tûr-ı Zîtâ'yı ve Bi’r-i Selvân'ı hakîr kadar bilmeyüp niçe papasları hakîr kezzâb çıkarup başpapas yalan çıkan bıtrîklara kırbaçlar urup papaslıkdan çıkarup huzûr-ı kraldan değil nefy-i beled eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73a ·
metinde göster ·
"Tâ be-key biz bu renc-i anâyı çekeriz? Bize ibtidâlarımız veriniz, yine cenge duralım" deyü bir cem‘iyyet-i kübrâ-yı azîm oldukda hemân vezîr-i müdebbir yeniçeri ocağına haber gönderüp cümle gâziyân-ı yeniçeriyân silâhlanup sipâh serdengeçdilerinin birkaç ileri gelen eşkıyâcalarını kelle paça etdiklerinde gayrileri Firârî tahallus edüp fesâd başı Sipâhîler Kethudâsı Sarı Kethudâ olduğu muhakkak olup "Nefy-i beled azl-i ebed" deyü Hanya'ya nefy olundukda akîbince âdem gidüp katl olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 301a ·
metinde göster ·
… ilihdâra Rûm'da bir sancak ve bu vâlidesine Ma‘nisa'yı hâss ilhâk edüp mü’ebbed
nefy-i
ebed Ma‘nisa'da kalır. Ba‘dehu bu ibret-nümâ câmi‘i inşâ eder. Bunun dahi iki m …
Bundan sonra Vâlide Sultân câmi‘i. Süleymân Hân'ın vâlidesidir kim silihdâr ağaya Y 35a Tarabefzûn eyâletin ricâ etdüği ecilden silihdâra Rûm'da bir sancak ve bu vâlidesine Ma‘nisa'yı hâss ilhâk edüp mü’ebbed nefy-i ebed Ma‘nisa'da kalır. Ba‘dehu bu ibret-nümâ câmi‘i inşâ eder. Bunun dahi iki minâresi birer tabakalı minâre-i bî-misâllerdir. Ve câmi‘i dahi bî-bedel kat-ender-kat kubbe-i âlîleri serâpâ kurşum örtülü binâ-yı azîmlerdir. Mihrâbı ve minberi kezâlik ibret-nümâdır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y34b–Y35a ·
metinde göster ·
Ve Ramazân Efendi câmi‘inin kurbunda çârsû içinde bir ma‘mûr [u] âbâdân mevlevîhânesi vardır. Gâyet ferah-fezâ bâğ-ı behişt içinde vâki‘ olmuş bir âsitâne-i Celâleddîn-i Rûmî'dir. Ammâ emr-i şerîf vârid olup cemî‘i tekyeleri harâb edüp bunun dahi bâbların mesdûd edüp cümle fukarâların nefy-i beled tekyeden azl-i ebed edüp âyîn-i Mevlânâ'yı men‘ etdiklerinden mâ‘adâ böyle bir mağz-ı Kur’ân Mesnevî-i şerîf tilâvet olunan dâr-ı dervîşân-ı dilrîşânın dillerin dilim dilim rîş rîş edüp bu makâmın inhidâmına bâ‘is olmuşlardır. Hakîr bu âsitânenin dîvârına bu ebyâtı tahrîr etdim. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78a ·
metinde göster ·
… atlı asker ile ale'l-gafle Mekke'yi basup cümle şürefâyı kayd-bend edüp niçesin
nefy-i
beled edüp şehr-i Mekke içre yedi nefer sâdât-ı kirâm alıkoyup şürefâlar ile ah …
Ammâ Mısır Sultânı Kayıtbay asrında Y 358b sehel isyânları sebebi ile Melik Kayıtbay Mısır'dan on iki bin ahrec atlı asker ile ale'l-gafle Mekke'yi basup cümle şürefâyı kayd-bend edüp niçesin nefy-i beled edüp şehr-i Mekke içre yedi nefer sâdât-ı kirâm alıkoyup şürefâlar ile ahd-i mîsâk etdiler kim bir dahi sebzgûn destâr sarmayalar, beyâz sarık saralar. Ve şerîf olanlar kuyruksuz ata bineler. Ve tegeltilerinin önün ardına uralar. Ve yalın ayak ata bineler. Hâlâ bu ahd [ü] emân üzredirler. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile yine Mekke'ye gelüp şehr-i Mekke şürefâlar ile mâl-â-mâl olmuşlardır. Ammâ aslâ yeşil sarık sarınmazlar. Lâkin gayri esbâbları gâyet muhteşemâne Hind kâlâlarından zî-kıymet akmişe-i fâhireler ile mülebbes olup beyâz sûzenî sâdeler ve zâğî(?) ve mollâyî ve bâfteler ve germsûd ve hümâşâhî ve sof ferrâcelerin gûnâ-gûnların geyüp hıramânî hıramânî reftâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y358a–Y358b ·
metinde göster ·
… ların âteşe yakarız ve kendüyi dahi recm ederiz yâhûd vilâyet-i Sûdân'a Y 29b
nefy-i
beled ederiz" dediler.
"Yâ vâlî! Sakın bir akçe verme. Biz anın mezhebin kabûl etmeziz. Mezheb-i kadîm sâhib-i Tefsîr-i Cerîrî'dir. Biz anın ne kadar kitâbları var ise serîka etdirdik. Birkaç günden sonra cümle te’lîfâtların âteşe yakarız ve kendüyi dahi recm ederiz yâhûd vilâyet-i Sûdân'a Y 29b nefy-i beled ederiz" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y29a–Y29b ·
metinde göster ·
… le bâbullûkları ve bozahâne ve meyhânelerin yere berâber edüp cümle fâhişelerin
nefy-i
beled edüp Mısır'ı tathîr eyledi.
"Mâl-ı pâdişâhîden geçdim. Ben garâmesin çekerim. Tîz varup şu fesekahâneleri münhedim et" deyü fermân edince merkûm ağa bu kadar bin Berberî ve fellâhîn cem‘ edüp cümle bâbullûkları ve bozahâne ve meyhânelerin yere berâber edüp cümle fâhişelerin nefy-i beled edüp Mısır'ı tathîr eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y178a ·
metinde göster ·
Ve bir âdeme katl îcâb etse, cümle a‘yân-ı eşrâf meşveretiyle yâ katl veyâhûd
nefy-i
beled ederler. Ve nisvân tâ’ifesi dîvâna gelse, melikin kâ‘asına muttasıl bir h …
Ve bir âdeme katl îcâb etse, cümle a‘yân-ı eşrâf meşveretiyle yâ katl veyâhûd nefy-i beled ederler. Ve nisvân tâ’ifesi dîvâna gelse, melikin kâ‘asına muttasıl bir hücre vardır, anın kamış örülmüş kafesi ardından arzuhâl eder. Yohsa bu diyârda avret taşra nâ-mahrem huzûrunda gezmek memnû‘âtdandır. Ve yedi sekiz aylık yerden gelen şakîler içün başka müsâfirhâneleri vardır. Me’kûlât [u] meşrûbâtların melik tarafından verirler. Müsâfirîne gâyet ikrâm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y413b ·
metinde göster ·