… i‘ binâ olundukda müceddeden küşâde olmuş bir bâb-ı cedîddir. İki tarafında taş
nerdübânlar ile
cemâ‘at-i kesîre câmi‘e urûc ederler. Vâlidekapusu derler, cemâ‘at-i kesîre'ye …
Andan Bâb-ı Yenicâmi‘ üç yüz adımdır. Bu kapu sene (---) târîhinde câmi‘ binâ olundukda müceddeden küşâde olmuş bir bâb-ı cedîddir. İki tarafında taş nerdübânlar ile cemâ‘at-i kesîre câmi‘e urûc ederler. Vâlidekapusu derler, cemâ‘at-i kesîre'ye mahsûs bir bâb-ı hâsdır, âmm değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i câmi‘-i Ebü'l-feth: Bu câmi‘in yemîn [ü] yesârından (---) kademe taş
nerdübân ile
su‘ûd olunur. Ve zemînden tâ sutûh-ı dam [u] bâmına varınca zirâ‘-ı bennâ ile s …
Eşkâl-i câmi‘-i Ebü'l-feth: Bu câmi‘in yemîn [ü] yesârından (---) kademe taş nerdübân ile su‘ûd olunur. Ve zemînden tâ sutûh-ı dam [u] bâmına varınca zirâ‘-ı bennâ ile seksen yedi zirâ‘dır. Vech-i arzdan atebe-i suflâsına varınca dörd zirâ‘ kaddi mürtefi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 40a ·
metinde göster ·
… -) ayakdır. Ve yemîn ü yesârında ve bir dahi kıblesi kapusunda (---) kademe taş
nerdübân ile
urûc olunur haremin cânib-i erba‘asında yan soffaları üzre cümle gûnâ-gûn ibret …
Ve çâr-kûşe haremi dahi tûlen ve arzen (---) ayakdır. Ve yemîn ü yesârında ve bir dahi kıblesi kapusunda (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunur haremin cânib-i erba‘asında yan soffaları üzre cümle gûnâ-gûn ibret-nümûn amûd-ı nakş-ı bûkalemûnlar var kim âdem hayrân olur. Hattâ hareminin kıble kapusunun iç yüzündeki amûd-ı ebrî içre bi-emrillâh taşın mevcinde bir hırka-i peşmîneli Mevlevî külâhlı ve eli mirvahalı bir dervîş sûreti vardır, gûyâ zî-rûhdur. Temâşâgâh-ı ünâsdır kim Musavvirü'l-Hallâk eyle tahrîr etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 40a ·
metinde göster ·
… hareminin şimâlî tarafında "Kırk Nerdübân" nâmıyla ma‘rûf elli dörd kademe bir
nerdübân ile
nüzûl olunur bir uçurum yerdir. Bu iki uçurum ortasındaki püşte üzre bu câmi‘ v …
Hakkâ ki kubbe-i eflâke mânend bî-mânend kubbe-i nîlgûndur. Lâkin Ayasofya kubbesi bu kadar âlî değildir. Kaddi elli sekiz zirâ‘ binâ-yı âlîdir, dahi âlî binâ olunmamasının aslı zemîni gâyet mürtefi‘ kûh-ı bâlâ üzre vâkı‘ olmuşdur. Ve hareminin sağ tarafında kefere zamânı su sahrîci bir fecc-i amîk sarnıc vardır. Ve yine hareminin şimâlî tarafında "Kırk Nerdübân" nâmıyla ma‘rûf elli dörd kademe bir nerdübân ile nüzûl olunur bir uçurum yerdir. Bu iki uçurum ortasındaki püşte üzre bu câmi‘ vâkı‘ olmağile zelzeleden masûn [u] mahfûz olmasıyçün âkıbet-endîş Mi‘mâr Sinân-ı hurdedân câmi‘i alçak edüp çâr-dîvâr üzre inşâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43a ·
metinde göster ·
… b-ı sa‘âdetlerine ve harem-i latîfin üç aded der-i mu‘allâsına (---) kademe taş
nerdübân ile
urûc [u] nüzûl olunur. Ammâ bu harem-i hâs, mermer-i beyâz ile mefrûş bir ak ya …
Evsâf-ı harem-i beyâz: Câmi‘-i şerîfin mezkûr bâb-ı sa‘âdetlerine ve harem-i latîfin üç aded der-i mu‘allâsına (---) kademe taş nerdübân ile urûc [u] nüzûl olunur. Ammâ bu harem-i hâs, mermer-i beyâz ile mefrûş bir ak yayladır kim her bir kıt‘a mermeri birer halîçe kıt‘asında mücellâ ve musaykal ve hem-vâr döşenmiş billûr-misâl vâdîdir. Tûlen ve arzen çâr-kûşe vâkı‘ olup yan soffalar ile bile (---) ayakdır. Ammâ derûn-ı câmi‘ bu haremden büyükdür. Kıble kapusundan tâ mihrâba varınca (---) ayakdır. Arzı (---) ayakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44a ·
metinde göster ·
… garba imâretkapusu ve garba Tevhânekapusu ve yine garba Ağakapusu (---) kademe
nerdübân ile
urûc olunur.
Ve cümle on aded kapuları vardır. Kıble cânibine iki kapusu var. Biri Merâkapusu, biri Eskisarâykapusu, cenûbda Mektebkapusu ve yine cenûba Çârsûkapusu ve cenûba Sağmedresekapusu ve yine cenûba Hekîmbaşıkapusu ve garba imâretkapusu ve garba Tevhânekapusu ve yine garba Ağakapusu (---) kademe nerdübân ile urûc olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
Andan şimâle bin bir mismârlı Kubbekapusu, yigirmi ayak taş
nerdübân ile
urûc olunur bir kapudur. Kubbesi içre bin bir mismâr mıhlı olduğuyçün sebeb-i t …
Andan şimâle bin bir mismârlı Kubbekapusu, yigirmi ayak taş nerdübân ile urûc olunur bir kapudur. Kubbesi içre bin bir mismâr mıhlı olduğuyçün sebeb-i tesmiyesi olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
Ve cânib-i şarka nâzır Hammâmkapusu, bu dahi (---) kademe
nerdübân ile
hammâma nüzûl olunur. Ammâ bu tarafda haremin dîvârı olmayup şehr-i İslâmbol'u …
Ve cânib-i şarka nâzır Hammâmkapusu, bu dahi (---) kademe nerdübân ile hammâma nüzûl olunur. Ammâ bu tarafda haremin dîvârı olmayup şehr-i İslâmbol'u temâşâ içün bir kenâr sedd-i dîvâr-ı pes çekilmişdir. Cümle cemâ‘at anda meks edüp Hünkâr sarâyı ve Üsküdar'ı ve Boğazhisâr'ı ve Beşiktaş'ı ve Tophâne ve Galata ve Kâsımpaşa ve Okmeydânı serâpâ nümâyândır. Ve halîc-i İslâmbol ve Boğaz içre bâdbânların küşâde edüp niçe bin pereme ve kayık ve gayrı keştîlerin şinâverlik etdikleri birer birer râyegân bir harem-i seyr-i cihân yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
… k ve mücellâ zî-kıymet gûnâ-gûn sütûnlar vardır. Ve her kapusundan (---) kademe
nerdübânlar ile
câmi‘e urûc olunur. Ve cümle bâb-ı âliyelerin ve cümle revzenlerin kanatları se …
Ve câmi‘in taşra tarafında dahi yan maksûreleri vardır. Anda rakîk ve mücellâ zî-kıymet gûnâ-gûn sütûnlar vardır. Ve her kapusundan (---) kademe nerdübânlar ile câmi‘e urûc olunur. Ve cümle bâb-ı âliyelerin ve cümle revzenlerin kanatları serâpâ Hind püsüskârîsi gibi sadefkârî kanatlardır. Ve niçe bin musanna‘ât âvîze-i ibret-nümâlarla müzeyyen câmi‘-i pür-env[â]rdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46b ·
metinde göster ·
… sadefkârî bâb-ı kebîrlerdir. Ve bu dörd aded kapulardan câmi‘e (---) kademe taş
nerdübân ile
urûc olunur. Ammâ beşinci bâb-ı kebîr kıble kapusudur kim cümleden serâmed ve m …
Ve bu câmi‘in beş kapusu vardır. Sağ tarafdaki köşede hatîb kapusu, sol tarafda hünkâr mahfili altında imâm kapusu ve iki yan kapuları dahi cümle sadefkârî bâb-ı kebîrlerdir. Ve bu dörd aded kapulardan câmi‘e (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunur. Ammâ beşinci bâb-ı kebîr kıble kapusudur kim cümleden serâmed ve musanna‘ ibret-nümûn bâb-ı bûkalemûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60a ·
metinde göster ·
Ve bu haremin üç kapusundan dahi taşra harem-i kebîre (---) kademe mermer
nerdübân ile
nüzûl olunur. Ve bu haremin pençerelerinden taşra üç tarafda yan dehlîzleri var …
Ve bu haremin üç kapusundan dahi taşra harem-i kebîre (---) kademe mermer nerdübân ile nüzûl olunur. Ve bu haremin pençerelerinden taşra üç tarafda yan dehlîzleri vardır. İki tarafında nahîf amûdcuklar üzre sütûhlar vardır. Cemâ‘at-i kesîre oldukda bu yan dehlîzlerinde dahi ibâdet olunup şeb [u] rûz Hindî ve Özbekî fukarâları ile memlû maksûrelerdir. Bu soffaların tahtında haremin iki cânib[i](---) aded çeşmesârlardır kim cümle cemâ‘at andan âbdest alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60b ·
metinde göster ·
… ve zemînden beş arşın âlîdir. Cânib-i erba‘asındaki bâblardan (---) kademe taş
nerdübânlar ile
urûc olunur bir câmi‘-i fevkânîdir.
Kubbesinin kaddi zemîninden tâ zirve-i âlîsine varınca yetmiş zirâ‘-ı melikîdir ve zemînden beş arşın âlîdir. Cânib-i erba‘asındaki bâblardan (---) kademe taş nerdübânlar ile urûc olunur bir câmi‘-i fevkânîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 87b ·
metinde göster ·
… urâd Hân-ı Râbi‘ Ebü'l-feth kurbünde Kepkepciler içinde bir câmi‘-i fevkânîdir.
Nerdübânlar ile
urûc olunur. Târîhi budur:
Câmi‘-i Bayram Paşa: Vezîr-i a‘zam-ı Murâd Hân-ı Râbi‘ Ebü'l-feth kurbünde Kepkepciler içinde bir câmi‘-i fevkânîdir. Nerdübânlar ile urûc olunur. Târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 89b ·
metinde göster ·
… şhûr-ı âfâk bir câmi‘-i müzeyyendir. Şimâl tarafından haremine (---) kademe taş
nerdübân ile
urûc olunup altı serâpâ talebe hücreleridir. Cânib-i cenûbunda haremine (---) k …
Ve cümle (---) mihrâbdır ve (---) hutbedir. Ammâ cümleden mükellef ü mükemmel Zâl Paşa câmi‘i bir bâğ-ı İrem içinde iki tarafı tarîk-i âm bir câmi‘-i rûşendir kim memâlik-i Âl-i Osmân'da vüzerâ câmi‘lerinde böyle bir münevver câmi‘ binâ olunmamışdır kim cümle üç yüz altmış altı câm-ı billûr ile meşhûr-ı âfâk bir câmi‘-i müzeyyendir. Şimâl tarafından haremine (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunup altı serâpâ talebe hücreleridir. Cânib-i cenûbunda haremine (---) kademe nerdübân ile su‘ûd olunur. Zîrâ bu câmi‘in bir tarafı mürtefi‘ bayırlı zemîndir. Eğer bu câmi‘in tarz [u] tavrı vaz‘-ı binâsın ma-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek bir mücelled olur. Ancak bu câmi‘ içre olan ilm-i mi‘mârî bir câmi‘de yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118a ·
metinde göster ·
su‘ûd olunur. Zîrâ bu câmi‘in bir tarafı mürtefi‘ bayırlı zemîndir. Eğer bu câm …
Ve cümle (---) mihrâbdır ve (---) hutbedir. Ammâ cümleden mükellef ü mükemmel Zâl Paşa câmi‘i bir bâğ-ı İrem içinde iki tarafı tarîk-i âm bir câmi‘-i rûşendir kim memâlik-i Âl-i Osmân'da vüzerâ câmi‘lerinde böyle bir münevver câmi‘ binâ olunmamışdır kim cümle üç yüz altmış altı câm-ı billûr ile meşhûr-ı âfâk bir câmi‘-i müzeyyendir. Şimâl tarafından haremine (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunup altı serâpâ talebe hücreleridir. Cânib-i cenûbunda haremine (---) kademe nerdübân ile su‘ûd olunur. Zîrâ bu câmi‘in bir tarafı mürtefi‘ bayırlı zemîndir. Eğer bu câmi‘in tarz [u] tavrı vaz‘-ı binâsın ma-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek bir mücelled olur. Ancak bu câmi‘ içre olan ilm-i mi‘mârî bir câmi‘de yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118a ·
metinde göster ·
… 'ın gemi âletlerine mahzendir. Cenûba nâzır bir demir kapusuna (---) kademe taş
nerdübân ile
urûc olunur. Hakîr bir kaç kerre andan hevâya kâğız uçurup ve bir kerre ana ip …
Bu kullenin derûnu on bir tabaka zindândır. Hâlâ Âl-i Osmân'ın gemi âletlerine mahzendir. Cenûba nâzır bir demir kapusuna (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunur. Hakîr bir kaç kerre andan hevâya kâğız uçurup ve bir kerre ana ip bağlayup urûc eden cânbâz temâşâsı takrîbiyle çıkup şehr-i İslâmbol'u temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128b ·
metinde göster ·
… (---) binâsıdır, çâr-kûşe tahta kurşum kubbeli ve alçacık minâreli (---) kademe
nerdübân ile
urûc olunur câmi‘dir. Altı serâpâ zeyt yağı dükkânlarıdır. Ve Kurşumlu Mahzen k …
Yağkapanı câmi‘i: (---) binâsıdır, çâr-kûşe tahta kurşum kubbeli ve alçacık minâreli (---) kademe nerdübân ile urûc olunur câmi‘dir. Altı serâpâ zeyt yağı dükkânlarıdır. Ve Kurşumlu Mahzen kurbünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129a ·
metinde göster ·
… ata: (---) hammâmdır ammâ cümleden Azebkapusu'nun iç yüzünde (---) kade[me] taş
nerdübân ile
urûc olunur Mehemmed Paşa hammâmı, binâsı ve hevâsı ve mâsı gâyet latîfdir.
Der-sitâyiş-i hammâm-ı Galata: (---) hammâmdır ammâ cümleden Azebkapusu'nun iç yüzünde (---) kade[me] taş nerdübân ile urûc olunur Mehemmed Paşa hammâmı, binâsı ve hevâsı ve mâsı gâyet latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
… i ol dik sokakdan baş yukaru tâ Cihângîr câmi‘i'ne varınca (---) yüz kademe taş
nerdübân ile
çıkılır bir daracık tarîkdir kim âdem güc ile bir sâ‘atde urûc eder. Ba‘zı kapu …
Leb-i deryâdaki Mehemmed Ağa câmi‘i dibindeki ol dik sokakdan baş yukaru tâ Cihângîr câmi‘i'ne varınca (---) yüz kademe taş nerdübân ile çıkılır bir daracık tarîkdir kim âdem güc ile bir sâ‘atde urûc eder. Ba‘zı kapu önlerinde teneffüs edecek ârâmgâh vardır. Niçe şehbâz bahis ile ârâm etmeden çıkamamışdır. Tâ bu mertebe bir dik yokuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132b ·
metinde göster ·
Eşkal-i câmi‘, leb-i deryâda haremine iki tarafdan (---) kademe taş
nerdübân ile
urûc olunur bir haremdir, vasatında bir âbdest havzı ve çınârlar ile müzeyyendi …
Eşkal-i câmi‘, leb-i deryâda haremine iki tarafdan (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunur bir haremdir, vasatında bir âbdest havzı ve çınârlar ile müzeyyendir. Ve câmi‘in taşrasında yan soffaları üzre (---)142a aded amûd-ı müntehâlar üzre (---) kubbe-i âlîlerdir. Ve bir kıble kapusu üzre târîhi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141b–142a ·
metinde göster ·
Ve çârsû içre bir minâreli kıble kapusuna (---) kademe taş
nerdübân ile
urûc olunur şekl-i murabba‘ kiremitli bir câmi‘-i müfîd [ü] muhtasardır. (---) …
Ve çârsû içre bir minâreli kıble kapusuna (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunur şekl-i murabba‘ kiremitli bir câmi‘-i müfîd [ü] muhtasardır. (---) Hân'ın Dârü's-sa‘âde ağası Osmân Ağa binâsıdır, kıble kapusu üzre târîhi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 144b ·
metinde göster ·
… asında Tavâşî Süleymân Paşa câmi‘i hareminde okuyla ve yayları ile tokuz kademe
nerdübân ile
enilir bir gârda medfûndur.
Me’âl-i kelâm bu kalaycıların pîri Şeyh Sârî hazretleridir kim kâhîce gazâlara serdâr olurdu. Kabr-i münevveri, Mısır'ın iç kal‘asında Tavâşî Süleymân Paşa câmi‘i hareminde okuyla ve yayları ile tokuz kademe nerdübân ile enilir bir gârda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 185b ·
metinde göster ·
… 01b⟧ Bezâsten gibidir. Ancak şimâl cânibine Zebâtcılarkapusu'na altı kademe taş
nerdübân ile
çıkılır. Garba Hakkâklarkapusu, cenûba Çadırcılarkapusu, şarka Telcilerkapusu n …
Bu dahi Sultân Mehemmed Hân'ın binâsıdır. Eski Bezzâzisten'e yüz adım karîbdir. Bunun dahi eşkâl-i binâsı hemân Eski 201b Bezâsten gibidir. Ancak şimâl cânibine Zebâtcılarkapusu'na altı kademe taş nerdübân ile çıkılır. Garba Hakkâklarkapusu, cenûba Çadırcılarkapusu, şarka Telcilerkapusu nerdübânsız düz kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 201a–201b ·
metinde göster ·
… : İslâmbol'da hâzır bulunan pehlivân nefer 13 pehlivânlardır kim her biri ipden
nerdübân ile
eflâke kemend atup urûc ederek kerrûbiyân ve Hazret-i Îsâ ile kelimât etmeğe ya …
Evvelâ kâr-ı pesendîde-i âlem pehlivânân-ı resenbâzân ya‘nî cânbâzân: İslâmbol'da hâzır bulunan pehlivân nefer 13 pehlivânlardır kim her biri ipden nerdübân ile eflâke kemend atup urûc ederek kerrûbiyân ve Hazret-i Îsâ ile kelimât etmeğe yakın olmuşlardır. Evvelâ Üsküdarlı Mehemmed Çelebi ve Mağribli Hacı Nâsır ve iskenderiyyeli Hacı Alî ve Harputlu Şaşı Hüsâm ve Bursalı Kubâdî ve Arabgîrli Kara Şücâh ve Kamberoğlu ve Kız Pehlivân, bunlar pâdişâh huzûrunda terâzûlü ve terâzûsüz kubâdî pabuc ile ve kimi ellerinde birer desti ile arkalarında birer hımâr ile ve kimi ellerinde dal kılıç ile ve'l-hâsıl iki yüz altmış pâre âlet-i bâzbâzân ile arz-ı ma‘rifet edüp Galata kullesinin tâ zirve-i a‘lâsındaki top-ı feleke kadem basmış Arab u Acem ve Hind ü Yemen pehlivânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 204a ·
metinde göster ·
… havz-ı azîmdir ki gûya bir buhayredir. Cânib-i etrâfından altışar kademe mermer
nerdübânlar ile
inilir. Bu havzın cânib-i erba‘asında mermer-i hâmdan ejder ve arslan kelleleri …
deyü rûy-ı dîvârda ta‘lîk hatt-ı celî ile tahrîr olunmuşdur, hakkâ ki mahallinde kayd olunmuş. Bu câmekânın ortasında mermer-i hâmdan bir havzı ve havz içre bir şâzirvânı fevvâre-vâr revân olmada bir berrâk mâ-i zülâldır. Yüzden mütecâviz na‘lin-süvâr natır-kârları vardır. Ve niçe mahbûb yatırkârları ve dellâk-i pâkları ve bî-bâkları ve âşıkân-ı sîne-çâkları vardır. Ve içeri havz-ı azîm üzre bir kubbe-i azîmi var kim ba‘zı ilm-i hendese sâhibleri yüz zirâ‘ binâ-i müdevver kubbe-i pür-nûrdur der ve cümle altı yüz aded câm-ı billûr ve necef ve moran ile müzeyyen bir kubbe-i nîl-gûn üzre ser-â-pâ rasâs-ı nîl-gûn mestûrdur. Ve havzı dâiren-mâdâr aşren fe-aşr ada-i kebîr bir havz-ı azîmdir ki gûya bir buhayredir. Cânib-i etrâfından altışar kademe mermer nerdübânlar ile inilir. Bu havzın cânib-i erba‘asında mermer-i hâmdan ejder ve arslan kelleleri tasvîrleri ağızlarından âb-ı germâ havz içre cereyân etmededir. Ve "sovukluk" ta‘bîr etdikleri mahalde bir şâzirvânı var kim âb-ı refî‘i kubbeye çıkar. Ve bu havzın cânib-i etrâfında sekiz aded tâk-i azîmler üzre kubbe-i âlî mebnîdir ve her tâk altında birer Hanefî kurnaları vardır ve (---) anlarda gasl eden mağsûller havz içre şinâverlik eden gassâlları seyr [u] temâşâ ederler bir temâşâgâhdır. Ve bu hammâm-ı rûşenânın cümle ferşi ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûşdur kim gûyâ mînâ-yı kâr-ı zer-gerdir. 228a Ve iki halveti var, sağ tarafındaki halvetde bir küçük havz var, suyu gâyet suhûnet üzredir. Lâkin kurbunda âb-ı sermâ vardır. Germ-âb ile sermâyı halt edüp ikisinden mu‘tedil âb peydâ olur. Gerçi bu germ-âbın nef‘i meşhûr değildir, ammâ bir müferrih ve dil-küşâ ve binâ-yı rûşenâ hammâm-ı ibret-nümâdır. Bu ılıcalarda herkes dilberânıyla sîne-ber-sîne koç-kocâğ olup bir bucağa gitmek tâze çağlıkdır ve ayb yağılık değildir. Âşık ma‘şûka sürûr [u] şâdmânî sağlıkdır. Husûsan köhne bahârda, cümle âşıkân sâf sâf ve cavk cavk olup şeb-i yeldâlarda bu kaplıcaları gûnâ-gûn şem‘-i kâfûrîler ile çerâğân edüp herkes yârânlarıyla havz içre girüp kimi perr-i tâvûsî ve kimi kebûter taklası atup kimi gavvâs-vâr dalup bir dilberin huzuruna çıkup selâm verir. Kimi bir biri üzre çıkup el ele olup aşağı zeber-dest âdemler deverân edüp üstünde çelebiler gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar edüp ba‘dehû mâ-i zülâle perende atarlar. Kimisi futasını habâb gibi kıbâb edüp şinâverlik eder. Kimi elleriyle şâdırvânlar eder, kimi dehânı ve dendânından fevvâreler ederler. Ba‘zısı bir sâ‘at su üzre aslâ dest [u] pâsı hareket etmeyüp yatarlar. Ba‘zı zaman cümle âşıkân-ı sâdıkan yek dil, yek cihet olup el ele verüp keştî-bânların "[Hey] yâ Mevlâ" sadâları gibi bir hây-hûy ile el ele deverân etdikçe havz-ı azîm içre olan mâ-i tâhir girdâb-ı bahr-i Ummân gibi deverân edüp seyl-i deryâ gibi akdıkça önüne bir cân durmağa iktidârları olmayup cümle âşıkân kendi halleriyle durup su ile deverân ederler kim göz irmez bir seyrân-ı azimdir kim niçe bunun emsâli lu‘bedebâzlıklar vardır. Bursalıya mahsûs fünûn-ı garîbeler vardır; Ammâ bu kaplıcalara çok giren Bursa civânlarına şaka yüzünden "çekme su kaçırırsın" deyü latîfe ederler, ammâ Bursalılar hazz etmediklerinin bir aslı vardır kim "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ’ir" olmak var. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b–228a ·
metinde göster ·
… ebe-i süflâsı dahi bi'l-cümle gümüş eşikdir. Bu kapudan aşağı altı kade[me] taş
nerdübân ile
âsitâne-i sa‘âdetine nüzûl olunur ve cümle der-i dîvârının enderûn [u] bîrûnu s …
Bursa şehrinin hâricinde cânib-i şarkında bir mürtefi‘ hevâdâr yirde bir kubbe-i azîm içre medfûndur. Bâb-ı mu‘allâsının kanatları serâpâ gümüş pullar ve gümüş halkalar ve gümüş musanna‘ kuffeller (?) ile müzeyyendir. Ve atebe-i süflâsı dahi bi'l-cümle gümüş eşikdir. Bu kapudan aşağı altı kade[me] taş nerdübân ile âsitâne-i sa‘âdetine nüzûl olunur ve cümle der-i dîvârının enderûn [u] bîrûnu serâpâ ibret-nümûn nakş-ı bukalemûn Kâşî çînidir. Ve pencerelerinin dörd adedi cânib-i garba Bursa sahrâsına nâzır tuc revzenlerdir. Dörd penceresi dahi kıble cânibinde câmi‘ haremine nâzırdır. Ve bu âsitâne içre olan maslûbât mücevher eşyâlar meğer Ravza-i Mutahhara'da ola. Ve bunda olan zî-kıymet ibrişim hâlîceler bir âsitânede yokdur ve kabr-i şerîfin cânib-i erba‘asında niçe yüz altun ve gümüş çerağlar ve mücevher kanâdîller ve kırkar ve ellişer vukıyye gelir zeheb-i hâlis mutallâ şem‘dânlar ve çerâğdânlar ve buhûrdânlar ve gül-âbdânlar ile müzeyyen âsitâne-i münevverdir. (---) Ve sandûka-i şerîfinin cânib [u] etrâfında Yâkût-ı Musta‘sımî ve Şeyh ve Bekrî ve Abdullah-i Kırımî ve Hâlidî ve Demirci Kulu ve Zehebî ve Şeyh ve İbnu'ş-Şeyh Dede Mehemmed ve Karahisârî ve Karahisârî Hasan Çelebisi hattıyla mezkûr hattâtların kelâm-ı izzetleri var kim her biri birer dahme-i Efrâsiyâb değer kelâm-ı izzetlerle müzeyyen olmuşdur. Ve sandûka-i şerîfi zerdûz harîr ile mestûrdur. Ve ser-i sa‘âdetleri mahallinde yeşil imâme-i Hüseynî ile bir mehâbet [u] salâbet üzre âsûdedirler kim âdem bu âsitâneye girdikde berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Ba‘zı kimesneler âdâbından içeri girmeyüp ser-i sa‘âdetleri tarafındaki pencereden Fâtiha tilâvet edüp gider. Kabrinin kıble tarafı bir şîrîn câmi‘-i münevverdir. Hareminin cânib-i erba‘ası fukarâ hücreleridir. Ve bir imâret-i it‘âmı var, şeb u rûz ni‘meti âmme-i nâsa mebzûldur. Niçe bin keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuş mutasarrıfînden ulu sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238b ·
metinde göster ·
… e Sultân Ahmed Hân asrında bu kal‘ayı Kazak-ı Ak ale'l-gafle bir şeb-i muzlimde
nerdübânlar ile
serîka edüp Vezîria‘zâm Nasıf Paşa bu Sinop kal‘asın küffâr alduğun Ahmed Hân'a …
{Hicretin sene 92 târîhinde Âl-i Emeviyyûn'dan Süleymân b. Abdullah fermânıyla kız karındaşı oğlu Ömer b. Abdül‘azîz İslâmbol'u muhâsara edüp bî-feth avdet edüp bu Sinop kal‘asın dahi muhâsara edüp bî-feth rücû‘ etdiler} Sinop (---) galatdır, (---) binâsıdır. Kastamonu hâkimi Ulu Beğ (---) fethidir. Andan sene 796 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir. Gâyet sa‘b u metîn u kavî kal‘a olmağıla Rûm keferesi elinden üçüncü muhâsarada usret ile feth olup Kastamonu eyâletinde serbest ve mu‘âf ve müsellem mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem ze‘âmetdir. Dizdârı ve serdârı ve kal‘a neferâtları ve üç yüz akçe pâyesiyle kadısı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı vardır. Ekseriyyâ halkı tüccâr ve neccâr ve sevdâger-i berr u bihârdır. Bir fırkası avân ve bir zümresi ulemâ ve meşâyihândır. Halkı ekseriyyâ çuka ferâce ve bogasi hil‘at giyerler. Ve erbâb-ı ma‘rifetler bu şehri 17 iklîm-i örfiyyede bulmuşlar. Kıble ve şark cânibi dağları serâpâ bâğlardır. Cânib-i şarkîsinde şehr-i Kastamonu üç günlük yoldur. Bu şehr Karadeniz'in Anadolu tarafı sâhilinde Sinap Burnu demekle ma‘rûf bir burunda vâkı‘ olmuşdur kim Karadeniz'in garb tarafında (---) mil Rûmeli cânibinde bu Sinop'a mukâbil Keliğra Sultan kayaları vâkı‘ olmuşdur. Sinap ile ol Keliğra burnu mâbeyni gûyâ bir boğazdır. İslâmbol tarafı ve Tarabozan tarafı yine vâsi‘ deryâlardır. {Sinop İslâmbol'a beş yüz mildir}. Ve bu kal‘a-i Sinop, şehr-i Samsun'un garb tarafındadır. Sinop ile Samsun'un arası dört merhale yerdir. Ve kal‘ası bir püşte-i âlî üzre üç kat Şeddâdî rıhtım Kayser-ı Rûm oğlu Sinopa nâm kralın binâsıdır. Ammâ gâyet sedd-i metîn kal‘a-i sengîndir. Dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve cümle (---) kulle ve altı bin altı yüz bedendir ve cümle (---) kapudur. Evvelâ Kum kapusu ve Meydân kapusu ve Tershâne kapusu ve Yenicekapu ve Tabahâne kapusu ve İçhisarın Lonca kapusu cihânnümâdır. Ve Uğrunkapu ve aşağı kal‘ada Deniz kapusu. Bu merkûm kapuların cümlesi ikişer kanatlı demir kapulardır kim her biri birer bâb-ı Kahkaha'dır ve bu kal‘a bir düz yirde vâkı‘ olup iki cânibin deryâ döğer ve bu kal‘anın eşkâli şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki olmuşdur. Ammâ Bozdepe dağından nazar etsen gemi alboratası kesiminde üç kat bir gûne kal‘a-i metîndir. Dizdârı kal‘anın top menzilinden ba‘îd giderse şehirlilerin ellerinde olan hatt-ı şerîfleri mûcebince dizdârı katl etmeğe me’mûrlardır. Ol havfden fakîr-İ dizdâr bir top menzilinden ba‘îd gitmeğe kâdir değildir. Cümle altı yüz müsellah ve şecî‘ ve bahâdır neferâtları vardır. Sene (---) târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında bu kal‘ayı Kazak-ı Ak ale'l-gafle bir şeb-i muzlimde nerdübânlar ile serîka edüp Vezîria‘zâm Nasıf Paşa bu Sinop kal‘asın küffâr alduğun Ahmed Hân'a i‘lâm etmeyüp ketm etdiğiyçün katl olundu. Ba‘dehû bu kal‘ayı küffârdan halâs edüp elli kul dahi aşağı kal‘aya koyup bin kantar barud-ı siyâh ve sagîr ü kebîr bin pâre top koyup cümle âlât-ı cebehânesi ve gûnâ-gûn âlât-ı silâh-ı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen etdiler. Ol asrdan berü her şeb ikişer yüz âdem bölükbaşıları ve çavuşlarıyla tâ sabâha dek dîdebân ve nigehbân ve gafîrlik edüp ba‘de't-tabl ve nefîr nevbetciler feryâd ederler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246a ·
metinde göster ·
inilir bir tûlânîce vâki‘ olmuş bir câmi‘-i kadimdir kim câmi‘-i Fâtih'dir. Amm …
Andan Câmi‘-i Melik Gâzî beş altı kademe taş nerdübân ile inilir bir tûlânîce vâki‘ olmuş bir câmi‘-i kadimdir kim câmi‘-i Fâtih'dir. Ammâ bir gûne surâhî ve serâmed ve rakîk ü mevzûn bir tula minâresi var kim cihânda misli yokdur, derler. Şerîfesinin etrâfı demir kafesdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283a ·
metinde göster ·
şeb-i muzlimde iç kal‘aya gitmek üzre iken derûn-ı kal‘ada müstahfızân yeniçeri …
Ez-în-cânib Erzurûm sahrâsında efendimiz Mehemmed Paşa ile Revân derneği içün deryâ-misâl asker cem‘ olmuşken rûz-ı Kasım gelüp şiddet-i şitâdan cem‘iyyet-i asâkir târmâr olup Sâlih Paşa'nın katli haberi gelmeğile paşa dahi müte’ellim olup mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübînde rûz-ı Kâsım sicille kayd edüp paşa efendimiz cümle eyâlet livâlarına destûr verüp herkes sancaklarına gidüp paşa efendimiz dahi kendi tevâbi‘iyle kal‘a-i Erzurûm'a dâhil olup yanında ancak Seydî Ahmed Paşa kaldı. Lâkin Âsitâne tarafından Hezârpâre Ahmed Paşa tarafından gûnâ-gûn ta‘n-âmiz mektûblar ve emirler gelmeğe başladı. Bir gün bir ulak Âsitâne tarafından gelüp Koca Vâlide'den ve Uzun Alî Ağa'dan ve Rodosî Mehemmed Efendi'den ve Kuşcu Mahmûd Ağa'dan niçe yüz gûne mekâtibler gelüp "Paşa efendim! Başına tedârik gör. İşte Sâlih Paşa merhûmun ibtidâ hazînedârı ve ba‘dehû kethüdâsı olan Bağdâd valisi İbrâhîm Paşa katline âdem gitdi. Sen dahi Sâlih Paşa çelebisisin ve ma‘lûmunuzdur kim hâlâ Sadrıa‘zam Ahmed Paşa, Bâkî Beğ ve Mestân Beğ oğullarıyçün sana ne kadar adâveti vardır. Gâfil me-bâş, başına asker cem‘ edüp başına bir tedârik gör. Sana da elbette ma‘zûlluk mukarrerdir. Ana göre amel idesin ve Varvar Alî Paşa, İpşir Paşa'nın karısın İbrâhîm Hân'a nâ-şer‘î vermedüğü içün Sivas'dan Varvarı ma‘zûl edüp katline âdemler gitmişdir. Sakın hâ! Tenbîhü'l-gâfilîndir, başına tedârik gör" deyü bu gûne nasîhat-âmiz mektûblar gelince paşa-yı âkıbet-endîş bu haberleri güm edüp âlem-i ağyârdan bî-haber iken ziyâfet tarîkıyle bir gice niçe umûr-dîde ağalarıyla kasembillah billah edüp Kelâm-ı İzzet'e ve tuza,-ekmeğe, levendânca sır saklamak içün ahd-i emân edüp paşa eydür: "Ağalar, hâlim budur kim ben Erzurûm'da Abaza Paşa gibi bu kış-kıyâmet diyârda celâlî olup Anadolu hazîneleri ve hizmetlerin zabt etdirüp bu kal‘ada kapanmak isterim, ne dersiz" dedikde cümle ağavât "semi‘nâ ve eta‘nâ" deyü bir gicede kemendler ile iki yüz çengâlli nerdübânlar ve iki bin serdengeçdi yarar, benâm nâmdârlardan Nakışlı Bölükbaşı ve Acem Bölükbaşı ve Kürd Bölükbaşı ve Saçlı Bölükbaşı cümlesi âmâde pür silâh olup vakt-i Şâfi‘î'de cümle serdengeçdiler nerdübânlar ile şeb-i muzlimde iç kal‘aya gitmek üzre iken derûn-ı kal‘ada müstahfızân yeniçeriler haberdâr olup bir ağızdan cümle "Allah yekdir, yek" deyüp "Alarka! Vura-dura-duta" deyü feryâd [u] fiğânlara başlayup kal‘anın cânib-i erba‘asında der-i dîvârların meş‘aleler ile çerâğân edüp gülbâng-i Muhammedîler çekdiler. Ve iç kal‘ada cümle topları sarâya havâle kılup taşra varoşda olan yeniçerileri cümle iç hisâra alup taşra kal‘anın kapuların açmayıp paşanın cümle askeri ve hizmetlerde olan ağavâtları taşrada kalup paşa ancak iki bin mikdârı âdemleri ile sarâyda kaldı. Hikmet-i Hudâ cümle tedbîrimiz taksîr olup kal‘adan sarây tuyulmağa şürû‘ edecek mahalde ale's-sabâh Ali Çorbacı mâbeyne bir kaç a‘yân [u] eşrâfdan muslihîn girüp "Bre aslı yokdur" deyü yeniçeri ağasına ve niçe yeniçeri çorbacısına ve elli bir cemâ‘at Halîl Ağa çorbacıya hil‘at-i fâhireler ve on kîse hakk-ı sükût ihsânlar edüp def‘-i fesâd oldu. Bu ma‘reke on gün mürûr edüp sene (---) târîhinde mâh-ı Zilka‘de'nin onuncı gününde bir âdem Erzincân kapusundan içeri keçe külâhıyla ve bir hımâr yükü pürçüklü 338b ya‘nî havucuyla mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn olan Emîr Buhârî şeyhi dâmâdı el-mevlâ fazîletlü Molla (---)(---) Efendi huzûruna girüp "Sultânım! Bir hımâr yükü havuç getirdim. Eşeğim bağırmadan, kal‘adan yeniçeriler çağırmadan, paşa kulların başına kığırmadan, benim şu kızıl ağacıma narh ver" deyince Molla ve gayrı huddâm-ı mahkeme end-bend olup "Âdem! Murâdın nedir?" "Sultânım! Murâdım bu Erzurûm'u müsellemliğile zabt etmekdir" deyince hemân Kadı "Safâ geldiniz Müsellim Ağa, hoş geldiniz" deyü ayağa kalkup der-akab Erzurûm kal‘asının kapuların sedd etdirüp yeniçeri ağasına ve cemî‘î çorbacılara ve a‘yân-ı vilâyete haber olup paşaya haber etdiler. Zîrâ paşadan havf ederlerdi kim gelen müsellimi salb edüp eyâlet-i Erzurûm'u zabt ide. Andan havf [u] haşyete düşmüşlerdi. Ba‘dehû müsellimi havuccu re‘âyâsı kılığından çıkarup bir kat semmûr libâslar bulup esbâb [u] ihtişâmıyla cümle yeniçeri ocağıyla paşa dîvânına gelüp hatt-ı şerîf ve emr-i pâdişâhlar tilâvet olunup eyâlet-i Erzurûm'u Gürcî Koca Mehemmed Paşa'ya ihsân buyurulmuş. Paşa "Allah mübârek eyleye" deyü müsellime hil‘at-i fâhire giydirüp fakîr müsellim mü’eddebâne gerü gerü giderken hil‘atin eteğine basup tepesi üzre zîr-i zeber oldukda garîb müsellim "Amân sultânım! Ben bir emir kuluyum. Benim suçum yokdur. Azîz başunçün beni makaraya asup katl etme" deyü feryâd etdi. Meğer Paşa dîvânhâne kemerlerinde bir makara ihdâs edüp her şeb anda kırk elli kanâdiller çerâğân olurdu. Âsitâne tarafında böyle istimâ‘ olunur kim varan müsellimi paşa salb etmek içün dîvânhâne vasatında bir makara icâd etdi, haberi şâyî‘ olmağıla fakîr müsellim tebdîl-i câme mahkemeye hımâr ile havuccu kıyâfetiyle gelmesinin aslı ol imiş. Hemân Paşa "Kaldırın müsellim ağayı" deyince Müsellim "Amân! Amân!" deyü feryâd etdi. Müsellimin koltuğuna girüp yine ri‘âyetler etmişken müsellim gördü kim kendi düşdü, hemân aklı başına gelüp eydür: "Hemân Sultânım! Yarın ale's-sabâh kal‘adan taşra çıkup üç günde tedârik görün. Elbette bu şehirden çıkarsız" deyince hemân paşa "Bre vurun şu kahbe hîz gidiyi" bu kerre fakîr müsellim gerçekden düşüp cânı azm-i bevâr ide yazdı. "Bak a mel‘ûnun teklîf-i mâlâ yutâkına. Ben düstûr-ı mükerrem olam, bana böyle ibrâm [u] ilhâh eder" deyü gâyetü'l-gâye gazab-âlûd olup elli bir cemâ‘at çorbacısı Halîl Ağa mâbeyne girüp paşa derûn-ı kal‘ada kâmil bir hafta tekâ‘üd edüp cânib-i erba‘a hizmetlerinde olan cümle bayraklar ve ağavâtlar gürûh gürûh gelüp cümle ma‘ûnetler görülüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 338a–338b ·
metinde göster ·
… ser çekmiş yalçın kesme kayalı sun‘-ı Hudâ üzre sekiz yüz kademe kayadan kesme
nerdübân ile
urûc olunur. Benî Âdemden gayrı devâbât makûlesi urûc edemez. Mardin-misâl bir …
Evsâf-ı kal‘a-i Erdoğan, ya‘nî sedd-i Türkistân: Evc-i âsumâna ser çekmiş yalçın kesme kayalı sun‘-ı Hudâ üzre sekiz yüz kademe kayadan kesme nerdübân ile urûc olunur. Benî Âdemden gayrı devâbât makûlesi urûc edemez. Mardin-misâl bir kal‘a-i kâr-ı Zü'l-celâl, hisâr-ı üstüvârdır. Yekpâre kaya üzredir. Kıbleye nâzır bir demir kapusu var. Kal‘anın zirve-i a‘lâsı eğrice kayadır, gören anı münhedim olur zann eder. Rûm keferesi elinden fâtih-i Niksâr Melik Gâzî feth edüp ba‘dehû Yıldırım Hân mâlik olmuşdur. Tevârîhde sedd-i Türkmân nâmıyla tahrîr olunan kal‘a-i serâmed budur. Hâlâ derûn-ı kal‘ada yüz elli mikdârı hâne ve bir câmi‘ ve su sarnıçları ve buğday anbârları ve Köprü halkının mahzenleri olup cümle zî-kıymet esbâb [u] âvânîleri bu kal‘ada ve Deşan dağı dibinde Koca kal‘asında mahfûzdur. Dizdârı ve kırk sekiz neferâtları bu hizmete me’mûrlardır. Kapusunun bir asma cisri vardır. Her gice ol cisri makaralar ile ref‘ edüp kal‘a celâlî ve harâmîden emîn olur. Ammâ çârsû-yı bâzârı ve hân u hammâmı yokdur. Lâkin aşağıda Kızılırmak kenarında bâğları çokdur. Bu kal‘a dahi Köprülü kazâsı nâhiyesidir. Andan cânib-i garba 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348b ·
metinde göster ·
… ser-i sa‘âdeti kûh-ı bâlâdan galtân olarak aşağı şehirde bir gâr-ı hafrde (---)
nerdübân ile
inilir bir tekye-i pür-envâr içinde medfûn olup hâlâ cemî‘i ehl-i İslâm ü Nasâr …
Menâkıb-ı Habîb-i Neccâr : Bâlâda tahrîr olunan bânî-i Antakıyye Bî‘atü'l-Kassân nâm melikin bir nûr-i dîde ciğer-kûşesi var idi. Ol dahi pederi gibi Hazret-i Mesîh'e îmân getirüp mü’min ü muvahhid olmuş idi. Hikmet-i Hüdâ ecel-i müsemmâsı gülüp "İrci‘î ilâ rabbik" emrine imtisâlen cânib-i Hakk'a revâne olup Antakıyye içre defn olunup yedi seneden sonra bu Hazret-i Habîb-i Neccâr bu Antakıyye şehrine gelüp cümle halkı dîn-i Mesîh'e da‘vet etdikde cümle ahâlî-i beled Habîb-i Neccâr'dan mu‘cize isteyüp "Bizim melîkimizin Yavhîd nâmında bir âdil oğlu var idi. Yedi senedir merhûm oldu. Anı ihyâ eyle, cümlemiz îmâna gelelim" dediler. Derhâl Habîb-i Neccâr kabr-i şehzâde üzre varup du‘â edüp "Kum bi-iznillah" deyince bi-emri Hüdâ şehzâde-i âzâde azâb-ı kabrden âzâd olup hayât buldukda yedi sene mu‘ammer olup cümle ehl-i Antakıyye İslâm ile müşerref olup şehzâde yedi sâlde ol kadar adl-i adâletler edüp deyr-i kebîrler ve hayrât-ı vefîrler edüp şehr-i Antakıyye'i imâr ederken Habîb-i Neccâr kifâf-ı nefs içün neccârlık etdüğünden Habîb-i Neccâr derler. Ol asrda dülgerlerin pîri ol idi. Ammâ Hazret-i Risâlet-penâh asrında Ebü'l-Kâsım Abdülvâhid en-Neccârî'dir. Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk belin bağlayup kırk ikinci pîr olup [İbn] Zübeyr hazretlerinin fermâniyle Mekke-i Mükerreme'ye bir bâb dahi binâ edüp huccâc birinden girüp birinden çıkarlardı. Ba‘dehû Yûsuf Haccâc-ı Zâlim gelüp zulm ile {Mekke'de} ceng-i azîm edüp [İbn] Zübeyr hazretleri mündehim olup "Niçün Mekke'ye bir kapu dahi ihdâs etdin?" deyü Hazret-i [İbn] Zübeyr'i sene (---) târîhinde Haccâc-ı Zâlim salb edüp kabr-i Zübeyr kurâfe-i mu‘allâdadır. Neccârların pîri Ebü'l-Kâsım'ı dahi kapu inşâ etdiğiyçün salb etmek murâd edindikde Ebü'l-Kâsım Cidde'den gemiyle Habeş'e firâr edüp andan Asvân şehrinde Dâr-ı Bâkî'de karâr etdi. Ammâ pîr-i neccâr-ı kadîm Habîb-i Neccâr idi {Hazret-i Habîb-i Neccâr bu Antakıyye'de Yavhîd nâm} şehzâdei mürde iken ihyâ edüp keşf-i mu‘cize etdüğün münkerîn görüp âhir yedi seneden sonra Habîb-i Neccâr'ı şehîd edüp ser-i sa‘âdeti kûh-ı bâlâdan galtân olarak aşağı şehirde bir gâr-ı hafrde (---) nerdübân ile inilir bir tekye-i pür-envâr içinde medfûn olup hâlâ cemî‘i ehl-i İslâm ü Nasâra kavminin ziyâretgâhıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 24a ·
metinde göster ·
… ın cânib-i şarkîsi hâricinde bin hatve ba‘îd bir çemenzâr yerde kırk kademe taş
nerdübân ile
nüzûl olunur bir Aynü's-sevr âb-ı zülâldir. Niçe bin peygamberler bu Aynü's-sev …
Ziyaretgâh-ı Aynu'l-bakar: Akka kal‘asının cânib-i şarkîsi hâricinde bin hatve ba‘îd bir çemenzâr yerde kırk kademe taş nerdübân ile nüzûl olunur bir Aynü's-sevr âb-ı zülâldir. Niçe bin peygamberler bu Aynü's-sevr'e girüp gasl etdüklerinden hâlâ niçe kerre yüz bin âdem marîzli gelüp bu aynda gasl edüp âbından nûş etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ cemî‘i emrâz-ı muhtelifeden halâs olup vücûdı tendürüst olup dürr-i beyz-âsâ olur. Hattâ cemî‘i ulemâ-yı Akye ve ahâlî-i Bukâ‘ bu ayna Hazret-i Paygamber ve Hazret-i Alî ile gelüp girmişdir deyü tahkîklar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a ·
metinde göster ·
inilir bir aynü'l-hayatdır. Ta‘amda Kuds-i Şerîf'de Âb-ı selvâ'nın lezzetindedi …
Bu dahi ana karîb bir vâsi‘ bi’r-şekilli nerdübân ile inilir bir aynü'l-hayatdır. Ta‘amda Kuds-i Şerîf'de Âb-ı selvâ'nın lezzetindedir. Ekseriyyâ bu aynda Hazret-i İsâ gasl etmişdir deyü millet-i Nasârâ ve Efrenc tâ’ifesi nûş edüp gasl ederler. Ve tâ’ife-i Yahûd Hazret-i Mûsâ bu aynda gasl etmişdir deyü ziyâret edüp nûş ederler. Ammâ gâyet müsta‘mel etmişler. Bu iki uyûnun "Ni‘meteyn" ismiyle müsemmâ olmasın "Manzara-i Enhâr-ı Uyûn ve Bi’r-i Germâb" nâm târîhinde, bizzât Hazret-i Risâlete sehhârlar sihr etdiklerinde ilhâm-ı Rabbânî ile Hazret-i Resûl, Şâm kurbunda Busrâ şehrinde ticârete geldikde şehr-i Busrâ'da Buhîra nâm bir râhib var idi. Ol eydür: "Yâ Muhammed! Sende sihir alâmeti var. Durma, Akka'da Ni‘meteyn derler iki uyûn vardır, birine Hazret-i Mûsâ girüp Fir‘avnîler sihrinden emîn olup bahr-i Kulzüm kenarında Fir‘avnîlere gâlib olup cümle Fir‘avnîler gark-ı âb olup Mûsâ Nebî sihr-i murâ‘inelerden halâs oldu. Birine Hazret-i İsâ Nebî girüp sihr-i İsrâ’îl'den halâs olup âsumâne urûc etdi. Yâ Muhammed! Sen de Akka'da ol uyûnlara girüp gasl eyle. Benî Kureyş kabîlesi sihrinden emîn olup onlara alâ-gâlib ile galebe edesin. Ve yâ Muhammed! Akka'da uyûn çokdur. Her kankı ayn sana 'Ene'n-ni‘meteyni'l-huld' derse anlara girüp gasl eyle" deyince Hazret-i Resûl, Buhîra râhibin ta‘lîmiyle Akka'ya gelüp deverân u seyerân ederken bu iki uyûn "Yâ Muhammed! Ene'n-ni‘meteyni'l-huld biziz!" dediler. Hazret Bismillah ile bu iki aynda gasl edüp cümle sihirden emîn olup "Hâzâ ni‘meteyn" buyurmuşlardır. Cemî‘i elsine-i muhtelife tevârîhlerinde bu Ayn-i Ni‘meteyn mastûr olduğundan mâ‘ada bizim niçe yüz kütüb-i mu‘teberelerimizle evsâfı mastûrdur. Anınçün cemî‘i memâlik-i mahrûselerde niçe bin meshûr ve sevdâ-zede ve sarı‘a zahmetine mübtelâ âdemler bu ni‘meteynlere girüp bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulup gider. Hakîr bir niçesine vâkıf-ı esrârım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43b ·
metinde göster ·
… , zîrâ yukaru iç kal‘a kayasının tâ zirve-i a‘lâsından iki bin kademe kesme taş
nerdübân ile
tâ nehr-i Furât'a nüzûl olunur. Bir gûne musanna‘ su yolı var kim 80b diller …
Ammâ suya usret çekmezler, zîrâ yukaru iç kal‘a kayasının tâ zirve-i a‘lâsından iki bin kademe kesme taş nerdübân ile tâ nehr-i Furât'a nüzûl olunur. Bir gûne musanna‘ su yolı var kim 80b diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Suya gidenin başka yolu vardır. Su getirenlerin gayri râhı vardır. Yine birbirlerine nâzırdırlar. Tarz-ı garîb bir râh-ı acîbdir. Bundan gayrı yine derûn-ı kal‘ada yine matar-ı rahmetden cem‘ olma su sarnıcları vardır ve buğday anbârları ve cebehâneleri ve derûn-ı kal‘ada cümle üç yüz aded hâk-i pâk ile mestûr hâneleri ve bir câmi‘i ve kal‘anın cânib-i garba nâzır bir demir kapusu aşağı şehre mekşûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 80a–80b ·
metinde göster ·
… câmi‘in iki kapusunun biri sağ cânibinde Derziler içine açılup altı kademe taş
nerdübân ile
çıkılır. Bir kapusu çârsû içine on kademe nerdübân ile nüzûl olunur. Lâkin bu c …
Şâh Melik câmi‘i: Cemâ‘at-i 114a kesîreye mâlikdir. Tûlen ve arzen yüz elli ayakdır. Ve bir musanna‘ tarz-ı âhar mermer minberi var kim diyâr-ı İslâm'da misli yokdur. Ve bu câmi‘in iki kapusunun biri sağ cânibinde Derziler içine açılup altı kademe taş nerdübân ile çıkılır. Bir kapusu çârsû içine on kademe nerdübân ile nüzûl olunur. Lâkin bu câmi‘ çârsû-yı teng mahallinde olmağıla aslâ ve kat‘â haremi yokdur. Ve Eski câmi‘i ve Çelebi Efendi câmi‘i ve Kabrancı câmi‘i ve Emîr Çelebi câmi‘i ve Yukarı Çârsû'da kal‘a kapusu önünde Kadı Avn câmi‘inin bâb-ı sa‘âdeti atebe-i âlîsi üzre târîhi böyle merkûmdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 113b–114a ·
metinde göster ·
… e açılup altı kademe taş nerdübân ile çıkılır. Bir kapusu çârsû içine on kademe
nerdübân ile
nüzûl olunur. Lâkin bu câmi‘ çârsû-yı teng mahallinde olmağıla aslâ ve kat‘â ha …
Şâh Melik câmi‘i: Cemâ‘at-i 114a kesîreye mâlikdir. Tûlen ve arzen yüz elli ayakdır. Ve bir musanna‘ tarz-ı âhar mermer minberi var kim diyâr-ı İslâm'da misli yokdur. Ve bu câmi‘in iki kapusunun biri sağ cânibinde Derziler içine açılup altı kademe taş nerdübân ile çıkılır. Bir kapusu çârsû içine on kademe nerdübân ile nüzûl olunur. Lâkin bu câmi‘ çârsû-yı teng mahallinde olmağıla aslâ ve kat‘â haremi yokdur. Ve Eski câmi‘i ve Çelebi Efendi câmi‘i ve Kabrancı câmi‘i ve Emîr Çelebi câmi‘i ve Yukarı Çârsû'da kal‘a kapusu önünde Kadı Avn câmi‘inin bâb-ı sa‘âdeti atebe-i âlîsi üzre târîhi böyle merkûmdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 113b–114a ·
metinde göster ·
… üç aded hammâm-ı dilsitândır. Evvelâ çârşu başında yol kenarında altı ayak taş
nerdübân ile
enilir Çifte hammâm, müferrihdir. Hevâsı ve binâsı ve mâsı gâyet latîf hammâm-ı …
Ve cümle üç aded hammâm-ı dilsitândır. Evvelâ çârşu başında yol kenarında altı ayak taş nerdübân ile enilir Çifte hammâm, müferrihdir. Hevâsı ve binâsı ve mâsı gâyet latîf hammâm-ı rûşenâdır. Bu hammâmdan yukarıca Eski hammâm, bu dahi müferrih hammâmdır. Bu hammâmlardan mâ‘adâ şehir a‘yânı nakli üzre yetmiş aded hammâmın hâsları vardır. Ve kal‘a altında Tuna'ya nâzır Oyulma hammâmı gâyet latîf hammâmdır. Lâkin ba‘de'z-zuhr bizim vâlidelerimiz girerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114a ·
metinde göster ·
… Tuna kenarında su kapusu, küçük kapudur. Ekseriyyâ mesdûd durur. On kademe taş
nerdübân ile
nehr-i Tuna'ya nüzûl olunur. Bir kapusu dahi cânib-i kıbleye, şehre mekşûf iki …
Nehr-i azîm Tuna sâhilinde seng-trâş ile mebnî şekl-i mukavves sûr-ı metîndir. Gûyâ yay gibi yayılmışdır. Yayın çille tarafı Tuna kenarı vâkı‘ olmuşdur kim azîm seng-i kebîrler ile inşâ olunmuşdur. Gûyâ yayın çille başlarında Tuna'ya nâzır metîn kulle-i kebîrleri vardır. Ve cânib-i garba meyyâl dîvâr (---)(---) dır. Dâ’imâ bu tarafı Tuna içindedir kim Tuna'nın girdâbı mahallidir kim bu mahalde azîm gümiler üzre yetmiş seksen aded un değirmânları var kim ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyrdir. İnşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Ve bu kal‘anın kara tarafı gûyâ yayın kabza tarafıdır kim metîn ü kavî seng-i kebîrler ile mebnî kavs-misâl nîm müdevverdir. Vâsi‘ ü arîz ü amîk handakı vardır. Dâ’imâ içinde Tuna cereyân edüp handakın cânib-i garbından girüp cânib-i şarkından hurûc eder. Cümle on bir kulle-i kavîlerdir. Ve cümle beş yüz bedendir. Ve iki kat mazgal delikleri vardır. Ve cümle iki kapusu vardır. Evvelâ cânib-i garba Tuna kenarında su kapusu, küçük kapudur. Ekseriyyâ mesdûd durur. On kademe taş nerdübân ile nehr-i Tuna'ya nüzûl olunur. Bir kapusu dahi cânib-i kıbleye, şehre mekşûf iki kat metîn ü kavî bâb-ı hadîdlerdir kim bu kapu gûyâ yay-misâl bina olunan dîvârın tâ yay kabzası mahallindedir. Handak-ı arîzi üzre tahta cisr ile ubûr olunur. Her gece kal‘a neferâtları cisri zencîrler ile burc [u] bârûlar üzre dollâb ve makaralar ile çeküp kal‘a kapusuna sedd edüp kal‘a nehr-i Tuna içre gûyâ bir cezîre gibi kalır. Bu kal‘a kapusuna taşradan içre girerken kapunun solunda kemer altında bir azîm gürz-i pehlivânî maslûbdur. Ve sağ tarafında handak üzre âyende vü revendeye ârâmgâh olmak içün bir tahta binâ bir maksûre-i ra‘nâsı var. Ve bu kapudan içeri orta kapunun atebe-i ulyâsı üzre ay ve güneş tasvîrin üstâd-ı kâmil beyâz mermer üzre tahrîr etmiş. Hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış. Sihr-i helâ şems [ü] kamer göstermiş kim bu felek-i atlasda eyle bir mâh-ı âfitâb resmin bir ressâm-ı kâmil kemâliyle etmemişdir kim gûyâ kamer bedr-i münîr olmuş, güneş âleme pertev urmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118a ·
metinde göster ·
… bir minâreli ve kıbleye nâzır bir kapulu şîrîn câmi‘dir. Hareminde yigirmi ayak
nerdübânlar ile
nüzûl olunur âbdest muslukları vardır. Cümlesi kırk aded uyûn-ı câriyelerdir. K …
Andan çârsû içinde câmi‘-i Alî Paşa çâr-kûşe hârpüşte kurşum kubbeli ve bir minâreli ve kıbleye nâzır bir kapulu şîrîn câmi‘dir. Hareminde yigirmi ayak nerdübânlar ile nüzûl olunur âbdest muslukları vardır. Cümlesi kırk aded uyûn-ı câriyelerdir. Kapusu üzre târîhi böyle tahrîr olunmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 127a ·
metinde göster ·
… -i pür-envârdır. Dervezeleri üzre târîhi yokdur. Kıble kapusuna altı kademe taş
nerdübân ile
urûc olunur. Ve bir serâmed musanna‘ bâng-ı Muhammedî tilâvet olunacak minâre-i …
Ulucâmi‘: Fâtih-i Edirne Gâzî Hudâvendigâr Sultân Murâd Hân-ı Evvel'indir. Kârgîr binâ kıbâb-ı kebîrler ile ârâste ve derûn-ı câmi‘de sütûn-ı müntehâlar ile pîrâste bir câmi‘-i kebîrdir. Ammâ mihrâbı ve minberi kâr-ı kadîm olmağıla ol kadar musanna‘ değildir. Ve şöhret-i zînet içün âvîze-i maslûbâtları yokdur. Hemân sâde güzeli bir rûhâniyyetli câmi‘-i pür-envârdır. Dervezeleri üzre târîhi yokdur. Kıble kapusuna altı kademe taş nerdübân ile urûc olunur. Ve bir serâmed musanna‘ bâng-ı Muhammedî tilâvet olunacak minâre-i mevzûnu vardır. Bu imâretin cümle kıbâbları rasâs-ı nîlgûn ile mestûrdur. Ve hâlâ evkâf-ı azîmdir kim e’imme ü hutebâsı ve gayri huddâmları mevcûddur. Andan aşağı nehr-i Meriç kenarında ve cisr başında ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134b ·
metinde göster ·
… dir. Ve üç aded harem kapusudur. Bâb-ı yemîni ve bâb-ı kıblesi yedişer aded taş
nerdübânlar ile
urûc olunur, ammâ bâb-ı yesârı nerdübânsızdır. Bu haremin cânib-i erba‘asında y …
Sitâyiş-i harem-i muhterem, câmi‘-i binâ-yı hurrem : Bu harem-i ferah-fezânın tûlu kâmil yüz kademedir. Arzen kâmil iki yüz kademedir. Ve üç aded harem kapusudur. Bâb-ı yemîni ve bâb-ı kıblesi yedişer aded taş nerdübânlar ile urûc olunur, ammâ bâb-ı yesârı nerdübânsızdır. Bu haremin cânib-i erba‘asında yan soffaları üzre {18 aded} ahmer-gûn ve sebz-gûn ve amûd-ı somakiler ve sütûn-ı Zenbûrîler ve imâd-ı yarakânîler ve mermer-i hâmlar ve ebr-gûn direkler var kim kırk bir sene seyâhat etdiğimiz dâr-ı diyârlarda nazîrin görmedik. Serâmed amûd-ı gûnâ-gûnlardır kim gûyâ her biri bu câmi‘de tâ‘at [u] ibâdât-ı Yezdân etmeğe el bağlamış amûdlardır kim misli gûyâ vech-i arzda İslâmbol'un Süleymâniyye'sinde ve Kuds-i Şerîf'in Mescid-i Aksâ'sında ola. Ve bu mezkûr elvân sütûnlar üzre kâmil yigirmi aded kubbe-i mînâlardır. Her biri alemleriyle haremin etrâfın müzeyyen edüp her bir kıbâblar hübâb-misâl alem olmuşdur. Bunda dahi bir ibret-nümâ temâşâgâh oldur kim üstâd-ı Mânî nakkâş, yed-i tûlâsını ayân etmek içün bu yigirmi aded kıbâblara var makdûrun sarf edüp eyle kıl kalem urmuşdur kim cemî‘i ressâm-ı dünyâ temâşâsına gelüp kıl kadar aybın bulmamışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b ·
metinde göster ·
… selâsında üç aded bâb-ı musanna‘ı vardır. Her birinden beşer altışar kademe taş
nerdübân ile
çıkılır. Ve yine cânib-i selâsında yigirmi altı aded pencereleri var, taşrada b …
Bu harem cümle beyâz mermer-i hâm ile eyle hemvâr ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûş ibret-nümûn bir beyâz sahrâdır. Tûlen ve arzen yüz seksener ayakdır. Cânib-i erba‘asında yigirmi altı aded sütûn-ı gûnâ-gûnlar var kim ekseri Mora diyârına kârib Atina'da Temâşâlık nâm yerden gelmişdir. Ve niçesi cezîre-i Kıbrıs'dan ve ba‘zısı Hudâvendigâr sancağında Hazret-i Süleymân'ın Belkîs vâlidemize binâ etdüğü İdincik şehrinden gelüp bu câmi‘e vaz‘ olunmuşdur. Her birine birer Mısır hazînesi sarf olunup niçe kerre yüz bin derd-i mihen ile gelmiş amûd-ı gûnâ-gûnlar ale't-tertîb bu haremin yan soffaları üzre dizilmiştir. Bu imâdların dahi fevkinde yigirmi dörd aded müdevver kubbe-i sağîrelerdir. Ammâ münakkaş değildir. Cümlesi sâde güzeli tas-ı polâd-ı Nahşivânî gibi kıbâb-ı Havernâk'lardır. Ammâ her kubbe altındaki kemerlerde olan gûnâ-gûn ahcârât-ı zî-kıymetin birbirin imtizâcı temâşâ etdiğimiz binâların birinde yokdur. Ve bu haremin cânib-i selâsında üç aded bâb-ı musanna‘ı vardır. Her birinden beşer altışar kademe taş nerdübân ile çıkılır. Ve yine cânib-i selâsında yigirmi altı aded pencereleri var, taşrada büyük hareme nâzırdır. Ammâ harem ortasında (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155a ·
metinde göster ·
… ıtâyî kâğızdan oymuş müşebbeklerdir. Ve dördü dahi ikişer yüz otuzar kademe taş
nerdübân ile
urûc olunur, ammâ iki minâresi üçer yollu olmağıla her birinin ikişer yolu dahi …
Ve dörd minârelerin üçer kadeh şerîfeden on iki tabaka eder. Ana alâmetdir kim, Sultân Selîm-i Sânî on ikinci pâdişâh-ı Âl-i Osmânî ola. Ve her şerîfesinin dîvârları eyle müşebbek oymadır kim gûyâ Fahrî mıkrâs-ı lâ ile Hıtâyî kâğızdan oymuş müşebbeklerdir. Ve dördü dahi ikişer yüz otuzar kademe taş nerdübân ile urûc olunur, ammâ iki minâresi üçer yollu olmağıla her birinin ikişer yolu dahi ziyâde olup dörder yüz altmış ayak dahi ziyâde olur. Bu takdirce üç aded yolunda bir minârenin altı yüz toksan kademesi olur ki dördü de eflâk-i semâya kad çekmiş "Kad kâmeti's-salâ" mahalli minâre-i ra‘nâlardır. Garâbet bunda kim bu şehr-i Edirne'ye dâhil olurken elbette çâr tarafında dörd aded şâhrâh-ı azîmlerdir. Her kankı yoldan Edirne'ye dâhil olursan bu Selîmiyye'nin dör[d] minâresi iki görünüp altı şerîfeli görünür, eğer bu‘d [u] kurbdan olsun. Bu gûne hendese üzere tarh olup iki minâre nümâyândır. Ammâ derûn-ı şehirde tarîk-i âmları muharrif-gûne olmağıla yine dörd görünür. Garâ’ib-i temâşâ-yı minâre-i ibret-nümâlardır. El-hâsıl rub‘-ı meskûnda misilleri yokdur ve taklîd dahi kabûl etmez vâcibü's-seyr bânghânelerdir kim her gören bu mısra‘ı terennüm eder. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
… nî içre bir hammâm-ı ibret-nümâsı vardır. Kapusundan câmekânına altı kademe taş
nerdübân ile
urûc olunur, câmekân-ı kebîrli ve müte‘addid halvetli âb u hevâsı ü binâsı hûb …
Bu târîh câmi‘in şâhrâh üzre harem kapusunun atebesi üzre vâki‘ olmuşdur}. Ve bu câmi‘ hâricinde yüz yigirmi ocaklı, enderûn [u] bîrûnlu ve sahrâ-misâl vâsi‘ haremli ve müte‘addid harem kâ‘alı ve ıstabl-ı anterli bir hân-ı azîmdir kim beş bin at ve katır ve deve alır kârbânsarây âyende vü revendeye mihmânsarây-ı hâne-i bî-minnetdir. Ve bu şâhrâhın yemîn ü yesârında kâmil üç yüz aded kârgîr kemer binâ dekâkînlerdir kim cümle zî-kıymet eşyâlar anda mevcûddur. Ve bu sûk-ı sultânî içre bir hammâm-ı ibret-nümâsı vardır. Kapusundan câmekânına altı kademe taş nerdübân ile urûc olunur, câmekân-ı kebîrli ve müte‘addid halvetli âb u hevâsı ü binâsı hûb ve dellâkları mahbûb bir hammâm-ı mergûbdur. Ve tekyesi ve medresesi ma‘mûrdur. Ve bir dârü'l-it‘âm-ı dârü'z-ziyâfe imâreti vardır, hâlâ ilâ hâze'l-ân cemî‘i müsafirîne subh u mesâ ol matbah-ı Keykâvûs'dan her ocak başına birer bakır sini ile birer sahun pilav yahni mahlût ve bir tas çobra ve beş nân ve şem‘-i revgan ve bir şem‘dân verüp cemî‘i Müslim ü gebr ü tersâya mâh [u] sâl nimetleri mebzûldür. Ve her hayvân başına birer tobra yem dâ’imdir. Bu hizmetlere cânib-i vakfdan nâzırı dâ’imdir.Bu hânın muslukları ve câmi‘in âbdest muslukları dahi vakt-i şitâda ıssı sudur. Ve'l-hâsıl eyle hayrât-ı kavîdir kim ebniye-i ulyâları serâpâ rasâs-ı hâs-ı nilgûn ile mestûr bir hayrât-ı ma‘mûrdur. Şehrin Burgaz tarafı râhında şehrin hâric-i nehr-i (---) deresi üzre olan cisr-i musanna‘ bu hayrâtdandır. Ve niçe kahhâvî ve sâ’ir hâne ve hânedânlar dahi bu hayrâtdandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 169b ·
metinde göster ·
… ûm urûc edüp bu kal‘ayı temâşâ etmeğe cür’et edemedim. Zîrâ niçe bin kademe taş
nerdübân ile
bâlâsına çıkarken bir yalçın dîvâr gibi kal‘aya dayanmış ağaç nerdübân ile çıkı …
Evsâf-ı misâl-i seng-i akîk, ya‘nî kal‘a-i Amîk: Be-kavl-i müverrihîn bunu kavm-i Âd binâ etmişdir. Zîrâ akîk-i Yemenî gibi sürh-gûn kayaları içre Âd kavmi gârları vardır kim midhatinde lisân kâsırdır. Kal‘ası Van deryâsı kenârında evc-i semâya ser çekmiş yed-i kurdet ile mebnî beş Süleymâniyye minâresi kaddinde bir sivri kaya üzre bir küçük kal‘adır. Allah'a ma‘lûm urûc edüp bu kal‘ayı temâşâ etmeğe cür’et edemedim. Zîrâ niçe bin kademe taş nerdübân ile bâlâsına çıkarken bir yalçın dîvâr gibi kal‘aya dayanmış ağaç nerdübân ile çıkılır. Andan yukaru ta kal‘anın zirve-i a‘lâsına yine taş nerdüban ile urûc olunur. Hîn-i muhâsarada mezkûr ağaç nerdübanı kemendler ile yukaru kal‘aya çeküp asla bir tarafdan urûc olunması muhâl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
… taş nerdübân ile bâlâsına çıkarken bir yalçın dîvâr gibi kal‘aya dayanmış ağaç
nerdübân ile
çıkılır. Andan yukaru ta kal‘anın zirve-i a‘lâsına yine taş nerdüban ile urûc o …
Evsâf-ı misâl-i seng-i akîk, ya‘nî kal‘a-i Amîk: Be-kavl-i müverrihîn bunu kavm-i Âd binâ etmişdir. Zîrâ akîk-i Yemenî gibi sürh-gûn kayaları içre Âd kavmi gârları vardır kim midhatinde lisân kâsırdır. Kal‘ası Van deryâsı kenârında evc-i semâya ser çekmiş yed-i kurdet ile mebnî beş Süleymâniyye minâresi kaddinde bir sivri kaya üzre bir küçük kal‘adır. Allah'a ma‘lûm urûc edüp bu kal‘ayı temâşâ etmeğe cür’et edemedim. Zîrâ niçe bin kademe taş nerdübân ile bâlâsına çıkarken bir yalçın dîvâr gibi kal‘aya dayanmış ağaç nerdübân ile çıkılır. Andan yukaru ta kal‘anın zirve-i a‘lâsına yine taş nerdüban ile urûc olunur. Hîn-i muhâsarada mezkûr ağaç nerdübanı kemendler ile yukaru kal‘aya çeküp asla bir tarafdan urûc olunması muhâl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
… ş ağaç nerdübân ile çıkılır. Andan yukaru ta kal‘anın zirve-i a‘lâsına yine taş
nerdüban ile
urûc olunur. Hîn-i muhâsarada mezkûr ağaç nerdübanı kemendler ile yukaru kal‘ay …
Evsâf-ı misâl-i seng-i akîk, ya‘nî kal‘a-i Amîk: Be-kavl-i müverrihîn bunu kavm-i Âd binâ etmişdir. Zîrâ akîk-i Yemenî gibi sürh-gûn kayaları içre Âd kavmi gârları vardır kim midhatinde lisân kâsırdır. Kal‘ası Van deryâsı kenârında evc-i semâya ser çekmiş yed-i kurdet ile mebnî beş Süleymâniyye minâresi kaddinde bir sivri kaya üzre bir küçük kal‘adır. Allah'a ma‘lûm urûc edüp bu kal‘ayı temâşâ etmeğe cür’et edemedim. Zîrâ niçe bin kademe taş nerdübân ile bâlâsına çıkarken bir yalçın dîvâr gibi kal‘aya dayanmış ağaç nerdübân ile çıkılır. Andan yukaru ta kal‘anın zirve-i a‘lâsına yine taş nerdüban ile urûc olunur. Hîn-i muhâsarada mezkûr ağaç nerdübanı kemendler ile yukaru kal‘aya çeküp asla bir tarafdan urûc olunması muhâl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·