… n'ındır kim dâ’iren-mâdar cirmi altı bin beş yüz adımdır. Ve Âhûrkapu'dan taşra
nev binâ
olan tarîk-ı âmm üzre tâ Yedikulle köşesine varınca on bin adımdır ve yedi kapu …
Ve Yenisarây ki Âsitâne-i Dârü's-sa‘âdet'dir, Arpa anbârı dibinde Kireçcibaşıkapusu'ndan Yenisarây dâ’iren-mâdar on altı kapudur, on aded kapusu mekşûfdur, altısı mağlûk kapulardır, hîn-i mahalde küşâde olur hâs kapulardır, âmm kapuları değildir. Bu Yenisarây kal‘ası Ebü'l-feth Gâzî Mehemmed Hân'ındır kim dâ’iren-mâdar cirmi altı bin beş yüz adımdır. Ve Âhûrkapu'dan taşra nev binâ olan tarîk-ı âmm üzre tâ Yedikulle köşesine varınca on bin adımdır ve yedi kapudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15a ·
metinde göster ·
… er. Hâlâ ma‘mûr bir kal‘a-i ma‘mûrdur. Ve Petro nâm bir ruhbân üç yüz keşîş ile
nev binâ
kal‘adan firâr edüp İslâm ile bi'l-cümle müselmân olup Mehemmed Petro ol mahald …
Monlâ Fenârî hazretleri Fenerkapusu'ndan sarılup küffâr ol tarafda bir gecede bir hisâr-pîçe bünyâd edüp kal‘ayı metânet üzre etdi kim hâlâ zamânımız mülûkleri ol kal‘ayı bir senede tamâm edemezler. Hâlâ ma‘mûr bir kal‘a-i ma‘mûrdur. Ve Petro nâm bir ruhbân üç yüz keşîş ile nev binâ kal‘adan firâr edüp İslâm ile bi'l-cümle müselmân olup Mehemmed Petro ol mahalden sarıldığıyçün Petrokapusu ya‘nî Taşkapusu derler. Ve bi-emrillâh ol gece yeni binâ olunan kal‘ayı Mehemmed Petro ibtidâ feth edüp kendüye sancak ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26b ·
metinde göster ·
A‘yândan Müftî Yahyâ Efendi yalısı ve Yeniçeri efendisi Koyunzâde yalısı ve Hâdım Alî Ağa yalısı ve Beğ yalısı bunlar meşhûr yalılardır. Ve nev binâ Kelemser Boşnak {İsmâ‘îl} Efendi yalısı cümleden mükellef sarây-ı âlî olmadadır. Ve ziyâretleri ma‘lûmum değildir, ammâ istinye limanı burnunda bir kasr-ı âlî teferrücgâh kasr-ı zîbâsı var, âyende ve revendeye mihmânhânedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137b ·
metinde göster ·
bir kubbe-i vâlâ ve bir minâre-i mevzûnu vâlâ, bir kapulu tarz-ı cedîd, cümle r …
Andan Câmi‘-i Ca‘fer Efendi: Nev binâ bir kubbe-i vâlâ ve bir minâre-i mevzûnu vâlâ, bir kapulu tarz-ı cedîd, cümle revzenleri hadîd, haremli ve şâzirvânlı bir câmi‘-i müferrahdır. Cümle kıbâbları rasâs-ı hâs ile mestûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 287a ·
metinde göster ·
… vvelâ diyâr-ı Kırım'da Bâğçesarây içinde Muhammed Girây hammâmın gördüm ammâ bu
nev binâ
olmağile cemî‘i kıbâblarında billûr ve necef ve moran câm-ı münevverler ile rûş …
Memdûhât-ı musanna‘ hammâmların bildirir: Cümle (---) aded hammâmdır ammâ Arnavud Mehemmed Paşa hammâmı kadar hammâm-ı rûşenâ bir diyârda görmedim. Evvelâ diyâr-ı Kırım'da Bâğçesarây içinde Muhammed Girây hammâmın gördüm ammâ bu nev binâ olmağile cemî‘i kıbâblarında billûr ve necef ve moran câm-ı münevverler ile rûşendir kim gûyâ derûn-ı hammâma nûr doğmuşdur ve anadan doğma nûr-ı İlâhî sîm-ten ü sîmîn-beden dilberin dellâk-i bî-bâk cüvânlar kâküllerin perîşân edüp her âdemin huzûrunda hizmete dururlar. Cümle futaları elvân harîr peştemâllerdir ve silecek ve havlı makrameleri cümle pâk u pâkîze bisâtdır ve derûn-ı hammâmda cemî‘i Hanefî kurnalarının ve havz-ı Şâfi‘înin lüleleri ve cümle taşları altun yaldızlı lüleler ve taşlardır. Ve'l-hâsıl cemî‘i huddâmları hûr [u] gılmân-misâl dilberân-ı urbândır. Andan (---) hammâmı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 26a ·
metinde göster ·
Ve Gürcî Mehemmed Paşa hazînedârlığından çıkma Nâzır (---) Ağa câmi‘i:
Nev binâ
bir câmi‘-i ra‘nâdır ve cümle imâreti kurşum ile mestûrdur. Şehrin meydânında b …
Ve Gürcî Mehemmed Paşa hazînedârlığından çıkma Nâzır (---) Ağa câmi‘i: Nev binâ bir câmi‘-i ra‘nâdır ve cümle imâreti kurşum ile mestûrdur. Şehrin meydânında bâzâr yerinde cemâ‘atin izdihâmında bir ma‘bedgâh-ı cedîddir. (---)(---)(---)(---)(---)(---). Mâ‘adâ mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136a ·
metinde göster ·
… û başındaki meydânda matbah-ı şehriyârî emîni Mahmûd Efendi sellemehullâh henüz
nev binâ
çâr-kûşeli bir çeşme-sâr binâ edüp her tarafında âdem kolu kalınlığı ikişer lül …
Ve çârsû başındaki meydânda matbah-ı şehriyârî emîni Mahmûd Efendi sellemehullâh henüz nev binâ çâr-kûşeli bir çeşme-sâr binâ edüp her tarafında âdem kolu kalınlığı ikişer lüle âb-ı revân cereyân edüp cümle sekiz aded uyûnlardır ve her köşesinde birer fıskiyye ile şazrevânlar fevvârelerinden pertâb etmede bir hayrât-ı ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39b ·
metinde göster ·
… Beğ câmi‘i cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve hâlâ Beğ kethudâsı Mehemmed Ağa bir
nev binâ
bir câmi‘-i zîbâ etmiş kim gûyâ kasr-ı huld-i berîndir.
Ve cümle on sekiz aded mihrâbdır. Evvelâ beşi cum‘adır, mâ‘adâsı mahalle mesâcidleridir. Cümleden mükellef ü mükemmel Mihaloğlu Süleymân Beşe câmi‘i ve Ali Beğ câmi‘i cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve hâlâ Beğ kethudâsı Mehemmed Ağa bir nev binâ bir câmi‘-i zîbâ etmiş kim gûyâ kasr-ı huld-i berîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 56a ·
metinde göster ·
… 'nun taht-ı menhûsu olan Ligradcık kal‘ası kurbundan ve kâfirin Kanije kurbunda
nev binâ
etdiği Keckivar kal‘ası dibinden ve bizim Bobofça Berezense ve Prezinse kal‘ala …
Ve âmmeten bir aded nehr-i âb-ı zülâl-i aynü'l-hayâtdır. Ol dahi nehr-i azîm Dırava'dır. Bu nehr-i cân-perverin ibtidâ tulû‘u cânib-i garbda ve semt-i cenûbda iki yerden tulû‘ eder. Bir fırkası Hırvadistân dağlarından hurûc eder ve bir şukkası tâ Dodoşka ve Mekemorya ve İslovin dağlarından cem‘ olup cereyân ederek Zirinoğlu'nun taht-ı menhûsu olan Ligradcık kal‘ası kurbundan ve kâfirin Kanije kurbunda nev binâ etdiği Keckivar kal‘ası dibinden ve bizim Bobofça Berezense ve Prezinse kal‘alarımız kurbundan geçüp bizim Maslovin kal‘asına ve Valpova kal‘aların geçüp Ösek kurbunda Darda kal‘ası cisri altından güzer edüp bu Ösek kal‘asın kâhîce harâb ederek 63b kal‘a-i Ösek cenbinde ümmü'l-uyûn olan nehr-i Tuna'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63a–63b ·
metinde göster ·
Bunun dahi zemîni nehr-i Tuna kenârında bir mürtefi‘ bayır üzre
nev binâ
olmada, çâr-kûşe şarampavlı ve sa‘b handaklı maşrık tarafı nehr-i Tuna'ya nâzır …
Bunun dahi zemîni nehr-i Tuna kenârında bir mürtefi‘ bayır üzre nev binâ olmada, çâr-kûşe şarampavlı ve sa‘b handaklı maşrık tarafı nehr-i Tuna'ya nâzır ve mağrib tarafı kesme toprak handaklı kal‘adır. İçinde hâne ve cebehâneleri dahi nâ-tamâm idi, ammâ neferâtları üç yüz kadar ve dizdârı ve Budin kulu serdârı olup hidmetde idiler. Varoşu mukaddemâ itmâm bulup yüz aded tahta örtülü hâneli ve bir hânlı ve yigirmi dükkânlı varoş-ı nev binâdır, ammâ hûb-havâ ve bâğ u bâğçeleri bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71b ·
metinde göster ·
… Süleymân Hân'ın bir câmi‘i var. Hammâmı yok, ammâ henüz Gürcî Mehemmed Paşa bir
nev binâ
bir hân-ı ra‘nâ etmeğe mübâşeret etdi. Ve hân kurbunda beş aded dükkânı var. Di …
Derûn-ı hisârda yüz mikdârı tahta örtülü neferât hâneleri var, ammâ gâyet daracıkdır. Süleymân Hân'ın bir câmi‘i var. Hammâmı yok, ammâ henüz Gürcî Mehemmed Paşa bir nev binâ bir hân-ı ra‘nâ etmeğe mübâşeret etdi. Ve hân kurbunda beş aded dükkânı var. Dizdârı ve Üstürgon kazâsı nâ’ibi ve cümle iki yüz aded gâzî kal‘a neferâtları var. Budin ile kal‘a-i Üstürgon mâbeyninde bu kal‘a bir cây-ı amândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… arınca kâmil beş yüz hatvedir, ammâ bu toprak tabya dahi iki kat Şeddâdî taşdan
nev binâ
bir tabya-i ra‘nâdır kim her katında onar pâre balyemez topları var kim Tuna aş …
Ve bu kapudan içeri tâ mağrib cânibindeki toprak tabyaya varınca kâmil beş yüz hatvedir, ammâ bu toprak tabya dahi iki kat Şeddâdî taşdan nev binâ bir tabya-i ra‘nâdır kim her katında onar pâre balyemez topları var kim Tuna aşrı Ciğerdelen sahrâsına gelen düşmanların ciğerin deler. Serâmed topları tâ Murâdovası'nda meks eden küffârı nâr-nûr murâdına ergirir top-ı tavîlleri var. Hattâ bu tabya-i bâlâdan aşağı varoşa bakmağa âdem cür’et edemeyüp aklı çâk olur. Tâ bu mertebe tabya-i âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·
Ve sekiz oda cebeciyân ve sekiz oda topçıyân gâzîleri koyup bunlar dahi cümle on iki bin asker muhâfazacılarla cümle otuz bin asker Uyvar'a koyup cümle mevâcibleri ve cümle mühimmât [u] levâzımâtları ve cümle ma‘ûnetleri ve zahîreleri beleğan mâ-belağ konup mevâcibleri üzre Şeyhî Çelebi'yi defterdâr edüp tîmâr defterdârı ve tîmâr kethudâsı ve gayri kırk aded nefer ağalıkları zâbit ve râbıtlar nasb olup cümle ağavâtlara hil‘at-i fâhireler ihsân olunup cümle cebehâneleri ve nev binâ beytullâhları ve kal‘a-i Uyvar'ı cemî‘i asâkir-i İslâmile Sadrıa‘zam "Allâh'a ısmarladım" deyüp kal‘adan taşra çıkup cümle tevâbi‘ [ü] ta‘allukâtıyla serâperdesine gidüp nefîr-i rıhletlere rehâ buldurup göç yarağı görmeğe tedârikler görüldü. 132b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132a–132b ·
metinde göster ·
olmağile içinde aslâ çârsû-yı bâzâr ve imâretden aslâ bir şey olmayup ancak bir …
Hulâsa-i kelâm bu kal‘a feth oldu, ammâ dahi nev binâ olmağile içinde aslâ çârsû-yı bâzâr ve imâretden aslâ bir şey olmayup ancak bir müfîd ü muhtasar kenîse ve deve damları gibi uzun uzun soltat ve murtat odaları ve Kanije tarafına ancak bir kapusu var idi, ammâ nehr-i Morava tarafında aslâ der [ü] dîvârdan bir alâmet yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188a ·
metinde göster ·
… rgîr binâ sarây-ı azîmler var kim her biri birer milyon hazîneye olmaz müzeyyen
nev binâ
dâr-ı menhûslardır kim baş konsarın nakli üzre,
Ammâ bu şehrin kal‘ası yokdur, hemân nehr-i Tuna'dan sehel ba‘îd bir vâsi‘ fezâda ve cenûb tarafı Beç dağları dâmeninde bir şehr-i azîmdir 51a kim serâpâ tahta örtülü üç bin aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ sarây-ı azîmler var kim her biri birer milyon hazîneye olmaz müzeyyen nev binâ dâr-ı menhûslardır kim baş konsarın nakli üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50b–51a ·
metinde göster ·
… r üzre köprüler yapmak mümkindir. Ve bu cisrlerin karşu cânibinde Uyvar hâkinde
nev binâ
oluyor:
Bu Eski Beç'i ve taşra varoşu dahi temâşâ edüp yine bir kayığa süvâr olup beri tarafda konağımız olan köye gelüp andan ale's-sabâh yine kâfir İşpanya vezîrinin luturyan boruları çalınup andan kalkup nehr-i Tuna'yı dörd yerden çam direkleri üzre cisr-i azîmlerden geçüp her cisr beşer gözdür, ammâ Tuna'nın bir büyük iki kolu üzre olan cisir on bir göz cisr-i azîmdir. Ve bundan aşağı tâ Üstürgon'a ve Budin'e varınca Tuna üzre ağaçdan böyle cisirler olmak muhaldir. Hep gemi üzre cisir yapılır, zîrâ bu mahallerde Tuna'nın çıkduğu Alman dağı karîb olmak ile Tuna az olup direkler üzre köprüler yapmak mümkindir. Ve bu cisrlerin karşu cânibinde Uyvar hâkinde nev binâ oluyor:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b ·
metinde göster ·
… mârîde kâmil mühendisler her diyârdan cem‘ olup mezkûr sarâyın cânib-i etrâfına
nev binâ
bir varoş-ı ra‘nâ etmeğe temel handakları kazup iki yerden kapuları alı komuşla …
Ve bu sarây-ı ma‘mûr dâ’iren-mâdâr başka iç kal‘a gibi bin adımdır. Ve cânib-i kıbleye nâzır bir ibret-nümâ musanna‘ kapusu var, etrâfı gird-â-gird başka derin handakı içinden nehr-i Tuna cereyân eder. Ammâ şimdi biz anda iken niçe yüz bin küffâr ırgat ve niçe bin üstâd-ı kâmil ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîde kâmil mühendisler her diyârdan cem‘ olup mezkûr sarâyın cânib-i etrâfına nev binâ bir varoş-ı ra‘nâ etmeğe temel handakları kazup iki yerden kapuları alı komuşlar, biri karada Uyvar kal‘amız hâkine biri garb tarafında nehr-i Tuna kenârına vaz‘ etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b ·
metinde göster ·
… u mertebe enli handaklardır. Hemân aynı Roma kal‘ası handakı gibi şekl-i bâdemî
nev binâ
bir metîn handak kazmışdır ve henüz kenârlarına Şeddâdî binâ dîvârlar yapmışdır …
Ve mezkûr iç kal‘a olan sarây hâlâ mesdûd olup içinde cebehâneden gayri bir şey olmayup hâlâ etrâfına sarâya muttasıl mağribden maşrıka tûlen beş bin adım iki kat bir amîk toprak handak kazup içinden Tuna cereyân edüp bir yanında Tuna gemileri bağlanır. Tâ bu mertebe enli handaklardır. Hemân aynı Roma kal‘ası handakı gibi şekl-i bâdemî nev binâ bir metîn handak kazmışdır ve henüz kenârlarına Şeddâdî binâ dîvârlar yapmışdır. Ve bu handak düz yerde olmak ile iki kat handakın içinde Tuna gemileri tolaşup girüp çıkarlar. Ve maşrık tarafından bu handaka nehr-i Pojon Akyaylalardan berü gelüp bu handak içinde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ve bu handaklar etrâfında on bir aded nev binâ toprakdan metîn tabyalar etmiş kim her biri birer Sedd-i İskende[r]e mânend fosdiçelerdir. Bu mezkûr nev binâ handakların içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b ·
metinde göster ·
… handak içinde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ve bu handaklar etrâfında on bir aded
nev binâ
toprakdan metîn tabyalar etmiş kim her biri birer Sedd-i İskende[r]e mânend fos …
Ve mezkûr iç kal‘a olan sarây hâlâ mesdûd olup içinde cebehâneden gayri bir şey olmayup hâlâ etrâfına sarâya muttasıl mağribden maşrıka tûlen beş bin adım iki kat bir amîk toprak handak kazup içinden Tuna cereyân edüp bir yanında Tuna gemileri bağlanır. Tâ bu mertebe enli handaklardır. Hemân aynı Roma kal‘ası handakı gibi şekl-i bâdemî nev binâ bir metîn handak kazmışdır ve henüz kenârlarına Şeddâdî binâ dîvârlar yapmışdır. Ve bu handak düz yerde olmak ile iki kat handakın içinde Tuna gemileri tolaşup girüp çıkarlar. Ve maşrık tarafından bu handaka nehr-i Pojon Akyaylalardan berü gelüp bu handak içinde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ve bu handaklar etrâfında on bir aded nev binâ toprakdan metîn tabyalar etmiş kim her biri birer Sedd-i İskende[r]e mânend fosdiçelerdir. Bu mezkûr nev binâ handakların içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b ·
metinde göster ·
… lar etmiş kim her biri birer Sedd-i İskende[r]e mânend fosdiçelerdir. Bu mezkûr
nev binâ
handakların içinde,
Ve mezkûr iç kal‘a olan sarây hâlâ mesdûd olup içinde cebehâneden gayri bir şey olmayup hâlâ etrâfına sarâya muttasıl mağribden maşrıka tûlen beş bin adım iki kat bir amîk toprak handak kazup içinden Tuna cereyân edüp bir yanında Tuna gemileri bağlanır. Tâ bu mertebe enli handaklardır. Hemân aynı Roma kal‘ası handakı gibi şekl-i bâdemî nev binâ bir metîn handak kazmışdır ve henüz kenârlarına Şeddâdî binâ dîvârlar yapmışdır. Ve bu handak düz yerde olmak ile iki kat handakın içinde Tuna gemileri tolaşup girüp çıkarlar. Ve maşrık tarafından bu handaka nehr-i Pojon Akyaylalardan berü gelüp bu handak içinde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ve bu handaklar etrâfında on bir aded nev binâ toprakdan metîn tabyalar etmiş kim her biri birer Sedd-i İskende[r]e mânend fosdiçelerdir. Bu mezkûr nev binâ handakların içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b ·
metinde göster ·
"İzn-i pâdişâhîyle Nemse hudûdunda çâsârın bir kal‘a yapalım" dedüği
nev binâ
bu kal‘a-i nâ-tamâmdır kim nehr-i Pojon ile nehr-i Vak mâbeynindeki cezîre içre …
"İzn-i pâdişâhîyle Nemse hudûdunda çâsârın bir kal‘a yapalım" dedüği nev binâ bu kal‘a-i nâ-tamâmdır kim nehr-i Pojon ile nehr-i Vak mâbeynindeki cezîre içre nehr-i Vak kenârında ve nehr-i Vak ile nehr-i Pojon bir yere mahlût olduğu mahalde hâlâ kırk elli bin kadar küffâr deryâ-misâl olup niçe bin arabalarıyla taş ve kireç ve keraste ve sâ’ir mühimmât u levâzımâtlar taşıyup yeri göğü toz dutmuş. Niçe bin küffâr handaklar kazmağa ve kal‘a temellerin hafr etmeğe çalışırlardı. Hattâ kal‘a temeli bir âdem kaddi kârgîr ve rıhtım binâ rûy-ı arza çıkmış ve yigirmi arşın kadar dahi dîvâr-ı âlî olursa kifâyet eder derlerdi. Tâ ol kadar metîn ve derin handakı içre deryâ-misâl nehr-i Pojon ve nehr-i Vak cereyân ederdi. Ve temeli serâpâ sâfî hurde hurde kemerler olup dîvârı kâmil elli adım enli Şeddâdî tula rıhtım binâdır. Ve Uyvar gibi şekl-i müseddesdir, ammâ kâmil iki Uyvar kal‘ası kadardır. Ve kal‘a handakından taşra bir kat handak dahi kazmağa işâret edüp çizmişler ammâ dahi kazmamışlar. Lâkin yüz elli adım enli ve vâsi‘ handak tarh etmişler. Bu hisâb üzre bu kal‘a eğer itmâmı müyesser olursa Uyvar kal‘asından sarp ve metîn olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76a ·
metinde göster ·
Ve cümle 12 aded mihrâbdır. Evvelâ el-Hacı Osmân Ağa câmi‘i dahi henüz
nev binâ
bir câmi‘-i şîrîn ü zîbâdır. Ve orta kal‘a kapusu önünde fâtih-i kal‘a Gâzî Küç …
Ve cümle 12 aded mihrâbdır. Evvelâ el-Hacı Osmân Ağa câmi‘i dahi henüz nev binâ bir câmi‘-i şîrîn ü zîbâdır. Ve orta kal‘a kapusu önünde fâtih-i kal‘a Gâzî Küçük Balı Beğ câmi‘i kendüleri dahi bir kârgîr binâ bir kubbe-i ra‘nâ içinde medfûndur. Mâ‘adâ mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b ·
metinde göster ·
… e imiş hâlâ nûr-ı münevver olup ma‘bedgâh-ı müslimîndir. Bu[nun] nâzük musanna‘
nev binâ
bir minâre-i serâmed-i ra‘nâsı var kim gûyâ yek pâre bir serv nahl-i mevzûndur. …
Ve bu iç hisârın etrâfında aslâ handakı yokdur, zîrâ büyük kal‘a ortasında vâki‘ olmuşdur. Cümle dörd aded kapusu var, ammâ biri işler, üçü mesdûd durur ve meftûh olan kapu üzre Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ câmi‘i mukaddemâ bir kenîse imiş hâlâ nûr-ı münevver olup ma‘bedgâh-ı müslimîndir. Bu[nun] nâzük musanna‘ nev binâ bir minâre-i serâmed-i ra‘nâsı var kim gûyâ yek pâre bir serv nahl-i mevzûndur. Ve câmi‘ üzre bir gûne musanna‘ kırmızı kiremit örtülüdür kim gûyâ sihr-âsârdır. Mezkûr âsâr-ı binâlardan mâ‘adâ bu orta hisârda gayri imâret yokdur. Hemân iç kal‘a ortası bir meydândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
… Ve bunun dahi handakı içinden nehr-i Kiriş devr eder. Cümle etrâfı dolma rıhtım
nev binâ
sûr-ı ra‘nâ palanka-i zîbâdır kim dîvârı üstünde araba gezse mümkindir. Ve cüml …
Ve bu rabâtın cirmi dâ’iren-mâdâr on bin elli aded germe adımdır. Bu varoş hemân büyük kal‘anın maşrık cânibiyle kıble cânibin ihâta etmemiş. Yohsa mâ‘adâ yerlerin bu varoş devr etmişdir. Ve bunun dahi handakı içinden nehr-i Kiriş devr eder. Cümle etrâfı dolma rıhtım nev binâ sûr-ı ra‘nâ palanka-i zîbâdır kim dîvârı üstünde araba gezse mümkindir. Ve cümle dâ’iren-mâdâr on iki aded metîn ve kavî tabyaları var kim cümlesinin üstleri şindire tahta örtülü sivri sivri tahta bayraklı müzeyyen kıbâbları ve karavulhâneleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87a ·
metinde göster ·
… edüp bir gece râhat olduk. Bu şehir bir düz vâsi‘ fezâda beş yüz hâneli ve bir
nev binâ
ve bir köhne binâ iki manastırlı ve yüz dükkânlı ve bâğ u bâğçeli kasaba-i şîrî …
Bu dahi başka boyarlıkdır. Bunda dahi azîm vezni üzre ta‘zîm ü tekrîmler edüp bir gece râhat olduk. Bu şehir bir düz vâsi‘ fezâda beş yüz hâneli ve bir nev binâ ve bir köhne binâ iki manastırlı ve yüz dükkânlı ve bâğ u bâğçeli kasaba-i şîrîndir, ammâ mahbûb u mahbûbeleri dahi ziyâde şîrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103b ·
metinde göster ·
… ükkân-ı muhtasarı vardır. Ve cümle henüz kenîseden velî olmuş Şeyh (---) Efendi
nev binâ
bir câmi‘-i zîbâ binâ ediyor. Bu hakîr küstâhâne sûre-i Bakara'dan bu âyet-i şe …
Der-tefhîm-i eşkâl-ı varoş: Bir eniş yokuşça zemînde cümle yüz aded hâneleri olup serâpâ kiremitli ve bâğ u bâğçeli vâsi‘ büyût-ı ra‘nâlardır. Lâkin ekserî Rûm keferesi evleridir. Ve cümle yigirmi aded dükkân-ı muhtasarı vardır. Ve cümle henüz kenîseden velî olmuş Şeyh (---) Efendi nev binâ bir câmi‘-i zîbâ binâ ediyor. Bu hakîr küstâhâne sûre-i Bakara'dan bu âyet-i şerîfeyi târîh bulduk. Târîh-i nass-ı şerîf:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 273a ·
metinde göster ·
… van zerkârî ve halkârîleri cümle servi levhalarıdır. Ammâ bu câmi‘in sol tarafı
nev binâ
kârgîr toloz kemerler ile mebnî olup dahi vâsi‘ câmi‘-i metîn olmuşdur. Ve bir …
Bu câmi‘in dahi servi dırahtlarından kirişleri ve münakkaş tavan zerkârî ve halkârîleri cümle servi levhalarıdır. Ammâ bu câmi‘in sol tarafı nev binâ kârgîr toloz kemerler ile mebnî olup dahi vâsi‘ câmi‘-i metîn olmuşdur. Ve bir nev-binâ bir serâmed minâre-i ra‘nâsı var kim gûyâ bir serâmed servidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313b ·
metinde göster ·
olmak ile bunda olan nukûş-ı timsâl-i garîbe vü acîbeler ve nakş-ı bûkalemûn-ı …
Andan binâ-yı azîm Defterdâr Ahmed Paşa câmi‘ine muttasıl bir kal‘a-misâl sarây-ı azîm cebehâne-i ibret-nümâ var kim bu âsâr-ı binânın der-i dîvârında ve dam [u] bâmları etrâflarında ve cebehâne kapusu etrâfında ve tâklerinde ve atebe-i ulyâsında olan vâcibü's-seyr temâşâ-yı mermer-bürler bir diyârda yokdur. Meğer Atina şehrinde Sultân Mehemmed-i Ebü'l-feth câmi‘indeki eşkâl-i garîbeler ola. Ammâ bu nev binâ olmak ile bunda olan nukûş-ı timsâl-i garîbe vü acîbeler ve nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn mermer-bür kârı Atina'ya gâlibdir, zîrâ cemî‘i ecnâs-ı mahlûkâtların tasvîrâtları bu cebehâne sarâyının rûy-ı dîvârlarında mastûr olup bir acâ’ibât [u] garâ’ibât-ı ibret-nümâlardır. Ve bu cebehânede olan âlât-ı mühimmât [u] levâzımâtların hisâbın Hudâ-yı Muhtesib bilir. Gerçi bâlâda cebehâne evsâfın tahrîr etdik ammâ deryâda katre ve güneşde zerre ve zerrede şemme mikdârı tahrîr ü terkîm olunmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 317a ·
metinde göster ·
… ârında âb [u] hevâsı latîf müselmân köyleri olup hammâm ve câmi‘ ve mesâcidleri
nev binâ
olundu. Hattâ bu nehr-i uyûnun kenârında bî-hisâb su değirmenleri var kim Âl-i …
Menzil-i Çınârlıdere: Bu dahi bir âb-ı hayât deredir. Kenârında âb [u] hevâsı latîf müselmân köyleri olup hammâm ve câmi‘ ve mesâcidleri nev binâ olundu. Hattâ bu nehr-i uyûnun kenârında bî-hisâb su değirmenleri var kim Âl-i Osmân askerin bu değirmenler toyururdu. Ve bâğ u bâğçeleri ve müşebbek bostânları cihânı dutmuşdur. Ve bu ayn-ı zülâl tâ Arhonoz dağlarından gelüp Eski Kandiye dibinde deryâya mahlût olur. Ammâ Eski Kandiye'yi Mağrib-zemîn pâdişâhı Sultân Mansûr feth edüp hâke berâber münhedim etmişdir. Hâlâ niçe bin yerlerde eser-i binâları zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324b ·
metinde göster ·
… oyup her biri birer ra‘d-girdâr balyemez toplar vaz‘-ı mücedded olunup küffârın
nev binâ
etdüği dîvârına ve kal‘anın içerisine havâle olup zamân-ı kalîlde düşmen-i dîni …
makâl-i hakîkat-me’âl ile küffâr-ı hâksârın ve füccâr-ı sakar-karârın i‘timâd eyledikleri metânet ve istihkâmı ademden ma‘dûd edüp yevmen fe-yevmen nakl-i toprak ile meterisler yürütüp handaka karîb a‘dâ-yı dînin sedd-i râh içün ihdâs eyledüğü zîr-i hâkde iri iri ağaçlardan çatma şaranpav tabyalarına karîb varıldıkda düşman cevânib-i erba‘ada mânend-i katarât-ı bârân top ve kumbara ve havân taşları yağdırup zîr-i hâkde olan tabyalardan lâ-yenkatı‘ tüfengler ve el kumbaraları atup ve lağım püskürmeleri ve âlât-ı hiyel ü şeytânat-ı garîbeler ile âteşler saçup bu minvâl üzre asâkir-i İslâmın şeş cihetleri âteş-i Nemrûd iken uğur-ı dîn-i mübînde bezl-i vücûd-ı nâzenîn-i cân-ı azîz edüp semender-vâr-ı nâ’ire-i ceng ü peykârda sarf-ı miknet ve ikdâm-ı iktidâr ile handakdan hâric olan tabyalarının ba‘zıların nakl-i toprak ile basdırup ve ba‘zıların lağımlar ile hedm edüp ve ba‘zıların top-ı kûp kazan kumbaralar ile nâbûd edüp ve niçelerin şîrân-ı dilîrân-ı meydân-ı veğâlar yürüyüş ile ahz ü kabz edüp handakı ve leb-i deryâda Kızıl tabyaya mülâhık olan mevâni‘leri balyemez toplar ile hedm edüp asıl dîvâr-ı kal‘ada olan Kızıl tabyaya dest-res edüp altına niçe yerden üçer dörder hazîneli lağımlar olunup burc-ı bârûsun ejder-sıfat toplar ile berâber turâb edüp ve esâs-ı bünyâdın lağımlar ile harâb [u] yebâb edüp kezâlik Göllük cânibinde olan meterisler dahi vech-i meşrûh üzre nakl-i toprak ile asâkir-i İslâmı yürüdüp dâ’ire-i tasavvurdan hâric mukâtele ve muhârebeler ile kal‘adan munfasıl zîr-i hâkde tabyaların ve sedd-i râh olan parmaklıkların ve cümle mevâni‘ olan şaranpav nâm hıyel ü şeytânatların ahz ü kabz u hedm edüp ma‘rûf olan Kum[lu] tabya kurbunda asıl kal‘a dîvârına lağımlar olunup tersâhânenin dîvârın yıkan demâr toplar ile hâk ile berâber kılup ve'l-hâsıl iki koldan kal‘aya gedikler ve gûnâ-gûn rahneler olup arûs-ı feth ü zafer-me’ser zuhûra cilve-ger olmak müşâhedesinde iken levâyih-i aliyye ve sevânih-i lâriye hâlâtı mukârenetiyle olan zafer ve vusûl-ı ayn-ı(?) hülûl ve ebvâb-ı feth u duhûl meşrûh olduğu nümâyân-ı ulu'l-ebsâr ve mefhûmu kerîmi, Arapça be-dîdâr olmağile vech-i sâbık üzre mürûr-ı şitâ edüp i‘tidâl-i hevâ olunca zabt olunan gediklerinde meks ü karâr olunup bu hâl-i nusret-me’âl üzre melâ‘în ü hâsirîn kal‘anın metânet ve istihkâmına kemâl mertebe i‘timâd etdikleri yerlerden gedikler açılup neheng âheng toplar (toplar) ile limana gemileri hurûc ve duhûlde men‘ u mesdûd olmak ile kal‘a-i metîneleri ellerinden çıkacağın mukarrer bilüp lâkin temerrüd-i şeytânîleri üzre inâd-ı vesvâsı ve hîle ve hannâsı ellerinden fürunihâde etmeyüp mürûr-ı şiddet-i şitâ edince hedm-i hâkile yeksân olan dîvârların bâ-husûs Kızıl tabya verâsında amîk handaklar hafr edüp ve lağım kuyuları açup müceddeden bir dîvâr-ı azîm medd-i sedd edüp Kızıl tabya altına mülâsık ve leb-i deryâ ile vâki‘ olan sengistânı süfte ve zemîn-i hâke lağımlar etdirüp zîr-i sengistânda dörd tarafa lağımlar hâzırlayup kal‘anın Kızıl tabya câniblerinin iç tarafında kal‘anın rub‘ hissesine varınca muttasıl parmaklıklar ve şaranpavlar ve zîr-i zemînde cengci tabyaları edüp iç tarafda dahi dörd tarafa kol kol mühlik lağımlar edüp intihâsında dahi bir cedîd mîl-i hadîd kal‘a dîvârı çeküp üzerine elli adedden ziyâde balyemez toplar vaz‘ edüp dahi ilerisine meterisler ve sıçan yolları edüp niçe bin şeytânatlar ile her şeylerin hâzır ve âmâde edü[p] i‘tidâl-i hevâ olunca düşman-ı dîn açılan gediklerin verâsında dürlü dürlü hiyel ü şeytânatlar ve envâ‘-ı istihkâmlar ve metânet üzre her tedâriklerin görüp hâzır-bâş oldular. Ve Göllük cânibinde olan zemîn alçak ve [bâ]rân seyli(?) ve emvâc-ı deryânın karârgâhı ve mahalli dahi teng olduğundan gayri dörd koldan a‘dâ-yı dînin topları meterislere havâle olmağile Su kullesinde ve tersâhâneden ve Kumlu tabyadan ve Aktabyadan elliden mütecâviz zencîr ile balyemez topların ve kumbaralar ve taş atar havân topların meterislere havâle edüp 327b leyl ü nehâr lâ-yenkatı‘ topların atup mülûk-ı nasârâdan dahi imdâdları gelüp bâ-husûs vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ ve kesret-i emtâr olmağile seyl-i bî-girân cümle meterisleri cümle su basup emvâc-ı deryâdan zîr ü zeber olup pây-ı guzât pâydâr olmayup şeb [ü] rûz usretler çekilüp her cânib meterislerinin hıfz [u] hırâsetleri müşkil iken yine cünûd-ı muvahhidîn ve kümât-i zafer-karîn bu mahalde emvâc-ı deryânın karârgâhında uğur-ı dîn-i mübînde mebrak-ı mekînde(?) ve meşakkat ü zahmetin ihtiyâr eden a‘dâ-yı dîn ile leyl ü nehâr kâr-ı zârdan bir ân hâlî olmayup lâkin meterisler böyle teng mahalde olmağın küffâr ikide birde taşra meterisleri basmak fikrinde olup birkaç kerre taşra çıkup meterisleri zabt etmeden hâlî olmayup husûsan Fransa la‘înden kalyonlar ile imdâdı gelmekle Göllük'de olan meterisleri basmağa kasdı tedâriklerinden guzât-ı müslimîn haberdâr olup Göllük kolunda serdâr-ı mu‘azzam olan Haleb Vâlîsi Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa-yı hûrşîd-i münîr hazretleri Göllük koluna me’mûr olan mîr-i mîrân-ı zevi'l-ihtirâmlara ve Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa'ya ve sâ’ir bölük ağalarına ve cümle serdengeçdi ağalarına ve Mısır ve Şâm kullarına tenbîh ü te’kîdler gidüp herkes gediklerinde hâzır ve mevcûd bulunmağa fermân olundukda küffâr-ı şekâvet-şi‘ârın hurûcuna cümle guzât müterakkıblar iken sene (---) mâh-ı (---) gününde vakt-i Şâfi‘îde derûn-ı kal‘ada mahsûr olan a‘dâ-yı makar-sa‘îr-i bed-tedbîr-i hezîmet-gîrleri üzre kal‘adan tulû‘ edüp üç koldan hurûc ve meterisler üzre hücûm-ı mehcûm eyledikde dahi Şâfi‘î vaktinde göz gözü görmez iken asâkir-i İslâm mânend-i süreyyâ-nizâm tekbîr ü gülbâng-ı Muhammedî getirüp meterislerden bi'l-müvâcehe küffâra karşu varılup tüfeng ü tîr ü selle seyf-i âteş-te’sîr ile küffâr a‘dâ ve nâ’ire-i ceng-âşûb germiyyet ile üç sâ‘at mikdârı harb ü darb olup inâyet-i Bârî yârî kılup nesîm-i feth [u] zafer taraf-ı cünûd-ı nusret-karînden vezân ve kesr ü hezîmet-eser leşker-i müşrikînde nümâyân olmağile a‘dâ-yı bed-girdâr füccâr-ı murdâr kal‘aya firâr ve kırkdan mütecâviz beğzâde ve kapudanları ve (---) den ziyâde kefereleri âteş-i harb ile ittisâl-i nîrân kılınup cümle (---) binden mütecâviz küffârları esîr-i bend-i zencîr olunduklarından mâ‘adâ bizzât serdârları olan Fransa şehzâdesi savaş-ı perhâşda gâ’ib olup lillâhi'l-hamd ve'l-minne böyle sa‘b yerde ve böyle teng mahall-i şâfi‘îde böyle gazâ-yı ekber asâkir-i nusret-me’sere nasîb olup böyle yüz aklık ve a‘dâ-yı dîne böyle rû-siyâhlık tafsîli emr-i muhâl olup bu ma‘reke-i nusret-encâmdan sonra melâ‘în-i hâsirîn bir dahi kal‘adan baş göstermeğe kâdir olmayup verâ-yı cidârda püskürme nâm lağımlar atmağa cidd [ü] ihtimâma başlayup âlât-ı âteş-bâzlıklar ile ceng ederek şiddet-i sermâ da mürûr ve i‘tidâl-i hevâ hulûl etmeğile asâkir-i İslâm-ı nusret-encâm pây-ı ikdâma hareket ve Kızıl tabyanın hedm olunmasına rağbet edüp niçe yerlerden kal‘aya duhûl olmak üzre meterislere mübâşeret ve niçe ceng [ü] harb ile ve i‘mâl-i lağımlar ile Kızıl tabyanın tâ bâlâsına urûc etmek üzre iken a‘dâ-yı dînin mukaddemâ Kızıl tabyaya mülâsık ve leb-i deryâda meterisler yolunda vâki‘ olup süfte eyledüğü yerlü kayalarda lağımlara âteşler eyledikde umûmen kal‘a ve meterisler mütezelzil ve şiddet-i lağımlardan mânend-i kulle-i kûh yerlü kayalar mevzı‘larından mübeddel ve küffârın altlarında olan lağımât ve meterisleri zelzeleden zîr ü zeber olup bu mertebede lağımlara efârît-i Süleymânî tâkat getirmek emr-i muhâl iken inâyet-i Bârî yârî kılup mu‘cizât-ı Resûl-i Kibriyâ aleyhi efdalü's-salavât ve't-tahiyyât ile asâkir-i zafer-me’sere aslâ fütûr gelmeyüp ve aslâ bir şey ârız olmayup derkâr oldukları üzre Kızıl tabyanın münhedim olmuş yokuşlarından meterisler yürüdüp tavsîf ü ta‘rîfden hâric harb ü ceng [ü] cidâller ile Kızıl tabyanın üzerinden mürûr edüp verâsında a‘dâ-yı dînin müceddeden medd eyledüğü dîvâra henüz mukârin oldukda zabt [u] rabtı müyesser olan Kızıl tabyanın üzerinde ve leb-i deryâda toplar içün müte‘addid âlî tabyalar binâ olunup üzerlerine kırk adedden mütecâviz balyemez serâmed toplar koyup her biri birer ra‘d-girdâr balyemez toplar vaz‘-ı mücedded olunup küffârın nev binâ etdüği dîvârına ve kal‘anın içerisine havâle olup zamân-ı kalîlde düşmen-i dînin müceddeden hafr eyledüğü handakları cümle guzât memlû edüp ihdâs eyledüğü içerdeki yeni dîvârı münhedim edüp üzerinde vaz‘ eyledüğü topları cümle münkesir edüp ve'l-hâsıl asâkir-i İslâm-ı nusret-encâmın topları heybetinden ve kazgan kumbara ve havân taşları vefretinden ve îsâl-i merk eden tüfeng-endâzların tegerg-misâl kesretinden ve Rüstem-vâr dilâverlerin ve serdengeçdilerin ve salıcı ve varıcı nâmâ[n] bahâdır yiğitlerin hareket ve hamlelerinden a‘dâ-yı dîn verâ-yı cidârdan ve zîr-i hâkde 328a olan tabyalardan baş göstermeğe iktidârları olmayup mânend-i haffâş muhtefî olup dürlü dürlü hiyel ü âteş ile muhârebeler edüp bu minvâl üzre ceng-âşûblar ile yeni dîvârları ki küffâra sakar-karâr olmuşdu, anı dahi hedm edüp derûn-ı kal‘aya duhûl müyesser olunca Kızıl tabyada vâki‘ olan ceng ü neberd ferâmûş olup bu yeni kal‘a dîvârı savaşları eyle oldu kim cemî‘i gâziyân-ı mücâhidân âteş-i Nemrûd içinde olup dilâverân-ı fetâyân gazanfer-vâr cünbüş ü merdân edüp cümle aldıkları diller ve başlar ve eyledikleri yüz aklıkları ve dîn-i mübîn uğuruna bezl-i vücûd-ı cân edüp vücûda getirdikleri hünerverliklerinden binde biri takrîr olunmak muhâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 327a–328a ·
metinde göster ·
… ki bin aded kayağan taşı örtülü evlerdir. Cümleden Memo Paşa sarâyı mükellef ve
nev binâ
sarây-ı ra‘nâdır. Ve oğlu Osmân Beğ sarâyı ve Alaybeğ sarâyı ve Zâ‘im Beko sarâ …
Der-aded-i vasf-ı sarây-ı ağavât: Mezkûr sekiz aded mahallâtlar içre cümle iki bin aded kayağan taşı örtülü evlerdir. Cümleden Memo Paşa sarâyı mükellef ve nev binâ sarây-ı ra‘nâdır. Ve oğlu Osmân Beğ sarâyı ve Alaybeğ sarâyı ve Zâ‘im Beko sarâyı dahi niçe sarâylar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354a ·
metinde göster ·
… i çârsûda Memi Paşa câmi‘i, içine ancak yüz âdem sığar bir teng yerde bir küçük
nev binâ
bir câmi‘-i ra‘nâdır kim bir kârgîr musanna‘ minâre-i mevzûnu var ammâ bir ân c …
Andan Yeni çârsûda Memi Paşa câmi‘i, içine ancak yüz âdem sığar bir teng yerde bir küçük nev binâ bir câmi‘-i ra‘nâdır kim bir kârgîr musanna‘ minâre-i mevzûnu var ammâ bir ân cemâ‘atden hâlî değillerdir. Arnavudistân'ın bu mahalli gâyet musallîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354b ·
metinde göster ·
… sultânî esnâfân: Cümle iki yüz aded dekâkîn-i zîbâlardır, ammâ Yeni çârsû başka
nev binâ
seksen aded dükkânlar inşâ olunup iki katdır ve iki başında iki aded metîn kapu …
Der-aded-i esvâk-ı sultânî esnâfân: Cümle iki yüz aded dekâkîn-i zîbâlardır, ammâ Yeni çârsû başka nev binâ seksen aded dükkânlar inşâ olunup iki katdır ve iki başında iki aded metîn kapulu çârsû-yı hüsndür kim şehrin gûyâ bezzâzistânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354b ·
metinde göster ·
… ma‘mûr u şîrîn kârgîr binâ evlerdir ammâ aşağıda değirmenler yanında Memi Paşa
nev binâ
bir câmi‘-i zîbâ ve bir kârgîr minâreli ma‘bedgâh-ı ra‘nâ inşâ etmiş kim gûyâ C …
Ve dağlar üstünde biri biri üzre binâ olunmuş ma‘mûr u şîrîn kârgîr binâ evlerdir ammâ aşağıda değirmenler yanında Memi Paşa nev binâ bir câmi‘-i zîbâ ve bir kârgîr minâreli ma‘bedgâh-ı ra‘nâ inşâ etmiş kim gûyâ Câmi‘-i Aksâ olmuş. Cümle kurâ halkı bu câmi‘e muhtâclardır kim aceb yerinde binâ olunmuş. Ve bir çârsû binâ etmiş kim cümle yigirmi aded dükkânlardır. Bu köyden şark tarafına dağlar içre 2 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355b ·
metinde göster ·
… bir medrese-i sûhtegânı ve bir mekteb-i irfânı ve bir tekye-i dervîşânı ve bir
nev binâ
hammâm-ı cân-sitânı ve kifâyet mikdârı dükkânları var. Âb [u] hevâsı gâyet latî …
Karye-i Roşinik: Köpürlü Vezîr Mehemmed Paşa'nın kasaba-misâl serâpâ kiremit örtülü tahtânî ve fevkânî kârgîr binâlı ve bâğlı ve bâğçeli cümle (---) aded hânedânlı rabta-i müzeyyendir. Bir ma‘mûr câmi‘i ve bir mescidi ve bir medrese-i sûhtegânı ve bir mekteb-i irfânı ve bir tekye-i dervîşânı ve bir nev binâ hammâm-ı cân-sitânı ve kifâyet mikdârı dükkânları var. Âb [u] hevâsı gâyet latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 357a ·
metinde göster ·
… dan Murâd Çelipa mahallesinde Kara Murâd Paşa yeğeni Çelebi Hüseyin Paşa câmi‘i
nev binâ
bir câmi‘-i zîbâdır kim bu hakîrin ana târîhi budur kim kıble kapusunun atebe-i …
Andan Murâd Çelipa mahallesinde Kara Murâd Paşa yeğeni Çelebi Hüseyin Paşa câmi‘i nev binâ bir câmi‘-i zîbâdır kim bu hakîrin ana târîhi budur kim kıble kapusunun atebe-i ulyâsı üzre tahrîr olunmuşdur. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 358b ·
metinde göster ·
… ve müzeyyen tertîb üzre binâ olunmuş dekâkînlerdir, ammâ nehir kenârında henüz
nev binâ
bir sûk-ı ra‘nâyı Hüseyin Paşa binâ etmiş. Cümle bir kâ‘ide bir tertîb bir bâzâ …
Der-aded-i çârsû-yı bezzâzistân-ı kapan: Cümle (---) aded bâzâr-ı hüsn sûk-ı sultânîdir, ammâ cümleden sarrâchânesi ve haffâfhânesi ve debbâğhânesi ve kazancılar çârsûsu gâyet ma‘mûr ve şîrîn ve müzeyyen tertîb üzre binâ olunmuş dekâkînlerdir, ammâ nehir kenârında henüz nev binâ bir sûk-ı ra‘nâyı Hüseyin Paşa binâ etmiş. Cümle bir kâ‘ide bir tertîb bir bâzâr yeridir kim mecma‘u'l-irfândır kim yüz aded dükkân-ı cedîdlerdir kim esnâf-ı mütenevvi‘a anda mevcûddur. Ortası bir meydân-ı azîm olup gûnâ-gûn eşcâr-ı sâyedârlar ile ârâste olup sâye-i zıll-ı himâyelerindeki soffalarda cümle erbâb-ı sanâyi‘ ve erbâb-ı ma‘ârif birer gûne kârgerlik ederler. Bu meydânda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359a ·
metinde göster ·
… bân ile urûc olunur tarz-ı Rûm bir müferrih hammâm-ı rûşenâdır. Ve çârşû içinde
nev binâ
(---) hammâmı latîf germâ hammâmdır. (---) hammâmı. P 206b
Ve şehr-i Bulak'da cümle altı hammâmdır. Nîl kenârında Sinân Paşa hammâmı altı kademe nerdübân ile urûc olunur tarz-ı Rûm bir müferrih hammâm-ı rûşenâdır. Ve çârşû içinde nev binâ (---) hammâmı latîf germâ hammâmdır. (---) hammâmı. P 206b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y135a ·
metinde göster ·