… n adedlerin Hallâk-ı âlem bilür. Sâhibü'l-hayrâtlar bu aynü'l-hayâtın kenârında
nişîmen soffalar
etmişler kim cemî‘i âyende vü revendegânlar bu mahalle gelüp sayd [u] şikâr-ı m …
Ve bu kal‘anın Rivne divin kazdığı mağârânın içinden bir âb-ı nâb-ı zülâl gıjgırup çıkar kim istimâ‘ eden benî Âdem'in kulakları esamm olur. Mâh-ı Temmuz'da buz pâresidir. Bunda olan alabalığ ve gayrı gûnâ-gûn mâhîlerin adedlerin Hallâk-ı âlem bilür. Sâhibü'l-hayrâtlar bu aynü'l-hayâtın kenârında nişîmen soffalar etmişler kim cemî‘i âyende vü revendegânlar bu mahalle gelüp sayd [u] şikâr-ı mâhîler 135a edüp musallâ mihrâblarında ibâdet edüp zevk u safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134b–135a ·
metinde göster ·
… e gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâların zıll-ı himâyesinde gûnâ-gûn çemenzâr u lâlezâr
nişîmen soffalarda
selsebîllerden uyûn-ı câriye cereyân edüp niçe yüz yerde fevvârelerden âb-ı nâb …
Ve gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâların zıll-ı himâyesinde gûnâ-gûn çemenzâr u lâlezâr nişîmen soffalarda selsebîllerden uyûn-ı câriye cereyân edüp niçe yüz yerde fevvârelerden âb-ı nâblar dıraht-ı müntehâların berk-i bârlarına pertâb edüp her dırahtdan bârân-ı rahmet gibi şâzrevânların suları cereyân eder. Ve her diyârın üstâd-ı kâmilleri bu diyâra gelüp ve niçe bin üsârâ-yı zû-fünûn Cemşîdler arz-ı ma‘rifet içün bu bâğ içre gûnâ-gûn alâmetler ihtirâ‘ etmişler. Hakkâ ki bu bâğ-ı Aşlama'da olan musanna‘ âsârlar meğer belde-i Tayyibe, ya‘nî Kostantiniyye şehri olan İslâmbol'umuzda ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124a ·
metinde göster ·
Evvelâ tâ Dırama şehrinin ortasında Eski câmi‘ önünde Subaşı nâm bir mecma‘u'l-irfân havz-ı azîm var kim Şâfi‘î havzından vâsi‘ ve âriz ve amîk mezheb-i Hanefî-i Nu‘mân ibn Sâbitî yolu üzre aşren fe-aşrinden büyük buhayre-misâl bir havzdır kim Rûm u Arab u Acem'de ve Belh u Buh[â]râ ve Horasân ve Alman'da eyle bir mesîregâh havz-ı latîf yokdur. Yüz adedden ziyâde âb-ı hayât turna gözü sâf u nijâd billûr-misâl sular kaynayup havz-ı azîme ve havz-ı sağîrelere rîzân olur kim her âb-ı kevserden mâh-ı Temmûz'da âdem huzûr ile âb-ı nâblarından huzûr ile nûş edemez. Tâ bu mertebe bârid şarâb-ı zülâllerdir. Ve bu havz-ı azîmlerin etrâflarında gûnâ-gûn nişîmen soffalar ve müte‘addid gûnâ-gûn maksûre-i tahtânîler, müte‘addid elvân elvân âsâr-ı binâlarla mebnî mazca‘(?) ve hücreler var. Ve cümleden büyük havz-ı azîm içine beş yüz âdem sığar. Ve suyu benî âdem memesi kaddi kadardır. Ve içi ve taşra kenârları serâpâ sâfî beyâz mermer-i hâm döşelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 217b ·
metinde göster ·
… âfında âsımâna kad keşân olmuş çınâr-ı müntehâların zıll-ı sâyelerinde gûnâ-gûn
nişîmen soffalar
ve niçe mastaba ve dikkeler ve çemenzâr yerde gûnâ-gûn maksûrelerde erbâb-ı mer …
Bu havzın etrâfında âsımâna kad keşân olmuş çınâr-ı müntehâların zıll-ı sâyelerinde gûnâ-gûn nişîmen soffalar ve niçe mastaba ve dikkeler ve çemenzâr yerde gûnâ-gûn maksûrelerde erbâb-ı merâm teferrüc edüp ayş u nûş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265b ·
metinde göster ·
Her bir dıraht-ı sâyedârın sâyelerinde niçe maksûreler ve niçe
nişîmen soffalar
var imiş ammâ mürûr-ı eyyâm ile niçe kâhları harâb olup ancak kârgîr binâ havzl …
Her bir dıraht-ı sâyedârın sâyelerinde niçe maksûreler ve niçe nişîmen soffalar var imiş ammâ mürûr-ı eyyâm ile niçe kâhları harâb olup ancak kârgîr binâ havzları ve matbah-ı Keykâvusları ve câ-be-câ mastabaları kalmış. Hâlâ ahâlî-i şehrin ba‘de'l-asr teferrücgâhlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339a ·
metinde göster ·
… ân ve bâğ u bostân hadîka-i cinânlı bir mesîregâhdır kim gûnâ-gûn maksûreler ve
nişîmen soffalar
ve niçe fıskiyye ve havuz ve şâzrevân fevvâreler pertâb edüp cereyân etmede.
Ve teferrücgâh-ı Büzürg seng: Şehrin kıble tarafı hâricinde nehr-i Uşkumbi suyu aşırısında bir dırahtistân nahlistân gül-i 367a gülistân hıyâbânistân içre bir çemenzâr-ı vâsi‘ fezâda Büzürg seng nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir nazargâh-ı uşşâkdır, ammâ Arnavud kavmi lehçesiyle bu mesîregâha Bozeşek derler. Galat-ı meşhûr evlâ olup böyle kalmışdır, ammâ aslı Büzürg seng'den galatdır. Meselâ bu çemenzâr mesîregâhın tâ ortasında bir ulu kaya vardır. Anıniçün Büzürg seng deyü şöhre-i şehr olmuş bir temâşâgâhdır kim Rûm u Arab u Acem'de misli yok bir nazargâh-ı Hudâ'dır kim evc-i âsımâna ser çekmiş niçe yüz aded bir kâ’ide ve tertîb dikilmiş dıraht-ı müntehâlardan çınâr ve kavak ve meşe ve pelid ve servi ve bîd-i ser-nigûnlar ile müzeyyen olmuş cânib-i erba‘ası gül-i gülistân ve bâğ u bostân hadîka-i cinânlı bir mesîregâhdır kim gûnâ-gûn maksûreler ve nişîmen soffalar ve niçe fıskiyye ve havuz ve şâzrevân fevvâreler pertâb edüp cereyân etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 366b–367a ·
metinde göster ·