girüp gündüz sâ’im ve gece kâ’im tâ‘ât [u] ibâdete meşgûl ehl-i sülûk kimesnele …
Bu bir câmi‘-i azîmdir kim cemî‘i fukarâlar ka‘besidir. Ve İslâmbol içre andan büyük câmi‘-i kebîr yokdur. Ve anda olan rûhâniyyet meğer Kudüs'de Mescid-i Aksâ yâhûd Şâm-ı Şerîf'de Câmi‘-i Emeviyye veyâhûd Mısır'da Câmi‘-i Ezher ola. Ammâ bu Ayasofya'nın her muzlim künclerinde gencîne-i gınâ sâhibi sulehâ-yı ümmetden niçe yüz kimesneler i‘tikâf niyyetine girüp gündüz sâ’im ve gece kâ’im tâ‘ât [u] ibâdete meşgûl ehl-i sülûk kimesneler ile mâl-â-mâldır. Ve rûz-merre yetmiş yerde ders-i âmlar rızâen lillâh ders takrîr edüp tahsîl-i ulûm kânı bir mekândır. Ve beher yevm cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36b ·
metinde göster ·
… kıbâblar ve dîvâr sedler binâ ederlerdi ve "Her âfet ve âhete mübtelâ olan şifâ
niyyetine
bu Furât'a üç kerre girüp gasl etse âfet-i emrâz-ı muhtelifeden halâs ola", dey …
{Ve bu nehr-i Furât hakkında Hazret-i Alî kerremallahu veche'den mervîdir. Buyurmuşlar kim "Yâ ehl-i Kûfe! Nehriniz Furât'a cennetden iki mîzâb munsab olur." demişler. Ve Ca‘fer-i Sâdık'dan mervîdir kim "Âb-ı Furât'dan bir kerre nûş eden üç veya yedi kerre nûş eder ve azîmü'l-berekâtdır", deyü medh ederler. Eğer ünâs-ı Irâk ve ahâlî-i Rûm, Furât'ın berekât [u] menâfi‘in bildiler. Furât'ın tarafeynine kıbâblar ve dîvâr sedler binâ ederlerdi ve "Her âfet ve âhete mübtelâ olan şifâ niyyetine bu Furât'a üç kerre girüp gasl etse âfet-i emrâz-ı muhtelifeden halâs ola", deyü İmâm-ı Ca‘fer Furât'ı medh etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286a ·
metinde göster ·
… r "Hazret-i Hızır her bâr bu sudan nûş eder!" derler. Hattâ bu abd-i hakîr şifâ
niyyetine
girüp gasl etdükde bilâ-rikâb ata süvâr etmeğe başlayup ol mertebe zinde ve ten …
Bi-kavli hukemâ: Bu ayn-ı zülâlin ecelden gayriye yetmiş gûne hâsiyyetin tahrîr etmişler. Beher sene niçe bin âdem girüp gasl etdükde vücûdun cemî‘i ilelden halâs olmuş bulup bir gûne ten-perver olur kim vücûdın kelpedân ve cımbıstıra ile çekseler bir pâre lahmı kopmaya. Niçe müverrihler "Hazret-i Hızır her bâr bu sudan nûş eder!" derler. Hattâ bu abd-i hakîr şifâ niyyetine girüp gasl etdükde bilâ-rikâb ata süvâr etmeğe başlayup ol mertebe zinde ve tendürüst oldum ki değme fetâlar pençemi çeviremez oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43b ·
metinde göster ·
… n ve İsm-i a‘zamlardan ve Mu‘avvizeteyn ve ba‘zı ed‘iyelerden birâderimize şifâ
niyyetine
tilâvet eyle. Ola kim bu karındaşımız bu marazdan halâs ola" dedikde bu hakîr b …
Andan Tarhuncu Ahmed Paşa sadâretinde zabt u rabt hengâmesinden ve kaht [u] galâdan ve kefere-i fecerenin Akdeniz'de cezîrelere tasallutundan cemî‘i halk âlem-i ye’s u mâtemde olup "Yâ Kâbız" ismine mazhar olmuş halk cümle inkıbâzda idiler. Tâ ki Dervîş Mehemmed Paşa sadrıa‘zam oldu, gıll [u] gış ve gıybetden müberrâ âlüfte-i âşüfte sâhib-i tab‘ u sâhib-i kerem kimesne olmağıla cümle ehl-i İslâmbol "Yâ Bâsıt" ismine mazhar olup diyâr-ı İslâm'da olan ibâdullah-ı müslimîn bir gûne inbısâtda oldu kim giceleri kadr, gündüzleri nevrûz-ı Harzemşâhî olup bizzât Acem Şâhı ve Kızılelma ve Alaman ve Venedik gümrâhı ser-nigûn olup hâmûş-bâş oldular. Ve zemînî müzehblerde olan medfûn gencine-i Kârûnlar cümle meydâna çıkup anınçün cümle ünâs-ı âlemde sürûr [u] şâdımân var idi. Hikmet-i Hudâ: Arapça mazmûnu üzre bu kârhâne sâhibi Perverdigâr heşt deh âlemin râdet-i ezeliyyesi eyle imiş kim sene (---) mâh-ı (---) gününde Dervîş Mehemmed Paşa dîvân-ı pâdişâhîye gelmeyüp Melek Ahmed Paşa efendimizi ba‘de'd-dîvân sarâyına kığırup bu hakîr paşa efendimizle Dervîş Mehemmed Paşa'ya buluşup haste-hâl gördük. Meğer Allahümme âfinâ felç marazına mübtelâ olup bir kolu ve ağzı ve burnu eğilüp kec-dehân olmuş. Niçe hukemâ ve etıbbâ-yı hâzık yetmiş bin kîl u kâl ile cevâb-ı nâ-savâblar verdiler. Âhir Melek Ahmed Paşa efendimiz bu hakîre hitâb edüp eyitdi "Ey Evliyâ! Sende olan azîmetlerden ve İsm-i a‘zamlardan ve Mu‘avvizeteyn ve ba‘zı ed‘iyelerden birâderimize şifâ niyyetine tilâvet eyle. Ola kim bu karındaşımız bu marazdan halâs ola" dedikde bu hakîr ber-zânû olup sadrıa‘zamın meflûç destin destime alup Bismillah ile azîmet-i Fârisî
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173a ·
metinde göster ·
Ve mine'l-acâ’îb hikmet-i garîbe: Kaya Sultân ile paşa hareme gidüp haremde bir vâveylâ ve vâveledâ kopup paşa derhâl arak-âlûd olup taşra çıkup dört yüz on aded iç ağalarına on bin altun Kaya Sultân'ın mâlından ağalara taksim u bezl edüp Kaya Sultân'ın vaz‘-ı hamli âsân olmağiçün her gulâm-ı hâssaya biner aded ihlâs-ı şerîfi halâs niyyetine {kırâ’at etmeğe} tenbîh edüp hakîri sermahfil edüp halîfe kîsesinden hakîre beş yüz altun ihsân edüp eydür "Bak a Evliyâm! Siz benim oğlum ve akrabâmdansın, ammâ bu sırr-ı hafî sende kala. Üç gice mukaddem ben Sultân Murâd'ı vâkı‘amda görüp, ‘Al bu ekmeği ye Ahmed’ dedi idi. Ben de pâdişâhım 'bu nân-pârede kan vardır yenir mi', dedim. 'Ol kanlı tarafı Kaya kızıma ver, yıkayup yesin', dedüğü Allahu a‘lem hâlâ Sultân doğurmayup helâk mertebesindedir," deyüp paşa serserî olup paşa yine hareme gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183b ·
metinde göster ·
el-Fâtiha deyüp el yüze sürülüp hemân paşa silâhdâr Süleymân Ağa'nın destinden …
Hemân paşa gûyâ keşf edüp bu gazâ niyyetine el-Fâtiha deyüp el yüze sürülüp hemân paşa silâhdâr Süleymân Ağa'nın destinden paşa kendü mızrağın alup on iki boğumundan boğum boğum berk yapışup Oniki İmâm aşkına ser-i sa‘âdeti üzre fır-a-fır deverân etdirüp meydân-ı muhabbete Mahmûdî divne atı çökerdüp bir kaç kerre tırıl u cevelân eyledikde anı gördük, paşanın maralî ve gazâlî çeşm-i siyâhı tas-ı pür-hûna dönüp yine bir hayli tırıl ve cevelân edüp niçe gûne lu‘bedebâzlıklar ve silâhşörlükler ederken paşa orduya girmeyüp bizim ordudan çıkup Rahova yoluna giden iki yüz mikdârı Kürd atlılarının alarkadan ardları sıra bir hayli mesâfe gidildikde Van ağaları "Sultânım, ordu geride kaldı. Bu taraf hânın yolu taraflarıdır. Biz ol cânibde nişleriz?" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266a ·
metinde göster ·
… na gûnâ-gûn şaka ederek ve Monla Muhammed'in cenâze namâzına, "Sihirbâz er kişi
niyyetine
" deyü Türk lehcesiyle mashariyyât ve mudhikâne turrehât-ı kelimâtlar ederek Mon …
Hemân hamd-i Hudâ edüp bilâ-rikâb süvâr olup hân huzûruna gûnâ-gûn şaka ederek ve Monla Muhammed'in cenâze namâzına, "Sihirbâz er kişi niyyetine" deyü Türk lehcesiyle mashariyyât ve mudhikâne turrehât-ı kelimâtlar ederek Monla Mehemmed'in beynisi ile yüzüm gözüm ve esvâblarım evgâr u mülevves hâna selâm verüp, "Gazânız kutlu ola" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… e şürû‘ etdiğimize ve bu câmi‘i kenîseden mihrâb-ı Muhammedî'ye vely edeceğimiz
niyyetine
târîh olmuşdur" buyurdular, ammâ hakkâ ki pesendîde-i âlem bir câmi‘-i pür-nûr …
"Bu âyet-i şerîfe bu kal‘anın fethine şürû‘ etdiğimize ve bu câmi‘i kenîseden mihrâb-ı Muhammedî'ye vely edeceğimiz niyyetine târîh olmuşdur" buyurdular, ammâ hakkâ ki pesendîde-i âlem bir câmi‘-i pür-nûr olmuşdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313a ·
metinde göster ·
… Hazret-i Risâlet anda ibâdet edüp istirâhat etmişlerdir. [[(---) (---) (---)]]
niyyetine
hâb-ı râhata varan eğer hasta ve bî-dermân sıhhat [u] selâmet bulup tendürüst o …
Ve bu eşme kenârında bir mescid var. Ancak beş âdem alur, gâyet küçükdür. Bizzât Hazret-i Risâlet anda ibâdet edüp istirâhat etmişlerdir. [[(---) (---) (---)]] niyyetine hâb-ı râhata varan eğer hasta ve bî-dermân sıhhat [u] selâmet bulup tendürüst olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267a ·
metinde göster ·
câmi‘den çıkmayup tâ sabâha dek tilâvet-i Kur’ân edüp ol gece bu câmi‘ Y 323a …
Bunda dahi bir du‘â-yı azîm olup herkes merâm [u] maksûduna vâsıl olup ba‘zı sulehâ-yı ümmetden kimesneler i‘tikâf niyyetine câmi‘den çıkmayup tâ sabâha dek tilâvet-i Kur’ân edüp ol gece bu câmi‘ Y 323a niçe bin kanâdîller ile çerâğân olup cemâ‘at-i kesîre ile leb-ber-leb olup bunda dahi salât-ı mağrib ile ışâ bir ezân ve iki kâmet ile kasr-ı cem‘ olur, (---) dur. Bundan gayri yerde câ’iz değildir. Eğer bunda dahi cemâ‘at ile cem‘-i kasrda bulunmadı ise salât-ı ışâyı kılup salât-ı mağribe kazâ niyyet edüp münferiden edâ ede. Ve sabâha dek kendü savma‘asında bu leyle-i îd-ı adhâda ibâdet ede, ricâ ve temennâ geceleridir, zîrâ Arafât'dan henüz gelindiği mahaldir. Âdem ol mahalde ma‘sûm [u] pâkdir. Her ne hayr murâdâtı var ise müstecâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y322b–Y323a ·
metinde göster ·
… esbâbı üstüne ve saçı ve sakalına dökerek Y 330b ve yüzün yaykayarak ve şifâ
niyyetine
gasl dahi câ'izdir. Ammâ hücresinde ve gayri yerde âb-ı Zemzem ile tahâret câ'i …
Bu tavâf-ı sadr âfâkîlere vâcibdir, Mekkîlere lâzım değildir. Tavâf ederse savâbdır. Ve ne kadar âb-ı Zemzem nûş edebilirse içüp esbâbı üstüne ve saçı ve sakalına dökerek Y 330b ve yüzün yaykayarak ve şifâ niyyetine gasl dahi câ'izdir. Ammâ hücresinde ve gayri yerde âb-ı Zemzem ile tahâret câ'iz değildir. Andan Ka‘be eşiğin öpeler. Ve Beytullâh dâhiline girmek mümkin ise, gireler, ammâ ba‘zı fukahâ "Girmemek efdaldir, Ka‘be içine kadem basan dünyâda dahi nereye basa?" demişler, girmeği revâ görmemişler. Ammâ Hatîm içine girüp Altun oluk altında Hazret-i Risâlet-penâh'ın imâmet edüp secde etdüği yeşil mihrâb taşda iki rek‘at namâz kılsa Ka‘be içine girüp namâz kılmış olur. Zîrâ ol Hatîm dîvârı Ka‘be-i şerîfdendir. Râvîleri ile musarrah on bir hadîs-i şerîf vardır kim Hatîm Beyt-i şerîf dâhilindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y330a–Y330b ·
metinde göster ·
… an vâsi‘an ve şifâe min külli dâin ve min haşyetik" deyü safâ-yı hâtır ile şifâ
niyyetine
nûş edüp def‘-i atşân ederken üzerine dökerek ba‘zısı başından aşağı döküp fî'l …
"Allâhümme innî es'elüke ilmen nâfi‘an ve rızkan vâsi‘an ve şifâe min külli dâin ve min haşyetik" deyü safâ-yı hâtır ile şifâ niyyetine nûş edüp def‘-i atşân ederken üzerine dökerek ba‘zısı başından aşağı döküp fî'l-hâl şiddet-i hârdan libâsları yâbis olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y346b ·
metinde göster ·
… rîz'den Rûm'a gelüp makbûl-i şehriyârî oldu. Ba‘dehu tavâf-ı Beytullâhi'l-harâm
niyyetine
Mısır vâlîsi Hâyin Ahmed Paşa ile Mısır'a vardıkda Ahmed Paşa Mısır kal‘asına k …
Meşhed-i el-Mevlâ Zahîreddîn-i Erdebilî: Selîm Hân-ı Evvel asrında Tebrîz'den Rûm'a gelüp makbûl-i şehriyârî oldu. Ba‘dehu tavâf-ı Beytullâhi'l-harâm niyyetine Mısır vâlîsi Hâyin Ahmed Paşa ile Mısır'a vardıkda Ahmed Paşa Mısır kal‘asına kapanup hâyin olıcak ol vak‘ada Hâyin Ahmed Paşa ile bir yerde katl olup Karâfe-i kübrâda ikisi bir soffa üzre medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y274b ·
metinde göster ·
girmişdir. Bu hammâm binâ-yı hukemâ-yı kudemâ olduğundan Hanefî kurnaları birer …
Hazret-i Ömer hammâmı: Tâ Fir‘avn Y 365a zamânından berü bir tarz [u] tavr üzre binâ olunmuş bir turfa hammâm-ı kadîmdir. Rûm ve Arab u Acem'de alem olmuşdur. Hâlâ ziyâretgâhdır. Hasta girse şifâ bulur. Feth eden kibârlar du‘â etmişler kim bir cüzâm kırk gün girse rahm-ı mâderden müştak olmuş gibi dürr-i beyz-âsâ olur. Hattâ Hazret-i Alî'nin duhter-i pâkîze-ahteri Sitti (---) Mısır'dan gelüp şifâ niyyetine girmişdir. Bu hammâm binâ-yı hukemâ-yı kudemâ olduğundan Hanefî kurnaları birer âdem kaddi âlîdir, ayak üzre durup yaykanılır. Gerçi eyle musanna‘ binâ değildir, ammâ der ü dîvârları müşk [ü] amber-i hâm abîr ü za‘ferân ile tahmîr olunmuş cibs-i hâlisden binâ olunmuş dîvârlardır. Ve bir halveti dîvârın şem etsen kâfûr ve gülâb ve lâden ve cavrî râyihası gâsillerin demâğın mu‘attar eder. Ve âbı Nîl olmak ile âb [u] havâsı gâyet latîf ü i‘tidâl üzredir. Ve ferşi bir gûne döşeli beyâz taşdır kim hâlâ zamânımız üstâdları anın bir taşın yerine vaz‘ etmeğe kâdir değillerdir. Ammâ câmekânı teng yere vâki‘ olmağile gâyet küçük ve alçakdır. Ammâ gılâl ağası sarâyındaki küçük hammâm yenidir, lâkin havâsı sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364b–Y365a ·
metinde göster ·
… demler şiddet-i hârda üşüp eyle nûş etdiler, havzı boş etdiler. Hakîr dahi şifâ
niyyetine
bir fincân nûş etdim, hakkâ ki mâ-i zülâldir. Ekseriyyâ Nîl'in cenûb tarafından …
Ammâ bizimle giden âdemler şiddet-i hârda üşüp eyle nûş etdiler, havzı boş etdiler. Hakîr dahi şifâ niyyetine bir fincân nûş etdim, hakkâ ki mâ-i zülâldir. Ekseriyyâ Nîl'in cenûb tarafından yâhûd Habeş diyârının Zeyla‘ şehri benderinden Portakal küffârları hedâyâ vererek bu âb-ı nâbdan kalay ve kurşumlu cerre makûlesi niçe bin kumkumaları doldurup Hindistân'a ve Frengistân'a götürürler kim cüzâm zahmetine ve Freng zahmetine mübtelâ olanlara içirüp dürr-i beyza dönerlermiş, gâyet nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406a ·
metinde göster ·
… ürtefi‘ yerden yuvarlanırlar, elbette şifâdan hâlî değillerdir. Hakîr dahi şifâ
niyyetine
eylece yuvarlanıcaverdim(?), zîrâ pembe-misâl bir rimâlistân pâk yerdir.
Ve bu cengde mecrûh olan guzât-ı müslimîn bir kumsal yerde yatup ol gece vâkı‘alarında Hazret-i Risâlet-penâh cümlesinin yaralarına mübârek ağzı yarların sürüp ale's-sabâh cümle mecrûhlar kendüleri sağ selâmet görüp ol kumsal yerde yuvarlanup safâ ederler. Hâlâ ol kumsal yerde Rimâlü Dârişşifâ derler, ziyâretgâhıdır. Hâlâ bir mecrûh ve bir marîz ol mahalle varup ol kumsal yerde yuvarlansa bi-emrillâhi ta‘âlâ sıhhat bulur, meşhûr-ı âfâk-ı ale'l-itlâkdır. Ve hasta ve marîz olmayan ba‘zı kimesneler teberrüken ve teyemmünen ol kumsal mürtefi‘ yerden yuvarlanırlar, elbette şifâdan hâlî değillerdir. Hakîr dahi şifâ niyyetine eylece yuvarlanıcaverdim(?), zîrâ pembe-misâl bir rimâlistân pâk yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·