Kal‘a-i Yanık'a top atdı Sinân Paşa çün, / Dest-gîr oldu ana
nusret
[u] avn-i Hâlık. / Çâr rüknü yoğ olup fethine düşdü târîh / Nâr-ı kahr ile adû …
Kal‘a-i Yanık'a top atdı Sinân Paşa çün,Dest-gîr oldu ana nusret [u] avn-i Hâlık.Çâr rüknü yoğ olup fethine düşdü târîhNâr-ı kahr ile adû yanup alındı Yanık.Sene 1003}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 58b ·
metinde göster ·
sene (---) fî (---)(---) Bâ-re’y [ü] tedbîr-i Serdâr Ahmed Paşa ve Sadrıa‘zam …
İcmâl-i fütûhât-ı sefer-i hümâyûn kal‘a-i Kamaniçse: Be-vilâyet-i Leh azîmet-i pâdişâh-ı âlîşân bâ-asâkir-i nusret-nişân sene (---) fî (---)(---) Bâ-re’y [ü] tedbîr-i Serdâr Ahmed Paşa ve Sadrıa‘zam Ahmed Paşa ve Yeniçeri Ağası Abdurrahmân Paşa
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 87a ·
metinde göster ·
cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumâ …
Evsâf-ı menzil-i liman-ı Balısıra; 260a Anda cümle keştîler lenger-i ikâmet bırağup cemî‘î keştîleri limanlara bağlayup cemî‘î âlât, mühimmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve firkate ve çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, altı milde gitmede. Zîrâ bu Balısıra nâm mahalden içeri kadırga ve şayka gemileri beşer arşın su sökmeğile gidemez, zîrâ ikişer üçer arşın sığlık deryâdır. Bu Balısıra nâm mahal, Taman cezîresi hâkine karîb Heyhât Sahrâsı'nın garbîsi nihâyetinde sâhil-i bahrde bir beyâbân yerdir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan mahzenler ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Azak'ın iskelesidir. Bu mahalde Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa eyâletinde olan Çerkezistân'dan kabîle-i Şağak'dan ve kabîle-i Jana'dan ve Mâmşuh'dan ve Takaku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin arabalar gelüp mezkûr Balısıra iskelesinden cümle cebehâne ve mühimmât-ı hafîfeleri arabalar ile Azağa götürdüler. Mâh-ı mezkûrun (---) günü cümle guzât-ı müslimîn Kal‘a-i Azak meterisine girüp göz açdırmayup yedi koldan muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-âşûb olmağa mübâşeret olundu. Mâh-ı mezkûrın (---) günü Anadolu tarafından yedi vezîr, on sekiz mir-i mîrân ve yetmiş aded mir-i livâ ve iki yüz alaybeği ve cümle erbâb-ı ze‘amet ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelîleriyle kırk yedi bin asker Azak altına imdâda gelüp azamet-i Hudâ bir gûne tüfenk ve top şâdmânı oldu kim gûyâ ebr-i kebûd evc-i semâda pâre pâre olup zemîne düşdü. Bu mahalde Tatar Hâna karavul fermân olunup Kırım askerinden Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay Urümbet Nogay ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli ve Erbatlı ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deveyilik ve Nevrûzili bu illerin cümle sadaklu ve savatlu ve küpeli askerleriyle Hân hazretleri asker-i İslâm'ın cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp karavul beklerdi. Ol gice kal‘ada mahsûr olan Kazak-ı Ak bir tüfenk şâdmânı edüp Kal‘a-i Azak mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve tabllarına rehâ buldurup "Yâ Juj yâ Juj" sadâsıyla kal‘ayı pür etdiler. Kal‘anın cümle burc [u] bârûların haç-peykerler ile zeyn etdiler. Meğer ol şeb-i muzlimde nehr-i Tün ile on bin kâfir kal‘aya imdâd girüp sabâha dek ârâm etmeyüp top u tüfenk atmadan hâlî olmayup yedi yüz âdem şehîd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i Tin sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf taraf çeteciler ve otlak ve zahîreciler fermân olunup cümle mîr-i mirâna kol kol yer gösterilüp yeniden meterise girüp yedi kat meteris değişdirüp Yoğurdcu Baba Türbesi tarafında Handak kenarına varıldı. Küffâr-ı hâksârın zarabât-ı topundan cümle ordu-yı İslâm bir top menzili ba‘îd meks etdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile Serdâr-ı mükerrem Hüseyin Paşa, Yoğurdcu Baba tarafından meterise girüp on iki pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre firkate ile Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp firkateleri Ulu Tün ve Diri Tün ve Kanlıca Özeği ve Timurlenk cezîresi tarafların muhâfaza edüp azmak azmak gezerlerdi. Su kullesinden yukaru kıble tarafına Anadolu eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, eyâleti askeriyle ve sekiz balyemez, on oda yeniçeriyle meterise girdi. Ve Karaman eyâleti ile (---) Paşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi ve garb tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topcu ve on balyemezle meterise girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa, Gözcü kullesi 260b tarafından on oda ve on balyemez top ile meterise girdi. El-hâsıl yedi koldan yetmiş pâre top-ı kal‘a-kûb ile kolomborna ve şâhî darbuzenler ile deryâ-misâl asker dahi yetmiş kat meterisler ile dâiren-mâdâr kal‘ayı kuşadup derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hâk-sâr, bîrûn-ı kal‘adan asâkir-i nusret-şi‘âr cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumân ra‘d-vâr gürleyüp yedi sâ‘at-i nücûmî tâ vakt-i Şâfi‘îye dek bir ceng-i âşûb olmuşdur kim çeşm-i rûzgâr ana mânend bir kâr-zâr görmemişdir. Ale's-sabah yedi koldan yedi yüz âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp cümle camedânları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve yine vakt-i seherde du‘â vü senâ ile yedi koldan toplara âteşler verilüp kal‘anın der-i dîvârların harâb u yebâb, hânelerin berbâd [u] türâb etdi, ammâ burc [u] bârûları Ceneviz keferesi binâsı olmağıla metîn u müstahkem olanları bâkî kaldı. Ve zarabat-ı top-ı küpden münhedim olan yerleri küffâr-ı dûzah-karâr, karâr-dâde olmağiçün bir gicede ale'l-fevr çitler ve şarampavlar ve domuz damları çatup siperlendi ve yeniden cenge âheng etmeğe başladı. Ve yedi gün bu uslûb-ı sâbık üzre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam ise bir küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun (---) günü kal‘aya tarabâb-ı top-ı nûbden müstevfî gedikler zâhir olup ale'l-gafle guzât-ı müslimîne haber etmeden yürüyüşe hücûm etdiler. Çün kal‘anın münhedim olmuş gedikleri üzre ba‘zı guzât çıkup bayraklar zeyn etdiler. Gördüler kim mülâhaza olunduğu minvâl üzre serdengeçdilerin gerisi gelmedi ve mübâlağa ile küffâr-ı hîlekâr müctemi‘ olmuş. Derhâl Kazak-ı Ak bu serdengeçdi guzâtına eyle kurşum serpdi kim ân-ı vâhidde niçe yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serpilüp yatdılar. Bakıyyetü's-süyûf olan guzât-ı müslimîn, beyne'l-akrân gerüye dönmeğe nâmûs-ı Muhammedîdir deyü kal‘anın burc [u] bârûları üzre kefere ile küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre bir ceng-i perhâş savaş olmuşdur kim vech-i semâda şems u kamer bu devrânda deverân ideli çeşm-i felek bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler dikilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli görüp cümlesi domuz topu olup, "odri ne buysa", deyerek zeber-dest karâvana serhoş küffârlar domuz sürüsü gibi hücûm edüp guzât-ı müsliminlerüne tüskürdüler. Ahırü'l-emr gaziyan ceng ede ede avdet edüp kal‘a bedenleri üzre niçe sancağ ve bayrağ ve niçe na‘şe-i şühedâlar anda kalup bi'l-cümle bu feth yevm-i âhira kalmak mukadder imiş, deyü cemî‘î guzât kendülere tesellî-i hâtır verüp yine kol kol cenge âheng etdiler. Altı gün dahi küffâra göz açdırmayup kal‘anın dâiren-mâdâr handakları kabza-i tasarrufa girdi. Ol gün küffârın kırk pâre firkâtesiyle dörd bin ceng-âver-i dilâver Kazak-ı Ak'ı nehr-i Tün ile cereyân edüp kal‘a-i Azağ'a imdâd girmek sevdâsıyla gelirken hikmet-i Hudâ, Silistre Valisi Ken‘an Paşa kolunda kemîngâhda âmâde olan guzât-ı müslimîn küffâr-ı hâksârın gemilerin görünce suya berâber balyemez toplara âteş ile rehâ buldurup cümlesi mecrûh [u] mahrûkan gark-ı âb olup halâs oldum deyü kenara çıkan küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldular ve ol gün nâdîler nidâ edüp "Cümle ganâ’im guzât-ı müslimînindir" deyince Sübhanu'l-Hallâk ol gün cümle gâziyân [u] mücâhidâna ıyd-ı adhâ olup giceleri leyle-i Kadr, rûzları rûz-ı ıyd olup ol gice pâk gasl edüp herkes halâlleşüp sabâha dek ihyâ etdiler ve "İnşâallah sabâh yürüyüşdür" deyü birbirlerine haber etdiler ve cümlesi âlât [u] silâhlarıyla âmade oldular. Ve bu günlerde kal‘anın der-i dîvârlarından ancak Tün kenarında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle ve garb tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldutmaz toplar ile kal‘ayı döğe döğe hâke yeksân olunmuşdu. Ammâ kal‘a içinde mahsûr olan küffâr-ı dûzah-karâr dîv-dest ve pîl-ten Ferhâd-vâr kûh-ken olmağıla ka‘r-ı zemîne girüp anda cây-ı karâr edinüp diri dirliklerinde hâk-ı mezelletde gûnâ-gûn muhîl şeytanatlar ile mazgal delikleri ihdâs edüp sademât-ı top-ı kûpden halâs olup kal‘adan ziyâde metânet buldular. Ne cânibden bunların üzerlerine lağım ile türâb sürmek ile varıldıysa lağımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları serîka edüp nehr-i Tün'e dökerlerdi. Bir hafta renc [u] anâ ile sürülen toprağı bir gicede gâ’ib ederlerdi. Âhir-i kâr cümle iş erleri lâ-ilâc kalup lağıma mübâşeret etdiler. Anlar lağım fenninde yer sıçanından üstâd san‘atlar etdiler kim âdemin aklı perîşân olur. Hatta nehr-i Tün altından ziftli ve katranlı kayıklar ile su içinde lağım atma hünerin gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b–261a ·
metinde göster ·
Devlet-i Âl-i Osmân'da üç Kars sancağı vardır. Biri Silifke'de Karataşlık Karsı, biri Mar‘aş Karsı, biri Dûdımân Karsı. Bu Kars kadîmdir. Sene 987 târîhinde Murâd Hân-ı Sâlis asrında Lala Kara Mustafâ Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup Anadolu Vezîri Ca‘fer Paşa ve Şâm Vezîri Vezîria‘zam Tavîl Mehemmed Paşazâde Hasan Paşa ve Milânlı Alî Paşa ile cümle yüz bin asâkir-i nusret-me’ser bu Kars hâkine gelüp meks etdükde kızılbaş-ı bed-ma‘âşın harâb [u] yebâb etdüğü Kars'ı imâr etmeği ma‘kûl görüp ta‘mîr ü termîme mübâşeret etdiklerinde Rûmeli Paşası Mahmûd Paşa kulundan bir çâr-kûşe beyâz mermer üzre Arabî celî hattıyla bir târîh çıkup aşağı varoşun kıbleye nâzır kapunun cenbine komışlardır kim ol târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323b ·
metinde göster ·
Ertesi ale's-sabâh mâh-ı mezbûrun (---) günü yine nehr-i Çoruğ kenarından bir gerd-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olup şukka-i alem şa‘şa‘ası ve cebe vü cevşen ve zırh-ı zireh-külâh nûru benî Âdemin merdüm-i dîdelerin hîrelendirüp sâf sâf [ve] mevc mevc asâkir-i ibret-nümâ nümâyân olup yaklaşdı. 330b Meğer Çıldır eyâletine mutasarrıf Vezîr Koca Sefer Paşa, Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimizin emr-i şerîfiyle Ahıska'dan ılgar ile Gürcîstân içinden Gönye kal‘asına imdâda altı bin Gürcîstân askeriyle ve Tomris Hân oğluyla ve Levend Hân oğluyla ve Aleksandır Hân oğluyla imdâda geldüğü Seydî Paşa'ya haber gelince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sâ‘ir mîr-i livâlar ve alaybeğleri ve çeribaşılar cümle pür-silâh olup Sefer Paşa'ya istikbâle çıkdık. Azamet-i Hudâ bir temâşâ-yı ibret-nümâ dahi seyr etdik. Cebe vü cevşene gark olmuş küheylân atlı, eli sırıklı, beli şiş kılıçlı ve çiğini kalkanlı ve niçesi kılçıklı kebeli ve beli sadaklı ve tüfenkli Aznavurlar ve piyâde tüfenklileri ve sıkma çarıklı ve cümlesi kırçıl ihtiyârlar çoğu mutarraş ve saçlı Aznavurlardır kim her biri acebe-likâ ve garîbü'l-heykel âdemlerdir. Sefer Paşa alay-ı mahsûsası ve mataracı ve tüfenkcileri ve şâtırlarıyla geldikde Seydî Paşa ve Bâkî Paşa at üzre selâmın alup Seydî Paşa sağına ve Bâkî Paşa soluna geçüp alay-ı azîm ile Gönye kal‘ası altına gelindikde kal‘anın burc [u] bârûlarından bir yaylım sefâ geldin topu ve bir yaylım safâ geldin tüfenk şâdmânlar edüp Sefer Paşa cümle askeriyle zeyl-i hisârda meks edüp ba‘dehû Ordu-yı İslâma Gürcîstân ve Mikrilistân ve Lazistân'dan ve Batum sancakları nevâhîlerinden ordu-yı İslâma zehâ’ir-i firâvân gelmeğe başladı. Ertesi gün vakt-i seherde Gönye kal‘asının cânib-i cenûbunda Hopan ve Rize tarafında leb-i deryâ ile bir alay-ı azîm nümâyân olup meğer Tarabefzûn eyâletine mutasarrıf (---) Paşa eyâleti askeriyle üç bin yarar ve nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz gemisi ile piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Serdâr Seydî Ahmed Paşa'ya haberi gelüp aslâ ve kat‘â istikbâline ne kendüsü ve ne sâ’ir asakir göndermeyüp Tarabefzûn paşası, eyâleti askeriyle üç bin güzîde âdemle Gönye kal‘asının bir cânibinde meks edüp ba‘dehû derûn-ı kal‘ada Seydî Ahmed Paşa ile müşerref olmağa geldikde Seydî Paşa aslâ ta‘zîm etmeyüp cümle huzzar-ı meclise hıtâben eydür: "Bak a ümmet-i Muhammedim! Ben kankı sancâk hâkimiyim?" dedi. A‘yân-ı vilâyet eyitdiler: "Sultânım! Hâlâ Tortum sancâğına mutasarrıfsız" dediler. "Ya Tortum bu Gönye kal‘asına kaç menzildir?" dedi. {"Dörd beş menzildir" dediler}. "Ya dörd menzil yerden bir ılgar ile gelüp kal‘a-i Gönye'yi dest-i küffârdan halâs edem. Husûsen me’mûr değil idim ve sancâğım hâki dahi değildir. Ben dîn-i mübîn uğuruna yetişüp Gönye'yi istihlâsına bi-emrillah sebeb olam. Bak a Paşa! Sen Tarabuzen paşası olasın ve iki tuğlu mîr-i mîrân olasın ve Gönye kal‘ası eyâletin hâkinde Tarabuzun'a iki menzil yer ola. Sen niçün yedi günden berü bu Gönye kal‘ası imdâdına yetişmedin. Tiz cellâd!" dedikde, Bâki Paşa ve Sefer Paşa ve Kategaç Paşa Seydî Ahmed Paşa'ya: "Sultânım! Kânûn değildir. Sen bir tuğlusun, ol iki tuğludır, katl etmen" deyü cümle ricâ etdüklerinde "Vallahi dîn-i mübîne hâ’in oldukdan sonra yedi [tuğlu] paşa dahi olsa, askeriyle kırardım. Ammâ sizin hâtırınız içün katl etmem. Ammâ pâdişâhıma arz ederim. Tiz dîvân efendisin çağırın" deyü fermân edüp murâd [u] merâmı üzre arz tahrîr olunurken "Baş bölükbaşılar kaldıra şu Tarabuzun a‘yân-ı hâ’inlerin" deyüp yetmiş nefer kimesneyi kayd-bend edüp Gönye kal‘asında habs edüp "Niçün paşanızı bu kal‘anın istihlâsına terğîb etmediniz" deyü vâfir ıtâb u şitâb edüp cümlesin habs etdi. Dîvân efendisi kal‘anın fütûhnâmesin ve Tarabefzûn paşasının adem-i imdâdın tahrîr edüp üç aded mîr-i mîrânların ve sâ’ir iş erlerinin ve Gönye kadısı ve Tarabefzûn kadısının memhûrlu arz-ı mahzarlarıyla pâdişâha arzlar gönderilecek mahalde cümle Tarabefzûn a‘yânının yedikleri hapsi balıkları burunlarından fitil fitil çıkup "Amân Sultânım! Pâdişâha bizi arz eyleme" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın hâk-i pâyine düşüp niyâz-mend olduklarınca Seydî Paşa aşağı komayup "Elbette bu âsîleri arz ederim" deyü sözünde sâbît-kelâm olup Çerkes inâdına musırr oldu. Âhir Tarabefzûnlılar yine paşalara dahi düşüp anlar yine Seydî Paşa'ya ricâ edüp mâbeyne niçe mu‘tedil muslihûn iş erleri ricâ edüp üç gün keşâkeşden sonra hâh-nâ-hâh Tarabefzûn paşasından ve a‘yân-ı vilâyetden ve eyâlet-i Tarabefzûn'dan cümlesinden pes-i perdece kırk üç kîse guruş ve üç tahta semmûr kürk ve on iki pençe-i âfitâb mahbûb gulâm-ı sührâb ve on iki mahbûbe-i zenâne ve fitne-i cihâne nergîs gözlü ve şîrîn sözlü Gürcî güzeli dûşîze ve pâkîze bintânlar ve Tarabefzûn paşası bir zerdûz harîr, münakkaş cedîd yedi aded cerekler (?) ile otağın verdi. Ve bir şemşîr-i murassa‘ ve bir mücevher gaddâre ve yedi çarkâb 331a tîrkeş ve niçe Tarabefzûn zergerinin memdûh kârlarından gûnâ-gûn sîm-âvânlarından buhurdân ve gülâbdânlar ve nice raht-ı gûn[â]-gûn ve sîm şa‘mdânlar ve topuz ve Tarabefzûn tarzı baltalar ve üç katar deve ve yedi katar katır ve "ılgar ile gelirken niçe atlarınız helâk oldu" deyü yüz yigirmi re’s atları ve cümle Seydî Ahmed Paşa'ya eyâlet-i Tarabefzûn ahâlîsi verüp kendüleri sa‘âdetlü pâdişâha arz olunmadan halâs olup ancak Gönye kal‘ası fethin ve imdâdında bulunan mîr-i mîrânları ve alaybeğilerini ve sâ’ir sancâk beğlerin hizmet-i pâdişâhîde bulundukların cümle pâdişâha arz edüp cemî‘î beğler ve paşalar ve iş erlerinden dahi belağan-mâ-belâğ mâl [u] menâl [ve] metâ‘-ı firâvân alup istihlâs-ı Gönye'yi, pâdişâha Gürcî Beğzâde nâmıyla ma‘rûf bir mütekellim kapucubaşısıyla der-i devlete arz eyledi. Ve bir kapucubaşısıyla Erzurûm Vâlisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize arz etdüğü sâ‘atde nehr-i Çoruğ kenarından berü yine bir toz [u] gubâr evce peyveste olup bir asker-i İslâm zâhir oldu. Meğer Erzurûm Valisi Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağası, Gönye kal‘ası imdâdına serdâr olup Erzurûm sancağının cümle erbâb-ı timarları ve zü‘amâları cebelüleriyle ve Erzurûm ve Hasankal‘alarının nısf kal‘a kulları ve Paşa efendimizin cümle kendi kapu kullarıyla kırk bayrak sekbân ve sarıcalardan başbölükbaşı Küçük Acem ve Kulu bölükbaşı ve Çatal bölükbaşı ve Memü ve Çünûd heybeli ve Nakışlı ve Çalık Alî ve Zırhkenli ve Yamalı ve Uşkurta ve Sincânlı ve Kâdirli ve Mamalı ve Sücâhoğlu ve Cennetoğlu ve Kara Pîrî ve Solak Velî ve Gökçe Alî nâmân kağân-arslan bölükbaşılar cümle pür-silâh üç bin çatal fitilli nâmdâr şehbâzlarıyla sâf sâf ve çifte çifte gülbâng çekerek ubûr etdiler. Ardları sıra bir bayrak üç yüz yiğit deli ve bir bayrak üç yüz yiğit gönüllü ve altı bayrak asâkir-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr ve bir bayrak altı yüz yiğit müteferrikagân ve bir bayrak üç yüz aded vâcibü'r-re‘âyâ ağavât ve bir bayrak iki yüz yiğit çâşnigîr ve bir bayrak iki yüz serrâcân ve bir bayrak ile taşra kilârciyânlar dahi iki yüz müsellah fetâlar ve iki yüz cebe vü cevşene gark olmuş kargı sırıklı iç ağaları çarha ince bayraklarıyla miftâh gulâm ağası zâbitleri olup alay-ı mezbûr ile ubûr etdiler. Ve kırk aded sandelye sâhibi kırkar ve ellişer kafadârlarıyla süvâr olmuş kapucubaşılar kim her biri kırkar ve ellişer tevâbi‘li ve kantar sırıklı ve zırh-ı zireh-külaha müstağrak ve atları gümüş zeynli müzeyyen raht ve bahtlı ve bahrî hotaslı ve altı pâre çarkâb yancıklı küheylân atlı ve sâfinâtü'l-ciyâd, hassânlı muhteşem tevâbî‘leri polâd-ı Nahşivânîye gark olmuş tevâbi‘ [u] levâhıklara mâlik zorba zorba ser-bevvâbânlar çifte çifte ubûr edüp dahi ardları sıra serdârları olan Alacaatlı Hasan Ağa sâde nefere faslıyla ubûr edüp Gönye kal‘ası zeylinde hayme ve hargâhları ve bâr-ı bengâhlarıyla meks etdiler. Bu zikr olunan kapucubaşıların ekseri birer vüzerâyâ ve mîr-i mîrânlara kethüdâ ve kâ’immakâm ve müsellem ve sancak zabt etmiş akl-ı Aristo ağalardır. Bunlara Seydî Ahmed Paşa bir ziyâfet-i azîm edüp ertesi gün cemî‘î kurâ ve kasabâtlardan gelen üstâd-ı mi‘mâr ve bennâlar ile Gönye kal‘asının ta‘mir ve termîmine mübâşeret olunup deryâ-misâl cüyûş-ı müslimîn ummâl-vâr çalışup kal‘anın handakların tathîr etmeğe mübâşeret olunup yedi yerden mehterhâneler çalınup yetmiş seksen yerden sımât-ı Muhammedîler ile tâ‘am-ı firâvânlar ile ziyâfetler olup şeb [u] rûz cümle guzât-ı müslimîn sürûr [u] şâdmânda idiler. İbtidâ kal‘anın ihrâk olunan bâbını imâr edüp ve derûn-ı kal‘ada Bâyezîd Hân-ı Velî Câmi‘in imâr edüp gûyâ nûr-ı mübîn oldu. Ve yedi yüz yeni kul ve yeni dizdâr ve sâ’ir levâzımât [ve] cebehânesin ve küffârdan alınan cemî‘î tüfenklerin ve gayrı âletlerin kal‘a cebehânesine koyup kal‘a-i Gönye evvelkiden mahbûb u müzeyyen olup hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkar Evliyâ-yı pür-taksîr bin (---) târîhinde Azak gazâsına giderken bu Gönye kal‘asında ibâdet etmişdik. Hamd-i Hudâ istihlâsında bulunup ibtidâ fethinde ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser olup gazâsında bulunduk. Ba‘dehû Tarabuzan eyâletiyle Batum sancakları Gönye kal‘ası muhâfazasında kalup altmış bin müte‘addid asâkîr-i nusret-mü’essir ile nehr-i Çoruğ kenarıyla sevâd-ı mu‘azzam Erzurûm'a gitmeğe azîmet edüp sâhil-i nehr-i Çoruğ'da bir çemenzâr ve çimşiristân dırahtları içre meks edüp cümle guzât-ı müslimîn ile meşveret edüp Seydî Ahmed Paşa eydür: "Bu Mikrilistân Tarabuzan eyâleti hâkinde olup küffâra imdâda gelirken kayıkların feth edüp pâdişâha böyle isyân etdiler. Ol kayıklarını ve Urus-ı menhûs şaykalarını pâdişâhıma arz etdim. Tarabuzan kal‘ası limanında dursunlar. Taraf-ı pâdişâhîden ne fermân sâdır olursa vali-i vilâyet ana göre amel ideler. Ve bu kadar bin üsârâ Kazak-ı ak ve imdâdlarına gelen Mikrîl-i rezîl 331b cümle guzât-ı müslimînin şikârı olduğun dahi pâye-i serîre arz eyledim. Ammâ şimdi bu cem‘iyyet-i kübrâ ile bu asâkir-i İslâm at üzre hâzır-baş iken bu Mikrilistân kâfirlerinden niçe intikâm alup bu kadar şedd-i rahl çeken cüyûş-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim olalar" deyü meşveret edince meğer Gürcîstân Hâkimi Sefer Paşa Mikrilistân beğlerine dilgîr imiş, hemân cümle Mikrilistâna bu asâkir-i İslâm'ın piyâdesiyle atlıların pây-berâber ola deyü şikâra salalım ve bizim Ahıska gâzîleri ve Gürcîstân gâzîlerin bile kulağız verelim. Anlar dahi gazâ mâlından pay-berâber hisse-mend ola, deyü müşâvere tamâm olunup hakîr bu niyyete el-Fâtiha denilüp cümle guzât-ı müslimîn içre dellâllar nidâ edüp "At ve don ve mahbûb ve mahbûbe gulâmlar ve kızlar ve mâl-ı ganâ’im isteyen guzât-ı müslimîn silâhlarıyla âmâde olsunlar" deyü nâdîler nidâ edince azamet-i Hudâ ol gün ol gice cemî‘î guzât-ı müslimîn kanıkmış arslan gibi gerindiler ve sündüler ve av sayup avnadılar ve eşindiler ve kaşındılar. Herkes gasller edüp fermân-ı serdâra muntazır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 330a–331b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Süleymân Hân oğlu Bâyezîd'e Amasiyye sancağın sadaka edüp lalasının ve Kuduz Ferhâd Beğ'in iğvâsıyla Konya'da Selîm Hân ile hüsn-i zindegânî edemeyüp Amasiyye livâsıyla Konya sancağı birbirine meşâ olmağıla iki birâder şehzâdeler birbirinin askerin kırmağa başlayıp bu ahvâl-i pür-melâl Süleymân Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup bi'z-zarûrî Bâyezîd'i Amasiyye'den ma‘zûl edüp âsitâne-i devlete karîb Kütahiyye sancağı ihsân olundukda Şehzâde Bâyezîd "Hay beni İslâmbol'a karîb götürürler, hayr değildür" deyü sarı Rüstem Paşa'nın iğvâsıyla Bâyezîd âsî olup seksen bin Türk eşirrâsı asker cem‘ edüp Sultân Bâyezîd asâkir-i anîdiyle Konya sahrâsında bedîd olunca Şehzâde Selîm tarafından imdâda gelen Vezîr Mehemmed Paşa azîm asker ile çarhaya çıkıp Konya kal‘ası altında iki birâder askeri birbirine mukâbil sâf bağladılar. Selîm tarafında yeniçeriler saf saf durdular. Bâyezîd'in ibtidâ hücûm eden eşirrâ ceyşine yahşi kurşum urdular. İbtidâ hamlede ol iki alayın güzîdesi belki ziyâdesi şehâdet şerbetin içdiler. Bu hâl üzre tâ vakt-i gurûba dek ceng-i azîm olup leyle-i muzlim olmağıla herkes tarafeynden sancakları dibinde karâr etdiler. Ale's-seher yine tarafeynden cenk tablına tarralar urulup tâ vakt-i zuhra dek ceng-i şehzâdegân olup âhir-ı kâr nesîm-i nusret bi-emrillah Şehzâde Selîm tarafına esüp Bâyezîd'in cem‘ etdüğü eşkıyâlar dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp bakıyyetü's-seyfi girîzân olmağa başladıkda hemân fakîr Bâyezîd, oğlu Şehzâde Orhân ile ve lalası Kuduz Ferhâd ile cümle üç yüz nefer kimesne ile Amasiyye'de karâr edüp Nahşivânlı Akın Seyfeddîn nâm bî-dînin re’yiyle Şehzâde Bâyezîd ve dört aded ciğer-kûşesiyle diyâr-ı Acem'de Şâh Tahmâs'a varup dahl düşüp ana i‘zâz u ikrâm edüp hoş dutdular. Beri tarafda Selîm mansûr [u] muzaffer mâl-ı ganâyimle Konya'da âsûde olup bu ceng-i azîme târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 15b ·
metinde göster ·
… yri mühimmât verme hizmetine üç bin cebeci hâzır-bâş oldular. Bu cümle asâkir-i
nusret-me’serin
ensesinde sadrıa‘zam hazretleri on bin güzîde pür-silâh kapusu kuluyla yeniçeri …
Andan otuz oda dergâh-ı âlî cebeciyânı toplar hizmetine ve guzât-ı müslimîne cebe vü cevşen ve gayri mühimmât verme hizmetine üç bin cebeci hâzır-bâş oldular. Bu cümle asâkir-i nusret-me’serin ensesinde sadrıa‘zam hazretleri on bin güzîde pür-silâh kapusu kuluyla yeniçeriler ve topçular ve cebecilere kafadâr olup yemîn ü yesârında zü'l-cenâheyn-vâr altı bölük sipâh-ı kerrâr asker cebe ve cevşene ve tuğulka ve gayri âlât-ı silâha müstağrak olup kat-ender-kat rikâb rikâba, tîrkeş tîrkeşe at başı beraber tîrkeşüp ellerinde on yedişer boğum Bağdâd ve Basra'nın kargı sırıkları ve bellerinde şemşîr-i Ma‘arravîleri ve zebânlarında "Yâ Gâliben gayrı mağlûb!" zikrin ederek düşman üzre giderek meydân-ı ma‘rekeye varup hayme ü hargâhları önünde cünd-i müslimînin sırıkları yamanlarının şa‘şa‘asından benî Âdem'in gözleri hırelenüp her kantar mızrak ve cıda ve sinânın ucunda ve yalmân-ı nîzede olan nakş-ı bukelamun bayrak ve filandıra ve sancaklar rûy-ı zemîn bezeyüp sahrâ-yı Üsküdar bir fezâ-yı lâlezâr olup yüz elli yerde ceng tablına tarralar urulup zemîn u âsumân gür gür gürleyüp azamet-i Hüdâ haşr [u] neşr gününden bir nişân oldu. Ol gün yine yetmiş aded tuğ ve tabl [u] alem sâhibi ve sâir yedi kubbe vezîrleri cümle kapu kullarıyla alayların gösterüp sâ’ir ma‘zûl mîr-i mîrân ve gayri ümerâ-yı Arabistân irtifâ‘-ı kadr bulmalariyçün var kuvveti bâzûya getirüp livâları altında cümle müretteb ve mükemmel ve müselleh ve müzeyyen askeriyle kânûn-ı kadîmîye ri‘âyet edüp tarz [u] tavr-ı Âl-i Osmâniyân üzre olup âheste âheste alayları ile güzer edüp ta‘yîn olundukları yerde meks edüp bâğî vü dâğı ve dağî vü zâğî olan Celâlî askerine mukâvemete âmâde olunup her bir vüzerâ ve mîr-i mîrânlara kol kol karavullar fermân olunup sahrâ-yı Üsküdar'da cümle yeniçeriyân-ı dergâh-ı âlî yetmiş yerden meterîse girüp kûşe kûşe şâhî ve kolomborone toplar ve darbzen ve balyemez topları kirpi gibi kol kol yerleşdirüp cümle topları zencîr ve saçma ile saklayup âmâde edüp Çamlıca ve Bulgurlu ve Kayışpınarı ve Âl-i Bahâdır ve Sücâh bâğları ve Kadıköğü dağları tarafına cümle sipâh askeri karavul ta‘yîn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 30b ·
metinde göster ·
… in mâh-ı (---) gününde mu‘cizât-ı Muhammedi'l-Mustafâ berekâtıyla bâd-ı nesîm-i
nusret
Çarhacı Mehemmed Paşa tarafına esüp Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu ve Çomar Bölükbaş …
Bu mahalde Çarhacı Defterdârzâde efendimiz Âl-i Osmân askerine nevbet vermeyüp Celâlîlere göz açdırmayup yedinci hamlede kendü askerinden niçe yüz nâmdâr serdâr yiğitleri şehâdet şerbetin nûş etdiler. Âhir-i kâr hâh nâ-hâh sene (---) târîhinin mâh-ı (---) gününde mu‘cizât-ı Muhammedi'l-Mustafâ berekâtıyla bâd-ı nesîm-i nusret Çarhacı Mehemmed Paşa tarafına esüp Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu ve Çomar Bölükbaşı'nın derûnlarına ra‘b u bîm düşüp Mehemmed Paşa efendimiz sebebiyle bozulup Bulgurlu dağında bulgur kusup bir kerre yan verüp bir kerre hîle edüp gerüye dönek edem sandı. "El-abdü yüdebbiru vallahu yukaddir, bre Celâlîler bozuldu" deyince sekiz sâ‘at ceng-i azîmden sonra el-azametullah Üsküdar sahrâsında olan Âl-i Osmân askeri talattum-ı deryâ gibi temevvüc edüp cemî‘i mîr-i mîrânlar ve sâyîr mîr-i livâlar ve piyâde ve esb-süvâr asâkir-i nusret-mü’esser tablların döğerek ve cemî‘i yeniçeriyân meydân-ı Arasat günü yerden çıkar gibi meterîslerinden çıkup her biri birer ejder-i heft-sere dönüp pâ-bürehne çâpük olanlar "Bre Gürcî keferesi bozuldu!" deyüp serdâr çarhacı Mehemmed Paşa cümle askeriyle Gürcî Nebî'nin asker-i menhûsu ardına düşüp sâ’ir guzât-ı müslimîn dahi Celâlîlere Kayış pınarında ve Çamlıca'da ve Bulgurlu'da ve Sarı Kadı'da tâ Kocaeli hudûdlarına varınca kova kıra Kayış pınarında Celâlînin kayışların arkalarından çıkarup kellelerin der-i Devlete getirüp mallarıyla muğtenim olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 33a ·
metinde göster ·
… üp cemî‘i mîr-i mîrânlar ve sâyîr mîr-i livâlar ve piyâde ve esb-süvâr asâkir-i
nusret-mü’esser
tablların döğerek ve cemî‘i yeniçeriyân meydân-ı Arasat günü yerden çıkar gibi …
Bu mahalde Çarhacı Defterdârzâde efendimiz Âl-i Osmân askerine nevbet vermeyüp Celâlîlere göz açdırmayup yedinci hamlede kendü askerinden niçe yüz nâmdâr serdâr yiğitleri şehâdet şerbetin nûş etdiler. Âhir-i kâr hâh nâ-hâh sene (---) târîhinin mâh-ı (---) gününde mu‘cizât-ı Muhammedi'l-Mustafâ berekâtıyla bâd-ı nesîm-i nusret Çarhacı Mehemmed Paşa tarafına esüp Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu ve Çomar Bölükbaşı'nın derûnlarına ra‘b u bîm düşüp Mehemmed Paşa efendimiz sebebiyle bozulup Bulgurlu dağında bulgur kusup bir kerre yan verüp bir kerre hîle edüp gerüye dönek edem sandı. "El-abdü yüdebbiru vallahu yukaddir, bre Celâlîler bozuldu" deyince sekiz sâ‘at ceng-i azîmden sonra el-azametullah Üsküdar sahrâsında olan Âl-i Osmân askeri talattum-ı deryâ gibi temevvüc edüp cemî‘i mîr-i mîrânlar ve sâyîr mîr-i livâlar ve piyâde ve esb-süvâr asâkir-i nusret-mü’esser tablların döğerek ve cemî‘i yeniçeriyân meydân-ı Arasat günü yerden çıkar gibi meterîslerinden çıkup her biri birer ejder-i heft-sere dönüp pâ-bürehne çâpük olanlar "Bre Gürcî keferesi bozuldu!" deyüp serdâr çarhacı Mehemmed Paşa cümle askeriyle Gürcî Nebî'nin asker-i menhûsu ardına düşüp sâ’ir guzât-ı müslimîn dahi Celâlîlere Kayış pınarında ve Çamlıca'da ve Bulgurlu'da ve Sarı Kadı'da tâ Kocaeli hudûdlarına varınca kova kıra Kayış pınarında Celâlînin kayışların arkalarından çıkarup kellelerin der-i Devlete getirüp mallarıyla muğtenim olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 33a ·
metinde göster ·
… le ortaya alup kıra kıra inhizâm sadedinde iken Cenâb-ı Bârî yârî kılup nesîm-i
nusret
Selîm Hân tarafına esüp cümle Mısrîleri ve Türkmâniyânları ve şâh askerin cümle …
Eyâlet-i Konya ve eyâlet-i Mar‘aş halkı ve niçe boy Türkmânları bu yaylada cilvelenüp birbirlerinden haberleri yokdur. Bu cebel-i âlîde olan nebâtât [u] giyâhât [u] ezhârât ahşâbât-ı işpeçar bir diyâr yaylağında yokdur. İllâ Erzurûm ensesinde Bingöl yaylasında bî-hadd u hasr haşîşât vardır. Ve niçe bin kaynak uyûn-ı câriyeler var kim her biri birer âb-ı hayâtdan nişân verir. Böyle bir kûh-ı vâsi‘dir. Hattâ sene 922 târîhinde Selîm Şâh-ı evvel İrân-zemîn şâhı Şâh İsmâ‘îl üzre sefere giderken Zülkadıriyye sâhibi Sultân Alâüddevle Mısır'da Sultân Gavrî tahrîkiyle bu Alâüddevle Âl-i Osmân askerinin ilerisin ve gerisin nehb [u] gâret etdükde Selîm Hân Sultân Gavrî'ye nâmeler gönderüp "Şu Alâüddevle'yi zabt edin memerr-i asâkir-i İslâm üzre rehzenlikler eder, hakkından gelin yohsa hakkından gelirim" deyü nâme gönderdikde Gavrî nâmeyi kırâ’at edüp nâmesinde "Hakkından gelmeğe kâdir isen gel" deyüp Selîm Hân'a nâme gönderir. Bir nâme dahi Alâüddevle'ye gönderüp "Göreyim seni Şâh İsmâ‘îl'e niçe imdâd edersin" dedikde Selîm Hân Çıldır sahrâsında Şâh İsmâ‘îl ile cenk ederken görse yigirmi bin kırmızı şâlvârlı Mısır silâhşörü pür-silâh cündi ve yigirmi bin Alâüddevle'nin Zülkadirli ve Mamaylı ve Pehlivânlı ve Yeni-elli Türkmân askeri ve şâh askeri, Selîm Şâh'ı askeriyle ortaya alup kıra kıra inhizâm sadedinde iken Cenâb-ı Bârî yârî kılup nesîm-i nusret Selîm Hân tarafına esüp cümle Mısrîleri ve Türkmâniyânları ve şâh askerin cümle dendan-ı tîğdan geçirüp Şâh İsmâ‘îl ancak yetmiş aded kimesne ile Âzerbâycân'a cân atup Selîm Hân şâh-ı İrân-zemînin yedi aded mîr-i mîrânlık yerlerin feth edüp der-i devlete geldi. Andan mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmlardan fetvâ-yı habl-i metînler alup Mısır Sultânı Gavrî Kızılbaş'a imdâd etdiğiyçün üzerine sefer edüp Selîm Hân Kayseriyye'ye geldüği mahalde hâkim-i Mar‘aş Alâüddevle bu Göksun yaylasında yüz bin asker cem‘ edüp Selîm Hân'ın Mısır üzre gitmemesine âmâde olup gûnâ-gûn rahzenlikler ederken Selîm Hân vezîria‘zamı olan Tavâşî Sinân Paşa'yı ve vezîr Ayas Paşa'yı kırk bin asker ile Göksun yaylasına gönderüp Alâüddevle ile bir ceng-i perhâş [u] savaş etdiler kim Âl-i Osmân'ın on bir ceng-i azîminin biri dahi bu Göksun cengidir. Âhir bi-emri Hudâ Sinân Paşa mansûr [u] muzaffer olup Sultân Alâüddevle'yi yetmiş boy beğleriyle ve yetmiş aded ümerâlarıyla cümle katl edüp Selîm Hân'a kellelerin nâmeler ile Gavrî'ye gönderüp, "İşte haklarından geldim hâzır ol vaktına!" deyü haber gönderdikde yüz bin asker ile Merc-i Dâbik sahrâsında münhedim olup Mısır'a firâr eder. Hâlâ üstühân-ı Mısrîler vâdi-i Merc-i Dâbik'da püşte püşte yığılıdır ve Türkmân uzuvları Göksun yaylasında yığın yığındır kim hâlâ kabr-ı Alâüddevle ve yetmiş bin Türkmân bu Göksun'da medfûndur. Diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Vasıfdan müberrâ bir yaylağ-ı ra‘nâdır. Andan yine cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63a ·
metinde göster ·
İslâm tarafına esüp ân-ı sâ‘atde yüz bin küffârı Eğre kurbunda Hiraştüş sahrâsı …
eş-Şeyh Hazret-i Kara Şems Efendi Sultân: Fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed-i Sâlis meşâyihlerinden olup Eğre gazâsında bile idiler. Hattâ Âl-i Osmân askeri bozulmuş iken bu azîz Mehemmed Hân'ın esb-i sabâ-sür‘ati licâmından berk zabt edüp "Sabr eyle beğim! Şimdi fırsat-ı ganîmetdir!" deyü asâkir-i İslâm'ı cenge tergîb ederken bi-emri Hudâ nesîm-i nusret İslâm tarafına esüp ân-ı sâ‘atde yüz bin küffârı Eğre kurbunda Hiraştüş sahrâsında dendân-ı tîğdan geçirüp cümle guzât-ı müslimîn mansûr [u] muzaffer olup Macâr-ı füccârdan yetmiş altı pâre kal‘ayı feth edüp Eğre'yi metîn ü müstahkem ederler. İlâ haze'l-ân dest-i Âl-i Osmân'da Eğre gibi hısn-ı hasîn ü sedd-i metîn-i intihâ-yı serhadd [ü] kal‘a-i kavî yokdur. İnşâ'allah mahallinde tahrîr olunur. Devlet-i Âl-i Osmân'da iki Şemseddîn vardır. Biri Ebü'l-feth Mehemmed Hân ile İslâmbol fethinde bulınan Akşemseddîn'dir kim İslâmbol'ın yedi sene mukaddem fethin Ebü'l-feth'e tebşîr etmişdi. Bursa hâkinde Türbeli Göylük'de medfûndur. Biri dahi bu Sivasî Kara Şemseddîn'dir kim Eğre gazâsında Âl-i Osmân'ın yüzün ak eyleyüp derûn-ı Sivas'da merkûm Hasan Paşa câmi‘i hareminde medfûndur. Yedi sene kutbiyyete kadem basmış derler. Tarîk-i (---) ulu sultândır. Kaddesenâ'llahu bi-sırrihi'l-azîz. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76b ·
metinde göster ·
… i kerîmeler ve gûnâ-gûn istimâletler edüp cenge tergîb edüp "İnşâallah fırsat u
nusret
bize müyesser olursa tama‘-ı ham‘a düşüp kelepür tahsîli sevdâsına düşmen" deyü …
el-Hikâye-i ceng-i şehzâdegân der-sahrâ-yı Konya: Fî 22 şehr-i şa‘bân-ı merkûm. Şehzâde Bâyezîd cünd-i anîdiyle sahrâ-yı Konya'da bedîd olup beri Selîm tarafından dahi vezîr-i mükerrem Tavîl Mehemmed Paşa sâf sâf çarha alayın dizüp talî‘a-i asker Zülkadriyye Paşası yigirmi bin Türkmân ile Cüm Ekrâdı olup yedi koldan cümle sipâh ve yeniçeri ve zâ‘im ve erbâb-ı timar ve müteferrikagân ve çavuşân ve zümre-i silâhdâr ve sipâhân-ı zü'l-cenâheyn-vâr yemîn ü yesâr âlât-ı harbe müstağrak olup cenge âmâde oldular. İki çarha-i askerî birbirine girüp Bâyezîd askeri Selîm çarhasına galebe edüp çarha-yı Selîm gerü kazan dibi asker üzre düşüp iki dib alay birbirine karılup katılup zemîn dihkânî elinde atılır gibi nadaz nadaz olup iki alay-ı azîmin güzîdesi belki dahi ziyâdesi şerbet-i şehâdeti nûş edüp medhûş oldular. Ammâ ekseriyyâ Bâyezîd'in dağî ü bâğî vü yağî askeri hâk-i mezellete düşüp cân verdiler. Tâ vakt-i gurûba dek ceng-i şehzâdegân olup herkes kollu kollarına gidüp tarafeynden tabl-ı âsâyiş çalındı. Ale's-sabâh ki oldu bizzât Selîm Şehzâde atına süvâr olup cümle asker-i İslâm'ı devr edüp va‘de-i kerîmeler ve gûnâ-gûn istimâletler edüp cenge tergîb edüp "İnşâallah fırsat u nusret bize müyesser olursa tama‘-ı ham‘a düşüp kelepür tahsîli sevdâsına düşmen" deyü tenbih ü te’kîdler etdi. Andan yine Şehzâde Bâyezîd tarafından asker hücûm edüp cenge karışdı. Üç sâ‘at-i nücûmî germâgerm ceng [ü] savaş-ı perhâş olup Cenâb-ı Bârî yârî kılup bâd-ı nesîm-i zafer Şehzâde Selîm cânibine esüp Konya askeri Bâyezîd askerine eyle satûr-ı Selîm urdular kim yigirmi binden ziyâdesi vakt-i zuhra dek hâke düşüp sahrâ-yı Konya hûn-ı benî Âdem ile kan deryâsı olup kelle-i Celâlîleri seylâb-ı hûn galtân ederdi. {Bu cenge târîhdir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77a ·
metinde göster ·
… bürehne ser-bürehne yetmiş aded fukarâları vardır. Bu diyârın ahâlîsi azîz Şeyh
Nusret'e
gâyet mu‘tekidlerdir. Hattâ tekyesinin önünde bir azîm köhne dud şeceri vardır. …
Hacı Bektâş ile diyâr-ı Horâsân'dan gelmiş ceddimiz Hâce Ahmed-i Yesevî halîfelerinden Horâsân erenleridir. Zile vâdîsinde ma‘mûr u âbâdân imâret ve mescid ve misâfirhâneli bir tekye-i mu‘azzamdır pâ-bürehne ser-bürehne yetmiş aded fukarâları vardır. Bu diyârın ahâlîsi azîz Şeyh Nusret'e gâyet mu‘tekidlerdir. Hattâ tekyesinin önünde bir azîm köhne dud şeceri vardır. Bir tarafı çürümüşdür. Ol çürükden bir kımık koparup hummâ-yı muhrıkaya ve hummâ-yı rub‘a mübtelâ olan âdemlere buhûr etse bi-emrillah şifâ bulur; gâyet mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 91a ·
metinde göster ·
gemilerden taşra çıkup bâğlara ve bâğçelere gidüp perîşân olurlar. Kimi esbâb y …
Tedbîr-i hâmis [sâdis]: Kapudan Alî Paşa cezîre-i Girid'den mansûr [u] muzaffer selâmetle gelüp tershâne-i âmirede yüz pâre kadırga ve elli pâre galyon inşa etmeğe mübâşeret olunup Ereğli'de ve Sinop ve Amasra'da ve Bartın'da ve Çayağzı'nda ve Balıklağa ve Varna'da ve Üsküdar ve Tophâne ve Bâğçekapusu'nda ve Sinân Paşa Köşkü'nde ve Tershâne'de ve Şâhkulı İskelesi'nde, bu cümle zikr olunan leb-i deryâda kalyonlar yapılup İslâmbol ve Galata ve Kâsımpaşa'da velvele ve gulgule-i Rûm olup deryâ-misâl asker cem‘ olup cemî‘i Anadolu ve Rûmeli'ne asker sürücüler gidüp asâkir-i İslâm'ı İslâmbol'a ve Boğazhisârlara ve Sakız karşusında Çeşme ve Mora cezîresinde kal‘a-i Benefşe'de niçe bin asker âmâde etdiler. Andan Vâlide Sultân iki galyon ve Bektâş Ağa bir galyon ve Kara Çavuş bir galyon ve Çelebi Kethüdâ bir galyon ve efendimiz Melek Ahmed Paşa Bâğçekapusu'nda bir galyon-ı azîm, dörd anbarlı idi, binâ edüp temâm oldukda sû-i tedbîr ile deryâya nüzûl etdirirken galyon gark olup yüz elli mikdârı âdem gark olup hâh-nâ-hâh yine bu gark olan galyonı ka‘r-ı deryâdan çıkarup cemî‘i galyon ve kadırgaları mükellef ve mükemmel edüp Beşiktaş'da lenger endâht olup sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtların görüp Tophâne'de bin altmış aded sağîr ü kebîr toplar dökülüp cümle gemileri pür-silâh edüp kırk üç bin askerle yüz seksen pâre kalyon kadırga ve üç yüz pâre mühimmât gemilerinden şayka ve karamürsel ve pinek ve kalyonlar ümmet-i Muhammed ile pür olup cümlesi beş yüz aded yelken olup elli bin asker-i pür-silâh, cengâver olup du‘â-i hayr [u] senâ ile Beşiktaş'dan muvâfık eyyâm-ı müsâ‘id ile Boğazhisâr'a varup anda dahi Rûmeli ve Anadolu askerlerin cümle keştîlere leb-ber-leb edüp cümle seksen bin aded cengâver, dilâver, asâkir-i hünerver gemilerde hâzırbâş olup Cezâyirli ve Tunuslu ve Tarabuluslu dahi kırk pâre gemiyle on bin şecî‘ ve dilâver, bahâdır erler gelüp kapudan paşa Bismillah ile eyyâm-ı muvâfık ile bâdbanların küşâde edüp küffâr-ı hâksâr-ı dûzâh-karâr "Ha şunda ve ha bunda" diyerek iş bu sene (---) mâh-ı (---) gününde (---) nâm mahalde Venedik donanmasına Âl-i Osmân donanması râst gelüp eyle bir ceng-i sultânî olmuşdur kim diller ile tahrîr 97b ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Zîrâ bu Melek Ahmed Paşa donanması Âl-i Osmân devrinden berü böyle bir donanma ve böyle bir güzîde isdekli asker cem‘ olmamışdır. Hulâsa-i kelâm küffârdan bir kalyon ve iki kadırga alınup yedi pâre gemi anlardan gark olup vakt-i gurûba dek tarafeynden eyle savaş-ı perhâş olup rûy-ı deryâ hûn-ı insân ile la‘l-gûn olup temevvüc eder. Küffâr-ı bedgirdâr-ı nâ-sezâ-murdâr bu hâl-i pür-melâli görüp {vakt-ı} gurûbda âlem şeb-i zulmetde iken "Firâren an tevâli'l-kesürât deyüp ibtidâ Duka gemileri ba‘dehû Malta gemileri, ba‘dehû Mesina gemileri birer birer karârı firâra mübeddel edüp ba‘dehû Venedik donanması dahi dârü'l-bevârları taraflarına firâr edüp bir yirde doç karâr edüp meşveret-i bed-gümân edüp çaşıt gönderirler. Bizim Âl-i Osmân donanması "Küffâr firâr edüp meydân bizde kaldı", deyü mağrûr olup kal‘a-i Nakşa nâm mahalde limana girüp lenger-endâht olup yatarlar. Cümle asâkir-i nusret-me’ser gemilerden taşra çıkup bâğlara ve bâğçelere gidüp perîşân olurlar. Kimi esbâb yıkayup her biri bir işgâl-i kârda.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97a–97b ·
metinde göster ·
… yetü's-seyf olan Celâlîleri akîblerince kovmağa me’mûr oldular. Derhâl serdar-ı
nusret-şi‘âr
Kara Abdullah Paşa İznik ve Lefke ve Söğüd ve Eskişehir ve Seydî Gâzî kadîların …
Feth’i unudup aklım başımdan gidüp at üzre ne eğer ve ne kılıç ve kaddâre bir şey kalmamış. Gulâm sehel durup merhûm olup atı berk bağlayup gulâmı zemîne bırağup yine alem dibinde Feth-i Şerîf'e başladım. Zannetdim Arapça âyetin tilâvet ederdim. Hemân aklım başıma gelüp "El-hükmü lillâh" dahi neler olacakdır, deyü ileri at depredüp niçe temâşâlar etdik. Hulâsa-i kelâm, yedi kerre onlar bize, biz anlara hamleler edüp kâmil üç sâ‘at-i nücûmî ceng [u] savaş-ı perhâş oldu kim Azak cenginden berü böyle bir dilîrâne irâm(?)-â âver ceng olmamışdır. Ammâ anların dahi atları mukaddemâ bizimle vakt-i Şâfi‘îden berü ceng edeli bî-tâb u bî-mecâl kalup âhir-i kâr dağlara yan verir şeklinde olunca bizim asker şîrînleyüp üzerlerine hücûm-ı ziyâdece etdiklerinde cümlesi seyrek ağaçlı ormanlara "Ormanus keres", deyüp firâr edince Daşnık Mirza'nın kethüdâsı ve on iki nâmdâr ağası ve on iki iç ağası Çelebi Kethüdâ koluna düşdiler. Ol ân onlara amân vermeyüp hâke düşürdüler. Ve Celâlîler ormandan var kuvveti bâzûya getirüp bir dahi hû etdiler. Yetmiş aded âdemleri dahi ser-nigûn olduğun gördüklerinde karârları firâra mü’eddî olup ardlarında kova kıra kellelerin ârâyiş-i nîze edüp serdârımıza getirüp ihsân [u] in‘âmlar alınup "Herkes kellesin hıfz etsin" deyü fermânlar olup herkes sürûr [u] şâdımânda iken ânî istimâ‘ etdik kim dağlar içre bir sadâ-yı Allah Allah kopup, "Bre nedir o?", deyü ormanlar içre bizim asker girüp meğer Bektâşlı ve Kara Çavuşlu mukaddemâ girü omanlar ardın kollayarak gitmişlerdi. Hanifi Halîfe ve Daşnık Mirza askerinin bakıyyetü's-süyûfuyla firâr ederken anlar râst gelüp cenge âheng edüp Allah Allah demişler. Bizim Melekli anı dahi imdâda yetişüp ânî gördük, Dasnik İmirza kırk altı aded tevâbi‘iyle karşu getirdiler ve cümle kayd-bend etmişler. "Bre Hanifi Halîfe niçe oldu?, işte firâr ediyor", diyince "Yaralıdır, yetişirsiz" deyü akîbince at bırağup nîm sâ‘atde yetişüp on üç âdemiyle Melekliler anı dahi 101a dest ber-kafa kayd-bend edüp serdâr huzûruna getirdiler. Ta vakt-i zuhr olunca kelle ve dil gelmeden hâlî olmadı. Âhir Celâlîlerin haymelerin kurup ve ganîmet olunan esvâbların bir yire yığup şühedâlarımız ve mürde olan Celâlîlerin leşleri yanında meks olunup bir gün tekâ‘üd fermân olunup der-i devlet-masîre feth-i meserret haberi müjdecileri gitdi. Ammâ atlarımızda ve cümle gâzîlerimizde zerre mikdâr tâb u tüvân kalmamış idi. Derhâl fermân-ı serdâr ile Celâlîlerden alınan sekiz yüz aded ganîmet atlarına bizim asker süvâr olup isteyen kendi atıyla küme küme olup bakıyyetü's-seyf olan Celâlîleri akîblerince kovmağa me’mûr oldular. Derhâl serdar-ı nusret-şi‘âr Kara Abdullah Paşa İznik ve Lefke ve Söğüd ve Eskişehir ve Seydî Gâzî kadîlarına hitâben Celâlîleri ele getirüp kayd-bend ile der-i devlete getirmeleriyçün on iki kadılara buyurdular yazılup kapucubaşılar ılgar ile revâne oldular. Hemân cümle re‘âyâ vü berâyâ "Nefîr-i âm emri geldi" deyü fürce bulup dağlarda hayvânât sayd [u] şikâr ederlerken benî Âdem avlamağa başlayup ertesi güne dek eli bağlı ve ciğeri dağlı ümmet-i Muhammedleri uryân [u] büryân edüp başlarında birer keçe külâh ile girîftâr-ı bend ederek serdâr huzûruna getirirlerdi. Ve ol meydân-ı ma‘rekede Ahmed Bey Çeşmesi kurbunda şâhrâhın tarafeynine yüz yetmiş şühedâlarımızı defn etdik. Ve yüz kırk altı âdem mecrûh bulunup cerrâhlar ta‘yîn olunup kimin arabalara ve kimin sallara tahmîl edüp Celâlîlerden kâmil altı yüz âdem "Beynehû beynallah" şehîd olmayup sahrâ-yı çemenistân-ı çerâgâhda olan dırahtistânın tahtında na‘ş-ı ibn-i Âdem şecere-i Vakvak zeyli gibi benî Âdem cesedi ile zeyn olmuşdu kim edîm-i arzda gûyâ yebrûhu's-sanem haşâyişi zeyn olmuşdu. Kimi bir çalışda dü-nîme olmuş kimi sünü yalmanıyla mürd olmuş, kimi kelle paça olmuş, kimi hamâyil bağı çalınup kol ve kelle perrân olmuş, kimi teper ber-kafa sadrına enince dünîme olmuş, kimi sepetleme çalınmış, kimi kurşum ile alınmış, kimi şast ber-kabza tîr-i kemândâra râst gelüp sûzen-i hayyât atlasından güzer eder gibi geçüp merhûm olmuş, hikmet-i Hüdâ, râdet-i ezelî böyle ta‘alluk edüp bu cengde dahi Azak ve Hanya gazâsından ziyâde ibret aldık, aceb sırr-ı Hudâ idi. Bu mevtâlar dahi tarîk-i âm tarafeyninde on beş aded çâhı re‘âyâya kazdırup cümle leb ber-leb edüp kelleleri ârâyiş-i nîze oldu. Ve mâl-ı ganâyimlerinden cümle sekiz yüz at ve bu kadar mâl-ı ganâyim ve hayme vü hargâh ve bâr-ı bengâh ganîmet olunup niçe kimesne yahşi kılıç u gaddâre ve zırh-ı zirîh külâh ve tüfenk ve kalkan ve esbâb [u] eskâl ve mahbûb gılmânlara mâlik oldular ammâ develeri yok idi. Ancak yigirmi katar-ı katır var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 100b–101a ·
metinde göster ·
… bârek nûrânî yüzün yere sürüp eydür: "İlâhî, hevl-i kuvvet ü kudret ve fursat u
nusret
senindir. İnâyet ü himâyet ve hidâyet ü izzet ü rif‘at senindir. Dîn-i mübîn ga …
İki rek‘at salât-ı hâcet kılup başın açup ol mübârek nûrânî yüzün yere sürüp eydür: "İlâhî, hevl-i kuvvet ü kudret ve fursat u nusret senindir. İnâyet ü himâyet ve hidâyet ü izzet ü rif‘at senindir. Dîn-i mübîn gayretine bir fırka ümmet-i Muhammed kullarını başıma cem‘ eyleyüp elim yüzüme alup kapuna dilenmeğe geldim. Bu abd-i hakîr Ahmed kulun eski sâyilindir. Hiç tehî-dest gönderdiğin yokdur. İdegeldiğin ihsândır. Yine Sen Pâdişâh-ı Bîçûn'dan dilerim ki yine Ahmed'in ricâsın kabûl edüp bu kadar kavmi yerindirme ve bu haşerât-ı Yezîdîleri sevindirme!" deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp dîde-i pür-nemlerinden yem-i Kulzüm gibi çekîde çekîde kanlu yaşlar cereyân edüp cümlemiz "âmîn" deyüp el yüze sürüldükde "Müjde size ey oğullar, du‘âmız vefk-i murâdımız üzre şast-ber-kabza sehm-i dilimiz nişân verdi. İnşâallahu Ta‘âlâ mansûr u muzafferiz." dedikde mübârek gül cemâli verd-i hândân gibi hande edüp henüz melek çehre olmuş tebessüm ederek bilâ rikâb şahbâz gibi sa‘âdetli esb-i Mahmûdî divnesine süvâr olup hamd ü senâ ederek atf-ı ınânın Rahova sahrâsına keşîde ederek ba‘zı nüdemâ-yı hâslarıyla ve niçe yüz Van a‘yânlarıyla ve niçe iş görmüş iş erleriyle rikâb rikâba at başı berâber kelimât edüp ordu-yı İslâm'a gelirken Van ağalarından Behlûloğlu ve Demircioğlu ve Hüsrev Paşa yeğeni Deli Süleymân Beğler paşaya tesellî-i hâtır vermek içün "İnşâallah koca vezîr du‘â-yı hayrın berekâtıyla fursat u nusret ve ganîmet bizimdir." deyü (---) cümlesi hüsn-i rızâlarıyla paşanın uğuruna cân ve baş vermeğe ta‘ahhüd etdiler. Paşa eyitdi: "Ben dahi anı eyle bilirim ki dîn-i mübîn uğuruna çalışır bir alây mücâhid-i fî sebîlillah gâzî yiğitlersüz!" deyü cümleye hayr du‘âlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266a ·
metinde göster ·
İki rek‘at salât-ı hâcet kılup başın açup ol mübârek nûrânî yüzün yere sürüp eydür: "İlâhî, hevl-i kuvvet ü kudret ve fursat u nusret senindir. İnâyet ü himâyet ve hidâyet ü izzet ü rif‘at senindir. Dîn-i mübîn gayretine bir fırka ümmet-i Muhammed kullarını başıma cem‘ eyleyüp elim yüzüme alup kapuna dilenmeğe geldim. Bu abd-i hakîr Ahmed kulun eski sâyilindir. Hiç tehî-dest gönderdiğin yokdur. İdegeldiğin ihsândır. Yine Sen Pâdişâh-ı Bîçûn'dan dilerim ki yine Ahmed'in ricâsın kabûl edüp bu kadar kavmi yerindirme ve bu haşerât-ı Yezîdîleri sevindirme!" deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp dîde-i pür-nemlerinden yem-i Kulzüm gibi çekîde çekîde kanlu yaşlar cereyân edüp cümlemiz "âmîn" deyüp el yüze sürüldükde "Müjde size ey oğullar, du‘âmız vefk-i murâdımız üzre şast-ber-kabza sehm-i dilimiz nişân verdi. İnşâallahu Ta‘âlâ mansûr u muzafferiz." dedikde mübârek gül cemâli verd-i hândân gibi hande edüp henüz melek çehre olmuş tebessüm ederek bilâ rikâb şahbâz gibi sa‘âdetli esb-i Mahmûdî divnesine süvâr olup hamd ü senâ ederek atf-ı ınânın Rahova sahrâsına keşîde ederek ba‘zı nüdemâ-yı hâslarıyla ve niçe yüz Van a‘yânlarıyla ve niçe iş görmüş iş erleriyle rikâb rikâba at başı berâber kelimât edüp ordu-yı İslâm'a gelirken Van ağalarından Behlûloğlu ve Demircioğlu ve Hüsrev Paşa yeğeni Deli Süleymân Beğler paşaya tesellî-i hâtır vermek içün "İnşâallah koca vezîr du‘â-yı hayrın berekâtıyla fursat u nusret ve ganîmet bizimdir." deyü (---) cümlesi hüsn-i rızâlarıyla paşanın uğuruna cân ve baş vermeğe ta‘ahhüd etdiler. Paşa eyitdi: "Ben dahi anı eyle bilirim ki dîn-i mübîn uğuruna çalışır bir alây mücâhid-i fî sebîlillah gâzî yiğitlersüz!" deyü cümleye hayr du‘âlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266a ·
metinde göster ·
… ûh olduğudur. Ammâ ol gün Cenâb-ı Allah bizim askere ol kadar kuvvet ü kudret u
nusret
verdi kim bu meterisler içre hammâm kubbesi kadar taşlar ve dere ve depeler ve …
Ol yürüyüşde bizim Muhammedî aşîretinden ancak bir at ve bir âdem şehîd olup kırk âdem dahi mecrûh olup niçesi atdan tekerlenüp mecrûh olduğudur. Ammâ ol gün Cenâb-ı Allah bizim askere ol kadar kuvvet ü kudret u nusret verdi kim bu meterisler içre hammâm kubbesi kadar taşlar ve dere ve depeler ve niçe bin mülhid çukurları ve bâlâda tahrîr olunduğu üzre niçe bin kemîngâhlar ve kepânlar ve muhîl şeytanatlar var iken bi-emri Hudâ gûyâ asâkir-i İslâm'ın gözleri bu kadar akabe ve musîbetleri görmeyüp piyâdeler Amr-ı Ayyâr-vâr pertâb ederek ve atlılar bî-bâk u bî-pervâ at koparak kılıç urup kelle ve dil alırlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 269a ·
metinde göster ·
… m bunları niçe kırdılar?" deyü âlem-i hayretde kalup "İlâhî! Kudret ü kuvvet ve
nusret
ü hikmet senindir. Tiz bu lâşe-i Ekrâdları ahâlî-i Bitlîs defn etsinler ve otak …
Ve ba‘de'l-ceng paşa hân meterisleri temâşâsına gidüp leş leşe çitilmiş görüp "Sübhânu'l-Hallâk! Böyle sarp sengistân yerde bizim asker-i İslâm bunları niçe kırdılar?" deyü âlem-i hayretde kalup "İlâhî! Kudret ü kuvvet ve nusret ü hikmet senindir. Tiz bu lâşe-i Ekrâdları ahâlî-i Bitlîs defn etsinler ve otak kurbünde yatan kelleleri ve na‘şe-i murdârları kaldırup bir çâha ilkâ etsinler ve bizim şehîdlerimizi dahi başka bir merkad-i ma‘lûm edüp cümle mecrûhları cerrâhlara versünler." deyü tenbîh [ü] te’kîd edüp yine serâperdesine gelüp müşâvere cem‘iyyeti olup kat-ender-kat âdem deryâsı oldukda, kapucular kethudâsı huzûr-ı paşaya gelüp eydür:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Moğolî'de "Serâf" derler. Lisân-ı Ekrâd'da "Serâv" derler, ya‘nî "Baş-su" derler, ammâ asıl lûgatı "Serâh"'dır. Cümle halkı "Yâ Kahhâr" ismine mazhar olduklarından başdan ayağa varınca sağîr ü kebîri âh-ı ser çekdiklerinden Ser-âh derler ve tâli‘-i imâreti akrebdir ve beyti Mirrîh-i mâ’idir. Anınçün bu menhûs şehirde niçe kerre Âl-i Osmân askeri münhezim olmuşdur. Evvelâ sene 993 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis vezîri Cığalazâde Sinân Paşa serdâr-ı mu‘azzamlık ile Tebrîz deryâsı kenârıyla bu sahrâ-yı Serâv'da deryâ-misâl asker-i kerrâr ile meks eder. Arapça hadîsine i‘tibâr etmeyüp müşâvere olmadan niçe vüzerâların mansıbların pespâye âdemlere verir. Tekelü Paşa'ya Van'ı ve Râziye Kadınzâde'ye Sivas'ı verüp cümle Anadolu eyâletlerin tevcîh-i âhar eder. Bu hâl ile şâh üzre asker çeküp gider. Meğer bizzât şâh bunları dağ başından seyr eder. Kâmil vakt-i asr olunca şâh şahin gibi dağdan süzülüp şâh askeriyle İslâm askeri birbirlerine karılup katılup mâbeynde toplar ve tüfengler atılup neberd-i şâhî ve savaş-ı pâdişâhî olur kim kanlar tarafeynden seyl-i revân olur. Âhir nesîm-i nusret Acem şâhı tarafına esüp anlar gâlib Osmânlı mağlûb olup "gaynın te’sîridir" deyü cây-ı emne cân atup Âzerbaycân'da cânların halâs ederler. Ancak Tekyelü Paşa ve Karakaş Paşa ve Kacar Mehemmed Paşa Kızılbaş'ın elinden kaçup ordu-yı İslâma cân atarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 305a ·
metinde göster ·
… ret olunan kûh-ı Demâvend kal‘asına geldikde henim dahi itmâm bulmayup asâkir-i
nusret-me’âsir
ile sa‘y-i tâm ve bezl-i ihtimâm edüp sene 995 târîhinde kal‘a-i Demâvend itmâm …
Âhir cümle guzât ile müşâvere edüp mezkûr kûh-ı Demâvend'de bir sûr-ı üstüvâr binâ olunmasın re’y-i ahsen görüp kûh-ı Demâvend'e bir kal‘a binâsına mübâşeret olunup kendüleri 327b asker-i kerrâr-ı adüv-şikârlar ile bâlâda tahrîr olunan altmış altı pâre kal‘aları cümle feth eyleyüp tâ şehr-i Tebrîz-i dilâvîze varınca cemî‘i kurâ vü kasabât ve kend-i büleydeleri yakup yıkup hâke berâber edüp ol kadar Kızılbaş-ı evbâş-ı kallâşların başların tîğ-ı âteş-tâb ile tıraş edüp cemî‘i havâriciyânın vücûdların sahîfe-i dünyâdan kaldırmağa sehel kalmışdı. Ve bu kadar gâret olunan dâr-ı diyârlardan mâl-ı firâvân almışdı kim hisâbın Hudâ-yı Bîçûn bilir. Cümle guzât-ı müslimîn ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldular kim mukaddemâ sahrâ-yı Serâv'da münhezim olduklarının yüz kerre yüz bin kat ıvaz olunup Acem'den bir intikâm alınmışdır kim hâlâ diyâr-ı Acem'de dâstân-ı dûstândır. Ba‘dehû Serdâr-ı mu‘azzam Cığalzâde yine cânib-i Bağdâd'a teveccüh etdikde niçe kılâ‘-ı metîneleri dahi feth ederek binâya mübâşeret olunan kûh-ı Demâvend kal‘asına geldikde henim dahi itmâm bulmayup asâkir-i nusret-me’âsir ile sa‘y-i tâm ve bezl-i ihtimâm edüp sene 995 târîhinde kal‘a-i Demâvend itmâm bulup derûn-ı kal‘aya üç bin aded neferât ve yetmiş aded top ve niçe bin gûne cebehâne ve levâzımât koyup kendüleri diyâr-ı Bağdâd'a azîmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 327a–327b ·
metinde göster ·
… ân Boğdan bârgîrleri hedâyâlar gelüp Paşa ve cümle ağavâtlar ve cemî‘i asâkir-i
nusret-me’ser
ganîmet oldukda Melek Ahmed Paşa efendimiz eydir,
Ba‘de'l-ceng-i cidâl Leh kralıyla Sultân Osmân sulh-ı salâh edüp Hotin kal‘asın Leh kralı berâ-yı sulh Sultân Osmân Hân'a miftâhları ve top u kûpleri ve cebehâneleriyle teslîm edüp Osmân Hân dahi Boğdan beğine kal‘a-i Hotin'i ihsân edüp hâlâ bizim Boğdan beği boyarlığında yüz yetmiş pâre köye mâlik bir küçük palanka-misâl kal‘acıkdır. İçinden cümle Boğdan küffârı Paşa'ya alay ile istikbâle çıkup kal‘adan kırk elli pâre hurde toplar atılup şâdumânlar edüp kal‘a-i Hotin altında nehr-i Turla kenârında meks olunup cânib-i erba‘aya yine çarhacılar ve karavullar koyup kal‘a hatmanı ve boyarları Paşa'ya üç bin koyun ve bin sığır ve yüz fıçı bal ve yüz fıçı yağ ve niçe yüz elvân zahîreler ile iki münakkaş altışar atlı hinto arabalar içinde yigirmişer kîse ve on tahta semmûr ve bir araba yükü balık dişi ve kâmil bin araba yükü cümle askere beksümât ve hâs ve beyâz ekmekler ile küheylân Boğdan bârgîrleri hedâyâlar gelüp Paşa ve cümle ağavâtlar ve cemî‘i asâkir-i nusret-me’ser ganîmet oldukda Melek Ahmed Paşa efendimiz eydir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39a ·
metinde göster ·
… bize göndermedin kim guzât-ı müslimîn içre bir sürûr [u] şâdumân olsa asâkir-i
nusret-me’seri
cenge terğîb etmiş olup savâb-ı ecr-i cezîl bulurdunuz, lâkin gâfilâne hareket …
"Senin Özü gazân bizim Bozcaada fethi gazâlarımız mübârek ola, ammâ cümle üsârâ ve kelleleri ve cümle cebehâne ve mâl-ı ganâ’imleri bize göndermedin kim guzât-ı müslimîn içre bir sürûr [u] şâdumân olsa asâkir-i nusret-me’seri cenge terğîb etmiş olup savâb-ı ecr-i cezîl bulurdunuz, lâkin gâfilâne hareket edüp sa‘âdetlü pâdişâha cümle üsârâları gönderdiğinizden irtifâ‘-ı kadr bulup haberimiz yok iken sizlere Özü eyâleti ihsân olunmuş, ammâ biz dahi sizin gibi gazâdan huzûr-ı pâdişâhîye geldiğimizde sa‘âdetlü pâdişâh cenâb-ı şerîfinizi Özü eyâletinden ma‘zûl edüp yeriniz Silihdâr Fazlî Paşa'ya sadaka olunup sizler Âsitâne-i sa‘âdete gelüp Kaya Sultân efendimizle bâğ u bâğçelerinizde zevk [u] safâ etmek fermân-ı hümâyûn sâdır olup mektûbuma amel edüp âheste âheste Der-i devlet-masîre gelesin" deyü niçe gûne elfâz-ı müstehzî ve niçe ta‘n-âmîz kelâm-ı hased-âmîzler gelüp âhir-i kâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 68b ·
metinde göster ·
… Ben dahi kuş-ı cânım halâs içün seninle ceng eyledim. Takdîr-i ezelde fursat u
nusret
benim imiş. Sû-i tedbîrin sebebiyle hezîmet senin imiş. N'edelim, n'eyleyelim? …
Hasan Paşa eydir: "Vallâhi ey bürâder-i cân berâberim. Ben Köpürlü zâlim havfinden bâğî ve dağî ve yağı oldum. Sen dahi emr-i pâdişâhîye itâ‘at 72a edüp Diyârbekir eyâletiyle yüz bin askere serdâr olup üstüme geldin. Ben dahi kuş-ı cânım halâs içün seninle ceng eyledim. Takdîr-i ezelde fursat u nusret benim imiş. Sû-i tedbîrin sebebiyle hezîmet senin imiş. N'edelim, n'eyleyelim? Takdîr-i ezel bu imiş kim pâdişâh-ı âlem-penâh havfinden kendü ayağımla şimdi ayağına düşüp Haleb dâmına giriftâr oldum ve cümle mâl-ı erzâk ve askerimden ayrılup işte şimdi huzûrunda yakam kıvırup önüne diz çökdüm. şu kadar ümmet-i Muhammed huzûrunda kanım ve katlim helâl olsun. İstersen öldür, istersen âzâd eyle. şânına ne lâyık ise anı eyle. Ben seninle ceng eyledimse cân u baş korkusundan etdim. Sen bana etme, sana da ederler. Pâdişâhdan benim bir katre kanım ricâ eyle" deyü Hasan Paşa ve gayrı vüzerâlar Murtazâ Paşa'dan ricâ edüp dîde-i pür-nemlerinden hûn-âlûd çekîde çekîde nemnâk yaşlar seyl-i revân olup Hasan Paşa bükâ eyledi. Huzzâr-ı meclis içre bir gırîv [ü] feryâd ve bir bükâ âriz oldu kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 71b–72a ·
metinde göster ·
… h-ı azîmin yemîn [ü] yesârında kat-ender-kat gök demire müstağrak olmuş asker-i
nusret-me’serin
ibtidâ selâma duran Köpürlü vezîr askerinde alay-ı Tatar kim cümle sekiz bayrak …
Evvelâ şâhrâh-ı azîmin yemîn [ü] yesârında kat-ender-kat gök demire müstağrak olmuş asker-i nusret-me’serin ibtidâ selâma duran Köpürlü vezîr askerinde alay-ı Tatar kim cümle sekiz bayrak Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr kim cümle sadaklı ve savatlı yahşı mirzâ batır zor cigitler kim her biri kabâ’il-i Nogay ve Badragî ve Mansûrî ve şîrînli ve Urûmbetî ve Cemân Sadakı ve Arslanî ve Nevrûzî ve Çobanî kavimleri şıpırtma ve Nogayî ve Badragî kalpakların geyüp ellerinde şidak kamçılarıyla atbaşı berâber selâma durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81a ·
metinde göster ·
… cenâb-ı Kibriyâ bilir ol kadar hayvânât ve mâl-ı ganâ’im üsârâlar ile asâkir-i
nusret-me’ser
muğtenim oldular kim bir dahi böyle olmamışdır. Hemân ol sâ‘at bu feth-i meserr …
Niçe bini dahi piyâde ve atlı dağlara düşüp ardları sıra bizim Tatar askeri düşüp anları kova kıra gitmede. Beri cânibde Yergöğü kal‘asında bu kadar zamândan berü mahsûr olan paşalar ve asker-i İslâmlar kal‘adan taşra çıkup secde-i şükürler edüp Kalga Sultân'a ve yalı ağasına semmûr kürkler geydirilüp hakîre dahi bir semmûr kafâsı kürk ihsân olunup Paşa askerleri dahi firâr eden küffârların akîblerine düşüp gitmede, ammâ hikmet-i Hudâ ol gece bir şiddet-i şitâ kopup bi-emr-i Hayy-i Kadîr nehr-i Tuna donup pây-ı taht olunca azamet-i Hudâ bu kadar zamândan berü Tuna'nın karşu tarafında muhâfazaya duran deryâ-misâl asker fursat bulup "Bire küffâr bozulmuş" deyince ümmet-i Muhammed buz üzre Tuna'yı 103b ubûr edüp beri Yergöğü'den geçüp üç gün üç gece dağlarda ve bellerde ve köy kendlerde biter ot ve öter horos komayup hadd [ü] hasrın cenâb-ı Kibriyâ bilir ol kadar hayvânât ve mâl-ı ganâ’im üsârâlar ile asâkir-i nusret-me’ser muğtenim oldular kim bir dahi böyle olmamışdır. Hemân ol sâ‘at bu feth-i meserreti Fazlî Paşa ve Kalga Sultân âdemleriyle sa‘âdetlü pâdişâha arz eyleyüp Kalga Sultân efendimiz ile kırk bin asker olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a–103b ·
metinde göster ·
… e bu Fohşan şehrinde râst gelüp bir yere cümle asker gelüp deryâ-misâl asâkir-i
nusret-me’ser
olduk, ammâ on bin araba yükü mâl-ı ganâ’imlerimiz olup ayağımıza bağ oldu, amm …
Menzil-i şehr-i Fohşan'da Fohşan nehrin bu kadar mâl-ı ganâ’imle ayakdan geçüp karşu tarafda şehr-i Fohşan içre konuldukda mukaddemâ Eflâk diyârında alınan esîr ve mâl-ı ganâ’imleri on bin yiğit ile Batır Ağa'ya teslîm olunup Kırım'a gitmeğe me’mûr olmuşdu. Hamd-i Hudâ cümlesine selâmetle bu Fohşan şehrinde râst gelüp bir yere cümle asker gelüp deryâ-misâl asâkir-i nusret-me’ser olduk, ammâ on bin araba yükü mâl-ı ganâ’imlerimiz olup ayağımıza bağ oldu, ammâ yüreğimiz tâze tâze yağ olup esîrlere dâğ üzre dâğ-ı derûnlar olup bir gece bu şehr-i Fohşan'da âsûde hâl yatup şiddet-i şitâ dahi gidüp havâlar mu‘tedil olmağa başladı, ammâ bu şehr-i Fohşan vilâyet-i Boğdan'ın haddinde olmağile bizimle gelen Boğdan beği tarafından Kalga Sultânımıza ve yalı ağamıza ve sâ’ir zor-batır iş erlerine ve ot ağalarına ve kart kişilere bî-hisâb hedâyâlar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104b ·
metinde göster ·
ile sene 927 târîhinin mâh-ı Cemâziy-i âhirde deryâ-misâl asker ile bilâd-ı Ung …
"Eğer Allâh 111b bana tâc ü taht u raht u baht-ı Âl-i Osmânî'yi verirse ahdim olsun kim ibtidâ gazâm Tuna Belgradı ve Yayiçse kal‘ası ve Malta Rodos'u üzre sefer edeyim" deyü ahd-i emân edüp, hikmet-i Hudâ kendüye taht-ı Âl-i Osmân nasîb oldukda ibtidâ sefer-i Sultân Süleymân-ı âlîşân bâ-asâkir-i nusret-nişân ile sene 927 târîhinin mâh-ı Cemâziy-i âhirde deryâ-misâl asker ile bilâd-ı Ungurus-ı menhûs olan Belgrad'ın cânib-i erba‘asında olan kılâ‘ları feth [ü] teshîre sa‘y [ü] ihtimâm edüp ibtidâ feth-i kal‘a-i Böğürdelen fî gurre-i şa‘bân sene 927.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 111a–111b ·
metinde göster ·
… dnâ'l-arz olan mahmiyye-i Edirne'den serdâr-ı müşârün-ileyh deryâ-misâl asker-i
nusret-me’ser
ile çıkup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp adl [ü] insâf ederek şehr-i Bel …
Andan sene-i âtîde Sultân Süleymân Hân Edirne'ye azîmet eyleyüp mukaddemâ Tımışvâr kal‘asının fethine sû’-i tedbîr ve te’hîr olunduğundan ve Lipova kal‘asına tekrâr küffâr-ı dûzah-karâr Erdel kralı elinden alup zafer bulduğundan pâdişâh-ı gerdûn-vakâr Rûmeli vezîri Serdâr Mehemmed Paşa'ya muğber-hâtır olup serdârlıkdan ma‘zûl edüp Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa'yı serdâr-ı sipehsâlâr ta‘yîn eyleyüp kırk oda yeniçeri ile sekbânbaşı ve aşağı bölük ağaları ve topçu ve cebeci ve on yedi mîr-i mîrân ve kırk aded mîr-i livâ ve Budin Vezîri Alî Paşa'yı ma‘an ta‘yîn eyleyüp sene 959 mah-ı Rebî‘ulâhir'inin yigirmi yedinci günü ednâ'l-arz olan mahmiyye-i Edirne'den serdâr-ı müşârün-ileyh deryâ-misâl asker-i nusret-me’ser ile çıkup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp adl [ü] insâf ederek şehr-i Belgrad'da meks-i hıyâm edüp andan nehr-i Tuna cisrinden ubûr edüp şehr-i Ramazânü'l-mübârekin beşinci gün kal‘a-i Tımışvâr'a amân u zamân vermeyüp on altı aded balyemezler ile yedi yerden asker döküp kal‘a döğüp bir günde yedi aded yerlerin rahnedâr etdikde bir gecede handak içinden cereyân eden nehr-i Tımış'ı kesüp kal‘a-i Tımış kuruda kuruya kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117b ·
metinde göster ·
muhâfaza ederdi ve etrâf [u] eknâfe çete ve poturalara giderdi.
El-hâsıl bunun mâ-fevkinde bir serdâr böyle kal‘a-kûpluk etmemişdir. Ve istimâ‘ olunup mutasavver değildir. Ve fî-nefsi'l-emr guzât-ı müslimîn nice ikdâm-ı tâm etmesünler kim her meteris yollarını ve her gedüğü erbâbına verüp ta‘yîn buyurmuşlardı. Ancak Seydî Ahmed Paşa Budin eyâletiyle bir kola ta‘yîn olunmadı. Belki ta‘yîn olunsa Köpürlü Mehemmed Paşa-yı Sadrıa‘zama rağmen bir gediğe girmeyeydi. Hemân kal‘anın şimâl cânibinde deryâ-misâl asâkir-i cengâver ile asâkir-i nusret-me'seri muhâfaza ederdi ve etrâf [u] eknâfe çete ve poturalara giderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124a ·
metinde göster ·
olan bir gazâda olmamışdır, ammâ bu gazâ-yı garrâda her bir merd-i meydân bir ş …
Bu gazâ-yı nusret-eserde olan bir gazâda olmamışdır, ammâ bu gazâ-yı garrâda her bir merd-i meydân bir şîr-i Nerîmân-misâl oldular kim handak içinde bir cem‘iyyet-i kübrâ ile bir dahi yürüyüş edüp handak içinde kalan iki yüz mikdârı şühedâlarımızı küffâr lâşesi içinden çıkarup der-kenâr etdiler, ammâ yine bunlar üzre küffârdan kurşum bârân-ı la‘net gibi yağup yine bunlardan niçesi dahi rütbe-i şehâdet câmından nûş edüp mest [ü] medhûş-cinân olup anların dahi rûh-ı pür-fütûhları evc-i Illiyyînde karâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125a ·
metinde göster ·
… ır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Hattâ asâkir-i İslâm-ı
nusret-encâmdan
kanûn-ı Hazret-i Ömer üzre pencik nâmında alınan üsârâlardan iki yüz kîse mâl h …
Ve kal‘a-i Vârat etrâflarında itâ‘at etmeyen nevâhîleri nehb u gâret ve âlân u tâlân etmek içün cümle asâkir-i İslâma kol kol fermânlar verilüp birkaç günde ol kadar mâl-ı firâvân [u] bî-pâyân alınmışdır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Hattâ asâkir-i İslâm-ı nusret-encâmdan kanûn-ı Hazret-i Ömer üzre pencik nâmında alınan üsârâlardan iki yüz kîse mâl hâsıl oldu ve yedi yüz aded mahbûb u mahbûbe duhter-i nâ-şüküfte ve dilber-i mûğpiçe mîrî içün alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126a ·
metinde göster ·
… car-ı füccârı böyle katl [ü] esîr-i bend ederlerdi. Bi-fazlillâhi Te‘âlâ feth ü
nusret
ehl-i İslâma ve kesret ü hezîmet küffâr-ı liyâma bu gâzîlerin yüzünden yüz dutu …
Her bâr küffâr-ı Macar-ı füccârı böyle katl [ü] esîr-i bend ederlerdi. Bi-fazlillâhi Te‘âlâ feth ü nusret ehl-i İslâma ve kesret ü hezîmet küffâr-ı liyâma bu gâzîlerin yüzünden yüz dutup her biri yüzden ziyâde yüz aklıkları edüp küffârları giriftâr-ı bend-i belâ ederlerdi ve bâzâr-ı Vârat'da fürûht ederlerdi. Bu mücâhid fî sebîlillâh gâzîlerin sebebleriyle niçe tüvânâ şahbâzlar kal‘a-i Vârat'da kalup şehr-i Vârat ma‘mûr [u] âbâdân olmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126a ·
metinde göster ·
… e kal‘a-i Korpa câniblerinde nehr-i Sava üzre cisr-i azîmler binâ edüp asâkir-i
nusret-me‘âsire
zahîreler ve cebehâne ve mühimmâtlar âmâde edüp der-anbâr edesin ve cemî‘i eyâl …
"Sen ki vezîr-i rûşen-zamîr-i münîrim Melek Ahmed Paşa'sın. Hatt-ı şerîfim vusûl buldukda bir ân durmayup Bosna eyâletinde olan cümle mîr-i livâlarınla ve cemî‘i kılâ‘larda olan kal‘a neferâtların nısfıyla ve cümle ata dona kâdir olan guzât-ı serhad ile kalkup Venedik kâfirinin Zadra kal‘ası ve şibenik kal‘ası yolların İzmiyan dağlarından ve Kırka kûhlerinden ve Porolok dağlarından yollar açup kal‘a-i Bihke ve kal‘a-i Korpa câniblerinde nehr-i Sava üzre cisr-i azîmler binâ edüp asâkir-i nusret-me‘âsire zahîreler ve cebehâne ve mühimmâtlar âmâde edüp der-anbâr edesin ve cemî‘i eyâletin askeriyle Zadra ve şibenik ve İspilet ve Kilis kal‘aların nehb u gâret edüp kâfire bir dâne-i hardal ekdirmeyüp hâzır mahsûlâtların kurâ vü kasabâtlarıyla nehb u gâret edüp hatt-ı şerîfe amel eyleyüp bir ân durmayasın" deyü hatt-ı şerîf kırâ’at olundukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137a ·
metinde göster ·
… kdılar" deyü haber geldi. Ol ân paşa nefîr-i rıhletleri çalup bu kadar asâkir-i
nusret-encâm
ile ol tenk u tar yollarda yüz bin renc [ü] anâ çekerek üçüncü sâ‘atde,
Menzil-i Sultânzâde çiftliği: Harâb yatır kal‘a-misâl bir hânedân imiş. Bu mahalde şibenik kal‘asına giden çaşıtlar gelüp "Hâlâ küffârlar şibenik bâğların bozmağa çıkdılar" deyü haber geldi. Ol ân paşa nefîr-i rıhletleri çalup bu kadar asâkir-i nusret-encâm ile ol tenk u tar yollarda yüz bin renc [ü] anâ çekerek üçüncü sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143b ·
metinde göster ·
… ’allâh biz kapu askerimle sahrâ-yı Hilevne'ye azîmet ederim. Siz cümle asâkir-i
nusret-me’serler
ile bir gayrı cânibi nehb ü gâret edüp şikâr-ı bî-şumârlar alup selâmetle cânib …
"İnşâ’allâh biz kapu askerimle sahrâ-yı Hilevne'ye azîmet ederim. Siz cümle asâkir-i nusret-me’serler ile bir gayrı cânibi nehb ü gâret edüp şikâr-ı bî-şumârlar alup selâmetle cânib-i selâmete çıkasın" deyü serdârımıza haber geldikde, hemân bu Ribniçse kal‘ası altından kalkup, mukaddemâ "Beni âzâd ederseniz size şikâr göstereyim" diyen küffârın kayd [u] bendlerin alup "El-kerîmü izâ ahide vefâhu" mazmûnu üzre mezkûr kefere âzâd olunup cümle asker ile topdan tekrâr kal‘a-i şibenik altında bir top menzîli ba‘îd meks olunup feth olan (---) aded firkatelerin yelkenlerin sâyebânlar edüp, anda bir gece mihmân olup, ammâ kanlar yutduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146a ·
metinde göster ·
sene 1000 olup cümle küffâr taburu iğtinâm olup zeheb-i hâlis-misâl toplar ve c …
Bu feth-i nusret sene 1000 olup cümle küffâr taburu iğtinâm olup zeheb-i hâlis-misâl toplar ve cebehâne-i bî-nihâyeler ve bî-kıyâs emvâl-i kesîr ve hadden efzûn ve kıyâsdan bîrûn esîrler alınup "Hamd-i Hudâ cümle asâkir-i İslâma nasîb oldu" deyü serhad gâzîlerinin ihtiyârları bu cengi ve bu ganîmeti nakl edüp "Kanı ol demler" deyü bu demlerine dem-be-dem şükr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 155b ·
metinde göster ·
… kim mahsûd-ı çâsârân-ı bî-dîndir. Ve makbût-ı havakîn-i enîndir. Cümle asâkir-i
nusret-me’ser
bu kal‘a-i Şamos Uyvar altına varup meks etdikde azharun mine'ş-şems cümle aske …
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir, ammâ sahîhi Uyvar'dır. Erdel krallarına tâbi‘dir. Lâkin Süleymân Hân asrından evvel cümle küffârların şikâyetgâhları ve kralların tahtgâhları bu idi. Kal‘ası bir buheyre-i azîmin kenârında şekl-i müseddes Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim sedd-i sedîd ve dîvâr-ı medîd yedi aded mîl-i cedîd tabyaları vardır. Ve cebehânesi ve cümle topları ârâste ve altı bin aded cengâver Nemse askeriyle pîrâste olmuş bir kal‘adır kim mahsûd-ı çâsârân-ı bî-dîndir. Ve makbût-ı havakîn-i enîndir. Cümle asâkir-i nusret-me’ser bu kal‘a-i Şamos Uyvar altına varup meks etdikde azharun mine'ş-şems cümle asker mûr [u] zenbûr gibi kal‘anın cânib-i erba‘asına üşüp derûn-ı kal‘adan ancak küffâr bir yaylım top endâht edüp ve bir yaylım kurşum atmağa güc ile iktidârları olup gayra mecâlleri muhâl olup cümle papasları bedenler üzre amân bayrakların ser-nigûn diküp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 6a ·
metinde göster ·
nehr-i Şamos'u karşu tarafa âsân vech ile ubûr edüp artık cânib-i şimâle gitmey …
Hülâsa-i kelâm bu diyârları nehb ü gâret edüp esir [ü] mâl-ı firâvân alup ıhrâk bi'n-nâr etmek içün nehr-i Şamos kenârında on gün meks edüp niçe yüz kurâ ve kasabât ve kılâ‘ ve palankaları yakup yıkup harâb [u] yebâb edüp bu menzilde ale'l-umûm asâkir-i İslâm-ı nusret-me’ser nehr-i Şamos'u karşu tarafa âsân vech ile ubûr edüp artık cânib-i şimâle gitmeyüp taraf-ı maşrıka azîmet olunup 5 sâ‘atde dağlar ve beller aşup ismi ma‘lûmum değil bir sahrâda meks olunup cümle asâkir-i İslâm'a tenbîh [ü] te’kîd olunup herkes hayme vü hargâhında olan esîrleri zabt etdiler. Andan 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8a ·
metinde göster ·
kal‘adan bir top menzili ba‘îd sene 1071 ıyd-i adhâsının yedinci gün nehr-i azî …
Âhir asâkir-i nusret-me’ser kal‘adan bir top menzili ba‘îd sene 1071 ıyd-i adhâsının yedinci gün nehr-i azîm Tise kenârında ol sahrâ-yı azîme cümle asâkir-i İslâm çet-a-çet tınâb-tınâba konup on beş gün gece meks edilmek fermân olunup cemî‘i mîr-i mîrânlara karavullar ta‘yîn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 10a ·
metinde göster ·
inşâallâh bizimdir" deyü ceyş-i müslimîni cenge tergîb edüp kelle ve diri getir …
"Bire koma gâzîler Kerbelâ günüdür, fursat ve nusret inşâallâh bizimdir" deyü ceyş-i müslimîni cenge tergîb edüp kelle ve diri getirenlere ve yahşı iş gören iş erleri ve serverlerine bezl-i ihsân-ı firâvân ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21a ·
metinde göster ·
… pâre toplar kendi kendilerinden atıldı ve kal‘ası ve şehri berbâd oldu. Guzât-ı
nusret-me’ser
şâdumân mesrûr [u] handân oldu.
Ba‘dehu yanmayan yerlerin de âteşe urup cebehânesi ve toplar yanup belki üç yüz pâre toplar kendi kendilerinden atıldı ve kal‘ası ve şehri berbâd oldu. Guzât-ı nusret-me’ser şâdumân mesrûr [u] handân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·