… . Kaldır şu berâtların. Allâh mübârek eylesün" dedi, ammâ ciğeri pür-hûn olarak
nutk
edüp yukarudan aşağı mu‘âmele-âmiz kelimâtlar ederdi.
"İmdi oğul ben seksen yaşına girüp okum atup, yayım yasup niçe kerre kemânım âsumâna asup felekden nâm [u] kâmlar alup niçe kere bu atlas-gerdûnun germ [ü] serdin çekmişem. Hâşâ sümme hâşâ ben bundan sonra hânlığı kabûl idem. Hemân siz on iki aded ciğer-kûşe ve nûr-ı dîdelerimsiz. Hemân yek-dil [ü] yek-cihet olup basîret üzre olup hükûmet-i Bitlis'i bir hoşça zabt u rabt edüp halka gülünç olman. Bana da bir nânpâre verin. Vâliden ehlimle bir kûşe-i vahdetde sizlere hayır du‘âda olam. Kaldır şu berâtların. Allâh mübârek eylesün" dedi, ammâ ciğeri pür-hûn olarak nutk edüp yukarudan aşağı mu‘âmele-âmiz kelimâtlar ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9a ·
metinde göster ·
… mi gezüp kimi her dıraht altında oturup sohbet ederlerdi, ammâ bunların birinde
nutk
olmayup birbirleriyle tekellüm etmezler idi, hemân heyûlâ gibi birbirlerine bak …
İbret-nümâ-yı diğer: Havuzdan zâhir olan deryâ kuruyup ke'l-evvel bâğ-ı İrem görünüp mukaddemâ nümâyân olan gûnâ-gûn dîvler ve gûl u beyâbân ve ecinne ve ejdehâlardan nâm [u] nişân kalmayup mezkûr perdenin verâsında bir alay Rûm halkı ve Teke ve Hamîd ve Konya külâhlı âdemler ve Mısır ve Şâm ve Acem ve Hind ü Sind ve Maskov ve Tatar ve Özbek, el-hâsıl Hallâk-ı âlem bu rûy-ı arzda ne kadar mahlûk-ı benî âdem halk etdi ise cümlesi eşkâl-i esbâblarıyla zâhir olup bâğ-ı İrem içre kimi gezüp kimi her dıraht altında oturup sohbet ederlerdi, ammâ bunların birinde nutk olmayup birbirleriyle tekellüm etmezler idi, hemân heyûlâ gibi birbirlerine bakup gezerlerdi. Ammâ siyâh zengî Arab ve Berberî kavmi ve Tilimsân ve Fes ve Sûdân ve Meğâribe kavmi ve Urbân-ı Funcistân ve Âfnû ve May Bornu ve Dacu ve Kırmanika ve Bağaniski ve Fur kavmi kara Arablarıyla Habeşî ve Hindî kavmi gâyet çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69a ·
metinde göster ·
… kerre yetişdiğiyçün Emîr Sultân Bursa'da "Bâyezîd'im sen yıldırım oldun", deyü
nutk
etdiklerinde Yıldır[ım] Bâyezîd Hân dediler.
Ba‘dehu bu Bukreyş şehri niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp ba‘dehu devlet-i Âl-i Osmân'da sene 793 târîhinde dest-i Eflak'dan kuvvet-i bâzû ile bu kal‘ayı Sultân Yıldırım Bâyezîd Hân feth edüp kal‘asın cümle münhedim edüp bir dahi kâbil-i süknân olmadı, zîrâ âsâr-ı binâdan bir kal‘a alâmeti yokdur, zîrâ Yıldırım Hân asrında bu Eflak küffârı on bir kerre isyân etdi, ammâ bir sene içre yedi kerre isyân edüp Yıldırım Hân bir senede kal‘a-i Sinop'dan, ya‘nî Sınap'dan Eflak'a geçüp yedisinde dahi küffârı kırup bir yılda yıldırım gibi yedi kerre yetişdiğiyçün Emîr Sultân Bursa'da "Bâyezîd'im sen yıldırım oldun", deyü nutk etdiklerinde Yıldır[ım] Bâyezîd Hân dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100a ·
metinde göster ·
… Özi ve Karadeniz etrâfları Kazak şerrinden emîn olurdu" [de]yü İslâm Geray Hân
nutk
etdikde hakîr hemân bi'l-bedâhe bu nutk-ı dürerbârı vücûd bulmasıyçün "Bu niyye …
"Hayfâ dirîğ, ne aceb metîn ve sa‘b kal‘a olacak zemîn olur. Âh Âl-i Osmân bu püşte kaya üzre bir kal‘a yasasa vilâyet-i Kırım ve vilâyet-i Özi ve Karadeniz etrâfları Kazak şerrinden emîn olurdu" [de]yü İslâm Geray Hân nutk etdikde hakîr hemân bi'l-bedâhe bu nutk-ı dürerbârı vücûd bulmasıyçün "Bu niyyete el-fâtiha" deyüp niçe bin sülehâ-yı ümmetden Tatar mücâhidân-ı hâzırûn Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edüp el yüze sürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110b ·
metinde göster ·
… ymûnuna dönmüş suya gark olmadan cân kurtarup paşa yanına gelüp ağlamağa ve bir
nutk
etmeğe tâkat dermânı kalmayup gûyâ bir bî-cân kâlıb-ı cemâdât olmuş. Hele hüddâ …
Ve cümle asker ale'l-fevr beri tarafa geçdi, ammâ fakîr Dîvân Efendisi İbrâhîm Çelebi ol hey’et-i mecmû‘acikile gemi maymûnuna dönmüş suya gark olmadan cân kurtarup paşa yanına gelüp ağlamağa ve bir nutk etmeğe tâkat dermânı kalmayup gûyâ bir bî-cân kâlıb-ı cemâdât olmuş. Hele hüddâmları efendiyi konağına götürüp artık sâhib-i firâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193b ·
metinde göster ·
"Biz anınla başka bir lisân-ı hâl ıstılâhât [u] ibârâtiyle
nutk
etmişizdir" deyü şaka-âmîz niçe gûne güft gûlar olup Sadrıa‘zam ol gülleye siyâ …
"Biz anınla başka bir lisân-ı hâl ıstılâhât [u] ibârâtiyle nutk etmişizdir" deyü şaka-âmîz niçe gûne güft gûlar olup Sadrıa‘zam ol gülleye siyâh mürekkeb sürdürüp Defterdâr Ahmed Paşa'ya gönderdi. Ol dahi Kulkethudâsı Zülfikâr Kethudâ'ya emânet gönderüp mahallinde topa koyup atsınlar dedi. Kethudâ dahi ol gülleyi yanında dâ’imâ hıfz ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300a ·
metinde göster ·
etdiler kim, "Yürü, âlemi sihhat-i beden ile geşt [ü] güzâr edüp yâverin Mâlikü …
Ve üstâdımız Evliyâ Efendi nutk etdiler kim, "Yürü, âlemi sihhat-i beden ile geşt [ü] güzâr edüp yâverin Mâlikü'l-mülk olsun" buyurduklarında hemân hâbdan bîdâr olup gûyâ bu hakîr bir gayri vücûd sâhibi olmuşum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y2b ·
metinde göster ·
… Finike kal‘asının miftâhların saçı hedâyâ verdiği içün, "Teke bay olasın" deyü
nutk
etmişler. Anıniçün tekeleri çokdur ve "Teke vilâyeti" deyü andan kalmışdır.
Mâ-tekaddem Ciniviz keferesi binâsıdır. Sene (---) târîhinde Teke Bay oğlu Ahmed Bay feth edüp Âl-i Osmân'dan Orhân Gâzî sûruna bin teke keçi ile ve bu Finike kal‘asının miftâhların saçı hedâyâ verdiği içün, "Teke bay olasın" deyü nutk etmişler. Anıniçün tekeleri çokdur ve "Teke vilâyeti" deyü andan kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130a ·
metinde göster ·
etmişler. Hakkâ ki bir seng-i asferden bir kal‘a-i metîndir kim misli yok bir k …
Sene 922 târîhinde Selîm Hân Mısır'ı feth edüp gelince bu kal‘a tokuz ayda itmâm bulup Selîm Hân gördükde safâsından "Benim Sarı Arslan'ım" deyü nutk etmişler. Hakkâ ki bir seng-i asferden bir kal‘a-i metîndir kim misli yok bir kal‘a-i üstüvârdır. Kaddi kırk arşın âlîdir. Ve her seng çâr-kûşe fîl cüssesi-misâl hacer-i asferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y241a ·
metinde göster ·