… endi birer büleyde-i ma‘mûredir. Ve göçer-evli Terekeme kavmi vakt-i zemistânda
obaları
ile konup göçerler. Ve yine bu Bakü'nün cânib-i şarkîsinde şehr-i Şaburan üç me …
Bu kal‘a ile Demirkapu kal‘ası mâbeyni leb-i deryâ ile dörd konakdır. Mâbeynde nevâhî-i Müskir kendleri vardır kim her bir kendi birer büleyde-i ma‘mûredir. Ve göçer-evli Terekeme kavmi vakt-i zemistânda obaları ile konup göçerler. Ve yine bu Bakü'nün cânib-i şarkîsinde şehr-i Şaburan üç menzildir ve kal‘a-i Şemahı yine şarkîsi tarafında beş konakdır ve yine Bakü'nün şîmâlî tarafında şehr-i Gîlân (---) konakdır ve Şamâkî'nin bender iskelesidir. Çîn-i Hıtâ ü Hoten'den ve Fağfûr ü şehr-i Zenândan ve Kalmah ve Moskov'dan dâ’imâ elçiler ve ağır bâzargânlar gelüp metâ‘ getirirler. Ve dâ’imâ Moskov elçileri gelüp rehn dururlar. Acem diyârına ekseriyyâ semmûr ve balık dişi ve zincâb ve Bulğarî telâtin ve niçe elvân metâ‘-ı gûnâ-gûn Moskov diyârından Gîlân'a ve bu Bakü'ye çıkar ve bu Bakü'den tuz ve neft ve za‘ferân ve harîr alup Moskov'a götürürler. Zîrâ za‘frânı ve harîri Lahîcân'dan şeffâflı ibrişimi olur ve Anadolu'da Za‘ferânborlu'sunda latîf za‘ferânı olur. Ve bu Bakü nâhiyelerinde ba‘zı şûre yerler vardır. At ve âdem basup sehl dursa atın tırnağı ve âdemin ayağı yanar. Ba‘zı yerleri hafr edüp kârbân halkı ol hafr içine tancere ile lahm ve gayrı ta‘âm koyup ân-ı sâ‘atde zemînin herâretinden ta‘âm pişüp tenâvül ederler, aceb hikmet-i Hudâdır. Bu şehrin cânib-i şimâli kurbunda nehr-i Kür deryâ-misâl olup Bahr-i Haraz'a munsab olur. Ba‘zı zemân Moskov'un Kazak-ı Akı kenarı sazlı gemileriyle bu Kür nehrine girüp âmedânî Acem şehirlerin nehb ü gâret edüp niçe bin Acem esîriyle mâl-ı ganâ’im alup esîrleri Gîlân bâzârına götürüp emân ile fürûht eder. Bir nehr-i azîmdir kim Tuna'ya mânend arîzdir, lâkin amîk değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b ·
metinde göster ·
meks eyledik. Bu sahrâlarda Moğol ve Kumuk ve Terekeme ve Yaka Türkmânları vakt …
Der-beyân-ı dühn-i neft: Kimi leb-i deryâda ve kimi nâhiye-i Müskir'de bi-emrillah yerden kaynayup çıkar. Lâkin germâb suları gibi ılıca sular gölcük gölcük olup suların yüzünde kaymak gibi yığılup durur. Şâh tarafından başka emânetdir kim taraf-ı şâha senevî yedi bin tümen akçe verir. Neft emîninin âdemleri mezkûr gölceğiz içre girüp kepçelerle nefti cem‘ edüp keçi tulumlarına doldurup diyâr diyâr sudâger tüccâr alup götürürler. Yedi sekiz gûne neft olur, ammâ sarı nefti gâyet makbûldür ve siyâh nefti şâhlıkdır kim cemî‘î Acem diyârının Özbekistân ve Hindistân ve Irâk ve Kürdistân ve Al-i Osmân ve Gürcîstân ve Moğol ve Dağıstân 315a serhadleri haddinde olan kılâ‘lara bu kara nefti götürüp hîn-i muhâsarada şeb-i muzlimde meş‘aller ile kal‘a etrâfına çerâğân ederler ve asker-i İslâm kal‘alarına hücûm etdiklerinde üzerlerine ve hâk-i pâlarına neftli yorgan ve köhne eşyâlar atup âteş-bâzlık ederler ve niçesine dahi kal‘aları ve şehrleri mühimmâtlariyçün lâzımdır. Hattâ Şâh huzûrunda ve cümle der-i devletlerinde çerâğân olan meş‘aller bu Bakü neftinden hâsıl olur. Azîm vezni üzre sun‘-ı Hudâdır. Ammâ şeb [u] rûz nigehbânları var kim âteş değerse inkırâzu'd-devrân sönmeyüp ıhrak-bi'n-nâr olur. Anınçün her neft ma‘deninin kenarında dağlar gibi elenmiş hâk-i pâk âmâde yığılmış durur. Bir neft ma‘denine bir şerer isâbet etse hemân cümle re‘âya ve berâyâ üşüp neft üzre türâb nisâr edüp bi-emrillah def‘ olur. Bundan gayrı ilâcı yokdur. Ve niçe yerde kaya ve gârlarda dahi neft ma‘âdinleri var imiş, ammâ manzûrumuz olan bu Bakü neftidir. Andan yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at leb-i deryâda gidüp nâhiye-i Müskir'de Terekeme obalarında meks eyledik. Bu sahrâlarda Moğol ve Kumuk ve Terekeme ve Yaka Türkmânları vakt-i zemistânda obaları ile meks edüp sevâhillenirler, gâyet mahsûldâr dârü'l-karâr diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b–315a ·
metinde göster ·
… Bu sahrâlarda Moğol ve Kumuk ve Terekeme ve Yaka Türkmânları vakt-i zemistânda
obaları
ile meks edüp sevâhillenirler, gâyet mahsûldâr dârü'l-karâr diyârdır.
Der-beyân-ı dühn-i neft: Kimi leb-i deryâda ve kimi nâhiye-i Müskir'de bi-emrillah yerden kaynayup çıkar. Lâkin germâb suları gibi ılıca sular gölcük gölcük olup suların yüzünde kaymak gibi yığılup durur. Şâh tarafından başka emânetdir kim taraf-ı şâha senevî yedi bin tümen akçe verir. Neft emîninin âdemleri mezkûr gölceğiz içre girüp kepçelerle nefti cem‘ edüp keçi tulumlarına doldurup diyâr diyâr sudâger tüccâr alup götürürler. Yedi sekiz gûne neft olur, ammâ sarı nefti gâyet makbûldür ve siyâh nefti şâhlıkdır kim cemî‘î Acem diyârının Özbekistân ve Hindistân ve Irâk ve Kürdistân ve Al-i Osmân ve Gürcîstân ve Moğol ve Dağıstân 315a serhadleri haddinde olan kılâ‘lara bu kara nefti götürüp hîn-i muhâsarada şeb-i muzlimde meş‘aller ile kal‘a etrâfına çerâğân ederler ve asker-i İslâm kal‘alarına hücûm etdiklerinde üzerlerine ve hâk-i pâlarına neftli yorgan ve köhne eşyâlar atup âteş-bâzlık ederler ve niçesine dahi kal‘aları ve şehrleri mühimmâtlariyçün lâzımdır. Hattâ Şâh huzûrunda ve cümle der-i devletlerinde çerâğân olan meş‘aller bu Bakü neftinden hâsıl olur. Azîm vezni üzre sun‘-ı Hudâdır. Ammâ şeb [u] rûz nigehbânları var kim âteş değerse inkırâzu'd-devrân sönmeyüp ıhrak-bi'n-nâr olur. Anınçün her neft ma‘deninin kenarında dağlar gibi elenmiş hâk-i pâk âmâde yığılmış durur. Bir neft ma‘denine bir şerer isâbet etse hemân cümle re‘âya ve berâyâ üşüp neft üzre türâb nisâr edüp bi-emrillah def‘ olur. Bundan gayrı ilâcı yokdur. Ve niçe yerde kaya ve gârlarda dahi neft ma‘âdinleri var imiş, ammâ manzûrumuz olan bu Bakü neftidir. Andan yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at leb-i deryâda gidüp nâhiye-i Müskir'de Terekeme obalarında meks eyledik. Bu sahrâlarda Moğol ve Kumuk ve Terekeme ve Yaka Türkmânları vakt-i zemistânda obaları ile meks edüp sevâhillenirler, gâyet mahsûldâr dârü'l-karâr diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b–315a ·
metinde göster ·
… de Murâd'ı ubûr etmeyüp yine cânib-i garba çöl ile (---) menzilde bî-amân Urbân
obalarında
meks edüp havf [u] haşyet çekerek (---) günde,
Bir Hıdde dahi Mekke-i Mükerreme ile Cidde benderi mâbeyninde kasabacıkdır. Ammâ bu Hıdde-i Irâk (---)(---) binâsıdır. Nehr-i Furât'ın cânib-i garbında Seleme ve Ane hâkinde ma‘mûr kal‘adır. Dizdârı ve neferâtı ve ma‘diye geçit gemileri vardır, ammâ bu mahalde Murâd'ı ubûr etmeyüp yine cânib-i garba çöl ile (---) menzilde bî-amân Urbân obalarında meks edüp havf [u] haşyet çekerek (---) günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 60a ·
metinde göster ·
… üzre olup gil-i gül ruhları ruhsâre-i mahbûb-ı frenkdir. Kâmil beş gün bunların
obalarında
142b süd ve kaymak ve yoğurd ve kölemez ve hoşmerim ve tereyağıyla pişmiş baz …
Ammâ bunların mahbûblarından ziyâde yürük tâ’ifesinin ve Çıtak halkının ve yobaz kavminin ve haylaz tâ’ifesinin dövledâr ve mücessem mahbûbe-i zamâne ve fitne-engiz-i cihâne duhter-i pâkîze-ahterleri olur kim her birinin reng-i rûyları humret üzre olup gil-i gül ruhları ruhsâre-i mahbûb-ı frenkdir. Kâmil beş gün bunların obalarında 142b süd ve kaymak ve yoğurd ve kölemez ve hoşmerim ve tereyağıyla pişmiş bazlama ve damzırma ve sızırma ve katık ve teleme peyniri ve ağız ve ekir ve uyku ve ayran ve yayık ve pişi ve katmerce ve poğaça ve ezme ve yazma misilli ta‘âmlar ki bu yaylalarda yürükâna mahsûs et‘ıme-i hafîfeleri tenâvül edüp semîn kuzu büryânları ile ten-perver olup mücessem olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142a–142b ·
metinde göster ·
… anı gördük, bir çemenzâr dere içre tarz-ı Acemâne ve Türkmane ve Kürdâne derim
obaları
ve Acem tengtirleri ve Osmânlı sâyebânları ile ol çemenzâr hayme vü hargâh serâ …
Bu mahalde ol sarp teng mahallerde Bitlîs hânı Abdâl Hân askeri nümâyân olup anı gördük, Abdâl Hân atından nüzûl edüp pertâb ederek paşaya gelüp rikâbın bûs idecek mahalde paşa dahi esb-i sabâ-sür‘atinden nüzûl edüp birbirlerin der-âğûş ederek öpüşerek görüşerek hayli musâhabetden sonra hân eydür: "Sultânım! Sehel ata süvâr olup ileride bir fütûr tenâvül idesiz." dedikde paşa atına süvâr olup yine alây-ı azîm ile sekizer kat mehterhânesin döğerek anı gördük, bir çemenzâr dere içre tarz-ı Acemâne ve Türkmane ve Kürdâne derim obaları ve Acem tengtirleri ve Osmânlı sâyebânları ile ol çemenzâr hayme vü hargâh serâperdeler ile lâle-zâr olmuş. Paşa ol cây-ı müferriha varup serâperde-i hânda karâr edüp ân-ı vâhidde cümle altun ve gümüş lengerîler ile ve fağfûrî ve balğamî ve mertebânî kâseler ile bir sımât-ı Muhammedî çekilmişdir. Cemşîd ü İskender ü Keykâvûs'dan berü eyle ta‘âm-ı firâvân-ı mümesseki bir selâtîn-i selef çekmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221a ·
metinde göster ·
… kim Hârûnu'r-Reşîd hâtûnu Zübeyde Hanım binâsıdır. Etrâfında Mevâl Urbânı kara
obalarıyla
meks edüp müşk ü amber-i hâm râyihalı südleri ve yoğurd ve kaymakları olur. Bu …
Menzil-i Ortahân: Çölistân içre bir hân-ı kavîdir kim Hârûnu'r-Reşîd hâtûnu Zübeyde Hanım binâsıdır. Etrâfında Mevâl Urbânı kara obalarıyla meks edüp müşk ü amber-i hâm râyihalı südleri ve yoğurd ve kaymakları olur. Bu mahalde tarîk-ı âm iki fırka olup cânib-i kıbleye giden râh-ı müstakîm Zübeyde Hâtûn dîvârıyla on günde Ka‘be-i şerîfe gider kim bu mahalde kıble garb tarafındadır. Cümle ehl-i Bağdâd'ın kıblesi gün batısı tarafınadır. Ve şimâl tarafına giden yol çöl [ü] çölistân ile Ane kal‘ası ve Selme kal‘ası üzre sekiz günde Şâm-ı şerîfe kârbân gidüp gelir şâh-râh-ı dürüstdür. Yine bu mezkûr Ortahân'dan taraf-ı kıbleye çölistân [u] muğaylânistân içre 6 sâ‘atde Deşt-i Kerbelâ'da gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352a ·
metinde göster ·
… câmi‘ kalmışdır ve bin mikdârı fukarâ hâneleri ve niçe bin Urbân-ı uryân kavmi
obalarıyla
konup göçüp meks eder. Andan gayrı imâristânın esâsları ma‘lûmdur.
Ol asırda Kûfe bâğ-ı İremden nişân verüp yetmiş bin mesâcid ve kırk bin hânedân-ı azîm ve on kerre yüz bin gayrı büyûtlar ve dörd kerre yüz bin dekâkîn ve on bin hân ve üç bin hammâm ve gayrı imâret-i firâvân ile âbâdân olmuş diyâr idi. İmâm Hüseyin'in Kerbelâ hâdisesinden sonra harâba yüz dutdu. Ammâ be-kavl-i Şeyh Muhyiddîni'l-Arabî sûre-i (---)Arapça âyeti hurûfları târîhinde bu şehr-i Kûfe eyle imâr ola kim bir zirâ‘-ı melikî zemîni sûk-ı sultânîde bey‘u men-yezîd olup imâr ola. Allahu Ta‘âlâ a‘lem. Mezkûr imâristândan hâlâ Hazret-i Alî'nin şehîd olduğu câmi‘ kalmışdır ve bin mikdârı fukarâ hâneleri ve niçe bin Urbân-ı uryân kavmi obalarıyla konup göçüp meks eder. Andan gayrı imâristânın esâsları ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356b ·
metinde göster ·
… ensesinin cânib-i garbında üç yüz aded Karatayak nâmıyla ma‘rûf Nogay Tatarları
obaları
vardır ve mezkûr aşağı kefere varoşundan kıble tarafına bir ok menzili ba‘îd bi …
Ve yukaru eski kal‘a ensesinin cânib-i garbında üç yüz aded Karatayak nâmıyla ma‘rûf Nogay Tatarları obaları vardır ve mezkûr aşağı kefere varoşundan kıble tarafına bir ok menzili ba‘îd bir kumsaldır. Ol kumluk burnunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55b ·
metinde göster ·
… dıklarında Kırım askeri kavm-i Noğay'ın akîblerine düşüp Noğay'ın ehl [ü] ıyâli
obalarına
vardıklarında kavm-i Noğay avretlerinden nâmûs edüp eyle bir gırîv ü feryâdlı u …
Öte tarafda dahi Âdil Noğay ve Bucak Tatarı kırk elli bin asker ile hân askerine mukâbil olup hemân der-ceng-i evvel Noğay askeri at başı berâber olup "yov yov" sadâsıyla hân-ı âlîşân askerinin kapukulu üstüne düşüp iki başdan asâkir-i müslimîn birbirlerine girüp eyle tîr-i bârân etdiler kim güneşin te’sîri yere eser etmeyüp er süheyli ve at süheyli eflâke peyveste olup kâmil üç sâ‘at-i nücûmî neberd-i sultânî olup âhıru'l-emr Hân tarafı sûre-i Ve'l-âdiyâtı dabhan hürmetine Noğay Tatarları münhezim olup alacıkları ve koşlarına kaşdıklarında Kırım askeri kavm-i Noğay'ın akîblerine düşüp Noğay'ın ehl [ü] ıyâli obalarına vardıklarında kavm-i Noğay avretlerinden nâmûs edüp eyle bir gırîv ü feryâdlı uruş olmuşdur kim Hûşeng Şâh ve Cingiz Hân ve Tohtamış Hân ve Timur Hân ve Mengli Geray Hân'dan ber[ü] böyle bir savaş-ı perhâş olmamışdır, zîrâ bir yanında Âdil Geray askeri ve bir yanından obalardaki avret ve oğlan Kırım Badrağı kavmi başına üşüp evvelki cengden ziyâde bu obalar içinde Kırım askerinin çoğu câm-ı şehâdet-i şehdî şerbetin nûş etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105b ·
metinde göster ·
nehb ü gâret edüp niçe bin pâkîze duhter-i nâ-şüküfte-ahterlerin bekâretin izâl …
Hân dahi bunları men‘ edemeyüp vakt-i zuhurda Noğay askerinden el kaldırır kalmayup cemî‘i Noğay'ın obaların nehb ü gâret edüp niçe bin pâkîze duhter-i nâ-şüküfte-ahterlerin bekâretin izâle edüp fakîre gül-çehre bintânların sinirinden kanları cereyân ederek niçe bin aded kâlive hâtûnları ehilleri önünde if‘âl bâblarına çeküp ol kadar mâl [u] menâl-ı firâvânlar alup ol kadar rüsvây-ı bed-nâmlıklar olmuşdur kim bu sitemkârlığı Tatar-ı Hula[gu] Bağdâd'a ve Buhtunnasır Sıfat'a ve Kudüs'e ve Mısır'a etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105b ·
metinde göster ·
Beri tarafa geçenler selâmetle alacıkların ve derim obaların kurup esbâbların kurutmağa başladılar, zîrâ nehb olunan Noğay kavminin ehl [ü] ıyâlleri çok idi. Ve niçe at ve koyun ve sığır ve niçe benî âdem gark oldu. Bu mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·
… ulemâ-yı mütebahhirînleri var kim ta‘bîr olunmaz. Cümlesi elleriyle sahrâlarda
obaları
ve medreseleriyle konup göçerler.
Ve Kırım halkının mezhebleri Hanefî'dir. Şâfi‘iyyü'l-mezhebleri dahi vardır, ammâ Kırım'dan taşra ellerde vilâyetlerde olan Ulu Noğay ve Şıdak Noğay ve Urumbet Noğay ve Geçdi Noğay ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Şîrînli ve Mankıtlı ve Çobanelli ve Nevrûzelli ve Deveyelli ve niçe bunun emsâli niçe bin gûne ellerin kişileri cümle Şâfi‘iyyü'l-mezheblerdir kim bu kadar yüz bin ulemâ-yı mütebahhirînleri var kim ta‘bîr olunmaz. Cümlesi elleriyle sahrâlarda obaları ve medreseleriyle konup göçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a ·
metinde göster ·
… ancak kış günleri bu kal‘ada sâkin olurlar. Gayri zamân dağlarda ve sahrâlarda
obaları
ve koyları ve cılkılarıyle sâkin olurlar. Obaları yine Türkmân obaları gibi keç …
Sene (---) târîhinde İslâm Geray Hân asrında Çoban Mirza Çerkez aşkıyâlarından emn [ü] emân olmak içün bu kal‘ayı yasamışdır, ya‘nî yapmışdır. Çâr-kûşe ağaçdan palanka binâ etmişdir. Cirmi kâmil dörd yüz adım olup çâr-kûşesinde yine birer dâne ağaçdan metîn kulleleri ve cânib-i şimâle nâzır bir ağaç kapusu var. Kal‘a içre bir kârgîr binâ bir mescidi var. Hammâmı ve çârsû-yı bâzârı ve hânı yokdur, zîrâ bu kal‘a ahâlîsi ancak kış günleri bu kal‘ada sâkin olurlar. Gayri zamân dağlarda ve sahrâlarda obaları ve koyları ve cılkılarıyle sâkin olurlar. Obaları yine Türkmân obaları gibi keçeden kubbe kubbe evlerdir kim içleri kafes kafes örülüp tokmak kayışlarıyla bağlı çubuk ağaçlardır. Hîn-i mahalde obaları bozup kayışla bağlı kafes çubukları bir yere cem‘ olur musanna‘ oba evlerdir kim tepelerinde birer delikleri vardır, andan aydınlık girir. Ve kış günleri obaları içre yanan âteşlerin tütünü ol delikden çıkar, hammâm gibi keçeden evlerdir. Göç mahallinde bu keçeden oba evleri develere ve deve arabalarına kubbe gibi obaları tahmîl edüp konup göçerler. Ve cemî‘i arabaların develer boyundurukla çeküp konak konak götürürler. Ve cemî‘i Noğay Tatarları çifti develer ile sürüp buğday ve arpa ve darı ekerler. Hattâ develer sığırdan a‘lâ çift sürerler. Çamura dayanır bir gûne buğur develeridir kim arkalarında ikişer örgüçleri vardır. Gûyâ kudretden eğer gibi halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… zamân dağlarda ve sahrâlarda obaları ve koyları ve cılkılarıyle sâkin olurlar.
Obaları
yine Türkmân obaları gibi keçeden kubbe kubbe evlerdir kim içleri kafes kafes ö …
Sene (---) târîhinde İslâm Geray Hân asrında Çoban Mirza Çerkez aşkıyâlarından emn [ü] emân olmak içün bu kal‘ayı yasamışdır, ya‘nî yapmışdır. Çâr-kûşe ağaçdan palanka binâ etmişdir. Cirmi kâmil dörd yüz adım olup çâr-kûşesinde yine birer dâne ağaçdan metîn kulleleri ve cânib-i şimâle nâzır bir ağaç kapusu var. Kal‘a içre bir kârgîr binâ bir mescidi var. Hammâmı ve çârsû-yı bâzârı ve hânı yokdur, zîrâ bu kal‘a ahâlîsi ancak kış günleri bu kal‘ada sâkin olurlar. Gayri zamân dağlarda ve sahrâlarda obaları ve koyları ve cılkılarıyle sâkin olurlar. Obaları yine Türkmân obaları gibi keçeden kubbe kubbe evlerdir kim içleri kafes kafes örülüp tokmak kayışlarıyla bağlı çubuk ağaçlardır. Hîn-i mahalde obaları bozup kayışla bağlı kafes çubukları bir yere cem‘ olur musanna‘ oba evlerdir kim tepelerinde birer delikleri vardır, andan aydınlık girir. Ve kış günleri obaları içre yanan âteşlerin tütünü ol delikden çıkar, hammâm gibi keçeden evlerdir. Göç mahallinde bu keçeden oba evleri develere ve deve arabalarına kubbe gibi obaları tahmîl edüp konup göçerler. Ve cemî‘i arabaların develer boyundurukla çeküp konak konak götürürler. Ve cemî‘i Noğay Tatarları çifti develer ile sürüp buğday ve arpa ve darı ekerler. Hattâ develer sığırdan a‘lâ çift sürerler. Çamura dayanır bir gûne buğur develeridir kim arkalarında ikişer örgüçleri vardır. Gûyâ kudretden eğer gibi halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… hrâlarda obaları ve koyları ve cılkılarıyle sâkin olurlar. Obaları yine Türkmân
obaları
gibi keçeden kubbe kubbe evlerdir kim içleri kafes kafes örülüp tokmak kayışlar …
Sene (---) târîhinde İslâm Geray Hân asrında Çoban Mirza Çerkez aşkıyâlarından emn [ü] emân olmak içün bu kal‘ayı yasamışdır, ya‘nî yapmışdır. Çâr-kûşe ağaçdan palanka binâ etmişdir. Cirmi kâmil dörd yüz adım olup çâr-kûşesinde yine birer dâne ağaçdan metîn kulleleri ve cânib-i şimâle nâzır bir ağaç kapusu var. Kal‘a içre bir kârgîr binâ bir mescidi var. Hammâmı ve çârsû-yı bâzârı ve hânı yokdur, zîrâ bu kal‘a ahâlîsi ancak kış günleri bu kal‘ada sâkin olurlar. Gayri zamân dağlarda ve sahrâlarda obaları ve koyları ve cılkılarıyle sâkin olurlar. Obaları yine Türkmân obaları gibi keçeden kubbe kubbe evlerdir kim içleri kafes kafes örülüp tokmak kayışlarıyla bağlı çubuk ağaçlardır. Hîn-i mahalde obaları bozup kayışla bağlı kafes çubukları bir yere cem‘ olur musanna‘ oba evlerdir kim tepelerinde birer delikleri vardır, andan aydınlık girir. Ve kış günleri obaları içre yanan âteşlerin tütünü ol delikden çıkar, hammâm gibi keçeden evlerdir. Göç mahallinde bu keçeden oba evleri develere ve deve arabalarına kubbe gibi obaları tahmîl edüp konup göçerler. Ve cemî‘i arabaların develer boyundurukla çeküp konak konak götürürler. Ve cemî‘i Noğay Tatarları çifti develer ile sürüp buğday ve arpa ve darı ekerler. Hattâ develer sığırdan a‘lâ çift sürerler. Çamura dayanır bir gûne buğur develeridir kim arkalarında ikişer örgüçleri vardır. Gûyâ kudretden eğer gibi halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… ri kafes kafes örülüp tokmak kayışlarıyla bağlı çubuk ağaçlardır. Hîn-i mahalde
obaları
bozup kayışla bağlı kafes çubukları bir yere cem‘ olur musanna‘ oba evlerdir ki …
Sene (---) târîhinde İslâm Geray Hân asrında Çoban Mirza Çerkez aşkıyâlarından emn [ü] emân olmak içün bu kal‘ayı yasamışdır, ya‘nî yapmışdır. Çâr-kûşe ağaçdan palanka binâ etmişdir. Cirmi kâmil dörd yüz adım olup çâr-kûşesinde yine birer dâne ağaçdan metîn kulleleri ve cânib-i şimâle nâzır bir ağaç kapusu var. Kal‘a içre bir kârgîr binâ bir mescidi var. Hammâmı ve çârsû-yı bâzârı ve hânı yokdur, zîrâ bu kal‘a ahâlîsi ancak kış günleri bu kal‘ada sâkin olurlar. Gayri zamân dağlarda ve sahrâlarda obaları ve koyları ve cılkılarıyle sâkin olurlar. Obaları yine Türkmân obaları gibi keçeden kubbe kubbe evlerdir kim içleri kafes kafes örülüp tokmak kayışlarıyla bağlı çubuk ağaçlardır. Hîn-i mahalde obaları bozup kayışla bağlı kafes çubukları bir yere cem‘ olur musanna‘ oba evlerdir kim tepelerinde birer delikleri vardır, andan aydınlık girir. Ve kış günleri obaları içre yanan âteşlerin tütünü ol delikden çıkar, hammâm gibi keçeden evlerdir. Göç mahallinde bu keçeden oba evleri develere ve deve arabalarına kubbe gibi obaları tahmîl edüp konup göçerler. Ve cemî‘i arabaların develer boyundurukla çeküp konak konak götürürler. Ve cemî‘i Noğay Tatarları çifti develer ile sürüp buğday ve arpa ve darı ekerler. Hattâ develer sığırdan a‘lâ çift sürerler. Çamura dayanır bir gûne buğur develeridir kim arkalarında ikişer örgüçleri vardır. Gûyâ kudretden eğer gibi halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… ir kim tepelerinde birer delikleri vardır, andan aydınlık girir. Ve kış günleri
obaları
içre yanan âteşlerin tütünü ol delikden çıkar, hammâm gibi keçeden evlerdir. Gö …
Sene (---) târîhinde İslâm Geray Hân asrında Çoban Mirza Çerkez aşkıyâlarından emn [ü] emân olmak içün bu kal‘ayı yasamışdır, ya‘nî yapmışdır. Çâr-kûşe ağaçdan palanka binâ etmişdir. Cirmi kâmil dörd yüz adım olup çâr-kûşesinde yine birer dâne ağaçdan metîn kulleleri ve cânib-i şimâle nâzır bir ağaç kapusu var. Kal‘a içre bir kârgîr binâ bir mescidi var. Hammâmı ve çârsû-yı bâzârı ve hânı yokdur, zîrâ bu kal‘a ahâlîsi ancak kış günleri bu kal‘ada sâkin olurlar. Gayri zamân dağlarda ve sahrâlarda obaları ve koyları ve cılkılarıyle sâkin olurlar. Obaları yine Türkmân obaları gibi keçeden kubbe kubbe evlerdir kim içleri kafes kafes örülüp tokmak kayışlarıyla bağlı çubuk ağaçlardır. Hîn-i mahalde obaları bozup kayışla bağlı kafes çubukları bir yere cem‘ olur musanna‘ oba evlerdir kim tepelerinde birer delikleri vardır, andan aydınlık girir. Ve kış günleri obaları içre yanan âteşlerin tütünü ol delikden çıkar, hammâm gibi keçeden evlerdir. Göç mahallinde bu keçeden oba evleri develere ve deve arabalarına kubbe gibi obaları tahmîl edüp konup göçerler. Ve cemî‘i arabaların develer boyundurukla çeküp konak konak götürürler. Ve cemî‘i Noğay Tatarları çifti develer ile sürüp buğday ve arpa ve darı ekerler. Hattâ develer sığırdan a‘lâ çift sürerler. Çamura dayanır bir gûne buğur develeridir kim arkalarında ikişer örgüçleri vardır. Gûyâ kudretden eğer gibi halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… r. Göç mahallinde bu keçeden oba evleri develere ve deve arabalarına kubbe gibi
obaları
tahmîl edüp konup göçerler. Ve cemî‘i arabaların develer boyundurukla çeküp kon …
Sene (---) târîhinde İslâm Geray Hân asrında Çoban Mirza Çerkez aşkıyâlarından emn [ü] emân olmak içün bu kal‘ayı yasamışdır, ya‘nî yapmışdır. Çâr-kûşe ağaçdan palanka binâ etmişdir. Cirmi kâmil dörd yüz adım olup çâr-kûşesinde yine birer dâne ağaçdan metîn kulleleri ve cânib-i şimâle nâzır bir ağaç kapusu var. Kal‘a içre bir kârgîr binâ bir mescidi var. Hammâmı ve çârsû-yı bâzârı ve hânı yokdur, zîrâ bu kal‘a ahâlîsi ancak kış günleri bu kal‘ada sâkin olurlar. Gayri zamân dağlarda ve sahrâlarda obaları ve koyları ve cılkılarıyle sâkin olurlar. Obaları yine Türkmân obaları gibi keçeden kubbe kubbe evlerdir kim içleri kafes kafes örülüp tokmak kayışlarıyla bağlı çubuk ağaçlardır. Hîn-i mahalde obaları bozup kayışla bağlı kafes çubukları bir yere cem‘ olur musanna‘ oba evlerdir kim tepelerinde birer delikleri vardır, andan aydınlık girir. Ve kış günleri obaları içre yanan âteşlerin tütünü ol delikden çıkar, hammâm gibi keçeden evlerdir. Göç mahallinde bu keçeden oba evleri develere ve deve arabalarına kubbe gibi obaları tahmîl edüp konup göçerler. Ve cemî‘i arabaların develer boyundurukla çeküp konak konak götürürler. Ve cemî‘i Noğay Tatarları çifti develer ile sürüp buğday ve arpa ve darı ekerler. Hattâ develer sığırdan a‘lâ çift sürerler. Çamura dayanır bir gûne buğur develeridir kim arkalarında ikişer örgüçleri vardır. Gûyâ kudretden eğer gibi halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… apusu vardır. Cirmi dörd yüz germe adımdır. İçinde aslâ ev yokdur, ammâ keçeden
obaları
vardır. Ve bir küçük mescidi ve bir Tatar imâmı var. Cebehânesinden ancak üç şâ …
Ancak taraf-ı şimâle bir ağaç kapusu vardır. Cirmi dörd yüz germe adımdır. İçinde aslâ ev yokdur, ammâ keçeden obaları vardır. Ve bir küçük mescidi ve bir Tatar imâmı var. Cebehânesinden ancak üç şâhî topu var. Ve kal‘a taşrasında Arslan Beğ'in ve gayri mirzaların taş kârgîr binâ-yı metîn evleri vardır. Üstleri cümle saz örtülüdür. Bunlar her gün Kalmık Tatarıyla ceng ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156b ·
metinde göster ·
… . A‘yânları şehir içre olurlar. Niçe bini şehir hâricinde nehr-i Edil kenârında
obalarıyla
sâkin olurlar. Bunların dahi aslı Tatar'dır. Hemân Noğay gibi obalarıyla konup …
"Âdem senin ne çok pâdişâh dostların var. Sen bir ma‘lûm âdemsin" deyü hakîre ta‘zîm edüp me’kûlât [ü] meşrûbâtılarımız ile bir sarâyı konak verdi. Ammâ bir söz anlar bir kapudandır kim yigirmi bin askere ve yigirmi bin Heşdek müselmânları re‘âyâ-yı ümmet-i Muhammed'e mâlikdir kim şeb [ü] rûz Kalmık Tatarlarıyla ceng-i azîm ederler. Lâkin bu Heşdek re‘âyâsı olan ümmet-i Muhammedlerin üzerlerine hâkimleri yine kendülerden Kazan Alp Baymirza'dır. A‘yânları şehir içre olurlar. Niçe bini şehir hâricinde nehr-i Edil kenârında obalarıyla sâkin olurlar. Bunların dahi aslı Tatar'dır. Hemân Noğay gibi obalarıyla konup göçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a ·
metinde göster ·
… ârında obalarıyla sâkin olurlar. Bunların dahi aslı Tatar'dır. Hemân Noğay gibi
obalarıyla
konup göçerler.
"Âdem senin ne çok pâdişâh dostların var. Sen bir ma‘lûm âdemsin" deyü hakîre ta‘zîm edüp me’kûlât [ü] meşrûbâtılarımız ile bir sarâyı konak verdi. Ammâ bir söz anlar bir kapudandır kim yigirmi bin askere ve yigirmi bin Heşdek müselmânları re‘âyâ-yı ümmet-i Muhammed'e mâlikdir kim şeb [ü] rûz Kalmık Tatarlarıyla ceng-i azîm ederler. Lâkin bu Heşdek re‘âyâsı olan ümmet-i Muhammedlerin üzerlerine hâkimleri yine kendülerden Kazan Alp Baymirza'dır. A‘yânları şehir içre olurlar. Niçe bini şehir hâricinde nehr-i Edil kenârında obalarıyla sâkin olurlar. Bunların dahi aslı Tatar'dır. Hemân Noğay gibi obalarıyla konup göçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a ·
metinde göster ·
… rinde Kalmık şâhlarından Taysı Şâh ve Moyinçak Şâh ikişer kerre yüz bin keçeden
obalarıyla
konup göçerler. Cümle bu şehirleri Timur-ı pür-zor Hân harâb etmişdir.
Ve zamân-ı Cingiz Hân bu deşt-i Kıpçağ'ın, ya‘nî Heyhât sahrâsının etrâfında yüz yetmiş pâre şehr-i azîmler var imiş. Hâlâ harâbeleri içlerinde Kalmık şâhlarından Taysı Şâh ve Moyinçak Şâh ikişer kerre yüz bin keçeden obalarıyla konup göçerler. Cümle bu şehirleri Timur-ı pür-zor Hân harâb etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 170b ·
metinde göster ·
… ıldız rûzgârı mâbeynine bir gün bir gece yine Heyhât sahrâsı içre kavm-i Heşdek
obaların
temâşâ ederek gidüp Kalmık Tatarları havfin dahi çeküp,
Ziyâretgâh-ı Peşeng ibn Tûr: Bu dahi Kazan şehr[i] hâricinde âsûdedir. Andan niçe ziyâretler ve niçe bin âsâr-ı acîbe ve garîbeleri seyr [ü] temâşâ edüp yine şehr-i Kazan'dan garb ile yıldız rûzgârı mâbeynine bir gün bir gece yine Heyhât sahrâsı içre kavm-i Heşdek obaların temâşâ ederek gidüp Kalmık Tatarları havfin dahi çeküp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i aşağı hisâr: Nehr-i Cayık kenârında (kenârında) bir vâsi‘ sahrâda şekl-i murabba‘dan tûlânî iki kat sevâd-ı mu‘azzam kirmân-ı azîm bir kâr-ı kadîm şehr-i atîkdir. Cirmi on altı bin adım ihâta eder. Kırk kapusu ve kırk manastırı ve yetmiş kenîsesi ve yigirmi altı bin saz ve şindire tahta örtülü menhûshânelerdir. Bu kal‘aya selâmetle kavm-i Heşdek'i komazlar. Kapularda silâhların bırağup girirler. Cümle kavm-i Heşdek kal‘a hâricinde obalarıyla sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174a ·
metinde göster ·
Hemân bizim elçi ban Heyhât'a kadem basınca alay-ı azîm ile hedâyâsın alup Kalmık şâhına gitdikde hakîr bile gidüp üç sâ‘at kâmil obaları içlerinden geçüp Taysı nâm pâdişâhlarına buluşduk. Oğlu Moyinçak Şâh'dır. Bunların yüzer bin aded keçeden derim oba evleri vardır. Ve babasının ve oğlunun ikişer kerre yüz bin leşkerleri vardır kim sahrâ-yı Heyhât'da oba evcikler ile konup göçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175a ·
metinde göster ·
… üzre Taysı Şâh derler. Oğluna ve vezîri makâmında olanlara Moyinçak Şâh derler.
Obaları
ve derimleri cümle deve yünü keçedendir. Ve cümle sığın ve kaplan ve at ve koyu …
Bizzât Taysı Şâh ol şiddet-i şitâda sığın derisi kürkünü üzerine ters geymiş idi. İçinde yine sığın yavrusu derisinden Özbek libâsı gibi peşli deriden haftanı var idi. Ve kuşağı at derisi kayışından idi. Ve çakşırı mâvî keçeden idi. Mest yerine yine çakşırla yapılmış keçe idi. Başında kalpağı kırmızı tilki kürkünden olup üzeri bir beyâz deri idi. Lâkin kalpağının depesinde gûnâ-gûn harîr pâreciklerinden püskülleri olup aralarında yumurta kadar bir delikli elmâsı var idi. Oğlu Moyinçak Şâh dahi eyle libâs geymişdi, ammâ tâcı üzre püsküller ve elmâs taş yok idi. Bunlar pâdişâhlarına kendi ıstılâh lugâtları üzre Taysı Şâh derler. Oğluna ve vezîri makâmında olanlara Moyinçak Şâh derler. Obaları ve derimleri cümle deve yünü keçedendir. Ve cümle sığın ve kaplan ve at ve koyun postlarıyla döşeli bârgâhları var. Yanlarında tuzdan ve katrândan azîz ve lezîz bir şey yokdur. Kendüleri ve cümle hayvânâtları tuzsuz olmaz. Ve katrânı karıları zebat ve kala-misk yerine kulaklarının ardlarına sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
Ve içinde cümle bin beş yüz Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr evleri ve
obaları
var. Ve hâlâ yüz aded obalı Kalmık Tatarları gelüp İslâm ile cümle müşerref olu …
Ve içinde cümle bin beş yüz Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr evleri ve obaları var. Ve hâlâ yüz aded obalı Kalmık Tatarları gelüp İslâm ile cümle müşerref olup bu Karatayak varoşunda konmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185a ·
metinde göster ·
… lağı dağına ahşama karîb urûc edüp bir taşlık yalçın kayalar altında Karakeçeli
obaları
içinde bir mişezâr yerde bir dıraht sayesinde yüklerimiz yıkup atlarımıza yemle …
Sergüzeşt-i hakîr: Beş sâ‘atde Seki yaylağı dağına ahşama karîb urûc edüp bir taşlık yalçın kayalar altında Karakeçeli obaları içinde bir mişezâr yerde bir dıraht sayesinde yüklerimiz yıkup atlarımıza yemler asup ta‘âm yerken oba sâhiblerinden on dâne ihtiyâr Türkmân babaları iş görmüş ataları gelüp selâm verdiler. Aleyke alup yer gösterüp kahveler aşk eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y127a ·
metinde göster ·
… iyelim, bu gece müsâfirimizdir, uğuruna kırılalım" deyüp etrâf [u] eknâfda olan
obaların
âdemleri cümlesi pür-silâh iki yüz âdem kuzuları ile hoşmerim ve gölemez ve kay …
"Neyliyelim, bu gece müsâfirimizdir, uğuruna kırılalım" deyüp etrâf [u] eknâfda olan obaların âdemleri cümlesi pür-silâh iki yüz âdem kuzuları ile hoşmerim ve gölemez ve kaymağ ve yoğurdları ile ve çeşte ve tanburaları ile gelüp yanımıza oturup tesellî-i hâtır etmeğe başladılar. Ve yedi yere âteş-i Nemrûd yakup her âteşe ikişer kuzu kebâb çevirüp sabâha dek Hüseyin Baykara meclisi edüp kanlı kebâblar tenâvül etdik. Meğer bir ihtiyârlarının gözleri ağrır imiş. Ana bir sürme çeküp ve bir kaç hıyârşenbe habbı verüp iltifât etdiğim görünce cümlesi bizim şem‘imize pervâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y127b ·
metinde göster ·
içi olmak ile şenlik ve şâdumânlığa düşüp cânım yerine geldi. Yohsa bâlâda tahr …
Küçük Çimen: Bu mahallerde, Türkmân obaları içi olmak ile şenlik ve şâdumânlığa düşüp cânım yerine geldi. Yohsa bâlâda tahrîr olunan dağları ve belleri ve yolları bilâ-vesîle ıssız ve amânsız yerleri Cenâb-ı Bârî yâverimiz olup bu mahalle selâmetle vâsıl olup bir gece Türkmân obaları içinde çadırımız kurup mihmân olup tâze cân bulduk. Ve bu mahal,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y143a ·
metinde göster ·
… ri Cenâb-ı Bârî yâverimiz olup bu mahalle selâmetle vâsıl olup bir gece Türkmân
obaları
içinde çadırımız kurup mihmân olup tâze cân bulduk. Ve bu mahal,
Küçük Çimen: Bu mahallerde, Türkmân obaları içi olmak ile şenlik ve şâdumânlığa düşüp cânım yerine geldi. Yohsa bâlâda tahrîr olunan dağları ve belleri ve yolları bilâ-vesîle ıssız ve amânsız yerleri Cenâb-ı Bârî yâverimiz olup bu mahalle selâmetle vâsıl olup bir gece Türkmân obaları içinde çadırımız kurup mihmân olup tâze cân bulduk. Ve bu mahal,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y143a ·
metinde göster ·
… hri atlar ile ubûr edüp yine şarka hâmûn-ı çemenzâr içre ubûr ederek ve Türkmân
obaları
içre yeyüp içerek konup göçerek 4 sâ‘atde,
Nehr-i Mercân: Bu dahi Arslanlı belinden gelüp Ceyhûn'a mahlût olur. Bu nehri atlar ile ubûr edüp yine şarka hâmûn-ı çemenzâr içre ubûr ederek ve Türkmân obaları içre yeyüp içerek konup göçerek 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158a ·
metinde göster ·
… kıymet eşyâların bunda hıfz etmiş bir kal‘a-i bî-hemtâdır. Anın altında Türkmân
obalarında
biraz ta‘âm yeyüp yüz yaşında bir pîr-i nâ-tüvân hakîre hitâb edüp der kim,
Bir kûh-ı Demâvend-vâr bir cibâl-i bâlânın üzerinde şekl-i müdevver şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i bâlâdır. Ammâ altı ay vîrân ve altı ay Sarvanlı Türkmânı sâkin olurlar, yaylağ-ı azîmdir. Mukaddem Celâlî Karayazıcı girân-bahâ zî-kıymet eşyâların bunda hıfz etmiş bir kal‘a-i bî-hemtâdır. Anın altında Türkmân obalarında biraz ta‘âm yeyüp yüz yaşında bir pîr-i nâ-tüvân hakîre hitâb edüp der kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158b ·
metinde göster ·
… eyhât sahrâsına nâzır bir vîrân şehr-i azîm vardır. Hâlâ içinde Ulu Nogay kavmi
obalarıyla
sâkindirler. Ammâ [[(---) (---) (---)]] ve kal‘a-i kadîmdir.
Evvelâ müverrih-i âlemler [[(---) (---) (---)]] Irâk-ı Arab demişler. Heyhât sahrâsına nâzır bir vîrân şehr-i azîm vardır. Hâlâ içinde Ulu Nogay kavmi obalarıyla sâkindirler. Ammâ [[(---) (---) (---)]] ve kal‘a-i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y169a ·
metinde göster ·
Ve bu şehirde bir hafta seyr [ü] temâşâ edüp beş yüzden mütecâviz ziyâretler etdik. Ammâ meşhûrları bunlardır. Ve hânemiz sâhibi Mataracızâde Arslan ve Kaplan Ağalar ile vedâlaşup ve refîkler alup şark cânibine sahrâlar içre ve hıyâbân [u] dırahistân içre sevâhile enmiş Türkmân obalarında yiye içe ve kona göçe,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y179a ·
metinde göster ·
içre Yâr bin Hî'le(?) ayş [u] nûş ederek beş sâ‘atde,
Ve bu nehirleri ve sahrâ [vü] ormanları ubûr edüp gâh leb-i deryâyile gâh kumsal sehel râhile ve hevâ-yı latîfde bî-âhile Türkmân obaları içre Yâr bin Hî'le(?) ayş [u] nûş ederek beş sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y179a ·
metinde göster ·
… cevârî ve nisvânları uryân edüp ol çöl [ü] çölistânda pâ-bürehne ve ser-bürehne
obalarına
götürüp gûnâ-gûn rencîde ederek ol nâzenîn havâtînleri hidmet etdirirlerdi. Nic …
Husûsâ emn-i tarîk olmaduğundan sene (---) târîhinde Konakçı Alî Paşa senesinde Reşîdoğlu nâm Urbân huccâc-ı müslimîni nehb ü gâret uryân etdükde yigirmi taht-ı revân tâ’ife-i nisvân ve niçe yüz mahâfeler ile cevârî ve nisvânları uryân edüp ol çöl [ü] çölistânda pâ-bürehne ve ser-bürehne obalarına götürüp gûnâ-gûn rencîde ederek ol nâzenîn havâtînleri hidmet etdirirlerdi. Nicesi cû‘dan ve niçesi şiddet-i hârdan merhûme oldular. Niçesi bahâları ile halâs oldular. Ve niçesi anda kalup evlâd sâhibi oldular. Ne‘ûzü billâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y331a ·
metinde göster ·
… rre yüz bin mel‘ûn Büyük Kıpçak'da sâkinler imiş. Cümle bu tâ’ife arabalar üzre
obalarında
sâkinlerdir. Her gün bir otlu sulu yerde meks edüp göçer.
Bunlar sekiz kerre yüz bin mel‘ûn Büyük Kıpçak'da sâkinler imiş. Cümle bu tâ’ife arabalar üzre obalarında sâkinlerdir. Her gün bir otlu sulu yerde meks edüp göçer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y37a ·
metinde göster ·
… u Acem'in a‘yân-ı eşrâfı bu sene Bedevî mevlûduna eyle cem‘ olmuşdur kim Urbân
obalarından
ve kilim ve külbeden mâ‘adâ üç bin yedi yüz çadır ve çerge ve otak-ı nühtâk çet …
Bu haber efvâh-ı nâsa şâyi‘ olunca Mısır halkına ise zevk [ü] safâya müte‘allık destûr-ı şâhî olunca azamet-i Hudâ var kuvveti bâzûya getürüp mu‘âmele ile akçe alup ömrün zevk [ü] safâ ile cahcahunda ve sürûr [u] şâdumânda geçirmek ve teferrüc etmek yanlarında lâ-şey’dir. Cümle eyâlet-i Mısır'ın ve şâm [u] Haleb'in ve Arab u Acem'in a‘yân-ı eşrâfı bu sene Bedevî mevlûduna eyle cem‘ olmuşdur kim Urbân obalarından ve kilim ve külbeden mâ‘adâ üç bin yedi yüz çadır ve çerge ve otak-ı nühtâk çetr-i mülemma‘ cem‘ oldu, deyü hisâb olunmuşdur. Andan mâ‘adâ sâ’ir fukarâların külbe-i ahzânları hisâbın Çalab-ı bîçûn bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y290a ·
metinde göster ·