… ı Sun‘ullâh Efendi ve sol gûşumuza menkûş içün bu Geysûdâr Mehemmed Efendi ezân
okumuşdur
. Anıniçün aşinâlığımız ezelî olduğundan rûz-merre cemî‘i ahvâlâtlarına ve niçe …
Konya'da Erlizâde hazretlerinden inâbet edüp ba‘de cezbe-i ilâhîye mazhar olup mecâzibûn [u] harâbâtî erenlerinden olup geysûdâr olmuşdu. Niçe yıllar vâdî-i televvünde temekkün ve mahv-âsâr ta‘ayyün kılup mânend-i encüm Geysûdâr Mehemmed Efendi demekle şöhret-şi‘âr olmuşdu. Kırk sene semtimizde sâkin olup hattâ bu fakîr tevellüd etdüğimiz mahalde sağ kulağımıza ezânı Sun‘ullâh Efendi ve sol gûşumuza menkûş içün bu Geysûdâr Mehemmed Efendi ezân okumuşdur. Anıniçün aşinâlığımız ezelî olduğundan rûz-merre cemî‘i ahvâlâtlarına ve niçe yüz keşf [u] kerâmâtlarına vâkıf olmuşuz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 112b ·
metinde göster ·
… itci ve harâccı ve yuvacı ve gümüş arayıcı taklîdlerinde ve Urum murabba‘âtları
okumada
mâhirlerdir.
Altıncı, Zümürrüd kolu: 300 nebtîz, Yedikulle ve Nârlıkapu ve Sulu Manastır veled-i zinâ Urumları ve Ermenîleri ve şehir gulâmları cem‘ olup bir kol olmuşlardır. Ammâ rakkâslarından Sakız mahbûbu, kırma saçlı çeşm-i gazâli mükehhal Dimitraki ve Lefteraki ve Yanaki ve Mihaylaki nâm Urum muğpîçeleridir kim şehr-i İslâmbol içre velvele-âra olup niçe âdemin mâl [u] menâlin yiyüp bir bûryâ üzre komuşlardır. Bunlar Urumlara müte‘allik simitci ve harâccı ve yuvacı ve gümüş arayıcı taklîdlerinde ve Urum murabba‘âtları okumada mâhirlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209a ·
metinde göster ·
… sa-hân Hor-çene Mahmûd ve Kara Fîrûz ve Tireli Alî Beğ, Ebü'l-Müslim-i Teberdâr
okumada
gûyâ sâhib-i Sinir Veysî'dir.
Cümle yetmiş beş kahve-i mecma‘u'l-irfân-ı kân-ı zurefâsı var kim her biri biner âdem alır. Cümle mutrıbân ve hânendegân ve rakkâsan-ı mahbûbân anlardadır kim yevmiyye üç kerre Hüseyn-i Ba[y]kara fasılları ederler ve her kahvede gazelhân ve meddâhânlar var kim gazelhânları gûyâ Şâ‘ir Hassan'dır, meddâhları gûyâ Ebü'l-Me’âl'dir. Serçeşme-i meddâhân Kurbânî Alîsi Hamza nâmında yeğâne-i asr idi. Ve meddâh Şerîf Çelebî Şâhnâme-i Firdevs[i]-i Tûsî'de gûyâ Firdevsî kendi idi kim firdevs melekleri gibi pençe-i âfitâb kıssasına oturup hayrân kalırlardı, teshîr sâhibi çelebi idi. Ve Kıssa-hân Hor-çene Mahmûd ve Kara Fîrûz ve Tireli Alî Beğ, Ebü'l-Müslim-i Teberdâr okumada gûyâ sâhib-i Sinir Veysî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
başlayup niçesin minârede katl ve niçesin kayd-bend ile "vakitsiz ezân okuyan y …
Ve'l-hâsıl yigirmi beş aded sâhib-i fetvâ imzâsıyla sadrıa‘zam telhîsiyle (---)(---) [katline hatt-ı şerîf sâdır olup] yeniçeri ve cebeci ocakları mâh-ı şevvâlin onuncu gün yevm-i selâse idi, orta Câmi‘de tekrâr meşveret edüp Atmeydânı'na bir mütekellim âdem gönderüp çorbacı-ı mezbûru katl edince cümle} yeniçeri ve cebeci ocağı ve gayrı askerî tâ’ifesi Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfi dibinde cem‘ olup cümle meşâyihân fukarâlarıyla tevhîd ü tezkîr ederek sadrıa‘zam ve yeniçeri ocağı ve cümle asker tâ’ifesi Atmeydân'ın ve Yeni Câmi‘in yedi tarafdan kapuların asker ihâta edüp Atmeydânı'nın iki başından yeniçerileri Atmeydânı'na dolup sadâ-yı Allah Allah ile tarafeynden gülbâng-ı Muhammedî sadâsı cihânı dutdu. Hemân Atmeydânı'nda olan pür-silâh sipâh yiğitleri yeniçeri üzre küheylân atların Atmeydânı'nda at bırağup bir hücûm etdiler kim hakkâ bârekallah ancak olur. Niçe âdemi dendân-ı tîğdan ve rîh-ı bî-emân-ı sinândan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ merkezlerinde karâr edüp yine yeniçeri cânibinden varan atlılar yine birbirlerine hücûm edüp bir epeyce elbeşti dahi etdiler. Ammâ bu hücûmda niçe sipâh hâk-i mezellete düşüp Yeni Câmi‘ hareminden kafadârları gelüp şehîdlerin aldılar. Hemân yeniçeri çavuşları ve çorbacıları yeniçeriye "Koma kurdlarım" deyüp tâ vasat-ı meydâna köpek cengi ederek geldiklerinde sipâh Atmeydânı'nda kalmayup cümle Yeni Câmi‘ haremine mâl-â-mâl olup cümle demir kapuları seddidüp demir pencereleri sedd [ü] siper edüp içerden taşra yeniçeriye kurşum ve oku bârân-ı la‘net gibi yağdırup ân-ı vâhidde yüz yetmiş yeniçeriyi şehîd ve niçe yüz âdem mecrûh olup sipâh siper ardında yeniçeri Atmeydânı'nda kaldı ve sipâh minârenin altısına dahi çıkup pür-nakıl olup minâreler ve harem kubbeleri üstünden Atmeydânı'nda yeniçerilere eyle kurğuşum urdular kim yeniçeri bî-emân kaldı. Âhir yeniçeriler Ahmed Hân Türbesi tarafındaki Kurrâ kubbeleri ve medrese kubbeleri ve niçe hânelerin dâm [u] bâmları üzre çıkup Yeni Câmi‘ haremi içre olan sipâha kurşumu eyle yağdırdılar kim bu kerre sipâhın atları kurşum zahmından sipâhları târmâr edüp niçe yüzü de kurşumdan helâk olup hemân yeniçeriler Atmeydânı'ndan "Allah" ile demir pencerelerden ankebût-vâr urûc edüp taşra harem kapuların kırup hücûm edince cümle sipâh Yeni Câmi‘in iç haremine mâl-â-mâl olup derûn-ı câmi‘e dahi girüp mahsûr olup harem pencerelerinden taşra haremde olan askere oku kurşumu urup taşrada olan asker cân ve baş kaydına düşdüler. Hikmet-i Hudâ Yeni Câmi‘in altı minâresinin kapuları taşra hareme vâkı‘ olmuşdur. Hemân yeniçeriler minârelerin kapuların kırup dal-kılıç minâreden yukaru çıkdıklarında celeb sipâhlar kuşluk vaktinde öyle ezânı okumağa başlayup niçesin minârede katl ve niçesin kayd-bend ile "vakitsiz ezân okuyan yalancı mü’ezzinin hâli budur" deyü aşağı indirüp kelle paça ederlerdi. Ba‘dehû yeniçeriler altı aded minârelerden iç harem içre olan sipâha havaliden eyle kurşumlar urdular kim beyâz mermer-i hâm üzre pembe-misâl cesed-i insândan cereyân eden hûn-ı ahmer-gûndan cümle mermerler la‘l-gûn oldu. Bu hâli sipâh görüp haremin üç kapusun açup yeniçeriler üzre üç yerden dal-satûr-ı sipâh olup fakîrlerden câmi‘e avdet eder kalmayup cümlesi yeniçeri destinde şehîd oldular. Niçe yüzü câmi‘-i şerîf içre girüp kapandılar. Yine pencerelerden câmi‘ içre kurşumlar urup câmi‘ kapuların kal‘ edüp dal-sâtûr-ı Bektâşî urarak câmi‘ içinde ibrişim haliçeler üzre sipâh kırarak kimi namâz kılarak kırılırdı, kimi Kur’ân-ı azîm okuyarak Hazret-i Osmân gibi şehîd olarak kırılırdı. Câmi‘in cemî‘î der-i dîvârında ve câmlarında ve kıbâblar üzre mestûr olan kurşumlarda kurşum darbından bir rahnedâr olmadık yer kalmamışdı ve derûn-ı câmi‘de Kelâm-ı İzzet'i gerdeninde iken gerdeninden kılıç geçen ibâdullahın hadd [u] pâyânı yok idi. Hulâsa-i kelâm, kâmil yedi buçuk sâ‘at {kâr-zâr eylediler kim eğer Kahramân-ı bî-emân ol kâr-zârda olsa Nerîmân-ı nerm-râm olurdu. Veyâhud perhâş-ı bî-kârda ceng-cûyân olan dilâverân-ı mübârizânın merdâneliklerin Rüstem-i zamân ve Zâl-ı bî-amân istimâ‘ etse meddâhân-ı sipâhiyân ol[urdu]. El-kıssa yeniçeri bî-hisâb sipâhiyân bî-tâb olmağıla cenge iktidârları olmayup "El-firâru mimmâ lâ yutak, min süneni'l-mürselîn" mâ-sadakınca sipâhın karârı firâra mübeddel olup her biri bir cânibe perîşân oldular. Sipâhdan bî-aded ve yeniçeriden mürd az oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371b ·
metinde göster ·
"İmdi oğul ben seksen yaşına girüp okum atup, yayım yasup niçe kerre kemânım âsumâna asup felekden nâm [u] kâmlar alup niçe kere bu atlas-gerdûnun germ [ü] serdin çekmişem. Hâşâ sümme hâşâ ben bundan sonra hânlığı kabûl idem. Hemân siz on iki aded ciğer-kûşe ve nûr-ı dîdelerimsiz. Hemân yek-dil [ü] yek-cihet olup basîret üzre olup hükûmet-i Bitlis'i bir hoşça zabt u rabt edüp halka gülünç olman. Bana da bir nânpâre verin. Vâliden ehlimle bir kûşe-i vahdetde sizlere hayır du‘âda olam. Kaldır şu berâtların. Allâh mübârek eylesün" dedi, ammâ ciğeri pür-hûn olarak nutk edüp yukarudan aşağı mu‘âmele-âmiz kelimâtlar ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9a ·
metinde göster ·
… îr, ceng mahallinde bu kâfire dînim verüp anın dînin ben alup bu kâfirle kardaş
okumuşum
. Eğer bunu öldürürsen benim dînim onıyla cennete gidüp ben garîbe yazıkdır. Haç …
"Amân koca vezîr, ceng mahallinde bu kâfire dînim verüp anın dînin ben alup bu kâfirle kardaş okumuşum. Eğer bunu öldürürsen benim dînim onıyla cennete gidüp ben garîbe yazıkdır. Haçan ki ben ölsem bu kardaş okuduğum kâfirin dîni 137a benimle kalup biz cehenneme gideriz. Bu kerre yine bana yazıkdır" deyü ağlayup feryâd ederek kâfirin üzerinden ayrılmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136b–137a ·
metinde göster ·
… hakîrin hüddâmları üç aded Macar keferesi diyâkları getirdiler, ya‘nî keferenin
okumuş
yazmışlarına "diyâk" derler, ammâ biri gâyet tevârîh-şinâs vagonsa idi, ya‘nî c …
Hattâ hakîrin hüddâmları üç aded Macar keferesi diyâkları getirdiler, ya‘nî keferenin okumuş yazmışlarına "diyâk" derler, ammâ biri gâyet tevârîh-şinâs vagonsa idi, ya‘nî cihânı geşt [ü] güzâr etmiş idi, ammâ bu mahalde gelen üsârânın kesret ve vefretinden ordu-yı İslâm içinde havf olunup serdâr-ı mu‘azzamın fermânıyla muğpîçeleri ve duhter-i pâkîzeler ve kâlîm nisvânları alıkoyup eli kılıca yarar iş bilir kâfirin tokuz bin mikdârın nehr-i Şamos kenârında harbende ve aşçı ve başcı ve oğlan ve uşak bu kadar bin eli bağlı mahlûk-ı Hudâ'ya şak-â-şak eyle bir ârâyiş-i rimâh-ı nîze-i tığ-ı bî-dirîğ urdular kim dem-i insân nehr-i revân gibi cereyân ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7a ·
metinde göster ·
… ilâvet edüp hıfzan bir kerre hatm-i şerîf etmişler idi, ammâ İbn Kesîr kırâ’ati
okumamışlardı
.
Hamd-i Hudâ hâlâ âlem-i sabâvetden berü eğer sefer ve hazarda terk etmeyüp niçe yüz hatm-i şerîflerim leyle-i Cum‘a'da Melek Ahmed Paşa merhûmun huzûrunda hatm-i şerîf ederdim, zîr[â] anlar da harem-i hâsda iken üstâdımız Evliyâ Efendi'den anlar dahi tilâvet edüp hıfzan bir kerre hatm-i şerîf etmişler idi, ammâ İbn Kesîr kırâ’ati okumamışlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 47b ·
metinde göster ·
… mek bu hakîre müyesser olup dahi niçe yüz kılâ‘lar fethinde ezân-ı Muhammedîler
okumak
müyesser ola, bu niyyete Allâh rızâsıyçün el-Fâtiha.
Azak kal‘ası fethinde dahi ve Hanya ve Yanova ve Varat ve Ribniçse ve Yenikal‘a ve Egirvar ve Egirsek ve Kemenvar ve Uyvar ve Litre ve Leve ve bu Novigrad kal‘alarının ibtidâ ezânların tilâvet etmek bu hakîre müyesser olup dahi niçe yüz kılâ‘lar fethinde ezân-ı Muhammedîler okumak müyesser ola, bu niyyete Allâh rızâsıyçün el-Fâtiha.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134b ·
metinde göster ·
… dâ Rûmeli eyâleti vezîri Beğko Paşa ile fethinde bulunup bunda dahi fetih ezânı
okumak
bu kemtere müyesser olup taşra varoşu ihrâk olunup iç hisâra müstahfızân asker …
Hamd-i Hudâ Rûmeli eyâleti vezîri Beğko Paşa ile fethinde bulunup bunda dahi fetih ezânı okumak bu kemtere müyesser olup taşra varoşu ihrâk olunup iç hisâra müstahfızân asker konmuşdu, ammâ şimdi taşra varoşu gâyet ma‘mûr olup mekân-ı gâziyân-ı mücâhidân olup derûn-ı hisâra bin aded güzîde yeniçeri ve bin aded topçu ve cebeci ve gayri merdümân-ı hisâr ile kal‘a-i Şuran ma‘mûr olmuş. Ol gece bu Şuran'da yatup diyâr-ı Alman'da yedi krallık vilâyetleri çâsârın fermânıyla seyr etdiğim asker-i İslâma hikâye edüp cümle âlem-i hayretde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 77a ·
metinde göster ·
. Ben bir uğursuz âdemim, zîrâ kırk altı yıldır saçım sakalım tırâş edüp cullâkî …
"Vallâhi gâzîler! Beni uğur okuman. Ben bir uğursuz âdemim, zîrâ kırk altı yıldır saçım sakalım tırâş edüp cullâkî ışığa döndüm ve Yanova'dan ılgar ile geldim. Atlarımız yorgundur." deyü niçe gûne bî-ma‘nâ özürler buldum. Aslâ "El-özrü makbûlün inde kirâmi'n-nâs" demeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 84a ·
metinde göster ·
… erinde bir gûne turfe lisândır kim anlar dahi anlayamazlar. Ancak mâbeynlerinde
okumuş
yazmış zarîf Noğay mirzâları vardır, kimse anlayamasın deyü anlar ol lisân-ı ga …
Niçe kerre yüz bin gûne elfâz-ı kadîmleri var, ammâ tahrîre ne hâcet deyüp bu kadar lugat-i bî-ma‘nâlar ile iktifâ etdik. Hakkâ ki lisân-ı kadîm ve lugat-i azîm Tatar lisânıdır. Yine bu Kırım lisânı anlanır, ammâ Ulu Noğay ve Kiçi Noğay ve Şıdak Noğay ve Uzak Noğay ve'l-hâsıl niçe yüz aded kabâ’il-i Noğay vardır, ammâ cümlenin on iki aded lisânları vardır kim biri birlerinin lisânların tılmaş ile, ya‘nî tercümân ile anlanır. Kırım'ın Badrak Tatarları dahi gûnâ-gûn Noğay lisânların aslâ bir lafzın(?) bile anlayamazlar. Ve Ulu Noğay kavmi mâbeynlerinde şehir oğlanlarının kuş dilleri gibi Noğay'ın dahi mâbeynlerinde bir gûne turfe lisândır kim anlar dahi anlayamazlar. Ancak mâbeynlerinde okumuş yazmış zarîf Noğay mirzâları vardır, kimse anlayamasın deyü anlar ol lisân-ı garîbe mahalliyle söyleşirler. Biz de inşâallâh mahalliyle ol müşkilât lisânların da tahrîr ederiz, zîrâ mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 133b ·
metinde göster ·
… m ve bir câmi‘ ve bir hân ve bir mescid yasadılar ve elif ve be suparası kitâbı
okumağa
başladılar.
Bu müselmânın sebebiyle ve Mehemmed Geray Hân efendimizin himmetiyle cümle Kabarti beğleri müselmân ve mü’min ü muvahhidler olup cümle domuzlarını kırup İslâm ile müşerref olmağa başladılar. Ve bir hammâm ve bir câmi‘ ve bir hân ve bir mescid yasadılar ve elif ve be suparası kitâbı okumağa başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157a ·
metinde göster ·
… ar ve üç aded hammâmlar ve yedi aded Heşdek mesâcidleri var. Lâkin âşikâre ezân
okumak
memnû‘dur, ammâ cemâ‘at ile namâzlarına mâni‘ değillerdir.
Hâlâ bu şehir içre altı bin aded saz örtülü dâr-ı menhûslar ve altı yüz aded dükkânlar ve yedi aded hânlar ve üç aded hammâmlar ve yedi aded Heşdek mesâcidleri var. Lâkin âşikâre ezân okumak memnû‘dur, ammâ cemâ‘at ile namâzlarına mâni‘ değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172a ·
metinde göster ·
Gerçi hâlâ İsevîler olup kitâb-ı İncîl ve Zebûr ve Furkân okurlar ammâ Tevrât
okumazlar
ve müselmâna mahabbet ederler, ammâ Rûm ve Yahûdîleri sevmezler. Hattâ Hazret-i …
Gerçi hâlâ İsevîler olup kitâb-ı İncîl ve Zebûr ve Furkân okurlar ammâ Tevrât okumazlar ve müselmâna mahabbet ederler, ammâ Rûm ve Yahûdîleri sevmezler. Hattâ Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs hazretleri serdâr-ı mu‘azzam olup sene (---) târîhinde Mısır üzre geldikde Kıptî meliklerinden Mukavkıs Melik, Amr ibnü'l-Âs hazretlerine imdâd edüp Rûm keferesi ellerinden kal‘a-i İskenderiyye'yi ve kal‘a-i Reşîd'i ve kal‘a-i Dimyât'ı ve kal‘a-i Askalân'ı ve şehr-i Hâsân'ı ve şehr-i Yâfa ve şehr-i Mısır'ı Rûm elinden Amr ibnü'l-Âs'a feth etdirdiler, ya‘nî İslâm kavmine mahabbetleri vardır, ammâ kendileri hâlâ İsevîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 210a ·
metinde göster ·
… Yassı tabya üzre dal kılıç olup ibtidâ bu abd-i kemter Kandiye'nin fetih ezânın
okumak
müyesser oldu. Elhamdü lillâh hâzâ min fazlı Rabbî.
"Tiz müşâvere-i sulha çıkan kâfirleri cümle göz hapsine koyup rehin dursunlar" deyü fermân gelüp "Bizim rehinimiz dahi içeri" deyü fermân-ı Âsaf oldukda Yanyalı Arslan Paşazâde mîr-i mîrân Bebr Paşa ve sipâh ocağından altı bölük ağaları ve yeniçeriyân zümresinden Ellidokuz Mehemmed Ağa ve'l-hâsıl cemî‘i ocakdan birer ağa kal‘a içine rehin girüp cümleye müstevfâ konaklar verüp ammâ ta‘yînât vermeğe iktidârları olmayup bu ağavâtlar içeri girirken bu abd-i kemter Göllük tarafındaki Yassı tabya üzre dal kılıç olup ibtidâ bu abd-i kemter Kandiye'nin fetih ezânın okumak müyesser oldu. Elhamdü lillâh hâzâ min fazlı Rabbî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303a ·
metinde göster ·
… günü Göllük tarafında Cennet kapusu nâm ta‘bîr etdikleri mahal üzre fetih ezânı
okumak
hakîre müyesser oldu. Cenâb-ı Hallâk-ı âlem dahi niçe gazâlarda ezânlar ve bâng …
Hamd-i Hudâ böyle azîz sultânların hidmetlerinde bulunup ve Kandiye gazâsı gibi bir gazâ-yı ekberde bulunup ibtidâ vere günü Göllük tarafında Cennet kapusu nâm ta‘bîr etdikleri mahal üzre fetih ezânı okumak hakîre müyesser oldu. Cenâb-ı Hallâk-ı âlem dahi niçe gazâlarda ezânlar ve bâng-ı Muhammedîler çekmek hakîre müyesser ede, âmîn yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304a ·
metinde göster ·
… ğumu vâkı‘amda gördüm idi kim Kandi[ye] feth olmuş, hakîr elimde kılıcımla ezân
okumuş
idim. Hamd-i (hamd-i) Hudâ yigirmi beş yıldan sonra rü’yâ-yı sâliham gelüp zuhû …
Hudâ-yı müte’âl hakkıyçün fâtih-i Hanya gâzî ve sa‘îd ü şehîd 304b Yûsuf Paşa yılı bu ezân okuduğumu vâkı‘amda gördüm idi kim Kandi[ye] feth olmuş, hakîr elimde kılıcımla ezân okumuş idim. Hamd-i (hamd-i) Hudâ yigirmi beş yıldan sonra rü’yâ-yı sâliham gelüp zuhûr edüp Kandiye dîvârı üzre ezân tilâvet etmek ibtidâ bu hakîre müyesser oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304a–304b ·
metinde göster ·
… zleyüp ibtidâ Göllük tarafında Kum tabyası üzre dal kılıç olup ezân-ı Muhammedî
okumak
bu abd-i kemtere müyesser oldu.
Hamd-i Hudâ el-umûru merhûnetün bi-evkâtihâ mâ-sadakı üzre kal‘a-i Kandiye'nin feth [u] fütûhu sene 1080 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘e be-dest-i vezîr ibn vezîr Fâzıl Vezîria‘zam Ahmed Paşa'ya zîdet fazîletühüm ve fütûhâtühüm hazretlerine müyesser olup hamd-i Hudâ bu hakîr dahi üç yıl cenginde gûyâ rasad gözler gibi fethin gözleyüp ibtidâ Göllük tarafında Kum tabyası üzre dal kılıç olup ezân-ı Muhammedî okumak bu abd-i kemtere müyesser oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308a ·
metinde göster ·
bu abd-i ahkara müyesser olup andan Manya gibi bir bî-amân derbend-i calender v …
"Padişâhım cihân durdukça sağ olup elhamdülillâh devâm-ı devlet-i pâdişâhımda Kandiye kal‘ası gibi sedd-i Ye’cûc ve sedd-i İskender ve kal‘a-i Kahkahâ-misâl bir sedd-i metîn kal‘a fethinde bulunup ibtidâ-i fethinde ezân-ı Muhammedî okumak bu abd-i ahkara müyesser olup andan Manya gibi bir bî-amân derbend-i calender vilâyeti feth edüp bu eşkâlde binâ-i azîm kal‘a yapup böyle bir gûne tasvîrin yazdım. İnkırâzu'd-devrân dest-i İslâm'da mü’ebbed ola" deyüp hâmûş-bâş oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 380a ·
metinde göster ·
… mâmet ederler. Ammâ cümleden Mısır'da kavl-i Kâlûn ve kavl-i Ebû Amr kavli üzre
okumak
makbûldür, ammâ Rûm'da Hafz kırâ’atı makbûldür. Bu kırâ’atlar Hazret-i Ömer hil …
kavli tamâm olup hıfzı tekmîlden sonra İbn Kesîr'i tekmîl edüp Cezerî'ye ve Şâtibî'ye de tahrîr olduğu üzre cemî‘i me’hazları zabt edüp kırâ’at-ı İbn Kesîre ve kırâ’at-ı Seb‘a'ya andan kırâ’at-ı Aşere'ye andan kırâ’at-ı Takrîb'i tekmîl-i fünûn ederler. Ammâ Mısır'da ba‘zı imâmlar on yedi kavil üzre mihrâbda muktedâ-yı nâs olup imâmet ederler. Ammâ cümleden Mısır'da kavl-i Kâlûn ve kavl-i Ebû Amr kavli üzre okumak makbûldür, ammâ Rûm'da Hafz kırâ’atı makbûldür. Bu kırâ’atlar Hazret-i Ömer hilâfetinde men‘ olup kendülerinden sonra kerîmeleri Hafza Hazret-i Osmân ile câmi‘u'l-Kur’ân olup Hafza kızdan ahz olunduğıyçün kırâ’at-ı Hafz derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y107a ·
metinde göster ·