"Vere bizim Mahmûr Beşe'ye, vere Asan Beşe'ye, ala iki ahça Ahmet Beşe'den" deyü lehce-i mahsûsaları ile kelimât ederek dükkânları üzre ve ba‘zıları işkembe hımârları üzre Urumca hoş-âvâz ile gûnâ-gûn murabba‘ları beşer onar Urumlar okuyarak ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… m haliçeler üzre sipâh kırarak kimi namâz kılarak kırılırdı, kimi Kur’ân-ı azîm
okuyarak
Hazret-i Osmân gibi şehîd olarak kırılırdı. Câmi‘in cemî‘î der-i dîvârında ve c …
Ve'l-hâsıl yigirmi beş aded sâhib-i fetvâ imzâsıyla sadrıa‘zam telhîsiyle (---)(---) [katline hatt-ı şerîf sâdır olup] yeniçeri ve cebeci ocakları mâh-ı şevvâlin onuncu gün yevm-i selâse idi, orta Câmi‘de tekrâr meşveret edüp Atmeydânı'na bir mütekellim âdem gönderüp çorbacı-ı mezbûru katl edince cümle} yeniçeri ve cebeci ocağı ve gayrı askerî tâ’ifesi Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfi dibinde cem‘ olup cümle meşâyihân fukarâlarıyla tevhîd ü tezkîr ederek sadrıa‘zam ve yeniçeri ocağı ve cümle asker tâ’ifesi Atmeydân'ın ve Yeni Câmi‘in yedi tarafdan kapuların asker ihâta edüp Atmeydânı'nın iki başından yeniçerileri Atmeydânı'na dolup sadâ-yı Allah Allah ile tarafeynden gülbâng-ı Muhammedî sadâsı cihânı dutdu. Hemân Atmeydânı'nda olan pür-silâh sipâh yiğitleri yeniçeri üzre küheylân atların Atmeydânı'nda at bırağup bir hücûm etdiler kim hakkâ bârekallah ancak olur. Niçe âdemi dendân-ı tîğdan ve rîh-ı bî-emân-ı sinândan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ merkezlerinde karâr edüp yine yeniçeri cânibinden varan atlılar yine birbirlerine hücûm edüp bir epeyce elbeşti dahi etdiler. Ammâ bu hücûmda niçe sipâh hâk-i mezellete düşüp Yeni Câmi‘ hareminden kafadârları gelüp şehîdlerin aldılar. Hemân yeniçeri çavuşları ve çorbacıları yeniçeriye "Koma kurdlarım" deyüp tâ vasat-ı meydâna köpek cengi ederek geldiklerinde sipâh Atmeydânı'nda kalmayup cümle Yeni Câmi‘ haremine mâl-â-mâl olup cümle demir kapuları seddidüp demir pencereleri sedd [ü] siper edüp içerden taşra yeniçeriye kurşum ve oku bârân-ı la‘net gibi yağdırup ân-ı vâhidde yüz yetmiş yeniçeriyi şehîd ve niçe yüz âdem mecrûh olup sipâh siper ardında yeniçeri Atmeydânı'nda kaldı ve sipâh minârenin altısına dahi çıkup pür-nakıl olup minâreler ve harem kubbeleri üstünden Atmeydânı'nda yeniçerilere eyle kurğuşum urdular kim yeniçeri bî-emân kaldı. Âhir yeniçeriler Ahmed Hân Türbesi tarafındaki Kurrâ kubbeleri ve medrese kubbeleri ve niçe hânelerin dâm [u] bâmları üzre çıkup Yeni Câmi‘ haremi içre olan sipâha kurşumu eyle yağdırdılar kim bu kerre sipâhın atları kurşum zahmından sipâhları târmâr edüp niçe yüzü de kurşumdan helâk olup hemân yeniçeriler Atmeydânı'ndan "Allah" ile demir pencerelerden ankebût-vâr urûc edüp taşra harem kapuların kırup hücûm edince cümle sipâh Yeni Câmi‘in iç haremine mâl-â-mâl olup derûn-ı câmi‘e dahi girüp mahsûr olup harem pencerelerinden taşra haremde olan askere oku kurşumu urup taşrada olan asker cân ve baş kaydına düşdüler. Hikmet-i Hudâ Yeni Câmi‘in altı minâresinin kapuları taşra hareme vâkı‘ olmuşdur. Hemân yeniçeriler minârelerin kapuların kırup dal-kılıç minâreden yukaru çıkdıklarında celeb sipâhlar kuşluk vaktinde öyle ezânı okumağa başlayup niçesin minârede katl ve niçesin kayd-bend ile "vakitsiz ezân okuyan yalancı mü’ezzinin hâli budur" deyü aşağı indirüp kelle paça ederlerdi. Ba‘dehû yeniçeriler altı aded minârelerden iç harem içre olan sipâha havaliden eyle kurşumlar urdular kim beyâz mermer-i hâm üzre pembe-misâl cesed-i insândan cereyân eden hûn-ı ahmer-gûndan cümle mermerler la‘l-gûn oldu. Bu hâli sipâh görüp haremin üç kapusun açup yeniçeriler üzre üç yerden dal-satûr-ı sipâh olup fakîrlerden câmi‘e avdet eder kalmayup cümlesi yeniçeri destinde şehîd oldular. Niçe yüzü câmi‘-i şerîf içre girüp kapandılar. Yine pencerelerden câmi‘ içre kurşumlar urup câmi‘ kapuların kal‘ edüp dal-sâtûr-ı Bektâşî urarak câmi‘ içinde ibrişim haliçeler üzre sipâh kırarak kimi namâz kılarak kırılırdı, kimi Kur’ân-ı azîm okuyarak Hazret-i Osmân gibi şehîd olarak kırılırdı. Câmi‘in cemî‘î der-i dîvârında ve câmlarında ve kıbâblar üzre mestûr olan kurşumlarda kurşum darbından bir rahnedâr olmadık yer kalmamışdı ve derûn-ı câmi‘de Kelâm-ı İzzet'i gerdeninde iken gerdeninden kılıç geçen ibâdullahın hadd [u] pâyânı yok idi. Hulâsa-i kelâm, kâmil yedi buçuk sâ‘at {kâr-zâr eylediler kim eğer Kahramân-ı bî-emân ol kâr-zârda olsa Nerîmân-ı nerm-râm olurdu. Veyâhud perhâş-ı bî-kârda ceng-cûyân olan dilâverân-ı mübârizânın merdâneliklerin Rüstem-i zamân ve Zâl-ı bî-amân istimâ‘ etse meddâhân-ı sipâhiyân ol[urdu]. El-kıssa yeniçeri bî-hisâb sipâhiyân bî-tâb olmağıla cenge iktidârları olmayup "El-firâru mimmâ lâ yutak, min süneni'l-mürselîn" mâ-sadakınca sipâhın karârı firâra mübeddel olup her biri bir cânibe perîşân oldular. Sipâhdan bî-aded ve yeniçeriden mürd az oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371b ·
metinde göster ·
… erken cümle nağamât-ı mûsıkî ederek hoş-âvâz ile kâr u nakş zecel ü tasnîfâtlar
okuyarak
amel edüp kâr okuyup kâr ederler. Ve huddâmları çekiç çalarken yigirmi dörd gûn …
Ve cemî‘i âhengerân-ı Ermenîleri çekiç çalup körüklerin çekerken cümle nağamât-ı mûsıkî ederek hoş-âvâz ile kâr u nakş zecel ü tasnîfâtlar okuyarak amel edüp kâr okuyup kâr ederler. Ve huddâmları çekiç çalarken yigirmi dörd gûne usûl ile "tırtaka tırtâk tırtırtâk", diyerek "çifte düyek" usûlünde çekiç ururlar ve körük çekerken kezâlik usûl-ı sofyâne ile çekerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 203a ·
metinde göster ·
… eş bin alemlerle niçe yüz papas ve bıtrîkler buhurdânların yakup İncîl âyetleri
okuyarak
bu deyrin mihrâb-ı münharifi önüne mezkûr kefere lâşesin lahd etdiler. Andan cü …
Hattâ bir gün yine bu deyri seyr [ü] temâşâ ederken bir keferenin sütûn-ı bekâsı mütezelzil olup inhizâma müteveccih oldukda girîbân-ı ömrün dest-i ecel çâk ber-hâk etmiş. Ol kâfir-i nâçârın lâşe-i murdârın âyîn-i Mesîh üzre dörd beş bin alemlerle niçe yüz papas ve bıtrîkler buhurdânların yakup İncîl âyetleri okuyarak bu deyrin mihrâb-ı münharifi önüne mezkûr kefere lâşesin lahd etdiler. Andan cümle akrabâları feryâd edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
… ken yanlarında niçe bin piyâde papas-ı sâhib-i zünnârlar rehâvî makâmında İncîl
okuyarak
ubûr etdiler.
Ba‘dehu bu avret alayından sonra on iki aded Venedik beğleri cümle zer-ender-zer bisâtlı mükellef ve müzeyyen atlar üzre her bir beğler dahi pür-silâh ve muhteşem esvâb-ı palas-pûşân-ı mahsûsalarıyla ve cümle cünûd-ı cünüb leşkeriyle pür-silâh bunlar dahi ubûr ederken yanlarında niçe bin piyâde papas-ı sâhib-i zünnârlar rehâvî makâmında İncîl okuyarak ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152a ·
metinde göster ·
… ba‘zı küffârlar ellerinde kılıçlarıyla hora depüp oynayarak ve papasları İncîl
okuyarak
ve kimisi yırlayarak bir alay mest [ü] medhûş sarhoş Mesköv kâfirleri ve Çeh ve …
Karşu tarafdan dahi kırk elli alay küffâr taburlarından çıkup domuz sürüleri gibi sürü sürü ibtidâ piyâde tüfenglisi bayraklarıyla ve haçlı papaslarıyla meydâna çıkup taburları yanında durdular. Andan elli pâre topların taşra meydâna çıkarınca taburun yedi kapusundan cümle küffâr birbirlerine tirkeşüp nahır sürüsü gibi reme reme taburdan çıkup luturyânî boruları ve torompete ve erganon ve nâkûs ve tabl mizmerâtlarların çalarak ve ba‘zı küffârlar ellerinde kılıçlarıyla hora depüp oynayarak ve papasları İncîl okuyarak ve kimisi yırlayarak bir alay mest [ü] medhûş sarhoş Mesköv kâfirleri ve Çeh ve Leh ve Kazak-ı âk fâcirleri dûzah-karâr olmağa karârları kalmayup hınzîr topu gibi tortop olup onar onar yayaları birbirlerine zencîrler ile bağlanup cümle soltat ve mortatları yap yap gelüp cümle topları bu bağlı piyâdelerin ardları sıra zencîrler ile bağlayup ale't-tertîb durmuşlar ve cümle kefereler sahrâyı mâl-â-mâl etmişler. Ve cünûd-ı cünüb-i küffârlar domuz gibi suyun bataklığına arka vermişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115a ·
metinde göster ·
… leriniz ile âmâde olun" deyü tenbîh edüp kendü âlemimde at üzre evrâd-ı şerîfem
okuyarak
ol kûhistân içre iki sâ‘atde Q 4aP 4a ol cebel-i bülendin nısfına urûc etd …
Sergüzeşt-i men: Hakîr dahi Hudâ'ya sığınup vakt-i seherde dağlar aşup gitdik. Öyle göründü (---)(---) bir dağdır kim dağ dağ üstüne bâğ-ı koyağdır. Cümle huddâmlarıma ve refîklerime "Cümleniz âletleriniz ile âmâde olun" deyü tenbîh edüp kendü âlemimde at üzre evrâd-ı şerîfem okuyarak ol kûhistân içre iki sâ‘atde Q 4aP 4a ol cebel-i bülendin nısfına urûc etdükde şiddet-i hâr kemâlinde ve hevâ letâfetinde, ammâ sağ tarafımızda berk-i dırahtân üzre yağmur nâzil olmağa başladı. Ammâ gayri cânibde bir katre yağmur alâmeti yok. Hevâya nazar edüp anı gördük, eflâke ser çekmiş bir dıraht-ı müntehânın tâ zirve-i a‘lâsında bir dal üzre bir âdem oturup cânib-i erba‘asına âyende vü revende içün nigerân eder. Meğer fakîr herîfin ağaç başında başına yesteh-i bârân-zede ve teşelşül edeceği gelüp ağaç başından tebevvül edüp dırahtların yaprakları üzre nâzil oldukda biz anı yağmur zann etdik. Garîb herîfin bizden aslâ haberi yok. Akl-ı kâsırımız üzere bildik kim bu harâmîlerin dîdebânıdır. Ba‘zı huddâmlarımız,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y6b ·
metinde göster ·
Ammâ bu mahalli ziyâret etmede bir âdâb vardır. Vakt-i seherde hevâ mu‘tedil iken yalın ayak başı kabak Sûre-i Mekâbir okuyarak bu meşhedistânı ziyâret edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edesin. Ammâ vakt-i zuhurda yalın ayak gezilmez, zîrâ zemîn âteş gibi yanar. Müsta‘mel pâypûş geyüp ziyâret etmek iktizâ eder. Eyle olsa bî-edeplik olmuş olur. şart seheri ziyâret etmek gerekdir. Ba‘zı kimesneler bu binâ olunan dîvâr üzre pabucile yürüyüp ziyâret eder, gam değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y303a ·
metinde göster ·
… kr ve amel ve zecel ve dübeyt ve taksîm ve savt ve haznegîr şekilli tasnîfâtlar
okuyarak
dervîşân-ı âşıkânı sermest ederler. Zâkirin biri tevhîde fâsıla olup fukarâ seh …
Yedi sekiz sâ‘at bu tertîb üzre tevhîd-i sultânî olurken cümle zâkirân [u] şâkirânlar hoş-âvâz ile kavl [ü] edvâr üzre on iki makâm ve yigirmi dörd şu‘be ve kırk sekiz terkîbi ve yigirmi dörd usûl üzre icrâ edüp savt-ı hazîn ile zâkirler birbirlerine hasmâne müselsel kâr ve nakş ve zikr ve amel ve zecel ve dübeyt ve taksîm ve savt ve haznegîr şekilli tasnîfâtlar okuyarak dervîşân-ı âşıkânı sermest ederler. Zâkirin biri tevhîde fâsıla olup fukarâ sehel râhat olsun içün savt-ı Dâvûd ile Fuzûlî ve Rûhî ve Örfî ve Hayyâm ebyâtlarından bir dübeyt yâhûd penç beyt taksîm edüp cümle fukarâ kendüden geçüp bir gayrı makâmda tevhîd [ü] tezkîre âheng edüp ilâ-mâşaallâh bu üslûb üzre tevhîd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y111b ·
metinde göster ·
her dükkân önüne varup bir beyit okuyup bir pâre helvâ verüp bir parasın alup d …
Esnâf-ı helvâ-yı mirây: Bunların dükkânları yokdur, ammâ cümle kırk neferdir. Helvâ-yı mirây oldur kim münakkaş ağacın ucuna bir âyine koyup şekeri kıvama getirüp helvâ eder. Ba‘dehu ol helvâyı âyinenin altına yapışdırup âyine ağacının ucun beline yenine eline sokup helvâyı çeküp uzadarak yollarda ebyât [u] eş‘âr okuyarak her dükkân önüne varup bir beyit okuyup bir pâre helvâ verüp bir parasın alup du‘â-i hayr ile gider. Bu gûne bir helvâ-yı dervîşdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y179b ·
metinde göster ·
… ı hazînli ve hoş-elhânlı zâkirûn ve şâkirûnlar zikir ve mevâl uzzâl ve gazeller
okuyarak
ubûr ederler.
Andan yüz yetmiş tarîkın meşâyihleri ve kırk elli bin fukarâları ile tevhîd-i sultânî ve zikrullâh-ı Yezdânî edüp niçe bin alem ü sarâf ve def ü kudüm ve nefîr ve zil ü bem ve nakâre ve tabl [u] kös ü kudümler çalarak cümle âşıkân mest [u] medhûş olup tarîk-ı âm üzre umûmen tevhîd-i erreler ederek ubûr ederler. Ve hoş-elhân savt-ı hazînli ve hoş-elhânlı zâkirûn ve şâkirûnlar zikir ve mevâl uzzâl ve gazeller okuyarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y198a ·
metinde göster ·
… erâğân edüp hûb nefesler ile kasâyid-i Tâ’iyye ve eş‘âr-ı İmâm şâfi‘î na‘tların
okuyarak
tâ vakt-i sabâha dek İmâm şâfi‘î'ye âdem deryâsı varup gelmededirler. Yetmiş se …
Ve her leyle-i sebtde ahâlî-i Mısır'da ne kadar sulehâ-yı ümmetden kimesneler var ise meşâyihleri ile fırka fırka olup deff [ü] kudümlerin çalup tevhîd-i erre ile zikrullâh ederek niçe bin kanâdîller ve fânûslar ve meş‘aleler ile çerâğân edüp hûb nefesler ile kasâyid-i Tâ’iyye ve eş‘âr-ı İmâm şâfi‘î na‘tların okuyarak tâ vakt-i sabâha dek İmâm şâfi‘î'ye âdem deryâsı varup gelmededirler. Yetmiş seksen sene leyle-i sebtde İmâm şâfi‘î ziyâretin terk etmemiş müstecâbü'd-da‘ve kimesneler vardır. Kubbe-i pür-envârının içinde herkesin makâmları ma‘lûmdur, anda sâkin olup tevhîd [ü] tezkîr edüp ihyâ ederler. Ve mevlûd-ı şerîf kırâ’at ederler. Ve niçe bin a‘mâ hâfız-ı kelâm ol gece cevk cevk bir yere cem‘ olup şavk şavk altı yedi yüz belki bin hatm-i şerîf tilâvet olunmadadır. Zîrâ Mısır'da olan hâfız-ı Kur’ân bir diyârda yokdur. Her leyle-i sebtde âyîn-i kadîmleri budur, ilâ mâşâallâh dâ’imdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y264a ·
metinde göster ·
… erken birkaç lûle duhân içüp şecâ‘at ü fetâlığına göre savt-ı a‘lâ ile mavaller
okuyarak
ve akrabâları ile tekellüm ederek min-endâmih derisi yüzülüp göbeğine geldikde …
Buğ ta‘bîri oldur kim eğer mansar ya‘nî harâmî ve eğer neşşâl ya‘nî hemyânkesici hırsız ve eğer sâhib-i lümûm ya‘nî fitne askeri ve cem‘iyyet sâhibi vâcibü'l-katl herîflerdir ve eğer benî Harâm'dan ve eğer benî Cüzâm'dan ve eğer sâ’ir hırsız fellâhlardan kâşif bu makûle vâcib- Y 283a -ü'l-izâleleri katl etmeyüp akrabâlarının ricâsiyle beşer onar kîselerin alup meydân-ı siyâsetde derisin yüzerken birkaç lûle duhân içüp şecâ‘at ü fetâlığına göre savt-ı a‘lâ ile mavaller okuyarak ve akrabâları ile tekellüm ederek min-endâmih derisi yüzülüp göbeğine geldikde mürd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y282b–Y283a ·
metinde göster ·