… -levn bir kûh-ı bâla vardır. Tâ zirve-i a‘lâsına varınca serâpâ bâğ u bâğçedir.
Ol cebel-i
âlînin cânib-i şarkîsinde sâhil-i bahre karîb bir gârda zeheb-i hâlis ma‘deni v …
Ma‘âdin-i sâmin: Karadeniz boğazları dâhilinde Sarıyâr kasabasında bir asfarü'l-levn bir kûh-ı bâla vardır. Tâ zirve-i a‘lâsına varınca serâpâ bâğ u bâğçedir. Ol cebel-i âlînin cânib-i şarkîsinde sâhil-i bahre karîb bir gârda zeheb-i hâlis ma‘deni vardır. Ammâ Üngürüs ve Bundukânî ayârından hâlis altunu vardır. Kefere asrından tâ Sultân Ahmed Hân asrına gelince bin yük akçe iltizâm ile emânet bir ma‘âdin-i hâs idi. Defterdâr Ekmekcizâde Ahmed Paşa cevheri rakîk olup fâ’idesi şey-i kalîl oldu deyü sedd etdi. Hâlâ mu‘attaldır. Ammâ yine taraf-ı sultândan fermân olunsa bir a‘lâ ma‘dendir. Belağan mâ-belağ husûlü mümkündür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
âlîden bin altmış aded ism [u] resmiyle ma‘lûm âb-ı hayât, uyûn-ı câriyeler cer …
Eğer bu hânedânların cümlesin tarz-ı tarhıla ilmimiz lâhık olduğu mertebe tahrîr etsek başka bir sa‘âdetnâme olur. Ammâ bu şehr cümle yüz yetmiş altı mahalle-i müslimîndir ve yedi mahalle Ermeni'dir ve tokuz mahalle Rûm keferesidir ve altı cemâ‘at Yahûdîlerdir ve bir mahalle Kıptîlerdir ve bir mahalle miskînler başka semtdir, Murâdiyye râhı üzredir. Bu aşağı şehr bir düz yerde vâkı‘ olup kal‘a-i bâlâ dâmenine vâkı‘ olan hâneler ve imâretler ve Ulu Câmi‘ semtleri mürtefi‘ yere vâkı‘ olmağıla bir sâ‘at ba‘îd şimâl tarafında Filedâr sahrâsından bu şehre nazar olunsa dâmen-i Cebel-i Ruhbân'da rasâs-ı nîl-gûn ile zeyn olmuş şems-i âteş-tâbın şu‘lesi bu şehre pertev urdukda hân ve hammâm ve mesâcid ve câmi‘-i selâtînlerin ve gayrı hayrat [u] hasenâtların ve yine kurşum örtülü sûk-ı sultânîlerin kat-ender-kat zeyn olduğun âdem görünce hayrân kalır. Zirâ bu şehr, Filedâr sahrâsından acâ’ib mehâbet üzre nümâyândır kim temâşâ etdiğimiz belde-i azîmlerin birine müşâbeheti yokdur ve üzerinde nûr şa‘şa‘a verir bir rûhâniyyetli şehr-i kadîmdir. Zirâ bunda olan kibâr-ı evliyâullah, müfessirîn ve muhaddisîn ve musannifîn gayrı diyâ[r]larda yokdur, illâ meğer Bağdâd-ı behişt-âbâd ola. Ve bu şehrin cânib-i cenûbunda cebel-i Ruhbân[da] kân-ı ma‘den-i âb-ı hayvân vâkı‘ olmağıla ol cebel-i âlîden bin altmış aded ism [u] resmiyle ma‘lûm âb-ı hayât, uyûn-ı câriyeler cereyân ederek bâlâda tahrîr olunan sarây-ı âlîlere kehrîz ve kana (?) ve kanavâtlar ile hâneden hâneye cereyân edüp cemî‘î imâretleri saky edüp uyûn-ı enhârları cârî ve revân bir şehrdir. Vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûre ve hadâyık [u] bostânı meşhûre nümûne-i behişt-i câvidânîdir. Ve eşcâr-ı müsmirrâtı ve gayrı müsmirresi ve ezhâr-ı bî-pâyânı, bâ-husus dıraht-ı şükûfe-i erguvânı firâvân olur kim senede bir kerre Emîr Sultân hazretlerinin "Erguvan Cem‘iyyeti" faslı olup cemî‘î diyârdan deryâ-misâl âdem cem‘ olup bir cem‘iyyet-i kübrâ olur kim meşhûr-ı âfâkdır, ta‘rîf ve tavsîfi mümkün değildir. Ancak ol cem‘iyyet-i azîm, rûhâniyyet-i Emîr Sultan ile olur. Böyle bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr, buk‘aları hûb ve halkı mahbûb u merğûb mezra‘aları vâfir ve berekâtları mütekâsir ve ni‘metleri firâvân ve mâ-i nâbları revân olmuş, hâneden hâneye suları cereyân etmiş şehr-i müzeyyendir kim Anadolu arzında bilâd-ı seb‘anın biri dahi bu Bursa şehridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b ·
metinde göster ·
bülendden tulû‘ edüp niçe kurâ ve kasabâtların bâğ u bostânların reyyiderek bu …
Erzurûm eyâletinde Kerkid nâhiyesinin cenûbî cânibinde Yaylak Mescidi nâmiyle ma‘rûf ol cebel-i bülendden tulû‘ edüp niçe kurâ ve kasabâtların bâğ u bostânların reyyiderek bu Tarabefzûn'un cânib-i (---) Deryâ-yı Siyâh'a munsab olur âb-ı hayâtdır. Bu nehir tulû‘ etdüğü dağda Âl-i Çobaniyân'dan Hoşoğlan nâm bir kimesne bir kal‘a binâ etmişdir. Tarabuzan'ın cenûbunda iki menzil yerdedir. Bu nehir dahi ol kal‘a sahibi ismine muzâf olup Nehr-i Hoşoğlan derler. Amma Tarabuzan {halkı bu cebele Ağaçbaş dağı derler. Tarabuzan'dan Bayburd'a giden âdemler bu dağdan geçerler. Bir kapusu var, andan gayrı yerden geçecek yolları yokdur}. 254a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 253b–254a ·
metinde göster ·
… belü's-selc: Eyle bir kûh-ı bülenddir kim arz [u] semâvat ademden vücûda geleli
ol cebel-i
bâlânın tâ zirve-i a‘lâsında kar eksik değildir. Yetmiş yerde enhâr-ı zülâlleri …
Sitâyiş-i Cebelü's-selc: Eyle bir kûh-ı bülenddir kim arz [u] semâvat ademden vücûda geleli ol cebel-i bâlânın tâ zirve-i a‘lâsında kar eksik değildir. Yetmiş yerde enhâr-ı zülâlleri cereyân edüp Mize Boğazı'n ubûr edüp Şâm bağlarını saky eder. Bu cebelde âb-ı zülâl ta‘bîr etdikleri zî-rûh kar kurdu vardır, derler, ammâ hakîr görmedim. Ve bu cebel-i âlîden beher yevm biner yük kar Şâm-ı şerîfe gidüp Şâm suyuna ilkâ etdiklerinde Şâm'ın suyunu ıslâh eder. Ve bu karı âdem ne kadar yise ol kadar nâfi‘dir. Aslâ mazarratı yokdur. Bu cebelde kar kurdu olmağıla evlâd-ı Arab ol kurda "zi’bu hayyi's-selc" derler. Temâşâgâh cebel-i âlîdir kim üç günlük yoldan nümâyândır. Bu cebelde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34a ·
metinde göster ·
… . İsmine (---)(---) derler, bir cebel-i bülenddir kim vasfında lisân kâsırdır.
Ol cebel-i
müntehânın tâ zirve-i a‘lâsında bir havz-ı azîm vardır. Gûyâ buheyre-misâldır. …
Cümleden şehr içinde Alâüddevle câmi‘i haremindeki değirman gâyet serî‘ âsiyâbdır. Cümle cemâ‘at-ı kesîre bunun mîzâbından tecdîd-i vuzû‘ ederler. Bu şehrin cânib-i (---) bir yaylağ-ı kûh-ı bülend vardır. İsmine (---)(---) derler, bir cebel-i bülenddir kim vasfında lisân kâsırdır. Ol cebel-i müntehânın tâ zirve-i a‘lâsında bir havz-ı azîm vardır. Gûyâ buheyre-misâldır. İsmine Karagöl derler. Şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘at yerdir. Bu Karagöl havzı kurbunda bir sarnıc-ı azîm vardır. Tûlen ve arzen dörder yüz adımdır. Zamân-ı kadîmde Cimcime kayserin bu yaylalarda ve Göksun yaylasında yetmiş bin sürü koyunu ve keçisi ve câmûsı ve sığırı var imiş. Cümle çobânlar bu hayvânâtları sağup süd-i sûdını bu havza döküp andan şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘atlik yer altından beyâz mermer kâriz Cimcime sarâyında havzlara dökülüp andan cümle halka leben-i hâlis bezl olunurmuş. Mâ-bâkîsi matbah-ı Keykâvûs'unda harc olunup âyende vü revendeye südli aş bezl olunurmuş. Bu kayser Cimcime eyle dârâta mâlik imiş kim rûz-merre matbahına ve gayri levâzımâtına ve cümle koyunlarına beher yevm yetmiş katır yükü tuz harc olunur imiş. Tâ bu mertebe bir kayser-ı Rûm-ı Cem-şân imiş. Anın zamânında bu Mar‘aş eyle ma‘mûr imiş kim şehrin bir ucundan bir tarafına horos damdan dama sıçrayup bir dâma giriftâr olmazmış. Hâlâ yine bir ma‘mûr şehr-i müzeyyendir. Bu şehrin cânib-i şarkîsi dağları ardı Elbistân sahrâsıdır. Anda bir nehr cârîdir kim (---) dağlarından gelir Aksu derler, Mar‘aş ve Ayntâb'ın cümle pembe ve pirinci anda hâsıl olur. Ol nehrin beri cânibi Mar‘aş'dır. Öte tarafı Ayntâb'dır kim mâbeyninde Şîr dağı vardır. Tâ cebel-i Arafât'a müntehî bir kûh-ı bâlâdır. Bu kûhlarda ve büleydelerde cümle Türkmân kavmi sâkinlerdir kim lisân-ı kadîm kelimât ederler. İbtidâ lisânları Tatar-ı Buhârâ'dan (---)(---)(---) kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62a ·
metinde göster ·
… vas'ın cânib-i şimâli ensesindeki dağlara Sıbnişân dağı ve Tozasar dağı derler.
Ol cebel-i
bâlâların dâmenine vâki‘ olmuş bir şehr-i azîmdir. Cümle evlerinin yüzleri câni …
Eşkâl-i imâret-i kal‘a-i Sivas: Evvelâ şehr-i Sivas'ın cânib-i şimâli ensesindeki dağlara Sıbnişân dağı ve Tozasar dağı derler. Ol cebel-i bâlâların dâmenine vâki‘ olmuş bir şehr-i azîmdir. Cümle evlerinin yüzleri cânib-i kıbleye Sivas sahrâsına Eğriköprü tarafına nâzırdır. Aşağı, Timur harâb etdüğü kal‘a düzde vâki‘ olup dâ’iren-mâdâr cirmi on bin beş yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 74b ·
metinde göster ·
Evvelâ kal‘anın hâ’ilinde Dehdîvân nâmıyla meşhûr bir kûh-ı bülend vardır,
ol cebel-i
âlî üzre İskender-i Zülkarneyn kal‘a-i Bitlîs'i hazînedârı olan Bedlîs elinden …
Evvelâ kal‘anın hâ’ilinde Dehdîvân nâmıyla meşhûr bir kûh-ı bülend vardır, ol cebel-i âlî üzre İskender-i Zülkarneyn kal‘a-i Bitlîs'i hazînedârı olan Bedlîs elinden kal‘ayı feth etmek içün bu dağda on gün müşâvere ve dîvân etdiğinden Dehdîvân dahi derler. Hâlâ ol cây-ı mürtefi‘de bir mastaba esâsı vardır. Ehl-i beled andan gâfildir kim o cebelden cümle Van deryâsı ve Van kal‘ası ve Rahova sahrâsı ve Muş ovası ve Deliklikaya deresi el-hâsıl ol kadar eflâke ser çekmiş kûh-ı bî-hemtâ değil iken ana hâ’il olan kûh-ı bülend-i azîmin mâverâsında olan sahrâlar ve kurâ vü kasabâtlar cümle nümâyândır. Bu kûh-ı bülend üzre medfûn olan mutalsamâtların ilâ hâze'l-ân te’sîri ile her taraf böyle nümâyândır, ammâ halk bundan bî-haberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225b ·
metinde göster ·
… i kûh-ı bülend itmâm buldukda Cenâb-ı Allah azametiyle Cibril-i Emîn'e emr edüp
ol cebel-i
âlînin esâsına kanad urup ber-hevâ oldukda üzerindeki niçe kerre bin aded ummâl …
Ba‘dehû Nemrûd-ı la‘în bu dağı dahi âlî etmeğe fermân edüp kendüsü Ruha şehrine ya‘nî Urfa'ya gidüp Hazret-i İbrâhîm'i mancınık ile âteşgede-i Nemrûd'a atmağa ihtimâm-ı tâm edüp mancınık binâ ederken beri tarafda Van arzında binâ etdiği kûh-ı bülend itmâm buldukda Cenâb-ı Allah azametiyle Cibril-i Emîn'e emr edüp ol cebel-i âlînin esâsına kanad urup ber-hevâ oldukda üzerindeki niçe kerre bin aded ummâl-ı Nemrûdîler ile ol cebel-i bülend ser-nigûn olup bi-emrillahi Ta‘âlâ ka‘r-ı zemîne geçüp ol yerden bir âb-ı siyâh çıkup deryâ oldu kim hâlâ Van deryâsı ol Nemrûd-ı la‘înin binâ etdüği dağın ka‘ra geçdüğü yerden zâhir olmuşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi on bir konak ihâta eder bir bahrdir kim asla bir bahre ittisâli yok, başka bir semm-i helâhil bahrdir. Şarkdan garba tûlânîsi altmış sekiz mildir ve vakt-i şitâda gâşet şiddet üzre temevvüc eder. Ve devri cümle beş yüz mildir ve etrâfında cümle binâ-yı metîn dokuz aded kılâ‘-ı hısn-ı hasînler ve sedd-i metînlerdir ve bu bahr-i Van içre iki büyük cezîreler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237a ·
metinde göster ·
… nad urup ber-hevâ oldukda üzerindeki niçe kerre bin aded ummâl-ı Nemrûdîler ile
ol cebel-i
bülend ser-nigûn olup bi-emrillahi Ta‘âlâ ka‘r-ı zemîne geçüp ol yerden bir âb- …
Ba‘dehû Nemrûd-ı la‘în bu dağı dahi âlî etmeğe fermân edüp kendüsü Ruha şehrine ya‘nî Urfa'ya gidüp Hazret-i İbrâhîm'i mancınık ile âteşgede-i Nemrûd'a atmağa ihtimâm-ı tâm edüp mancınık binâ ederken beri tarafda Van arzında binâ etdiği kûh-ı bülend itmâm buldukda Cenâb-ı Allah azametiyle Cibril-i Emîn'e emr edüp ol cebel-i âlînin esâsına kanad urup ber-hevâ oldukda üzerindeki niçe kerre bin aded ummâl-ı Nemrûdîler ile ol cebel-i bülend ser-nigûn olup bi-emrillahi Ta‘âlâ ka‘r-ı zemîne geçüp ol yerden bir âb-ı siyâh çıkup deryâ oldu kim hâlâ Van deryâsı ol Nemrûd-ı la‘înin binâ etdüği dağın ka‘ra geçdüğü yerden zâhir olmuşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi on bir konak ihâta eder bir bahrdir kim asla bir bahre ittisâli yok, başka bir semm-i helâhil bahrdir. Şarkdan garba tûlânîsi altmış sekiz mildir ve vakt-i şitâda gâşet şiddet üzre temevvüc eder. Ve devri cümle beş yüz mildir ve etrâfında cümle binâ-yı metîn dokuz aded kılâ‘-ı hısn-ı hasînler ve sedd-i metînlerdir ve bu bahr-i Van içre iki büyük cezîreler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237a ·
metinde göster ·
… u] kûh-ı Demâvend gibi ol sengistânı mukaddemâ tathîr etmişdik, ammâ şimdi yine
ol cebel-i
sengistân-ı müntehâdan şâhî topları ve iki kıt‘a kolumburuna darbzenleri yüz bi …
Andan ale's-sabâh Atlıbeğzâde Çiftliğinden kalkup yine Hilevne sahrâsının garbında Porolok dağı nâm kûh-ı Bîsütûn [u] kûh-ı Demâvend gibi ol sengistânı mukaddemâ tathîr etmişdik, ammâ şimdi yine ol cebel-i sengistân-ı müntehâdan şâhî topları ve iki kıt‘a kolumburuna darbzenleri yüz bir renc [u] anâ ile aşırup sekiz sâ‘atde ol seng-i hârâları tathîr ederek nehr-i Çetine-i azîmi cisr-i Baba Ahmed'den ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143a ·
metinde göster ·
Sergüzeşt-i men: Hakîr dahi Hudâ'ya sığınup vakt-i seherde dağlar aşup gitdik. Öyle göründü (---)(---) bir dağdır kim dağ dağ üstüne bâğ-ı koyağdır. Cümle huddâmlarıma ve refîklerime "Cümleniz âletleriniz ile âmâde olun" deyü tenbîh edüp kendü âlemimde at üzre evrâd-ı şerîfem okuyarak ol kûhistân içre iki sâ‘atde Q 4aP 4a ol cebel-i bülendin nısfına urûc etdükde şiddet-i hâr kemâlinde ve hevâ letâfetinde, ammâ sağ tarafımızda berk-i dırahtân üzre yağmur nâzil olmağa başladı. Ammâ gayri cânibde bir katre yağmur alâmeti yok. Hevâya nazar edüp anı gördük, eflâke ser çekmiş bir dıraht-ı müntehânın tâ zirve-i a‘lâsında bir dal üzre bir âdem oturup cânib-i erba‘asına âyende vü revende içün nigerân eder. Meğer fakîr herîfin ağaç başında başına yesteh-i bârân-zede ve teşelşül edeceği gelüp ağaç başından tebevvül edüp dırahtların yaprakları üzre nâzil oldukda biz anı yağmur zann etdik. Garîb herîfin bizden aslâ haberi yok. Akl-ı kâsırımız üzere bildik kim bu harâmîlerin dîdebânıdır. Ba‘zı huddâmlarımız,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y6b ·
metinde göster ·
… er çekmiş bir kal‘a-i âlîdir. Aşağı derelerden ve şehirden bir sâ‘atde çıkılır.
Ol cebel-i
müntehânın zirve-i a‘lâsında şekl-i müdevver bir sengîn-bünyâd bir kal‘a-i köhn …
Ve kal‘ası evc-i âsımâna ser çekmiş bir kal‘a-i âlîdir. Aşağı derelerden ve şehirden bir sâ‘atde çıkılır. Ol cebel-i müntehânın zirve-i a‘lâsında şekl-i müdevver bir sengîn-bünyâd bir kal‘a-i köhne-âbâddır. Ammâ hîn-i fetihde Melikü't-Tâhir Efrenc elinden feth etmede üsret çeküp ba‘zı yerlerin münhedim etmiş. Hâlâ Y 199a içinde keçi ve koyun kışlar. Benî âdemden ve imâretden bir şey yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y198b–Y199a ·
metinde göster ·
… Devrîrûzî [Dürzî] mâl-ı ganâyimleri ile kapanup Küçük Ahmed Paşa asker gönderüp
ol cebel-i
âlînin zirve-i a‘lâsından sakb edüp o gârlar içre âteşler ve bârûdlar ilkâ eder …
Sene (---) târîhinde Ma‘ânoğlu'nun ba‘zı haşerâtları olan kavm-i Devrîrûzî [Dürzî] mâl-ı ganâyimleri ile kapanup Küçük Ahmed Paşa asker gönderüp ol cebel-i âlînin zirve-i a‘lâsından sakb edüp o gârlar içre âteşler ve bârûdlar ilkâ ederek içindeki melâ‘înler muztarib olup emân ile ol gâr feth olup içinden çıkan mâl-ı Kârûn'u guzât-ı müslimîne taksîm oldu. Aceb sa‘b kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y201b ·
metinde göster ·
… lardan suları çıkar. Her bir gâr biner âdem alur, Y 202a birbirinden geçilir.
Ol cebel-i
müntehânın altı serâpâ böyle gârlardır, ammâ hâlâ içinde benî âdemden kimesne y …
Ve bu gârların içi zer-ender-zer nakş-ı bûkalemûn'dur. Kayalardan suları çıkar. Her bir gâr biner âdem alur, Y 202a birbirinden geçilir. Ol cebel-i müntehânın altı serâpâ böyle gârlardır, ammâ hâlâ içinde benî âdemden kimesne yokdur. Ve bu kal‘anın misli Silifke sancağında kal‘a-i Ermenak derler bir kal‘adır, ol dahi böyle sa‘b hisârdır ammâ kal‘a-i Kahkah andan âlîdir. Andan bu kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp garb cânibine bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y201b–Y202a ·
metinde göster ·
… vân (---)(---)(---) sâ‘at ba‘îddir. Bu sahrâda iki gün acele ile gitdik, yine
ol cebel-i
Tayyibe nümâyân idi. Ve bu çölde (---)(---)(---) şikâra gelir.
Cebel-i Tayyibe: Sultân (---)(---)(---) duhter-i ferhunde-ahteri bu cebel-i müntehâda yaylaklanırmış. Âb [u] hevâsı nebâtât [u] giyâhâtı ve mahsûlâtı firâvân (---)(---)(---) sâ‘at ba‘îddir. Bu sahrâda iki gün acele ile gitdik, yine ol cebel-i Tayyibe nümâyân idi. Ve bu çölde (---)(---)(---) şikâra gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307b ·
metinde göster ·
… ibrîl vardır. Ammâ tâ zirve-i a‘lâsına çıkmadım. Âsî Arablar ve Yemen Zeydîleri
ol cebel-i
Mehîb'de ve dâmeninde vakfeye dururlar. Hakkâ ki cebel-i mehîbdir ve cebel-i Ar …
Cebel-i Mehîb cümleden âlîdir. Bu cebel üzre makâm-ı Hazret-i Âdem ve makâm-ı Hazret-i Cibrîl vardır. Ammâ tâ zirve-i a‘lâsına çıkmadım. Âsî Arablar ve Yemen Zeydîleri ol cebel-i Mehîb'de ve dâmeninde vakfeye dururlar. Hakkâ ki cebel-i mehîbdir ve cebel-i Arafât'ın şimâline muttasıldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y318a ·
metinde göster ·
… anda bir uyûn-ı câriye var idi, anı Zübeyde Hâtûn niçe bin kûhken Ferhâdlar ile
ol cebel-i
âlîyi dere ve depeyi nakb edüp niçe uyûnlar zâhir olup cümlesin bir yere cem‘ e …
Tâ ki Âl-i Abbâsiyân hilâfetinde Hârûnü'r-Reşîd'in Sittiye ehli Zübeyde Hâtûn farîza-i nüsük-i Beytullâh edâ-yı hac edüp bir sene deryâ-misâl askerile şehr-i Mekke'de mücâvir kalup beyne'l-Abbâs ve'l-Ebtah bir cebel vardır kim cebel-i Arafât'ın cânib-i şarkîsi ve şimâli mâbeynine vâki‘ olmuşdur, Cebel-i Mehîb derler, anda bir uyûn-ı câriye var idi, anı Zübeyde Hâtûn niçe bin kûhken Ferhâdlar ile ol cebel-i âlîyi dere ve depeyi nakb edüp niçe uyûnlar zâhir olup cümlesin bir yere cem‘ edüp ilm-i hendese üzre o uyûn-ı zülâlin cereyânına göre ol kûh-ı bâlâları Ferhâdî külünkler ile lağımlar ederek ve ba‘zı yerlerin üstâd bennâlar kârgîr Horasânî ile binâ ederek cebel-i Arafât'a getirdiler. Anda iki bürke-i azîmler binâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y355b ·
metinde göster ·
… y derler, bî-hâsıl ve bî-mahsûl bir ulu dağdır. Cemî‘i müfessirîn ve müverrihîn
ol cebel-i
müntehâ içün âhir zamânda zuhûr edecek Muhammed Mehdî el-Hanefî ashâbıyla bu ce …
Ve bu Yenbû‘ü'l-berr'in cânib-i şimâlinde bir dağ vardır, ana cebel-i Resûy derler, bî-hâsıl ve bî-mahsûl bir ulu dağdır. Cemî‘i müfessirîn ve müverrihîn ol cebel-i müntehâ içün âhir zamânda zuhûr edecek Muhammed Mehdî el-Hanefî ashâbıyla bu cebeldeki gâra girmişlerdir. Bi-emrillâh ol gâr mesdûd olup min-indillâh cümle ashâbıyla merzûkdurlar. Ba‘zı zamân ehl-i sülûk-i râh-ı hakîkat olan kimesneler anların tevhîd sadâların istimâ‘ ederlermiş. Mekke ve Medîne halkının efvâhında bu kavil şâyi‘dir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y369b ·
metinde göster ·
… Mısır diyârında gâyetü'l-gâye haste-hâl olsa ol âdem yedi (---)(---)(---) gün
ol cebel-i
Mukattam günde eyü olur Q 165bP 163b zıllında yatsa bi-emrillâh şifâ bulur …
Ve hâlâ bir âdem Mısır diyârında gâyetü'l-gâye haste-hâl olsa ol âdem yedi (---)(---)(---) gün ol cebel-i Mukattam günde eyü olur Q 165bP 163b zıllında yatsa bi-emrillâh şifâ bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y16b ·
metinde göster ·
mübârekde ale't-tertîb ziyâret etdiğimiz kibâr-ı evliyâları ve müctehidîn ve me …
Âlem-i seyâhatimizde ol cebel-i mübârekde ale't-tertîb ziyâret etdiğimiz kibâr-ı evliyâları ve müctehidîn ve meşâyih-i sulehâları ve selef mülûkların beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y257a ·
metinde göster ·