… p hayr du‘âsı berekâtıyla gemisi tâ Âl-i Emeviyyûn'da Abdülmelik hilâfetine dek
ol gemi
ve Şeyh Âmir-i Nevâtî mu‘ammer olup kabri Cidde'dedir.
Hazret asrında Cidde İskelesi'nde ibtidâ gemi yapan eş-Şeyh Âmir-i Nevâtî'dir. Gemi inşâ edüp Yemen-i Aden'e sefer edüp her bâr Hazret'e hedâyâ getirüp hayr du‘âsı berekâtıyla gemisi tâ Âl-i Emeviyyûn'da Abdülmelik hilâfetine dek ol gemi ve Şeyh Âmir-i Nevâtî mu‘ammer olup kabri Cidde'dedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162b ·
metinde göster ·
Üçüncü gün "Yukaru Alî Paşa kal‘asının kapu arası kârgîr binâ ve emn [u] amândır" deyü hakîr anda Feth-i şerîf tilâvet ederken anı gördüm: Benim sâkin olduğum kapu önündeki cisri kâfirler bir lu‘b ile indirüp cisir üzre iki araba tekerlekleri üzre bir borbınar gemi direği koyup kal‘a kapusuna tekerlekler ile ol gemi direğin küt küt kapuya urdukların hakîr işidüp hemân cân başıma sıçrayup yerimden kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58b ·
metinde göster ·
… rın deryâda başdardası üzre düşüp geminin beli kırılup iki bin kadar küffârıyla
ol gemi
dahi gark-ı âb oldu.
Hattâ kiminin orta direği üç kat tabakalı direk idi, cümle çarmıh ve ıstaca ve çanaklarıyla ve orsa haçlı bayraklarıyla cümle ok gibi evc-i âsımâna ol ulu direk tayerân edüp bi-emri Hudâ ol direk küffârın deryâda başdardası üzre düşüp geminin beli kırılup iki bin kadar küffârıyla ol gemi dahi gark-ı âb oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300b ·
metinde göster ·
Nîl üzre tarfetü'l-ayn içre varup gelüp şinâverlik ederdi. Bir gün Melik Kâfûr- …
Hâlâ Mısır içinde Kal‘atü'l-Kepş derler, anda bir atîk kal‘a vardır, ana karîb kabr-i Sultân Câvlî zâviyesi vardır, ol âsitânenin nerdübânı altında bir yeşil yekpâre mermer havuz vardır, gemi gibi tûlânî binâ olmuşdur. Zamân-ı kadîmde bu taş gemiye dörder âdem binüp nehr-i Nîl'i öte ve beri ubûr ederlerdi. Beş âdem süvâr olsa gark olurdu, kehene-i kadîmler eyle tılısmât etmişlerdi. Ve halk geminin mu‘tâdın bilüp dörd âdemden ziyâde binmeğe havf ederlerdi. Binenler berg-i hâtif gibi giderlerdi. Tâ Kâfûr-i İhşîdî zamânına gelince ol gemi Nîl üzre tarfetü'l-ayn içre varup gelüp şinâverlik ederdi. Bir gün Melik Kâfûr-ı İhşîdî eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·
… l tuçdandır ve alem üzre yine yeşil tuçdan bir gemi vardır, rûz-merre hüddâmlar
ol gemi
içre arpa ve buğday toldurup hûş u tuyûr meks edüp tenâvül ederler.
Ve bu kubbe-i âlî üzre rusâs ya‘nî kurşum örtülüdür. Ammâ Rûm kurşumu gibi üçer arşın tahta kurşum değildir, birer tabak kâğıd kıt‘asınca çâr-gûşe tahta kurşumdur. Ve levni saruya mâ’ildir, içinde altun vardır, derler. Ve alemi yeşil tuçdandır ve alem üzre yine yeşil tuçdan bir gemi vardır, rûz-merre hüddâmlar ol gemi içre arpa ve buğday toldurup hûş u tuyûr meks edüp tenâvül ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y263a ·
metinde göster ·
… erek, gemi Fâtiha ile mâl-â-mâl oldu. Hakîkatü'l-hâl bu gemilerde Fâtiha olmasa
ol gemi
bu deryâda bir ân selâmetle şinâverlik edemez. Zîrâ yelkeni hasîr ve rübbânları …
Deryâya çıkup gördüm, bu geminin yelkenleri hasırdan, ne‘ûzu billâh Şeb deryâsı içre gidüp geminin rübbânları ve mellâh fellâhları ya‘nî gemicileri keştînin başına oturup dâ’imâ deryâya nâzırdır. Kaçan önlerine şeb gelse, yemînek yâhûd yesârek deyü geminin kıçında re’îse haber eder, ol dahi dümeni ana göre çevirir. Vây eğer bu yemînek yesârek diyenin hilâfında re’îs bir amel ederse dedeni deryâya cump bil. Ve her adımda Y 437a bin kerre Fâtiha Fâtiha diyerek, gemi Fâtiha ile mâl-â-mâl oldu. Hakîkatü'l-hâl bu gemilerde Fâtiha olmasa ol gemi bu deryâda bir ân selâmetle şinâverlik edemez. Zîrâ yelkeni hasîr ve rübbânları fakîr ve safrası taş çakır [ve] yükü karhâ-yı akîr ve mismârları habl-i hasîr ve gemileri altında yağı dühn-i ba‘îr ve içi mâl-â-mâl dakîk-i şa‘îr; el-hâsıl bu hâl üzre Süveys deryâsı içre şeb arasında şeb [ü] rûz ubûr ederek kıyı sıra kıyı sıra renc [ü] anâ çekerek altı günde niçe cezîrelere uğrayup temâşâlar ederek ve niçe cezîreleri ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y436b–Y437a ·
metinde göster ·