… aḳı bir üstüvar erni uraġut boḍnındın eger tileseler oŋarmaḳ tevfiḳ bėrür taŋrı
ol iki
ara ol taŋrı erür bilgen ḫaberli
35 eger ḳorḳsa siz ol ikiniŋ ara ḫilaf bolmaḳlıḳında ıḍıŋlar bir üstüvarnı anıŋ boḍnındın taḳı bir üstüvar erni uraġut boḍnındın eger tileseler oŋarmaḳ tevfiḳ bėrür taŋrı ol iki ara ol taŋrı erür bilgen ḫaberli
… 28 eger uraġut ḳorḳsa cüftindin köŋül aġrıġıŋa azu yüz ewürmekke yime yazuḳ yoḳ
ol iki
üze kim yaraştursalar ol iki ara yaraşturmaḳ yaraşmaḳ eḍgü erür hazır ḳılındı e …
128 eger uraġut ḳorḳsa cüftindin köŋül aġrıġıŋa azu yüz ewürmekke yime yazuḳ yoḳ ol iki üze kim yaraştursalar ol iki ara yaraşturmaḳ yaraşmaḳ eḍgü erür hazır ḳılındı et-özler baḫillıḳnı eger eḍgülük ḳılsa siz saḳınsa sizler bütünlükin taŋrı erür nė ḳılsa siz bilgen
… in köŋül aġrıġıŋa azu yüz ewürmekke yime yazuḳ yoḳ ol iki üze kim yaraştursalar
ol iki
ara yaraşturmaḳ yaraşmaḳ eḍgü erür hazır ḳılındı et-özler baḫillıḳnı eger eḍgül …
128 eger uraġut ḳorḳsa cüftindin köŋül aġrıġıŋa azu yüz ewürmekke yime yazuḳ yoḳ ol iki üze kim yaraştursalar ol iki ara yaraşturmaḳ yaraşmaḳ eḍgü erür hazır ḳılındı et-özler baḫillıḳnı eger eḍgülük ḳılsa siz saḳınsa sizler bütünlükin taŋrı erür nė ḳılsa siz bilgen
… ni tilese hem ḳınayur kimni tilese ol taŋrıḳa köklerniŋ hem yerlerniŋ mülki hem
ol iki
araḳı aŋar ol yanış
18 aydı cuhudlar hem tersalar: biz taŋrınıŋ oġlanları-miz hem dostları-miz. ayġıl: nelük ḳınar sizni yazuḳlarıŋız birle kendü sizler ademi siz andın kim törütti yarlıḳayur kimni tilese hem ḳınayur kimni tilese ol taŋrıḳa köklerniŋ hem yerlerniŋ mülki hem ol iki araḳı aŋar ol yanış
23 aydı iki er anlardın kim ḳorḳarlar niᶜmet bėrdi taŋrı
ol iki
üze: kiriŋler olar üze ḳapuġḳa ḳaçan kirse sizler yeŋigliler siz taŋrı üze köŋü …
23 aydı iki er anlardın kim ḳorḳarlar niᶜmet bėrdi taŋrı ol iki üze: kiriŋler olar üze ḳapuġḳa ḳaçan kirse sizler yeŋigliler siz taŋrı üze köŋül uruŋlar eger müʾmin erse sizler
… yari bėrdi aŋa taŋrı ançada çıḳardı anı anlar kim tandılar ikiniŋ ikinçi ançada
ol iki
ġar içinde ançada aytur ėşiŋe: ḳaḍġurmaġıl ol taŋrı biziŋ birle. Iḍtı taŋrı amr …
40 eger yėri bėrmese siz aŋar çın-oḳ yari bėrdi aŋa taŋrı ançada çıḳardı anı anlar kim tandılar ikiniŋ ikinçi ançada ol iki ġar içinde ançada aytur ėşiŋe: ḳaḍġurmaġıl ol taŋrı biziŋ birle. Iḍtı taŋrı amrulmaḳnı anıŋ üze ḳawi ḳıldı süler birle körmez sizler anı ḳıldı anlarnıŋ sözini [kim] tandılar astın taŋrınıŋ kelimesi ol üstün ol ol taŋrı küsüş bütün işlig turur
hüccetler ol seniŋ iḍiŋdin firʿavn tapa hem anıŋ boḍnıḳa olar erürler boḍun yar …
32 kigürgil eliŋni könçüküŋ içiŋe çıḳsun ürüŋ yawuz--suzın tėrgil seniŋ tapa ḳanatıŋnı ḳorḳunçdın ol iki hüccetler ol seniŋ iḍiŋdin firʿavn tapa hem anıŋ boḍnıḳa olar erürler boḍun yarlıġdın çıḳıġlı boḍunlar
9 taḳı eger iki ögür kirtgüngenlerdin öldürüşseler yaraşturuŋlar
ol iki
ara eger yolsuzluḳ ḳılsa ol ikide biri taḳı biri üze toḳşuŋlar ol kim yaġılıḳ ḳ …
9 taḳı eger iki ögür kirtgüngenlerdin öldürüşseler yaraşturuŋlar ol iki ara eger yolsuzluḳ ḳılsa ol ikide biri taḳı biri üze toḳşuŋlar ol kim yaġılıḳ ḳılur ḳaçan yanġınça taŋrınıŋ fermanıŋa eger yansa yaraşturuŋlar ol iki ara könilik bile dad bėriŋler ol taŋrı sewer könilik ḳılġanlarnı
… ol kim yaġılıḳ ḳılur ḳaçan yanġınça taŋrınıŋ fermanıŋa eger yansa yaraşturuŋlar
ol iki
ara könilik bile dad bėriŋler ol taŋrı sewer könilik ḳılġanlarnı
9 taḳı eger iki ögür kirtgüngenlerdin öldürüşseler yaraşturuŋlar ol iki ara eger yolsuzluḳ ḳılsa ol ikide biri taḳı biri üze toḳşuŋlar ol kim yaġılıḳ ḳılur ḳaçan yanġınça taŋrınıŋ fermanıŋa eger yansa yaraşturuŋlar ol iki ara könilik bile dad bėriŋler ol taŋrı sewer könilik ḳılġanlarnı
Ertesi ale's-sabâh mâh-ı mezbûrun (---) günü yine nehr-i Çoruğ kenarından bir gerd-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olup şukka-i alem şa‘şa‘ası ve cebe vü cevşen ve zırh-ı zireh-külâh nûru benî Âdemin merdüm-i dîdelerin hîrelendirüp sâf sâf [ve] mevc mevc asâkir-i ibret-nümâ nümâyân olup yaklaşdı. 330b Meğer Çıldır eyâletine mutasarrıf Vezîr Koca Sefer Paşa, Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimizin emr-i şerîfiyle Ahıska'dan ılgar ile Gürcîstân içinden Gönye kal‘asına imdâda altı bin Gürcîstân askeriyle ve Tomris Hân oğluyla ve Levend Hân oğluyla ve Aleksandır Hân oğluyla imdâda geldüğü Seydî Paşa'ya haber gelince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sâ‘ir mîr-i livâlar ve alaybeğleri ve çeribaşılar cümle pür-silâh olup Sefer Paşa'ya istikbâle çıkdık. Azamet-i Hudâ bir temâşâ-yı ibret-nümâ dahi seyr etdik. Cebe vü cevşene gark olmuş küheylân atlı, eli sırıklı, beli şiş kılıçlı ve çiğini kalkanlı ve niçesi kılçıklı kebeli ve beli sadaklı ve tüfenkli Aznavurlar ve piyâde tüfenklileri ve sıkma çarıklı ve cümlesi kırçıl ihtiyârlar çoğu mutarraş ve saçlı Aznavurlardır kim her biri acebe-likâ ve garîbü'l-heykel âdemlerdir. Sefer Paşa alay-ı mahsûsası ve mataracı ve tüfenkcileri ve şâtırlarıyla geldikde Seydî Paşa ve Bâkî Paşa at üzre selâmın alup Seydî Paşa sağına ve Bâkî Paşa soluna geçüp alay-ı azîm ile Gönye kal‘ası altına gelindikde kal‘anın burc [u] bârûlarından bir yaylım sefâ geldin topu ve bir yaylım safâ geldin tüfenk şâdmânlar edüp Sefer Paşa cümle askeriyle zeyl-i hisârda meks edüp ba‘dehû Ordu-yı İslâma Gürcîstân ve Mikrilistân ve Lazistân'dan ve Batum sancakları nevâhîlerinden ordu-yı İslâma zehâ’ir-i firâvân gelmeğe başladı. Ertesi gün vakt-i seherde Gönye kal‘asının cânib-i cenûbunda Hopan ve Rize tarafında leb-i deryâ ile bir alay-ı azîm nümâyân olup meğer Tarabefzûn eyâletine mutasarrıf (---) Paşa eyâleti askeriyle üç bin yarar ve nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz gemisi ile piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Serdâr Seydî Ahmed Paşa'ya haberi gelüp aslâ ve kat‘â istikbâline ne kendüsü ve ne sâ’ir asakir göndermeyüp Tarabefzûn paşası, eyâleti askeriyle üç bin güzîde âdemle Gönye kal‘asının bir cânibinde meks edüp ba‘dehû derûn-ı kal‘ada Seydî Ahmed Paşa ile müşerref olmağa geldikde Seydî Paşa aslâ ta‘zîm etmeyüp cümle huzzar-ı meclise hıtâben eydür: "Bak a ümmet-i Muhammedim! Ben kankı sancâk hâkimiyim?" dedi. A‘yân-ı vilâyet eyitdiler: "Sultânım! Hâlâ Tortum sancâğına mutasarrıfsız" dediler. "Ya Tortum bu Gönye kal‘asına kaç menzildir?" dedi. {"Dörd beş menzildir" dediler}. "Ya dörd menzil yerden bir ılgar ile gelüp kal‘a-i Gönye'yi dest-i küffârdan halâs edem. Husûsen me’mûr değil idim ve sancâğım hâki dahi değildir. Ben dîn-i mübîn uğuruna yetişüp Gönye'yi istihlâsına bi-emrillah sebeb olam. Bak a Paşa! Sen Tarabuzen paşası olasın ve iki tuğlu mîr-i mîrân olasın ve Gönye kal‘ası eyâletin hâkinde Tarabuzun'a iki menzil yer ola. Sen niçün yedi günden berü bu Gönye kal‘ası imdâdına yetişmedin. Tiz cellâd!" dedikde, Bâki Paşa ve Sefer Paşa ve Kategaç Paşa Seydî Ahmed Paşa'ya: "Sultânım! Kânûn değildir. Sen bir tuğlusun, ol iki tuğludır, katl etmen" deyü cümle ricâ etdüklerinde "Vallahi dîn-i mübîne hâ’in oldukdan sonra yedi [tuğlu] paşa dahi olsa, askeriyle kırardım. Ammâ sizin hâtırınız içün katl etmem. Ammâ pâdişâhıma arz ederim. Tiz dîvân efendisin çağırın" deyü fermân edüp murâd [u] merâmı üzre arz tahrîr olunurken "Baş bölükbaşılar kaldıra şu Tarabuzun a‘yân-ı hâ’inlerin" deyüp yetmiş nefer kimesneyi kayd-bend edüp Gönye kal‘asında habs edüp "Niçün paşanızı bu kal‘anın istihlâsına terğîb etmediniz" deyü vâfir ıtâb u şitâb edüp cümlesin habs etdi. Dîvân efendisi kal‘anın fütûhnâmesin ve Tarabefzûn paşasının adem-i imdâdın tahrîr edüp üç aded mîr-i mîrânların ve sâ’ir iş erlerinin ve Gönye kadısı ve Tarabefzûn kadısının memhûrlu arz-ı mahzarlarıyla pâdişâha arzlar gönderilecek mahalde cümle Tarabefzûn a‘yânının yedikleri hapsi balıkları burunlarından fitil fitil çıkup "Amân Sultânım! Pâdişâha bizi arz eyleme" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın hâk-i pâyine düşüp niyâz-mend olduklarınca Seydî Paşa aşağı komayup "Elbette bu âsîleri arz ederim" deyü sözünde sâbît-kelâm olup Çerkes inâdına musırr oldu. Âhir Tarabefzûnlılar yine paşalara dahi düşüp anlar yine Seydî Paşa'ya ricâ edüp mâbeyne niçe mu‘tedil muslihûn iş erleri ricâ edüp üç gün keşâkeşden sonra hâh-nâ-hâh Tarabefzûn paşasından ve a‘yân-ı vilâyetden ve eyâlet-i Tarabefzûn'dan cümlesinden pes-i perdece kırk üç kîse guruş ve üç tahta semmûr kürk ve on iki pençe-i âfitâb mahbûb gulâm-ı sührâb ve on iki mahbûbe-i zenâne ve fitne-i cihâne nergîs gözlü ve şîrîn sözlü Gürcî güzeli dûşîze ve pâkîze bintânlar ve Tarabefzûn paşası bir zerdûz harîr, münakkaş cedîd yedi aded cerekler (?) ile otağın verdi. Ve bir şemşîr-i murassa‘ ve bir mücevher gaddâre ve yedi çarkâb 331a tîrkeş ve niçe Tarabefzûn zergerinin memdûh kârlarından gûnâ-gûn sîm-âvânlarından buhurdân ve gülâbdânlar ve nice raht-ı gûn[â]-gûn ve sîm şa‘mdânlar ve topuz ve Tarabefzûn tarzı baltalar ve üç katar deve ve yedi katar katır ve "ılgar ile gelirken niçe atlarınız helâk oldu" deyü yüz yigirmi re’s atları ve cümle Seydî Ahmed Paşa'ya eyâlet-i Tarabefzûn ahâlîsi verüp kendüleri sa‘âdetlü pâdişâha arz olunmadan halâs olup ancak Gönye kal‘ası fethin ve imdâdında bulunan mîr-i mîrânları ve alaybeğilerini ve sâ’ir sancâk beğlerin hizmet-i pâdişâhîde bulundukların cümle pâdişâha arz edüp cemî‘î beğler ve paşalar ve iş erlerinden dahi belağan-mâ-belâğ mâl [u] menâl [ve] metâ‘-ı firâvân alup istihlâs-ı Gönye'yi, pâdişâha Gürcî Beğzâde nâmıyla ma‘rûf bir mütekellim kapucubaşısıyla der-i devlete arz eyledi. Ve bir kapucubaşısıyla Erzurûm Vâlisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize arz etdüğü sâ‘atde nehr-i Çoruğ kenarından berü yine bir toz [u] gubâr evce peyveste olup bir asker-i İslâm zâhir oldu. Meğer Erzurûm Valisi Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağası, Gönye kal‘ası imdâdına serdâr olup Erzurûm sancağının cümle erbâb-ı timarları ve zü‘amâları cebelüleriyle ve Erzurûm ve Hasankal‘alarının nısf kal‘a kulları ve Paşa efendimizin cümle kendi kapu kullarıyla kırk bayrak sekbân ve sarıcalardan başbölükbaşı Küçük Acem ve Kulu bölükbaşı ve Çatal bölükbaşı ve Memü ve Çünûd heybeli ve Nakışlı ve Çalık Alî ve Zırhkenli ve Yamalı ve Uşkurta ve Sincânlı ve Kâdirli ve Mamalı ve Sücâhoğlu ve Cennetoğlu ve Kara Pîrî ve Solak Velî ve Gökçe Alî nâmân kağân-arslan bölükbaşılar cümle pür-silâh üç bin çatal fitilli nâmdâr şehbâzlarıyla sâf sâf ve çifte çifte gülbâng çekerek ubûr etdiler. Ardları sıra bir bayrak üç yüz yiğit deli ve bir bayrak üç yüz yiğit gönüllü ve altı bayrak asâkir-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr ve bir bayrak altı yüz yiğit müteferrikagân ve bir bayrak üç yüz aded vâcibü'r-re‘âyâ ağavât ve bir bayrak iki yüz yiğit çâşnigîr ve bir bayrak iki yüz serrâcân ve bir bayrak ile taşra kilârciyânlar dahi iki yüz müsellah fetâlar ve iki yüz cebe vü cevşene gark olmuş kargı sırıklı iç ağaları çarha ince bayraklarıyla miftâh gulâm ağası zâbitleri olup alay-ı mezbûr ile ubûr etdiler. Ve kırk aded sandelye sâhibi kırkar ve ellişer kafadârlarıyla süvâr olmuş kapucubaşılar kim her biri kırkar ve ellişer tevâbi‘li ve kantar sırıklı ve zırh-ı zireh-külaha müstağrak ve atları gümüş zeynli müzeyyen raht ve bahtlı ve bahrî hotaslı ve altı pâre çarkâb yancıklı küheylân atlı ve sâfinâtü'l-ciyâd, hassânlı muhteşem tevâbî‘leri polâd-ı Nahşivânîye gark olmuş tevâbi‘ [u] levâhıklara mâlik zorba zorba ser-bevvâbânlar çifte çifte ubûr edüp dahi ardları sıra serdârları olan Alacaatlı Hasan Ağa sâde nefere faslıyla ubûr edüp Gönye kal‘ası zeylinde hayme ve hargâhları ve bâr-ı bengâhlarıyla meks etdiler. Bu zikr olunan kapucubaşıların ekseri birer vüzerâyâ ve mîr-i mîrânlara kethüdâ ve kâ’immakâm ve müsellem ve sancak zabt etmiş akl-ı Aristo ağalardır. Bunlara Seydî Ahmed Paşa bir ziyâfet-i azîm edüp ertesi gün cemî‘î kurâ ve kasabâtlardan gelen üstâd-ı mi‘mâr ve bennâlar ile Gönye kal‘asının ta‘mir ve termîmine mübâşeret olunup deryâ-misâl cüyûş-ı müslimîn ummâl-vâr çalışup kal‘anın handakların tathîr etmeğe mübâşeret olunup yedi yerden mehterhâneler çalınup yetmiş seksen yerden sımât-ı Muhammedîler ile tâ‘am-ı firâvânlar ile ziyâfetler olup şeb [u] rûz cümle guzât-ı müslimîn sürûr [u] şâdmânda idiler. İbtidâ kal‘anın ihrâk olunan bâbını imâr edüp ve derûn-ı kal‘ada Bâyezîd Hân-ı Velî Câmi‘in imâr edüp gûyâ nûr-ı mübîn oldu. Ve yedi yüz yeni kul ve yeni dizdâr ve sâ’ir levâzımât [ve] cebehânesin ve küffârdan alınan cemî‘î tüfenklerin ve gayrı âletlerin kal‘a cebehânesine koyup kal‘a-i Gönye evvelkiden mahbûb u müzeyyen olup hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkar Evliyâ-yı pür-taksîr bin (---) târîhinde Azak gazâsına giderken bu Gönye kal‘asında ibâdet etmişdik. Hamd-i Hudâ istihlâsında bulunup ibtidâ fethinde ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser olup gazâsında bulunduk. Ba‘dehû Tarabuzan eyâletiyle Batum sancakları Gönye kal‘ası muhâfazasında kalup altmış bin müte‘addid asâkîr-i nusret-mü’essir ile nehr-i Çoruğ kenarıyla sevâd-ı mu‘azzam Erzurûm'a gitmeğe azîmet edüp sâhil-i nehr-i Çoruğ'da bir çemenzâr ve çimşiristân dırahtları içre meks edüp cümle guzât-ı müslimîn ile meşveret edüp Seydî Ahmed Paşa eydür: "Bu Mikrilistân Tarabuzan eyâleti hâkinde olup küffâra imdâda gelirken kayıkların feth edüp pâdişâha böyle isyân etdiler. Ol kayıklarını ve Urus-ı menhûs şaykalarını pâdişâhıma arz etdim. Tarabuzan kal‘ası limanında dursunlar. Taraf-ı pâdişâhîden ne fermân sâdır olursa vali-i vilâyet ana göre amel ideler. Ve bu kadar bin üsârâ Kazak-ı ak ve imdâdlarına gelen Mikrîl-i rezîl 331b cümle guzât-ı müslimînin şikârı olduğun dahi pâye-i serîre arz eyledim. Ammâ şimdi bu cem‘iyyet-i kübrâ ile bu asâkir-i İslâm at üzre hâzır-baş iken bu Mikrilistân kâfirlerinden niçe intikâm alup bu kadar şedd-i rahl çeken cüyûş-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim olalar" deyü meşveret edince meğer Gürcîstân Hâkimi Sefer Paşa Mikrilistân beğlerine dilgîr imiş, hemân cümle Mikrilistâna bu asâkir-i İslâm'ın piyâdesiyle atlıların pây-berâber ola deyü şikâra salalım ve bizim Ahıska gâzîleri ve Gürcîstân gâzîlerin bile kulağız verelim. Anlar dahi gazâ mâlından pay-berâber hisse-mend ola, deyü müşâvere tamâm olunup hakîr bu niyyete el-Fâtiha denilüp cümle guzât-ı müslimîn içre dellâllar nidâ edüp "At ve don ve mahbûb ve mahbûbe gulâmlar ve kızlar ve mâl-ı ganâ’im isteyen guzât-ı müslimîn silâhlarıyla âmâde olsunlar" deyü nâdîler nidâ edince azamet-i Hudâ ol gün ol gice cemî‘î guzât-ı müslimîn kanıkmış arslan gibi gerindiler ve sündüler ve av sayup avnadılar ve eşindiler ve kaşındılar. Herkes gasller edüp fermân-ı serdâra muntazır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 330a–331b ·
metinde göster ·
alayın güzîdesi belki ziyâdesi şehâdet şerbetin içdiler. Bu hâl üzre tâ vakt-i …
Ba‘dehû Süleymân Hân oğlu Bâyezîd'e Amasiyye sancağın sadaka edüp lalasının ve Kuduz Ferhâd Beğ'in iğvâsıyla Konya'da Selîm Hân ile hüsn-i zindegânî edemeyüp Amasiyye livâsıyla Konya sancağı birbirine meşâ olmağıla iki birâder şehzâdeler birbirinin askerin kırmağa başlayıp bu ahvâl-i pür-melâl Süleymân Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup bi'z-zarûrî Bâyezîd'i Amasiyye'den ma‘zûl edüp âsitâne-i devlete karîb Kütahiyye sancağı ihsân olundukda Şehzâde Bâyezîd "Hay beni İslâmbol'a karîb götürürler, hayr değildür" deyü sarı Rüstem Paşa'nın iğvâsıyla Bâyezîd âsî olup seksen bin Türk eşirrâsı asker cem‘ edüp Sultân Bâyezîd asâkir-i anîdiyle Konya sahrâsında bedîd olunca Şehzâde Selîm tarafından imdâda gelen Vezîr Mehemmed Paşa azîm asker ile çarhaya çıkıp Konya kal‘ası altında iki birâder askeri birbirine mukâbil sâf bağladılar. Selîm tarafında yeniçeriler saf saf durdular. Bâyezîd'in ibtidâ hücûm eden eşirrâ ceyşine yahşi kurşum urdular. İbtidâ hamlede ol iki alayın güzîdesi belki ziyâdesi şehâdet şerbetin içdiler. Bu hâl üzre tâ vakt-i gurûba dek ceng-i azîm olup leyle-i muzlim olmağıla herkes tarafeynden sancakları dibinde karâr etdiler. Ale's-seher yine tarafeynden cenk tablına tarralar urulup tâ vakt-i zuhra dek ceng-i şehzâdegân olup âhir-ı kâr nesîm-i nusret bi-emrillah Şehzâde Selîm tarafına esüp Bâyezîd'in cem‘ etdüğü eşkıyâlar dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp bakıyyetü's-seyfi girîzân olmağa başladıkda hemân fakîr Bâyezîd, oğlu Şehzâde Orhân ile ve lalası Kuduz Ferhâd ile cümle üç yüz nefer kimesne ile Amasiyye'de karâr edüp Nahşivânlı Akın Seyfeddîn nâm bî-dînin re’yiyle Şehzâde Bâyezîd ve dört aded ciğer-kûşesiyle diyâr-ı Acem'de Şâh Tahmâs'a varup dahl düşüp ana i‘zâz u ikrâm edüp hoş dutdular. Beri tarafda Selîm mansûr [u] muzaffer mâl-ı ganâyimle Konya'da âsûde olup bu ceng-i azîme târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 15b ·
metinde göster ·
Urfa'nın yukaru kal‘ası içinde bir yalçın püşte üzre evce ser-çekmiş şehre havâle bir kızıl kaya üzre alâmet-i mancınık oldur kim kaçan Nemrûd-ı la‘îni Hazret-i İbrâhîm dîne da‘vet etdükde İbrâhîm Nebî'yi habs edüp bu mancınıkı îcâd ve ihdâs etmişdir. Mezkûr kaya üzre meyl-i minâre-misâl iki aded amelî sütûnlar vardır kim eflâke ser çekmişdir. Ol asırda zemberekleri ve sapan keffi gibi keffi ve kalın ipleri var imiş. Hâlâ zamânımızda ıydeyn-i mübârekelerde bid‘at olan salıncak ta‘bîr etdikleri gibi salıncak keffine Hazret-i İbrâhîm'i koyup niçe yüz kavm-ı Nemrûd'u salup tâ mahall-i ma‘hûda gelince İbrâhîm Nebî ber-hevâ olduğu ân zembereklere rehâ buldurunca İbrâhîm Nebî evc-i hevâya tayerân edüp yedi kerre berk-ı hâtif gibi Cibrîl nâzil olup "Yâ İbrâhîm seni halâs edeyim" dedikde "Beni Allah halâs eder, penâhım oldur" dedikde âteş içine düşünce Cenâb-ı Kibriyâ Hazret-i İbrâhîm'e nâr[ı] gülzâr eyledi. Hâlâ ol iki aded mancınık amûdları kal‘ada zâhirdir kim ibret-nümâ âsâr-ı binâdır, ammâ hâlâ âletleri yokdur. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58a ·
metinde göster ·
… evzâ‘ [u] etvâr ide ve Kapudan Murâd Paşa ile ve Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa
ol iki
fitne dağarcıklarıya ne mu‘âmele ide, denildikde paşa eyitdi "Hele bizim vezâre …
Anı gördük, kapudan içeri Telhîsî Hasan Ağa gelüp üç kişi olduk. Esnâ-yı kelâmda İpşir Paşa deryâ-misâl Cemâpur askeri gibi eşkıyâ ve zorbalar ile geliyor, denildi. Aya rikâb-ı hümâyûna bu kadar haşerât ile geldikde ne evzâ‘ [u] etvâr ide ve Kapudan Murâd Paşa ile ve Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa ol iki fitne dağarcıklarıya ne mu‘âmele ide, denildikde paşa eyitdi "Hele bizim vezâretimizde İpşir Şâm valisiyken Dürzî Mustafâ Ağa ile emîrler gönderüp, bre Dürüzi üzre gitme, ırz-ı vezâreti pâymâl edersin" deyü nasîhatnâmeler ile emr-i şerîf dönderüp emr-i pâdişâhîye amel etmeyüp sû-ı tedbîr ile Dürüzî üzre gidüp Bukâ‘ Boğazı'nda boğazı ele verüp bu kadar askerin Dürzî'ye kırdırup ve bu kadar mâl-ı hazâ’inden ayrılup kendüsü uyluğundan akra hançer ile Dürüzî elinde mecrûh olup kendüsü 175a ancak bir atıyla ve altı huddâmıyla halâs olup Şâm'a bî-cân düşüp ol nasîhat-âmîz mektûblarımızdan berü "Bizim adüvvi cânımızdır. Hele gelsin, görelim!" deyüp evhâm-ı garibeler ile müşevveşü'l-hâl olup bu gûne ahvâlât-ı âlâyiş-i dünyâ ile müşâvere ederken anı gördük, hemân kapudan içeri demin "Allah Hak!" diyen fukarâ-yı Bektâşî yine "Allah Hak dost illallah!" deyüp ol cân-ı bî-bâk ü bî-pervâ içeri girüp "Aşk ola ey âşıkân-ı sâdıkân-ı zarîfân!" deyüp nefîr-i Mûsâ çobanîsine dest urup ibtidâ düvâzde imâm aşkına on iki dem ü zemzeme urup bu hakîr ve paşa anın dem-i sûrundan dem-beste ü hayrân kaldık. Garâbet bunda kim "Kapuda bu kadar bevvâblar var. Bu sarây kâ’im-i makâm sarâyı olduğundan izdihâm-ı benî Âdem olmağıla bevvâblar kapulardan kuş değil zerre uçurmazlar. Bu dervîş ü dilrîş ne takrîb ile dâhil-i savma‘a oldu?" deyü engüşt ber-dehen edüp ta‘accüb etdik. Ammâ hakîr bu dervîşe im‘an-ı nazar ile nazar etdim. (Selâ) pây-bürehne ve ser-bürehne bir mülevves-şekil ammâ yüzünde gözünde nûr lem‘a urur. Sözünde letâfet u zarâfet u nezâfet olup dürr-i şehvâr-vâr tekellüm eder. Gâyetü'l-gâye fesâhat u belâgât sâhibi cân-ı cânân bir sâhib-i iz‘ân ve serinde âfitâbe-i bozdoğan kisbeti üzre âfitâbesi var. Tâcın kec kılup serinde muhibb-i hânedân alâmetlerinden on iki imâm aşkına on iki tarîk-i Bektâşiyân pîrleri alâmeti olmak içün on iki aded la‘l-gûn dâğları gül-i mutabbak-misâl serinde zeyn kılmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174b–175a ·
metinde göster ·
bayrak yiğit götür." deyü ana da bir kise guruş verüp azîm tenbîh ve te’kîdler …
Ve Sarı Alî Ağa'ya tenbîh edüp "Sen de Isfahân-ı nısf-ı cihânda Şâh Abbâs'a gidersin. Hâzır ol, iki bayrak yiğit götür." deyü ana da bir kise guruş verüp azîm tenbîh ve te’kîdler etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 285a ·
metinde göster ·
aded toplar Akkirmân'ın kapusu arasında âmâde durur. Ve bir altmış vukiyye demi …
Devlet-i Âl-i Osmân'da altmış vukiyye top güllesi atar toplar Sultân Bâyezîd-i Velî asrında dökülüp kal‘a-i Akkirmân döğülüp hâlâ ol iki aded toplar Akkirmân'ın kapusu arasında âmâde durur. Ve bir altmış vukiyye demir gülle atar Süleymân Hân topu kal‘a-i Ösek'dedir, birisi nehr-i Dırava'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 111a ·
metinde göster ·
… lâ yay başında olan tabyalardan büyük ve metîn ü müstahkem ve sa‘b tabyadır kim
ol iki
aded tabyaları bu orta tabya makas gibi korudur. Ve müstahfızânları ve balyemez …
Bu orta 182a tabya hemân göl içinde meselâ bir büyük kaplıbağa gibi durur bir tabya-i azîmdir kim hîn-i ma‘rekede bunda iki bin âdem ceng edüp seksen pâre top-ı serâmedleri Beç tarafı yollarına nâzırdır ve Beç kapusu dahi bu tabyanın bir bucağındadır, ammâ bu tabya meselâ yay başında olan tabyalardan büyük ve metîn ü müstahkem ve sa‘b tabyadır kim ol iki aded tabyaları bu orta tabya makas gibi korudur. Ve müstahfızânları ve balyemez topları gâyet çokdur, zîrâ Kanije kal‘asının cânı Topraklık varoşudur. Anın dahi rûhu bu orta tabyadır
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181b–182a ·
metinde göster ·
… ılar, anın içün dahi hayli nizâ‘ etdik. Âhır-ı kâr kânûndur deyü aldılar. Ammâ "
Ol iki
kapudanlar da onar bin altun gelir" deyü ümîdimiz var idi. "May bali, olmaya il …
Ve iki bayrak kapudanın "Sa‘âdetlü pâdişâh esîridir" deyü aldılar, anın içün dahi hayli nizâ‘ etdik. Âhır-ı kâr kânûndur deyü aldılar. Ammâ "Ol iki kapudanlar da onar bin altun gelir" deyü ümîdimiz var idi. "May bali, olmaya illâ hayr" deyüp ığmâz-ı ayn etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9a ·
metinde göster ·
kal‘alar bizim dînimiz ulusu baş-papasımızın hâslarıdır. Anların yerine size ik …
"Vallâhi ol iki kal‘alar bizim dînimiz ulusu baş-papasımızın hâslarıdır. Anların yerine size iki üç kal‘a verelim, hemân sizinle tek sulh [u] salâh edelim. Biri Seçan kal‘ası ve biri Hollok kal‘ası ve biri bu Buyak kal‘aların verelim, bunları ma‘mûr edün ve içlerine müstevfâ askeriniz koyun" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 29b ·
metinde göster ·
… cânı başı gavgâsına düşüp Erzurûm kal‘asına Abaza Paşa kapandı. Ol asırdan berü
ol iki
kal‘alar dest-i Acem'de kaldı.
Ve bu kûh-ı bülendin taraf-ı şarkîsinde Tiflis ve Tomanis kal‘aları var. Hâlâ Sultân Mustafa Hân'ın ikinci cülûsunda sene 1031 târîhinde Acem Tiflis ve Tomanis kal‘alarına mâlik olmuşdur. Hattâ Abaza Paşa Erzurûm'da kapanup celâlî iken bu iki kal‘aları Acem elinden almağa hareket etmişken Âsitâne-i sa‘âdet tarafından Vezîr Mahmûd Paşa Abaza üstüne serdâr olduğun Abaza Paşa istimâ‘ edüp Tiflis ve Tomanis kal‘aların Acem elinden halâs etmeği ferâğat edüp cânı başı gavgâsına düşüp Erzurûm kal‘asına Abaza Paşa kapandı. Ol asırdan berü ol iki kal‘alar dest-i Acem'de kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159b ·
metinde göster ·
ad[ed] deliklere sokup niçe sırıkları buz üzerlerine sırık harbeleri buz[a] sap …
Ve eğer gemi dursun derse geminin başındaki kayalığında iki yerde er kellesi sığar delikler var. Hemân mezkûr kefereler ellerindeki harbeli gönder sırıkları ol iki ad[ed] deliklere sokup niçe sırıkları buz üzerlerine sırık harbeleri buz[a] saplayup gemiler dura kalup yelkenleri olan hasırları sarup sarmalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181a ·
metinde göster ·
… p tâ Eğriboz'a ve istife'ye ve Gördüs şehrine ulaşdırırlarmış. Hâlâ bu şehirden
ol iki
sâ‘atlik yer tâ Ejder limanına varınca serâpâ bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânlar …
El-hâsıl bu şehri piyâde bir âdem üç günde devr edermiş. Ve bir mektûbu elden ele verüp tâ Eğriboz'a ve istife'ye ve Gördüs şehrine ulaşdırırlarmış. Hâlâ bu şehirden ol iki sâ‘atlik yer tâ Ejder limanına varınca serâpâ bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânların içlerinde niçe yüz bin imâret eserlerinden kubâblar ve tâk-i Kisrâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254b ·
metinde göster ·
… ki uzun dişi vardır, üst çenesinde burnunun delikleri yanında iki delik vardır,
ol iki
uzun dişler alt çenesinden üst çenesi deliklerinden taşra çıkar. Ammâ hakîr im‘ …
Hâssa: Ve sayyâdlar yağın alup şiddet-i hârda insânın bedeninde olan sızı yerlerine sürseler bi-emrillâh def‘ olur. Ve cemî‘i hayvânâtın alt çenesi oynar, bunun üst çenesi açılır kapanır, alt çenesi aslâ hareket etmez. Ve üst çenesinde altmış dişi vardır, alt çenesinde kırk dişi vardır. Ve alt çenesinde iki uzun dişi vardır, üst çenesinde burnunun delikleri yanında iki delik vardır, ol iki uzun dişler alt çenesinden üst çenesi deliklerinden taşra çıkar. Ammâ hakîr im‘ân-ı nazar ile nazar etdim, küçüklerinde ol dişler yokdur, ammâ büyüklerinde tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir iki büyük dişleri alt çenesi ucundadır. Nîl kenârında koyun kuzu ve âdem ve at ve sığır ve deve su içerken sine sine gelüp ibtidâ kuyruğuyla çarpup urduğu hayvânı Nîl'e çeküp amân vermeyüp götürür, ammâ âdemi koyunu amân vermeyüp bir demde yudar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y160b ·
metinde göster ·
… uŋ sözi ḫoş geldi 'azrā'ile emr eyledi delü dumruluŋ atasınuŋ anasınuŋ canın al
ol iki
ḥalala yüz ḳırḳ yıl 'ömür virdüm didi 'azrā'il daḫı babasınuŋ anasınuŋ def'i ca …
ḥaḳ ta'ālaya delü dumruluŋ sözi ḫoş geldi 'azrā'ile emr eyledi delü dumruluŋ atasınuŋ anasınuŋ canın al ol iki ḥalala yüz ḳırḳ yıl 'ömür virdüm didi 'azrā'il daḫı babasınuŋ anasınuŋ def'i canın aldı