mübârekde cemî‘i Kâfiristân içre bir zelzele-i azîm olup Bağdâd'da tâk-ı Kisrâ …
Ba‘dehu İskender vefâtından 882 sene sonra Hâtemü'l-enbiyâ Muhammedü'l-Mustafâ mâh-ı Rebî‘ü'l-evvel'in on ikinci isneyn gecesi rahm-ı mâderden sa‘âdetle müştak olup dünyâya kadem basup âlemi münevver kıldığı mevsim-i nisanın yigirmisi idi, hikmet-i Hudâ ol leyle-i mübârekde cemî‘i Kâfiristân içre bir zelzele-i azîm olup Bağdâd'da tâk-ı Kisrâ ve kubbe-i Kızılelma ve kubbe-i Ayasofya-yı bâlâ münhedim olup cümle âteş-gede-yı nâr-ı Nemrûd-ı merdûd sönüp niçe alâmetler zuhûr etdüğinden bildiler kim Muhammed dünyâya geldi dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34b ·
metinde göster ·
… b edüp Ivaz Paşa'nın iki gözlerine mil çeküp Ivaz Paşa a‘mâ olur. Hikmet-i Hudâ
ol Leyle-i
Kadr'de Mevlânâ Şems kadre irüp çeşm-i nergisleri bi-emrillah rûşen olup Ivaz P …
Ziyâret-i âfitâb-ı nihânî ve kamer-i zindegânî el-Mevlâ Şemseddîn Muhammed b. Muhammed b. Hamza b. Muhammed Fenârî: Yıldırım Hân ulemâlarının eşbehlerindendir. Yetmiş ulûmda te’lîfâtları vardır. Lâkin bi-emrillah sonra a‘mâ olmuşlardır. A‘mâ olması sebebin eyle yazmışlar kim bir gün bu molla üstâdı Kara Alâeddîn hazretlerinin kabr-i şerîfin açup üstadının vücûd-ı şerîfin ter ü tâze görür. Ol mahalde kabr-i münevver içinden bir sadâ istimâ‘ eder kim "Hel sadakte, amallâhu nazarek" lafz-ı dürer-bârın istimâ‘ edince bi-emrillah bir rîh-ı âsıf zâhir olup cümle kabrin gubârı Molla'nın gözüne girüp Molla'ya bi-emrillah umy lâhık olur. Meğer Molla-yı merkûm "Enne'l-arza lâ ye’külü luhûme'l-ulemâ" kelâmına münkir imiş. Niçe sene a‘mâ kalup bir gün Orhân vezîri Ivaz Paşa mezkûr Molla'ya 238a hâtır-mânde olup eder "Ayâ ol günü görem mi ki ol a‘mâ Şemseddîn Muhammed'in meyyit namâzın kılam" der. Derhâl Ivaz Paşa'nın bu kelâmın a‘mâ Molla'ya yetişdirirler. Mevlânâ dahi buyururlar kim "Cenâb-ı İzzet Kahhâr [u] kayyûm u kâdirdir kim bir anda Ivaz Paşa'yı nâ-bînâ ide, bu hakîri sâhib-i bînâ edüp anın namâzın bu hakîr âciz kıla" der. Hikmet-i Hudâ az müddet geçmeden bir gün Yıldırım Hân, Ivaz Paşa'ya bir husûs içün gazab edüp Ivaz Paşa'nın iki gözlerine mil çeküp Ivaz Paşa a‘mâ olur. Hikmet-i Hudâ ol Leyle-i Kadr'de Mevlânâ Şems kadre irüp çeşm-i nergisleri bi-emrillah rûşen olup Ivaz Paşa'nın cenâzesine imâm olmuşdur. Aceb keşf [u] kerâmet-i ulemâdır. Sene 833 merhûm olup Bursa'da kendü medreseleri cenbinde âsûdedirler. İlm-i zâhir [u] bâtında kâmil ve mükemmel idi. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 237b–238a ·
metinde göster ·
… z üzre sürüyüp belin başına çıkarup andan yokuş aşağı cümle ızârları yuvarlayup
ol leyle-i
mübârekde bir ormanlı dere içre kalup bir cânibe gitmeğe iktidâr olmayup yetmiş …
Anda müşâvere edüp Kırkdilim nâm kûh-ı bülend tarafına müteveccih oldukda kara kar üzre kara kar yağup azîm meşakkatler çekerek ol dipi ve boran içre gidüp ısıcak Etrâk hânelerinde ibâdullaha zulm [ü] ta‘addî ederek lokmacılık edüp âteş başında huzur etmeğe mu‘tâd edinmiş asker Kırkdilim dağın aşmada dilleri kırk elli dilim olup mezkûr beli aşmağa belleri bükülüp şiddet-i şitâdan elleri ve ayakları dökülüp niçesi gerüye Dankazâ kazâsına uğrayup anda kazâ-yı âsumânîde kaldılar. Hemân paşa kethüdâsı Alî Ağa, eli ayağı dutar şehbâz yiğitlere bezl-i ihsân edüp niçe kilim ve keçeleri pâre pâre edüp deve ve katâr-ı katır ayaklarına keçeleri bağlayup azâb-ı elîm çekerek katarları kar üzre çeküp cümle hayvânâtlar boş Kırkdilim dağın aşdılar. Ammâ cemî‘î bâr-ı sakîlli cebehâne ve kilâr ve matbah âvânî makûlesi ve cebehâne sandıkları ve hazîne sanâdıkları kar üzre kaldı. Yine paşa kethüdâsı bahşişler in‘âm-ı 350a âm edüp cemî‘î ızârları ve bâr-ı sakîlleri kar buz üzre sürüyüp belin başına çıkarup andan yokuş aşağı cümle ızârları yuvarlayup ol leyle-i mübârekde bir ormanlı dere içre kalup bir cânibe gitmeğe iktidâr olmayup yetmiş âdemin dest [u] pâları donup gerü Dankaza'ya döndüler. Niçe devâbât sovukdan öldüler. Dankaza'da niçe âdemlerin dest [u] pâları ezze-i belâ ile kat‘ olunup kimi halâs ve kimi merhûm oldu. Ale's-sabâh yine mezkûr Kırkdilim deresinden kalkup kâh meşakkat-i râh, kâh-be-kâh belâ-yı siyâh çekerek ismi hâtırdan dûr etmiş bir karyeye sekiz sâ‘atde kar, dipi ve boran ve şiddet-i şitâ çekerek ismi nâ-ma‘lûm köye gelüp gerçi asker cân havliyle hânelere leb-ber-leb oldular. Ammâ âdem âdemî-zâtdan deyyâr-ı ber-dârda benî Âdem kalmayup bizim askerin sît u sadâsından cümle ehl [ü] iyâlleriyle karârı firâre tebdîl deyyâr-ı ferd-i merdden bir zen ü merd kalmamış. Ol gice anda cümle devâbât ve insânât cû‘dan helâk mertebesine varmışken nısfu’l-leylde bi-emr-i Hudâ bir dipi ve boran ve bir berf-i âsumân yağdı kim tâ sabâha dek beş arşın selc-i rahmet nâzil olup ba‘de’l-fecr borular çalınup "göçdür" deyü haber şâyi‘ olunca cümle karakullukçuların ser-i kârda olanları ve sârbân ve ser-neferleri ve harbende ve çadır mehterleri ve çâşnigîr ve çalıcı mehterleri paşa kapusuna cem‘ olup "Cümlemizi kırsalar bizim kalkmağa dermânımız yokdur". "Bire, size onar guruş ihsân idelim" dediler. Anlar dahi "Evvel cân, sonra cihân" dediler. Paşa eyitdi "Bre oğullar, oturak etmek mümkün ammâ bu cây-ı bî-amânda me’kûlât [ü] meşrûbâtdan bir dâne-i hardal ve gendüm ve şa’îr yok. Bunda oturak etmek ne mümkündür" deyü niçe güft [u] gû oldu. Âhir cümle karakullukçular paşadan on beş kîse bahşîş almayınca cümle sekbân ve sarıcalar bile hareket etmediler. Ba‘dehû at eğerleyüp yüke yapışmağa başladılar. Ammâ savruntu ve karıntı ve dipi ve şebe, çığ u kîğ ol mertebe savruntu ve karıntı etdi kim atlar raks-ı Mevlevî, develer semâ‘-ı levlevî ederdi. Katırlar ve pupa yatırlar cândan bîzâr olup kıç atarak niçe bî-dermânlar ellerin koyunlarına sokarak feryâd ederlerdi. Bu hâl üzre giderken hamd-i Hudâ bir ormanlı hıyâbân içre gidüp kar yağmadan biraz ârâm edüp göz göz görüp yine şiddet-i şitâ çekerek 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b–350a ·
metinde göster ·
… a kubbesi ve Roma papa kubbesi ve bunun emsâli niçe mutalsamâtlar münhedim olup
ol leyle-i
mevlûd-ı Nebî'de bu Urfa şehri içre âteş-i Nemrûd söndü. Ol âteşe Nemrûd-ı la‘î …
Sitâyiş-i tekyegâh-ı Urfa: Cümle (---) aded tekye-i dervîşân-ı zî-şândır, ammâ cümleden âsitâne-i Hazret-i İbrâhîm Halîl derûnı kal‘ada, zeyl-i iç hisârda binâ-yı Me’mûn Halîfe Hazret-i Halîlü'r-rahmân Âsitânesi Rûm u Arab u Acem'de ve'l-hâsıl cemî‘i memâlik-i İslâmiyye'de meşhûr-ı âfâkdır ki Nemrûd-ı la‘în rübûbiyyet da‘vâsında olup kartal kuşlarıyla göğe urûc edüp hâşâ sümme hâşâ "Gök tanrısı ile ceng ederim", deyü semâya ok atup bi-emri Hudâ oku kanlı yine kartal kuşlarına bağlı sandûkasına yine kanlı ok düşüp hâşâ ve kellâ "İşte gök tanrısın öldürdüm, müstakil yer ve gök tanrısı benim" deyü da‘vâ-yı ulûhiyyet etdikde Cenâb-ı Bârî Hazret-i İbrâhîm'i gönderüp îmâna da‘vet etdükde bu şehr içre Hazret-i İbrâhîm'i kayd-bend ile bir gâr-ı azîmde haps edüp dağlar kadar odunlar yığup bir azîm âteş-i Nemrûd edüp hâlâ âteş-gede-i Nemrûd-ı merdûd meşhûrdur kim Urfa şehri içre Hazret-i İbrâhîm tekyesi zemîninde idi. Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştakk oldukları mâh-ı mevlûdün on ikinci gice isneyn gicesi olduğu leyle-i mübârekede Medâyin'de tâk-i Kisrâ ve İsvân şehrinde aynü'l-leben kuruyup Mekke şehrinde Safâ ve Merve mâbeyninde sanemler ser-nigûn olup İskenderiyye'de amûdu'l-hayt münhedim olup Tarabefzûn'da tılsım-ı semek amûdu gark olup Makedon-ı Kostantiniyye'de berren u bahren üç yüz altmış altı tılsımât cümle münhedim olup ve Ayasofya kubbesi ve Roma papa kubbesi ve bunun emsâli niçe mutalsamâtlar münhedim olup ol leyle-i mevlûd-ı Nebî'de bu Urfa şehri içre âteş-i Nemrûd söndü. Ol âteşe Nemrûd-ı la‘în Hazret-i İbrâhîm'i mancınık ile âteşe atup tâ derûn-ı âteşe hevâdan tayerân ederek meyân-ı âteşe düşünce Cenâb-ı Bârî sûre-i (---)(---)Arapça emriyle nâra ferman-ı Hudâ olunca ol ân İbrâhîm'e nâr gülzâr-ı gül‘izâr olup âteş içinden bir aynü'l-hayât tulû‘ edüp Rabbü'l-izzet kudret-i hikmetin ızhâr içün ol ayn-ı zülâlin cânib-i erba‘asında gül-i gülistân ve sünbül ü reyhân ve andelîb-i hoş-elhân u gûnagûn murgân feryâd ü figân ederek pervâz u tayerân etmede, yine etrâfında âteş-i Nemrûd yanmada. Bu hikâye cümle tefâsir ve gayri kütüb-i mu‘teberelerde u mastûr ve muşarrahdır. Tatvîl-i kelâma hâcet yokdur, ammâ hâlâ mezkûr âteş-i Nemrûd içinden zâhir ü bâhir olan âb-ı hayât tekye-i Halîlü'r-rahmân içre bir kaynak-ı azîmdir kim cümle şehrin cevâmi‘leri ve hân u hammâmları cemî‘i hânedânları ve sarrâchâne ve debbâğhâneyi reyy eden ol âb-ı hayvân-ı uyûn-ı Halîlü'r-rahmân'dır kim içinde niçe bin elvân mâhîler şinâverlik ederler. Hattâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ efendimiz Bağdâd fethine giderken bu âsitâne ziyâretine gelüp temâşâ ederken iki aded mâhî sayd etdirüp gûşlarına birer altun mengûş geçirmişlerdir. Hulâsa-yı kelâm acîb u garîb âsitâne-i teferrücgâhdır kim medhinde lisân kâsırdır. Müte‘addid kâ‘alar ve gül-i gülistânlı hücreler ve kilâr ve matbah ile ârâste ve gûnâ-gûn müsâfirhâneler ile pîrâste olmuş bir âsitâne-i kübrâdır. Şeyhi Hazret-i eş-Şeyh Alî Efendi yârândan ârif-i billâh sofra sâhibi garîbü'd-diyâr muhibbi bir er, server-i hünerver sâhib-i nefes, pîşvâ-yı tarîk, âmil-i sıddîk, âlim-i tahkîk kimesne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56a ·
metinde göster ·
… ar'dan bism-i Hudâ ile yedi nefer kimesne-i esb-süvâr çıkup cânib-i şarka gidüp
ol leyle-i
muzlimde ne reh ne râhber peydâ mazmûnu üzre yetmiş bin renc [ü] anâ ve meşakka …
Evvelâ şehr-i bender-âbâd Üsküdar'dan bism-i Hudâ ile yedi nefer kimesne-i esb-süvâr çıkup cânib-i şarka gidüp ol leyle-i muzlimde ne reh ne râhber peydâ mazmûnu üzre yetmiş bin renc [ü] anâ ve meşakkat-i râh çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 191b ·
metinde göster ·
Âhir sene "gânim" lafzı târîhinde, sene 1091, Çelebi Abdurrahmân Paşa vâlî-i Mısır iken cemî‘i ulemâ-yı Mısır ve fuzalâ-yı câmi‘-i Ezher, Abdurrahmân Paşa huzûruna gelüp merkad-i İmâm Hüseyin'de yevm-i âşûrada üç gün beyâz gül râyihası şemm olunduğun şehâdet etdiklerinden ol vezîr-i hüsn-tedbîr hüsn-i hulku gibi hüsn-i hayr edüp Haremeyn-i Muhteremeyn'den beher sene mâh-ı muharremde İmâm Hüseyin üzre on kazgan âşûra pişüp fukarâya bezl olunmasın müretteb eyledi ve kendü mâlından altı bin pâre müretteb edüp iki batman öd ve bir kantar şem‘-i asel ve bir kantar sükker-i mükerrer ve üç kantar kanâdîller içün zeyt-i hâr vakf eyleyüp mâh-ı âşûranın on ikinci gicesi mevlûd-ı İmâm Hüseyin olmağı müretteb eyledi ve kadı‘askere hitâben buyurdı-i şerîf verüp mevlûd-ı Nebî gibi mevlûd-ı İmâm Hüseyin gicesi cemî‘i minâreler ve cemî‘i çârsû-yı bâzârlarda ve cemî‘i mahallât şâhrâhlarında kanâdîller ile minâreler ve dekâkînler çerâğân olmağı fermân edüp şehr-i Mısır içre bir mevlûd-ı İmâm Hüseyin olmuşdur kim gûyâ leyle-i Kadr idi ve kendü ihsânları olan İmâm Hüseyin'in yeşil destâr-ı Muhammedîsini paşadan cemî‘i şürefâ ve nakîbü'l-eşrâf ve ulemâ-yı Câmi‘-i Ezher alup bir alây-ı azîm ile destâr-ı şerîfi re’s-i şerîf-i İmâm Hüseyin'e sardılar. İlâ hâze'l-ân bu mevlûd-ı şerîf Çelebi Abdurrahmân Paşa'nın hayrât [u] hasenâtıdır. Bu mevlûd-ı şerîfde hâzır olan ihvân-ı vefâya zâhir ü bâhirdir kim ol leyle-i mübârekelerde İmâm Hüseyin'in kabr-i münevverelerinden beyâz verd-i hândân râyihası istişmâm olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196a ·
metinde göster ·
… olmağile bir kise guruş masrûf edüp yevm-i Âşûra'da şehîd olmağile İmâm Hüseyin
ol leyle-i
mübârekde Abdurrahmân Paşa bir mevlûd-i şerîf etdirmişdir. Re’s-i İmâm Hüseyin …
Ba‘de'l-inkırâz-ı Emeviyyûn Âl-i Abbâsiyân'dan el-Mustansır Billah Mısır'da hâkim iken re’s-i şerîf üzre bir kubbe-i müfîd ü muhtasar inşâ edüp Meşhed-i İmâm Hüseyin nâm ider. Ba‘dehû sene 240 târîhinde el-Melikü's-Sâlih Necmeddîn-i Âl-i Eyyûb bir câmi‘ ü imâret ve bir kubbe-i azîm binâ edüp hâlâ derûn-ı Mısır'da Hân Halîl kurbünde Meşhed-i İmâm Hüseyn nâmıyla meşhûr-ı âfâk ziyâretgâh-ı erbâb-ı müştâkdır. Sene 1091 târîhinde Vâlî-i Mısır Abdurrahmân Paşa muhibb-i Hânedân olmağile bir kise guruş masrûf edüp yevm-i Âşûra'da şehîd olmağile İmâm Hüseyin ol leyle-i mübârekde Abdurrahmân Paşa bir mevlûd-i şerîf etdirmişdir. Re’s-i İmâm Hüseyin şehr-i Mısr'a geleli olmamışdır, tâ sabâha dek cemî‘i çârsû-yı bâzârlar küşâde olup cemî‘i minâreler ve şâhrâh dükkânlar niçe kerre yüz bin kanâdîller ile çerâğân olup şehr-i Mısır arûs-ı Ümm-i dünyâ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350a ·
metinde göster ·
… si Emîne Hâtûn'un rahminden müştakk olup sa‘âdetle bu rûy-ı arza kadem basdukda
ol leyle-i
mübâreke içre cemî‘i dünyâda düyûrların kubbeleri yıkılup ve cümle âteşgede-i N …
Evvelâ cümle muhaddisîn ü müverrihîn ve bâ-husûs müfessirîn Keşşâf hazretleri eyle tahrîr eylemişler kim bu Nasîbîn şehrine hukemâ-yı kudemâ kehhânları şehr-i Sakalân derlerdi. Niçe bin yıl bu şehr üzre ecinne kavmi ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ederlerdi. Zîrâ Cenâb-ı Allah bu rûy-ı arzı sûre-i (---)(---) âyet-i şerîfe fehvâsında (---)Arapça nass-ı şerîfi üzre 393a bu edîm-i arzı altı günde lafz-ı "Kün" ile halk etdükde bu yer yüzün niçe bin ecnâs-ı mahlûkât-ı gûnâ-gûn ile mâl-â-mâl edüp ecinne kavmine bu arz-ı Irâk'da bu Nasîbîn-zemînin mesken [ü] me’vâ edüp mutasarrıflar idi. Tâ ki Enûşirvân-ı Ekâsire hâkim-i Irâk iken târîh-i İskender-i Yunan'dan sene 882 geçüp ve zamân-ı Hazret-i İsâ'dan sene altı yüz geçüp Hazret-i Muhammedü'l-Mustafâ mâh-ı Rebî‘u'l-evvel'in on ikinci gice isneyn gicesi Emîne Hâtûn'un rahminden müştakk olup sa‘âdetle bu rûy-ı arza kadem basdukda ol leyle-i mübâreke içre cemî‘i dünyâda düyûrların kubbeleri yıkılup ve cümle âteşgede-i Nemrûdlar sönüp ve bu şehr-i Nasîbîn-i Dârü's-sakalân dahi cümle tılsımâtlarıyla heme âsâr-ı binâları münhedim {olup} kavm-i ecinne dahi güzel mesken-i latîf oldu. Zîrâ kavm-i ecinne harâb-âbâddan hazz ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 392b–393a ·
metinde göster ·
… ûd ve niçe mutalsamâtlar ve kıbâb-ı Ayasofya ve kubbe-i Kızılelma münhedim olup
ol leyle-i
mübârekede bu şehr-i Musul serâpâ münhedim olup ecinne pâdişâhlarından Melik Sı …
Ba‘dehû Ferîdûn Şâh'ın Hazret-i Hûd du‘âsıyla on bir aded oğlu bu şehr-i Musul'da vücûda geldi. Büyük oğlu Tûr'dur, anın oğlu Nâdîm'dir, anın oğlu Peşeng'dir ve anın zâdesi Efrâsiyâb'dır. Ferîdûn'un gemide bile olan evlâdı Ebrec Şâh'dır, anın oğlu Kûşeng'dir ve anın zâdesi Menûçehr'dir kim Hazret-i Mûsâ Nebî'ye îmân getirmişdir ve yüz yigirmi yıl pâdişâhlık edüp hükmünde olan kal‘aları âbâdân eyleyüp bu şehr-i Musul'un cânib-i etrâfına handaklar kazdırup nehr-i Şatt'ı handaklar içre ve çölistân-ı Irâk içre cereyân edüp hayli mu‘ammer oldu ve merhûm olup Deşt-i Kıpçak'da Kazan şehrinde Menûçehr Şâh medfûndur. Andan sonra bu Musul'a Ferîdûn'un Selem nâm bir oğlu şâh oldu ve anın zâdesi Gâv-ı Isfahânî hâkim oldu ammâ Isfahân'da tevellüd etdi. Anın oğlu Kareb şâh oldular kim her biri birer pehlivân-ı cihân idiler. Bunlar cümle oğul oğula nebîrezâdeler İrân u Turan ve Semerkand u Luristân u Moltân diyârları sâhibi olmuşlar iken devlet-i Mısr'a tama‘ edüp cebel-i Heremeyn'den mâl-ı defâyin-küşâlık idelim derken Mısır'da merhûm olup cebel-i Heremeyn'de medfûnlardır deyü müverrihân-ı Acem ve müverrih Mıkdısî-i Yarmenî böyle tahrîr etmişlerdir ve gerçi Me’mûn Halîfe mezkûr Ehrâm dağlarından İdrîs Nebî tevârîhleri âşikâre olunandan mukaddem Arab u Acem ve Kabâbıta ve Yunaniyân-ı Rûm ve İsrâîlî târîhleri var idi ammâ bu cebel-i Heremeyn'den Me’mûn'un ihrâc etdiği târîhler cihâna velvele-ârâ oldu. Ve bu şehr-i Musul Ferîdûn ve Menûçehr devletinden sonra Âl-i Ekâsire'den Enûşirvân-ı âdile intikâl edüp Hazret-i Risâlet'in vilâdeti gicesi Tâk-i Kisrâ ve âteşgede-i Nemrûd ve niçe mutalsamâtlar ve kıbâb-ı Ayasofya ve kubbe-i Kızılelma münhedim olup ol leyle-i mübârekede bu şehr-i Musul serâpâ münhedim olup ecinne pâdişâhlarından Melik Sırfeyâîl mâlik-i Musul olup benî Âdem varamaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 400b ·
metinde göster ·
… olunca ol sâ‘at Gınâyîzâde efendimize kırk kıt‘a mektûblar yazmağa fermân edüp
ol leyle-i
nâ-mübârekede Melek Paşa efendim eydir:
Bu minvâl üzre yedi gün mürûr edüp Âsitâne tarafından Sadrıa‘zam Siyâvuş Paşa'nın ve Kaya Sultân efendimizin ulaklarıyla Melek Paşa efendimize yetmiş aded mektûblar Der-i devletden gelince kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûmları olunca ol sâ‘at Gınâyîzâde efendimize kırk kıt‘a mektûblar yazmağa fermân edüp ol leyle-i nâ-mübârekede Melek Paşa efendim eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5a ·
metinde göster ·
… mle iş görmüş bulalar ve hekîm-meşreb hâzık ebe kadınlar hâzır olup hamd-i Hudâ
ol leyle-i
mübârekede kırk hatm-i şerîf ve kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet olunurken Hal …
Hikmet " Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre Melek Ahmed Paşa efendimizin bu vâkı‘a vâki‘inden yigirmi altıncı gün ki sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü Kaya Sultân'ın ayı ve günü tamâm olup vaz‘-ı haml mahallinde cümle sultânlar ve hemşîreleri ve cemî‘i musâhibeler ve cümle iş görmüş bulalar ve hekîm-meşreb hâzık ebe kadınlar hâzır olup hamd-i Hudâ ol leyle-i mübârekede kırk hatm-i şerîf ve kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet olunurken Hallâk-ı âlem Allâh Kaya'dan nâka-i Sâlihi çıkarır gibi Kaya Sultân'dan dahi bir ciğer köşe duhter-i pâkîze-ahter müştak olup ol gece sabâha dak Eyyûb Sultân yalısında ve şehrinde surûr [u] şâdumânlar olup sabâha dak Paşa on kîse mâl tasadduk etdi. Ve kırk kîse mâl Kaya Sultân tasadduk edüp beş yüz âdem kisve-i gûnâ-gûnlar ile mülebbes olup her biri hayır du‘â hidmetinde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… emrûd içinde kaldı. Hemân ol şeb guzât-ı muvahhidîn şeb-revânî esbâbların geyüp
ol leyle-i
muzlimde varoş-ı azîmine göz açdırmayup top-ı kûp ile döğmeden ve kal‘ası berbâ …
Ol gece bu kal‘aya ve taşra varoşuna asâkir-i İslâm hücûm edüp sarıldılar. Kal‘a dahi âteş-endâz olup azîm vezni üzre bî-hisâb toplar atup âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Hemân ol şeb guzât-ı muvahhidîn şeb-revânî esbâbların geyüp ol leyle-i muzlimde varoş-ı azîmine göz açdırmayup top-ı kûp ile döğmeden ve kal‘ası berbâd olmadan der-ceng-i evvel Allâh Allâh deyüp varoşu feth edüp tâ sabâha dek cümle mâl-ı ganâ’imlerin taşıyup guzât-ı müslimîn bay oldular, ammâ cümle kefereleri mâlların bırağup kal‘aya girdiklerinden bu varoşda ancak amel-mânde Nûhî kefereler ve fertûte pîrezenler kalmış. Anlara şikence edüp söyletdiklerinde bu varoşun zîr-i zemînlerinde 22a ol kadar mâl-ı firâvân çıkdı kim hisâb-ı kitâbın Cenâb-ı Bârî bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21b–22a ·
metinde göster ·
… adrıa‘zam tarafından fermân ile çerâğân donanması oldu zann edüp el-azametullâh
ol leyle-i
muzlimde nehr-i Tuna'nın karşu tarafında ve beri bizim semtimizde olan niçe ker …
Bu ceng [ü] cidâl tamâm olduğu gece aslâ Sadrıa‘zam tarafından fermân ile tenbîh ü te’kîd olunmadan bi-emrillâhi Ta‘âlâ mukaddemâ Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın ibtidâ ale's-seher ceng etdiği yerde şühedâlarımız üzre büklüm büklüm ve burma burma nûr yağdığın niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler ve niçe bin gâziyân-ı sâdıkânlar bu mehbit-ı pür-envârı müşâhede edince Sadrıa‘zam tarafından fermân ile çerâğân donanması oldu zann edüp el-azametullâh ol leyle-i muzlimde nehr-i Tuna'nın karşu tarafında ve beri bizim semtimizde olan niçe kerre yüz bin hayme vü hargâhların cemî‘i tınâblarına ve niçe kerre yüz bin aded kargı mızraklar üzre niçe kerre yüz bin fânûslar ve kanâdîller ve şem‘-i rîhler ve şem‘-i rîhler ve lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ meş‘aller ile eyle çerâğân olup zîb ü ziynet oldu kim ol şeb-i muzlim rûz-ı rûşen-misâl leyle-i Kadr olup cümle şühedâlarımızın ervâhları inşâallâh pür-nûr olmuş alâmetleri olup gûyâ eflâk-i seb‘anın kevâkibleri ve seb‘a-i seyyâre ve sitâre-i mirrîh ve zühre ve utarid ve müşterî ve zühal ve şems ü kamer ve ferkadân ve necm-i sâbite ve süheyl-i Yemenî misilli encümânlar {gûyâ} bir yere müctemi‘ olup sahrâ-yı Üstürgon'u ol karanu gecede rûz-ı nevrûz-ı Hârzemşâhî gibi küşâde olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107a ·
metinde göster ·
muzlimde gûyâ rûz-ı rûşen olup bu âteş dibelik kenâra dahi ziyâde yaklaşdıkda g …
Hikmet-i Bârî ol âteş talattum-ı deryâ dalgasıyla talaslana talaslana gele gele leb-i deryâya bu âteş karîb geldiği gibi niçe kerre yüz bin tüfeng ve top ve muşkat bu âteşe urduklarında kurşum deryâda bulgur suda kaynar gibi kaynayup ol âteş dahi ziyâde gûnâ-gûn münevver çıkup alev-ber-alev şu‘lesi evce peyveste olup ordu-yı İslâm ol leyle-i muzlimde gûyâ rûz-ı rûşen olup bu âteş dibelik kenâra dahi ziyâde yaklaşdıkda gâziyân-ı mübârizân dahi ziyâde kurşumu bu âteş üzre atup şipir şipir ururlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 292b ·
metinde göster ·
tavîlde tâ vakt-i şâfi‘îye varınca gelin ve güyeğü onar kerre gûnâ-gûn kıyâfetl …
Hâsıl-ı kelâm ol leyle-i tavîlde tâ vakt-i şâfi‘îye varınca gelin ve güyeğü onar kerre gûnâ-gûn kıyâfetlere girüp gelirler ve gûnâ-gûn münâkaşalar edüp giderler. Ve arûs her murâd edindiği âdemin dizine oturup öpüşüp görüşüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y244a ·
metinde göster ·
Ve râh-ı hacda Mısır'a gelince bunlar ile hem-ınân olup
ol leyle-i
tavîlelerde emîrü'l-hacımız olan Özbek Beğ ile atbaşı berâber olup bu şeyh Ahme …
Ve râh-ı hacda Mısır'a gelince bunlar ile hem-ınân olup ol leyle-i tavîlelerde emîrü'l-hacımız olan Özbek Beğ ile atbaşı berâber olup bu şeyh Ahmed'in na‘t-ı şerîflerin istimâ‘ ederek zevk [u] safâ ile menzile gelirdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y249a ·
metinde göster ·
… ûkî câmi‘ine cemî‘i ulemâ Y 304a ve sulehâ ve meşâyihân ve dervîşân cem‘ olup
ol leyle-i
mübârekede mevlûd-ı şerîf tilâvet olunup ûd u amber ve buhûrlar yanup gülâblar …
Ol gün Garbiyye kâşifi dahi edâ-yı hizmet etmiş olur, alay ile Mahalle-i Kübrâ'ya gidince cümle ordu-yı bâzâr târmâr olup gemilere binen binenin olup herkes vatan-ı aslîlerine teveccüh etdikleri gün azamet-i Hudâ bu yevm-i infidâdda meydân-ı Dessûk'da bir vâveylâ vâveledâ kopup bir sâ‘atde kanı ol âdem deryâsı târmâr olup ancak cümle yedi yüz meşâyihân hulefâları kalup hây hûy gavgâ kalmayup cemî‘i ecnâs-ı mahlûkât perîşân oldukdan sonra âlem ağyârdan bî-haber olduğu mahal olup cum‘a ertesi gecesi âsitâne-i İbrâhîm-i Dessûkî câmi‘ine cemî‘i ulemâ Y 304a ve sulehâ ve meşâyihân ve dervîşân cem‘ olup ol leyle-i mübârekede mevlûd-ı şerîf tilâvet olunup ûd u amber ve buhûrlar yanup gülâblar üftâdeler üzre nisâr olup gûnâ-gûn akîdeler ve sükker tenâvül olup niçe gûne mümessek eşribeler nûş olunur. Bu hayrât Reşîd'de Mendilzâde Seyyid Mustafâ Ağa'nın hasenesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303b–Y304a ·
metinde göster ·
… vîş-i dilrîşân cem‘ olup bir gün bir gece sohbet-i hâs edüp mevlûd-ı şerîf edüp
ol leyle-i
P 272b mübârekede niçe yüz hatm-i şerîfler tilâvet olunur. Andan herkes gemil …
Bu Seyyid Ebülmecd hazretlerinin âsitânesinde niçe bin âşıkân-ı sâdıkân ve dervîş-i dilrîşân cem‘ olup bir gün bir gece sohbet-i hâs edüp mevlûd-ı şerîf edüp ol leyle-i P 272b mübârekede niçe yüz hatm-i şerîfler tilâvet olunur. Andan herkes gemilere süvâr olurp herkes vatanlarına revâne olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y304a ·
metinde göster ·