… a bir çizi çizsen ol çiziden taşra çıkmak ihtimâli yokdur. Meğer bir âdem gelüp
ol müdevver
çizinin bir tarafın boza, andan taşra çıka. Yohsa ol çiziden içerde mürd olacağ …
Garîb-i diğer oldur kim; bu Ekrâdların cânib-i erba‘asına bir çizi çizsen ol çiziden taşra çıkmak ihtimâli yokdur. Meğer bir âdem gelüp ol müdevver çizinin bir tarafın boza, andan taşra çıka. Yohsa ol çiziden içerde mürd olacağın bilse taşra çıkmak ihtimâli yokdur. {Bu diyârda bir kelb doğursa şâdmân ederler. Bir kelb-i siyâh mürd olsa soğan suyuyla gasl edüp ve kefenleyüp vâveylâ ile mûristân-ı kelbe götürüp defn ederler ve kelb câniyçün koyun kebâbların hayâtda olan kelblerine verirler. Hakkâ ki arslana benzer kelbleri var ve bu diyârda aslâ kurd yokdur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216a ·
metinde göster ·
… Rehven-i Hindî kavminin yapdığı putların gözleridir derler. Hâlâ ol diyâr kavmi
ol müdevver
taşları bulup bir cerre suya koyup tarfetü'l-ayn içre ol sudan nûş eden su hamr …
Hâlâ Sây şehrinin Sâbiyye tarafındaki dağlarda asferü'l-levn bir gûne müdevver taş olur, ismine Aynü's-sanem derler, müdevver ü mücellâ ve musaykal taşlardır. Rehven-i Hindî kavminin yapdığı putların gözleridir derler. Hâlâ ol diyâr kavmi ol müdevver taşları bulup bir cerre suya koyup tarfetü'l-ayn içre ol sudan nûş eden su hamr keyfiyyetini bulur. Kavm-i Künûz Urbânı Y 395a ol şarâbdan nûş edüp serhoş olurlar, Ammâ ol diyâr halkı nakli üzre mezkûr Aynü's-sanem nâm taş diyâr-ı Habeşistân'da Tennîs şehri dağlarında olur olup suya kosalar şarâb olup olur. Portakal küffârları Tennîs şarâbı deyü nice vilâyetlere hedâyâ götürürler. Ammâ zerre kadar humârı olmaz imiş, lâkin gâyet müskirdir. Hakîr varup Habeşli Kara Nâ’ib ile bir ay meks etdik, ol şarâbı görmedim ve işitmedim, ammâ Sây şehrinde içenleri gördüm.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y394b–Y395a ·
metinde göster ·
… laya murâd [u] maksûdları merkezine taş vardıkda üçüncü ipin birin halâs edince
ol müdevver
taş tayerân ederek murâd edindikleri yere varup düşmeni helâk eder. Ammâ saded …
Alatları ve halatları acâyibdir. Meselâ kal‘anın tâ zirvesinde iki amelî pâye var kim semâyâ ser çekmiş. İki pâyenin üstüne azîm hûrmâ dırahtları komuşlar ve fîl derisinden üç dâne urganlar urmuşlar. Bu üç urganın yukaru ucları mezkûr hûrmâ ağaçlarında bağlıdır. Aşağı ucunda yine fîl derilerinden örülmüş bir sofra-misâl şeydir, anın içine seng-i hârâları koyup Rûm ıydlerinde sıbyânlar içün salıncak binâ ederler, gûyâ eyledir. Fîl derisi kolanlarla taşı sallaya sallaya murâd [u] maksûdları merkezine taş vardıkda üçüncü ipin birin halâs edince ol müdevver taş tayerân ederek murâd edindikleri yere varup düşmeni helâk eder. Ammâ saded anda kim evvelden düşmen geleceği mahalle atup tecrübe etmişler. Ve mancınık amûdları üzre müte‘addid ipler komuşlar, mahall-i merâma geldikde ipin birine rehâ verüp atarlar. Ammâ bu dâ’imâ kal‘ada dâyimdir, cânib-i erba‘aya atılır, gayrı yere gitmez. Ammâ taşra sefere gitdikleri zamân gayrı âsî hûrmâ direklerinden mancınıkları vardır, develer ile götürüp bununla dahi ceng ederler. Garîb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y396a ·
metinde göster ·