Ve bu câmi‘in taşra haremi dahi rimâl-i beyâz ile döşenmiş bir vâdî-i haremdir kim gûnâ-gûn şecere-i müsmirâtlar ile müzeyyendir. Cânib-i erba‘asında sekiz kapusu vardır. Şimâl tarafında medrese kapusu ve ol tarafda türbe-i pür-envâr-ı Sultân Ahmed Hân'dır. Ve Atmeydânı tarafına üç kapudur ve ol tarafı Meydân-ı Hussâna nâzır cümle (---) aded pençerelerdir. Cümle kapular serâpâ kal‘a kapusu-misâl hadîd kapulardır. Ve dahi taşrası Atmeydânı'dır kim bir başından bir başına (---) adım at müşvârıdır. Bu meydânın cenûb tarafı imâret-i it‘âm ve dârü'z-ziyâfe ve bîmârhâne ve sebîlhânelerdir. Ammâ Sultân Ahmed Hân bu câmi‘in taşra haremi ve türbe ve medresesin tamâm etmeden merhûm olup yerine Mustafâ Hân cülûs etdi. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61a ·
metinde göster ·
… arhlar üzre deverân ede ede berrâk olur. Ba‘dehu yine bir cânibin kurşuma koyup
ol tarafı
dahi pâk olur. Murâdı üzre çâr-kûşe mi ve bâdemî mi ve şeşhâne ederse edüp pâk …
Esnâf-ı elmâs-bür ya‘nî hakkâk-i elmâs: Kârhâne yedi, neferât kırk beş adeddir. Bunların ma‘rifeti bir esnâfa benzemezdir. Kara taşdan elmâs-ı hâmları pâre pâre çıkarup her parçasın kurşumlu direfşler içine koyup âdem çevirir dollâblar üzre koyup yine kurşumdan çarhlarda elmâs bürâdeleri eğüp hâm elmâslar çarhlar üzre deverân ede ede berrâk olur. Ba‘dehu yine bir cânibin kurşuma koyup ol tarafı dahi pâk olur. Murâdı üzre çâr-kûşe mi ve bâdemî mi ve şeşhâne ederse edüp pâk eder görmeğe muhtâc bir çarh-ı dollâblı kârhânedir. Zîrâ elmâs ol kadar sengîn ve berkdir kim kurşum ne kadar nerm ise Cenâb-ı Bârî ana hasm halk edüp elmâsı kurşum hakk eder, aceb hikmetdir. Ve elmâsdan zî-kıymet cevher yokdur. Zîrâ (---) diyârda ma‘deni azdır. Âteşe girdikce berrâk olur. Altun dahi âteşde pâk olur. Anıniçün bu iki ma‘den "Yâ Azîz" ismine mazhar olup azîz [u] makbûl olmuşlardır. Ammâ sâ’ir cevâhirler âteşden cümle fenâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187b ·
metinde göster ·
… mâl ve yıldız cânibi evc-i semâya ser çekmiş kayalar üzre vâkı‘ olmuş kal‘adır.
Ol tarafı
uçurum olmağıla üç tarafında aslâ handak yokdur. Ammâ Bunarbaşı tarafında ve De …
Bahâr eyyâmı Hazret-i Süleymân Bursa'ya gelüp Cebel-i Ruhbân'da Belkîs kız ile yayla faslı ederlerdi. Emîn Nebî'nin du‘âsı berekâtiyle Bursa tûfândan sonra imâristân-ı Emînullah'dır. Ammâ kal‘anın bânîsi ma‘lûm değildir. Lâkin bu kal‘a bir köhne bünyâddır. Devr-i felekden berü ber-karâr bir dârü'l-karâr, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndir kim cümle der-i dîvârları eflâke ser çekmişdir ve esâsı bir yalçın sebz-gûn kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânî bir kal‘a-i metîndir. Tûlânîsi şarkdan garba vâkı‘ olmuşdur. Şimâl ve yıldız cânibi evc-i semâya ser çekmiş kayalar üzre vâkı‘ olmuş kal‘adır. Ol tarafı uçurum olmağıla üç tarafında aslâ handak yokdur. Ammâ Bunarbaşı tarafında ve Değirmânlar mahallesi tarafında ve Kebîr mahallesi tarafında fecc-i amîk handakları vardır. Mürûr-ı eyyâm ile handakı imâr olmayup Celâlî Karayazıcı ve Sa‘îd-i Arab ve Kalenderoğulları nâmân celâlîler, Bursa'yı muhâsara edüp handakların rimâl [ü] türâb ile memlû olmuşdur. Ammâ bu kal‘anın cânib-i erba‘ası esâsında taşlar var kim her biri hammâm kubbesi kadar seng-i azîmlerdir. Andan ma‘lûmdur kim benî Âdem binâsı değildir. Ba‘dehû Kaydefâ destine girüp ba‘zı burc [u] bârûlarını ta‘mîr [u] termîm edüp lisân-ı Yunan üzre târîhleri vardır. Ve bu kal‘a, Keşiş dağının dâmenine vâkı‘ olmağıla lodos rüzgârı ve şarkî rûzgârından emîndir. Cümle evleri, şimâl ve yıldız rûzgârı cânibine nâzırdır kim Filedâr sahrâsı cümle bâğ u bâğçesi ve besâtînleri ile nakş-ı bukalemûn-vâr nümâyândır. Kal‘anın dâiren-mâdâr cirmi, on bir bin adımdır ve altı bin bedendir ve altmış yedi kulle ve cümle beş kapudur. Evvelâ cânib-i cenûba Bunarbaşı Kapusu ve yine cenûba Zindân Kapusu ve Kaplıca Kapusu garba mekşûfdur ve Balıkbâzârı Kapusu. Ez-în-cânib bu kal‘a, cemî‘î düvelde Rûm keferesi elinde kalmışdı. Yedi kerre Konya'dan Âl-i Selçûkiyân ikişer kerre yüz bin leşker-i bî-pâyân ile gelüp yedişer sekizer ay muhâsara edüp vakt-i şitâ geldikde bî-feth rücû‘ edüp giderlerdi. Tâ ki Devlet-i Âl-i Osmân'ın ibtidâ-i zuhûrunda evvelâ Osmân 222b lafzı senesi târîhinde [661] Osmân Gâzî ibtidâ-i cülûsunda üç kerre muhâsara edüp üçüncüde Osmân Gâzî nıkris zahmetine mübtelâ olup âhir üçüncüde dahi feth edemeyüp yine Konya'ya müteveccih olup izn-i şerîfiyle Şehzâde Orhân Çelebi ile Şeyh Hacı Bektâş-ı Velî'yi seksen bin asker-i İslâm ile Bursa'ya gönderüp muhâsara etdiklerinde amân vermeyüp kal‘a-i Bursa'nın Kapluca cânibinde bir kulle-i azîm ve Bunarbaşı'nda dahi bir kulle-i kebîr binâsına mübâşeret edüp yedi ayda bu kulleler temâm olup Bursa'yı kemâ(n)-kân muhâsarâya şürû‘ edüp Kapluca tarafından Orhân Beğ, Bunarbaşı tarafındaki kulleden Orhân Beğ'in birâderzâdesi Timur Beğ ve Balabancık Beğ dağ tarafındaki havâle yerinden muhâsara edüp cânib-i erba‘adan imdâda gelen küffârları cümle dendân-ı tîğdan geçirüp derûn-ı kal‘ada mütehassın olan keferelere kaht [u] galâ müstevlî olup âhir-i küffâr bir sene muhâsaradan sonra vere ile bâ-sulh kal‘ayı Orhân Gâzî'ye sene 722 târîhinde teslîm etdiler. Osmân Gâzî'ye müjde ile Orhân seğirdüp vardıkda, Bursa feth olduğu sâ‘at Osmân Gâzî rûh teslîm edüp oğlu Orhân Gâzî müstakil padişâh olup Hâcı Bektâş-ı Velî ile Bursa'ya gelüp ibtidâ taht-ı Âl-i Osmân olup ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân oldu kim gûyâ bir bâğ-ı İrem idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222a–222b ·
metinde göster ·
… n-ı hasîn ve sedd-i metîndîr. Zîrâ Bozdepe ensesine havâle vâkı‘ olmuşdur. Ammâ
ol tarafı
çâh-ı derk-esfelden nişân verir handak-i amîki vardır. Yetmiş yedi adım girme h …
Der-sitâyiş-i eşkâl-i kal‘a-i Tarabefzûn: Evvelâ cebel-i Bozdepe dâmeniyle Karadeniz sâhil mâbeyninde iki kal‘a-i azîmdir ve üç bölükdür. Birine Aşağı Hisâr derler, birine Orta Hisâr derler ve iç kal‘asına Kulle Hisâr derler. Cümleden bu kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndîr. Zîrâ Bozdepe ensesine havâle vâkı‘ olmuşdur. Ammâ ol tarafı çâh-ı derk-esfelden nişân verir handak-i amîki vardır. Yetmiş yedi adım girme handakdır ve sâfî kesme kayadır. İçinde bir câmi‘i var ve muhâfazacı hâneleri ve mahâzinleri ve cebehâneleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250a ·
metinde göster ·
… îme nazar olundukda mezkûr nehir gûyâ bir tur‘acik gibi nümâyândır. Bu kal‘anın
ol tarafı
tâ bu mertebe kulle-i feleğe kad-keşân olmuşdur. Ammâ yıldız tarafı ve garb u c …
Bu kal‘anın burc [u] bârûları üzre aşağıda cereyân eden Şatt-ı azîme nazar olundukda mezkûr nehir gûyâ bir tur‘acik gibi nümâyândır. Bu kal‘anın ol tarafı tâ bu mertebe kulle-i feleğe kad-keşân olmuşdur. Ammâ yıldız tarafı ve garb u cenûb ve kıble tarafları düz zemîndir. Ve dîvârınun kaddi cümle kırk zirâ‘-ı melikî-i âlîdir ve onar arşın arîz esâs-ı dîvârı vardır. Ve dâ’iren-mâdâr cümle kulle-i bülendlerdir. Ve cümle (---) aded dendân-ı bedendir. Ve bu kal‘a-i müzeyyen siyâh seng-i tırâş ile mebnî olduğundan "Kara Âmid" derler. Ve üstâd-ı sâhib-hendese bu kal‘ayı şekl-i murabba‘dan şimâl [u] cenûba tûlânîce binâ edüp cümle kulleleri ve dendân-ı bedenleri birbirine nâzırdır. Hîn-i muhâtarada birbirini korudur. Ve seng-i hârâdan inşâ olunmak ile zemîni dahi yalçın kaya üzre binâ olunmağın düşman muhâsara etse bir tarafından lâğım [u] meteris sürüp zafer bulmak mümkin değildir. Meğer bir sene muhâsara olunup derûn-ı kal‘ada kaht [u] galâ olup kal‘ayı teslîm ideler. Ve şekl-i murabba‘ının şarkîsi derk-i esfel olmağile handak lâzım değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a ·
metinde göster ·
… İskender deresi meterislerine Allah deyüp yürüyüş edüp çat-a-çat tüfengleşerek
ol tarafı
anlar dahi süzüp şehre koyuldular.
Ne çâre hakîr at üzre kalup hicâbımdan gerü dönemeyüp gaflet ile Mahmûdî kavmi içinde kaldım. Allah âlim u dânâdır kim bir kerre başım dönüp gözüm karardı. Ba‘dehû cânım yerine gelüp havf [u] haşyetden berî olup gözlerim tas-ı pür-hûna döndü.Tarafeynden kurşum bârân-ı la‘net gibi yağar. Halkın kimi düşer ve kimi kalkar ve kimi kalkmaz. Bu hâli görüp cân başıma sıçrayup ol yalçın kayalar içre hakîr de alâ kadri'l-imkân bir hayli fârisü'l-hayllik edüp vâfirce fodullandık. Ammâ mukaddemâ kıyâmet başıma kopdu sandık. Andan gice ile giden niçe bin piyâdegân kavl-i karâr üzre atılan topların sadâsın istimâ‘ etdikleri gibi anlar dahi kal‘a-i Bitlîs'in şarkîsi tarafında Ayn-ı İskender deresi meterislerine Allah deyüp yürüyüş edüp çat-a-çat tüfengleşerek ol tarafı anlar dahi süzüp şehre koyuldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 269a ·
metinde göster ·
… âr-kûşe ve altı kat bölme hisâr-ı üstüvârdır ve iki tarafı nehr-i Turla'dır kim
ol tarafı
alçak yokuş aşağı vâki‘ olmuşdur. Ve iki tarafı yalçın kaya üzre âlî cidâr-ı he …
Ve ilm-i hendese üzre bu kal‘a çâr-kûşe ve altı kat bölme hisâr-ı üstüvârdır ve iki tarafı nehr-i Turla'dır kim ol tarafı alçak yokuş aşağı vâki‘ olmuşdur. Ve iki tarafı yalçın kaya üzre âlî cidâr-ı hemvârdır. Ve iki tarafının yalçın kesme çakmak kayası kaya üzre binâ olunan üç kat dîvârın handakı elli arşın-ı Mekkî derindir ve elli arşın enli bir handak-ı azîmdir kim rub‘-ı meskûnda bu hakîr yedi bin altmış kal‘a seyr [ü] temâşâ etdim, böyle bir ibret-nümâ handak-ı amîk-i mehîb görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36a ·
metinde göster ·
dahi iki kat bölme metîn hisâr-ı üstüvârdır. Ve cümle iki kapusu var. Biri kıbl …
Kal‘ası nehr-i Turla kenârında bir yanı alçak, cenûbu ve kıblesi yüksek küfeke kayalar üzre şekl-i murabba‘ bir şeddadî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ u metîndir, Ve her taşı fîl-i Mengerusî cesedi ve sığır ve at karnı kadar seng-i hârâ taşlardır kim Süleymân Hân'ın Mi‘mârbaşısı Sinân ibn Abdülmennân Ağa bu kal‘ayı inşâ ederken var makdûrun sarf edüp gûnâ-gûn ilm-i hendese üzre ihtirâ‘âtlı kulleler ve musanna‘ ve metîn burc [u] bârûlar etmiş kim vasfında lisân kasırdır ve cümle der [ü] dîvârı yigirmişer ayak enli ve kalın horasanî ve rıhtım dîvâr-ı hemvârdır. Ve dahi dâ’iren-mâdâr cirmi bedenler üzre kâmil iki bin beş yüz germe adımdır ve kara cânibinde handakı gâyet derindir, ammâ nehr-i Turla kenârında handakı yokdur, lâkin ol tarafı dahi iki kat bölme metîn hisâr-ı üstüvârdır. Ve cümle iki kapusu var. Biri kıble cânibine nâzır varoşa açılır büyük ve metîn demir kapudur kim handak üzre asma cisri dollâb ve zincirler ile her gece kalkup cisri kal‘a kapusuna siper ederler. Ve bu kal‘a cümle iki kat dîvâr olmak ile bu büyük kapudan içeri bir kat demir kapu dahi vardır. Kıbleye mekşûfdur kim bu kapu üzre çâr-kûşe beyâz mermerde târîhi var, ammâ gâyet bâlâda olup ve izdihâm yer olmak ile kırâ’at olunmayup tahrîr olunmadı, ammâ bu târîhin sağ tarafında bir beyâz mermer üzre hüsn-i hat ile tahrîr olunmuş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b ·
metinde göster ·
Sağ tarafı çölistândır. Sol tarafı ma‘mûr kurâlarla müzeyyendir, ammâ
ol tarafı
kal‘a altında bataklık kenârında dolma rıhtım ağaçdan kavî palankadır. Bu batak …
Sağ tarafı çölistândır. Sol tarafı ma‘mûr kurâlarla müzeyyendir, ammâ ol tarafı kal‘a altında bataklık kenârında dolma rıhtım ağaçdan kavî palankadır. Bu bataklık gelüp ayağı nehr-i Tasma'ya karışır. Tahta örtülü evleri ve deyr-i sagîrleri ve bir hayli çârsû-yı bâzârı vardır. Hatmanı, Hân'a hedâyâlar getirüp kal‘adan top şâdumânları olurken Hân hemân tahta'l-kahve yeyüp sûr-ı rıhletler çalınup ol ândan andan cânib-i şarka meyyâl çölistân ile bir konak yeri ân-ı vâhidde varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 48a ·
metinde göster ·
… a⟧ bin aded dendân-ı bedendir ve üç tarafı nehr-i Tuna'dır. Bir tarafı karadır.
Ol tarafı
ise iki kat amîk handak olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olduğundan bu kal‘a he …
Ve bu kal‘a İslâmbol'dan on yedi sene mukaddem feth olmuşdur ve her kullesi minâre kaddi çâr-kûşe âlî kullelerdir ve cümle on iki 183a bin aded dendân-ı bedendir ve üç tarafı nehr-i Tuna'dır. Bir tarafı karadır. Ol tarafı ise iki kat amîk handak olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olduğundan bu kal‘a hemân bir cezîre gibi kalmışdır ve iç kal‘ası Tuna kenârı köşesindedir kim azîm vezni üzre kulle-i bâlâları var. Her kullelerin içleri fetihden berü mâl-â-mâl hazîne ve cebehânelerdir ve bu iç kal‘anın kapusu önündeki handak dahi başka leb ber-leb nehr-i Tuna'dır ve bu iç kal‘anın yere berâber Tuna'ya nâzır içine âdem sığar şayka topları var kim her biri ejder-i heft-sere benzer ve bu iç hisâra aslâ enâyî âdem giremez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182b–183a ·
metinde göster ·
Ammâ bu kal‘anın mağrib cânibi uçurum bayırlı zemîn olmağile handakı yokdur ve olmak da mümkün değildir ve lâzım da değildir, zîrâ ol tarafı sâfî kesme yalçın kayalar üz[re]dir, ammâ Beç kapusundan taşra kal‘anın kâmil bin adım yeri derin ve sarp ve arîz kesme kaya handakı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79b ·
metinde göster ·
… karşu tarafındaki şehr-i Kilis sancağı hükmünde olup başka voyvadalıkdır, ammâ
ol tarafı
ol kadar ma‘mûr değildir. Ve nehr-i Neretva üzre bir ağaç cisr-i kebîr ile beri …
Eşkâl-i zemîn-i imâreti: Nehr-i azîm Neretva kenârında bir vâsi‘ dereli ve depeli ve kayalı ve bâğ u bostânlı yerde nehr-i Neretva'nın iki tarafı ma‘mûr şehirdir, ammâ Neretva nehrinin karşu tarafındaki şehr-i Kilis sancağı hükmünde olup başka voyvadalıkdır, ammâ ol tarafı ol kadar ma‘mûr değildir. Ve nehr-i Neretva üzre bir ağaç cisr-i kebîr ile beri şehirden karşu şehre ubûr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 167b ·
metinde göster ·
… rûf bir temâşâgâh kayası var, cümle sahrâ andan nakş-ı bûkalemûn nümâyândır. Ve
ol tarafı
gâyet sedd-i metîn dolma rıhtım sa‘b ve kavî dîvâr-ı üstüvârdır. Ve bu sarâyın …
Ve bu iç kal‘ada Seyrântaşı demek ile ma‘rûf bir temâşâgâh kayası var, cümle sahrâ andan nakş-ı bûkalemûn nümâyândır. Ve ol tarafı gâyet sedd-i metîn dolma rıhtım sa‘b ve kavî dîvâr-ı üstüvârdır. Ve bu sarâyın dam u bâmları ve maksûreleri cümle gûnâ-gûn kiremit örtülüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 171b ·
metinde göster ·
gâyet metîn ü kavî fîl cüssesi kadar taş dîvârdır. Ve kapunun iki yanlarındaki …
Ammâ Freng kapusu tarafı Süleymân Hân zamânı sademât-ı topdan hayli rahneler yemiş, anıniçün ol tarafı gâyet metîn ü kavî fîl cüssesi kadar taş dîvârdır. Ve kapunun iki yanlarındaki cümle taşları yonma mutarraş ve musaykal taş değildir, cümle yumru ve yamrı taşlardır. Ve bu tarafı dîvârı seksen arşın bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
… dır. Ammâ bu ikinci kat kal‘anın deryâ tarafında aslâ kal‘a dîvârı yokdur, zîrâ
ol tarafı
deryâya enince kâmil üç yüz arşın bâlâ yalçın kayalardır kim gûyâ kûh-ı Bî-sütû …
Sitâyiş-i aşağı orta kal‘a: Buna iç kal‘a derler. Bu dahi bir kat tolma kârgîr dîvârlı kal‘adır kim kâmil bin adım cirimli dîvârdır. Ve cümle şimâle nâzır bir kapusu var, ammâ iki kat dolamaç demir kapulardır. Ve cümle altı kullesi vardır. Bu bir kat kal‘a içinde on mikdârı kiremit örtülü neferât evleri var, ammâ bunda dahi kimesne sâkin değillerdir. Bu dahi gâyet kal‘a-i bâlâ olmak ile enüp çıkmak müşkil olduğundan derûn-ı hisârda bir âdem olmaz, ammâ bunda dahi nigâhbânlar vardır. Ammâ bu ikinci kat kal‘anın deryâ tarafında aslâ kal‘a dîvârı yokdur, zîrâ ol tarafı deryâya enince kâmil üç yüz arşın bâlâ yalçın kayalardır kim gûyâ kûh-ı Bî-sütûn'dur. Kayalar altına ba‘zı ufak gemiler direkleriyle girüp yatırlar. Tâ bu mertebe şâhîn ve zağanos ve miskî kartal kuşu âşiyânlı kayalardır kim kuş tırnakları ilinmez mavî yalçın mehîb kayalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135b ·
metinde göster ·
Ve tâ Yedikulle'den yokuş aşağı bu Kelemerye kullesi burnuna gelince dahi handak yokdur ve yalın kat Şeddâdî binâ-yı âlî dîvâr-ı üstüvârdır. Ammâ bu Kelemerye kullesinden taşra deryâ kenârınca adımlamak müşkildir, zîrâ ol tarafı deryâ döğer. Ol ecilden Kelemerye kapusundan içeri girüp Kelemerye kal‘ası dîvânhânesi kapusuna dek andan tâ iskele kapusuna dek kal‘a dîvârının iç yüzünden iki bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 224a ·
metinde göster ·
… nînli hâne-i ra‘nâların cümle pençereleri (...) yıldız cânibine nâzırlardır kim
ol tarafı
limandır.
Mezkûr Koron limanı kenârından tâ kal‘aya varınca bir mürtefî‘ zemînde biri biri üzre kat-ender-kat varoşdur kim cümle altı yüz aded kârgîr binâ-yı 272b âlîler olup serâpâ kırmızı kiremitler ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrları bâğ u hadîka-i cinînli hâne-i ra‘nâların cümle pençereleri (...) yıldız cânibine nâzırlardır kim ol tarafı limandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a–272b ·
metinde göster ·
… olmayup şekl-i murabba‘ vâki‘ olup şimâle nâzır bir küçücük demir kapucığı var.
Ol tarafı
gâyet metîn ve yigirmi arşın yüksek Şeddâdî dolma rıhtım dîvârdır. Ammâ cânib-i …
El-hâsıl cemî‘i seyyâhân-ı berr [ü] bihârân tevârîh-şinâsân bu kal‘a hakkında kal‘a-i Kahkahâ-yı Rûm deyü tesmiye etmişler. Aslâ bir tarafından bu kal‘aya zafer mümkin olmayup şekl-i murabba‘ vâki‘ olup şimâle nâzır bir küçücük demir kapucığı var. Ol tarafı gâyet metîn ve yigirmi arşın yüksek Şeddâdî dolma rıhtım dîvârdır. Ammâ cânib-i cenûba ve taraf-ı kıbleye nâzır olan yerlerinde aslâ ve kat‘â kal‘a dîvârı yokdur. Bu taraflardan âdem aşağı baksa ödü sıdar. Ne‘ûzü billâh uçurum derk-i esfel kayalardır kim gûnâ-gûn hûş [u] tuyûrlar âşiyân etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 281b ·
metinde göster ·
… i‘in cemâ‘ati câmi‘-i Halîl cemâ‘atin görüp salât-ı sahîh olmağıyçün bu câmi‘in
ol tarafı
amûdlardır, mâbeynleri demir ve tuc kafeslerdir.
Câmi‘-i Cavliyye: Allâhü a‘lem Mısır pâdişâhlarından Yûsuf Salâhaddîn binâsıdır. Kaçan Hazret-i Halil câmi‘inde cemâ‘at-i kesîre oldukda bu câmi‘de Y 231a edâ-yı salât ederler. Gerçi mâbeyninde yol vardır, ammâ yine pâk harem yoludur, anda dahi namâz kılınır. Ve bu câmi‘in cemâ‘ati câmi‘-i Halîl cemâ‘atin görüp salât-ı sahîh olmağıyçün bu câmi‘in ol tarafı amûdlardır, mâbeynleri demir ve tuc kafeslerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y230b–Y231a ·
metinde göster ·