… meyyiti altından geçse yâhûd üstünden atlasa ol meyyit câzû olup ehl-i cehennem
ola. Bu
hâl üzre lâşe-i Yahûd meydânda kalup âhir Dîvâneyi ba‘zı müslimler bir kaç guru …
"Bire Çelebi çufuddur, müselmân değildir" dedikçe kimine balgam kimine sümük atarak kimine muşt urarak Yahûdî tâbûtu altından geçmek murâd edindikde cuhûdların akılları başlarından gidüp tâbûtu şâhrâh üzre bırağırlar. Meğer Yahûdîlerin zu‘m-ı bâtıllarınca bir müselmân, Yahûdî meyyiti altından geçse yâhûd üstünden atlasa ol meyyit câzû olup ehl-i cehennem ola. Bu hâl üzre lâşe-i Yahûd meydânda kalup âhir Dîvâneyi ba‘zı müslimler bir kaç guruşa sulh edüp yine ba‘de's-sulh edebde dal-kîr mühmele olup lâşe-i Yahûd üzre sepe sepe işeyüp başında şapka ile firâr etdi. İşte bu gûne bir büdelâ cân idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115b ·
metinde göster ·
Şehr-i Bursa içre niçe yüz bin kibâr-ı evliyâullah medfûndur ve niçe binin dahi ziyâret edüp birer Fâtiha-i şerîf ile rûh-ı şerîflerin yâd etdik. Ammâ ism-i şerîfleri ma‘lûmumuz olma[ma]ğile tahrîr olunmadı. Bu tahrîr etdiğimiz sultânlara birer Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp himmet-i aliyyelerin recâ etdiğimiz 240b tahrîr olunan sultânlardır kim her birine birer takrîb ile âşinâlık kesb eyleyüp hamd-i Hudâ ibtidâ seyâhatimizde bu kadar kibâr-ı evliyâullahın âsitâne-i merkad-i pür-envârlarının atebe-i süflâlarına rû-mâlîde eyledik. Himmetleri hâzır ola. Bu niyyet cümle ehl-i îmân rûhîçün, Allah rızâsıyçün, Fâtiha, ve's-selâm, rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 240a–240b ·
metinde göster ·
Ziyâret etdiğimiz bu sultânlardır. Himmetleri hâzır u nâzır
ola. Bu
şehr içre akrabâmız Kuloğlu Mehemmed Çelebî hânesinde on gün zevk u safâ edüp n …
Ziyâret etdiğimiz bu sultânlardır. Himmetleri hâzır u nâzır ola. Bu şehr içre akrabâmız Kuloğlu Mehemmed Çelebî hânesinde on gün zevk u safâ edüp niçe ehibbâ ve dûstânlar ile müşerref olup andan yine gemiye süvar olup deryânın karşu tarafında üç mil ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 243b ·
metinde göster ·
… u‘âdan unutma, pîrlere ri‘âyet eyle. Yürü Allah işin râst getirüp âkıbetin hayr
ola." Bu
niyyete el-Fâtiha deyüp Fâtiha-i şerîfi tilâvet edüp dest-bûs ederken türbe-i p …
buyurmuşdur. Bu nasîhatlarımı tut ve hukûk-ı vâlideyni ve bizi hayr du‘âdan unutma, pîrlere ri‘âyet eyle. Yürü Allah işin râst getirüp âkıbetin hayr ola." Bu niyyete el-Fâtiha deyüp Fâtiha-i şerîfi tilâvet edüp dest-bûs ederken türbe-i pür-envâr kapusundan bir kütürdü kopup "Ya bu türbenin türbedârı yok a" derken hâbdan bîdâr olup Er Sultân'ın sandûkası sûfu altından çıkup mest [u] medhûş sır sıklam tere gark olmuşum. Meğer türbe-i şerîfe vâfir zâ’irler gelüp "Siz türbedâr mısız" dediler. "Belî bu âsitânenin huddâmı olduk" deyü anlar dahi ziyâret edüp hakîr vedâ‘-ı Fâtiha'yı tilâvet edüp yine bâb-ı sa‘âdetin sedd edüp bükâ-âlûd olarak konağıma gidüp dosdoğru bu vâkı‘ayı paşaya dedim. Hemân paşa "Estağfirullah Arapça " deyüp "Tiz bölükbaşılara ve sekbân ve sarıca askerlerine verilen cebehâne tüfenkleri ve silâhların getirsinler. Bize kal‘a-i Engürü'ye kapanup celâlî olmak şimden gerü harâmdır" deyü cümle silâhları askerî tâ’ifelerinden alup âsûde-hâl oldu. Meğer Paşa dahi benim gördüğüm Er Sultân vâkı‘asın gördüğün hakîre nakl edüp vâkı‘alarımız vâkı‘ olup mutâbık geldi. Meğer paşanın dimâğında Engürü'de kapanup celâlî olmak râyihacığı var imiş. Ba‘dehû bu Er Sultân'ı ve Hacı Bayrâm-ı Velî Sultân'ı ziyâret etmeği üzerime iltizâm edüp şürû‘ etdiğim hatm-i 359a şerîfleri temâm edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 358b–359a ·
metinde göster ·
… ‘cizâtın bilmeyüp ol serverin / Nâme yazıp gönderüp kavm-i dalâl / Sandılar kim
ola bu
işi muhâl
Verdi ağzından dedi kim yâ ÖmerEmr-i Hak'dır sen bunu tut mu‘teberBu emânetdir senin ağzında bilVakti gelince anı sen saklagılAnı bel‘ etdi Emîrü'l-mü’minînMustafâ'nın sırrına oldu emînDâr-ı mihnetden çû mihnet dârınaGitdi sultân kodu yârın yerineYâr-ı sânî a‘del ü âlim ÖmerEhl-i İslâm buldu devrinde zaferBir melîkin adı Harkil-Rûm idiKendisi ve cümle kavmi şûm idiGörmediler yüzünü PeygâmberinMu‘cizâtın bilmeyüp ol serverinNâme yazıp gönderüp kavm-i dalâlSandılar kim ola bu işi muhâl
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17a ·
metinde göster ·
… nda ve bu Ma‘arra'da dahi ziyâret etdim. Allahu a‘lem biri kabri ve biri makâmı
ola. Bu
Yûşa‘ Nebî'nin avreti Mûsâ Nebî'nin kız karındâşı Meryem Hâtûn'dur kim Tûr-ı Sî …
Ziyâretgâh-ı Ma‘arra: Evvelâ şehrin eski zemîninde Hazret-i Yûşa‘ b. Nûn aleyhi's-selâm medfûndur. Yüz yigirmi yıl mu‘ammer olup Tîh sahrâsında Semûd şehrinde sâkin idi. Hazret-i Mûsâ ile ba‘zı zamân mülâkât olup koyun güderlerdi. Mûsâ Nebî vefâtından sonra yedi sene mu‘ammer olup vefât etdi. Şâm Tarablusu'nda ve bu Ma‘arra'da dahi ziyâret etdim. Allahu a‘lem biri kabri ve biri makâmı ola. Bu Yûşa‘ Nebî'nin avreti Mûsâ Nebî'nin kız karındâşı Meryem Hâtûn'dur kim Tûr-ı Sînâ'da medfûndur. {Ammâ Hazret-i Yûşa'ın pederi Hazret-i Nûn, Hazret-i Yûsuf'un oğlu Efrâyim hazretleri oğlu Hazret-i Nûn'dur. Bunun oğlu Yûşa‘ Nebî'dir. Ammâ Mısır halkı zu‘mı üzre Hazret-i Nûn râvî-i hadîs olan Şeyh Atabe-i Güveynî kurbunda medfûndurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51a ·
metinde göster ·
… ya alup eyle kılıç uralım kim Tabanıyassı Mehemmed Paşa Haleb'de askere urmamış
ola. Bu
tarafa kaçanları muhzır ağa yoldaşları ve hânda olan âdemlerimiz kurşuma dutsun …
Bu hâlde iken paşa buyurdular kim "Ayâ bizden bir âkıl u hamûl u halûk kimesne kim var kim bu tâ’ife-i mütemerridîn huzûrumuzda sizden râzı olduk, deyü tesellî-i hâtırla gitdiler. Ayâ aslı ne ola, bundan kim haber getirebilir" dedikde cânib-i erba‘asına bir hayli nigerân edüp aslâ bir merd-i meydân gelüp, sultânım fermânınız olursa ben giderim, demediler. Hemân Kudde Mehemmed Kethüdâ eydür "Sultânım, bu eşirrâ-yı ecnâs def‘ine çâre budur kim bunlar bir alay çakkal u bakkal ve muhtekir sarraç ve gazzâz ve bezzâz ve cemmâl u hammâl kavimlerdir. Bunlar ölüm erleri değillerdir. Her biri İsmihân ü Ümmühân ve Gülistân u Bostân ve Râbi‘a vü Fâtıma'sından geçmezler. Bu bizim sarâyda hâlâ bin yedi yüz harc alır ağavât ve karakollukçu vardır ve karşu hânımızda Daşnık Mirza ve Hanifi Halîfe cengin görmüş ve Diyârbekir'de Sincâr dağında Saçlı Kürdü kırdığımız cengleri görmüş üç bin ceng eri 103a Abaza ve Çerkez ve Gürcî ve Kürd ve Arnavud yiğitlerimiz var. Ve yüz elli baltacı tüfeng-endâz var ve kâmil câna başa kalmaz dörd yüz iç ağaları var. Cümle altı bin aded asker olur. İbtidâ tenbîh edelim. Ayasofya kapusun sedd etsinler. Andan bostâncıbaşıya haber edelim, Servikapusu içre bostâncılar silâhlarıyla hâzır-bâş olsunlar. Hemân biz sarây kapusun açup üç bin atlı ve piyâde Bâb-ı hümâyûna doğru üç bin yiğit dahi Cebehâne yoluna çıkup bu halkın ardın alup Ayasofya kapusu kapanmış üç askerin ortasında kalan bakkâl ve çakkal gidilerini ortaya alup eyle kılıç uralım kim Tabanıyassı Mehemmed Paşa Haleb'de askere urmamış ola. Bu tarafa kaçanları muhzır ağa yoldaşları ve hânda olan âdemlerimiz kurşuma dutsunlar. Bir zamân dâsitân-ı dûstân söylene. Hemân sultânım, cümle tevâbi‘ât [u] levâhıkâta cebehâne verelim. Cebel-i Sincâr'dan ganâyim aldığımız bin mikdârı mükemmel tüfengimiz vardır. Ve tîr [ü] kemân hadden efzûndur" deyü bu gûne cenge tergîb edecek yollar gösterüp herkes cenge âmâde iken ayâ görelim dahi ne zuhûr eder, deyü müterakkıb iken Koskafurûnlu Muhzır Ağa tebdîl-i câme olup aşağı baltacıların Harem kapusundan taşra firâr etdiği haberi paşaya gelüp paşa hayli müte’ellim olup bed-du‘â edüp "iflâh olmasın" buyurdular. Yine Bâb-ı hümâyûn önünde dahi ziyâde sadâ-yı Allah Allah evce peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102b–103a ·
metinde göster ·
… birer gûne başka kavmdir. Lâkin şecî‘ ü bahâdır yiğitleri olur. Âkıbetleri hayr
ola. Bu
Dobruca içinde on gün deverân ü seyerân edüp cümle ahvâllerine vâkıf-ı esrâr ol …
125b Bu lugatlar emsâli niçe bin gûne elfâz-ı mühmeleleri vardır, âb-ı tâb vererek kendüler söyleyüp yine kendileri anlar ammâ beyne'n-nâs yine meşhûr-ı âfâk olan kelimâtlar ile tekellüm dahi ederler. Dobruca ve Deliorman kavmi birer gûne başka kavmdir. Lâkin şecî‘ ü bahâdır yiğitleri olur. Âkıbetleri hayr ola. Bu Dobruca içinde on gün deverân ü seyerân edüp cümle ahvâllerine vâkıf-ı esrâr olduğumuzdan sonra Güğümlü köyünden kalkup yine cânib-i şimâle ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar aşup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125b ·
metinde göster ·
dahi karîbü'l-ahd olmağıla, dedelerimiz hikâye ederlerdi, deyü müsinn âdemler h …
Ve ol ni‘met-i nefîse matbah-ı Keykâvûs'dan berü eyle ni‘met-i lezîz pişmemiş. Meğer kıbel-i Hâk'dan sahrâ-yı Tîh'de Mâ’ide-i Hazret-i Mûsâ olmuş ola. Bu dahi karîbü'l-ahd olmağıla, dedelerimiz hikâye ederlerdi, deyü müsinn âdemler hikâye etdiler. Anınçün buna Tütünsüz Sultân derler. Hakkâ ki çok kerâmetdir. Hâlâ tekyesinde niçe yüz fukarâsı ile ni‘met-i lezîz tenâvül edüp 168a ibâdet ederler, bir acâ’ib ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 167b–168a ·
metinde göster ·
… â edüp ba‘de's-salât hakîr Yâsîn-i şerîfi tilâvet edüp paşa eydür "Evliyâm hayr
ola, bu
gice bir garîb ü acîb bir vâkı‘a gördüm, hayr ola!" dedi. Hakîr eyitdim. "Hayr …
İpşir Paşa hazretleri mühriyle Haleb'den kâmil yedi ayda Âsitâne-i sa‘âdete gelüp Melek Ahmed Paşa efendimizle Kubbealtı'nda umûr-ı müslimîni görüp iki birâder-i cân-beraber hüsn-i zindegânî edüp üç gün mesâlih-i müslimîni ve hizmet-i pâdişâhîyi İpşir Paşa, Melek Ahmed Paşa re’yiyle ederdi. Dördüncü gice ki oldu, Melek Ahmed Paşa ale's-sabâh salât-ı fecri edâ edüp ba‘de's-salât hakîr Yâsîn-i şerîfi tilâvet edüp paşa eydür "Evliyâm hayr ola, bu gice bir garîb ü acîb bir vâkı‘a gördüm, hayr ola!" dedi. Hakîr eyitdim. "Hayr ola, Hazret-i Yûsuf'un gördüğü ve yorduğu vâkı‘a ola!" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182a ·
metinde göster ·
kal‘a-i enderûnda cümle (---) aded neferâthâneleridir. Ve bir hammâm ve bir Hâl …
Kâmil dörd bin adımdır. İçinde yüz elli aded hücreli ve müte‘addid dîvânhâneli sarây-ı azîmdir. Her gelen vüzerâ [vü] vükelâlar birer hücre ve hammâm ve havuz ve şadırvânlar inşâ edüp kat-ender-kat bir sarây-ı müzeyyen olmuşdur. 200b Cümle revzenleri ve şâhnişînleri Şattu'l-Arab'a ve Sa‘dî köy sahrâsına ve Karadepe nâm vâdîlere nâzır manzara-ı cihân-nümâlardır. Ve sarâyun bir dîvânhâne-i atîki var. Selâtîn-i selefden Sultân (---)(---) binâsıdır. Bunda olan tarz-ı kadîm nakş-ı bukalemun meğer Mısr-ı Kâhire'de kâl‘a-ı Sultân Kalâvân'da ola. Bu kal‘a-i enderûnda cümle (---) aded neferâthâneleridir. Ve bir hammâm ve bir Hâlid ibn Velîd câmi‘i var. Ve on aded su değirmânları var. Bir içkal‘ada böyle âsiyâb-ı mâ yokdur. Ve bir diyâra mahsûs değildir kim paşalar içkal‘aya gireler, değil ki sâkin olalar. İllâ cümle vüzerâ bu Diyârbekr'ün içkal‘asında olurlar. İbtidâ bu sarâyun bânîsi Selîm Hân-ı evvel vezîri fâtih Bıyıklı Mehemmed Paşa'dır. Haylî vâsi‘ sarây-ı azîmdir. Ve içkal‘a-i metîndir. Şehir içinde cânib-i kıbleye nâzır bir demir kapusu var. Dâ’imâ dîdebânları âmâde olup nigehbânlık ederler. Ve dahi bu içkal‘a değirmânları suyu kudretden yine içkal‘a içinde kayadan tulû‘ edüp âsiyâbları deverân etdirüp paşa sarâyından geçüp kal‘a dîvârında bir demir kafes pencereden çıkup Fızkayası'ndan aşağı rîzân olup taşdan taşa kendüyi urup selsebîl-âsâ cereyân ederek nehr-i Şatt'a munsabb olur. Ammâ âb-ı nâbdan nişân verir İçkal‘a aynı'dır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a–200b ·
metinde göster ·
… lâ derûn-ı kal‘aya avret bile komazlar, meğer âşinâlarından bir hâtûn-ı mestûre
ola. Bu
kapudan gayrı dervezesi yokdur.
Andan aşağı top delikleri var ammâ sonradan delmişler. Cümle dîvârları köşe köşe çıkup her dirsek kulleleri birbirlerin gözler ve her kulle üzre dîdebânhâneler vardır. Ve cânib-i cenûba aşağı şehre nüzûl eder üç kat demir kapusu vardır kim kapu mâbeynlerinde âlât-ı silâh müzeyyen olmuşdur. Cemî‘i dîdebânlar bu bâb-ı azîmde dîdebânlık edüp bir merd ü zen kal‘aya girmek ihtimâli yokdur. Zîrâ bir kerre niçe yüz merd-i fetâ zen-i fertûte şeklinde kal‘aya girüp kılıç urup feth etdiklerinden hâlâ derûn-ı kal‘aya avret bile komazlar, meğer âşinâlarından bir hâtûn-ı mestûre ola. Bu kapudan gayrı dervezesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a ·
metinde göster ·
… u kal‘a bir sa‘b sûr-ı üstüvârdır. İhtimâldir kim muhâsarası mümtedd ve müştedd
ola. Bu
kerre ferâğat etmekde müşkil. Mısra‘:
Ve Van kulunun yaşlı ve taşlı ve Hasanî vü Hüseynî gâzîlerinin ebü'l-kelâmları eyitdiler: "Devletlü vezîr! Hân bizim yedi yıllık Muş harâcımız ve şehr içre harbî kefereleri harâcımızı tağallüben zabt edüp yedi yıldan berü bize bir dane-i hardal vermedi. Hâlâ ellerimizde şer‘î temessüklerimiz ve huccet-i şerîflerimiz vardır kim hânın zimmetinde bu kadar mâl kalup cümle erzâkı bu kal‘a-i metîndedir. Toplar uralım, bi-emrillah feth idelim." dediklerinde Paşa-yı dûrbîn fikr eyitdi: "Sizin ve bizim hasmımız hân-ı bîcân idi. Hamd-i Hudâ firâr etdi. Bu kal‘a pâdişâhındır. Kal‘aya top çekince bu kal‘a bir sa‘b sûr-ı üstüvârdır. İhtimâldir kim muhâsarası mümtedd ve müştedd ola. Bu kerre ferâğat etmekde müşkil. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270b ·
metinde göster ·
… ar kim, "Eğer Acem ve eğer Osmânlı gâlib olup Şehrezûr zor-ı bâzû ile her kimde
ola bu
kavim ana tâbi‘ ola." deyü ellerinde yarlığ-ı belîğleri var ve ülkenin cânib-i …
Menzil-i ülke-i Oraman: Bir dere kenârında hakkâ ki orman hıyâbânlı bâğ u bâğçeli ve câmi‘ ü hân u hammâmlı çârsûsuz bir ma‘mûr u âbâdân bin beş yüz hâneli belde-i ma‘mûrdur. Bu kendin hâyilindeki kûh-ı bülend üzre kal‘a-i Cihân Şâh nâm bir kal‘a-i tamâm vardır kim Âzerbaycân şâhlarından Cihân Şâh binâ etmeğile anın ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i bâlâdır. Ma‘mûr u âbâdândır ammâ bu mahalde sayd-ı şikâre taraş ve tola ve çapar ve araş zağarlar ile ve Bağdâd ve Urfa küçüğü tazılarımızla şikâra gidüp kal‘a-i Cihân Şâh'ı temâşâ edemedik ammâ mesâfe-i ba‘îdeden seng-binâ bir kal‘a-i metîn-i ra‘nâ nümâyân idi. Ahâlî-i vilâyetin takrîri üzre bunu da Süleymân Hân asrında Cihân Beğ nâm bir mîr-i hümâm bu kal‘ayı yine Baltacı Mehemmed Paşa'ya teslîm-i miftâh edüp mutî‘ olur. Ammâ ahâlîsi cümle Ekrâd-ı Şâfi‘îdir. Mîr-i aşîretlerinin ismi Şems-i Alî'dir. Ellerinde hatt-ı şerîfleri var kim, "Eğer Acem ve eğer Osmânlı gâlib olup Şehrezûr zor-ı bâzû ile her kimde ola bu kavim ana tâbi‘ ola." deyü ellerinde yarlığ-ı belîğleri var ve ülkenin cânib-i şarkîsinde Hemedân ve Dergezîn-i Acem beş konak yakındır. Cânib-i kıblesinde dahi kal‘a-i Musul beş menzil yerdir. Ve cânib-i şimâlinde kal‘a-i İmâdiyye dahi beş menzil zemîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374a ·
metinde göster ·
gece vâkı‘amda cenâbınız ile cümle ağavât du‘âcıların Mısır şehrinde imişsiz. A …
"Sultânım, hayr ola bu gece vâkı‘amda cenâbınız ile cümle ağavât du‘âcıların Mısır şehrinde imişsiz. Anda iç kal‘ada Süleymâniyye câmi‘i nâmında bir câmi‘ var imiş. Niçe bin pîr [ü] cüvân sultânıma gelüp eyitdiler. ‘Sultânım, bu Süleymâniyye câmi‘i mihrâbının sol cânibi dîvârı şişüp taşra depüp münhedim oluyor. Mütevellîsi şeyh Ahmed Ağa ve kayyımı Evliyâ Çelebi bu câmi‘in harâb oluyorduğun hâkime bildirmeyüp yıkılup harâbe mü’eddî oluyor. Rızâ-yı Allâh içün olsun, siz keşf edüp bir hâl ile bu Süleymâniyye câmi‘in ta‘mîr [ü] termîm eylen. Tâ ecel-i müsemmânıza dek Mısır şehrinde hâkimü'l-vak[t]sin. Bu iş sizin başınızdadır. Rûz-ı mahşerde bu vakfullâh sizden su’âl olunur’ deyü vâki‘ hâli sultânıma ahâlî-i Mısır bildirdiler" deyince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 32b ·
metinde göster ·
leyle-i mübârekede görürüm. Özü kal‘ası üstüne niçe bin kara kuşlar konup feryâ …
"Evliyâm, hayr ola. Bu leyle-i mübârekede görürüm. Özü kal‘ası üstüne niçe bin kara kuşlar konup feryâd [u] figânlar ederek ayaklarında[n] ve minkarlarından ber-havâ kal‘a içine birer taş bırakdılar. Hemân kal‘a içinden bir feryâd u figân kopup kal‘a kapuların açup cümle ümmet-i Muhammed kal‘adan kaçarken taşra çıkan âdemlerin niçesin kuşlar yemeğe başladı. Ve kal‘adan ba‘zı ümmet-i Muhammed niçe yüz kuşları ayaklarından tutup bağladılar ve birkaçın îzâ ve işkence ile öldürdüler. Ve cümle kara kuşlar bir yere cem‘ olup kal‘anın bir kullesi üzre konup etrâf [u] eknâfa uçup hâr-ı hâşâklar taşıyup yuva yapmağa başladılar. Hemân kal‘a içinden bir âteş zâhir olup cümle kara kuşların kanatları yanup yere düşüp kanatsız kuyruksuz dik dik kalkışmağa başlayup uçmağa medârları kalmadı" deyüp bu vâkı‘ayı hakîre dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53a ·
metinde göster ·
… gerek kim ahd [ü] emânı yerine gelüp kâfirden îmânın alup kâfire îmânın vermiş
ola. Bu
kerre şimdi kâfir katl olursa cennete gitmiş ola. Bu ölürse kâfirin bî-dînle ce …
İşte şimdi bu gâzînin bu kâfir karındaşı olup bu müselmânı esîrlikden kurtarmış. şimdi bu kâfir bunların elinde esîr olup saklayup halâs etse gerek kim ahd [ü] emânı yerine gelüp kâfirden îmânın alup kâfire îmânın vermiş ola. Bu kerre şimdi kâfir katl olursa cennete gitmiş ola. Bu ölürse kâfirin bî-dînle cehenneme girir ola. Bu ise müselmânın ve kâfirlerin kitâbında bile yokdur. Ancak bu serhadlerde bu bed-âyîn çokdur" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137a ·
metinde göster ·
… alup kâfire îmânın vermiş ola. Bu kerre şimdi kâfir katl olursa cennete gitmiş
ola. Bu
ölürse kâfirin bî-dînle cehenneme girir ola. Bu ise müselmânın ve kâfirlerin ki …
İşte şimdi bu gâzînin bu kâfir karındaşı olup bu müselmânı esîrlikden kurtarmış. şimdi bu kâfir bunların elinde esîr olup saklayup halâs etse gerek kim ahd [ü] emânı yerine gelüp kâfirden îmânın alup kâfire îmânın vermiş ola. Bu kerre şimdi kâfir katl olursa cennete gitmiş ola. Bu ölürse kâfirin bî-dînle cehenneme girir ola. Bu ise müselmânın ve kâfirlerin kitâbında bile yokdur. Ancak bu serhadlerde bu bed-âyîn çokdur" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137a ·
metinde göster ·
… âfir katl olursa cennete gitmiş ola. Bu ölürse kâfirin bî-dînle cehenneme girir
ola. Bu
ise müselmânın ve kâfirlerin kitâbında bile yokdur. Ancak bu serhadlerde bu bed …
İşte şimdi bu gâzînin bu kâfir karındaşı olup bu müselmânı esîrlikden kurtarmış. şimdi bu kâfir bunların elinde esîr olup saklayup halâs etse gerek kim ahd [ü] emânı yerine gelüp kâfirden îmânın alup kâfire îmânın vermiş ola. Bu kerre şimdi kâfir katl olursa cennete gitmiş ola. Bu ölürse kâfirin bî-dînle cehenneme girir ola. Bu ise müselmânın ve kâfirlerin kitâbında bile yokdur. Ancak bu serhadlerde bu bed-âyîn çokdur" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137a ·
metinde göster ·
… yle bir fütûhât-ı cemîle ma‘lûmumuz değildir kim Revân ve Bağdâd'dan berü olmuş
ola. Bu
cümleden bir muhârebe-i azîme ve bir feth-i amîme-i savaş-ı perhâş idi kim hamd …
Böyle gazâ-i ekber ol sene-i mübârekede nasîb oldu kim böyle bir fütûhât-ı cemîle ma‘lûmumuz değildir kim Revân ve Bağdâd'dan berü olmuş ola. Bu cümleden bir muhârebe-i azîme ve bir feth-i amîme-i savaş-ı perhâş idi kim hamd-i Hudâ müşârün-ileyh Fazlî Paşa'ya müyesser oldu, Allâh mu‘ammer eyleye ve böyle fütûhâtı Cenâb-ı Bârî yârî kılup efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya erzânî kıla, âmîn ve yâ mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 139a ·
metinde göster ·
… aşa karındaşım, aşk olsun ve beni öldürmeğe niyyet etmişsin. Gazân kutlu olacak
ola. Bu
yanındaki ip nedir?" dedikde, hemân İsmâ‘îl Paşa eydir:
"İsmâ‘îl Paşa karındaşım, aşk olsun ve beni öldürmeğe niyyet etmişsin. Gazân kutlu olacak ola. Bu yanındaki ip nedir?" dedikde, hemân İsmâ‘îl Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 184b ·
metinde göster ·
belîdede Harâccı Mustafâ Ağa karındaşımızla dahi mülâkât olup bizi bir bâğ-ı Me …
Âb [u] hevâsı letâfetinden bu karyede al tebekânî elma yanaklı ve la‘l-gûn kiraz dudaklı ve marâl gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü Bulgar ve Urûm kızları olur. Hudâ-ı Hallâk'a ayândır gûyâ her biri birer bânû-yı perîzâdlardır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Misilleri meğer Şâm-ı cennet-meşâm kurbunda şehr-i Havrân güzelleri ola. Bu belîdede Harâccı Mustafâ Ağa karındaşımızla dahi mülâkât olup bizi bir bâğ-ı Merâmda kondurup cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtımız ta‘yîn etdiğinden mâ‘adâ hakîre bir at ihsân etdi kim ne at bir hüssân-ı sâfinât misilli mu‘teber at.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53b ·
metinde göster ·
"Vezâret ve tevliyetin mübârek olup Cenâb-ı Kibriyâ cümle Budin vüzerâlarının ve cümle asâkir-i İslâm hıfz-ı amânında ola. Ve Gül Baba Budin gözcüsü olup himmetleri hâzır ve nâzır ola, bu niyyete el-Fâtiha" deyüp Fâtiha-i Ümmü'l-kitâb tilâvet olunup ale'l-akîb Hayreddîn Efendi nâm bir fâzıl-ı benâm bir âlim ve fuzelâ-yı hümâmı beş yüz akçe [ile] mevleviyyet-i molla eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 78a ·
metinde göster ·
Bu sultân Budin'in gözcüsüdür, himmetleri hâzır u nâzır
ola. Bu
sultânın aslı ve fer‘i menâkıbı bâlâda münâsebetiyle tahrîr olmuşdur, rahmetull …
Bu sultân Budin'in gözcüsüdür, himmetleri hâzır u nâzır ola. Bu sultânın aslı ve fer‘i menâkıbı bâlâda münâsebetiyle tahrîr olmuşdur, rahmetullâhi aleyhi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 86a ·
metinde göster ·
… ve ayular ve hınzîrlar ürküp kaçarlardı, bunların kütürdü işitdik dedikleri ol
ola. Bu
haberin kizbe ve sıdka ihtimâli olup fermânınız ile ibtidâ bizden sadâ-yı Allâh …
Hakîr eyitdim: "Amân sultânım, n'eylersiz. Bunlar Karaman Türkleridir ve öte yaka çakallarıdır. Bunlar orman içre yol azıdup karanlıkda giderek gözleri büyüyüp ihtimâldir, çatırdı ve patırdı ve gürüldü kâfir askeri gürüldüsü olmaya, dağlarda geyikler ve sığınlar ve ayular ve hınzîrlar ürküp kaçarlardı, bunların kütürdü işitdik dedikleri ol ola. Bu haberin kizbe ve sıdka ihtimâli olup fermânınız ile ibtidâ bizden sadâ-yı Allâh Allâh kopup Tuna'nın öte tarafında ve beri tarafında olan asâkir-i İslâm içinde kıyâmet kopar ve azîm ürkündülük olur" dediğimde Paşa bu cevâb-ı şâfîden hazz edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a ·
metinde göster ·
… r takrîr etdikde Allâh anlardan ve serdârları Sührâb Mehemmed Paşa'dan Hak râzı
ola. Bu
sahrâda ne kadar şühedâlar var ise cümlesin bir yere cem‘ edüp iki yerde hafr-i …
Anlar bizden ahvâl-i savaşı su’âl edüp biz de kazıyye-i mâcerâyı bir bir takrîr etdikde Allâh anlardan ve serdârları Sührâb Mehemmed Paşa'dan Hak râzı ola. Bu sahrâda ne kadar şühedâlar var ise cümlesin bir yere cem‘ edüp iki yerde hafr-i azîmler kazup cümle şühedâların namâzların kılup ceng mahallinde defn edüp Sadrıa‘zam ordusuna elhamdülillâh sıhhat ile dâhil olduk. Cenâb-ı Allâh'a bin bin hamd [ü] senâlar etdim, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125b ·
metinde göster ·
… yesser olup dahi niçe yüz kılâ‘lar fethinde ezân-ı Muhammedîler okumak müyesser
ola, bu
niyyete Allâh rızâsıyçün el-Fâtiha.
Azak kal‘ası fethinde dahi ve Hanya ve Yanova ve Varat ve Ribniçse ve Yenikal‘a ve Egirvar ve Egirsek ve Kemenvar ve Uyvar ve Litre ve Leve ve bu Novigrad kal‘alarının ibtidâ ezânların tilâvet etmek bu hakîre müyesser olup dahi niçe yüz kılâ‘lar fethinde ezân-ı Muhammedîler okumak müyesser ola, bu niyyete Allâh rızâsıyçün el-Fâtiha.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134b ·
metinde göster ·
… . Diyâr-ı Kırım'da bu bâğın misli yokdur, meğer Bâğçesarây kurbunda Aşlama Bâğı
ola. Bu
bâğ-ı Elma'da Nûru'd-dehr Sultân bir kasr-ı müşeyyed binâ ederken hakîr râst ge …
Bir dere içine vâki‘ olmuş bâğlı ve bâğçeli ve âb [u] hevâsı latîf mesîregâh teferrücgâh bir vâdîde vâki‘ olmuşdur. İbtidâ cezîre-i Kırım'da ravza-i Rıdvân misilli bâğ u bâğçe bu köyde peydâ olmuşdur. Bu kend-i ma‘mûr içinden nehr-i Elma cereyân edüp Balıklağa ve Corguna ve İnkirmân {ve Çadır} dağlarından gelüp bu mahalde Karadeniz’e mahlût olur. Bu nehr-i Elma kenârında bâğ-ı İremden nişân verir nûreddîn sultân sarâyında bir gece mihmân olup hakkâ ki pâdişâhâne zevk u safâlar edüp niçe bin bülbüllerin nağamât-ı hoş-elhânların istimâ‘ edüp rûh-efzâ demler etdik. Diyâr-ı Kırım'da bu bâğın misli yokdur, meğer Bâğçesarây kurbunda Aşlama Bâğı ola. Bu bâğ-ı Elma'da Nûru'd-dehr Sultân bir kasr-ı müşeyyed binâ ederken hakîr râst gelüp bi'l-bedâhe bu târîh kasrın kitâbelerine tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119b ·
metinde göster ·
… h-ı tarzı lâ-nazîrdir. Bu hammâma müşâbih meğer İslâmbol'da Haydar Paşa hammâmı
ola. Bu
hammâm-ı bî-bedelin kapusu üzre altunlu ve lâciverdli celî hatt ile târîhi böyl …
Der-medh-i hammâmât-ı rûşinâ-yı râhat-ı cân: Cümle dörd aded hammâm-ı hoş-hevâlardır, ammâ cümleden mükellef ü mükemmel germâ-yı azîm Mehemmed Gira[y] Hân hammâmıdır. 127a Serâpâ cümle kıbâbları bir gûne musanna‘ kırmızı la‘l-gûn kiremitler ile mestûr hammâm-ı pür-nûrdur, ammâ eyle bir kıt‘a-i zîbâ bir binâ-yı ra‘nâ hammâm-ı dilküşâ diyâr-ı Kırım'da yokdur kim âb [u] hevâsı ve binâsı ve tarh-ı tarzı lâ-nazîrdir. Bu hammâma müşâbih meğer İslâmbol'da Haydar Paşa hammâmı ola. Bu hammâm-ı bî-bedelin kapusu üzre altunlu ve lâciverdli celî hatt ile târîhi böyle tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 126b–127a ·
metinde göster ·
… ol[ma]dadır. Hudâ-yı müte‘âl dahi ziyâde ma‘mûr edüp inkırâzu'd-devrân mü’ebbed
ola. Bu
rabta-i nev-binânın şimâlindeki püşte-i âlî üzre,
Menzil-i kasaba-i Ahmedâbâd: Bu dahi Köpürlüzâde Fâzıl Vezîria‘zam Ahmed Paşa hayrâtı olmak ile ismine Ahmedâbâd deyü tesmiye etdiler. Ammâ henüz niçe bin aded ummâl ve bennâ ve üstâdânlar cem‘ olup amâr etmededirler. Hâlâ cümle iki yüz aded kiremit ve saz örtülü bâğsız ve bâğçesiz nev-binâ hânelerdir. Ve bir câmi‘-i muhtasarı ve bir zâviyesi ve 2 aded nev-binâ kiremitli hânları ve 25 aded çalaş ve malaşdan mebnî müfîd [u] muhtasar dükkâncıkları var, henüz amâr ol[ma]dadır. Hudâ-yı müte‘âl dahi ziyâde ma‘mûr edüp inkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola. Bu rabta-i nev-binânın şimâlindeki püşte-i âlî üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 215b ·
metinde göster ·
Hoş sa‘âdet ana kim oldu mücâhid hayrete,Ede tâ anı Hudâ devlet-i dâreyne sezâ,Göricek itmâmını hâtif dedi târîhini,Pâydâr ola bu bünyâd-ı şerîfi a‘lâ.Sene 1027.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347a ·
metinde göster ·
… n ins ü melekden, / Hep olmada fânî / Gûş eyleyecek dedi Hilâlî bu beyti, / Hem
ola bu
târîh / Câm-ı eceli içdi Hasan dest-i felekden, / Sûy-i du cihânı. / Sene 1072.
Ger evc-i semâye eresin ka‘r-ı semekden,Hiç umma emânîKim arz [u] semâvâta gelen ins ü melekden,Hep olmada fânîGûş eyleyecek dedi Hilâlî bu beyti,Hem ola bu târîhCâm-ı eceli içdi Hasan dest-i felekden,Sûy-i du cihânı.Sene 1072.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 367b ·
metinde göster ·
Ve cümle tokuz hammâm-ı ma‘mûru ve bir kaç mu‘attalı vardır. Ammâ cümleden hoş-hevâ ve binâ-yı ra‘nâ Rüstem Paşa hammâmı, vâlî-i vilâyet iken binâ etmiş. Anatolu'da misli meğer Tire'de ve Mağnisa'da ola. Bu hammâma Balıklı hammâm derler. Havzunda mâl-â-mâl âdem gümüşü balıkları ve âşık mâlikleri kâküllerin târumâr kılup çîm-ender-çîm ve ham-ender-ham edüp riştesiyle uşşâkın gönlün kaydedüp kendüsi bî-kayd olur. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y11b ·
metinde göster ·
"Ya sultânım, âyâ aslı ne ola kim sizin fetâlarımızın gâlib, gayriler mağlûb
ola. Bu
hod malûmumuzdur kim dest ber-bâlâ-yı dest ile'l-arş demişler. Bunda bir hikmet …
"Ya sultânım, âyâ aslı ne ola kim sizin fetâlarımızın gâlib, gayriler mağlûb ola. Bu hod malûmumuzdur kim dest ber-bâlâ-yı dest ile'l-arş demişler. Bunda bir hikmet vardır kim dâ’imâ sizin pelivânlarınız gâlib ola" dedim. Anlar eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23a ·
metinde göster ·
… iye bir gözün dahi çıkarmışlar. Allâhu a‘lem, ol gözin dahi çıkaran İsmâ‘îl nâm
ola. Bu
kadar zamândan berü hacerâta siper-i lâ‘net olmağile perr ü bâlinden ve pâyleri …
Hakîkat bir uzun mezâr üzre bir beyâz mermerden bir mehîb cüssedâr âdem sûreti edüp iki ketiflerinde birer ejderhâ kelleleri edüp Dahhâk'ın nâ-mübârek başını ısırır şekilli tasvîr olunmuşdur. Ve "Dahhâk-i Mârî'nin omuzlarında bu ejderhâların hâsıl olmasına sebeb şeytândır" deyü anın dahi eşkâlin bir siyâh kara yüzlü ve kör gözlü kanatlı melek sûretinde kara kayadan bir İblîs-i pür-telbîs sûreti etmişler kim görenin gülmeden aklı gider, bir mudhik eşkâldir. Ammâ bu İblîs'in temâşâsına gelenler seng-sâr edüp bu kadar bin yıldan berü taş yiye yiye bir gözün dahi çıkarmışlar. Allâhu a‘lem, ol gözin dahi çıkaran İsmâ‘îl nâm ola. Bu kadar zamândan berü hacerâta siper-i lâ‘net olmağile perr ü bâlinden ve pâyleri ve kolundan bir vücûdu kalmamış. Allâhu a‘lem Mekke'de Mîne bâzârında yetmiş bin huccâcın recemât hacerlerinin darbı bu İblîs tasvîrine dahi isâbet etmiş gibi. Ve bu eşkâl-i İblîs Ayasuluk'da Dahhâk mezârı önünde pâymâl-i rimâl olup yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y70a ·
metinde göster ·
… hayrân olur. Husûsâ kal‘asının binâsı rûy-i arzda misli Şâm'da Ba‘albek kal‘ası
ola. Bu
dahi eyle fîl cüssesi kadar mücellâ mermer ve gayri taşlar ile binâ olunmuşdur. …
Ve bu şehr kadîm-i evvelde eyle âbâdân imiş kim bir sâ‘at yerde binâ-yı azîm âsârları var kim âdem vâlih [ü] hayrân olur. Husûsâ kal‘asının binâsı rûy-i arzda misli Şâm'da Ba‘albek kal‘ası ola. Bu dahi eyle fîl cüssesi kadar mücellâ mermer ve gayri taşlar ile binâ olunmuşdur. Aslâ kireç binâ değildir. Serâpâ taş taş üzre demir kinedli binâdır. Ve cümle taşları birbirine eyle imtizâç etmişler kim gûyâ yekpâre sanarsın bir kal‘a-i mu‘azzam ve müzeyyen imiş. Ve hâlâ her tarafında niçe bin havz u şâzrevân ve tâk kubbe âsârları var kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y101a ·
metinde göster ·