… bozadır, bu üçünden gayrı içmek müyesser olmamışdır kim rahm-ı mâderden müştak
olalı
me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne kahve, ne …
Hakîr bu kadar âlüfte ve âşüfteler ile meyhâne ve bozahâne ve kahvehâne yasdandık, Hak Sübhânehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu bozasıyla ve Mısır'ın pirinc subyasıyla ve Kırım'da maksıma derler bir gûne yine kutu bozasına benzer bir bozadır, bu üçünden gayrı içmek müyesser olmamışdır kim rahm-ı mâderden müştak olalı me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne kahve, ne çay ve ne bâdyân ve ne kışır ve ne sa‘leb ve ne mahleb ve ne pivo ve ne med ve ne şarâb ve ne şarâb-ı nâb ve ne vişnâb ne nâr şarâbı ve ne hurmâ şarâbı ve ne dud şarâbı ve ne karpuz şarâbı ve ne koknâr şarâbı ve ne avşıla şarâbı ve ne ipsime şarâbı ve ne ıslama şarâbı ve ne mavuza şarâbı ve ne bedevine şarâbı (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve ne müselles şarâbı ve ne misket şarâbı ve ne fışfış şarâbı ne nârdenk şarâbı ve ne bozon şarâbı ve ne hümül şarâbı ve ne rakı ve ne gülefsen ve ne horilka ve ne firna ve ne sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne ramazâniyye ve ne imâmiyye ve ne boza ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagansa ve ne elma suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne kibrît suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş, ne mukîm, ne Bayrampaşa habbı, ne şarâbiyye, ne benglik, ne kara pehlivân, ne habb-ı uşşâkî ve ne habb-ı rahîkî ve ne habb-ı safâyî ve ne habb-ı cedvâr ve ne habb-ı şifâ ve ne habb-ı şâhî, ne habb-ı ferah ne ma‘cûn-ı kâkvîh ve ne ma‘cûn-ı cihân-bahş ve ne ma‘cûn-ı dil-şâd ve ne ma‘cûn-ı kaysûn ve ne ma‘cûn-ı miş ve ne ma‘cûn-ı felâsife ve ne ma‘cûn-ı pîrecân ve ne ma‘cûn-ı dil-küşâ (---)(---)(---)(---) ancak dilber-lebi ma‘cûnuna mübtelâ olup sîm-i hâlis hokka dehânından devâ-yı inşirâh-ı sadr içün gâhî be-gâhî kimesnenin haber [u] âgâhı yok iken bu hakîr dilber ma‘cûnun isti‘mâl ederiz. Pederimiz merhûm dahi bu keyf ile âlûde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… urabba‘ bir semâ‘î faslı edüp bir cân sohbeti olmuşdur kim deryâ-yı rahmet halk
olalı
rûy-ı deryâda eyle bir fasl-ı Hüseyn-i Ba[y]kara olmamışdır. Gemicilerden Kışla …
ilâhîlerin terennüm [ü] âğâze ederken meğer refîkimizden biri Sultan İbrâhîm Hân'ın Karcıbaşısı Sefer Ağa'nın tanbûrcusu ve santurcusu ve neyzen ve kemânçecisi var imiş ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa'nın Ulak Kara Recep Ağa*sının bir çöğürcüsü ve iki hânendesi var imiş, cümlesiyle bir yire gelüp "Gelin sizinle bu girdâb-ı gamda teşvîş-i endîşe-i gamı def‘ etmek içün bir segâh faslı eyleyelim" deyü hakîr muharrik olup segâh u mâye ve gerdâniyye makâmı evlerinde deverân ederek gerdâniyyede karâr edüp iki peşrevden sonra Dervîş Ömer bestelerinden üç murabba‘ bir semâ‘î faslı edüp bir cân sohbeti olmuşdur kim deryâ-yı rahmet halk olalı rûy-ı deryâda eyle bir fasl-ı Hüseyn-i Ba[y]kara olmamışdır. Gemicilerden Kışlakcı Dayı ve Çördüm Dayı ve Cıvık Velî nâm dayılar çögürleriyle gelüp anlar dahi âşıkâne ve sâdıkâne bir fasl etdiler kim çögür erbâbı olanların ağızlarından salyarları akdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 221a ·
metinde göster ·
… i ve billahi ve tallahi Hazret-i Alî'nin pâk rûhiyçün bu âna dek anadan müştakk
olalı
muharremât, mükeyyefât, mu‘âcenât [ve] müskirâtdan bir şey müyesser olmamışdır. …
Ve mine'l-bedâyi‘i'l-münâzarât: Bir gün hân ile cân sohbeti ederken Hân hakîre şarâb-ı nâb teklîf etdi. Bu hakîr eyitdim "Vallahi ve billahi ve tallahi Hazret-i Alî'nin pâk rûhiyçün bu âna dek anadan müştakk olalı muharremât, mükeyyefât, mu‘âcenât [ve] müskirâtdan bir şey müyesser olmamışdır. Tâ ecdâd-ı ızâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Mehdî'den berü ecdâdlarımızdan şarâb [u] mükeyyefât yimiş içmiş yokdur. Bizi meclis-i hâssınızda ma‘zûr edüp afv ile mu‘âmele buyurun" deyü ricâ etdim. Hân eyitdi: "Ey birâder-i cân-berâber-i mâ! Gör ki menim nûr-ı dîdem ve sürûr-ı sînem çığı çığı mirza şâhım sana ber-ayak durup bir ayak çakır-ı nâb verir. Anın hatıriyçün ben câm-ı bâde-i lâ‘l-ı fâmı nûş etmeyüp kimin destinden piyâle çekesin. Ohum! Kimden korkarsın?. Eğer Kayser-zemîn şâhından korharsan şâhınız beş aylık yoldadır, eğer hânınızdan korharsan Tebrîz'den Erzurûm kırh konah yerdir. Pes imdi kimden korharsın. Men ki İrân [u] Tûran Şâhının hânlar hânı Kelb Alî Hânım. Güzelce Şâhım böyle kadâğa etdiğim menim Sultân-ı hân-ı hânânlarımdan ve çöreğim çekenlerden kim ki çakır nûş ederse bağrın sınıkdırırım, deyü kadağa ide. Men güzelce şâhın kadağasın sıyup nihâyetince meclis-i ıyş [u] tarab kurup bâde-i nâb, çakır şarâb nûş ederim. Pes sen kimden korharsın, elbette çakır içersin" dedi. Hemân hakîr eyitdim "Ey güzelce hânım! Sana güzelce şâh şarabı kadağa etdi ise mana Şâhlar Şâhı Pâdişâh niçün nass-ı kâtı‘la âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b ·
metinde göster ·
ol kûh-ı bülend üzre berf zâ’il olmamışdır. Hâlâ şitâ ve Temmûz'da selc rahmeti …
Cânib-i Irâk'a vâki‘ olmuşdur. Azerbaycân hâkinde ibtidâ Acem şâhlarının taht-ı kadîmi, mekân-ı Şeyh Safî'dir. Sene (---) târîhinde Süleymân asrında feth olup mîr-i mîrânlık olmuşdur. Ba‘dehû havâriciyân istîlâ edüp niçe kerre harâb u yebâb, hâneleri türâb ve halkı esîr-i kebâb olmuşdur. Ba‘dehû sene 1039 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘in serdâr-ı mu‘azzamı Husrev-i şîr, dilîrâne ve sîyrâne hareket edüp ne Hemedân ve ne Dergüzîn ve Erdebîl'in koyup nehb ü gâret idelden berü gâyetü'l-gâye imâr olup hâlâ İrân-zemîn hükmünde hânlıkdır. Üç bin askere mâlikdir. Darûgası ve kelenteri ve münşîsi ve korucubaşı ve kadısı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı vardır. Şehri cebel-i Sehlân'a bir günlük yoldur. Ve cânib-i erba‘ası birer günlük yol kûh-ı bâlâlardır. Şehri bir vâsi‘ sahrâ-yı çemenzâr [u] mahsûldârın tâ vasatına vâki‘ olup (---) cânibe bir âb-ı hayât buhayre vâki‘ olmuşdur. İbtidâ bânîsi Ermen meliklerinden Erdebîl veled-i Erdemînî, Yunaniyân'dandır. Hazret-i Ömer Basra'yı feth edüp Nihâvend'e Şeyh Sâriyetü'l-Cebel'i serdâr etdüğü sene hilâfet-i Hazret-i Ömer'de Hazret-i Ömer havfından binâ olunmuşdur. Zîrâ Hazret-i Ömer ahdinde cemî‘î müddet-i hilâfeti diyâr-ı Acem'de havâricî tâ’ifesiyle geçdiğinde anınçün diyâr-ı Acem'de Hazret-i Ömer'i sevmezler, ammâ Ebâbekir ve Osmân'a ol kadar dınmazlar. Ve bu Erdebîl, zamân-ı kadîmde eyle sevâd-ı mu‘azzam imiş kim bir tarafı tâ cebel-i Seylân'a varırmış. Hâlâ bu şehr ile kûh-ı Seylân'ın mâbeyni iki fersahdır. Her fersahı on ikişer bin girme adımdır. Bu hesâb üzre yigirmi dörd bin adım 306a olur. Bir kûh-ı bülend-i Seylân'dır kim tâ zirve-i a‘lâsında ilâ kıyâmı'd-deverân zemîn-i İrân {ber-devâm olalı} ol kûh-ı bülend üzre berf zâ’il olmamışdır. Hâlâ şitâ ve Temmûz'da selc rahmeti kûh-ı bülend üzre sîm-i hâlis gibi nümâyândır. Anınçün bu Erdebîl'in cemî‘î âb-ı rahmetleri kûh-ı Seylân'dan gelüp cemî‘î mezâri‘ât yerleri reyy eder bir lezîz âb-ı hayât [u] cân, zülâl-ı hayevân, ayn-ı Seylân'dır. Ve gâyet serî‘u'l-hazm olduğundan şehr-i Erdebîl'in ahâlîsi ma‘dî kerb kadar ta‘am tenâvül edüp âb [u] hevâsının letâfetinden gâyet tenperver ve tendürüst mahbûb u mahbûbeleri olur. Ve cümle ünâsı Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinürler ammâ dürûğ güftâr ederler. Şâh İsmâ‘îl anları mezheb-i nâ-hakk-ı Ca‘ferîyyeye da‘vet edüp teşennu‘ı teşeyyu‘a tebdîl idelden berü cümlesi nohûdî mezheblerdir. (---) Ve Erdebîl şehriyle şehr-i Tebrîz-i dilâvîz mâbeyni yigirmi beş fersahdır. Sebük-bâr atı ile iki merhale zemîndir. Ve hevâ-yı dilârâsı gûyâ Erzurûm'a müşâbihdir, şiddet-i şitâsı şedîd olur. Lâkin galle-i mahsûlât-ı hubûbâtı vefret üzre olup gendüm mahsûlâtının kesretinden hâsılı sene-i âtiyyeye kalır. Bir kilesinden seksen kile hubûbât hâsıl olur. Lâkin zemistânından bâğ u bâğçesi ve müsmirrâtı yokdur. Ammâ müşebbek bostânları ve gül-i gülistânları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 305b–306a ·
metinde göster ·
Bu kasabada bu temâşâları edüp cem‘iyyet-i benî Âdemden nâm u nişân kalmayup âsûde-hâl dururken paşa kapusunda bir hây hûy kopdu. Meğer Âsitâne tarafından yigirmi kapucu ile ser-bevvâbân-ı dergâh-ı âlîden bir kapucubaşı gelüp paşaya haber etdiler. Cümle asker kat-ender-kat olup paşa huzûruna kapucubaşı kığırup geldikde yüz bin ta‘vîz ile girüp zemîn bûs edüp cümle keçeli kapucular kelb-i sarîh gibi taşrada kalup kapucubaşı yalnız paşa yanında kaldı. Zîrâ Çorum şehrinde paşaya hücûm eden Berber Bayrâm kapucubaşıdan ibret alındı. Ba‘dehû kapucubaşı emirleri paşanın kapucular kethüdâsı Alî Ağa'ya verüp meğer Hezârpâre Ahmed Paşa tarafından emr-i şerîf gelüp "Düstûr-ı mükerremim Mehemmed Paşasın, emr-i şerîfim vardıkda bir ân ve bir sâ‘at durmayıp Erzurûm Karsı eyâletin sana ihsân etmişim. kızılbaş-ı bed-ma‘âşın ol taraflarda ısyân u tuğyânı zâhir olmağıla ol serhadlere gitmek elzem-i levâziminden olmağıla ağırlığın bırağup ılgar ile varup eyâlet-i Kars'a mutasarrıf olup alâmet-i şerîfeme i‘timâd kılasın" deyü bu mü’ekked emr ile Mustafâ Ağa gelüp emr-i pâdişâhî kırâ’at olundukdan sonra paşa "Emr pâdişâhındır, nola" deyüp ol ân İmâd Ağa'ya bir kîse-i guruş verüp "Tiz tûğlar gitsin" deyü fermân edüp İmâd Ağa'yı yolladı. Meğer Engürü'de paşanın katline nefîr-i âm getiren bu Mustafâ Ağa imiş. Paşa emre aslâ itâ‘at etmeyüp Istanoz'dan Murtat 360b ova câniblerine doğr[u] gitmek fermân olup ol sâ‘at Varvar Alî Paşa'dan muhabbetnâmeler ile kapucubaşılarından Melanlı Huseyin Ağa geldi. Netîce-i mektûb-ı muhabbet-üslûb budur kim "Benim veliyyi ni‘amın oğlu efendim, sultânım! Mesmû‘umuz oldu kim Erzurûm'dan ma‘zûl olalı bu şiddet-i şitâda niçe berzahlar çeküp meşakkat-i râh çekerek Kızılırmak geçidinde azîm hasâreler çeküp vâfir âdemleriniz gark-ı âb olmuşdur. El-hükmülillah. Hemân sizler sağ olasız. İnşâallahu Te‘âlâ an karîbi'z-zamân Cenâb-ı Bârî yârı kılup ivazın eder. Bizim ahvâl-i pür-melâlimizden su‘âl ederseniz Âsitâne tarafından bir kapucubaşı hatt-ı şerîf ile Sivas'a gelüp İpşir Paşa oğlumuzun hâtûnu ki Gürcîstân'da Mavrol Hân'ın kerîmesi Perîhân'dır, anı bizden emr-i şerîf ile Sultân İbrâhîm Hân vezîri Ahmed Paşa ilkâsıyla kerreteyn evâmir u hatt-ı şerîfler vârid olup nâ-şer‘îdir deyü vermeyüp Tokat kal‘asında dizdâra verüp cümle ulemâ ve sulehâ ve meşâyihlere emânetullah deyü sicille kayd edüp verdim. İpşir Paşa oğlum bu ahvâli istimâ‘ edüp mektûb-ı dürerbâr gönderüp buyurmuş kim ‘benim efendim ve peder-i azîzim, Allah senden râzî ola. Ehlimi vermemişsin. Eğer verirsen dü cihânda iki elim yakandadır ve rûz-ı mahşerde mes’ûl olursun ve eğer bu husûs içün pâdişâh tarafından bir ser-encâm çekersin. Her ne gûne maksûd [u] merâmına göre yoluna bin cân ile yüz bin baş ve İpşir oğlunun başı yoluna fedâdır’ deyü mektûbları geldi. Bu mahallerde İpşir'in hâtûnun pâdişâha nâ-şer‘î vermediğim pâdişâhın mesmû‘-ı hümâyûnları olıcak Sivas'dan bizi ma‘zûl edüp iki def‘a katlimize hatt-ı şerîfler gelüp avret hatıriyçün avret sözüne uyan avretden kötüdür, deyü hamd-ı Hudâ başımız vermeyüp Sivas'dan ma‘zûlen yedi bin asker ile hâlâ Turhal sahrâsında basîret üzre olup meks edüp günden güne tevâbî‘lerimiz gelüp cem‘ olmadadır. Ve İpşir Paşa oğlum Karaman eyâletiyle gelüp ve niçe ma‘zûl mîr-i mîrânlar ve sâ’ir ümerâlar gelüp cem‘iyyet-i kübrâ ile Üsküdar'a varup şer‘ ile da‘vâmız görüp yetmiş kimesnenin katlin isteriz. Bir vezîr oğlu vezîrsin, mührü sana, Mısr'ı bana, İpşir oğluma Şâm'ı, Süleymân Paşa oğluma Bağdâd'ı, Çavuşzâde oğluma Haleb'i, Melek Ahmed Paşa oğluma Erzurûm'u isteriz. İmdi benim efendim oğlu efendim, bu mektûb-ı muhabbet-üslûbumuz varup vüsûl buldukda bir ân ve bir sâ‘at durmayup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek biri birimizle haberleşerek deryâ-misâl asker ile gelüp Bursa altında cem‘ olavuz ve yedi vezîr ve on mîr-i mîrân ve bî-hisâb mîr-i livâlar ile yek-dil [ü] yek-cihet olup adl-i adâlet edüp bir beyza-i mürğu bir akçeye alarak Âsitâne-i sa‘adet tarafına varup murâfa‘a-i şer‘ olavuz", deyü eblehâne mektûblar tahrîr eylemiş. Paşa mektûbları kırâ’at edüp hakîre eydür: "Ne ahmak herifdir. Mektûbunda cemî‘î hamâkatin ve bî-tedbîrliğin ifşâ etmek içün hâl-i dilin i‘lâm eylemiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 360a–360b ·
metinde göster ·
… üp dahi akîbince yedi bin kîse ulûfe-i mevâcib ihsân olunup Devlet-i Âl-i Osmân
olalı
bu İbrâhîm Hân asrında olan üç aylık mesârif bir pâdişâh devrinde olmamışdır. Y …
Hîn-i cülûsda hazînede bir fülûs-i ahmer kalmayup pederleri itlâf-ı hazîne eylemiş idi. Merhûm Murâd Hân'ın dîn uğuruna der-hazîne eyledüği yedi aded hazîneden dahi bir habbe fülûs kalmamış idi. "İmdi kula dahi cülüs in‘âmı lâzımdır" deyü vezîr-i müdebbiri, İbrâhîm Hân asrında hazine-i evkâfullahı itlâf edenlerin girîbânların değşirüp Cinci mâlından üç bin kîse ve Hezârpâre Ahmed Paşa mâlından bin kîse ve Şekerpâre Bola'dan bin kîse ve'l-hâsıl niçe yüz bî-ma‘nâ yire telef olmuş hazîneleri tahsîl edüp üç bin yedi yüz kîse cümle kula cülûs in‘âmı verilüp dahi akîbince yedi bin kîse ulûfe-i mevâcib ihsân olunup Devlet-i Âl-i Osmân olalı bu İbrâhîm Hân asrında olan üç aylık mesârif bir pâdişâh devrinde olmamışdır. Yine böyle iken sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâha harem-i hâsda olan gılmân-ı hâssa âdet-i kadîmeleri üzre tahta kakup cülûs-ı hümâyûn çıkması istediler. {Çûn sene 1058 gurre-i garrâ-yı hilâl-i şevvâl nümâyân olup ıyd-ı şerîf ile halk-ı cihân şeref-yâb [u] şâdmân olup ıydın dördüncü günkü yevmü'l-erba‘a idi. Büyük çıkma başlığı ile merhûm İbrâhîm} Hân'ın silâhdârı Murtazâ Paşa'ya Şâm eyâleti vezâretle ihsân olunup harem-i hâsdan kilâr ve hazîne ve hâsoda ve büyükoda ve küçükoda ve seferliden ve zülüfli baltacı ve helvahâne ve aşcı ve bostâncı ve hâsahûr ve Galatasarâyı'ndan ve İbrâhîm Paşa sarâyından ve'l-hâsıl yigirmi iki ocakdan üç bin gılmân-ı hâssa kânûnları üzre sipâh olup Girid imdâdına gitmek şartıyla kâküllerin kat‘ edüp çerâğ-ı efrûhte olup bu cümleye Murtazâ Paşa çıkmabaşı oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371a ·
metinde göster ·
… İslâmbol'da bir ihrâk-i azîm oldu kim Belde-i Tayyibe ya‘nî Kostantıniyye imâr
olalı
böyle harâb olmamışdır. Şu‘arâ ârifleri ta‘mîye ile "Yakdı İslâmbol'u âh-ı fuka …
Hikmet-i âhar: Bu na‘şe-i ibâdullah deryâya ilkâ olunduğu günde Akdeniz tarafından (---)(---)(---) paşa kadırgalar ile İslâmbol'a niçesi ol temevvüc-i deryâdan giremeyüp biri Kadıköyü'nde, biri Haydar Paşa bâğçesi önünde, biri Üsküdar'da ve biri Tophâne'de ve biri bizim Melek Ahmed Paşa pederinin yalısı kurbunda karaya düşüp yedi kadırga mâl-â-mâl bu kadar ibâdullah ve bu kadar forsa-i pây-zen ve bî-hisâb mâl [u] menâl gark olup musîbet-i azîm oldu ve üçüncü gün İslâmbol'da bir ihrâk-i azîm oldu kim Belde-i Tayyibe ya‘nî Kostantıniyye imâr olalı böyle harâb olmamışdır. Şu‘arâ ârifleri ta‘mîye ile "Yakdı İslâmbol'u âh-ı fukarâ" deyü târîh dediler. Ba‘dehû Murtazâ Paşa'yı "Çıkmabaşı sensin. Bu celeblerin ısyân [u] tuğyânına bâ‘is yine sen oldun" deyü Murtazâ Paşa'yı İslâmbol'dan Şâm'a ılgar ile gitmek içün çavuşlar ta‘yîn olunup Üsküdar'a geçirdiler. Ol dahi dârât [u] azametle Üsküdar'da Tekye meydânında serâperdesin kurup cümle mühimmâtın müheyyâ edince kâmil bir ay meks etdi. Ez-în-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372a ·
metinde göster ·
… an bir muhteşem ağa-yı zîşân yüz atlı ile hükûmet eder. Cemî‘i mülûk-ı İslâm'da
olalı
Haremeyn evkâfıdır. Hattâ dest-i küffârda iken Kral Harkil-i bed-fi‘âl bu şehri …
Ebü'l-feth Gâzî tahrîri üzre Karamân eyâletinde mu‘âf u müsellem Haremeyn-i Muhteremeyn evkâfı şehr-i ma‘mûrdur. Âsitâne-i sa‘âdetde dârüssa‘âde ağası kânûn-ı pâdişâhî üzre nâzır-ı nüzzârıdır. Anların tarafından bir muhteşem ağa-yı zîşân yüz atlı ile hükûmet eder. Cemî‘i mülûk-ı İslâm'da olalı Haremeyn evkâfıdır. Hattâ dest-i küffârda iken Kral Harkil-i bed-fi‘âl bu şehrin suyu mu‘cize-i Resûl ile cereyân etdüğün görüp gerçi îmâna gelmedi ammâ Hazret-i Ömer'e ve gayri emîrü'l-mü’minînlere her sene hedâyâ gönderüp bu şehri, himâye-i Resûlullah'da olmuş idi. Zîrâ bu Harkil Kayser'in Hazret-i Ömer Medîne'de durduğu yerde parmağıyla Kayser'in gözün çıkarup kör Harkil olup niçe kim hayâtda idi, halîfelere hedâyâ gönderirdi. İlâ hâze'l-ân halîfelerin himâyesinde olup Haremeyn hâkimi zabt eder. Karamân paşasının tevâbi‘i aslâ te‘addî edemez ve bir hâkimi dahi şerî‘at tarafından üç yüz pâyesiyle şerîf kazadır ve cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâları vardır. Senevî yedi kîse mezkûr nevâhîlerden hâsıl olur. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve su taksîminde mîr-i âbı ya‘nî su ağası vardır. 16b Eğer bu şehirde su ağası olmasa şeb [u] rûz kan kavgâ eksik olmazdı. Zîrâ bu şehir Peygamber Pınarı dağı dibine vâkı‘ olup şehrin cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve şimâli tarafı cümle Harkil Ovası add olunup bu ferah-fezâ-yı dilküşâda cümle yiğirmi altı bin müseccel ve makyûd bâğ u bâğçe ve mezâri‘âtlar vardır. Cümle gayr-i mü‘cizeler ile re’y olmağa muhtâc olduğunda bir su hâkimi vardır. Cümle bâğ u bâğçelerden su hakkı olup Haremeyn'e surre gider ve bu şehr-i İrem cümle (---) aded (---) örtülü fevkânî ve tahtânî sarây-ı âlîler ve hânedân-ı ma‘mûrlar ve büyût-ı zîbâlar ile ârâste ve her hânede birer mâ’-i câriye ve havz u şâdırvânlar ile pîrâste olmuş şehr-i âbâdân [u] müzeyyendir. Cümle (---) aded câmi‘dir. Cümleden Koca Mehemmed Paşa câmi‘i Süleymân Hân vezîri câmi‘i olmağıla Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 16a–16b ·
metinde göster ·
… lçi gönderüp İslâmbol'a bir alay-ı ihtişâm ile girmişdir kim düvel-i Âl-i Osmân
olalı
eyle bir mu‘azzam kefere-i fecere gelmemişdir. Huzûr-ı pâdişâha geldikde ana bi …
Tedbîr-i sâmin: Melek Ahmed Paşa'nın re‘y [ü] tedbîriyle Budin'de vâlî olan Kara Murâd Paşa Nemse çesarından bir elçi gönderüp İslâmbol'a bir alay-ı ihtişâm ile girmişdir kim düvel-i Âl-i Osmân olalı eyle bir mu‘azzam kefere-i fecere gelmemişdir. Huzûr-ı pâdişâha geldikde ana bir dârât, azamet [ü] şevket-i Âl-i Osmân gösterilüp eyle ziyâfetler olmuşdur kim selâtîn-i selefin biri etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 98a ·
metinde göster ·
… d tüccâr hânları metâ‘-ı gûnâ-gûnlar ile memlûdur ve bu kal‘a-i ibret-nümâ binâ
olalı
bu bendere ve Babadağı şehrine Kazak çıkmaz oldu. Bu rabta-i me‘mûrun suyu leb- …
Nehr-i Tuna tur’asıyla Karadeniz sâhilinde bir çemenzâr düz yerde şekl-i murabbâ‘ seng-binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin yüz adımdır. İçinde ancak yigirmi aded hânesi vardır. Her şeb tabl u nakkâre ve sûr u kerrenây döğüp "Allah yekdir yek" sadâsı evce ser çeker serhad calındırdır. Ammâ leb-i deryâda olmağıla handakı yokdur. Zemîne bir Ferhâdî külünk ursan su çıkar. Bu dahi Silisre eyâletinde Babadağı kazâsı nâhiyesidir. Nâ’ib hükûmet eder. Gümrük emîni vardır. Ammâ sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve nakîbi yokdur. Cümle üç yüz aded kiremitli ve şındıra tahta örtülü bâğsız ve bâğçesiz ve hân u hammâmsız bir kasabacıkdır. Ancak iskele başında bir câmi‘i ve yetmiş seksen aded tüccâr hânları metâ‘-ı gûnâ-gûnlar ile memlûdur ve bu kal‘a-i ibret-nümâ binâ olalı bu bendere ve Babadağı şehrine Kazak çıkmaz oldu. Bu rabta-i me‘mûrun suyu leb-i Tuna'dır. Ammâ hevâsı sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 126a ·
metinde göster ·
… âteşe göyündürdüm. Ammâ güzelce şâhım ne te’sîr-i sihirdir kim Koçağa dede mürd
olalı
sene (---) olmuş derler, gûrunu açup gördüm ki beyâz pembe-misâl ter ü tâze idi …
{Hân eydür}, "Ey güzelce şâhım bu Sünnîler bu şehr içre râygân 296b cemâ‘atle namâz kılmağa başladılar ve meyyitleri önü sıra vahdehû lâ şerîki leh demeğe başladılar. Âhir ben de birkaç nökerin ve Sünnîlerin katl eyleyüp [koca} Koçağalarını dahi âteşe göyündürdüm. Ammâ güzelce şâhım ne te’sîr-i sihirdir kim Koçağa dede mürd olalı sene (---) olmuş derler, gûrunu açup gördüm ki beyâz pembe-misâl ter ü tâze idi. Men anın ter ü tâzeliğine bakmayup âteşe göyündürürken yâ Hay, yâ Hay çağırup feryâd etdiğin bu cümle nökerlerim işitmişdir" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296a–296b ·
metinde göster ·
… -i kelâm bu sahrâ-yı Serâv'da bir gûne inhizâm olmuşdur kim Devlet-i Âl-i Osmân
olalı
bir serdâda olmamışdır. Hâlâ Serâv sahrâsında üstühân-ı Sünniyân püşte püşte râ …
Andan sonra Cânpoladzâdeler Haleb'de ısyân ederler. Hulâsa-i kelâm bu sahrâ-yı Serâv'da bir gûne inhizâm olmuşdur kim Devlet-i Âl-i Osmân olalı bir serdâda olmamışdır. Hâlâ Serâv sahrâsında üstühân-ı Sünniyân püşte püşte râygândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 305b ·
metinde göster ·
… erûn-ı Bağdâd'da olan Kızılbaş gördüler kim bu iki kal‘a dest-i Osmânlı'da imâr
olalı
kal‘a-i Bağdâd'a keleklerle zahîre gelmez oldu. Hemân kavm-i Acem Bağdâd'dan ye …
Ve Halîl Paşa ve Zülfikâr Paşa ve Karaman Paşası Bali Paşa'yı eyâletleriyle muhâfaza-i Hille'ye koyup kendüleri Musul'a vâsıl oldular. Çünkim bu kal‘a nehr-i Murâd sâhilinde ummân olup Osmânlı mâl-â-mâl oldu ve nehr-i Şatt kenârında kal‘a-i Musul imâr olup sedd-i Osmânlı oldu. Derûn-ı Bağdâd'da olan Kızılbaş gördüler kim bu iki kal‘a dest-i Osmânlı'da imâr olalı kal‘a-i Bağdâd'a keleklerle zahîre gelmez oldu. Hemân kavm-i Acem Bağdâd'dan yetmiş seksen bin asker ile bu kal‘a-i Hille üzre gelirken derûn-ı Hille'de olan asâkir-i İslâm kavm-i Acem'e mukâvemet idemeyeceklerin bilüp bu kadar cebehâne ve bu kadar mâl-ı erzâklarıyla hemân bir gice Hille kal‘asın bırağup Musul'a vâsıl oldukları sâ‘at Hüsrev Paşa da kal‘ayı Kızılbaş'a bî-ceng verenlerin 352b ser-i kârda olanların cümle kılıçdan geçirdi. Beri tarafda Kızılbaş kal‘a-i Hille'ye istîlâ edüp dahi metîn ü müstahkem etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352a–352b ·
metinde göster ·
… Murtezâ Paşa Efrâsiyâboğlu Hüseyin Paşa destinden feth edüp Âl-i Osmân sancağı
olalı
kal‘a-i Kurna'ya altı oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topçu koyup hâl …
Târîh-i Yarmenî-i Mıkdısî bu kal‘a-i Kurna'yı ve kal‘a-i Basra'nın evsâfın hûb tahrîr etmişdir. Hâlâ bu kal‘a-i Kurna eyâlet-i Basra hâkinde sancak beği tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu ve livâsında timâr ü ze‘âmeti ve çeribaşı ve alâybeğisi yokdur. Ancak paşası bin kadar güzîde asker ile hükm-i hükûmet edüp iltizâm ile mâl tahsîl eder. Yüz elli akçe kadısı var ve cümle (---) aded nâhiye kurâsı vardır. Bu diyârı Murtezâ Paşa Efrâsiyâboğlu Hüseyin Paşa destinden feth edüp Âl-i Osmân sancağı olalı kal‘a-i Kurna'ya altı oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topçu koyup hâlâ bir hâkimi dahi yeniçeri ağasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 359a ·
metinde göster ·
… okdur, zîrâ küffâr isyân edelden berü bu asâkir-i İslâm zahîresi bu câmi‘e hazn
olalı
yedi senedir böyle bir nûr-ı mahz câmi‘-i pür-nûrda tâ‘at-ı sübhânî olmamışdır. …
Bu hazînenin ve câmi‘ kapusunın miftâhları cümle cümle dizdâr ağa elindedir ve câmi‘in aşağısında cümle mîrî buğday ve arpa ve darı ve pirinç ve beksumat ile memlûdur, aslâ düşme yokdur, zîrâ küffâr isyân edelden berü bu asâkir-i İslâm zahîresi bu câmi‘e hazn olalı yedi senedir böyle bir nûr-ı mahz câmi‘-i pür-nûrda tâ‘at-ı sübhânî olmamışdır. Dâ'imâ bâb-ı mu‘allâsı mesdûd durur. Hudâ-yı Fettâh bu kapuyu feth edüp yine tâ‘at u ibâdât oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
mükeyyefât kısmından bir şey yeyüp içmemişimdir ve bu Dol deresi bâdesin görmem …
Bu derenin yemîn ü yesârında aslâ bir karış arz-ı hâliye yokdur. Kasaba-i Nevesinlinin ve kasaba-i Lubinlinin ve kasaba-i Lubomirlinin cümle bâğları bu Dol deresindedir. Rûm vilâyetinde ve cemî‘i Firengistân'da bu Dol deresi üzümü memdûhdur. Hattâ bir salkım üzümü dörd beş vukiyye gelir gûnâ-gûn müşk-i amber râyihalı âbdâr ve hoş-hor lezîz üzümü olur ve şırası şîrîn humârsız hamrı olur, derler, ammâ Hudâ'ya ayândır rahm-ı mâderden müştak olalı mükeyyefât kısmından bir şey yeyüp içmemişimdir ve bu Dol deresi bâdesin görmemişimdir. Bu dere-i mezkûru 3 sâ‘atde ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149b ·
metinde göster ·
… r olup bin iki bin âdem gücile ubûr ederlermiş. Hamd-i Hudâ şimdi bu rabta amâr
olalı
emn-i tarîk oldu.
Bu mezkûr hayrâtların cümlesi merhûm Gâzî Mûsâ Paşa hayrâtıdır. Hattâ bu âsâr-ı binâlar yok iken bu mahaller haydud harâmîsi havfinden derbendi calender yerler olup bin iki bin âdem gücile ubûr ederlermiş. Hamd-i Hudâ şimdi bu rabta amâr olalı emn-i tarîk oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168a ·
metinde göster ·
üç aydır, ol kadar zamândan berü ol başları ve sizin mürdelerin nâ-tırâş başlar …
"Ol ceng vâkı‘âtı Raba'da olalı üç aydır, ol kadar zamândan berü ol başları ve sizin mürdelerin nâ-tırâş başların saçların tırâş edüp bir yere koyup üç aydan berü bizim Beç'e gelmemize bakup bugünkü gün görsünler deyü alay ile getirdiniz. Îsâ Nebî ve Meryem Ana'yı severseniz doğru söylen, Raba cenginde siz bizi mi kırdınız, yoksa biz sizi der-ceng-i evvel yedi yerde kırdık ve Ni‘met-Uyvar altına dak sizi kıra kıra bu kadar kelle ve bu kadar mâl-ı ganâ’im alup ordumuza gelmedik mi? Sonra İsmâ‘îl Paşa ve Sâlih Paşa'nın sû-i tedbîriyle gerü dönüp Allâh emriyle Raba suyunda gark olduk, zîrâ bizim Sultân Süleymânımız ‘Bu Raba suyun öteye geçen oğullarım ve vezîr askerlerim ve kâfirden dahi Raba nehrin bizim hudûda geçenler anlar da bozulup gark olsun’ deyüp bed-du‘â etmişdi. Biz Süleymân Hân'ın vasıyyetin tutmayup belâya uğrayup suya gark olduk. Yohsa sizin kılıcınız ile kırılmadık. Eğer bizi kırdınızsa Hazret-i Îsâ içün doğru söylen" dedim. Anlar da insâf edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
… ndakı ol kadar derin ve dîvârları ol kadar âlî değildir. Lâkin henüz Uyvar feth
olalı
Nemse çâsârının fermânıyla yigirmi bin aded Tot re‘âyâları bu kal‘aya üşüp evve …
Ammâ kal‘ası nehr-i Pojon kenârında havâlesiz bir Şeddâdî tula binâ bir sûr-ı ra‘nâ kal‘a-i metîn-i bî-bedeldir, ammâ küçükdür. Ve şekl-i muhammes vâki‘ olup iki kapusunun biri cenûba ve biri şarka mekşûf olup beş köşesinde beş aded Kahkahâ-vâr metîn ve kavî tabyaları var, ammâ handakı ol kadar derin ve dîvârları ol kadar âlî değildir. Lâkin henüz Uyvar feth olalı Nemse çâsârının fermânıyla yigirmi bin aded Tot re‘âyâları bu kal‘aya üşüp evvelki tarzından ellişer adım her cânibinden kal‘a dîvârın enli ve bir kat handak dahi yapmağa mübâşeret etmişler. Ve varoşu etrâfların dahi beş Uyvar kal‘ası cirminden büyük ediyorlardı ve cümle re‘âyâ deryâ-misâl üşüntü edüp çalışırlardı. Ammâ hakîri görünce Uyvar altında alınan ve Raba cenginde esîr olan ümmet-i Muhammedleri cümle kaldırup pinhân etdiler. Lâkin Uyvar yılı feth olan kal‘aların kâfire dönen re‘âyâları ve Uyvar köyleri re‘âyâları ve niçe bin Tot vilâyeti re‘âyâları bu aşağı yeni Jebel varoşunda mütemekkin edüp bir kal‘ayı amâr etdiklerinden kal‘a-i Uyvar'a re‘âyâ az kaldı ve bu Jebel kal‘ası sahrâsı ol kadar bir bâğ ve bâğçeli yerdir kim hadîka-i müşebbek bostânları bir konak yeri zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76a ·
metinde göster ·
… z-misâl dağlar yığmışlar. Ve bu kal‘aya iki aded kapu tarh etmişler. Uyvar feth
olalı
kâfir-i bed-kârların etekleri tutuşup bu kal‘aya mübâşeret etdi, ammâ bu dûrbîn …
Ve kal‘a dîvârı tamâm oldukda temelden çıkan ve handak içinden çıkan toprakları kal‘a dîvârı üzre tabyalara yığmağa benî âdem karınca [gibi] toprak taşıyup yedi tabya üzre yedi aded toprakdan kûh-ı Elburz-misâl dağlar yığmışlar. Ve bu kal‘aya iki aded kapu tarh etmişler. Uyvar feth olalı kâfir-i bed-kârların etekleri tutuşup bu kal‘aya mübâşeret etdi, ammâ bu dûrbîn-fikr küffârın elbette bir şeytanatı vardır. Bu hakîr-i âkıbet-endîşin anladığı oldur, bu kal‘ayı binâ edüp içine kırk elli kâfir koyup Pojon kal‘asın muhâfaza edüp fursat buldukda kal‘a-i Uyvar'ı 76b Osmânlı elinden suhûletle ala. Bu kal‘ayı binâ etmeğe taraf-ı şehriyârîden izin verildiği ayn-ı hatâ olup sû-i tedbîr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76a–76b ·
metinde göster ·
sikkeleri ref‘ olup ancak bakırdan penez nâm akçeleri vardır. Bukreyş şehrinde …
Penez nâm akçelerinin hatların beyân eder: Zamân-ı kadîmde Âl-i Osmân tulû‘ından mukaddem bunlar dahi başka krallık idi ve altun ve gümüş ma‘âdinleri olmak ile paçka(?) nâm beşlik ve porkab(?) nâm altun ve babka nâm guruş keserlerdi. Dest-i Âl-i Osmân'da giriftâr olalı sikkeleri ref‘ olup ancak bakırdan penez nâm akçeleri vardır. Bukreyş şehrinde ve Tirkoviş şehrinde kesilirdi. Şimdi anı da kesmez olup eski penezleriyle ve Erdel penezleriyle bey‘ [u] şirâ ederler. Penezlerinin bir yanında beğlerinin ismi ve kenârlarında târîhleri var. Bir yanında Hazret-i Îsâ sûreti ve târîhi yazılıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 102b ·
metinde göster ·
iki üç kadar atlılar Şâhînkirmân'dan bu Doğankirmân'a geçüp kâfiristândan şikâr …
Ammâ şimdi hamd-i Hudâ bu kal‘a binâ olalı iki üç kadar atlılar Şâhînkirmân'dan bu Doğankirmân'a geçüp kâfiristândan şikârların alup sâlimîn ü gânimîn toğan gibi şikârlıca Doğan kal‘asına gelüp andan bî-bâk ü bî-pervâ karşu Şâhînkirmân'a ubûr eder, andan vilâyet-i Kırım'a gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a ·
metinde göster ·
şimdi beyâz abâ kalpak ve beyâz esbâblar geyüp cümle saçların tırâş eder oldula …
Ve bu tâ’ife-i Kabarti müselmân olalı şimdi beyâz abâ kalpak ve beyâz esbâblar geyüp cümle saçların tırâş eder oldular. Ve ellerinde tesbîh taşırlar bir garâ’ib yeni müselmân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157a ·
metinde göster ·
"Bu zulm [ü] ta‘addîyi ata ve dedelerimizden işitmedik. Ve Kırım Kırım
olalı
curd eyelerimizden görmedik. Ve burun gelen hânlardan Hulagu Hân ve Tohtamış Hâ …
"Bu zulm [ü] ta‘addîyi ata ve dedelerimizden işitmedik. Ve Kırım Kırım olalı curd eyelerimizden görmedik. Ve burun gelen hânlardan Hulagu Hân ve Tohtamış Hân ve Cinkız Hân ve Günbay Hân ve Menkirtim Hân ve Geraylardan Mengli Geray Hân ve Fethi Geray Hân ve Semiz Mehemmed Geray Hân ve Bahâdır Geray Hân ve İslâm Geray Hân ve şimdi Dağıstân'a giden Mehemmed Geray Hân zamânlarında böyle zulm [ü] ta‘addî görmedik" deyü cümle ahâlî-i Kırım feryâd u fiğân ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 197a ·
metinde göster ·
bu kasaba üç sâ‘at tarîk-i müstakîmden hilâf kalup bu kasaba işlemez oldu.
Menzil-i kasaba-i Sarı Şa‘bân: Kavala sancağı hâkinde voyvadalıkdır. İmâreti bir düz kumsallı zemîn başında cümle iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ve iki hânlı, bir hammâmlı, elli dükkânlı, bir medreseli, bir tekyeli ma‘mûrca kasabacıkdır. Lâkin Karasu cisri başında Ahmed-âbâd kasabası binâ olalı bu kasaba üç sâ‘at tarîk-i müstakîmden hilâf kalup bu kasaba işlemez oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 215b ·
metinde göster ·
böyle bir büyük paturuna kalyon ve böyle bir binâ-yı kavî ve böyle cebehâneli v …
"Bu deryâ, deryâ deyü halk olalı böyle bir büyük paturuna kalyon ve böyle bir binâ-yı kavî ve böyle cebehâneli ve dörd kat anbârı ve dörd fenerli ve iki kayalıklı ve kıçı bâğçeli ve içi kırk aded dükkânlı ve âb-ı hayât su sarnıçlı ve çarhlarla un değirmenli kalyon bu deryâ üzre olmamışdır. Ve içinde üç bin kîse asker hazînesi ve iki bin aded soltatlı gemi idi. Hattâ yandıkda müşâvere içün kalyonda yigirmi altı aded turvîn müşâvere sâhibi kapudanlarımız var idi kim her biri Fransa diyârının birer rükn-i a‘zamı idi. Karada böyle kılıç yedik, deryâda Türk'den intikâm alalım derken anda dahi böyle rahneler gördük" deyü ağlaşup feryâd ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300b ·
metinde göster ·
… ük liman ki Kum kapu yoludur, ana gider şâhrâh-ı azîmdir, ammâ taşra kal‘a binâ
olalı
bu iç kal‘a dîvârları ve handakları ol kadar ma‘mûr değildir.
Ammâ mezkûr iç kal‘a kapusu önü dörd çatal yoldur. Sağ tarafı iç kal‘a handakı kenârınca baş aşağı küçük liman ki Kum kapu yoludur, ana gider şâhrâh-ı azîmdir, ammâ taşra kal‘a binâ olalı bu iç kal‘a dîvârları ve handakları ol kadar ma‘mûr değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316b ·
metinde göster ·
sene (---) olup hâlâ bizler gördükde yine zemîninin harâreti var idi. Sadrıa‘za …
Ve bu ce[zî]re âteş-i kudret ile münharık olalı sene (---) olup hâlâ bizler gördükde yine zemîninin harâreti var idi. Sadrıa‘zam dahi bir filikaya binüp cümle temâşâ edüp âlem-i hayretde kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a ·
metinde göster ·
muharremât [u] mükeyyefâtdan bir şey ile âlûde olmayup bu gûne bir hâk-i pâk id …
Bu hakîr vakt-i şebâbda henüz ömr-i girânmâyemiz pencâh sâle bâliğ iken hakîr dahi nâ-bâliğ mücerred-i pâk idim, ammâ hamd-i Hudâ rahm-ı mâderden mütevellid olalı muharremât [u] mükeyyefâtdan bir şey ile âlûde olmayup bu gûne bir hâk-i pâk idim, ancak tâlib [ü] râğıb-ı seyâhat idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3a ·
metinde göster ·
… eriyle şâm-ı şerîfden bir alay-ı azîm ile hurûc olunmuşdur kim şâm cennet-meşâm
olalı
böyle bir asker-i gülfâm zevi'l-feccâm görmemişdir. Bu deryâ-misâl asker ile şâ …
Ba‘dehu sene 1081 mâh-ı şevvâl'in yigirminci günü bismi-ilâh ile şâm-ı şerîfden Y 258a bu kadar eyâlet-i şâm askeri ve emîrü'l-hac Hârmûş Paşa askeri ve beş bin yüz yigirmi müsellah ü müretteb ü mükemmel Paşa askeriyle şâm-ı şerîfden bir alay-ı azîm ile hurûc olunmuşdur kim şâm cennet-meşâm olalı böyle bir asker-i gülfâm zevi'l-feccâm görmemişdir. Bu deryâ-misâl asker ile şâm'dan çıkup kıble tarafına bâğlar içre bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y257b–Y258a ·
metinde göster ·
… re Hazret-i Mûsâ asrında Fir‘avn, Kolundur boğazında bu deryâ içre Fir‘avn gark
olalı
hâsıl oldu, derler. Bir mehîb ü azîm Y 370b balıkdır. Eğer bu balık vartasınd …
Allâhümme âfinâ emr-i ber-aks olup gemiye bir rahne isâbet ederse bir cân halâs olmak mümkin değildir. Bu deryâ suyu bir sâ‘atde âdemin etin yeyüp delik delik eder. Ve kırıç balığı derler, bir mel‘ûn balık vardır, âdemi lop incîri gibi yudar. Be-kavl-i müverrihîn-i Arab bu mezkûr balık bu deryâ içre Hazret-i Mûsâ asrında Fir‘avn, Kolundur boğazında bu deryâ içre Fir‘avn gark olalı hâsıl oldu, derler. Bir mehîb ü azîm Y 370b balıkdır. Eğer bu balık vartasından halâs olup bu bahrin iki cânibine çıksan, Arab, Urbân-ı uryân evlâdu'n-nasârâ deyü emân vermeyüp âdemi katl ederler. Eğer Araba râst gelmesen uryân şiddet-i hârdan biryân olursun. Bundan halâs olsan âbâdân olmaduğından cî‘an helâk olursun. Allâhümme âfinâ. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y370a–Y370b ·
metinde göster ·
… iz içre cezîre-i Misine yedi yüz yetmiş mîl bir cezîredir kim ma‘mûr [u] âbâdân
olalı
içine yağı ayağı, harâmî ayağı basmamışdır. Hâlâ İşpanya kralı hükmündedir.
Ve yine Akdeniz içre cezîre-i Misine yedi yüz yetmiş mîl bir cezîredir kim ma‘mûr [u] âbâdân olalı içine yağı ayağı, harâmî ayağı basmamışdır. Hâlâ İşpanya kralı hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30a ·
metinde göster ·
… r. Ammâ bu diyârda aslâ katır gelmez ve peydâ dahi olmaz. Kârûn bu diyârda gark
olalı
katır hâsıl olmaz. Ve hâkimine bu eyâletden gılâl taşımak içün her sene beş bin …
Ve bâd-ı havâdan ve cürm [ü] cinâyetden ve dahi hedâyâlardan bin beş yüz at ve yedi sekiz yüz katâr deve gelir. Ammâ bu diyârda aslâ katır gelmez ve peydâ dahi olmaz. Kârûn bu diyârda gark olalı katır hâsıl olmaz. Ve hâkimine bu eyâletden gılâl taşımak içün her sene beş bin eşek gelir. Ve tur‘aları ve halîcleri cerf etmek içün iki bin sığır gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y373b ·
metinde göster ·
… a‘ş-ı şerîfin tevhîd [ü] tezkîr ile çıkarup esâsın cenbine defn ederler. Merhûm
olalı
câmi‘in inşâsı mahalline dek sekiz yüz toksan âm olmuş, henüz vücûd-ı şerîfi te …
deyü tahrîr etmiş. Hakîkatü'l-hâl ta‘yîn buyurdukları sene Alî Beğ câmi‘i inşâ ederken bu sultânın kabr-i şerîfi zâhir olup esâs mahallinden na‘ş-ı şerîfin tevhîd [ü] tezkîr ile çıkarup esâsın cenbine defn ederler. Merhûm olalı câmi‘in inşâsı mahalline dek sekiz yüz toksan âm olmuş, henüz vücûd-ı şerîfi ter ü tâze idüğün bin altmış bir târîhinde niçe yüz âdemler gördük deyü Y 378a şehâdet etdiler. Ammâ nazar anda değildir, ne keşf [ü] kerâmetdir kim sekiz yüz toksan sene mukaddem târîh ile câmi‘in bünyâdın ve kerâmetleri târîhin tahrîr edeler, zehî ilimdir yâhûd keşifdir. Hâlâ ol seng-i mahrûr kabr-i şerîfi içre hâzırdır, ve kendülerinin himmetleri hâzır u nâzırdır. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y377b–Y378a ·
metinde göster ·
… derler. Hâlâ içinde ruhbânları cümle Kıbtîlerdir. Anların kavliyle bu deyr binâ
olalı
üç bin yıldır dediler. "Ve Hazret-i Alî'nin vâlidesin bizim Kıbtî melikleri alâ …
Bir azîm kenîsesi vardır, anıniçün Deyr derler. Hâlâ içinde ruhbânları cümle Kıbtîlerdir. Anların kavliyle bu deyr binâ olalı üç bin yıldır dediler. "Ve Hazret-i Alî'nin vâlidesin bizim Kıbtî melikleri alâ-tarîkı'l-hedâye sizin Muhammed'in ceddi Abdülmuttalib'e gönderdi, ol dahi karındaşı Ebî Tâlib'e verdi, andan Hazret-i Alî tevellüd etdi", deyü tevârîhlerinden kırâ’at etdiler. "Anıniçün bu karyemize Deyr-i Ümmü Alî derler", deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y383b ·
metinde göster ·