Esnâf-ı dalgıcân-ı gavvâsân: Dükkânları yokdur, ancak Galata'da ve Kâsımpaşa'da lonca yerleri vardır, anda bulunur. Neferât üç yüz, bunlar ekseriyyâ Mağrib Urbânı ve Reşîd ve İskenderiyye Urbânıdır. Ammâ Rodos cezîresi mukâbelesinde cezîre-i Sönbeki, Süleymân Hân fethi olup yine Süleymân Hân câmi‘i evkâfı re‘âyâsıdır, dörd bin aded Rûm harâcıdır. Bunlarda ola[n] gavvâs, Bahr-i Hürmüz'de inci çıkaran gavvâslar hemtâ olamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163a ·
metinde göster ·
… yân ve sa‘lep ve mahlep pişirüp câme-şûylık içün âteş yakup su ısıda, ana mâni‘
olamazlar
. Cümle nökerleri ve askerîsi ve bekâr [u] bîkârları cümle çârsû-yı bâzârdan alu …
Ahlâk-ı zemîme-i İrân-zemîn: Ahâlîsi Kânûn-ı kadîm-i Azerbaycân oldur kim on iki imâm aşkına on iki esnâf-ı askerî tâ’ifesi ki niçe bin âdem olur. Ulemâdan ve sâ’ir a‘yândan on ikişer esnâf âdemler hânelerinde ta‘âm pişirirler. Mâ‘adâsı hücrelerinde âteş yakmak ihtimâli yokdur kim ta‘âm pişire. Meğer kahve ve çây ve bâdyân ve sa‘lep ve mahlep pişirüp câme-şûylık içün âteş yakup su ısıda, ana mâni‘ olamazlar. Cümle nökerleri ve askerîsi ve bekâr [u] bîkârları cümle çârsû-yı bâzârdan alup ta‘âm yerler. Anınçün kızılbaş-ı bed-ma‘âşdırlar kim ma‘îşetleri bu husûsda hakkâ ki beddir. Lâkin ucuz olur ve murâd edindiğin ta‘âmı hora geçirirsin. Hisâbî ve mücerred olan kişilere bu enfa‘dır. Hattâ askerî tâ’ifesi üç ay bâzârda ta‘âm yise anın aşbâzı donluğ-ı şâhî çıkdıkda aşbâz dîvâna çıkup "Men kurbân kulunun aşbâzıyım" deyü kurbân kulunun donluğun alup gider. Bir habbe ziyâde ve noksân almağa kâdir değildir. Sonra hilâf eden aşbâzın dilin ensesinden çekerler. Ba‘dehû aşbâz donluk sâhibine on iki gün müft ziyâfet eder. Kânûnları budur. {Kaçan kim şâh ve bir sipehsâlâr sefere gitse cemî‘î ordularında keçe obalı ve keçe haymeli aşbâzlarından ziyâde asker ve hayme ve bazâr yokdur. Zirâ cümle askerîsi ordu aşbâzlarına muhtâclardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302b ·
metinde göster ·
. El-hâsıl midhatinde diller kâsırdır. Ve icâbet-i du‘â mahalli olmağıla şeb [u] …
Evsâf-ı cevâmi‘hâ-yı Divriği: Cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ cümleden ma‘bed-i kadîm Ulucâmi‘ bu varoşdadır. Bu şehr içre bundan büyük câmi‘ yokdur. Tûlen ve arzen (---) ayakdır ve derûn-ı câmi‘de cümle (---) aded sütûn-ı müntehâlardır ve cümle üç aded kapusu var ve bir minâre-i ibret-nümâsı var, ammâ bu câmi‘in bânîsi Âl-i Selçukiyân'dan Sultân Alâ’eddîn'dir. "Bu câmi‘e yedi Rûm harâcı masrûf etmişdir" deyü der-i dîvârında târîhi ve cümle evkâfları tahrîr olunmuşdur. Üstâd-ı mermer-bür bu câmi‘e eyle emek sarf edüp cemî‘i der-i dîvârın eyle bûkalemûn etmişdir kim ne Ayasulug'da Sultân Ya‘kûb câmi‘i ne Bursa'da Yıldırım Hân'ın Ulu câmi‘i ve ne Sinop şehrindeki minber nakşı ve ne diyâr-ı Rûm'da Âtin'de Ebü'l-feth câmi‘i ve ne Budin serhaddinde Kal‘a-i Üstorgon câmi‘i bu Divriği câmi‘inin icrâ-yı ma‘rifetine hemtâ olamazlar. El-hâsıl midhatinde diller kâsırdır. Ve icâbet-i du‘â mahalli olmağıla şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. (---)(---)(---)(---)81a Ve Kızıl Medrese câmi‘i. Çârsûbaşında (---)(---) câmi‘-i Hatîb. Şems-i Bezmgâh câmi‘i.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 80b–81a ·
metinde göster ·
. Zîrâ bu diyârda Fireng'i ve kelbi ve Urum'u berâber dutup aslâ sevmezler ve ke …
Bî-medh-i kenîse-i râhibân-ı Mıkdısiyân: Cümle (---) aded deyr-i bıtrîk u kıssîs u derdergân-ı ruhbânândır. Ammâ Fireng ve Urum ve Kıbtî (---) kenîseleri yokdur. Lâkin kendileri ticâret ile gelüp giderler, sâkin olamazlar. Zîrâ bu diyârda Fireng'i ve kelbi ve Urum'u berâber dutup aslâ sevmezler ve kelb olan yere ve millet-i Nasârâ olan yere bu kavm-i İmâdiyye girmezler. Ve küffâr ile ve Kızılbaş ile asla bey‘ [ü] şirâ etmezler. Cümle re‘âyâları Ya‘kûbî ve Celüvî Ermenîlerdir. Harâc-güzâr olduklarından şehirlerde kadîm a‘sârlardan berü deyrleri vardır. Ve yaylak dağlarında Yezîdî ve Haltî ve Çekvânî ve Papirî kavmi Kürdleri vardır. Anlar köpeğe meyl-i muhabbet edüp kelb-perest olduklarıyçün İmâdiyye kavmi ol Yezîdîleri şehirde görseler katl ederler. Hâsıl-ı kelâm gâyetü'l-gâye mü’min ü muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘a Şâfi‘îyyü'l-mezheb pâk ü pâkîze dâmen mücâhid fî-sebîlillah kimesnelerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
… de yarar ve bahâdırlardır. Bu kal‘a içre gayri âdem girüp müte’ehhil olup sâkin
olamazlar
. Meğer taşra varoşda tavattun edeler.
Ve bu kal‘anın Tuna kenârı köşesinde bir vîrân kenîsesi var, içinde keraste ve gayri mühimmât [u] levâzımâtları ve şehrin niçe hayvânâtları memlûdur. Hattâ bu kal‘a içinde olan guzât-ı muvahhidînin ehl [ü] iyâlleri birbirlerinden aslâ kaçmazlar, zîrâ cümle evlâd-ı evlâdları birbirleriyle dükelisi akrabâ ve ta‘allukâtlardır. Anıniçün birbirlerinden hicâb edüp ceng etmede yarar ve bahâdırlardır. Bu kal‘a içre gayri âdem girüp müte’ehhil olup sâkin olamazlar. Meğer taşra varoşda tavattun edeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72a ·
metinde göster ·
… izim pâdişâhımız ve cümle asâkir-i İslâmımız ceng-i cidâlsiz ve harb-i kıtâlsiz
olamazlar
, zîrâ bizim Hazret-i Muhammedimiz Allâh emriyle kâfire kılıç urmağile ba‘s olup …
"Yok bu söze pâdişâhımızın rızâsı yokdur. Fermân-ı pâdişâhî yigirmi yılda bir tecdîd-i sulh ola, zîrâ bizim pâdişâhımız ve cümle asâkir-i İslâmımız ceng-i cidâlsiz ve harb-i kıtâlsiz olamazlar, zîrâ bizim Hazret-i Muhammedimiz Allâh emriyle kâfire kılıç urmağile ba‘s olup anların fermânıyla bizler dahi kılıç urup gazâlar ederiz", dedikde kral yigirmi dörd senede bir tecdîd-i sulha rızâ verüp bizim elçi paşa yigirmi seneden ziyâde sulha kâ’il olmayup niçe gûne güft u gûy kîl u kâller olup kralın rızâsı üzre âhır-ı kâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65b ·
metinde göster ·
… ıraht-ı azîmler bu Âdemî vilâyetinde halk olunan şecere-i tayyibenin bir nihâli
olamazlar
.
Hakkâ bir büyük meydân kubbe kubbe halk olunmuş bir dıraht-ı ibret-nümâ-yı azîmdir. Gerçi Akdeniz içre İstanköy cezîresinin kal‘a kapusu önündeki meydândaki çınar ağacı ve cezîre-i Mora'da Ballıbadra kal‘ası bâğçeleri içindeki servî ağacı ve Bosna eyâletinde Ravna dağı içindeki gürgen ağacı ve niçe bin gûne dıraht-ı azîmler seyr [ü] temâşâ etdim, ammâ bu zikr olunan dıraht-ı azîmler bu Âdemî vilâyetinde halk olunan şecere-i tayyibenin bir nihâli olamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153b ·
metinde göster ·
… gûn zevk u safâlar etdiklerine bir ferd-i âferîde hâciz-i hazîm ve mâni‘-i kavî
olamazlar
. Destûr-ı şâhî olmuş gûnâ-gûn havz-ı Şâfi‘îlerdir.
Bu mahalle karîb mesîregâh-ı havz-ı azîm: Subaşı nâmıyla ma‘rûf bir vâsi‘ dere içre bir çemenzâr vâdîde nebâtât [u] giyâhât sebzezâr, çemenzâr yerde bir teferrücgâh kasrı kurbunda kudretden kayalar içre niçe yerde havz-ı azîmler var. Cümle uşşâkân-ı müştakân mahbûbânlarıyla bu havuzlar içre şinâverlik edüp cilvelenüp gûnâ-gûn zevk u safâlar etdiklerine bir ferd-i âferîde hâciz-i hazîm ve mâni‘-i kavî olamazlar. Destûr-ı şâhî olmuş gûnâ-gûn havz-ı Şâfi‘îlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235a ·
metinde göster ·
… irbirlerin dirâgûş edüp ba‘dehu gusl ederler. Bir ferd-i âferîde bu gusle mâni‘
olamazlar
. Zîrâ İmâm Şafi‘î kavli üzre aşren fe-aşr bir havz-ı pâkdir, nâ-pâki pâk eder. …
Cümle dilberân bu hammâmlarda âşıkânları ile bilâ-vâsıta ve bilâ-fûta birbirlerin dirâgûş edüp ba‘dehu gusl ederler. Bir ferd-i âferîde bu gusle mâni‘ olamazlar. Zîrâ İmâm Şafi‘î kavli üzre aşren fe-aşr bir havz-ı pâkdir, nâ-pâki pâk eder. Ve cemî‘i dellâkları pençe-i âfitâb [ü] mehtâb dilberândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y82a ·
metinde göster ·
… adaka olunur. Mısır aklâmı kazâları başka aklâmdır, Anatolu kadıları mutasarrıf
olamazlar
ve bu Mısır kadıları da Anatolu ve Rûmeli menâsıblarına mutasarrıf olamazlar. A …
Ve bu cümle kazâları Âsitâne-i sa‘âdetde berât-ı pâdişâhî ile Anatolu kadıaskeri etdirüp sadaka olunur. Mısır aklâmı kazâları başka aklâmdır, Anatolu kadıları mutasarrıf olamazlar ve bu Mısır kadıları da Anatolu ve Rûmeli menâsıblarına mutasarrıf olamazlar. Ammâ Sitte ta‘bîr etdükleri tahta başı mansıblardan Garbiyye ve Dimyât ve Reşîd ve İskenderiyye ve Mansûre gibi menâsıblara mutasarrıf oldukdan sonra kânûn-ı Selîm Hân'dır kim Anatolu'da ve Rûm eyâletinde mevleviyyet mansıbları ihsân olunup Mısır menâsıblarından halâs olur. Yohsa şebke-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y68b ·
metinde göster ·
… ıf olamazlar ve bu Mısır kadıları da Anatolu ve Rûmeli menâsıblarına mutasarrıf
olamazlar
. Ammâ Sitte ta‘bîr etdükleri tahta başı mansıblardan Garbiyye ve Dimyât ve Reşî …
Ve bu cümle kazâları Âsitâne-i sa‘âdetde berât-ı pâdişâhî ile Anatolu kadıaskeri etdirüp sadaka olunur. Mısır aklâmı kazâları başka aklâmdır, Anatolu kadıları mutasarrıf olamazlar ve bu Mısır kadıları da Anatolu ve Rûmeli menâsıblarına mutasarrıf olamazlar. Ammâ Sitte ta‘bîr etdükleri tahta başı mansıblardan Garbiyye ve Dimyât ve Reşîd ve İskenderiyye ve Mansûre gibi menâsıblara mutasarrıf oldukdan sonra kânûn-ı Selîm Hân'dır kim Anatolu'da ve Rûm eyâletinde mevleviyyet mansıbları ihsân olunup Mısır menâsıblarından halâs olur. Yohsa şebke-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y68b ·
metinde göster ·
… s-i şerîf etrâfından bir göl âşikâre olup Yezîdîler re‘s-i şerîfi depmeğe kâdir
olamazlar
. Ba‘dehu bir muhibb-i hânedân hâtûn bir gece evlâdın Y 95a boğazlayup İmâm Hü …
Ammâ Târîh-i Fazâ’îl-i Mısır'da eyle tahrîr ederler kim kaçan Yezîd-i bî-mezîd ibn Mu‘âviye Mısır kavmine rağmen İmâm Hüseyn'in ser-i sa‘âdetin ba‘de Hicreti'n-nebevî sene 61 târîhinde Mısır'a gönderdikde bu Sultân Hasan câmi‘i yerine bırağup niçe bin Yezîdîler re’s-i şerîf-i İmâm'ı ayaklarıyla deperken niçesinin ayakları tulum gibi şişer. Hâlâ ol zürriyyetden niçe bin tulum ayaklı âdemler vardır. Ba‘dehu ol ser-i sa‘âdeti Cenâb-ı Kibriyâ hıfz içün re’s-i şerîf etrâfından bir göl âşikâre olup Yezîdîler re‘s-i şerîfi depmeğe kâdir olamazlar. Ba‘dehu bir muhibb-i hânedân hâtûn bir gece evlâdın Y 95a boğazlayup İmâm Hüseyn'in mübârek başın alup yerine evlâdı başın koyup İmâm'ın başın hâlâ meşhed-i İmâm yerinde hıfz edüp ba‘dehu âl-i Abbâsiyân'da meşhed-i İmâm amâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y94b–Y95a ·
metinde göster ·
… sleri eyle zabt etmişlerdir kim gayrı ulemâ yanlarında bir hadîs okunmağa kâdir
olamazlar
. Ve Mısır'da ulemâ-yı muhaddisîn sâyir ulemâdan mu‘teberdir kim i‘zâz [u] ikrâm …
Hâsıl-ı kelâm cümle dârü'l-hadîsleri bir bir takrîr [ü] tahrîr eylesek bir müdevven olur. Hemân hulâsa-i kelâm şehr-i Mısır ilm-i hadîs kânıdır. Elli binden mütecâviz muhaddis kimesneler vardır. Her birinin derûnunda râvîsiyle yigirmişer otuzar bin hadîs-i şerîf vardır. Ve Kur’ân-ı Azîm huffâzı gibi meşhûr hâfız-ı hadîs a‘mâlar vardır kim kırk elli bin hadîs cem‘ eyleyüp Müslim [ü] Buhârî tilâvet ederler. Ve mevzû‘ ve gayr-ı mevzû‘ hadîsleri eyle zabt etmişlerdir kim gayrı ulemâ yanlarında bir hadîs okunmağa kâdir olamazlar. Ve Mısır'da ulemâ-yı muhaddisîn sâyir ulemâdan mu‘teberdir kim i‘zâz [u] ikrâm ederler. Ammâ ne hikmetdir, her kim ilm-i hadîse mâlikdir, yüzünden nûr tamar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y106b ·
metinde göster ·
… ki‘ olmağile züvvârdan aslâ hâlî değildir. Husûsâ nisvân tâ’ifesi bir ân münfek
olamazlar
. Ve,
Kabr-i eş-şerîfe Fâtıma ibneti Muhammed bin Îsâ ibn Muhammed bin İsmâ‘îl ibn İbrâhîm ibn Q 256aP 253a el-Hasan ibn el-Hüseyn ibn Alî ibn Ebî Tâlib: Mısır'ın cânib-i cenûbunda âsitâne-i azîmdir ve ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Tarîk-ı âm üzre vâki‘ olmağile züvvârdan aslâ hâlî değildir. Husûsâ nisvân tâ’ifesi bir ân münfek olamazlar. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y260a ·
metinde göster ·