… merden zencîr ile musanna‘ âvîzeler var, ilm-i Cemşîd-i çeberşebîr'den haberdâr
olan bilür
.
Ve bu kapunun atebe-i ulyâsı üzre mihrâb-misâl mermerden oyma mukarnas mebrûmlar içre ser-nigûn mermerden lâle-i ibret-nümûnlar ve sanâyi‘ât-ı gûnâ-gûnları yine mermerden zencîr ile musanna‘ âvîzeler var, ilm-i Cemşîd-i çeberşebîr'den haberdâr olan bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
ve necef ve moran câmların şu‘lesinden derûn-ı hammâmda gûyâ nûr berk urur. Ve …
Ve kubbelerinde olan billûr ve necef ve moran câmların şu‘lesinden derûn-ı hammâmda gûyâ nûr berk urur. Ve cümle dîvârlarından ve kubbelerinden bir katre arak cereyân etmez. Ve hevâsı ol kadar latîfdir kim âdeme harâret vermez. Ve cümle kurnaları beyâz mermer-i hâmdandır. Ve her halvetde altun ve gümüş ve murassa‘ iskemleler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 97b ·
metinde göster ·
Bu lisân-ı Arabî bahr-i bî-pâyândır; bunun gavvâs-ı me‘ânîsi
olan bilir
. Ancak bu hakîr bu lisânda dahi müsevvedâtımız içre bulunsun deyü tahrîr olundu …
Bu lisân-ı Arabî bahr-i bî-pâyândır; bunun gavvâs-ı me‘ânîsi olan bilir. Ancak bu hakîr bu lisânda dahi müsevvedâtımız içre bulunsun deyü tahrîr olundu. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 29b ·
metinde göster ·
… -ı hâldârında ilm-i Alî üzre niçe kerre rümûzât-i İlâhiyyeler var kim anın ehli
olan bilüp
her hurûfun rümûzundan haberdâr olup inkırâzu'd-deverân Furkân-ı Mecîd-i mu‘ciz …
Ammâ paşa ile bu ikisi bir gûne tekellüme başladılar. Hudâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâdır ol kelâm-ı dürer-bârlarından bir hurûf ve bir kelâm anlayamayup mebhût [u] mütehayyir kaldım. Anlar bir gûne sürûr [u] şâdımânda olup kâh el-hamdülillah ve kâh eş-şükrülillah ve kâh hâzâ min fazlı Rabbî dediklerin anlardım. Bu hâl üzre esnâ-yı kelâmda yine sadede gelüp Dervîş Sünnetî eydür "Bu âyet-i şerîfi size gönderdiklerinde ma‘nâ-yı sübhân üzre Melek Dede'ye beşâret eyle kim Şeyhü'l-kurrâ Sûsî hazretleri takrîb-i kırâ’atları üzre Arapça âyetinde hâzâ ile ebşer mâbeyninde olan elifi vasl edüp mâ hâzâ ile ibşirâ okurlar. Ve mâ hâzâ mâ sî mâin (---)(---) dir, ya‘nî ibşir değildir, mün‘adimdir. Arapça ya‘nî yine sen sâbit-kadem olup hayâtda melek-i sâhib-i keremsin işâreti vardır" dedi. Ve yine "Hâşâ ki müfessirîn kavli üzre bu âyet-i şerîfin ma‘nâsı böyle olup siz Melek ve İpşir ola, hâşâ sümme hâşâ ehl-i şer‘ bu tefsîre râzî değillerdir, ancak meşâyihân-ı bâtınân, ulûm-ı Arabiyye ve acîbeye mâlikân rümûz [u] künûz sâhibleri ve ilm-i ledünde cifr-i câmi‘ mâlikleri hurûf-ı Alî'den ve kelâm-ı Muhyiddîn'den böyle istihrâc edüp tesellî haberi gönderdiler" dedikde paşa eyitdi "Ben bu âyet-i şerîfden safâ-yı hâtır buldum. Bu bilinmez bir rumûz-i ehl-i dildir. Kur’ân-ı azîmin ve Furkân-ı mecîdin her elfâz-ı dürerbâr kelimesinde ve her hurûf-ı hâldârında ilm-i Alî üzre niçe kerre rümûzât-i İlâhiyyeler var kim anın ehli olan bilüp her hurûfun rümûzundan haberdâr olup inkırâzu'd-deverân Furkân-ı Mecîd-i mu‘ciz ile amel ederler, başka bir ilimdir" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176a ·
metinde göster ·
… ur kim karîne ile dahi tilâvet olunmaz birer gûne hatt-ı kadîmlerdir kim erbâbı
olan bilir
. Ammâ Mağrib-zemînde şehr-i Kurtuba ve şehr-i Tilimsân'da ve şehr-i Tanca'da ol …
Andan sonra Bağdâd-ı behişt-âbâd kurbündeki Kûfe şehrinde bir hatt-ı garîb ü acîb te’lîf olup hatt-ı Kûfî dediler. Sonra nezâket ziyâde olarak ilâ hâze'l-ân on iki gûne hatt-ı Kûfî vardır. Ammâ cümleden latîf hatt-ı Kûfî-i Hazret-i Osmân'ındır ve Kûfî-i Hafsî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Mağribî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Fesî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Merankûşî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Tilemsânî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Sünnârî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Habeşî'dir kim her biri ibret-nümâ hatt-ı âyetün min âyâtillah hatlardır kim diyâr-ı şehr-i Mısr-ı atîkde câmi‘-i Amr ibnü'l-Âs'da ve câmi‘-i Menil'de ve câmi‘-i Berkok'da ve Câmi‘-i Sitti Nefîs'de ve câmi‘-i Aybegi't-Türkman'da ve Câmi‘-i Ferec'de ve Câmi‘-i Taylun'da ve Câmi‘-i Tâhir Baybars'da ve İçkal‘a Yeniçeri Odaları yanındaki Tavâşî {Süleymân Paşa} Câmi‘i'nde ve bu zikr olunan câmi‘lerde Hudâ âlimdir {gûnâ-gûn} Kûfî hatlar var kim hakkâ ki cennet-i me’vâ hatlarıdır kim manzûru olan seyyâh cânlara hafî ve nihân değildir. Ammâ Mağrib-zemîn câmi‘lerinde aslâ bir gayrı hat yokdur. Cümle on iki gûne hatt-ı Kûfîlerdir kim ancak bi-emrillahi Ta‘âlâ her kankı hat olursa elif ve lâm harfleri birdir. Ammâ gayrı yigirmi yedi aded harflerinin tarz [u] tavırları ve eşkâlleri cümle birbirlerine muhâlif tahrîr olunmuşdur kim karîne ile dahi tilâvet olunmaz birer gûne hatt-ı kadîmlerdir kim erbâbı olan bilir. Ammâ Mağrib-zemînde şehr-i Kurtuba ve şehr-i Tilimsân'da ve şehr-i Tanca'da olan hatt-ı Kûfîler bir diyârda yokdur, ammâ eğer bu hakîr-i pür-taksîr bu kadar kesret-i seyâhatde manzûrumuz olan Kûfî hatları tahrîr eylesek sadedden çıkarız, ancak mezkûr hatt-ı Kûfîlerden bir kıt‘a teberrüken bu mahalle resm olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275b ·
metinde göster ·
… ve bahr-i Dümbülî ve bahr-i Debîl ve bahr-i Tebrîz derler. Zîrâ etrâfında vâki‘
olan bilâdların
ismiyle müsemmâ bir buhayredir. Van deryâsına Vastân bahri ve Erceyeş bahri ve …
Sitâyiş-i Buhayre-i Rûmiyye-i Kübrâ: Bu buhayreye niçeler bahr-i Rûmiyye ve bahr-i Dümbülî ve bahr-i Debîl ve bahr-i Tebrîz derler. Zîrâ etrâfında vâki‘ olan bilâdların ismiyle müsemmâ bir buhayredir. Van deryâsına Vastân bahri ve Erceyeş bahri ve Âdilcevâz bahri derler. Bu dahi eyledir. Ammâ Tebrîz bu deryâya mesâfe-i ba‘îde olup Rûmiyye karîb olmağile Rûmiyye bahri denmeğile ma‘rûf bir buhayre-i mâlih-i mevsûfdur. Böyle bir buhayredir kim rûy-ı deryâsında niçe yüz sayyâd-ı mâhî kayıkları vardır. Ba‘zı âyende vü revende tüccâr-ı sevdâgerân götürür ve getirir keştîleri vardır. Cânib-i şarkîsi şehr-i Tebrîz'dir ve taraf-ı garbîsi şehr-i Rûmiyye ve kal‘a-i Dümbülî'dir ve niçe kendlerdir. Ammâ cenûbunda şehr-i kadîm Erdebil'e hayli mesâfe-i ba‘îdedir. Bu buhayrenin dâ’iren-mâdâr etrâfı Van deryâsından büyükdür. Van deryâsın bir âdem sür‘at ile sekiz günde devr eder ammâ bu on iki günde devr olunur. Ve umkı yetmiş kulaçdır. Ve müverrihân-ı İrân-zemîn ve müverrih Mıkdısî bu buhayre içün {eyle} tahrîr eylemişler kim Hazret-i Resûl-i Kibriyâ-yı Mustafâ Mekke-i Mükerreme'de rahm-i mâderden müştâkk olduğu gice Tâk-i Kisrâ ve Ayasofya Kubbesi münhedim olup ol gice bu buhayre yerinde olan Pâncüm şehri ka‘r-ı zemîne geçüp bu buhayre zâhir olur, deyü yazmışlar. El-ilmü indallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295b ·
metinde göster ·
… bu kulleden bir san‘at ile çıkar kim ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr
olan bilir
. Yohsa bî-ma‘rifet âdem görse "Nedir buncuğaz?" deyüp geçer. İm‘ân-ı nazar ile …
Ve Âhûr kapusu dibinde dahi Tuna içinde bir kulle-i azîmi var. On aded kolumburna topları Tuna kenârındaki hânedânları korudur. Ve bu kulleye yakın bir kulle dahi var, Ortahisâr'a zemberek ve çarhlar ile giden Tuna suyu bu kulleden bir san‘at ile çıkar kim ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan bilir. Yohsa bî-ma‘rifet âdem görse "Nedir buncuğaz?" deyüp geçer. İm‘ân-ı nazar ile nazar eden erbâb-ı ma‘ârif bilir kim sihr-âsâr bir san‘at-ı pür-me’âldir ve akıllar perîşân olur, gö[r]meğe muhtâc bir ma‘rifet-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84a ·
metinde göster ·
ve necef ve moran câmlara şâzrevânlar pertâb eder bir nakş-ı bûkalemûn soffa ve …
Ve orta soffası bir vâsi‘ şekl-i müsemmen soffadır kim ortasındaki fevvâreleri tâ kubbenin zirve-i ulyâsında olan billûr ve necef ve moran câmlara şâzrevânlar pertâb eder bir nakş-ı bûkalemûn soffa ve bir ibret-nümûn şâzrevân kadehi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127a ·
metinde göster ·
… âğızdan eyle oymalar oymağa kâdir değildir. Hudâya ayândır kim erbâb-ı ma‘rifet
olan bilir
, bu bâb-ı mu‘allâda ol kadar şîrîn kâr kalemkârlık ma‘rifeti var kim gûyâ sihr- …
Andan Kı[b]le kapusu câmi‘i: Kurşumsuzdur, ammâ gâyet musanna‘ câmi‘dir kim büyük kıble kapusu kanadları eyle hurde nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn oyma islimi ve şükûfe-i gûnâ-gûnlar oyulmuşdur kim hezârfen Ressâm Bursalı Fahrî Çelebi kâğızdan eyle oymalar oymağa kâdir değildir. Hudâya ayândır kim erbâb-ı ma‘rifet olan bilir, bu bâb-ı mu‘allâda ol kadar şîrîn kâr kalemkârlık ma‘rifeti var kim gûyâ sihr-i helâldir. Gerçi Ciniviz levhasına oyulmuşdur, ammâ bu günde eyle musanna‘ dervezeyi çeşm-i benî âdem görmemişdir. Hattâ bu kapu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140b ·
metinde göster ·
Niçe aded kâr-ı kıdem ve niçe yüz aded bâğ-ı İrem-misâl maksûreler ve kâh-ı Havarnaklardan mâ‘adâ niçe yüz yerde cihânnümâ Freng-pesend nüzhet-âbâd kâ‘alar ve hücre-i müte‘addideler ile ârâste ve niçe yüz aded musanna‘ fıskiyye ve şâzrevân fevvâreler ve havz-ı aşren fe-aşrler ile pîrâste olup niçe yüz selsebîller ve gûnâ-gûn fevvâreler evce berâber pertâb edüp niçe yüz yerde yol yol enhârlar çağlayup cârî ve revân olup gûnâ-gûn matbah-ı Keykâvuslarında cereyân eden uyûn-ı câriyeler kenârında gûnâ-gûn musanna‘ çarhlı kebâb esbâbları var ve müte‘addid bâğbân hücreleri olup cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl der-i dîvârları metânet üzre binâ olunup bunda olan bilâ-hisâb murğân-ı hezâr ve hezârânın asvât-ı hazîn-i hoş-elhân nevâhânlıkları âdeme rûh-efzâ safâlar bahş edüp bi'z-zarûrî benî âdem dahi savt-ı bülend ile uşşâkân makâm-ı uşşâkda kavl-i uşşâk okuyup âğâze-i nevâlar ve beyâtîler ve şûrîler ve arazbârî makâmları icrâ ederler tâ bu mertebe def‘-i gam ve endûh-ı elem mahv olacak bir cây-ı safâ-yı lâlezâr [u] gül‘ızâr-ı Arhonoz bâğıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a ·
metinde göster ·
sitte ibtidâ dünyâ-yı mâfîhâda misli ve nazîri olmayan belde-i tayyibe ya‘nî şe …
Ammâ Âl-i Osmân'da Y 249b olan bilâd-ı sitte ibtidâ dünyâ-yı mâfîhâda misli ve nazîri olmayan belde-i tayyibe ya‘nî şehr-i Kostantiniyye'dir. Biri dahi taht-ı sânî Edirne ve biri dahi taht-ı evvel Bursa ve Bâb-ı Mekke ve Medîne Mısır hamâhullâh. Ve kal‘a-i Halebü'ş-şehbâ ve Dârü'l-hilâfe-i Bağdâd-ı Behişt-âbâd ve bu memdûh-ı âlem şâm-ı cennet-meşâm. Böyle bir şehr-i azîmdir ki Arz-ı Mukaddes şehirleri içre dâr-ı enbiyâ deyü cemî‘i tevârîh-i mu‘teberelerde ta‘rîf ü tavsîf olunmuşdur kim ba‘zı müfesssirîn âye[t], Arapça den murâd şâm Arapça 'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y249a–Y249b ·
metinde göster ·
… olan Mısır'ı ve şâm'ı, Irâk'ı ve'l-hâsıl mâ-tekaddemden berü milk-i mevrûsumuz
olan bilâd-ı
azîmelerimiz ve sevâd-ı mu‘azzamlarımız ve sevâhil-i deryâda olan bender iskele …
‘Gelün Arab kavmi bir ahmak kavimdir. Medîne'den Muhammedlerini uğurlayalım. İşpanya'ya götürüp eski papalarımız yanında defn edelim. Ba‘dehu ellerinde olan Mısır'ı ve şâm'ı, Irâk'ı ve'l-hâsıl mâ-tekaddemden berü milk-i mevrûsumuz olan bilâd-ı azîmelerimiz ve sevâd-ı mu‘azzamlarımız ve sevâhil-i deryâda olan bender iskelelerimiz taleb edelim. Husûsâ hasretü'l-mülûkümüz olan Kudüs-i şerîfi alalım, cânib-i erba‘asına sâfî tuc ve demirden bir hisâr edelim. Ba‘dehu cümle hıristiyan anda göçelim. Arab yine çölde kalsın. İşte tedârük budur, yohsa biz Arab ile başa çıkamazız. Hemân Muhammedlerin uğurladalım’ dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y285a ·
metinde göster ·