Eşkâl-i kal‘a-i azîm-i atîk Antakıyye: Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet bu edîm-i arzı ibn Âdem ile müzeyyen edeli niçe bin seneden berü kılâ‘-ı azîmler ve binâ-yı kadîmler inşâ olunmuşdur ammâ bi-emri Hudâ benî Âdem'in ibtidâ ibret-nümâ binâsı Hazret-i 22b İdrîs'in ta‘lîmiyle Sürid ve Kalimon hakîmler hâkimlikleri vaktinde Mısır'da ihram dağların yaptılar. Ba‘de't-tûfan arz-ı Ermen'de şehr-i Cû'da, andan arz-ı Mısır'da arz-ı Hâsân'da şehr-i Arîş ve şehr-i Balîs ve şehr-i Ahmîm ve şehr-i Elvâhât ve şehr-i Asvân ve şehr-i Sûdân ve şehr-i Menufiyye ve şehr-i Antakıyye binâ olunmuşdur. Binâ-yı azîmlerin biri dahi budur. Biri Ümm-i dünyâ-yı Kâhire-i Mu‘izziye-i Mısır'dır. Biri Irâk-ı Bağdâd-ı Behişt-âbâd'dır. Biri Irâk-ı Arab-ı Haleb'dir. Biri Irâk-ı Dâdyân'dır kim kûh-ı Elburz dâmeninde deşt-i Kıpçağ'a nâzırdır. Biri dahi binâ-yı azîm Ahlat'dır. Biri dahi kal‘a-i Makedonya ya‘ni Mahmiyye-i Kostantiniyye'dir kim ibtidâ bânîsi Hazret-i Süleymân'dır, ammâ bu kal‘a-i Antakıyye'i İslâmbol'dan evvel imâr olup Hazret-i Süleymân bu Antakıyye'de cenk edüp feth etmişdir. İmdi binâ-yı kadîmin ve âsâr-ı azîmin biri dahi bu kal‘a-i Antakıyye'dir kim sûr-ı azîmi beş aded kûh-ı bülend [ü] azîm üzre vâkı‘ olmuşdur kim bu cebel üzre olan kal‘a dîvârları cânib-i şarkda evc-i hevâya münkalib olmuş dağlardır. Andan bu kal‘anın nısfı aşağı düzde cânib-i garba tâ nehr-i azîm Âsî kenarına varınca alçak yire vâkı‘ olmuş kal‘a-i azîmdir kim bu hisâb üzre bu kal‘anın nısfı makâlîd-i âlîler üzredir. Nısfı zeyl-i cebelde aşağı düzde vâkı‘ olmuşdur. Be-hisâb-ı mil bu kal‘a on iki mildir. Her mil dörd bin adımdır. Bu hisâb üzre bu kal‘anın cümle zîr ü bâlâsı dâ’iren-mâdâr kâmil kırk dört bin adımdır kim âheste reviş ile on iki sâ‘atde devr olunur. Ammâ İslâmbol kal‘ası kırk yedi bin adımdır ve zirâ‘-ı bennâ ile vech-i dîvârın arşınlamağile seksen yedi bin arşın ihâta etmişdürür. Andan Bağdâd-ı Behişt-âbâd dahi büyük kal‘adır. Yigirmi dört bin bedendir ve yigirmi yedi bin adımdır. Andan büyük bu kal‘a-i Antakıyye'dir. Andan küçük kal‘a Mısır'dır, andan küçük Şâm'dır, andan Haleb'dir, andan küçük Kırım cezîresinde Kefe kal‘asıdır ve Rûmeli'nde Kefe'ye mu‘âdil Selânik kal‘asıdır. Andan mâ‘adâ kılâ‘lar bu Antakıyye'den küçükdür ammâ bu kal‘a-i Antakıyye'nin dîvârlarının burc [u] bârûlarının kaddi kadar âlî bir kad bir kal‘ada görmedim. Şark tarafında olan dağlar üzre dîvârlarının kaddi kâmil seksener zirâ‘-ı melikî âlîdir. Ammâ sâhil-i nehr-i Âsî'de olan tarafı yigirmi zirâ‘ alçakdır ve yalın kat dîvârdır. Bu tarafdan mâ‘adâ Haleb kapusundan ve Şâm kapusundan yukaru dağlara çıkınca kat-ender-kat birbirine karîb burc [u] bârûlardır kim dâ’iren-mâdâr cümle (--) aded kulle-i azîmlerdir. Zamân-ı kadîmde bu her kullede kûs-i Takyanus'u döğülürmüş ve her kulle içi beşer tabaka tarh olunmuşdur. Kal‘anın dağ tarafı dîvârının arzı yigirmişer zirâ‘ enlidir ve bu kal‘a ile mefret-i azîm seng-trâşlar ile binâ olunmuşdur kim her bir taşı birer pîl-i Mengerûsî cüssesi kadar vardır. Ve üstâd-ı kâmil tîşe-i Ferhâd ile taşları birbirine eyle imtizâc etdirmiş kim gûyâ yek-pâre bir kal‘a-i devvârdır ve cümle (---) aded kapu, evvelâ cânib-i şimâle nâzır Bâb-ı Haleb yigirmi zirâ‘ kaddi bâb-ı âlî ve vâsi‘dir. Bu kapunun iç yüzünde kayalardan âb-ı hayât su kaynar ve cânib-i garba Bâb-ı Cisr nehr-i Âsî üzre (---) göz cism-i azîm ile ubûr olunup bâb-ı kavîdir ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 22a–22b ·
metinde göster ·
… nvâl üzre vakt-i fecr olup 271a ahâlî-i kal‘a gördüler kim kal‘anın hâyilinde
olan dağlar
ve dere ve depeler giceden asâkir-i bî-pâyân ile mâl-â-mâl olmuş. Vakt-i seher …
Bu minvâl üzre vakt-i fecr olup 271a ahâlî-i kal‘a gördüler kim kal‘anın hâyilinde olan dağlar ve dere ve depeler giceden asâkir-i bî-pâyân ile mâl-â-mâl olmuş. Vakt-i seher kim oldu, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270b–271a ·
metinde göster ·
tarafından bir toz evc-i âsumâna zâhir olup tarfetü'l-ayn içre anı gördük. Nûre …
Bir sabâh vaktinde ol havâle olan dağlar tarafından bir toz evc-i âsumâna zâhir olup tarfetü'l-ayn içre anı gördük. Nûreddîn Sultân kırk bin Kırım askeriyle nümâyân olunca biz dahi kırk yedi bin aded Bucak Tatarıyla atlanup istikbâle çıkup fi'l-hâl iki asker bir yere cem‘ olup yalı ağası ve hakîr atlarımızdan piyâde olup Nûreddîn Sultân'ın pây-ı semendine yüzler sürüp yine atlarımıza süvâr olup sultân ile hakîr atbaşı berâber olup niçe kelimâtlar ederek yine sahrâ-yı Podhayiçse'de meks etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… -ı aded-i bâğ-ı cinân: Be-kavl-i şehir kethudâsı "Bu şehrin etrâf [u] eknâfında
olan dağlar
ve bayırlarda hemeten altı bin yüz altmış bâğımız sicilde mastûrdur" deyü nakl …
Der-mesîregâh-ı aded-i bâğ-ı cinân: Be-kavl-i şehir kethudâsı "Bu şehrin etrâf [u] eknâfında olan dağlar ve bayırlarda hemeten altı bin yüz altmış bâğımız sicilde mastûrdur" deyü nakl etdi. Hakkâ ki bu şehre havâle olan dağlar serâpâ bâğlardır kim anıniçün bu şehr-i Peçoy Sirem-mânend bâğ-ı İrem derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68b ·
metinde göster ·
… yüz altmış bâğımız sicilde mastûrdur" deyü nakl etdi. Hakkâ ki bu şehre havâle
olan dağlar
serâpâ bâğlardır kim anıniçün bu şehr-i Peçoy Sirem-mânend bâğ-ı İrem derler.
Der-mesîregâh-ı aded-i bâğ-ı cinân: Be-kavl-i şehir kethudâsı "Bu şehrin etrâf [u] eknâfında olan dağlar ve bayırlarda hemeten altı bin yüz altmış bâğımız sicilde mastûrdur" deyü nakl etdi. Hakkâ ki bu şehre havâle olan dağlar serâpâ bâğlardır kim anıniçün bu şehr-i Peçoy Sirem-mânend bâğ-ı İrem derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68b ·
metinde göster ·
… nden mâ‘adâ bu sahrâ-yı bî-pâyânın cânib-i garbı ve cenûbu ve kıblesi tarafında
olan dağlar
ve bâğlar içre Sivas vezîri Hasta Ken‘ân Paşa ve Mar‘ayş vezîri Sührâb Mehemmed …
Cemî‘i kâfiristânda eyle meşhûrdur kim "Bu Budin altındaki sahrâ âdem deryâsıyla leb-ber-leb olup kîle gibi dolarsa ol askere mukâ[ve]met olmaz" derler. "Eğer Kile sahrâsı dolmaz ise ol asker ile mukâvemet mümkündür" deyü bu sahrâya anıniçün Kile sahrâsı derler, ammâ Hudâ âlimdir bu sene-i mübârekede bu Gerz İlyâs dağından bu ordu-yı İslâmı temâşâ etdiğimde Hudâ'ya ayândır, Kile sahrâsı çet-a-çet tınâb tınâba âdem deryâsı meks etdiğinden mâ‘adâ bu sahrâ-yı bî-pâyânın cânib-i garbı ve cenûbu ve kıblesi tarafında olan dağlar ve bâğlar içre Sivas vezîri Hasta Ken‘ân Paşa ve Mar‘ayş vezîri Sührâb Mehemmed Paşa ve Çatrapatrazâde Ali Paşa ve Cân Arslan Paşa 89b ve Kurd Paşa ve bizim efendimiz Kadızâde İbrâhîm Paşa ve niçe mîr-i mîrânlar ve gayri sâde ümerâlar mezkûr Kile sahrâsında bir tengetir haymecik kuracak yer bulmayup yer götürmez askerleriyle cümle mezkûr mîr-i mîrânlar Kile sahrâsı hâricinde dağlar ve bâğlar içre meks edüp cânib-i erba‘alarına karavullar ta‘yîn eylediler. Tâ bu mertebe asâkir-i İslâm'ın kesret [ü] vefreti var idi, zâdekâllâhu Ta‘âlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a–89b ·
metinde göster ·
… îdede dağlardır ve ol dağlardan bu kal‘aya yürüyüş mümkün değildir, zîrâ havâle
olan dağlar
ile bu kal‘a-i bâlâ mâbeyninde nehr-i Diçina cereyân etdiği bir derk-i esfel-mi …
Cümle etrâfında kırk bir kulle ve dörd yüz aded dendân-ı bedendir ve dîvârının kaddi kırk yedi arşın-ı âlîdir. Cânib-i erba‘ası çâh-ı gayyâ-misâl kanara uçurum kayalar olmağile bir tarafında handakı yokdur. Gerçi cânib-i garbî ve şimâlî ve cenûbîsi tarafında havâleleri vardır, ammâ hayli mesâfe-i ba‘îdede dağlardır ve ol dağlardan bu kal‘aya yürüyüş mümkün değildir, zîrâ havâle olan dağlar ile bu kal‘a-i bâlâ mâbeyninde nehr-i Diçina cereyân etdiği bir derk-i esfel-misâl bir deredir kim aşağı bakmağa âdem cür’et edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140a ·
metinde göster ·
… a‘mûr olmuş, ammâ kal‘ası dahi ta‘mîr ü termîm oluyordu. Ve kal‘asının havâlesi
olan dağlar
bâğlardır. Ve mahbûb u mahbûbeleri ve halkı tabbâğlar ve tendürüstlerdir, zîrâ …
Bu dahi sene (---) târîhinde geldiğimizde bir ma‘mûr ve müzeyyen küçük kal‘a ve bir azîm âbâdân varoş idi. Budin vezîri Çarkacı İsmâ‘îl Paşa Budin askeriyle vîrân ve ihrâk ve gâret edüp cümle halkın esîr-i kebâb etdiği bâlâda merkûmdur, ammâ şimdi evvelkiden bin kat a‘lâ ma‘mûr olmuş, ammâ kal‘ası dahi ta‘mîr ü termîm oluyordu. Ve kal‘asının havâlesi olan dağlar bâğlardır. Ve mahbûb u mahbûbeleri ve halkı tabbâğlar ve tendürüstlerdir, zîrâ âb [u] hevâsı ve binâsı ve mezra‘aları çokdur. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91b ·
metinde göster ·
ve teller ve çayır ve çemenzâr yerler ve kurâ vu kasabât ve cereyân eden enhâr- …
Hele hamd-i Hudâ beş Süleymâniyye minâresi kaddi kadar âsımâna ser çekmiş kayanın zirve-i a‘lâsına selâmetle çıkup etrâf-ı âlemi temâşâ etdikde sübhânü'l-Hallâk bu edîm-i arz üzre ola[n] dağlar ve teller ve çayır ve çemenzâr yerler ve kurâ vu kasabât ve cereyân eden enhâr-ı uyûnlar sahîfe-i zemînde nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn gibi nümâyân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 240b ·
metinde göster ·
… uruncu ve inciri ve engûrü gâyet çokdur. Cemî‘i bâğları kal‘anın garb tarafında
olan dağlar
serâpâ bâğlar ve sahrâları cümle âb-ı revân sulu bâğçelerdir kim her biri gül-i …
Ve şehir içre cümle yetmiş aded su değirmenleri vardır. Ve cümle üç bin aded bâğ u bâğçe ve gül-i gülistânı ve limon ve turuncu ve inciri ve engûrü gâyet çokdur. Cemî‘i bâğları kal‘anın garb tarafında olan dağlar serâpâ bâğlar ve sahrâları cümle âb-ı revân sulu bâğçelerdir kim her biri gül-i gülistân ve sünbül ü reyhânistân ve ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânlardır. Ammâ eyyâm-ı Temmûz'da hevâsı sehel sakîldir. Lâkin kışı gâyet latîfdir. Ammâ suları gâyet latîf olup niçe bin aded uyûnları firâvân ve her müşebbek bostânlar içre cereyân eder uyûn-ı hoş-güvârlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 275a ·
metinde göster ·