beyân eder: Evvelâ Piyâle Paşa sarâyı ve Kara Hoca sarâyı ve Kurd Çelebi sarâyı …
Ma‘mûr olan sarâyları beyân eder: Evvelâ Piyâle Paşa sarâyı ve Kara Hoca sarâyı ve Kurd Çelebi sarâyı ve Hüseyin Ağa Alî'si sarâyı ve Sıçan Halîfe sarâyı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 126a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı sarıkcıyân: Dükkân 17, neferât 40, pîrleri Cibrîl'dir kim cennetden tâc-ı enbiyâyı Hazret'e ol getirdi. {Ba‘dehu imâme-i Resûlü}. Bunların dükkânları Ayasofya câmi‘i önünde Kaya Sultân sarâyı'na muttasıl dükkânlardır. Çoğu bî-zebân destârîlerdir. Ehl-i dîvâna mücevveze ve selîmî ve kallâvî ve perîşânî ve kubâdî ve kâtîbi ve a‘zamî sarıklar sararlar. Ammâ (---) Karaman'da olan sarıkcılar cümle imâm-ı A‘zam tâcı örf-i destâr-ı Nu‘mânî sararlar, her bâr kâr edelim deyü âdem ararlar, müşterî 198b bulmayup mevtâ tâbûtlarına destâr sararlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 198a–198b ·
metinde göster ·
… di Saltık Muhammed'im Bektaş'ım, seni Rûm'a gönderüp Leh diyârında dalâlet-âyîn
olan Sarı
Saltık'ın sûretine girüp ol mel‘ûnu ve Dobruca'da bir ejder böceği bu tahta kıl …
"Var imdi Saltık Muhammed'im Bektaş'ım, seni Rûm'a gönderüp Leh diyârında dalâlet-âyîn olan Sarı Saltık'ın sûretine girüp ol mel‘ûnu ve Dobruca'da bir ejder böceği bu tahta kılıç ile katl edüp Makdonya ve Dobruca ve yedi kırallık yerde nâm [ü] nişân sâhibi ol" deyü Muhammed Saltık-ı Buhârî'yi Hacı Bektaş'a gönderüp ol dahi Saltık Muhammed-i Buhârî'yi Rûm'a gönderüp Dobruca kâfiristânında yetmiş nefer âşıklarıyla seyâhat edüp Keliğra mağâralarında ejderi katl edüp kırk bin kâfir ve Dobruca kıralı Pravadi kal‘asında îmâna geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212b ·
metinde göster ·
… ş. Süleymân Hân gelüp niçe kerre görüp nikrîs marazından şifâ bulup sadrıa‘zamı
olan Sarı
Rüstem Paşa'ya "Şunda bir binâ-yı azîm ile bir hammâm binâ eyle" deyü fermân et …
Evsâf-ı Yeni Kaplıca: Bir kapalı yerde vâkı‘ olmuş, bu dahi Eski Kaplıca gibi cümle imâreti kurşum örtülü binâ-yı azîmdir. Mâ-tekaddem binâ-yı muhtasar imiş. Süleymân Hân gelüp niçe kerre görüp nikrîs marazından şifâ bulup sadrıa‘zamı olan Sarı Rüstem Paşa'ya "Şunda bir binâ-yı azîm ile bir hammâm binâ eyle" deyü fermân etdikde sene (---) târîhinde bu Yeni Kaplıca'yı Rüstem Paşa binâ etmişdir. Semerkand, Belh, Buhârâ ve Lûristan ve Moltan seyyâhları, böyle musanna‘ binâ-yı metin ve azîm hammâm görmedik, derler. Câmekânı bir vâsi‘ sahrâ üzre kubbe-i azîmlerdir kim gûya kubbe-i eflâkdir. Bin âdem alır câmekân bir mekân-ı kebîrdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
… ekmiş bir tabya-i âlî ihdâs edüp on pâre balyemez top-ı küp ile derûn-ı kal‘ada
olan sarây-ı
âlîlere ve emîndir deyü liman kenarında sâkin olan küffâra eyle top gülleleri u …
{Der-beyân-ı muhâsara-i kal‘a-i Hanya} : Ba‘dehû fermân-ı serdâr ile cümle hayme ve hargâhları Hanya kal‘asının cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve cenûbî tarafına top menzili ba‘îd ordu-yı İslâm kat-ender-kat kurulup cânib-i erba‘a içine karavullar ta‘yîn olunup cümle mîr-i mîran ve asâkir-i a‘yân-ı cüyûş-ı müslimîn hayme ve hargâhı ve bâr [u] bengâhıyla ta‘yîn olunduğu yerlerde meks edüp taraf taraf çavuşlar tenbîh edüp cümle guzât gusller eyleyüp herkes helâlleşüp Bismillah ile ibtidâ yeniçeri ocağı rûz-ı rûşende meterise girdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh müzeyyen ve müsellâh cüyûş-ı muvahhidîn ile Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa kal‘a altından küffâr-ı hâre karşu alâ rağmi'l-a‘dâ'l-a‘dâ bir alay olmuşdur kim cümle küffâr-ı dûzah-karâr havf [u] haşyet-i Âl-i Osmân'dan mebhût [u] mütehayyir kaldılar. Andan serdâr-ı mu‘azzam, kânûn-ı kadîm üzre otağına nüzûl etdüğü sâ‘at cümle beldâr u çerâhora kırk bin mikdârı kazma ve kürek verüp yedi koldan sıçan yollarına mübâşeret olunup yedi koldan kal‘a-i Hanya'yı kuşadup muhâsara etdiler. Evvelâ kal‘anın cânib-i cenûbunda yeniçeri kethüdâsı koluna serdâr-ı mu‘azzam girdi. Ve Anadolu eyâleti ile (---) Paşa on oda ile zağarcıbaşı girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa on oda ile samsoncubaşı girdi. Kapu tarafı ki cenûb tarafıdır, Sivas eyâletiyle (---) Paşa beş oda ile yeniçeriyle haseki ağa meterise ve cânib-i şarkîsinde gümüş tabyasına cümle Cezâyirli meterise girdi. Ve kal‘anın cânib-i garbîsinde Altuntabya tarafına Haleb eyâletine mutasarrıf (---) Paşa üç oda ile zenberekçibaşı meterise girdi. Netîce-i kelâm yedi koldan on yedi kat-ender-kat cümle guzât meterise girüp her tarafdan göz açdırmayup günden güne meterisler yürümede, ammâ sedd-i İskender-vâr bir çâr-kûşe kal‘a-i üstüvâr olmağıla cânib-i şimâlîsi liman ve deryâ vâkı‘ olup ol tarafında meterise girilmek muhâl-ender-muhâl olup ancak karada şarkî ve garbî ve cenûb tarafından meterise girildi. La‘în-i bî-dîn küffâr, Âl-i Osmân ile Kıbrıs gazâsından berü ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etmemeğile askeri dinç ve cebehânesi gülünç ve sâ’ir mühimmatları mütekâsir ve soltatları vâfîr, şeb [u] rûz ârâm etmeyüp yedi gün yedi gice kırk bin top ve niçe kerre yüz bin tüfenk-i pür-renk ve niçe bin kazan kumbara atup şeb-i zulmânîde kal‘ayı meş‘al-i mu‘allaklar ile çerâğân ederdi. Yedi günde yedi bin âdem şehâdet câmın nûş edüp camadanları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ammâ hamd-i Hudâ guzât-ı müslimîn zerre ve şemme havf etmeyüp serdâr-ı bâ-vakârın ihsân [u] in‘âmı sebebiyle ihtimâm-ı 271b tam edüp gice ve gündüz meterisleri ileri yürüdüp üçüncü gün handak kenarına varıldı. Ve yedi koldan balyemez toplar kal‘anın yedi yerinden rahneler verdi. Ammâ kal‘anın zerre mikdârı rûhunun haberi olmadı. Gûyâ bir kûh-ı Demâvend idi. Bu hâl üzre yigirmi gün yigirmi gice ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl olup mel‘ûn küffâr topa tutulmuş maymuna dönüp henüz hâbdan bîdâr olur gibi kudurmuş yılana dönüp eyle hıyel u şeytanat ve âteş-bâzlıklar edüp cümle guzât-ı müslimîni kebâb eyledi. Asker-i İslâm bu hıyel u mel‘ânetlerine bakmayup gün-be-gün ser-bâzlıkların ziyâde edüp Kumtabya cânibinden toprak sürmeğe eyâlet-i Şâm ve Mar‘ayş ve Karaman ve Tarabefzûn me’mûr olup toprak dağlar gibi gelirken küffâr-ı bed-girdâr [u] hilekâr kal‘a içinden el kumbarası ve kazan kumbarası ile erbâb-ı timarı yakup yandırdı. Âhir toprak sürmek mümkün olmayup taraf taraf lağımlara mübâşeret olunup kal‘anın garbî cânibi ki Nazarta tarafıdır, ol cânibden üç ağızlı bir lağm-ı sehm-gîn atılup kal‘anın yetmiş arşın mikdârı yeri hevâya perrân olup üzerinde olan küffârlar zâğ-ı gammâz-vâr hevâya pervâz urup dârü'l-bevâr-ı veylde karâr etdiler. Küffâr-ı dûzah-karâr bu lağım fennin görüp fi'l-hâl derûn-ı kal‘ada zîr-i handakdan güzer edüp bir lağım-ı sehm-gîn [ü] keyd-i mekîn atmışdır kim sürülen toprakla iki yüz mikdârı âdemleri evc-i hevâya münkalib edüp bir sâ‘at-i nücûmî gubar-ı türâb ile asker-i İslâm zulumât içre kaldılar. Niçe âdemler zîr-i türâbda bî-nâm u nişân olup bilâ-lahid ü bilâ tekfîn medfûn oldular. Guzât-ı müslimîn bu hâle dahi bakmayıp birbirlerin cenge tergîb edüp kal‘anın rahnedâr yerlerinden serdengeçdiler câbecâ kelleler ve diller getirmeğe başladılar. Hemân serdâr hazretleri kelle getirene elli altun, dil getirene yüz altun ve esîrin ihsân edüp niçesine timar u ze‘âmet bî-dirîğ ihsân oldukça guzât-ı müslimîn cân u gönülden cân ve baş verüp bir kaç kerre tâ derûn-ı kal‘adan kelle ve dil ve bir kerre ceneralin oğlun kayd-bend ile getirdiler. Ammâ ol gün mel‘ûn küffâr kudurdular ve hayli ceng edüp bî-nihâye yiğitleri şehîd etdiler. Ve bundan mâ‘adâ şeb [u] rûz görülmemiş âteş-feşânlık ederdi. Mâh-ı mezbûrun (---) günü derûn-ı kal‘adan bir küffâr resen-bâzlık ederek nüzûl edüp serdâr-ı âlî-tebârın huzûruna gelüp eydür "Sultânım! Eğer kal‘a içinde benim evimi ve ehl [u] iyâlimi bana ihsân edersen sana müjdem vardır" dedi. Serdâr "Hânenden ma‘a ziyâde murâd [u] maksudun her ne ise dîn-i Muhammedî hakk-içün sana ihsân edüp cümle re‘âyâya seni zâbit nasb edüp cümle tekâlîf-i örfiyyeden seni ve evlâdların mu‘âf ve müsellem edem" deyü yemîn billah ve kasem tallah edüp mezkûr keferenin gerdenine bir emân destmâlı bend edüp keferenin cümle ricâsın kabûl etdikde kefere eyitdi. "Sultânım: Küffâr içerde iki fırka olup Rûmlar kal‘ada kırılmakdan kal‘ayı Osmânlıya verüp harâc-güzâr re‘âyâ olalım derler. Venedikli, yok elbette imdâdımız gelince ceng edüp kırılırız, kal‘ayı virmeziz derler ve imdâdlarının gelmek ihtimâlleri vardır. Ve kendüler dahi top u tüfenk ve lağımdan helâk olup cümle küffâr liman tarafı emîn olmağıla anda cem‘ olmuşlardır. Şimdi tedârik oldur kim liman tarafına havâle taşrada bir tabya binâ edüp on pâre balyemez top ile liman tarafın döğesiz ve içeri Rûm mahallesinde bir kaç ok ile Rûmlara istimâlet kâğızları atasız, inşâallah böyle etseniz kal‘anın fethi müyesser olur" deyü kefere niçe gûne mütehassin tedârikler gösterdi ve vâfir sûret-i hak yüzünden telkîn edüp bir kaç ok ile Rûm mahallesine Rûmî lisânı üzre kâğızlar atup ol gice içerden on aded Rûm kefereleri çıkup İslâm ile müşerref olup isimlerine Burmalı fülân, Burmalı Sinân nâmında isimler kodular. Serdâr-ı zafer-şi‘âr bunların bu kelâm-ı dürûğlarına aslâ i‘timâd etmeyüp yevmen fe-yevmen göz açdırmayup kal‘ayı döğerdi. Ve kal‘anın cânib-i şarkîsinde Cezâyirli kolunda limana havâle bir tabya-i âlî binâ etmeği vech-i ma‘kûl görüp bir gicede evce ser çekmiş bir tabya-i âlî ihdâs edüp on pâre balyemez top-ı küp ile derûn-ı kal‘ada olan sarây-ı âlîlere ve emîndir deyü liman kenarında sâkin olan küffâra eyle top gülleleri uruldı kim derûn-ı kal‘adan 272a bir feza‘ u çeza‘ kopdu kim feryâd u figânları evce peyveste oldu. Ve ol gün cümle donanma-yı hümâyûn gemilerinde ve cümle deryâ beğlerine ve Cezâyirliye emirler gidüp rûy-ı deryâda gâfil olmayup hıfz [u] hırâsetler üzre olup on iki pâre mavunalar ile kal‘anın leb-i deryâdan olan yerlerin ve liman tarafların döğmeğe me’mûr etdiler. Anlar dahi kal‘a limanın döğmeğe mübâşeret edince derûn-ı kal‘adan bir vâveylâ kopdu. Ammâ deryâdan atılan top-ı kûplerin gülleleri niçe kerre bizim asker-i İslâma isâbet etdüğünden donanma topçubaşısına gayrı fermânlar gitdi. Ammâ yine bu mâbeynde küffâr-ı anîd-i pelîd inâdına musırr olup niçe bin gûne muhîl [u] şeytanat ve âteşbâzlık edüp ve niçe kayd [u] hâ’inlik ile âteş-feşânlık edüp günden güne yüz ve iki yüz âdem derece-i şehâdete kadem basdılar, bu kemîngâhda ömr-i gümânların yasdılar, ve sâ’ir guzât-ı muvahhidîn kılıçların arşa asdılar. Hulâsa-i kelâm şeb [u] rûz olan vekâyi‘âtları tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olup bir mücelled kitâb olur. Ancak merâm [u] maksûd-ı kelâm oldur kim küffâr-ı hîlekâr bu hücûm-ı mehcûmu görüp mâh-ı mezbûrun (---) günü bendler üzre çıkup gördü kim kırk bin eli kılıçlı ve çeğini kalkanlı serdengeçdi gâzîleri yürüyüş etmeğe âmâde olmuşlar. Ol gün küffâr bu hâli görüp bedenler üzre beyâz vereh bayrakları diküp "Aman, aman ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyü feryâd u figân etdiler. Aslâ feryâd u vâveylâlarına nazar etmeyüp ma‘a'z-ziyâde kal‘a[yı] kûp toplar ile döğüp kumbara ve kurşumlar ve lağımlar atılup kal‘anın ba‘zı münhedim olan yerlerinden rehin nâmıyla bir kaç kapudan küffâr çıkup on gün mehil istediler. Serdâr eyitdi "Ale's-sabâh çıkarsınız, yohsa cümlenizi dendân-ı tîğdan bî-dirîğ geçiririz" deyü ta‘ahhüd etdiler. Hemân küffâr-ı dûzah-karârın birkaçı serdâr serâperdesinde kalup birkaçı derûn-ı kal‘aya gidüp "Kâbil ü imkân değildir. Cümle Türk yürüyüş edüp kırsalar gerekdir. Hemân cân u başımız ve ehl [u] iyâl ü yoldaşımız sağ iken sabâh çıkalım" deyü cümle ricâ edüp ma‘a-ziyâde bedenler üzre vere bayrakları zeyn edüp niçe mu‘temed küffârlar taşra rehne çıkup ol sâ‘at emân ile cümle yeniçeri ve sipâh ve cebeci ve topçu ocakları pür-silâh bedenler üzre zeyn olup cümle topları ve cebehâneleri kabza-i tasarrufa aldılar. (---) Ol gice cümle küffâr gemilerine dolup cezîre cezîre dârü'l-karâr-ı bevârlarına git(me)diler. Hamd-i Hudâ mâh-ı mezbûrun (---) günü burc u bârûlar üzre ezân-ı Muhammedîler kırâ’at olunup cümle guzât-ı müslimîn meterislerden çıkup kal‘anın der-i dîvârı üzre kat-ender-kat zeyn olup bir kerre gülbâng-ı Muhammedî ve bir yaylım top u tüfenk şâdmânın edüp üç gün üç gice donanma-yı hümâyûn olup şeb [u] rûz şâdmânîler olup sıyt u sadâ-yı top u tüfenk evkât-ı hamsede üç yaylım atıldığında zemîn ü âsumân ve deryâ-yı bî-pâyân cûş [u] hurûşa geldi. Küffâr gemileriyle Hanya'nın cânib-i şarkîsinde Suda kal‘asına ve Retime ve Apokorona ve Kandiye'ye giderlerken Hanya cenerali la‘în bu şâdmânîleri görüp ve ezân-ı Muhammedîleri istimâ‘ edüp ve nâkûshâneleri üzre haç alemleri ser-nigûn olup yerine yeşil alem-i Resulullah zeyn olduğun görünce ceneral-i mel‘ûn "Bu hâli görmemek yeğdir" deyü parmağıyla kendi gözün çıkarup la‘în oldu. Hemân ale'l-acele cümle donanma-yı hümâyûn limana girüp ıskarça olup sâ’ir şayka ve karamürsel ve cebehâne gemilerine destûr verilüp Âsitâne tarafına müjdeciler gitdi. Ve gayrı deryâ beğleri cümle yetmiş yedi pâre başdardalarıyla elli pâre Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus gemileri lenger-endâz olup yatdılar. Andan cümle gemilerde olan mühimmâtları ve forsa pâyzenleri gemilerden çıkarup leb-i deryâya azîm surâhî ve serâmed ve musanna‘ toplar koyup ve niçe tabya-i azîmler edüp kirpi-misâl toplar ile müzeyyen edüp kal‘anın ibtîda handaklerin ve sürülen dağlar gibi toprakların deryâ-misâl asâkir-i İslâm ve beldâr ve çerâhôr ve teberdârân ve azebân ve forsa ve pâyzenânlar ile üç gün üç gicede handakleri mülevvesâtdan ve meteris sıçan yollarından pâk edüp kal‘anın rahne-dâr yerlerin metânet üzre mebnî edüp cümle asâkir-i İslâmı yerlü yerine nasb 272b edüp kal‘a evvelkiden bin kat ziyâde metânet ve istihkâm bulup cemî‘î kenîseleri ma‘bed-i müslimîn olup tâ‘at-ı Sübhânî olmağa başlandı. İbtidâ cum‘a Sultân İbrâhîm câmi‘inde kılınup cümle guzât fethinde bulunduklarına hamd-i Hudâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 271a–272b ·
metinde göster ·
… a sarâyı ve Kefeniğnesioğlu sarâyı ve Hacı Murâd sarâyı ve Hânım sarâyı, meşhûr
olan sarây-ı
alîler bunlardır.
Ve Paşa efendimiz Defterdârzâde Mehemmed Paşa kasrı ve bir hammâmı ve âb-ı hayât çeşmesârları ve taşra havlısı etrâfında ıstablı fevkında karakollukçu hücreleri var. Sarây meydânında dâ’imâ cirid oynanır, meydân-ı vâsi‘dir. Bu sarâyın iki kapusu var, biri Dîvân kapusu, şâhrâh üzre bâb-ı âlîdir, biri Uğrun kapudur, dâ’imâ mesdûd durur. Andan Mahkeme-i Şer‘-i Resûl-i Mübîn sarâyı ve Ca‘fer Efendi sarâyı ve Küçük Abaza Paşa sarâyı ve Kefeniğnesioğlu sarâyı ve Hacı Murâd sarâyı ve Hânım sarâyı, meşhûr olan sarây-ı alîler bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286b ·
metinde göster ·
… ı yed eden küffârların cümlesi ol sayhadan helâk olup cümlesi İskender'in harâb
olan sarâyı
kurbunda medfûnlardır.
Evvelâ Akye kal‘asının tâ ortasındaki harâbistân içre kumlukda bir alçak kubbeli ve bir müfîd [ü] muhtasar âsitâneli âşiyâne içinde ziyâret-i Hazret-i Sâlih İbn (---) salavâtullahi aleyhi ve selâme. Bu kal‘a bunların na‘ş-ı şerîfi berekâtına binâ olunup âbâdân olmuşdur. Bu kal‘aya bir kerre küffâr istîlâ eyledikde cesed-i Hazret-i Sâlih'i kaldırup İşpaniye'da Medîne-i kübrâya ya‘nî Kızılelma'ya götürmek murâd edindiklerinde derûn-ı kabrden bir sayha-i elîm zâhir olup vaz‘-ı yed eden küffârların cümlesi ol sayhadan helâk olup cümlesi İskender'in harâb olan sarâyı kurbunda medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42b ·
metinde göster ·
bunlardır. Evvelâ Köprülü Mehemmed Paşa sarâyı ve Kıbleli Paşa sarâyı ve Defter …
Ammâ Mehemmed Hân-ı Râbi‘de imâr olan sarâylar bunlardır. Evvelâ Köprülü Mehemmed Paşa sarâyı ve Kıbleli Paşa sarâyı ve Defterdâr İbrâhîm Paşa sarâyı ve Defterdâr Ahmed Paşa sarâyı ve Nişâncı Paşa sarâyı ve Musâhib Mustafâ Paşa sarâyı ve Re’îsü'l-küttâb Şâmîzâde sarâyı ve Rûznâmeci Alî Efendi sarâyı ve Vânî Efendi sarâyı ve derûn-ı kal‘ada Yeniçeri Ağası sarâyı ve Hasan Paşazâdeler sarâyı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161b ·
metinde göster ·
azîmler bunlardır, ammâ cümle la‘l-gûn kiremit örtülüdür. Ammâ Yeni Sarây ve Es …
Ma‘lûmumuz olan sarây-ı azîmler bunlardır, ammâ cümle la‘l-gûn kiremit örtülüdür. Ammâ Yeni Sarây ve Eski Sarây mülûk [u] selâtîn içün olmak ile cümlesin ma‘mûr ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161b ·
metinde göster ·
Alî Ağa iki yüz aded atlılarıyla bizden ayrılup anlar cânib-i Isfahân'a bizler …
Der-vasf-ı Rabât-ı Zîr: Etrâfı kal‘asız bir varoşdur kim cümle bâğ u bâğçeli hânelerdir. Ammâ çârsû-yı bâzârı ve hân u hammâmı yokdur, ammâ bir câmi‘i var. Andan bu kerre cânib-i cenûba gitmek 289b iktizâ edince Isfahân-ı nısf-ı cihânda şâh-ı İrân-zemîne gitmeğe me’mûr olan Sarı Alî Ağa iki yüz aded atlılarıyla bizden ayrılup anlar cânib-i Isfahân'a bizler taraf-ı Âzerbaycân'a müteveccih olup taraf-ı cenûba 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 289a–289b ·
metinde göster ·
âbâdâna girüp taht-gâh-ı Âl-i Osmân olur. Hemân ol ân Süleymân Hân 334b âsitâ …
Andan Süleymân Hân taht-gâh-ı selâtîn-i Âl-i Abbâsiyân'dan ve niçe mülûk-ı selef-i şâh-ı şâhâna âşiyân olan sarây-ı âbâdâna girüp taht-gâh-ı Âl-i Osmân olur. Hemân ol ân Süleymân Hân 334b âsitâne-i Abdülkâdir-i Cîlânî'ye piyâdece gidüp yüz sürer ve tathîr ü termîme ol ân cidd-i ihtimâm eder. Ve İmâm-ı A‘zam hazretlerinin de imâretin fermân edüp yüz bin altun masrûf eder ve ol etrâf-ı erba‘ayı telvîsât-ı Kızılbaş'dan pâk eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334a–334b ·
metinde göster ·
Cümle ocak ağaları "Sem‘â ve tâ‘a" deyüp alay-ı azîm ile Mahmûd Ağa'yı Süleymâniye'de Ağa Kapusu'na getürdiler. Ol gün haps olan Sarı Çavuşbaşı'nın bir sabî evlâdı pâdişâha ruk‘a sunup pederinin ıtlâkın ricâ etdikde pâdişâh ricâsın kabûl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6b ·
metinde göster ·
… seneden sonra gelüp meks etmek müyesser olup paşa efendimizi vüzerâlara mahsûs
olan sarây-ı
azîme kondurup cümle ağavâtlara yâfte ile şehir içre bizim âdil paşamızın ağala …
Hamd-i Hudâ sıhhat [u] selâmetle yine on bir seneden sonra gelüp meks etmek müyesser olup paşa efendimizi vüzerâlara mahsûs olan sarây-ı azîme kondurup cümle ağavâtlara yâfte ile şehir içre bizim âdil paşamızın ağalarıdır deyü ol kışda kıyâmetde şehir içre konak verüp cümle katarları Erzurûm sahrâsında olan Kân köyüne kondurdular ve cemî‘i ta‘yînâtımız şehirli tarafından verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16b ·
metinde göster ·
a‘yân ve vüzerâ ü vükelâ hânedânların beyân eder: Cümle (---) aded sarây-ı a‘yâ …
Bu mahallâtlarda olan sarây-ı a‘yân ve vüzerâ ü vükelâ hânedânların beyân eder: Cümle (---) aded sarây-ı a‘yân [u] kibârdır. Evvelâ cümleden Kör Hazînedâr İbrâhîm Paşa sarâyı, Çul Giydiren oğlu sarâyı. Hüsrev Paşa'yı bunda şehîd etmişlerdir, sene 1040 ve Sultân Murâd-ı Râbi‘ bu sarâyda mihmân olmuşdur ve Osmân Paşa oğlu sarâyı ve Defterdâr Bekir Efendi sarâyı ve Süleymân Efendi sarâyı ve Cihân Sofîzâde sarâyı ve Kıbleli Kethüdâsı Ömer Ağa sarâyı ve Mühürdâr Mehemmed Ağa sarâyı ve Tavîl Efendi sarâyı ve Külâhçızâde sarâyı ve Müftî sarâyı ve Nakîbüleşrâf sarâyı ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 22a ·
metinde göster ·
… az‘-ı hamlin dördüncü günü Kaya Sultân şehîde olduğu ân hemân âdemler yanımızda
olan sarâylarda
hâzır imiş.
Bir ebe "Dahi vardır" deyü ol dahi fercden elin sokup bir parça yaş deri ve ciğer ve şirden gibi gûnâ-gûn eşyâlar çıkarup âhir Sultân vaz‘-ı hamlin dördüncü günü Kaya Sultân şehîde olduğu ân hemân âdemler yanımızda olan sarâylarda hâzır imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
âlî mukâbelesinde olan kenîse-i âlînin içinde niçe yüz kralların lâşe-i murdârl …
Hattâ krallara mahsûs olan sarây-ı âlî mukâbelesinde olan kenîse-i âlînin içinde niçe yüz kralların lâşe-i murdârların gâzîler bulup biri gâyetü'l-gâye zî-kıymet cevâhirler ile bir taht-ı sîmîn üzre karâr-dâde olup hükm-i hükûmât eder şeklinde, başında zî-kıymet mücevher tâc ve sorguc-ı Menûçehrî ile çehre-i murdârın evkâr evkâr edüp girân-bahâ lipâçe-i harîrler eğninde ve tığ ve kemer-i samsam belinde ve mücevher asâsı elinde ve cânib-i erba‘ası zer-ender-zer mücevher ve münakkaş girde-bâlişlere yaslanup huzûrunda bir meclis bezenilmiş kim iki yüzden mütecâviz sihr-i i‘câz sâfî mücevher fağfûrîler içre gûnâ-gûn tebellür ve altun ve câm sürâhîler ile lâle-i hamrâdan nişân verir hamrlar ve yemîn ü yesâr-ı kralda yüz kîse mümessek meskûk dinar-ı Ferdinarlar bulundukda ol hayâtı ve memâtı murdâr olan ol kral-ı dâllin na‘şe-i murdârı üzre bu kadar mâlı guzât-ı müslimîn görünce el-azametullâh bu kadar gâzîler yağmâ ederken birbirlerine girüp kılıç çeküp yetmiş aded yiğit bu deyr içre birbirlerinden şehd-i şehâdeti nûş edüp serhoş-ı dâr-ı bâkî oldular. Sonra varanlar bir şey bulmadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 6b ·
metinde göster ·
… kadîm kaldırımlı pâk ü pâkîze şâhâne reviş edecek yolları var. Bu râh-ı âm üzre
olan sarây-ı
a‘yânların hepsi kırk adeddir. Evvelâ (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) …
Dükelisi iki bin iki yüz aded tahtânî ve fevkânî tarz-ı kadîm kârgîr binâ kat-ender-kat kâr-ı küffârî binâ hâne-i zîbâlardır kim her birinin vasfında lisân kâsırdır. Ve cümle hânedânların sütûhları birer gûne musanna‘ kâr-ı küffâr la‘l-gûn kiremitler ile mestûr mekân-ı muvahhidânlardır kim bu gûne kiremitleri bu hakîr bir diyârda görmemişimdir, ammâ câ-be-câ sâ’ir Tuna kenârı evleri gibi şindire tahta örtülü vasatu'l-hâl kimesnelerin hâneleri vardır, ammâ her evde bâğ u bâğçeler ve havz u şazrevânlar mukarrerdir. Ve cümle tarîk-i âmları şatranc nakşı tarh olmuş şâhrâhlardır kim her ne cânibden nazar etsen bu yollardan şehrin bir başından bir başına varınca 67a görünür, iki ve serâpâ zîr-i pâyı iri taşlı kâr-ı kadîm kaldırımlı pâk ü pâkîze şâhâne reviş edecek yolları var. Bu râh-ı âm üzre olan sarây-ı a‘yânların hepsi kırk adeddir. Evvelâ (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 66b–67a ·
metinde göster ·
… lde sür‘at ile ziyâdece yüründü, zîrâ Leve kal‘ası altında {mukaddemâ} münhedim
olan Sarı
Abaza Hüseyin Paşa'dan feryâdnâmeler gelüp,
"Ayâ bu kahtda bu nân-pâreleri Evliyâ kanda bulur kim" deyü yüzüme aları aları bakarlardı. Ve bu Hacı Paşa ile gelen zahîre arabaları boş kalup kalan cebehâneleri ve ba‘zı şâhî topları bu arabalara tahmîl edüp cebehâne ve ba‘zı bâr-ı sakîller sehel hiffet bulup bu menzilde sür‘at ile ziyâdece yüründü, zîrâ Leve kal‘ası altında {mukaddemâ} münhedim olan Sarı Abaza Hüseyin Paşa'dan feryâdnâmeler gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27a ·
metinde göster ·
paşa ve sarhoş ağaların başların kesüp kal‘a-i Yanığ'ımız yine alup bu sarhoşla …
"Pâdişâhım dîninizin düşmanı olan sarhoş paşa ve sarhoş ağaların başların kesüp kal‘a-i Yanığ'ımız yine alup bu sarhoşların başların Der-i devletine gönderdim" deyü bir gece paşanın ve ağaların başları Bâb-ı hümâyûn önünde bulunur, bir mektûb ile.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47a ·
metinde göster ·
mukaddemâ krallar gelüp turvin müşâveresin edüp krallar tahta cülûs etmeğe bund …
Ve bu mezkûr iç kal‘ada olan sarâyda mukaddemâ krallar gelüp turvin müşâveresin edüp krallar tahta cülûs etmeğe bunda gelüp tâc-ı goronayı başına geyüp baş irşek papas eliyle beline kılıç kuşanup kal‘a-i Beç'e gidermiş, zîrâ gorona dedikleri tâc-ı İskender bu Pojon'da durmak ile bu şehre kavm-i Nemse Kudüs-i Şerîf kadar i‘tibâr ederlerdi. Lâkin şimdi devlet-i Âl-i Osmân'da sene 1073 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ vezîri Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa Uyvar kal‘asın feth {edeli} Nemse kralı havfinden tâc-ı İskender'i bu Pojon'dan kaldırup Beç kal‘asından altı konak içeri tâcı Prak kal‘asına götürdüler. Hattâ biz elçi paşa ile Beç'e vardığımızda tâcı Beç'e alay ile Prak'dan getirdiler, zîrâ bu kal‘a-i Pojon hâlâ bizim Uyvar kal‘amıza üç merhale yakın olduğundan cemî‘i Nemse küffârları havfe düşüp tâcı kaldılar ve Pojon'u amâr edüp on iki bin leşker kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b ·
metinde göster ·
hâlâ mesdûd olup içinde cebehâneden gayri bir şey olmayup hâlâ etrâfına sarâya …
Ve mezkûr iç kal‘a olan sarây hâlâ mesdûd olup içinde cebehâneden gayri bir şey olmayup hâlâ etrâfına sarâya muttasıl mağribden maşrıka tûlen beş bin adım iki kat bir amîk toprak handak kazup içinden Tuna cereyân edüp bir yanında Tuna gemileri bağlanır. Tâ bu mertebe enli handaklardır. Hemân aynı Roma kal‘ası handakı gibi şekl-i bâdemî nev binâ bir metîn handak kazmışdır ve henüz kenârlarına Şeddâdî binâ dîvârlar yapmışdır. Ve bu handak düz yerde olmak ile iki kat handakın içinde Tuna gemileri tolaşup girüp çıkarlar. Ve maşrık tarafından bu handaka nehr-i Pojon Akyaylalardan berü gelüp bu handak içinde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ve bu handaklar etrâfında on bir aded nev binâ toprakdan metîn tabyalar etmiş kim her biri birer Sedd-i İskende[r]e mânend fosdiçelerdir. Bu mezkûr nev binâ handakların içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b ·
metinde göster ·
… ma‘mûr [u] âbâdân olmuş kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Ve krallara mahsûs muhrık
olan sarây-ı
menhûshâne ol kadar müzeyyen ve ma‘mûr olmuş kim misli meğer Çeh vilâyetinde Çe …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Seydî Ahmed Paşa ile yine berbâd etdik. Ba‘dehu amâr olup yine sene (---) târîhinde Serdâr-ı ekrem Alî Paşa ile gelüp harâb etdiğimiz cümle bâlâdaki (---) cildde mufassal kitâbet olunmuşdur. Ammâ şimdi Apofi Mihal kal‘ası ve kilisaları ve çârsû-yı bâzârı ve hammâm ve hânları ve sarây-ı hânedânları tâ nehr-i Moriş kenârına varınca ve bir tarafı bâdâm ağacına varınca eyle ma‘mûr [u] âbâdân olmuş kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Ve krallara mahsûs muhrık olan sarây-ı menhûshâne ol kadar müzeyyen ve ma‘mûr olmuş kim misli meğer Çeh vilâyetinde Çeh kralının Fırandon sarâyı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92a ·
metinde göster ·
Şeremet Vezîr Ban ki anın koynunda üç yüz kıt‘a elmâs ve yetmiş aded dürr-i yet …
Bâ-husûs Maskov kralının başvezîri olan Sarı Şeremet Vezîr Ban ki anın koynunda üç yüz kıt‘a elmâs ve yetmiş aded dürr-i yetîm incüler ve kırk kıt‘a la‘l-i Bedahşânlar ile esîr olup avrediyle Hân huzûruna getirüp dest-beste dil-haste edüp pâyine iki kat kalın demir neybeler urup karısıyla ikisin bir araba içre kayd etdiler. Ve cümle elmâs cevâhirlerin aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115b ·
metinde göster ·
… ngi elinde iken [Ta]tar hânlardan (---) Hân Kırım'a müstevlî olup leb-i deryâda
olan sarp
kayalardaki Tat eli dağları ve Kefe kal‘ası ve Sudak kal‘ası ve Menk[û]b kal‘as …
Sene (---) târîhinde Kırım adası Ciniviz Frengi elinde iken [Ta]tar hânlardan (---) Hân Kırım'a müstevlî olup leb-i deryâda olan sarp kayalardaki Tat eli dağları ve Kefe kal‘ası ve Sudak kal‘ası ve Menk[û]b kal‘ası ve Balıklava kal‘ası ve İnkirmân kal‘ası ve Sarkirmân kal‘ası ve niçe kal‘alar dahi küffâr elinde kalup cezîre-i Kırım'ın nısfı sahrâlar olmağın tâ Or kal‘asına varınca Tatar'ın olmak üzre küffâr ile akd-i sulh edüp cezîre-i Kırım'ın nısfı Freng'in ve nısfı Tatar'ın olup kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136b ·
metinde göster ·
… tahtgâh edinüp Âl-i Osmân nâmına sikke kesmişlerdi. Hâlâ darbhânesi ve tahtgâh
olan sarây-ı
hoş-binâsı durur.
Ba‘de'l-feth Şehzâde Selîm Hân bunda beğlerbeği olmuşdur. Ve Şehzâde Süleymân Hân yine bunda beğlerbeği olup tahtgâh edinüp Âl-i Osmân nâmına sikke kesmişlerdi. Hâlâ darbhânesi ve tahtgâh olan sarây-ı hoş-binâsı durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu dördüncü gün Ak Mehemmed Paşa ve vâlî-i vilâyet-i Kefe
olan Sarhoş
İbrâhîm Paşa ve cümle a‘yân-ı kibâr kübbâr eşrâf kadırgaya varup hân ile buluşu …
Ba‘dehu dördüncü gün Ak Mehemmed Paşa ve vâlî-i vilâyet-i Kefe olan Sarhoş İbrâhîm Paşa ve cümle a‘yân-ı kibâr kübbâr eşrâf kadırgaya varup hân ile buluşup alay-ı azîm ile Kefe şehrinde Mehemmed Bâkî Çelebi'nin hânesinde hânı mihmân edüp kal‘adan bir top şâdımânları ve keştîlerden hem-çünân balyemez medfalar şâdımânları olup ertesi vilâyet-i Kırım'dan gürûh gürûh asâkir-i Tatar ile kalga sultân ve nûreddîn sultân ve Hân vezîri Sefer Gâzî-i merhûm oğlu İslâm Ağa ve Defterdâr İslâm Ağa ve sâbıkan Mehemmed Geray Hân vezîri Kaytas Ağa ve kadı‘asker olan Murtezâ Alî Efendi ve niçe bin a‘yân-ı Kırım Kefe'ye gelüp hân alay-ı azîm ile Bâğçesarây tahtında cülûs etdirmeğe götürdükleri mahalde Çoban Geray Hân hazretleri Ak Mehemmed Paşa efendimize gelüp bir ziyâfet-i azîm tenâvül edüp Ak Mehemmed Paşa'yı Bâğçesarây'a bile götürmeğe da‘vet etdikde Mehemmed Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195b ·
metinde göster ·
… an İnebahtı'ya iskele ol burundadır. Hâlâ ol kerâmât-ı aliyye bu Badra'da âsûde
olan Sarı
Sıddîk Sultân'ındır. Niçe keşf [ü] kerâmetleri dahi vardır, ammâ bu kerâmeti ız …
Anıniçün hâlâ Vostiçse tarafından bir mîl kadar yer kumsal burundur kim ucunda bir hânı vardır. Mora'dan İnebahtı'ya iskele ol burundadır. Hâlâ ol kerâmât-ı aliyye bu Badra'da âsûde olan Sarı Sıddîk Sultân'ındır. Niçe keşf [ü] kerâmetleri dahi vardır, ammâ bu kerâmeti ızhâr etdiğiyçün âhirete intikâl etmişlerdir. Hakkâ ki Rûm tevârîhlerinde çok menâkıbların yazmışlardır. Anların tahrîri üzre bu azîz Âl-i Osmân'ın Osmâncık pâdişâhı asrında Hacı Bektaş-ı Velî halîfesi imiş, eyle terkîm etmişler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262a ·
metinde göster ·
… emez ile kal‘anın der-i dîvârların ve Hünkâr câmi‘i olacak manastırın etrâfında
olan sarâyların
cümle yere berâber edüp derûn-ı kal‘ada benî âdem değil bir tavuk gezemez olup …
Kapudan Paşa dahi bu yeni tabyadan kırk pâre balyemez ile kal‘anın der-i dîvârların ve Hünkâr câmi‘i olacak manastırın etrâfında olan sarâyların cümle yere berâber edüp derûn-ı kal‘ada benî âdem değil bir tavuk gezemez olup liman kullesinin dahi cümle topları battâl olup 297a anda dahi küffâr baş göstermeyüp limanına bir gemisi girüp çıkamaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b–297a ·
metinde göster ·
Evvelâ fermân-ı vezîria‘zam ile yeniçeri efendisi olan Sarı Alî Efendizâde (---) Beğ efendimizle cezîre-i Girid'i dâ’iren-mâdâr tahrîr edüp seyâhat etdiğimiz kurâ ve kasabât kılâ‘ ve kastelleri ve yigirmi aded kazâlarda olan tokuz yüz aded kurâların iki kerre yüz bin aded re‘âyâ vü berâyâları ve cümle imâretlerin ayân u beyân eder:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318a ·
metinde göster ·
… amlarından cereyân eden bârân-ı rahmetin bir katrası zâyi‘ olmayup hâneler içre
olan sarnıçlara
nâzil olup vakt-i hâcetde isti‘mâl edüp mâh-ı Temmûz'da buz-pâre-misâl âb-ı rak …
Ve cemî‘i evlerin damlarından cereyân eden bârân-ı rahmetin bir katrası zâyi‘ olmayup hâneler içre olan sarnıçlara nâzil olup vakt-i hâcetde isti‘mâl edüp mâh-ı Temmûz'da buz-pâre-misâl âb-ı rakik-i zülâlden nişân verir suları vardır. Hîn-i muhâsarada taşradan su gelmeğe ihtiyâcdan berîlerdir. Ve taşradan gelme mâ-i cârî ile kal‘a içinde on bir aded aynü'l-hayât çeşme-i furâtı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y58a ·
metinde göster ·
âlîlerin eşbehi cümleden Paşa sarâyı, cümleden mürtefi‘ yerde vâki‘ olmuş, şâhr …
Ve ma‘mûr [u] âbâdân olan sarây-ı âlîlerin eşbehi cümleden Paşa sarâyı, cümleden mürtefi‘ yerde vâki‘ olmuş, şâhrâh üzre bir serâmed şâhnişîni var. Ve bir sarây-ı ra‘nâ dahi Zülkadiroğlu'nundur gûyâ ki bâğ-ı İremdir. Ve kapusu üzre târîhi budur ki beyâz mermer üzre celî hattile tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y160b ·
metinde göster ·
… hir içre (---)(---) bir meştâ edüp Sâlihiyye'de Muhyiddînü'l-Arabî ve iç kal‘a
olan Sarı
Arslan [[(---) (---) (---)]] evsâfı tahrîr olunur.
Hulâsa-i kelâm câmi‘-i Ümeyye Timur ta‘mîrinden sonra Mısır sultânlarından Sultân Gavrî vezîri Emîr Senyal ma‘mûr etdi. Anın destinden Selîm şâh-ı Evvel feth edüp bu şehir içre (---)(---) bir meştâ edüp Sâlihiyye'de Muhyiddînü'l-Arabî ve iç kal‘a olan Sarı Arslan [[(---) (---) (---)]] evsâfı tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y242b ·
metinde göster ·
… varup gayret [ü] hamiyyetinden baş göstermeyüp hâmûş-bâş oldu. Ammâ kâ’immakâmı
olan Sarı
Kaya Beğ Tarabefzûn'da hükm [ü] hükûmât etmede ve Canha'da Mallı Alî Beğ dahi h …
"Bir hûnhâr şehzâde-i cüvân-bâhtdır. Ümîzdir ki tahta cülûs edince cümlemizin girîbânın değşire. Hemân bununla ceng eylemek evlâdır" deyü cenge âheng etdiler. Beri tarafda Selîm ma‘hûddur, ceng yokdur, mülâhazasıyla âsûde dururken Selîm askeri üzre bir yaylım top ve bir yaylım tüfengler atılup Uğraş deresinde iki asker birbirine uğrayup karılup katılınca niçe kerre yüz bin tîr kemânından atılınca Şehzâde Selîm'in askeri münhezim olup Tuna cânibine firâr edüp Şehzâde Selîm ârifâne yan verüp Karadeniz sâhiline sınup Varna nâm mahalde ârâste bir gemiye süvâr olup yine taht-ı kadîmi olan Tarabefzûn'a varup gayret [ü] hamiyyetinden baş göstermeyüp hâmûş-bâş oldu. Ammâ kâ’immakâmı olan Sarı Kaya Beğ Tarabefzûn'da hükm [ü] hükûmât etmede ve Canha'da Mallı Alî Beğ dahi hıfz [u] hırâset etmede, Şehzâde Süleymân Kefe'i zabt etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y41b ·
metinde göster ·
… endi hazretlerinin ecdâd-ı izâmlarından intikâl edüp milk-i mevrûs-ı kadîmeleri
olan sarây-ı
âlîdir kim bu bürkenin cenûbî tarafı köşesin dutmuş bir kâşâne-i azîmdir kim ka …
Ammâ cümleden hazret-i Şeyh Bekrîzâde Azîz Mehemmed Efendi hazretlerinin ecdâd-ı izâmlarından intikâl edüp milk-i mevrûs-ı kadîmeleri olan sarây-ı âlîdir kim bu bürkenin cenûbî tarafı köşesin dutmuş bir kâşâne-i azîmdir kim kat-ender-kat kâ‘alar ve dîvânhâneler Y 132a ve gûnâ-gûn maksûre ve havz u şâzrevânlar ile müzeyyen üç yüz almış müte‘addid hücreleri ve başka müsâfirîn ü mücâvirîn hâneleri var kim bir iki sene sâkin olmuş âdemler vardır, şeb [ü] rûz summât-ı Muhammedî'den tenâvül edüp sene başında bir kat libâçesin alup du‘â-i hayr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y131b–Y132a ·
metinde göster ·
Ve Mısır-ı Atîk eyle ma‘mûr u müzeyyen imiş kim Nîl kenârında
olan sarây-ı
âlîlerin damları üzre horos damdan dama pertâb ederek Bulak'dan Eski Mısır'dan …
Ve Mısır-ı Atîk eyle ma‘mûr u müzeyyen imiş kim Nîl kenârında olan sarây-ı âlîlerin damları üzre horos damdan dama pertâb ederek Bulak'dan Eski Mısır'dan Makdonya şehri ki Kademü'n-Nebî olan mahaldir horos ol mahalle varır imiş, böyle ma‘mûr [u] âbâdân imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b/mük ·
metinde göster ·