Hudâ-yı Bîçûn çınâr ve kavak ve servi ve bîd-i sernigûn ve sâ’ir eşcâr-ı azîmle …
Ve bu derede olan sun‘-ı Hudâ-yı Bîçûn çınâr ve kavak ve servi ve bîd-i sernigûn ve sâ’ir eşcâr-ı azîmler var kim her biri evc-i semâya peyveste olmuş dıraht-ı müntehâlardır, gûnâ-gûn çemenzâr soffalar ve musallâ soffaları ve uyûn-ı câriyeler ile halk olunmuş teferrücgâh-ı Selîmî'dir. Bu mesîregâhın sebebiyle kurbünde kasaba-i Büyükdere amâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138a ·
metinde göster ·
… ederek yemîn ü yesârda cibâller içre becenelerde pinhân olmuş bakıyyetü's-süyûf
olan sunûf
hezîmet-me’lûfları kova kıra ve büleyde ve kasabâtların nehb u gâret ve âlân ve …
Anı gördüm. Nîm sâ‘atden bunların beşin dahi esîrleri olan kâfirler depeleyüp kâfirler ile bunların leşlerin serdârımız huzûruna getirdiler. Akrabâları meyyitlerin atlara tahmîl edüp selâmete çıkardılar, ammâ hakîkatü'l-hâl bu Bosna serhaddinde hâsıl olan cür’et sâhibi şecî‘ ve bahâdırân serverânlar bir serhadde yokdur. Hattâ niçe cenglerde bunlar ile hem-ınân olmuşuz, ammâ bu senenin cenginde bu serhad gâzîlerinin etdikleri yararlığı Rüstem ü Sâm u Nerîmân etmemişdir. Hattâ bu sefer-i meserretde bunların aldığı mâl-ı metâ‘ ve akmişe-i fâhire ve emti‘a-i nâdireyi bir serhad halkı almamışdır. Ve bu gazâda bunların bu küffâr-ı hâksâr-ı bed-tebâra etdikleri sitem-i elemi bir kimesne etmemişdir, zîrâ bu asâkir bir topdan düşman üzre talattum-ı deryâ-misâl temevvüc ve cûş u hurûş edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek yemîn ü yesârda cibâller içre becenelerde pinhân olmuş bakıyyetü's-süyûf olan sunûf hezîmet-me’lûfları kova kıra ve büleyde ve kasabâtların nehb u gâret ve âlân ve tâlân ve halkını nâlân edüp dârü'l-karârları olan hâne-i menhûsları ıhrâk bi'n-nâr olup içinde mest [u] medhûş bulunup mekîn olan erbâb-ı kîn ve fecere-i müşrikîn evlâd [u] ıyâlleri ile cızbız kebâbı olup hâkister olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146a ·
metinde göster ·
… yı dilküşâda mâh-ı Temmûz olıcak yılda bir kerre bu âsitâne etrâfındaki sahrâda
olan sun‘-ı
Hudâ dıraht-ı azîmlerin sâyelerine Hind ü Sind ü Belh u Buhârâ ve Hıtâ vü Hoten …
Bu cây-ı ferah-fezâ-yı dilküşâda mâh-ı Temmûz olıcak yılda bir kerre bu âsitâne etrâfındaki sahrâda olan sun‘-ı Hudâ dıraht-ı azîmlerin sâyelerine Hind ü Sind ü Belh u Buhârâ ve Hıtâ vü Hoten ve Çîn [ü] Mâçîn ve Maskov ve İsfaç ve Bulgar ve Terekeme ve Kazak ve (Kazak) Çeh ve Leh ve Nemse ve İngiltere ve Filimenk ve Daniska ve Danimarka'dan ve'l-hâsıl Arab u Acem'den bu âsitâne etrâfına niçe kerre yüz bin aded mahlûk-ı Hudâ tüccâr ü züvvârları cem‘ olup çadırlar ve obalar ve hayme vü hargâhları 156b ve alacıkların kurup bu sahrâ-yı lâlezâr âdem deryâsı olup kırk gün kırk gece Penç Hasan bâzârı durup eyle cemî‘i metâ‘ların meydân-ı mahabbete çıkarup bey‘ [u] şirâ olur. Aslâ bir kimse bir kimsenin metâ‘ına kec nazar edüp uğurlamak ihtimâlleri yokdur, ammâ gayri zamân Çerkes tâ’ifesi sürmeyi gözden çalar. Ol zamân bu âsitâne-i Penç Hasan'ın Dağıstân'dan dervîşânları gelirler. Bir garîb temâşâgâh cem‘-i vefîr, ammâ bu bâzâr mahallinde Kabarti beğleri ve Tavustân beğleri askerleriyle pür-silâh bulunup ba‘de'l-bâzâr yine Kabarti şehrine gelirler. Ülke-i azîmdir ve lisân-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156a–156b ·
metinde göster ·
… ahzar-gûn duhâvî katîfe gibi nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn bir vâdîdir. Bunda
olan sun‘-ı
Hudâ kad keşân olmuş sebiz-gûn servlerin râyiha-i tayyibelerinden âdemin demâğl …
Andan sohbetgâh-ı ibâdetgâh-ı namâzgâh: Bir vâsi‘ fezâda vâki‘ olmuş bir musallâdır kim Rûm ve Arab u Acem'de misli yokdur. Elli bin âdem alur bir çemenzâr u lâle‘ızâr vâdîde etrâfı dîvârlı ve çârbâğ-ı Acem-misâl çâr kapulu bir fezânın içi ilm-i hendese üzre çırpı ile sâhibü'l-hayrât-ı selef niçe bin aded dıraht-ı müntehâları diküp her bir şecer-i müntehâlar evc-i âsımâna ser çekmiş duru[r]. Her dıraht-ı bâlâların nihâl-i şâhdârlarının berk-i nâbınıñ(?) zıllından zemîne âfitâb-ı âlemtâbın sâyesi zemîne düşmeyüp edîm-i arz gûyâ ahzar-gûn duhâvî katîfe gibi nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn bir vâdîdir. Bunda olan sun‘-ı Hudâ kad keşân olmuş sebiz-gûn servlerin râyiha-i tayyibelerinden âdemin demâğları mu‘attar olup her biri zümürrüd gibi yeşil hil‘atli cüvân gibi ayağ üzre Hallâk-ı âlemin kulluğuna el kavşurup durur kim biri birinden müntehâ serâmed servlerde ve gayri dıraht-ı azîmler üzre niçe kerre yüz bin murğân-ı hoş-elhân-ı hezâr hezârân bülbül-i gûyâ-yı nağme-sâzın ve gayri murğân-ı nevâ-sâzın âğâze-i dâstânları asvâtı âdeme âdeme rûh-efzâ hayât verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233b ·
metinde göster ·
Hudâ aşlama kestâne ve ceviz meğer Bursa'da ola. Ve dest-i kudret ile perveriş …
Ve bunda olan sun‘-ı Hudâ aşlama kestâne ve ceviz meğer Bursa'da ola. Ve dest-i kudret ile perveriş bulmuş serâmed çınâr ve kavak ve çam ve bîd-i sernigûnlarının her biri Mesîh'e berâber evce urûc etmişdir ve nahl-i Tûbâ-vâr zemîne sâye-i zıll-i memdûdu edîm-i arza sâyebân olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y79a ·
metinde göster ·
Sene 916 târîhinde binâ olunmak ile karîbü'l-ahd olup cümleden câmi‘lerden sonra binâ olunmağile üstâd mühendisi her câmi‘den birer san‘at serîka edüp bu Gavrî câmi‘inde icrâ-yı ma‘rifet eden üstâd mi‘mâr yed-i tûlâsını ayân u beyân eylemiş. Der-i dîvârında olan sun‘-ı Hudâ gûnâ-gûn ebrî mermerleri ve sommâkîleri tertîb üzre eyle hemvâr edüp birbirlerine eyle imtizâc etdirmiş kim bir pây-ı peşşe ilişecek yeri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y96a ·
metinde göster ·