… enleri cânib-i şimâle nâzırdır. Bir hayli hâneleri aşağı düzde, esvâk-ı sultânî
olan yerde
vâkı‘ olup havlıları vâsi‘ bâğlı ve bâğçeli beyt-i atîklerdir.
Evsâf-ı varoş-ı Karahisâr-ı Şarkî: Cümle tokuz mahalle ve bin altı yüz türâb-ı pâk ile mestûr, tarz-ı kadîm, ber-cânib-i kal‘a kayası zeylinde hevâdâr hâne-i zîbâlardır. Revzenleri cânib-i şimâle nâzırdır. Bir hayli hâneleri aşağı düzde, esvâk-ı sultânî olan yerde vâkı‘ olup havlıları vâsi‘ bâğlı ve bâğçeli beyt-i atîklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 343a ·
metinde göster ·
… l Ca‘fer Gâzî'[yi] on iki bin asker ile alıkoyup hâlâ Üsküdar'da Hünkâr Bâğçesi
olan yerde
üç sene Üsküdar'da bâğlar yetişdirüp anda sâkin olur. Hârûnu'r-Reşîd Bâğdad'da …
Maskat-ı re’sleri nehr-i Murâd kenarına karîb şehr-i Malâtiyye'dendir. Sene 233 târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan Bağdâd Hâlifesi Hârûnu'r-Reşîd ile İslâmbol'un nısfın feth edüp Silivrikapusu iç yüzünde hâlâ Mustafâ Paşa âsitânesi yerinde Kızlar Manastırı nâm bir deyr-i azîmin yerinde Hârûnu'r-Reşîd bir sığır derisi dilimi cirminde bir kal‘a-i kavî binâ inşâ edüp içinde ve etrâfında on bin askeri muhâfazacı koyup beher sene ellişer bin altun verüp bu muhâfazacı askerlere zehâyirin vermek üzre küffârı harâca kesüp Hârûnu'r-Reşîd Bağdâd'a müteveccih olduklarında Üsküdar'da Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî'[yi] on iki bin asker ile alıkoyup hâlâ Üsküdar'da Hünkâr Bâğçesi olan yerde üç sene Üsküdar'da bâğlar yetişdirüp anda sâkin olur. Hârûnu'r-Reşîd Bâğdad'da merhûm olup oğlu Me’mûn Halîfe oldukda küffâr İslâmbol'da isyân edüp derûn-ı kal‘ada olan Hârûn Halîfe'nin askerin cümle şehîd edüp Koca Mustafâ Paşa câmi‘i etrâfında defn etdiğiçün hâlâ sahâbe-i kirâmdan ol âsitânede niçe yüz erbâb-ı soffa ve Muhâcirîn [u] Ensâr ve ashâb-ı güzîn medfûn olduğundan Koca Mustafâ Paşa câmi‘i ziyaretgâh-ı hâs [u] âm ve erbâb-ı dilândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7a ·
metinde göster ·
kiyeflerinden yine gûnâ-gûn ipler ve süpürgeler ederler ve yaprağından gûnâ-gûn …
Hâssa-i sânî: Başı olan yerde kiyeflerinden yine gûnâ-gûn ipler ve süpürgeler ederler ve yaprağından gûnâ-gûn hasîrlar ve ferdeler ve bedrevîler ve zenbiller ederler. Ve'l-hâsıl bir şey’i hebâya gitmez, üç yüz gûne nef‘i var. Ve kavl-i hukemâ üzre üç yüz hâssası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… ârı asâkir-i İslâm ve cebehâne-i firâvân koyup aşağı şehirde hâlâ Hünkâr câmi‘i
olan yerde
bir sarây-ı azîm binâ etdiğinden bu şehrin ismine Sarây derler ve nehr-i azîmin …
Ba‘dehû Âl-i Osmâniyân'dan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân zuhûr edüp Hersekoğlu Ahmed Paşa kuvvetiyle ibtidâ diyâr-ı Hersek'i ve kal‘a-i İzvornik'i feth edüp andan sene (---) târîhinde bu kal‘a-i Bosna'yı feth edüp derûn-ı hisâra kifâyet mikdârı asâkir-i İslâm ve cebehâne-i firâvân koyup aşağı şehirde hâlâ Hünkâr câmi‘i olan yerde bir sarây-ı azîm binâ etdiğinden bu şehrin ismine Sarây derler ve nehr-i azîminin ismine Bosna derler. Ol nehir ismi şehir ismine muzâf olup Bosnasarây derler, ammâ kal‘anın kefere zamânı ismi Mokrahâ'dır, ya‘nî Sırf lisânı üzre taşlı yer derler, ammâ kal‘anın imâret-i müzeyyeni Ebü'l-feth Gâzî'nindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128a ·
metinde göster ·
… müşebbek bostânlardır. Hattâ kal‘anın cânib-i kıblesinde top altında bârûdhâne
olan yerde
kefere zamânı İrşek şehri nâmıyla bir şehr-i müzeyyen var imiş, gûyâ İremezâtü' …
Ve cemî‘i halkı garîb-dost halûk ve hüsn-i ülfet sâhibi âdemler[dir]. Ve sahrâ-yı Üstürgon'un nısfı bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânlardır. Hattâ kal‘anın cânib-i kıblesinde top altında bârûdhâne olan yerde kefere zamânı İrşek şehri nâmıyla bir şehr-i müzeyyen var imiş, gûyâ İremezâtü'l-imâd imiş. Hâlâ der [ü] dîvârdan bir eser kalmayup ol kadar bâğ u bâğçe ve nahlistân u gülistândır kim gûyâ ravza-i cinândır kim bu bâğların bir ucu tâ Süleymân Hâ[n] depesine varır ve bir ucu kal‘adan bir top menzili alarka tâ Şoşkot deresine varınca serâpâ bâğlardır kim Âl-i Osmân askerine "Salâdır mahsûlümüz helâl olsun" dediklerinde cümle guzât gûnâ-gûn meyve-i âbdâr yemeden müstağnî oldular. Cümle meyvesi ve havâsı ve halkının reng-i rûyları ve kâr [u] kisbleri ve libâsları ve lisânları cümle Budinli gibidir, ammâ şehri koz içi gibi ma‘mûrdur ve sancağı dahi ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 98a ·
metinde göster ·
… ar ile tezyîn olmuşdur. Ve intihâ-i serhadleri olmak ile bizim yeniçeri odaları
olan yerde
hâlâ on iki bin tüfeng-endâz Nemse soltatları mevcûddur, ammâ hîn-i ma‘rekede o …
Ve cümle kenîselerin çanlıklarının külâhları beyâz teneke ve altun yaldızlı haçlar ile tezyîn olmuşdur. Ve intihâ-i serhadleri olmak ile bizim yeniçeri odaları olan yerde hâlâ on iki bin tüfeng-endâz Nemse soltatları mevcûddur, ammâ hîn-i ma‘rekede otuz bin cengâver ve dilâver küffâr olur. Lâkin yigirmi günde içlerine kıtlık düşüp eğer imdâdları gelmesine mâni‘ olunursa küffâr amân ile kal‘ayı vermeleri mukarrerdir, zîrâ cümle imdâdları ve zahîreleri Beç'den ve Pojon'dan nehr-i Tuna ile gelmeğe muhtâcdır, anı ise kesmek âsândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
bir âlî kemer altında bir tuç fîl vardır, kaddi mîl minâre kadar vardır. Dörd a …
Evvelâ mezkûr Fîl Meydânı'nda olan yerde bir âlî kemer altında bir tuç fîl vardır, kaddi mîl minâre kadar vardır. Dörd ayağı üzre durup gözleri ve kulakları ve hortumu dâ’imâ hareket etmededir. Kaçan kim öyle vakti oldukda hemân bir kerre fîl gıjgırup kulakların oynadup gözlerin devirüp hortumunu ber-hevâ kaldırup yolun karşu tarafında olan evlerin damlarına berâber hortumu kalkup bir kerre hortumun sîne-i pür-kînesine urdukda sînesi Husrevânî küp gibi güm güm ötüp sadâ verir. Meğer sînesi sâ‘at çanı imiş. Tamâm on iki kerre sînesine hortumuyla urup bilirler kim nısf-ı nehâr oldu. Bir garâ’ib mehîb ibret-nümâ fîl sâ‘atdir. Bu mahalle fîl sokağı derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58b ·
metinde göster ·
Bu hakîr ol gün âteş-i Nemrûd mancınîkın görüp ta‘accüb etdim. Gerçi Urfa'da iç hisâr olan yerde Nemrûd-ı la‘înin Hazret-i İbrâhîm'i âteşe atduğı mancanîk mîllerin temâşâ etmişdim, ammâ bunda ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn ve ilme'l-yakîn hâsıl edüp cümle ma‘ûnet-i mühimmâtıyla {mancınîkı} gördüm ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… ve Kâsımpaşa ve Hâsköy'den Kâğızhâne deresi üzre cisirler ile Ebû Ensârî kapusu
olan yerde
kal‘a dâ’iren-mâdâr tamâm ola deyü bu on konak yeri ihâta eder.
"Babam Hazret-i Süleymân Kudüs-i Şerîf'de Mescid-i Aksâ'yı ve Sahrâtullâh'ı ve Kudüs-i Şerîf'i eyle amâr eyledi" deyü Melik Rac‘îm Kudüs-i Şerîf imâretlerin ta‘rîf ü tavsîf edince hemân Yanvan Kral'ın Kudüs-i Şerîf'i ziyâret etmeğe gitmesi ârzûları hareket edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek İslâmbol zemîninde olan Makedonya şehrine gelüp karındaşı Yanko ibn Madyan'a buluşup görse kim İslâmbol kal‘asın etmeğe mübâşeret edüp bir ucu Sarâyburnu'nda bir ucu taraf-ı cenûbda iki konak yer tâ Silivri şehrinde andan bir ucu cânib-i şimâlde Terkoz kal‘asından Karadeniz'i kesüp Silivri kal‘ası dibinde Akdeniz'e mahlût etmeğe dörd kat handaklar kesmişler. Ve Terkoz'dan Karadeniz kenârıyla Karadeniz Boğazı yerinden tâ Kurşumlumahzen burnuna andan Galata ve Kâsımpaşa ve Hâsköy'den Kâğızhâne deresi üzre cisirler ile Ebû Ensârî kapusu olan yerde kal‘a dâ’iren-mâdâr tamâm ola deyü bu on konak yeri ihâta eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96b ·
metinde göster ·
… şâ sümme hâşâ bu şehre mâlik olmağile rubûbiyyet da‘vâsı edüp Maşkolor panayırı
olan yerde
yılda bir kerre saçlarına ve sakallarına la‘l yâkût cevâhir dizüp arz-ı cemâl e …
Lisân-ı Yûnân ve lisân-ı Latin tevârîhlerinde bu belde-i azîm hakkında niçe bin kîl kâl ile evsâfın tahrîr etmişler, ammâ be-kavli- müverrihân-ı Rûm Yûnân eyle tahrîr ve terkîm etmişler kim zamân-ı kadîmde bu şehr-i azîm üç günde devr olunduğu mahalde Kaleyoroz nâm kral-ı bed-fi‘âl-i dâll olan Leka nâm la‘în idi kim hâşâ sümme hâşâ bu şehre mâlik olmağile rubûbiyyet da‘vâsı edüp Maşkolor panayırı olan yerde yılda bir kerre saçlarına ve sakallarına la‘l yâkût cevâhir dizüp arz-ı cemâl ederdi. Rûm keferesi ana Kaleyoroz derler, ya‘nî uludan ulu peygamberden eyi demek ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218b ·
metinde göster ·
… k'in zemîninden dahi hazz edüp zemîn-i Selânik'in Yedikulle nâm hâlâ çınâristân
olan yerde
yine bir kasr-ı irem-i bünyâd etdirüp niçe zamân Hazret-i Süleymân Selânik zemî …
Be-kavl-i müverrihîn-i Yûnân-ı Rûm ve Latin ve Sırf ve Mığdısî ve Kıbtî tevârîh-i mu‘teberelerinin tahrîri üzre ibtidâ bu şehri bünyâd eden Hazret-i Süleymân aleyhi's-selâmdır kim Belkîs Ana'yı Sebâ şehrinden perîlere getirdüp tahtını rûzgâra götürdüp cihânı Belkîs Hâtûn'una seyr [ü] temâşâ etdirirken Belkîs Ana ibtidâ diyâr-ı Rûm'da Atine şehr[i] hâkinde Temâşâlık nâm bir cây-ı mürtefi‘i görüp anda bir kasr-ı azîm binâ etdirüp 223a hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Andan fermân-ı Süleymân Nebî ile rûzgâr-ı zorkâr bârgâh-ı Süleymân'ı ber-hevâ götürürken Belkîs Ana bu şehr-i Selânik'in zemîninden dahi hazz edüp zemîn-i Selânik'in Yedikulle nâm hâlâ çınâristân olan yerde yine bir kasr-ı irem-i bünyâd etdirüp niçe zamân Hazret-i Süleymân Selânik zemîninde cemî‘i ins ü cinn ve hûş u tuyûr ve perî vü dîvler ile sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 222b–223a ·
metinde göster ·
imiş. Gâzî Turhân Beğ münhedim etmeğile dizdârı yokdur. Lâkin iki yüz nefere mâ …
Kal‘ası zamân-ı kadîmde hâlâ bezzâzisten olan yerde imiş. Gâzî Turhân Beğ münhedim etmeğile dizdârı yokdur. Lâkin iki yüz nefere mâlik martolos ağası vardır kim şehri her gece muhâfaza edüp şehir etrâfında olan (---) aded kapuları sedd ederler, pür-silâh pandur askerdir. Zamân-ı kadîmde Leka'nın tahtgâhı olup kal‘ası münhedim oldukdan sonra cemî‘i kal‘a taşların câmi‘ ve mesâcid ve medrese ve hân ve imâretler binâ etmişler, zîrâ bu şehir yakınında aslâ taş yokdur. Lâkin münhedim olan kal‘a yerlerinin âsâr-ı temeli taşları zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235b ·
metinde göster ·
ûd ağacından Fahrî oyması-misâl bir kubbe-i âlî binâ olunmuş sâfî münakkaş zerk …
Ve bu sütûnlar üzre kıble olan yerde ûd ağacından Fahrî oyması-misâl bir kubbe-i âlî binâ olunmuş sâfî münakkaş zerkâr-ı halkâr kubbe-i mînâdır kim gören âdemin aklı perîşân olur. Bu ûd ağacından mebnî kubbede hakîm Eflâtûn-ı ilâhî şeb çerâğdan bir kandîl asmış. Câmi‘in gün doğusu tarafındaki dîvârda kâğız gibi incecik hayâl harekân mermerleri ya‘nî âteş taşları vaz‘ edüp âfitâb-ı âlemtâb kulle-i felekden baş gösterdikde ber-hevâ mürtefi‘ oldukça şemsin şiddet-i hârından ol âteş taşları kızup câmi‘ içindeki ol şeb-çerâğ kandîlleri kızup neft ile mülemma‘ olmuş fetîleler yanup câmi‘ içi münevver olurmuş. Cümle kefereler buna tılsımât deyü i‘tibâr edüp kudret nûru kandîli derlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 251b ·
metinde göster ·
… tmiş yerde merâmgâh mesîregâhları var. Cümleden şehir hâricinde Lonca Köşkü nâm
olan yerde
her gün ba‘de'l-asr şehrin cümle ahibbâ ve dostân âşıkân [u] ma‘şûkânları bu çe …
Der-sitâyiş-i mesîregâh-ı kibâr-ı ağavât: Bu Elbasan şehrinin enderûn [u] bîrûnu cümle teferrücgâh ârâmgâh yerlerdir, ammâ hâss u âmmlara mahsûs olmuş çemenzâr u lâle‘ızâr yetmiş yerde merâmgâh mesîregâhları var. Cümleden şehir hâricinde Lonca Köşkü nâm olan yerde her gün ba‘de'l-asr şehrin cümle ahibbâ ve dostân âşıkân [u] ma‘şûkânları bu çemenzâr hıyâbân dırahtistân fezâsında köşe be-köşe herkes âşinâları ile gûnâ-gûn cilveler ederler. Gâyet latîf mecma‘u'l-irfân yeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 366b ·
metinde göster ·
… i üç zirâ‘ değildir. Ba‘zı zergerler bu kurşumda altun çokdur, derler. Ve altun
olan yerde
kurşum dahi olur derler. Bu matbahın bâbından şâhrâha çıkup,
Ve bu deyrin cümle binâları kalın kurşum örtülüdür. Kurşumun her bir kıt‘ası Q 95b tûlen ve arzan dörder karışdır. İslâmbol rusâsı gibi üç zirâ‘ değildir. Ba‘zı zergerler bu kurşumda altun çokdur, derler. Ve altun olan yerde kurşum dahi olur derler. Bu matbahın bâbından şâhrâha çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223b ·
metinde göster ·
… evlâdından Melik Nakrâveş el-Kâhin mine'l-kehhân kehene-i asır idi. Eski Mısır
olan yerde
bir şehr-i azîm binâ edüp ismini şehr-i Emsûs kodu. İbrî lisânınca Emsûs, yeni …
Ba‘dehu şît Nebî evlâdının evlâdından Melik Nakrâveş el-Kâhin mine'l-kehhân kehene-i asır idi. Eski Mısır olan yerde bir şehr-i azîm binâ edüp ismini şehr-i Emsûs kodu. İbrî lisânınca Emsûs, yeni şehir demekdir. Kıbtîler bu şehre Fustât dediler. Ba‘de't-tûfân bu şehri ta‘mîr u termîm edüp Mısrâyim dediler. Hâlâ anıniçün Mısır derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y3b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Kasr-ı Ayn'da bir kasr-ı âlî ve Nîl kesimi
olan yerde
Ebü'l-müncân cisrinde bir kasr-ı vâlî ve paşalar sarâyı içre hâs bâğçeye nâzır …
Ba‘dehu Kasr-ı Ayn'da bir kasr-ı âlî ve Nîl kesimi olan yerde Ebü'l-müncân cisrinde bir kasr-ı vâlî ve paşalar sarâyı içre hâs bâğçeye nâzır bir maksûre ve İskenderiyye'yi reyy eden Nâsırıyye tur‘asın Q 357b niçe kerre yüz bin âdem ile tathîr eyleyüp bir rasîf-i azîm inşâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·