… rga yapmak fermân edüp ba‘zı kurâları gâret edüp levha ve haşebâtlarının mümkün
olanların
gemiler binâ etmeğe sarf eyledi.
"Beğim sen yine ihtimâm-ı tâm eyle, bu esrâr-ı ilâhî bunda kalsın; asker-i İslâma ihsânlar edüp hüsn-i dil göster" dedi. Hemân Ebü'l-feth Timurtaş Paşa'yı iki bin askerle Kâğızhâne cânibindeki hıyâbân içre elli pâre kadırga yapmak fermân edüp ba‘zı kurâları gâret edüp levha ve haşebâtlarının mümkün olanların gemiler binâ etmeğe sarf eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26a ·
metinde göster ·
otuz neferi bir ocakdır, beş neferi nevbet ile eşkinci, yigirmi beş neferi yama …
Defter-i pâdişâhîde Yörük ve müsellem kayd olanların otuz neferi bir ocakdır, beş neferi nevbet ile eşkinci, yigirmi beş neferi yamak olup sefer-i hümâyûn vâkı‘ oldukda nevbetleri eşkinci yamaklarından avârız dîvânına mukâbelesinde elli beşer akçe harçlık alup sefer eşerler. Kaçan sefer olmaduğı zamân yamaklardan bir nesne almazlar, be-nevbet sefer eşer, eşkinciler sefer eşdikleri sene âdet-ı ağnâm vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 54b ·
metinde göster ·
… n maslûbât âvîze-i gûnâ-gûnlar bir câmi‘de yokdur. Ehl-i basîret cevher-für[û]ş
olanların
hisâbları üzre bu câmi‘in âvîzeleri yüz Mısır hazînesi değer deyü bahâ takdîr e …
Ve bu câmi‘ içre olan maslûbât âvîze-i gûnâ-gûnlar bir câmi‘de yokdur. Ehl-i basîret cevher-für[û]ş olanların hisâbları üzre bu câmi‘in âvîzeleri yüz Mısır hazînesi değer deyü bahâ takdîr etmişlerdir. Zîrâ merhûm Ahmed Hân bir pâdişâh-ı azîmü'ş-şân bir çelebi sâhib-i tab‘ [u] ehl-i iz‘ân olmağile cedd-i izâmlarından berü ne kadar zî-kıymet ibret-nümâ cevâhir makûlesi hedâyâlar var ise câmi‘e âvîzeler eyledi ve cemî‘i divelden niçe hedâyâlar gelüp ve cemî‘i diyârın erbâb-ı ma‘rifeti ihsân ümniyyesiyle birer ibret-nümâ eşyâlar ihtirâ‘ edüp getirdiklerinde câmi‘[i] tezyîn etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60a ·
metinde göster ·
ahvâllerin bir bir Hârûn'a takrîr edince hemân ol ân Hârûnu'r-Reşîd iki kerre y …
Bu mahalde Seydî Battâl Gâzî üç bin bahâdırânıyla Üsküdar'da pusu edüp küffârdan ganîmet alup küffâr üzre musallat olmada idi. Battâl Gâzî İslâmbol içre bu kadar ibâdullâhın şehîd olduğun istimâ‘ edüp dâğ-ı derûnundan Üsküdar tarafında Kuzkunca ve Çengelise şehirlerinde ve Pendik ve Kartal ve Darıca şehirlerin gâret [u] alan [u] tâlân edüp üç bin papası dendân-ı tîğdan geçirüp bu kadar mâl-ı ganâyimle maskat-ı re’si olan Malatıyye kal‘asına, andan Bağdâd'a Hârûnu'r-Reşîd'e varup İslâmbol içre şehîd olanların ahvâllerin bir bir Hârûn'a takrîr edince hemân ol ân Hârûnu'r-Reşîd iki kerre yüz bin asker ile bir sene mürûrunda tekrâr İslâmbol'u muhâsara edüp üç gün üç gece ceng-i azîm edüp Seydî Battâl ve gayrı guzât on sekiz bin küffârı şemşîr-i âteş-tâbdan geçirüp yigirmi bin esîr nüfûsu kayd [u] bend edüp Tekur Yağfûr nâm kıralı dest-ber-kafâ Hârûnu'r-Reşîd huzûruna getirüp ol ân Yağfûr'a amân vermeyüp boğazından Ayasofya çanlığına salb edüp İslâmbol'u yağmâ ve alan [u] tâlân edüp hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür, mâl-ı ganâyim alup yine Koca Mustafâ Paşa mahallinde mukeddemâ binâ olunan kal‘aya on bin ibâd-ı müslimîn koyup Hârûnu'r-Reşîd Bağdâd'a müteveccih olup Seyyid Battâl Gâzî ki ism-i şerîfleri Ca‘fer ibn Hüseyin Gâzî'dir, anlar Üsküdar'da leb-i deryâda Kızkullesine havâle bir püşte üzre hayme ve hargâhların kurup anda muhâfaza edüp yedi sene bâğ u bâğçe yetişdirüp sâkin olurlardı. İlâ yevminâ hâzâ ol bâğlara Battâl bâğları ve Âl-i Bahâdır 141b bâğları ve Şücâ‘ bâğları ve Gâzîköyü bâğları derler, galat-ı meşhûr olup Kadıköy bâğı derler. Bu takrîb ile yedi senede ibtidâ Üsküdar'ı ve Kadıköyün Battâl Gâzî amâr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141a–141b ·
metinde göster ·
bir aslı dahi budur. Pîrleri guzât-ı müslimîn olmuş olur.
Yine ol sene Hazret-i Risâlet-penâh Hâlid ibn Velîd hazretlerin Şâm'a serdâr edüp ibtidâ gazâ-yı Rûm oldur. Şâm'da cümle Rûm keferesin dendân-ı tîğdan geçirüp kırk bin esîr ile Medîne'ye geldikde Hazret-i Resûl, Hâlid'e Seyfullâhi'l-meslûl buyurdular ve cümle üsârâ-yı sıbyânları Ashâb-ı güzîne hibe eylediler. Acemî olanların bir aslı dahi budur. Pîrleri guzât-ı müslimîn olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153b ·
metinde göster ·
… rleriyle gelüp anlar dahi âşıkâne ve sâdıkâne bir fasl etdiler kim çögür erbâbı
olanların
ağızlarından salyarları akdı.
ilâhîlerin terennüm [ü] âğâze ederken meğer refîkimizden biri Sultan İbrâhîm Hân'ın Karcıbaşısı Sefer Ağa'nın tanbûrcusu ve santurcusu ve neyzen ve kemânçecisi var imiş ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa'nın Ulak Kara Recep Ağa*sının bir çöğürcüsü ve iki hânendesi var imiş, cümlesiyle bir yire gelüp "Gelin sizinle bu girdâb-ı gamda teşvîş-i endîşe-i gamı def‘ etmek içün bir segâh faslı eyleyelim" deyü hakîr muharrik olup segâh u mâye ve gerdâniyye makâmı evlerinde deverân ederek gerdâniyyede karâr edüp iki peşrevden sonra Dervîş Ömer bestelerinden üç murabba‘ bir semâ‘î faslı edüp bir cân sohbeti olmuşdur kim deryâ-yı rahmet halk olalı rûy-ı deryâda eyle bir fasl-ı Hüseyn-i Ba[y]kara olmamışdır. Gemicilerden Kışlakcı Dayı ve Çördüm Dayı ve Cıvık Velî nâm dayılar çögürleriyle gelüp anlar dahi âşıkâne ve sâdıkâne bir fasl etdiler kim çögür erbâbı olanların ağızlarından salyarları akdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 221a ·
metinde göster ·
… up elli pâre Cezâyir ve Tunus ve Tırabulus kalyonlarına Rûmeli askerinin me’mûr
olanların
kodular. Ve karşu Anadolu cânibinde Çârdâk nâm iskeleden sefere me’mûr olan Ana …
Menzil-i kal‘a-i Gelibolu : Bunda cümle keştîler lenger-endaht olup kal‘adan hoş geldin topları ve cümle donanma keştîlerinden selâmet topları şâdmânı olup cümle guzât-ı müslimîn Gelibolu tershânesine çıkup herkes işgâline meşgûl olup elli pâre Cezâyir ve Tunus ve Tırabulus kalyonlarına Rûmeli askerinin me’mûr olanların kodular. Ve karşu Anadolu cânibinde Çârdâk nâm iskeleden sefere me’mûr olan Anadolu ve Şâm ve Haleb ve gayrı on bir eyâlet askerleri cümle keştîlere me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla bir gün bir gicede mâl-â-mâl olup ikinci günde yine bir yaylım top u tüfenk şâdmânları olup sıyt u sadâ-yı top u tüfenkden deryâ vü âsumân dir dir ditreyüp ve cümle asker müstavfâ sulanup mâh-ı mezbûrun (---) günü muvâfık eyyâm ile cümle keştîler kartal kanadı bâdbânların küşâde kılup kal‘a-i Bozcaada önünden ubûr ederek ol gün on pâre perâkende firkate ile Karabatak ve İnebahtılı Durak ileri gidüp onar mil ba‘îd karavulluk ve kulağuzluk ve kolluk etmeğe me’mûr olup hil‘at-i fâhireler ihsan olundu. Ve edâ-yı hizmetden sonra Tershâne-i âmire beğliği ihsân olunmak ta‘ahhüd olunup ol gün cezîre-i (---)(---) lenger-endâz olup üç gün meks olundu. Bunda dahi asâkir-i İslâm alınup ve cümle gemiler sulanup başdardade filandıra bayrağı dikilüp ve bir top-ı irtihâl atılup üçüncü topda avanta-lenger edüp nefîr-i rihâllar çalınup andan yine muvâfık eyyâm ile ol gün cezîre-i (---)(---) lenger-i ikâmet bırağılup asker alınup sulanup andan cezîre-i İstendil, bizim adalar içinde Venedik kâfirinin cezîresidir, anın ceneralinden serdâra hedâyâlar gelüp aslâ ana nazar etmeyüp ubûr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270a ·
metinde göster ·
… bu deyre nezerâtlar gelir. Ol yağı cemî‘î emrâz-ı muhtelifeye ve cemî‘î zahmdâr
olanların
zahmuna dürtüp şifâ bulurlar zu‘mına zâhib olmuşlar.
Vâcibü's-seyr iberün biri "miron yağı" nâmıyla bir yağ bu deyrde hâsıl olur. Nebâtât u giyâhâtın vefreti hâkinde cümle ahşâbâtları bıtrîk ve kıssîsler cem‘ edüp bir kazan-ı azîmi bir halıçe-i harîr şekilli bir döşeme üstüne kazanı koyup germâ-germ âteş edüp üç sâ‘atde cümle giyâhâtlar pişüp halıçeye aslâ âteş te’sîr etmeyüp ke'l-evvel durur. Ba‘dehû mezbûr kazan üzre nebâtın yağı gelüp ol yağı cerre ve kumkumalara doldurup cemî‘î Firengistân ve cümle kâfiristâna teberrüken gönderüp anlardan bu deyre nezerâtlar gelir. Ol yağı cemî‘î emrâz-ı muhtelifeye ve cemî‘î zahmdâr olanların zahmuna dürtüp şifâ bulurlar zu‘mına zâhib olmuşlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325a ·
metinde göster ·
Cemî‘i kehhâller bu tûtyâları cem‘ edüp vec‘-ı ayne mübtelâ
olanların
ayneynine vesme edüp bi-emrillâh kuvvet-i basar ve medd-i nazar hâsıl olur ve y …
Cemî‘i kehhâller bu tûtyâları cem‘ edüp vec‘-ı ayne mübtelâ olanların ayneynine vesme edüp bi-emrillâh kuvvet-i basar ve medd-i nazar hâsıl olur ve yetmiş seksen hâneli müşk-i Rûm ve perçemli beyâz ve kebûd sünbülleri olur. Ve kırk elli elvân yigirmişer hâneli müşk-bû zerrînleri olur ve zambak-ı ebyaz ve asfer ve ahmer levnî ve gûnâ-gûn fûlü ve benefşe ve reyhânı ve fülfül ve erguvânı ve rîbâsı ve merîsî ve gülleri içinde gûnâ-gûn nîlûferleri ve meyve-i çileği olur kim her dânesi Arabkîr dudu kadar lezîz olur ve gûnâ-gûn yergülü ve kengeri ve evşesi ve râvendi yebrûhu's-sanemi ve sünbül-i Rûmîsi ve usfûru ve nergisi ve'l-hâsıl cemî‘i hükemâlara lâyık ahsâbâtlar olur kim hesâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88b ·
metinde göster ·
… -i bâ-kemâlin görüp cerayân etmişdir. Ukalâ-yı dûrbîn ve hukemâ-yı hayret-karîn
olanların
müttefekun-aleyh oldukları budur kim; bu rûy-ı arzda cereyân eden enhâr-ı azîme …
Evvelâ Bismillah ile bed‘ edelim. Bu nehr-i azîmler Cenâb-ı İzzet'in cemâl-i bâ-kemâlin görüp cerayân etmişdir. Ukalâ-yı dûrbîn ve hukemâ-yı hayret-karîn olanların müttefekun-aleyh oldukları budur kim; bu rûy-ı arzda cereyân eden enhâr-ı azîmeler hakkında İbn Abbâs'dan Urefî rivâyet eder kim, vech-i arzda cümle uyûn-ı sağîr ü kebîr beden-i insânda cemî‘i damarlar niçe ise yire yüz bin hayât veren damarları cümle sulardır, demişler. Sûre Arapça der. Cemî‘i zîrûh olan mahlûk-ı Hudâ'ya ve ahcâr u eşcârât [ve] cemâdât [u] türâba hayât veren enhâr-ı azîmlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114b ·
metinde göster ·
… olan ehl-i Mısır kelle-i İmâm Hüseyin'e püşt-i pâ uranların hâlâ nesillerinden
olanların
cümle birer ayakları ilâ hâze'l-ân tulum gibidir, görenlere pinhân değildir. Bö …
Cümle diyâr-ı Kürdistân'da ve diyâr-ı Acem'de silâhşörlük budur. Ammâ ehl-i şer‘ bu çevgân topun oynamağa rızâ vermezler, gâyet memnû‘dur. Kaçan ki Deşt-i Kerbelâ'da Hazret-i İmâm Hüseyin şehîd olup niçe bin şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ'nın ser-i sa‘âdetleri Şâm'da Yezîd-ı bî-mezîd'e geldikde Yezîd hammâmdan çıkup atına süvâr olup elindeki çevgân ile Hazret-i İmâm Hüseyin'in ser-i sa‘âdetin çevgân ile ura ura galtân edüp andan sâ’ir şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ kellelerin cünd-i cünüb-i Yezîd çevgân ile urarak lu‘bedebâzlık ederlerdi. Andan Yezîd kelle-i İmâm Hüseyn'i Mısır mülkine gönderdi kim "İşte sizin bî‘at-kerdesi olduğunuz İmâm Hüseyin başıdır." deyü on bin asker ile ser-i sa‘âdet-i Şâh Hüseyin'i Mısır'a gönderüp şehr-i Mısır'ın vasatında Rûmeli meydânında niçe gün pâyimâl-ı rimâl olup galtân idi. Yezîd'e tâbi‘ olan ehl-i Mısır kelle-i İmâm Hüseyin'e püşt-i pâ uranların hâlâ nesillerinden olanların cümle birer ayakları ilâ hâze'l-ân tulum gibidir, görenlere pinhân değildir. Böyle iken bir gün alâ mele’i'n-nâs kelle-i İmâm Hüseyin gâ’ib olup Beyne'l-kasreyn nâm Kasreyn-i Şîrîneyne karîb bir Şeddâdî dîvâr bi-emri Kahhâr-ı Settâr iki şak olup kelle-i Hüseyn-i Kerrâr ol dîvârda karâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234b ·
metinde göster ·
… e efvâh-ı nâsda bunlara melik derlerdi. Cümle yedi neferdir kim Ahlat'da medfûn
olanların
esmâları böyledir: Evvelâ Melik Gündüz ve Melik Kıble ve Melik Safâ ve Melik Mu …
Bu Ahlat'a ve Sivas'a ve Rûm'un ba‘zı yerine mâlik olmuşlardı ve efvâh-ı nâsda bunlara melik derlerdi. Cümle yedi neferdir kim Ahlat'da medfûn olanların esmâları böyledir: Evvelâ Melik Gündüz ve Melik Kıble ve Melik Safâ ve Melik Mukaddes ve Melik Umrân. Ammâ ecdâdları Sivas kurbünde Niksar şehrinde yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a ·
metinde göster ·
kellelerin görüp bir yere defn edüp cümle guzât âteş-pâre olup birbirlerin ceng …
Asker-i İslâm bu yüzden şehîd olanların kellelerin görüp bir yere defn edüp cümle guzât âteş-pâre olup birbirlerin cenge terğîb etmeğe başladılar. Hemân paşa-yı hüsn-tedbîr Van kulunun sağ kol ağasın ota otluğa gidenlere serdâr eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263a ·
metinde göster ·
… şk ile tabh olmuş ni‘met-i nefîselerin râyiha-i tayyibesi Paşa'nın otağı içinde
olanların
dimâğların mu‘attar etdi. Hudâ'ya ayândır kim üç yüz aded sahûn u fağfûrî vü me …
Şehr-i Bitlîs'den taraf üç yüz aded âdemler nümâyân olup her birinin başlarında birer kâse ve tabak-ı fağfûrî ve mertebânî-i gûnâ-gûn kâr-ı Gavrî Sultân ve elli mikdârı sîm-i hâlisden sahûnlar ve mâ‘adâsı bakır âvânî sahûnlar ammâ cümle müzehheb ü mutallâ sahûnlar kim mülûk-i selef asrında amel olunmuş sahûnları yine Amber Ağa, paşa huzûruna koyup "Hanım Sultân efendimiz sultânım hazretlerine selâm edüp tahte'l-fütûr gönderdiler." deyü Amber Ağa huzûr-ı paşada dilîrâne dâmenin der-miyân edüp kemerine bir zerdûz peştemâli bend kılup ibtidâ zerdûz destehân-ı kâr-ı Isfahân döşedi kim görenler hezâr ahsen-i pesend etdiler. Andan bir zer-ender-zer pişkîr serdi ve bir leğen ibrik-i fağfûrî kim sâfî mücevher idi. Paşa dest-i şerîflerin gasl edüp der-ân paşanın huzûruna cümle fağfûrî mertebânîlerin kapakların açdıklarında azamet-i Hudâ ud u amber ü müşk ile tabh olmuş ni‘met-i nefîselerin râyiha-i tayyibesi Paşa'nın otağı içinde olanların dimâğların mu‘attar etdi. Hudâ'ya ayândır kim üç yüz aded sahûn u fağfûrî vü mertebânîlerin içinde olan ta‘âm-ı mümessekler cümle birer gûne et‘ıme-i nefîseler idi. Hatta yigirmi elvân pilav ve vezde büryân ve meza‘fer pilav ve kükü pilav ve çelav pilav ve avşıla pilav ve hoşek pilav-ı düvezdeh-büryân ve amber pilav ve gülnar pilav ve sarımsak pilav ve mâverd pilav ve gübeybe pilav ve bâdâm pilav ve sanavber pilav ve dûd pilav (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) misilli pilavların birisi dahi birbirine müşâbeheti yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278b ·
metinde göster ·
… e bin ümmet-i Muhammedi tevhîd-i Muhammedîye da‘vet eder ve cümle tevhîde hâzır
olanların
ehl [ü] ıyâllerin dahi tevhîde da‘vet edüp cümle nisvân burka‘ları ve sarâveşle …
Netîce-i kelâm mum söndürme sene (---) târîhinde Hazret-i Şeyh Safî şehr-i Erdebil'de kutbu'l-aktâb mertebesine kadem basdıkda bir gün câzibe-i İlâhî ile vecde gelüp niçe bin ümmet-i Muhammedi tevhîd-i Muhammedîye da‘vet eder ve cümle tevhîde hâzır olanların ehl [ü] ıyâllerin dahi tevhîde da‘vet edüp cümle nisvân burka‘ları ve sarâveşleri ve dutakları ile ve ellerinde eldîvânlarıyla gelüp bir kûşede bu kadar havâtînler tevhîde meşgûl olurlar. Ba‘de'l-gurûb olup ol şeb-i muzlimde {Şeyh Safî bir şem‘-i münevver âşikâre edüp} eydür: "Gelin kızlarım siz de oğlan kuzularımla tevhîde girin" derler. Hemân cümle merd ü zen tevhîd ü tezkîre karışdıklarında bir kerre azîz Şeyh Safî mumu söndürüp merd ü zen karış katış olup kâmil yedi sâ‘at tevhîd-i sultânî olup Şeyh Safî "Ve salli alâ cemî‘i enbiyâ’i ve'l-mürselîn" deyüp el yüze sürüp eydür: "Herkes bu karanlıkda yanında olanları kucaklayup hânesine gitsin" buyurduklarında be-keşf-i kerâmet-i Şeyh Safî cümle halk ol cahrahûn(?) karışıklığında kendi ehlini ve kızını kucaklamış bulunup hânelerine giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296b ·
metinde göster ·
… îm olurdu kim benî Âdem kanları seyller gibi cereyân ederdi. Ve sâ’ir esb-süvâr
olanların
yedi bölüğünden kırk yedi bin sipâhân-ı Osmâniyân meterisde olanların cânib-i e …
Hemân ki Sultân Murâd taht-ı Bağdâd'ın (---)(---) cânibine meks-i hıyâm etdikde yeniçeri ağası olan Küçük Hüseyin Paşa'ya tenbîh edüp azharu mine'ş-şems alâ melei'l-a‘dâ meterise girmek fermân olundukda el-azametullah cümle yüz beş oda yeniçerileri bir baş Akkapu'dan va Karanlık kapusu'ndan ve İmâm-ı A‘zam kapusu'ndan hulâsa-i kelâm Şattu'l-Arab'ın bir yanından bir yanına varınca rûz-ı rûşende cümle yeniçeriyân kal‘a-i Bağdâd'ı ihâta edüp tarfetü'l-ayn içre yedi kat ka‘r-ı zemîn meterise girirler. Derûn-ı kal‘ada mahsûr olan kavm-i Acem bu hâli görüp hayretde kalırlar. Meğer anlar sâ’ir serdârlar muhâsara etdikde beş altı günden sonra meterise girdikleri gibi zann edüp bir tüfeng atmayup ığmâz ederler. Yeniçeriyân da bu hâl ile bî-bâk meterise girerler. Sadrıa‘zam on bin asker ile (---)(---) tarafından meterise ve on aded balyemez top-ı kal‘a-kûp kor ve kapudan Kara Mustafâ Paşa sekiz bin askerle (---)(---) tarafından sekiz balyemezle meterise girer. Ve Şâm Vezîri Bıyıklı Dervîş Mehemmed Paşa on bin askerle ve on balyemez top ile (---)(---)(---) cânibinden meterise girer. Ve Rûmeli Beğlerbeğisi {Arslan Paşa} yigirmi altı bin askere ve altı balyemezle (---)(---) semtinden meterise ta‘yîn olur. Ve Haleb Vâlîsi Musâhib Silâhdâr Mustafâ Paşa (---) yedi bin askerle ve altı top ile 336b(---)(---) cânibinden meterise fermân olunur. Ve Mısır Vezîri Deli Hüseyin Paşa tarafından Mısır Beği olan Çerkes Ebû Şevârib Beğ beş bin güzîde asker ile ve üç balyemez top ile (---)(---) tarafından meterise me’mûr olur. Ve Şâm Tarablus eyâleti ve Mar‘ayş eyâleti ve Urfa eyâleti ve Adana eyâleti ve Karaman eyâleti ve Anadolu eyâleti ve Sivas eyâleti ve'l-hâsıl diyâr-ı Anadolu'dan on iki aded eyâlet sâhibi askerleriyle ve yüz beş aded sancak beğleri cümle cebelü zâ‘im ü zu‘emâ askerleriyle meterise yetmiş altı kat yerden girüp gün be-gün meterislerin ileri sürüp enderûn [u] bîrûndan eyle ceng-i azîm olurdu kim benî Âdem kanları seyller gibi cereyân ederdi. Ve sâ’ir esb-süvâr olanların yedi bölüğünden kırk yedi bin sipâhân-ı Osmâniyân meterisde olanların cânib-i erba‘aların muhâfaza ederlerdi. Ve bu sipâhânın dahi ardında hesâb-ı kitâbın Cenâb-ı Bârî bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 336a–336b ·
metinde göster ·
… esb-süvâr olanların yedi bölüğünden kırk yedi bin sipâhân-ı Osmâniyân meterisde
olanların
cânib-i erba‘aların muhâfaza ederlerdi. Ve bu sipâhânın dahi ardında hesâb-ı ki …
Hemân ki Sultân Murâd taht-ı Bağdâd'ın (---)(---) cânibine meks-i hıyâm etdikde yeniçeri ağası olan Küçük Hüseyin Paşa'ya tenbîh edüp azharu mine'ş-şems alâ melei'l-a‘dâ meterise girmek fermân olundukda el-azametullah cümle yüz beş oda yeniçerileri bir baş Akkapu'dan va Karanlık kapusu'ndan ve İmâm-ı A‘zam kapusu'ndan hulâsa-i kelâm Şattu'l-Arab'ın bir yanından bir yanına varınca rûz-ı rûşende cümle yeniçeriyân kal‘a-i Bağdâd'ı ihâta edüp tarfetü'l-ayn içre yedi kat ka‘r-ı zemîn meterise girirler. Derûn-ı kal‘ada mahsûr olan kavm-i Acem bu hâli görüp hayretde kalırlar. Meğer anlar sâ’ir serdârlar muhâsara etdikde beş altı günden sonra meterise girdikleri gibi zann edüp bir tüfeng atmayup ığmâz ederler. Yeniçeriyân da bu hâl ile bî-bâk meterise girerler. Sadrıa‘zam on bin asker ile (---)(---) tarafından meterise ve on aded balyemez top-ı kal‘a-kûp kor ve kapudan Kara Mustafâ Paşa sekiz bin askerle (---)(---) tarafından sekiz balyemezle meterise girer. Ve Şâm Vezîri Bıyıklı Dervîş Mehemmed Paşa on bin askerle ve on balyemez top ile (---)(---)(---) cânibinden meterise girer. Ve Rûmeli Beğlerbeğisi {Arslan Paşa} yigirmi altı bin askere ve altı balyemezle (---)(---) semtinden meterise ta‘yîn olur. Ve Haleb Vâlîsi Musâhib Silâhdâr Mustafâ Paşa (---) yedi bin askerle ve altı top ile 336b(---)(---) cânibinden meterise fermân olunur. Ve Mısır Vezîri Deli Hüseyin Paşa tarafından Mısır Beği olan Çerkes Ebû Şevârib Beğ beş bin güzîde asker ile ve üç balyemez top ile (---)(---) tarafından meterise me’mûr olur. Ve Şâm Tarablus eyâleti ve Mar‘ayş eyâleti ve Urfa eyâleti ve Adana eyâleti ve Karaman eyâleti ve Anadolu eyâleti ve Sivas eyâleti ve'l-hâsıl diyâr-ı Anadolu'dan on iki aded eyâlet sâhibi askerleriyle ve yüz beş aded sancak beğleri cümle cebelü zâ‘im ü zu‘emâ askerleriyle meterise yetmiş altı kat yerden girüp gün be-gün meterislerin ileri sürüp enderûn [u] bîrûndan eyle ceng-i azîm olurdu kim benî Âdem kanları seyller gibi cereyân ederdi. Ve sâ’ir esb-süvâr olanların yedi bölüğünden kırk yedi bin sipâhân-ı Osmâniyân meterisde olanların cânib-i erba‘aların muhâfaza ederlerdi. Ve bu sipâhânın dahi ardında hesâb-ı kitâbın Cenâb-ı Bârî bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 336a–336b ·
metinde göster ·
… ı sâ‘at Hüsrev Paşa da kal‘ayı Kızılbaş'a bî-ceng verenlerin 352b ser-i kârda
olanların
cümle kılıçdan geçirdi. Beri tarafda Kızılbaş kal‘a-i Hille'ye istîlâ edüp dahi …
Ve Halîl Paşa ve Zülfikâr Paşa ve Karaman Paşası Bali Paşa'yı eyâletleriyle muhâfaza-i Hille'ye koyup kendüleri Musul'a vâsıl oldular. Çünkim bu kal‘a nehr-i Murâd sâhilinde ummân olup Osmânlı mâl-â-mâl oldu ve nehr-i Şatt kenârında kal‘a-i Musul imâr olup sedd-i Osmânlı oldu. Derûn-ı Bağdâd'da olan Kızılbaş gördüler kim bu iki kal‘a dest-i Osmânlı'da imâr olalı kal‘a-i Bağdâd'a keleklerle zahîre gelmez oldu. Hemân kavm-i Acem Bağdâd'dan yetmiş seksen bin asker ile bu kal‘a-i Hille üzre gelirken derûn-ı Hille'de olan asâkir-i İslâm kavm-i Acem'e mukâvemet idemeyeceklerin bilüp bu kadar cebehâne ve bu kadar mâl-ı erzâklarıyla hemân bir gice Hille kal‘asın bırağup Musul'a vâsıl oldukları sâ‘at Hüsrev Paşa da kal‘ayı Kızılbaş'a bî-ceng verenlerin 352b ser-i kârda olanların cümle kılıçdan geçirdi. Beri tarafda Kızılbaş kal‘a-i Hille'ye istîlâ edüp dahi metîn ü müstahkem etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352a–352b ·
metinde göster ·
… nyâya gelmeden merhûm oldu. Bu evlâdım bu amber-pâkde yatdıkça bu şehirde sâkin
olanların
evlâdları ve sâ’ir hayvânâtları ekiz doğup tenâsül bulalar ve evlâdları sıkıt d …
Ba‘dehû Hazret-i Nûh du‘â edüp "İlâhî bana bin yıl ömür verdin. Bu evlâdım dünyâya gelmeden merhûm oldu. Bu evlâdım bu amber-pâkde yatdıkça bu şehirde sâkin olanların evlâdları ve sâ’ir hayvânâtları ekiz doğup tenâsül bulalar ve evlâdları sıkıt doğmayalar. Ve dâ’imâ âfât-ı semâvî ve âfât-ı arazîden ecel-i müsemmâlarına dek mu‘ammer ü mesrûr ve şehirleri ma‘mûr olalar." deyü Nûh Necî bu Cezîre-i İbn Ömer'e hayr du‘â etdiğinden bu şehrin ekseriyyâ havâtînleri ve ba‘zı devâbâtları ekiz doğarlar ve halkı ekseriyyâ altmışdan yetmişden yüz yetmişe yetmiş olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 384a ·
metinde göster ·
… yet sûre-i Amme Arapça derler ammâ sol tarafda cehennemde muhalledün bi'n-nâr
olanların
azâb-ı elîmlerin görüp Cenâb-ı Allah'a hamd ederler. A‘râf böyle bir cây-ı mâbe …
Bi-emri Hayy-ı Kadîr bu A‘râf'ın hevâsı eyle imiş kim ehl-i A‘râf şiddet-i şitâdan şikâyet etseler bi-emri Hudâ şiddet-i hâr olurmuş. Şikâyet etmeyüp hamd etseler Cenâb-ı Allah ehl-i a‘râfa i‘tidâl-i hevâ ihsân edermiş. Ammâ bu A‘râf cennet ve cehennem mâbeyninde olmağile {ehl-i A‘râf} tabaka-i evvelde olan ehl-i cennetin ayş u işretlerin ve sürûr u şâdımânların görüp tahassür çeküp âyet sûre-i Amme Arapça derler ammâ sol tarafda cehennemde muhalledün bi'n-nâr olanların azâb-ı elîmlerin görüp Cenâb-ı Allah'a hamd ederler. A‘râf böyle bir cây-ı mâbeyn-i râhat [u] meşakkatdir. Yine anlara da tesellî-i hâtır veren Hâllâk-ı âlemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394b ·
metinde göster ·
… ri olup hâlâ ol evler dest-i İslâmda iken kefere zamânında ol evlerin sâhibleri
olanların
evlâdlarından bir kefere müflis olsa, "Budin'de benim evim vardır" deyü evinin …
Ve cânib-i erba‘asında yetmiş aded kavm-i düşmanları sayf [u] şitâda âmâde olup Budin'e nigerândadırlar. Hattâ diyâr-ı Alaman'da ve kal‘a-i Beç'de ve kal‘a-i Prak'da ve şehr-i Kallevine'de olan kâfirlerin zamân-ı kadîmde dedeleri elinde Budin içre evleri olup hâlâ ol evler dest-i İslâmda iken kefere zamânında ol evlerin sâhibleri olanların evlâdlarından bir kefere müflis olsa, "Budin'de benim evim vardır" deyü evinin hüccet temessükâtını rehin verüp kırk elli bin guruş karz alır ve "Benim Budim'de evim var, milk emlâk sâhibiyim ve Budin'de benim bâğım yâhûd bir dükkânım vardır" deyü murâd edindiği gorofun ve irşeğin ve şagların kızlarından murâd edindiği kızı alır ve tereddüd etmeyüp fülûs-i ahmer[e] muhtâc ve ac u zâc kefere ise de "Budin'deki milki yine bunundur" deyü ol kâfire kız verirler, bu muhakkak seyr [ü] temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… e küçük kol tüfenglerin ata ata niçe gâzîlerimiz câm-ı şehâdeti nûş edüp serhoş
olanların
na‘şelerin komayup gerüye getürürlerdi.
Gerçi küffâr çok, ammâ yayan tüfenglisi iki top menzili ba‘îdde kalup bu meydân-ı ma‘rekede yedi küme Halpuz kâfiri ortaya alınup yan verüp kova kıra anlar dahi atlar üzre küçük kol tüfenglerin ata ata niçe gâzîlerimiz câm-ı şehâdeti nûş edüp serhoş olanların na‘şelerin komayup gerüye getürürlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102b ·
metinde göster ·
cümle boş atlarına bindirüp cümle koş kol yedekler olup cümle altı yüzden mütec …
Hemân ormanlar içre pinhân olmuş âdemlerin cümlesi mecrûh meydân-ı mahabbete çıkup niçe piyâde bîçâre ve âvâreler yanıma gelmek isterler, ammâ aslâ yanıma uğratmadım, zîrâ niçe kerre olmuşdur kim hasta ve mecrûh şekilli âdemler âdemi atından yıkup atına binüp firâr eder, zîrâ atalardan kalmış sözdür, "At binenin, kılıç kuşananın" demişler, ammâ ba‘zı yaralulara "Gayret eylen şehbâzım" deyü tesellî-i hâtır vererek ve sergüzeşt [ü] serencâmımızı birbirlerimize nakl ederek ileri ve gerü bakarak giderken hemân bizim mukaddemâ firâr eden Tatar askerinden iki bin mikdârı çatal atlı Tatar dostlarımız gelüp, Hudâ cümlesin yarlığasın, gerçi Tatar-ı adû-şikâr, tîz-firâr bî-karârlardır, ammâ bize karîb gelüp hakîr cümlesine ricâ edüp asker-i İslâm'ın mecrûh olanların cümle boş atlarına bindirüp cümle koş kol yedekler olup cümle altı yüzden mütecâviz mecrûh ve meksûru'l-bâl ve bî-mecâl yiğitler atlar üzre huzûr ile giderken kâmil iki sâ‘at yer gidüp câ-be-câ şühedâlarımız cümle başsız ve zekerlerinin sünnet yeri nâhunları kesilmiş ve bu taraflarda dahi niçe mecrûhlar gelüp cümle Tatar atlarına bindirüp giderken on bin kadar salt atlı ve çatal atlı âdemler henüz bizim münhezim olup tav tavlanmış ve sav savlanmış olan cenge henim imdâda giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125b ·
metinde göster ·
Ve servî gibi dalları ve budakları ve yaprakları var, ammâ gûyâ hemân kehribâdır ve eyle sarıdır kim altun ile mutallâ olmuş gibi berk urur. Ve bakla gibi kapuklu bir gûne meyvesi olur, lâkin sâ’ir müsmirât gibi tenâvül olunmaz, lâkin yağın çıkarup cemî‘i cerebden hâsıl olan emrâz-ı muhtelifelere mübtelâ olan kimesneler cereblerine ve cüzâm yerlerine ve hattâ fireng zahmetine mübtelâ olanların illetli yerlerine dürterler, bi-emrillâh şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
… d-i zincîr oldular, lâkin Tatar elinde ve serhadli eliyle elden vilâyetden esîr
olanların
hisâb-ı kitâbların Cenâb-ı Bârî bilir. Ve ba‘zı üsârâlardan istimâ‘ olundu kim,
Ve cümle iki binden mütecâviz yiğitlerimiz mecrûh {yiğitler} nâ-murâd gitdiler. Ve bu hâli görüp niçe bin yiğitler firâr edüp gitdiler, ammâ beş binden mütecâviz küffârlar sudan ve gayri yerden esîr-i bend-i zincîr oldular, lâkin Tatar elinde ve serhadli eliyle elden vilâyetden esîr olanların hisâb-ı kitâbların Cenâb-ı Bârî bilir. Ve ba‘zı üsârâlardan istimâ‘ olundu kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188a ·
metinde göster ·
… n şühedâların kurbânları ve şühedâların helvâsı içün ve bizim sekiz nefer şehîd
olanların
lokmasıyçün ve bizden on sekiz aded yaralı gâzîlerimizin merhem bahâsıyçün mezk …
Bunlardan mâ‘adâ fürûht etdiğimiz cümle on bin sekiz yüz yetmiş altun olup at ve kılıç ve tüfeng gâ’ib olanın zararların ve katl olunan kulağızdan gayri iki nefer kulağızın ücretlerin çıkardıkdan sonra kırkar guruş fukarâ içün ve on guruş Kanije'nin iki kapusunun bevvâbları ve kurbânlarıyçün ve Kanije kal‘ası dîvârları üzre yatan şühedâların kurbânları ve şühedâların helvâsı içün ve bizim sekiz nefer şehîd olanların lokmasıyçün ve bizden on sekiz aded yaralı gâzîlerimizin merhem bahâsıyçün mezkûr harc-ı masrûfları cümle ortadan çıkardığımız(?) guruş çıkdığından sonra cümlemiz kardaş gibi bir yere gelüp yine Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis Câmi‘inde pây-berâberce hakîrin defteriyle bin dörd yüz toksan yiğit (---)(---) altun hissemend olup câmi‘ hüddâmlarınada beş altun verüp hakîre dahi Feth-i şerîf tilâvet edüp niçe işlerinde ve kitâbet kısmetlerinde bulunduğum içün iki pay dahi ziyâde verüp üç pay almış oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9a ·
metinde göster ·
Netîce-i kelâm bu musîbet ser-i kârda olanların demâğ-ı gurûrlarından ve bî-garaz kimesnelerle müşâvere etmeyüp sû-i tedbîr etmeleri sebebiyle olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22b ·
metinde göster ·
Hemân küffârın cân başlarına sıçrayup gerüye kaçam sanırlar. Küffâr iki Tatar askerinin ortasında kalup cümlesin tîr-i Tatar'dan geçirüp varoşun hadden efzûn ve kıyâsdan bîrûn mâl-ı erzâkların alup üç yüz esîr ve yetmiş papas-ı hannâs-ı vesvâs alup mâ‘adâsı kenîselerinde kalup varoş ihrâk olundukda cümle papaslar deyrleri içre cızbız kebâbı olurlar. Ve iki yüz mikdârı pençe-i âfitâb sıbyân u bintânlar ve niçe araba yükü mâllar ile ordu-yı İslâma gelüp mâlları bir akçe etmedi, zîrâ herkes kendi cânlarından bîzâr olmuşlar, üsârâ ve mâl-ı ganâ’ime kimse rağbet olunmadığından hemân Tatar Raba nehrinde Hürr-i şehîd olanların kanın taleb içün cümle katana kâfirleri ve papas-ı hannâsları yollar üzre kıra kıra tamâm etdiler ve sâ’ir sıbyân u bintânları atlarına alup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 23b ·
metinde göster ·
… inâ kiremit örtülü ve şindire tahta ile mestûr ma‘mûr sarâylar var. Bunda sâkin
olanların
ekseri mücerred askerî tâ’ifeleridir.
Ve bu iç kal‘ada yeniçeri ağası ve yeniçeriler ve cebecibaşı ve cebeciler ve topçubaşı ve topçular ve yerli kulları sâkindirler, ammâ gâyet musanna‘ ve müzeyyen kat-ender-kat kârgîr binâ kiremit örtülü ve şindire tahta ile mestûr ma‘mûr sarâylar var. Bunda sâkin olanların ekseri mücerred askerî tâ’ifeleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
… dan alırlarsa Fir‘avn ve Kârûn [ve] Şeddâd [ve] Yezîd'in la‘neti almak kasdında
olanların
üstüne olsun" deyü bir yarlığ-ı şâhî dahi tahrîr edüp buyururlar kim: 101a
"Benden sonra gelen evlâd-ı evlâdlarım bu emâneti papaslardan alırlarsa Fir‘avn ve Kârûn [ve] Şeddâd [ve] Yezîd'in la‘neti almak kasdında olanların üstüne olsun" deyü bir yarlığ-ı şâhî dahi tahrîr edüp buyururlar kim: 101a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100b–101a ·
metinde göster ·
… râb edüp iki yüz pâre (şehir) kurâ ve kasabâtlar ve yedi pâre şehr-i azîm harâb
olanların
evvelâ birisi şehr-i azîm Krakov-ı kadîm idi. Yedi gün gece altından kalkmayup …
Bu ülke dahi ale'l-gafle seğirdüp basmak ile (ile) harâb u yebâb kâfirlerin esîr ü kebâb ve hânelerin türâb edüp iki yüz pâre (şehir) kurâ ve kasabâtlar ve yedi pâre şehr-i azîm harâb olanların evvelâ birisi şehr-i azîm Krakov-ı kadîm idi. Yedi gün gece altından kalkmayup mâl-ı ganâ’imi alındıkdan sonra bir rîh-ı akîm yıldız rûzgârı esdiği mahalde şehrin üst yanından rûzgâr-ı zorkâra karşu şehre bu kadar bin Tatar âteş edince bir gün bir gecede niçe yüz yıllık ma‘mûr u âbâdân şehr-i Krakov hâke berâber olup dûd-ı siyâhı evc-i âsumâna peyveste oldu. Ancak iç hisârı ve yüz beş pâre kal‘a-misâl manastırları kârgîr olmak ile sütûhları yanup Şeddâdî binâları âteş-i Nemrûd içinde sögele kaldı. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 116a ·
metinde göster ·
… tdiler. Yine kal‘a kefereleri hâ’ib ü hâsir geldiler ve varoşun bakıyyetü'n-nâr
olanların
söndürdüler ve yine amâr etmeğe başladılar.
Çûn sabâh oldu, gördüler kim varoşda âdemden ve evlerden bir nâm u nişân kalmayup ancak kârgîr binâ manastır ve hân ve dekâkînler kalmış. Kâmil on üç bin altmış âdem esîr almış. Mâ-bâkî kefereler gemilere binüp deryâda halâs olmuş. Ne çâre çünki sabâh oldu, kal‘adan beş bin kadar atlılar ve üç bin kadar Tatarlar arabalar ile Kalmık Tatarların hayli kovdular. Anlarsa bâd-ı sabâ gibi esüp gitdiler. Yine kal‘a kefereleri hâ’ib ü hâsir geldiler ve varoşun bakıyyetü'n-nâr olanların söndürdüler ve yine amâr etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
… m ve mefrûzu'l-kadem (---)(---)(---)(---) evkâf-ı azîmdir kim hasîbü'n-neseb
olanların
219a taht-ı hükûmetlerinde olup salb [u] siyâset ve cürmü [ü] cinâyet ve gayr …
Bu şehr-i atîk anın tahtgâhı idi. Niçe bin devlet eline girüp âhır-ı kâr sene 777 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr fethidir, be-dest-i Gâzî Evrenos. Ba‘dehu küffâr-ı bed-kirdâr-ı murdâr bu şehre yine istîlâ edüp yine sene 786 târîhinde Gâzî Evrenos feth edüp bir dahi küffâr-ı hâksâra cây-ı me’men olmasın deyü kal‘asın câ-be-câ rahnedâr etmişdir. Hâlâ tahrîr-i Gâzî Süleymân Hân üzre Rûmeli eyâletinde Selânik sancağı hâkinde maktû‘-ı kalem ve mefrûzu'l-kadem (---)(---)(---)(---) evkâf-ı azîmdir kim hasîbü'n-neseb olanların 219a taht-ı hükûmetlerinde olup salb [u] siyâset ve cürmü [ü] cinâyet ve gayri mahsûlât-ı mütenevvi‘a cümle anların destinde olup keyfe mâ-yeşâ mutasarrıflardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218b–219a ·
metinde göster ·
… vardır, ammâ bunların da pâsbân ve dîdebân ve bevvâbânları vardır. Bunda sâkin
olanların
cümlesi birbirlerine kefîl ve boyun ehl-i hıref ve ehl-i pîşe garîbü'd-diyâr mü …
Der-ta‘rîf-i râb-ı gurebâ-yı mücerredân: Cümle tokuz aded bekârhâne odaları vardır, ammâ bunların da pâsbân ve dîdebân ve bevvâbânları vardır. Bunda sâkin olanların cümlesi birbirlerine kefîl ve boyun ehl-i hıref ve ehl-i pîşe garîbü'd-diyâr müslim ve gayrı müslim âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 220a ·
metinde göster ·
… bir câmi‘dir, ammâ bu cihânı geşt [ü] güzâr eden seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem
olanların
mâbeynlerinde memdûh u meşhûr olan câmi‘-i pür-nûr-ı ibret-nümâ bu kal‘anın ort …
Bu kal‘a içre bir câmi‘dir, ammâ bu cihânı geşt [ü] güzâr eden seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem olanların mâbeynlerinde memdûh u meşhûr olan câmi‘-i pür-nûr-ı ibret-nümâ bu kal‘anın ortasında vâki‘ olup tûlu iki yüz elli ayakdır ve arzı seksen ayakdır. Ve içinde cümle altmış aded beyâz mermer direği amûd-ı müntehâlarla biri biri üzre iki kat vaz‘ olunmuş sütûn-ı mevzûn-ı ibret-eserlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 251b ·
metinde göster ·
… ûm ve gam-küsâr şekilli sûretlerin yazup mermerde kazup bir tarafda cennet içre
olanların
hûrî ve gılmân ile gûnâ-gûn bâğ-ı behiştlerde ayş [u] ışret etdikleri meclis[le …
[Ve] ehl-i cehennemi zebânîler yılanlar ile ehl-i cehennemi ura ura cehenneme giderler iken her biri mağmûm ve gam-küsâr şekilli sûretlerin yazup mermerde kazup bir tarafda cennet içre olanların hûrî ve gılmân ile gûnâ-gûn bâğ-ı behiştlerde ayş [u] ışret etdikleri meclis[le]rin yazmış. Bir tarafda dahi ehl-i cehennemin dâr-ı cahîmde cahîm-i nâr-ı sa‘îr içre yatup zebânîlerin urdukları timsâlleri yazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253a ·
metinde göster ·
… e meşhed-i gâziyân-ı kadîm ki Sultân Bâyezîd-i Velî asrında kal‘a altında şehîd
olanların
yanlarında bu Cezâyirli şühedâların defn edüp rûhlarıyçün Yâsîn-i şerîf ve Fâti …
Bu mahalde meşhed-i gâziyân-ı kadîm ki Sultân Bâyezîd-i Velî asrında kal‘a altında şehîd olanların yanlarında bu Cezâyirli şühedâların defn edüp rûhlarıyçün Yâsîn-i şerîf ve Fâtiha-i ümmü'l-kitâb-ı latîf tilâvet olunup herkes vatanlarına revâne oldukda bu hakîr gayr[i] ziyâretgâhlara meşgûl oldum. Evvelâ bir kubbe-i âlî içinde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 270b ·
metinde göster ·
nakilleri üzre niçe yüz ümmet-i Muhammed âh [u] enîn edüp eyitdiler kim bu sicn …
Ve bu iç kal‘a kapusunun iç yüzünde muhtesibhâneye muttasıl çâh-ı gayyâ-yı derk-i esfelden nişân verir çâh-ı Bâbil-i Hârût-Mârût'dur yâhûd Mısır'daki Sicn-i Yûsuf'dan nişân verir bir mahpeshânedir kim görenin aklı gidüp vücûd-ı benî âdem çâk çâk olur. İçinde giriftâr-ı bend-i zencîr olanların nakilleri üzre niçe yüz ümmet-i Muhammed âh [u] enîn edüp eyitdiler kim bu sicn-i cahîm beş kat seng-i hârâdan kesme çâh-ı azîmler olup üç katı ka‘r-ı zemînde tahtânî zîr-i zemînler imiş. Ve üç katı fevkânî olup cemî‘i der-i dîvârları demir tahta kaplı olup ba‘zı hurde pençereleri beşer altışar kat kol kalınlığı demir pençereler olup cümle ümmet-i Muhammed esîrlerin her gece bu zindâna zencîrler ile bağlı ka‘r-ı zindâna endirüp yine ale's-sabâh çıkarırlar. Tâ bu mertebe bir muzlim mahpûshâne-i calenderdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 317a ·
metinde göster ·
"Pâdişâh-ı âlem-penâh vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ ve şeyhülislâm sizlere selâm etdiler. Benim gâzîlerim inşâallâhu ta‘âlâ on güne dek elli bin aded asâkir-i İslâm ile varup yetişirim. Dîn-i mübîn gayreti anlarındır. Hemân gayret ve cidd ü ihtimâm etsinler, neylerse eylesinler, zinhâr be-zinhâr kal‘ayı küffâra vermesinler, işte cemî‘i ser-i kârda olanların mektûbları" deyüp cümle mahsûr olan guzât-ı müslimîne tesellî-i hâtır verüp anlar dahi var makdûrların sarf edüp şeb [ü] rûz savaş-ı perhâşlar ederken hakîkatü'l-hâl on günde yetmiş seksen bin asker âmedânî kazâ vü kader gibi hemân cümle kâfirlere kal‘a altında girişüp küffâra bir sâtûr-ı Bâyezîdî çekerler kim hâlâ Müzakiyye sahrâsında firâr eden keferelerin üstühânları cüste cüste ve püşte püşte yığılup yatdığı nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 358a ·
metinde göster ·
Ve cümle yetmiş huddâmı vardır. Ve deli bürâderlere ve tahsîl-i mîzâca karîb
olanların
def‘-i gamı içün üç vakitde hoş-elhân üstâd-ı kâmil hânende ve zühreye mânende …
Ve cümle yetmiş huddâmı vardır. Ve deli bürâderlere ve tahsîl-i mîzâca karîb olanların def‘-i gamı içün üç vakitde hoş-elhân üstâd-ı kâmil hânende ve zühreye mânende sâzendegânlar gelüp fasıl etdükçe deli bürâderlerimizin kimisi hâmûş-bâş ba‘zısı lecc-i savaş eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y245b ·
metinde göster ·
… girmi sekiz gazânın tokuzu da kâfirler ile kılıç kılıça yaka yakaya ceng-i azîm
olanların
beşinci gazâları bu Hayberistân'da kal‘a-i Fidik'dir. Ammâ şehri Medîne'dir kim …
Ammâ be-kavl-i Kitâb-ı P 115b Siğer Hazret-i Risâlet-penâh'ın bizzât yigirmi sekiz gazâları vardır. Mesaf cengi Q 114b olanlara Gazâ derler idi. Ammâ Ashâb-ı kibârın birin serdâr etseler ana Sefer-i Seriyye derlerdi. Ammâ bizzât kendileri bile hâzır oldukları yigirmi sekiz gazânın tokuzu da kâfirler ile kılıç kılıça yaka yakaya ceng-i azîm olanların beşinci gazâları bu Hayberistân'da kal‘a-i Fidik'dir. Ammâ şehri Medîne'dir kim kal‘a bir şâhrâhdan nümâyândır. Bir püşte-i âlînin zirve-i a‘lâsında Anter'in anası Fidik nâm zengiye avret binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y275b ·
metinde göster ·
iki yüz müte‘addid teşeyyü‘ irtikâb etmiş kimesneleri katl ederler.
Ulemâlardan istimâ‘ etdüği kelimâtları bir bir takrîr etdükde ol gece sultân dahi atlanup cümle ulemâyı subaşı evinde habs edüp ulemânın evlerin basup İmâm şâfi‘î'nin cümle emvâl [ü] erzâkı meydân-ı mahabbete çıkup ale's-sabâh dîvân-ı pâdişâhî olup subaşı eline İmâm şâfi‘î izniyle mutlak buyuruldusu verüp İmâm şâfi‘î'nin hilâfında olanların iki yüz müte‘addid teşeyyü‘ irtikâb etmiş kimesneleri katl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y29b ·
metinde göster ·
… üs ve Gazze'den zeytûn ve zeytûn yağı bunda gelir, bir yağlı hândır, anda sâkin
olanların
dahi esbâbları ve yürekleri yağlıdır.
Ve mukâbelesinde Zeyt vekâlesi, cümle Şâm ve Kudüs ve Gazze'den zeytûn ve zeytûn yağı bunda gelir, bir yağlı hândır, anda sâkin olanların dahi esbâbları ve yürekleri yağlıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y119a ·
metinde göster ·